Theses supervised by Prof. Dr. Ayşe Balanlı
10 theses · Yıldız Technical University, Hasan Kalyoncu University
Yapı içi hava kirliliğinin değerlendirilmesine yönelik bir yaklaşım
İnsanlar yaşamlarının büyük çoğunluğunu, asal amacı kullanıcısına sağlıklı bir yaşam sunma olan, yapılarda geçirmektedir. Yapıyla ilişkili, kullanıcısının sağlığını olumsuz etkileyerek, baş ağrısından kansere dek oldukça çeşitli sağlık ve buna bağlı ekonomik sorunların ortaya çıkmasına neden olan özelliklerden birisi, yapı içi hava kirliliğidir. Söz konusu olumsuzluğun en düşük düzeye indirilmesi ya da önlenmesi için öncelikle, var olan yapı içi hava kirliliğinin, kullanıcı sağlığı açısından, doğru kurulmuş bir yapı – insan sağlığı ilişkisi çerçevesinde değerlendirilmesi ve kirlilik nedeniyle yapıda ortaya çıkan olumsuzluk ve risk düzeylerinin belirlendiği kararların üretilmesi gerekmektedir. Bilimsel çalışmalarda, çeşitli araştırmacılar ya da kurumlar tarafından üretilmiş, farklı gelişmişlik düzeylerinde bazı yaklaşım ve yöntemler bulunmasına karşın, belirtilen amaç için kullanılabilecek kapsamlı ve sistemli bir yaklaşımın eksikliği görülmekte, bu eksiklik, konuyla ilgili önemli araştırmacılar tarafından da vurgulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, kullanıcıların var olan yapılardaki iç hava kirliliğinden olumsuz etkilenebileceği durumlarda, kirliliğin azaltılmasına ya da önlenmesine yönelik çalışmalara veri sağlayacak bir değerlendirme yaklaşımı oluşturmaktır. Konu, insan sağlığı ve sağlıklı iç çevrelerin üretilerek, sağlıklı olma durumlarının sürdürülmesi açısından önemli görülmektedir. Araştırma, konunun, etkilenimi ortaya çıkaran kirletici – ortam – kullanıcı bağlamında ele alınabileceği ve ulaşılmak istenen yaklaşımın oluşturulmasında, var olan bilimsel çalışmalar kapsamında üretilmiş yöntem ve yaklaşımlardan yararlanılabileceği düşüncelerine dayanmaktadır. Bu doğrultuda oluşturulmuş bir yaklaşım aracılığıyla, yapılarda karşılaşılabilecek iç hava kirliliğinin kullanıcı sağlığı açısından olumsuzluk düzeyinin ve risklerin belirlenebileceği ve söz konusu olumsuzluğu ortaya çıkaran sorunların doğru bir şekilde saptanmasına olanak tanınacağı varsayılmıştır. Yapı içi hava kirliliği, yapının dış çevresinden, yapı ürünlerinden ve kullanıcılardan kaynaklanarak, yapının kapalı birimlerinin havasına karışan; farklı fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikler taşıyabilen ve insanda, temel olarak, kanser, kanser dışı hastalıklar ve sağlıksız bina sendromu oluşturabilen iç hava kirleticileri nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Kullanıcıların yapı içi hava kirleticilerinden etkilenmesi, iç havada belirli bir süre boyunca ve belirli yoğunluk düzeylerinde var olan kirleticilerin, kullanıcının bedenine ulaşmasıyla başlamaktadır. Etkilenim, çoğunlukla, kirleticilerin solunması, daha düşük oranda, deri ve göz yüzeylerine dokunması yoluyla gerçekleşmektedir. Söz konusu etkilenimin düzeyinde ve sonuçta ortaya çıkabilecek sağlık / konfor sorunlarının niteliğinde ise, bu birliktelik süresinde, insana ulaşan kirleticilerin özelliklerinin yanı sıra, insanın solunum sistemi ve derisiyle ilgili biyolojik özellikleri, sosyolojik yapısıyla ilişkili eylemleri ve genetik, alışkanlıklar, sağlık durumu vb özelliklerle ilişkilendirilen duyarlılığı etkili olmaktadır. Yapının kapalı birimleri, iç hava kirleticileriyle insanı bir araya getirerek, etkilenimin gerçekleştiği ortamları oluşturmakta ve bu birlikteliği çeşitli