Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun
18 theses · Gazi University
Türkiye Türkçesi ağızlarında bitki ve hayvan isimleri
"Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bitki ve Hayvan İsimleri" adlı tez çalışması bitki ve hayvan isimlerinin kavram alanını belirmek ve bu alandaki boşluğu doldurabilmek için hazırlanmıştır. "Türkiye Türkçesi Ağızlarında Bitki ve Hayvan İsimleri" adlı tezimizi hazırlamadaki ana gayemiz, Türk milletinin tabiata bakış tarzının ortaya konulması olmuştur. Böylece bu çalışmada, Türkçenin bitki ve hayvan isimleri alanındaki sözvarlığını bir arada derleme amaçlanmaktadır.Türkiye Türkleri, Anadolu'da hem geçimini sağlamak hem de yiyeceğini temin etmek için hayvan ve bitki yetiştiriciliği ile meşgul olmuşlardır. Bitkiler ve hayvanlar Türk kültüründe geniş bir etki alanı içerisinde yer almıştır. Bazı hayvanlar kutsallaştırılıp totem hâline getirilmiş, bazıları pek önemsenmemiş, bazılarından da sadece giyim kuşam yanında diğer doğal ihtiyaçlar amacıyla faydalanılmıştır. Bitkilerden de halk hekimliği yanında tıp ve eczacılık, kozmetik ve tekstil gibi birçok alanda fayda sağlanmıştır. Türkler'in çok eski devirlerde tarımla uğraşmaya başladıkları ve her türlü geçimlerini onlardan sağladıkları belirlenmiştir. Hayvanların etinden, sütünden ve süt ürünlerinden faydalandıkları gibi daha sonraki zamanlarda avcılıkla da ilgilenmeye başladıkları görülmüştür. Yarı göçebe bir hayat tarzı sürdüren Türkler, bitki ve hayvan isimlerini halk kültürünün ve felsefesinin özlü ifadeleri olan deyim ve atasözlerinde fazla sayıda kullanmışlardır. İsimleri verme ve kullanma bakımından da Türk milletinin hayat felsefesini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple Türkiye Türkçesinin ulaşılabilen bütün kaynakları taranmış ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Hayvanlar; renkleri, yapıları, organları gibi fiziksel özellikleriyle beslenme ve üreme özelliklerine göre çeşitli isimler almıştır. Bitkiler; köküne, yetiştiği ortama, görünüşüne, rengine, uzunluğuna, kokusuna, kullanılışına, (insanlara ve organlarına, hayvan ve organlarına, eşyalara, diğer varlıklara) benzetme yoluyla çeşitli isimler almıştır. Adlandırmalara bakıldığında, Türkçenin kavramlaştırmada doğadaki nesnelere dayandığı ve somut bir anlatım dili kullandığı görülmektedir. Benzetmelere dayalı adlandırmalar yanında ad aktarmalarıyla ve deyim aktarmasıyla yapılan adlandırmalar da farklı özellikleriyle dikkat çekmektedir. Anadolu ağızlarında bunun yanında güzel adlandırma örnekleriyle benzetmeli, aktarmalı adlandırmaların tanığı olan, somut kavramlara da rastlanmıştır. Bir hayvana ya da bitkiye bir yörede başka bir isim verilirken başka bir yörede farklı bir isim verilmektedir. Bunun yanında aynı isim, yöreler arasında farklı anlamlara geldiği gibi farklı bitki ya da hayvan isimlerine verilmektedir.Türk dili ve edebiyatının yazılı ve sözlü malzemeleri incelendiğinde, Türkçenin bitki ve hayvan isimlerinin zengin ve çeşitli olduğu görülmektedir. Bitki ve hayvan isimleri, şahıs adlarında, halk hekimliğinde, yargı ve düşünce kalıplarında, gelenek görenek ile ilgili ifadelerde, inançlarda ve rüyalarda kendisini önemli derecede hissettirmektedir. Aynı zamanda kültür dilindeki