şekillerde etkilemektedir. Özellikle kirleticilerin ortam havasındaki türleri ve yoğunluk düzeyleri, birimlerin havayla ilişkili özellikleri nedeniyle zaman içinde değişebilmektedir. Birimlerdeki hacim içinde gerçekleşen doğal ya da yapay hava devinimleri, yüzeylerin kirleticilerle etkileşime girmesi ve tüm bu durumları etkileyebilen sıcaklık, nemlilik, ıslaklık gibi özellikler, söz konusu birliktelik açısından önemli görülmektedir. Etkilenimle ilgili güncel ve çağdaş yaklaşımlar, hedeften, başka bir anlatımla, etkilenen insandan başlamakta; öncelikle insana ulaşan ve onu etkileyen durum belirlenmektedir. Bu bağlamda, bilimsel çalışmalarda, yapının kapalı birimlerinde, kullanıcıyla bir araya gelen kirleticilerin nitelik ve nicelik özelliklerinin, kullanıcının etkilenme süresinin, sıklığının ve karşı karşıya olduğu kirleticiler açısından duyarlılık durumunun çeşitli yöntem ve yaklaşımlarla belirlendiği anlaşılmaktadır. Yapının kapalı birimlerininde bulunan • kirleticilerin o türleri, yapıdaki / yapının çevresindeki kirletici kaynakları, etkilenen insanın kirleticilerle ilişkilendirilen sağlık sorunları ve bedenindeki kirletici belirteçleri incelenerek; o yoğunluk düzeyleri, çeşitli ölçüm, hesaplama ve bilgisayar benzetimi yöntemleri kullanılarak, • etkilenim süresi ve sıklığı, kullanıcılarla ilgili konum – zaman – eylem araştırmaları yapılarak saptanmaktadır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi ise çoğunlukla, kirletici yoğunluklarının belirli nitelikteki sınır değerlerle karşılaştırılması ve bazı durumlarda, söz konusu etkilenim nedeniyle insanda ortaya çıkabilecek kanserlerin ya da kanser dışındaki hastalıkların oluşma risklerinin hesaplanması şekilinde gerçekleştirilmektedir. Yapı içi hava kirliliğinin insan sağlığı açısından değerlendirilmesine yönelik bilimsel çalışmalardaki eksikliğin giderilmesi amacıyla kapsamlı bir değerlendirme yaklaşımı oluşturulmuştur. Disiplinler arası bir çalışma gerektiren bu yaklaşım, yapının tanımlanmasıyla başlamakta, yapıda ve çevresinde kapsamlı bir ön araştırma, ön araştırmada elde edilen verilerin değerlendirilerek, kirleticiler ve etkilenimle ilgili belirleme kararlarının oluşturulduğu ve kararlar doğrultusunda ilgili belirleme eylemlerinin gerçekleştirildiği belirleme ve elde edilen verilerin ortam – kirletici – kullanıcı özellikleri bağlamında değerlendirilerek, yapıda kullanıcıların iç hava kirleticileri nedeniyle karşı karşıya olduğu olumsuzluğun ve risklerin düzeyinin belirlendiği değerlendirme aşamalarını içermektedir. Bu yaklaşımın, konuyu etkilenimi ortaya çıkaran kirletici, ortam ve kullanıcı kapsamında ele alması; ön araştırma aşamasında elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle, belirleme eylemlerinin doğru bir şekilde ve uygun koşullarda gerçekleştirilebilmesine olanak tanıması; yönlendirici ve sistemli bir belirleme, değerlendirme ve karar üretme adımları dizisi ortaya koyması; geliştirilmeye açık olması, yapıdaki ortamlarda var olan kirleticilerin kullanıcı sağlığı açısından riskli olma durumunun derecelerinin saptanmasına ve belirlenen sorunların çözümüne yönelik farklı kirletici – ortam – kullanıcı önerilerinin geliştirilmesine olanak sağlaması açısından, var olan diğer çalışmalardan farklı olduğu düşünülmektedir. Belirtilen nitelikte oluşturulmuş yaklaşımın ön araştırma aşaması, İstanbul'da bulunan bir mimarlık ofisinde denenmiş ve ön araştırma sonucunda, ofisteki kirleticilere ve kullanıcılara yönelik saptamalar oluşturulmuştur.