kişileştirme, konuşturma, benzetme gibi söz sanatlarında ve destanlarda duygu ve düşüncelerin iletilmesi amacıyla da hayvan isimlerinden faydalanılmıştır. Türkler, bazı bitki ve hayvan adlarından bazılarını şahıs lakap ve unvanı ile yer adlarında kullanmışlar, bu adlandırmada yırtıcı kuşlar, pençeli hayvanlar ile evcil olanlardan özellikle erkek cinslerinin isimlerini gücü temsil ettiğinden dolayı tercih etmiştirler. Aynı zamanda kız çocuklarına da doğada bulunan güzel ve narin yapılı hayvan isimlerinin verildiği görülmüştür.Anahtar Sözcükler:1.Türkiye Türkçesi2.Anadolu Ağızları3.Bitki ve Hayvan Adları4.Dilbilim, Adbilim5.Sözcükbilim6.Adlandırma
Bismil Türkmen ağzı
Diyarbakır ili Bismil ilçesinde merkezde Dumlupınar mahallesi ve Türkmenhacı, Bakacak (Seyit Hasan) ve Ulutürk (Türk Darlı) köylerinde kümelenen Türkmenlerin sahip oldukları ağız özellikleri, genel anlamda Türkiye Türkçesi ağızları ve özelde Doğu grubu ağızları için büyük önem arz etmektedir. Bismil Türkmen Ağzı, bağlı bulunduğu Doğu grubu ağızlarından ve bir alt grup olarak Diyarbakır ağzından ayrılarak Azerbaycan ve Irak Türkmen ağızları ile birleşen birçok fonetik ve morfolojik özellik göstermektedir. Leksik olarak da Bismil Türkmen Ağzı, özellikle Irak Türkmen ağızları ile çok büyük bir ortaklığa sahiptir. Bu birlikteliklerin ve farklılıkların ortaya konması hem Doğu grubu ağızlarının kendi içerisinde sınıflandırılmasına, hem de Doğu Oğuz grubu ağızlarının güney kanadının aydınlatılmasına ve kendi aralarındaki ilişkilerinin tespit edilmesine katkıda bulunacaktır.Türkmen kimliğinin temel alınması durumunda, Bismil Türkmen Ağzı, Şanlıurfa-Musul-Kerkük hattı ağızları ve bu hatta bazı Azerbaycan ağızlarının dahil olması ile oluşacak daire, etnik temelde gelişecek bir ağız grubu olarak bazı iskân problemlerinin çözümünde ipucu görevi görebilir.Bismil Türkmen Ağzının gösterdiği birtakım önemli dilsel farklılıklar nedeniyle, Diyarbakır ağzının kendi içerisinde farklı ağız katmanlarına ayrılabileceği sonucu da ortaya çıkmaktadır.
Tofa (Karagas) Türkçesi: Şekil bilgisi
Bu çalışmanın amacı bugün Sibirya coğrafyasında varlığını sürdürmekte olan Tofa Türkçesinin şekil bilgisinin tarihî-karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve Tofa Türkçesindeki biçimbirimlerin yapısal ve işlevsel özelliklerinin tespit edilmesidir. Eldeki çalışma Giriş ve İnceleme olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Tofa Türklerinin sosyokültürel tarihi, Türk lehçelerinin tasnifinde Tofa Türkçesinin yeri, Tofa Türkçesindeki harflerin tanımları ve Tofa Türkçesinin ses özellikleri üzerine bilgiler verilmiştir.Çalışmamızın esas bölümünü teşkil eden inceleme kısmında Kelime, Yapım Ekleri, Adlar, Zamir, Sıfat, Zarf, Fiil, Zaman, Görünüş, Kip ve Kiplik, Kılınış kategorileri ele alınmıştır. Tarihî-karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alınan her kategori yapısal ve işlevsel açıdan örneklere dayalı olarak işlenmiştir. Sonuç kısmında incelememizde elde ettiğimiz bulgular maddeler hâlinde sunulmuştur. Ayrıca çalışmamız süresince yararlandığımız eserler de Kaynakça kısmında yazar adlarına göre alfabetik olarak sıralanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tofa Türkçesi, Eski Türkçe, Şekil Bilgisi, Kelime Yapımı, Fiil Çekimi.