Yapı içi hava kirleticileri ve risk yönetimi
nsanların en temel gereksinimlerinden bir tanesi barınmadır. nsanlar yasamlarının büyük bir bölümünü kapalı ortamlarda geçirmektedir. Bu nedenle yapı içi hava niteliginin (IAQ) iyi olması insan saglıgı için önemlidir. Yapı içi havasını dogal ve yapay kirleticiler kirletir. Bu kirleticiler yapı dısından (egzoz dumanı, endüstri ve konut bacaları, doga olayları vb.), yapı kullanıcılarının eylemlerinden (canlının biyolojik ve fizyolojik eylemleri, hobileri, mesleki eylemleri, sigara dumanı vb.) ve yapı içindeki ürünlerden (mobilyalardan, kaplamalardan, dogramalardan vb.) kaynaklanan kirleticilerdir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgı üzerinde etkileri yapı kullanıcılarına göre degisebilmektedir. Her kirletici o ortamda bulunan her insanda aynı etkiyi göstermeyebilir ya da aynı etkiyi farklı sürelerde, farklı derecelerde gösterebilir. Yapı içi hava kirleticilerinin risk yönetimlerini olusturabilmek için risklerin kabul edilebilir ya da kabul edilemez olduklarının degerlendirilmesinin yapılması gerekmektedir. Risk yönetimi, yönetilebilir degerlerdeki riskler için yapılmaktadır. Risk gruplarındaki risklerin düzeyine göre; yapıda iyilestirme yapılabilir, yapı yok edilmeden kullanılması engellenebilir ve ya yapı yıkılabilir. Yapı içi hava kirleticilerinin insan saglıgını olumsuz etkilememesi veya olusabilecek etkilerin en az düzeyde tutulabilmesi için risk yönetimi olusturulacak teknik bir grup tarafından hazırlanmalı ve dogru uygulanmalıdır. Anahtar kelimeler: Yapı içi hava niteligi, yapı içi hava kirleticileri, yapı içi kirletici kaynaklı saglık sorunları, risk süreçleri, risk degerlendirmesi, yapı içi hava kirliligi risk yönetimi.
İç duvar kaplamalarında ürün seçimi
Teknolojik gelişmelere paralel olarak yapı ürünlerinin üretim, tüketim ve kullanım olanakları hızla artmakta ve ürün nitelikleri gelişmektedir. Bu gelişmelerle birlikte kullanıcı gereksinmelerinin değişmesi, seçim süresinin kısalması, yeterli ürün bilgisine ulaşılmaması, aynı tür ya da farklı ürünlerin bir çok üretici tarafından üretilmesi ile seçim işlemi daha da karmaşık bir hal alır. Ürün seçimi sırasında asıl amaçlanan kısa sürede az maliyetle amaca uygun seçim yapmaktır. Bu çalışmada; kullanıcı ve tasarımcıya kaplama ile ilgili aranması gerekli nitelikleri vererek uygun iç duvar kaplaması seçimini, doğru ve daha kısa sürede yapması için yardımcı olmak amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak ürün seçimi sırasında izlenecek adımlar belli bir yönteme göre anlatılmış ve bu yöntem iç duvar kaplamaları içinde kullanılmıştır. İç duvar kaplamalarında ürün seçiminde, öncelikle iç duvar ve iç duvar kaplaması tanımlanmış, duvar-kaplama ilişkisine göre kaplamalar anlatılmıştır. İç duvar kaplamasına etki eden çevresel etmenler kaplamanın bulunduğu mekana göre ve uygulanacağı duvar yüzeyine göre bulunmuştur. Çevresel etmenler sonucu gereksinmelere ulaşılmıştır. Gereksinmeler, iç duvar kaplamasının işlevlerini, işlevler de niteliklerini ortaya çıkarmıştır. Niteliklerin bulunmasının ardından seçenekler oluşturulmuş ve seçenek bilgileri düzenlenmiştir. Seçenek bilgilerinin düzenlenmesi sırasında iç duvar kaplaması olarak kullanılacak ürünler; taş, ahşap, metal, seramik, plastik, alçı, cam, kağıt, sıva ve boyalar iç duvar kaplaması için elde edilen niteliklere göre incelenmiştir. Böylece kullanıcı ve tasarımcıya seçim konusunda yardımcı olabilecek bilgilere ulaşılmıştır. Ürün seçim adımlarından olan değerlendirme ve karar iç duvar kaplaması için yapılmamıştır. Anahtar kelimeler: İç duvar, kaplama, yapı ürünleri, ürün bilgileri, seçim, ürün seçimi
Yapı içi hava kirliliğinin giderilmesinde doğal havalandırma ilkeleri
Yapının öncelikli amacı kullanıcıların her türlü gereksinmesine yanıt vermektir. İnsanın zamanının büyük çoğunluğunu içinde geçirdiği yapıların fiziksel iç çevresine ait yapı içi hava niteliğinin olumsuz olması insanda çeşitli sağlık sorunlarını ortaya çıkaran önemli etkenlerden biridir.Havayı oluşturan maddelerin karışım oranları, iç ortam havalandırma miktarı, sıcaklığı, bağıl nem oranı, iç ortamda hava akış hızı hava niteliğini belirleyen ölçütlerdir. Hava içindeki maddelerin doğal karışım oranlarının değişmesi ya da insan sağlığını olumsuz etkileyen doğal ya da yapay kirleticilerin havada birikmesi hava kirliliği olarak tanımlanır. Yapı içi havasının istenen nitelikte olmaması durumunda kullanıcılarda çeşitli sağlık sorunları oluşmaktadır.Yapı içi hava kirliliğini önlemek için uygulanacak en etkili yöntem iyi bir havalandırma sağlamaktır. Havalandırma yapma sistemlerin kullanımıyla ya da doğal ilkeler doğrultusunda gerçekleştirilir.Yapma hava düzenleme sistemlerinin enerji tüketimi doğal havalandırmaya oranla fazladır. Düzenli olarak bakım ve onarım yapılması gerekir. Bu nedenlerle kullanım ve bakım ? onarım maliyetleri yüksektir. Ayrıca bu sistemler tasarım, uygulama ve bakım ? onarım hataları olması durumunda insan sağlığını bozmaktadır.Doğal havalandırma yöntemleri planlaması yapının üzerine yapılacağı arazinin konumlanışı, çevresel iklim özellikleri, yönlenme gibi temel tasarım kararlarının özenli alınması ile yapının tasarım sürecinden başlar. Yapı kabuğu üzerinde oluşturulacak boşlukların tasarımı ve ayrıntı çözümleri ile yapı içine alınan temiz hava yine yapı kütlesinin tasarımında yapılacak düzenlemeler ile yapı içinde dolaştırılır, kirlenen kullanılmış hava yapı dışına çıkartılır.Yapılar doğal havalandırma ilkeleri göz önüne alınarak tasarlandığı durumda insan için konfor düzeyi yüksek, enerji tüketimi ve maliyeti düşük yapılar üretilebilir.Anahtar Kelimeler: Yapı içi hava kalitesi, yapı içi hava kirleticileri, doğal havalandırma.
Var olan ya da yeni planlanacak kentlerde hava kirliliğini önleyecek ya da azaltacak yöntem için verilerin toplanması ve değerlendirilmesi
Canlıların çeşitli tüketim ve ekonomik etkinlikleri sonucu temiz havanın doğal bileşiminde bulunan ana maddelerin değişmesi, yapısına farklı maddelerin girmesi, havanın bileşimindeki maddelerin yapay yollarla eşik düzeyin üstüne çıkması ya da altına inmesi ile canlı ve cansız yaşama zarar verecek oranda bozulmasına hava kirliliği denilmektedir. Canlılar seçme şansı olmadan var olan havayı solur. Solunan havanın kalitesiz olması canlı yaşamını ve sağlığını olumsuz etkilemektedir. Son zamanlarda fiziki ve sosyal etmenler sonucunda oluşan hava kirliliği Türkiye'de ve Dünya genelinde önemli bir sorun haline gelmiştir. Bunun çeşitli nedenleri olmakla birlikte en önemli nedeni hızla artan nüfusun beraberinde getirdiği hatalı ya da plansız kentleşmedir. Bu nedenle bu çalışma ile kent planları tasarlanırken var olan kentler ve yeni planlanacak alanlarda kirli havanın tespiti için, alan ile ilgili verilerin toplanması, epidemik araştırmalar ile çeşitli hava kirliliği ölçüm teknikleri aracılığıyla kirletici türlerinin ve bu kirleticilerin sınır değerlerinin belirlenmesi, ayrıca kentsel hava kirliliğine etkisi olan iklimsel oluşumlar, yeryüzü nitelikleri ve yapma çevre gibi alansal verilerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda elde edilen doğru veriler yardımıyla kentteki hava kirliliğini azaltacak bir modelin ilk adımı oluşturularak tasarımcıya yol gösterilmesi amaçlanmıştır
Az tüketen yapının eldesine yönelik bir değerlendirme