Eski Uygur Türkçesinde ağızlar
Tezimizde temel olarak A. v Gabain'in Eski Uygur Türkçesinde ağızlar konusundaki görüşlerinin bir kısmı, kısaltmalar bölümünde verilen metinler kapsamında ele alınmaya, seçilen metinlerden alınan örnekler tarihsel ve bölgesel olarak değerlendirilmeye çalışılmıştır.Fonetik bağlamda, palatal n'nin Eski Uygur Türkçesi metinlerini n ve y ağzı olarak ayırmaya uygun olmadığı, palatal n sesinin, ekte ve kelimelerde farklı süreçler geçirerek y sesine değişmiş olabileceği, aynı metinde ikili biçimlerin görülmesinin kısmen imla ile kısmen de eski ve yeni biçimlerin bir arada olabilmesi ile açıklanabileceği; genizsillik yitiminin bir ağız özelliği olabileceği; elifli yazımların kısmî örneklerde genişletici etkisi olan ünsüzlerin neden olduğu bir genişleme hadisesini yansıtabileceği, ayrıntılı bir çalışma ile anlaşılacak olmakla birlikte genel olarak Türk dilindeki başka bir fonetik niteliğe, kısalmış ünlüye, işaret edebileceği öngörülerine varılmıştır. Vasıta ekinin ikili ve dörtlü biçimlerinin iki ayrı ağızı yansıttığı, çıkma hâlini ifade etmekte kullanılan +dA, +dAn ve +dIn eklerinin üç ayrı ağız olduğu düşünülmüştür. İlgi hâli eki, şimdiki zaman sıfat-fiil ekleri ile gereklilik çekimlerinin de A. v. Gabain'in teorisinde belirttiği şekliyle Eski Uygur Türkçesindeki ağızları izah etmekte yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Söz konusu teoride geçen maddelerin durumu, metinlerdeki ağız izlerini n ve y ağzı şeklinde bir sınıflandırmanın altında ele almaya uygun olmadığını, ağızların daha ayrıntılı bir şekilde araştırılması gerektiğini göstermektedir.Anahtar Sözcükler1. Eski Uygur Türkçesi2. Lehçeler üstü dil3. Ağızlar4. Dilin tarihsel gelişimi5. Yazı gelenekleri
18. yüzyıla ait bir Siyer-i Nebî üzerinde sentaks incelemesi
?18. Yüzyıla Ait Bir Siyer-i Nebî Üzerinde Sentaks İncelemesi? adlı bu çalışma Osmanlı Türkçesinin 18. yüzyıldaki söz dizimi özelliklerini ve cümle uzunluklarının sayısal boyutlarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesi için 18. yüzyılın tanınmış âlimi ve güzel sanatlar üstadı Abdülbâki Ârif Efendi'nin Siyer-i Nebî adlı eseri seçilmiştir.Çalışmanın ilk aşamasında eserin en eski tarihli olan, yazı türü bakımından aynı olup okunaklılı bakımından da en iyi durumda bulunan iki nüzhası karşılaştırılarak sağlam bir metin kurulmaya çalışılmıştır. İkinci aşamada eserde geçen cümle ögeleri, kelime grupları, cümle türlerinin yapı özellikleri ile cümlelerin bağlanma şekilleri ortaya konmuştur. Ayrıca bu aşamada cümle, cümle ögesi ve kelime gruplarının istatistiksel bilgileri çıkarılmış, bu bilgilerle grafikler oluşturulmuş ve bu grafikler üzerinden mukayeseli bir değerlendirme yapılmıştır.
Kıpçak Türkçesi ile Kırgız Türkçesi arasında bir karşılaştırma denemsi