Doğal çevre içerisinde yer alan yapılar yapma çevreyi oluşturmaktadır. Bu oluşumlar denetim altına alınmadığında doğal çevreyi olumsuz bir şekilde etkilenmekte ve doğal kaynakların tüketim hızını artırmaktadır. Aynı zamanda insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu bağlamda kaynak tüketimi ile birlikte yapıların oluşturduğu atık üretimi oldukça önemli bir konudur. Yapıların, çevreci anlamda atık üretimi ve kaynak tüketime etkisi dünya üzerinde oldukça fazla olduğundan, yapı sektöründe bu konu büyük önem kazanmaktadır. Tasarımcılar, uygulayıcılar ve kullanıcılar gibi tüm paydaşların, bu konuları birlikte ele alması gerekmektedir. Bu amaç ile yapılar tasarlanmadan önce atık üretimleri ve kaynak tüketimlerinin azaltılmasına yönelik tasarım kararları oluşturulmalıdır. Dolayısıyla, yapıların çevreci olabilmesi için; az atık üretmesi ve az kaynak tüketmesi temel etmen olarak kabul edilebilir. Ayrıca, yapıların üretim ve tüketiminin azaltılması sağlıklı yapay çevrelerin oluşmasına neden olabilir. Bu hedefler çerçevesinde bu çalışmanın giriş bölümünde çevreci yapıların değerlendirilmesinde bu yapılar için yapılmış olan "az üreten, az tüketen ve insan sağlığını bozmayan" tanımı kabul edilmiş ve bu çalışma kaynak tüketimi ile sınırlandırılarak ele alınmıştır. İkinci bölümde, yapıların kaynak tüketiminin azaltılmasında üretim ve tüketimin ilişkisi ile birlikte, bu kavramların yapılarla ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerde, kaynak tüketimine yönelik yapıların sırasıyla arazi, enerji, su ve yapı ürünlerinin alt süreçlerdeki tüketimi ele alınmıştır. Asıl önemli süreç olan tasarım sürecine yardımcı olmak ve kullanılmak amacı ile bölüm sonlarında tasarımda kullanılacak nitelikler belirlenmiştir. Sonuçtan önceki bulgular bölümünde ise, yapıların hangi süreçlerde kaynak tükettiği ortaya çıkmış ve az tüketime yönelik alt süreçler ile kaynak tüketimi karşılaştırılarak genel bir tasarım kararları listesi oluşturulmuştur. Aynı zamanda niteliklerin yerel koşullara ve gereksinimlere göre değişebileceği belirtilmiştir. Sonuç olarak ise yapıların, gereksinimlere göre yapılması ve az tüketim niteliklerinin belirlenerek tasarım kararlarının oluşturulması gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yapı, Kaynak Tüketimi, Üretim ve Tüketim, Enerji, Su, Yapı Ürünü, Arazi
Yapı üretim aşamasında yapısal atıkların en aza indirgenmesi için bir yaklaşım
Dünyada ve Türkiye'de artan nüfus ile birlikte yeni yapılaşmalara ihtiyaç duyulması çevre sorunlarının da artmasına neden olmaktadır. Çünkü yapıların üretim, kullanım ve söküm/yıkım süreçleri boyunca yapısal atıklar oluşmaktadır. Bu atıkların denetimsiz bir şekilde çevreye bırakılmaları toprak, hava ve su kirliliğine yol açmaktadır. Yapı üretim sürecinde ortaya çıkan yapısal atıklar doğal çevreyi ve canlı sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu sürecin planlı olarak gerçekleşmemesi, denetimlerin yetersizliği ise olumsuz etkiyi ve zararı artırmaktadır. Ortaya çıkacak olan yapısal atıkların önlenmesi, önlenemeyenlerin ise yönetilmesi öncesinden hazırlanacak bir yönetim planı ile mümkün olabilecekken bu durumun oluşturulmaması veya yaygın olmaması doğal çevre, canlı sağlığı ve ülke ekonomisi için bir problemdir. Yapı üretim aşamasında uygulama ve denetim ekibinin sayı ve bilgi olarak yetersizliği, ürün seçimindeki yanlışlar, ürünün şantiyeye taşınması sırasında yaşanılabilecek aksaklıklar nedeniyle yapısal atıkların kayıt altına alındığı bir yaklaşımın olmaması önemli bir problemdir. Yapısal atık önleme/azaltma konusunun yapının üretim sürecinde rol alan kişi veya kurumlar tarafından önemsenmemesi, bu kişilerin/kurumların atık yönetimi konusunda yeterli bilinçte olmaması ise bir diğer problemidir. Bu çalışma kapsamında; yapı üretim sürecinde yapısal atıkları önlemek/azaltmak amacı ile öncesinde yapısal atıklarının oluşum nedenlerinin belirtildiği ve bu durumun sonucunda oluşabilecek yapısal atıkların en aza indirgenebilmesi için atık yönetiminin oluşturulduğu, tüm yapım sürecinin kayıt altına alındığı bir yaklaşım oluşturulmuştur. Anahtar kelimeler: Yapısal Atık, Yapısal Atık Önleme/Azaltma, Yapının Üretim Süreci
Yapılarda radon etkisini azaltmaya ya da yok etmeye yönelik bir yaklaşım
Uranyum-238'in bozunması ile oluşan, yarı ömrü 1.600 yıl olan ve alfa ışını yayan Radyum 226'nın radyoaktif bozunumu sonucunda radon ortaya çıkar. Radon; • yönetimlerin gerekli önemi göstermemesi; radondan etkilenimin fazla olduğu bölgelerin belirlenmesi için kullanılan radon haritalarının oluşturulmaması (birçok ülkenin radon haritası olmasına karşın Türkiye'de yapılmamıştır), halkın ve yapı üreticilerinin bilinçlendirilmesine yönelik etkinliklerin yapılmaması, yapı ürünleri için radonla ilgili düzenlemelerin, sınırlandırmaların getirilmemesi, • yapı üretiminde rol alan kişilerin bilgi eksiklikleri; tasarımcıların konuyu nasıl ele alacaklarını bilmemesi, destek verici, yol gösterici yöntemlerin olmaması gibi durumlar nedeniyle kapalı mekanlarda, kullanıcılarının niteliğine ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak sağlık sorunu oluşturabilmektedir. Konu ile ilgili yapılan literatür araştırmalarında, Türkiye' de sınırlı sayıda kaynak bulunmasına karşın yurtdışında birçok araştırma yapılmıştır. İncelenen araştırmalarda çözüm yöntemini destekleyen birçok çalışma yapıldığı görülmüş ancak yapıda risk oluşturan ya da oluşturabilecek duruma uygun çözüm yönteminin sistematik olarak saptanabilmesi konusunda tasarımcıya yol gösteren bir yaklaşım bulunamamıştır. Bu çalışmada amaç; tasarımcılara radon için alınabilecek önlemleri açıklayıp, soruna yönelik çözüm yöntemi seçiminde yol gösterici nitelikte yaklaşım önerileri oluşturmaktır. Risk oluşturabilecek farklı olumsuzluk etkenlerine karşı uygun, sistemli bir tasarım ve üretim yolu izleyen ya da varolan olumsuz durumları denetim altına alabilen tasarımcının, yapıda radonun sağlık sorunu oluşturmasını engelleyebileceği varsayılmaktadır. Yaklaşım önerilerinin oluşturulabilmesi için öncelikle radonun oluşumunun, deviniminin ve yapı ürünlerinde gelişiminin araştırılması gerekliliği öngörülmüştür. Radon kaya ve toprakdaki Radyum-238' in bozunması sonucu oluşarak atmosfere, suya ya da gaza doğru moleküler ya da kütlesel iletim ile devinir. Bununla birlikte toprak ve kayaçtan elde edilen ürünler de farklı oranlarda Radyum-238 içerebilir ve bozunarak radon oluşturabilir. Radon oluştuktan sonra; yapının bulunduğu zeminden moleküler ya da kütlesel iletim ile, su ya da gaza karışıp ısıtma, pişirme, yıkama gibi eylemler sırasında su ve gazdan ayrışarak, atmosfere karıştıktan sonra doğal ve yapay havalandırma ile, yapı ürünlerinden ise moleküler iletim yoluyla yapı içerisine girebilir. Farklı yollarla yapı içine girebilen radonun yoğunluğuna; atmosferik basınç, rüzgar, yapı içi ve dışı arasındaki sıcaklık farklılıkları, toprağın sıcaklık derecesi ve nemi gibi yapı dışı etmenler ile su,gaz, yapı ürünü gibi yapı içi etmenler etki eder. Bu etmenlere bağlı olarak yapı içindeki radon yoğunluğunda farklılaşmalar görülebilir. Yapı içerisinde farklı düzeylerde bulunan radon ve bozunum ürünleri, pasif ve aktif ölçüm yöntemleri kullanılarak saptanır. Farklı kuruluşlar (EPA, WHO, UNSCEAR, vb.) ve ülkeler, radonun risk oluşturduğu sınır değerleri için yeni üretilecek yapılarda ve varolan yapılarda iyileştirmeye başlama sınırları belirlemişlerdir. Kapalı mekanlarda radon, sınır değerlerine yakın ya da fazla ise, kullanıcıların niteliğine (yaş, sigara kullanımı gibi) ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak , önemli bir sağlık sorunu olan akciğer kanserinin oluşmasına neden olabilir. Kullanıcıların sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan radondan korunmak için; yapıya girişinin engellenmesi ya da girdikten sonra yoğunluğunu düşürme ve dışarı atma yolları uygulanmalıdır. Yapıya radonun girişinin engellenmesi; • zeminde aktif ve pasif çözüm yöntemlerinin kullanılması, • yapı kabuğunda önlemler alınması, • yapı ürünlerinde sınırlamalar getirilmesi, • yönetimlerin su ve gazda önlemler alması ile sağlanabilir. Yapı içerisindeki radonu dışarı atmak ya da yoğunluğunu düşürmek için doğal ve yapay havalandırma yöntemlerinden biri ya da