Türkçenin uzun bir tarihî geçmişe sahip olması ve çok geniş bir coğrafyaya yayılması yanında çeşitli tarihî, siyasî ve iktisadî gelişmeler, onun birçok kola ayrılmasına sebep olmuştur. Bu ayrılmalar, genel olarak lehçe ve şive seviyesindedir.XI-XIV. yüzyıllarda Karadeniz'in kuzeyinde, Mısır'da ve Harezm'de yaşayan Kıpçak (Kuman) Türklerinden yerli ve yabancı ilim adamları tarafından derlenmiş olan ve sözlükler hâline getirilmiş olan tarihî Kıpçak eserleri, Kıpçak Türkçesinin temel kaynaklardır. Kırgız Türkçesi ise bugünkü Kıpçak yazı dillerinin önemli bir kolunu teşkil etmektedir. Yaşayan Kıpçak yazı dillerinin tarihî biçimlerini araştırmak için başvurulacak asıl kaynakların biri sözlük ve gramer kitapları, diğeri ise Gregoryan Kıpçaklarına ait metinlerdir. Bu çalışmada sözlüklerdeki kelimelerin ses ve anlam bakımından Kırgız Türkçesi ile karşılaştırılarak, Kırgız Türkçesi ile tarihî Kıpçak Türkçesi arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymak suretiyle Kırgızcanın bu eserler ile olan ilişkisi belirlenmiştir.Ayrıca bu tez, Kırgız Türkçesi ile tarihî Kıpçak Türkçesi arasındaki ilk bilimsel karşılaştırmalı çalışmalardan biri olması açısından da ayrı bir önem taşımaktadır.Karşılaştırma sonunda, ikisi de Türkçenin birer lehçesi olan tarihî Kıpçak Türkçesi ile Kırgız Türkçesi arasındaki kelimelerin ilişkileri açısından aşağıdaki sonuçlar ortaya çıkmıştır:1. Tarihî Kıpçak Türkçesi ile Kırgız Türkçesinin en önemli benzerliği, Oğuz lehçelerinde görülmeyen ortak kelimelerin bulunmasıdır. Kıpçak Türkçesinde bir kelimenin hem Kıpçak hem Oğuz lehçesini andıran farklı biçimlerinin bulunmaktadır.2.20. asrın başlarından itibaren yazılmaya başlayan Kırgız Türkçesine ait sözlüklerde kelimenin sadece edebî dilde yaşayan biçimi verilirken tarihî Kıpçak Türkçesi sözlüklerinde ise bir kelimenin farklı ağızlarda ses değişikliğine uğramış şekillerinin bütünü alınmış. Kırgız Türkçesinde Arapça ve Farsça kelimeler çok büyük ses değişikliğine uğramıştır. Tarihî Kıpçak Türkçesinde Arapça ve Farsça kelimelerin hem sayı bakımından çok olduğu, hem de ses değişikliklerine fazla uğramadığı ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler1.Sözlük2.Kıpçak Türkçesi3.Kırgız Türkçesi4.Tarihi Türkçe
Erdebil ili ağızları
Erdebil İli Ağızları' Erdebil iline bağlı Halhal Türk ağızlarını konu edinmektedir. Tezin çalışma alanı sadece Halhal ağızlarıyla sınırlı olup Erdebil eyaletinin öteki ağızları, çalışma alanının dışında bırakılmıştır. Halhal, Hazar Denizi'nin güney batısında, İran'ın ise kuzey batısında yer almaktadır. Halhal ağızlarının ses ve şekil yapısını incelemeyi amaçlayan bu çalışmada, Halhal ağızlarının ses ve şekil bilgisi, Eski Oğuz Türkçesiyle karşılaştırılarak incelenmiştir. Halhal ağızları, kendi içinde üç ayrı ağız bölgesine ayrılmaktadır. Halhal ağızlarının sınıflandırılmasında aldığımız temel ölçüt, şimdiki zaman ekidir. Bu bağlamda üç farklı ağız bölgesi tespit edilmiştir: ?éyr Ağzı, ?ér Ağzı, ?Ir, -Ur Ağzı. Bu ağızlardan ?éyr Ağzı, ses ve şekil bakımından arkaik özellikler taşımanın yanı sıra bir kısım kelimelerde birincil uzun ünlüleri korumaktadır. Bu ağzın en önemli özelliği, ölçünlü Türkiye Türkçesiyle de bir takım ses ve şekil benzerliklerine sahip olmasıdır. ?ér Ağzı, şekil ve ses özellikleri itibariyle ?éyr ağzıyla ?