ikisi kullanılabilinir. Gereksiz ya da yetersiz çözüm seçimlerinin sorunu gidermemesinin yanında maliyeti de artıracağı düşünüldüğünde, varolan ve yeni üretilecek yapılarda uygun yöntemin belirlenmesinde kullanılabilinecek farklı adımları olan yaklaşımlar bu çalışma ile önerilmiştir. Varolan yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisinde; • çevresel verilerin toplanması ve radon ölçüm kararı ile başlayan ön araştırma adımları, çözüm sürecinin girdilerini oluşturmakta, • ön araştırmadan sonra radon düzeyinin belirlenmesi adımında, ölçüm sonuçları sınır değerlere yakın ya da üzerinde çıkması ile çözüm kararı alınarak çözüm süreci adımına geçilmekte, • çözüm sürecinde, öncelikle risk oluşturan etmenler araştırılmakta ve daha sonra uygun çözümler aşamalı olarak seçilmekte, • denetim adımında, ölçümler yinelenerek sınır değerinin üzerinde ya da altında olması durumlarına bağlı olarak geri beslemeye ve veri paylaşımına gidilmekte, • son adım olan veri paylaşımında veriler farklı kuruluşlar ile paylaşılmaktadır. Yeni üretilecek yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisi; • tasarım sürecinin girdilerini oluşturan çevresel etmen verilerinin belirlendiği ön araştırma adımı ile başlar, • radon düzeyinin belirlenmesi ile sonucun sınır düzeyinde ya da üzerinde çıkması durumunda radon riskini engelleyecek yapı tasarım kararı alınarak tasarım süreci adımına geçilir, • tasarım süreci adımında, öncelikle radonun yapı içine girebileceği yollar belirlenir ve daha sonra, giriş yollarına bağlı uygun çözümler oluşturularak yapı tasarlanır, • uygulama adımında, tasarım sürecinde alınan kararların uygulanması denetlenir, • sonraki aşama olan denetim adımında, ölçümler yinelenir, sonuçlara bağlı olarak geri besleme ve veri paylaşımında bulunulur, • son adım olan veri paylaşımında çeşitli kuruluşlara bilgi aktarımı olur. Yapıda radonun sağlık riski oluşturmasının engellenmesine yardımcı olacak bu modellerin uygulanması ile; kullanıcının sağlık gereksinimi karşılanması, soruna uygun çözüm yöntem seçimi yapılarak maliyetin en aza indirilmesi, karar vericilerin bilinçli seçimler yapması, çözüm yönteminin belirlenmesi ile zaman kaybının önlenmesi, kullanıcıların bilinçlendirilmesi ve veri paylaşımı ile çeşitli kuruluşların düzenlemelerine ve etkinliklerine katkıda bulunulması sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Radon, yapı içi hava kirliliği, radon kirliliğinin önlenmesi, radon riskini engelleyecek yapı tasarımı
Yapılarda radon etkisini azaltmaya ya da yok etmeye yönelik bir yaklaşım
Uranyum-238'in bozunması ile oluşan, yarı ömrü 1.600 yıl olan ve alfa ışını yayan Radyum 226'nın radyoaktif bozunumu sonucunda radon ortaya çıkar. Radon; • yönetimlerin gerekli önemi göstermemesi; radondan etkilenimin fazla olduğu bölgelerin belirlenmesi için kullanılan radon haritalarının oluşturulmaması (birçok ülkenin radon haritası olmasına karşın Türkiye'de yapılmamıştır), halkın ve yapı üreticilerinin bilinçlendirilmesine yönelik etkinliklerin yapılmaması, yapı ürünleri için radonla ilgili düzenlemelerin, sınırlandırmaların getirilmemesi, • yapı üretiminde rol alan kişilerin bilgi eksiklikleri; tasarımcıların konuyu nasıl ele alacaklarını bilmemesi, destek verici, yol gösterici yöntemlerin olmaması gibi durumlar nedeniyle kapalı mekanlarda, kullanıcılarının niteliğine ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak sağlık sorunu oluşturabilmektedir. Konu ile ilgili yapılan literatür araştırmalarında, Türkiye' de sınırlı sayıda kaynak bulunmasına karşın yurtdışında birçok araştırma yapılmıştır. İncelenen araştırmalarda çözüm yöntemini destekleyen birçok çalışma yapıldığı görülmüş ancak yapıda risk oluşturan ya da oluşturabilecek duruma uygun çözüm yönteminin sistematik olarak saptanabilmesi konusunda tasarımcıya yol gösteren bir yaklaşım bulunamamıştır. Bu çalışmada amaç; tasarımcılara radon