ér ağzı arasındaki geçiş aşamayı oluşturmaktadır. Bu anlamda ölçünlü Azerbaycan Türkçesinde kullanılan ?Ir, -Ur şimdiki zamanın ekinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. ?Ir, -Ur Ağzı ise ses ve şekil bilgisi bakımından ölçünlü Azerbaycan Türkçesinin tipik bir ağzı niteliğindedir. Genel olarak değerlendirdiğimizde Halhal ağızları; ses, şekil ve anlam bilgisi itibarıyla Orta Oğuz Türkçesinin genel özelliklerini yansıtmaktadır. Ancak, bir takım ses ve şekil özellikleri bakımından da Halhal ağızlarının kendine özgü özellikleri bulunmaktadır. Halhal ağızlarının genel özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür: teklik ve çokluk 2. şahıslarda kullanılan şart ekinin her zaman için yuvarlak ünlülü olup ?su, -sü şeklinde olması; isim fiilinin olumsuzunda kullanılan edatın döyr şeklinde olması; siz şahıs zamiri için siz şeklinin yanı sıra süz şeklinin de bulunması, bu işaret zamiriyle vur- fiili için düz ünlülü bı ve vır- şekillerinin de kullanılması.Anahtar Sözcükler1. Orta Oğuzca2. İran Türk Ağızları3. Azerbaycan Türk Ağızları4. Erdebil-Halhal İli Ağızları5. Halhal Türk Ağızları
Kutadgu Bilig'in metindilbilimsel yapısı
Bu çalışmada, 11. yüzyılda Karahanlı Türkçesi ile kaleme alınan Kutadgu Bilig, metindilbilimde kullanılan ölçütlere göre incelenmiştir. Araştırma, Kutadgu Bilig'deki otuz beş bölüm ve yaklaşık 3500 beyte dayanılarak oluşturulmuştur.Araştırmanın giriş bölümü, çalışılan alanın içeriği ve neleri kapsadığına açıklık getirebilmek amacıyla metindilbilimin geçmişten günümüze yaşadığı servünenin ortaya konmasına ve incelenecek metinin daha iyi anlaşılabilmesi, doğru çözülmesi ve yorumlanması maksadı ile Kutadgu Bilig'in taşıdığı özelliklere ayrılmıştır. Bu bölümde, metin çözücüleri okuyacakları metne hazırlamak için Kutadgu Bilig'in yazarı, yazıldığı dönem/ yer, yazılma sebebi, adı ile içeriği arasındaki bağlantı ve türü ile ilgili bilgiler verilmiştir.Metindeki ögelerden hareketle, cümlelerden oluşan bir bütünün metin olup olmadığının ortaya konmasını sağlayan bağdaşıklık ve tutarlılık iki bölüm ve alt başlıklar halinde, sırasıyla, çalışmanın birinci ve ikinci bölümlerinde ele alınmıştır. Birinci bölümdeki ilk alt başlık, Türkçenin yapısı göz önünde bulundurularak oluşturulan ölçütlere göre gönderimsel bağdaşıklığı sağlayan dilsel ögelerin beyitlerden ve bölümlerden hareketle tespit edilmesine ayrılmıştır. Metindeki yapı ve sözcüklerin incelenmesine tahsis edilen ikinci alt başlıkta, sözcükler anlam alanlarına göre incelenmiş, metindeki eksiltiler ile bu eksiltilerin özellikleri ile ilgili bilgiler verilmiş ve metnin bütünlük taşımasında önemli bir yere sahip olan fiillerin zaman, görünüş ve kip açısından değerlendirilmesi yapılmıştır.Çalışmanın ikinci bölümünde, metindeki anlamsal ve mantıksal bağlantıların ortaya konmasını sağlayan tutarlılık incelenmiştir. Bu bölümde, art arda gelen ifadelerin daha önceki bilgileri desteklemesi, belirli bir anlam boyutu içinde bir devamlılık oluşturmasını sağlayan bağlaçlar, cümleye kattıkları ekleme, nedensellik, karşılaştırma, ayırım, karşıtlık, koşul, zaman, açıklama iletisine göre incelenmiştir. Metinde kullanılan bağlaçlar, edatlar ve zarflar taşıdıkları mantıksal ve anlamsal bağlantıya göre yukarıda sıralan alt başlıklar altında açıklığa kavuşturulmuştur.Araştırmanın sonunda, metnin anlaşılırlığını arttırmak amacı ile çalışmada kullanılan terimlerin açıklaması, farklı araştırmacılar tarafından hazırlanan Dilbilim Terimleri sözlüklerinden faydalanılarak yapılmış, başvurulan kitaplar ve makalelerin künyeleri kaynakça bölümünde verilmiştir.Anahtar Sözcükler1. Metindilbilim2. Kutadgu Bilig3. Bağdaşıklık4. Tutarlılık5. Artgönderim /Öngönderim
Türkçede cansız tabiatla ilgili kelimeler
`Türkçede Cansız Tabiatla İlgili Kelimeler' konulu tezimizi hazırlamadaki amacımız, Türk milletinin tabiata dayalı söz varlığının tespit edilmesi olmuştur.Tabiat isimlerini verme ve kullanma bakımından Türk milletinin düşünce sistemini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple VIII. yüzyıldan XIX. yüzyıl sonuna kadarki Türk dilinin çeşitli tarihî dönemlerinde yazılmış belli başlı sözlük ve dizinler incelenmiş ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır.Tabiat kelimeleri başlangıçtan günümüze kadar Türk kültüründe yer almıştır. Bazıları kutsallaştırılmış, bazıları teşbih (benzetme) unsuru olarak kullanılmış, bazıları ise `özel isim', `yer ismi', `ırmak ismi', `yıldız-gezegen ismi' ve `câriye-köle ismi' olarak kullanılmıştır.Türkçede cansız tabiatla ilgili isimler renkleri, çıkardıkları sesleri ve niteliklerine göre çeşitli isimler almıştır.Türkçede cansız tabiatla ilgili kelimeler Türk milletinin düşünce sistemini ve kültürünü yansıtması açısından önemli bir yere sahiptir.Anahtar Sözcükler1. Tabiat2. Gök3. Yer4. Su5. Maden
Türkçedeki temel kelimelerin cinsiyetlere göre çağrışım setleri
?Türkçedeki Temel Kelimelerin Cinsiyetlere Göre Çağrışım Setleri? adlı tez çalışmamızda, cinsiyet farklılığının, toplumsal rol ve kimliklerin, ekonomik ve kültürel koşulların, yaşama biçiminin; algılama, düşünme ve dil üzerindeki etkileri belirlenmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada çağrışımlar üzerinden insanın algılama ve düşünme biçimi, zihin dünyası anlaşılmaya çalışılırken beyin temelli bir yaklaşım benimsenmiştir. Çağrışım düşüncesi teorik anlamda açıklandığı gibi çağrışımın ve dilin nörofizyolojik gerçekliğine de değinilmiştir. İnsan beyni ve zihniyetinin toplumsal bünye ile olan bağları kurulmuş, çağrışımlar kurulan bu bağlar temelinde çeşitli dilbilgisel ve alt-kültürel eğilimler yönünden değerlendirilip sınıflandırılmıştır.Tez çalışmamızda 600 katılımcı yer almıştır. Bu katılımcılar cinsiyetlerine ve ait oldukları toplumsal tabakalara göre dört sınıfa bölünmüştür. Toplumsal tabaka belirleme anketi doğrultusunda, alt ve orta tabaka olmak üzere iki toplumsal sınıf oluşturulmuş, her bir toplumsal tabaka içindeki katılımcılar ?kadın? ya da ?erkek? oluşlarına göre kendi içinde bölünmüştür. Böylelikle kadın ve erkeklere ait çağrışımlar, sadece cinsiyetlere göre değil, katılımcıların toplumsal arka planları göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir.Katılımcılardan, Türkçedeki temel kelimelerden seçilen 207 hedef kelimenin çağrışımları istenmiştir. Çağrışım verileri, her bir katılımcı gruba göre sınıflandırılıp dilbilgisel ve alt-kültürel eğilimler yönünden değerlendirilmiştir. Böylelikle her bir katılımcı grupta yaşam biçiminin, zihniyetlerin ve kültürel gerçekliklerin izleri aranmıştır.Çalışma verilerinin değerlendirilmesi sonucunda, hedef kelimelerin çağrışımlarında toplumsal tabakalara ve cinsiyet gruplarına göre farklılıklar olduğu, çağrışımlarda toplumsal tabakalara ve cinsiyetlere özgü alt-kültürün, yaşayış, algılayış ve dil kullanım biçimlerinin izlerinin bulunduğu görülmüştür. Görülen bu farklı eğilimler, katılımcıların ekonomik ve kültürel gerçeklikleri, toplumsal rolleri ve yaşam biçimleri doğrultusunda açıklanmıştır.
Bala ilçesi ağzı
Bu tez, Anakara'ya bağlı Balâ ilçesinin kısa tarihi, etnik yapısı ve dil özellikleri ile ilgili bilgiler içermektedir. Ayrıca, tezin sonunda yazı dilinde kullanılmayan veya az çok şekil değişikliğine uğramış kelimelerin yazı dilindeki karşılıklarının verildiği bir sözlük bulunmaktadır. Çalışmamızın giriş kısmında Balâ ilçesi ile ilgili birtakım genel bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca bu bölümde, Balâ'nın kuruluşu, ilçeye Balâ isminin veriliş nedeni, idari teşkilatlanması ve ilçeyle ilgili bazı istatistik? bilgiler vardır. Yine bu bölümde Balâ ilçesinin etnik yapısı ile ilgili de bazı bilgiler verilmiştir. Burada, Oğuz boylarından, özellikle Afşar ve Bayat boyunun bölgeye yerleşerek, buraları bir Oğuz-Türkmen ili hâline getirdiği anlatılmaktadır. Tezin ilk bölümünde Balâ ilçesi ve köylerinden derlenen metinlerin incelenmesiyle ortaya konulmuş olan, Balâ ilçesi ağzının ses bilgisi özellikleri bulunmaktadır. Burada Balâ ilçesi ağzında kullanılmakta olan ve yazı dilinden farklı olan sekiz ünlü ile beş ünsüz ve bunların özellikleri, Balâ ilçesi ağzında bulunan uzun ünlüler ve bunların oluşma sebepleri, kısa ünlüler, geniz ünlüleri, ünlü uyumu, ünlü değişmeleri, ünlü düşmesi, ünlü türemesi ve bunların sebepleri ele alınmaktadır. Ayrıca ünsüzler konusunda da yazı dilinden farklı olarak Balâ ilçesi ağzında kullanılan ünsüzlerin özellikleri ile ünsüz değişmeleri başlığı altında ünsüzlerin tonlulaşması, tonsuzlaşması, süreklileşmesi (sızıcılaşma, akıcılaşma), süreksizleşmesi, ünsüz benzeşmesi, ünsüz düşmesi, ünsüz türemesi, ünsüz ikizleşmesi, hece kaynaşması, hece yutumu, ünsüz göçüşmesi ve vurgu gibi konular üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Balâ ilçesi ağzının şekil bilgisi özellikleri örneklerle ele alınmıştır. Bu bölüm iki ana başlık altında incelenmiştir. İsimler ve fiiller. İsimler konusunda Balâ ilçesi ağzında kullanılan isim yapma ekleri ve isim çekim ekleri ele alınarak yazı dili ile gösterdiği farklılıklar ortaya konulmuştur.138 Ayrıca, Balâ ilçesi ağzında kullanılan zamir, sıfat ve zarflar da bu konu başlığı altında incelenmiştir. Fiiller konusunda da fiil yapma ekleri ve fiil çekim eklerinin Balâ ilçesi ağzındaki kullanılış şekilleri ele alınmıştır. Ayrıca Balâ ilçesi ağzında ek fiil, fiilimsiler ve edatların kullanılışları da bu bölümde örneklerle ortaya konulmuştur. Sonuç bölümünde ise Balâ ilçesi ağzının tespit ettiğimiz dil özellikleri maddeler hâlinde sıralanmıştır. Kaynakça bölümünde çalışma sırasında faydalanılan kaynakların künyeleri bulunmaktadır. Diğer bir bölümde ise Balâ ilçesinin çeşitli köylerinden derlenen ve bu tez çalışmasına kaynaklık eden metin parçaları bulunmaktadır. Bu metinler yaklaşık kırk kişi ile herhangi bir konu ile ilgili yapılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Son bölümde ise yazı dilinde kullanılmayan veya yazı dilinde kullanılıp da çeşitli ses farklılıkları nedeniyle anlaşılmayan bazı kelimelerin anlamlarının verildiği bir sözlük bulunmaktadır.
Tarihi Türk lehçelerinde hayvan isimleri
ÖZET "Tarihî Türk Lehçelerinde Hayvan İsimleri" konulu tezimizi hazırlamadaki ana gayemiz, Türk milletinin tabiata bakış tarzının ortaya konulması olmuştur. Hayvan isimlerini verme ve kullanma bakımından da Türk milletinin hayat felsefesini bir yönüyle yansıtmak da diğer bir amacımız olmuştur. Bu sebeple bilinen ilk yazılı Türk metinleri olan Orhun Yazıtlan'ndan XIX. yüzyıl sonuna kadarki Türk dilinin çeşitli tarihî dönemlerinde yazılmış mevcut olan belli başlı bütün eserler incelenmiş ve farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Hayvanlar Türk kültüründe geniş bir etki alanı içerisinde yer almıştır. Bazıları kutsallaştırılıp totem hâline getirilmiş, bazıları pek önemsenmemiş, bazılarından da sadece giyim kuşam yanında diğer doğal ihtiyaçlar amacıyla faydalanılmıştır. Türkler'in çok eski devirlerde hayvancılıkla uğraşmaya başladıkları ve her türlü geçimlerini onlardan sağladıkları belirlenmiştir. Hayvanların etinden, sütünden ve süt ürünlerinden faydalandıkları gibi daha sonraki zamanlarda avcılıkla da ilgilenmeye başladıkları görülmüştür. Yarı göçebe bir hayat tarzı sürdürmüş olan Türkler, hayvan isimlerini halk kültürünün ve felsefesinin özlü ifadeleri olan deyim ve atasözlerinde bir hayli fazla sayıda kullanmışlardır. Hayvanlar renkleri, yapıları, organları gibi fiziksel özellikleriyle beslenme ve üreme özelliklerine göre çeşitli isimler almıştır. Türkler, bazı hayvan adlarını da şahıs lâkap ve unvanı ile yer adlarında kullanmışlar, bu adlandırmada yırtıcı kuşlar, pençeli hayvanlar ile evcil olanlardan özellikle erkek cinslerinin isimlerini gücü temsil ettiğinden dolayı tercih etmiştirler. Aynı zamanda kız çocuklarına da doğada bulunan güzel ve narin yapılı hayvan isimlerinin verildiği görülmüştür.
Ak Möör Destanı transkripsiyon, aktarma, gramatikal dizin
Ak Möör Destanı Transkripsiyon, Aktarma, Gramatikal Dizin adlı tezin Giriş bölümünde Kırgızlar, Kırgız destanları hakkında genel bilgiler verilerek, destanın kendisi de olayların geçtiği zaman ve kişiler bakımından tanıtılmıştır. Metin bölümünde, ele alınan destan metni Lâtin harfleriyle transkribe edilmiş; transkripsiyon işlemi tamamlandıktan sonra aktarılan metin Kırgız Türkçesi karşılığıyla birlikte ve satır numaralarıyla birlikte gösterilmiştir. Dizin bölümünde, metinde geçen bütün kelimeler için bir madde başı listesi hazırlanmış ve bu listenin hazırlanmasında Besim Atalay'ın Divanü Lügat-it Türk adlı çalışmasında uyguladığı metot esas alınmıştır. Sonuç bölümünde, orijinal metinde en çok geçen isimler, fiiller, zamirler ve edatlarla ilgili istatistiki bilgiler verilmiştir. Tezin sonunda ise çeşitli şekillerde faydalanılan bir eserler bibliyografyasına yer verilmiştir.
Türkiye Türkçesi ve Kırgız Türkçesinin kelime grupları bakımından karşılaştırılması
Türkçenin uzun bir tarihî geçmişe sahip olması ve çok geniş bir coğrafyaya yayılması, çeşitli tarihî, siyasî ve iktisadî gelişmeler, onun birçok kola ayrılmasına sebep olmuştur. Bu ayrılmalar, genel olarak lehçe ve şive seviyesindedir. Uzun yıllar hem coğrafî, hem de siyasî olarak Türkiye Türkçesinden uzak kalmak zorunda bırakılan diğer Türk lehçelerini konuşanlar, son on yıldaki gelişmeler sonucunda birbirleriyle karşılaşmak, birbirlerini anlamak imkânına kavuşmuştur. Bu noktada, karşılıklı olarak lehçeleri araştırma, benzerlik ve farklılıkları belirleme ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaçtan yola çıkılarak yapılan bu çalışmada, Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi kelime grupları bakımından karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken, iki lehçenin gramer kitaplarından faydalanılmış, benzerlik ve farklılıklar edebî metinlerden seçilmiş örnek kelime grubu ve cümlelere dayandırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, ikisi de Türkçenin birer lehçesi olan Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi arasında, kelime grupları seviyesinde şu sonuçlar ortaya çıkmıştır : 1. Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi, Türkçenin kelime dizilişinde en eski dönemlerden beri devam eden "Yardımcı unsur başta, asıl unsur sonda bulunur." ve "Yardımcı unsur tâbi olan, asıl unsur ise tâbi olunandır." şeklindeki değişmez kuralları korumuşlardır. 2. Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi kelime gruplarının yapısı bakımından, birkaç özellik dışmda, farklılık göstermezken, Türkiye gramerciliği ile Kırgızistan gramerciliği arasında, kelime grubu anlayışı ve kelime gruplarını inceleme yöntemleri açısından farklılıklar bulunmaktadır. Her iki lehçe arasındaki anlayış ve yöntem farklılıkları arasında, birbirlerini tamamlayacak nitelikte olanları da vardır.