için alınabilecek önlemleri açıklayıp, soruna yönelik çözüm yöntemi seçiminde yol gösterici nitelikte yaklaşım önerileri oluşturmaktır. Risk oluşturabilecek farklı olumsuzluk etkenlerine karşı uygun, sistemli bir tasarım ve üretim yolu izleyen ya da varolan olumsuz durumları denetim altına alabilen tasarımcının, yapıda radonun sağlık sorunu oluşturmasını engelleyebileceği varsayılmaktadır. Yaklaşım önerilerinin oluşturulabilmesi için öncelikle radonun oluşumunun, deviniminin ve yapı ürünlerinde gelişiminin araştırılması gerekliliği öngörülmüştür. Radon kaya ve toprakdaki Radyum-238' in bozunması sonucu oluşarak atmosfere, suya ya da gaza doğru moleküler ya da kütlesel iletim ile devinir. Bununla birlikte toprak ve kayaçtan elde edilen ürünler de farklı oranlarda Radyum-238 içerebilir ve bozunarak radon oluşturabilir. Radon oluştuktan sonra; yapının bulunduğu zeminden moleküler ya da kütlesel iletim ile, su ya da gaza karışıp ısıtma, pişirme, yıkama gibi eylemler sırasında su ve gazdan ayrışarak, atmosfere karıştıktan sonra doğal ve yapay havalandırma ile, yapı ürünlerinden ise moleküler iletim yoluyla yapı içerisine girebilir. Farklı yollarla yapı içine girebilen radonun yoğunluğuna; atmosferik basınç, rüzgar, yapı içi ve dışı arasındaki sıcaklık farklılıkları, toprağın sıcaklık derecesi ve nemi gibi yapı dışı etmenler ile su,gaz, yapı ürünü gibi yapı içi etmenler etki eder. Bu etmenlere bağlı olarak yapı içindeki radon yoğunluğunda farklılaşmalar görülebilir. Yapı içerisinde farklı düzeylerde bulunan radon ve bozunum ürünleri, pasif ve aktif ölçüm yöntemleri kullanılarak saptanır. Farklı kuruluşlar (EPA, WHO, UNSCEAR, vb.) ve ülkeler, radonun risk oluşturduğu sınır değerleri için yeni üretilecek yapılarda ve varolan yapılarda iyileştirmeye başlama sınırları belirlemişlerdir. Kapalı mekanlarda radon, sınır değerlerine yakın ya da fazla ise, kullanıcıların niteliğine (yaş, sigara kullanımı gibi) ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak , önemli bir sağlık sorunu olan akciğer kanserinin oluşmasına neden olabilir. Kullanıcıların sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan radondan korunmak için; yapıya girişinin engellenmesi ya da girdikten sonra yoğunluğunu düşürme ve dışarı atma yolları uygulanmalıdır. Yapıya radonun girişinin engellenmesi; • zeminde aktif ve pasif çözüm yöntemlerinin kullanılması, • yapı kabuğunda önlemler alınması, • yapı ürünlerinde sınırlamalar getirilmesi, • yönetimlerin su ve gazda önlemler alması ile sağlanabilir. Yapı içerisindeki radonu dışarı atmak ya da yoğunluğunu düşürmek için doğal ve yapay havalandırma yöntemlerinden biri ya da ikisi kullanılabilinir. Gereksiz ya da yetersiz çözüm seçimlerinin sorunu gidermemesinin yanında maliyeti de artıracağı düşünüldüğünde, varolan ve yeni üretilecek yapılarda uygun yöntemin belirlenmesinde kullanılabilinecek farklı adımları olan yaklaşımlar bu çalışma ile önerilmiştir. Varolan yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisinde; • çevresel verilerin toplanması ve radon ölçüm kararı ile başlayan ön araştırma adımları, çözüm sürecinin girdilerini oluşturmakta, • ön araştırmadan sonra radon düzeyinin belirlenmesi adımında, ölçüm sonuçları sınır değerlere yakın ya da üzerinde çıkması ile çözüm kararı alınarak çözüm süreci adımına geçilmekte, • çözüm sürecinde, öncelikle risk oluşturan etmenler araştırılmakta ve daha sonra uygun çözümler aşamalı olarak seçilmekte, • denetim adımında, ölçümler yinelenerek sınır değerinin üzerinde ya da altında olması durumlarına bağlı olarak geri beslemeye ve veri paylaşımına gidilmekte, • son adım olan veri paylaşımında veriler farklı kuruluşlar ile paylaşılmaktadır. Yeni üretilecek yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisi; • tasarım sürecinin girdilerini oluşturan çevresel etmen verilerinin belirlendiği ön araştırma adımı ile başlar, • radon düzeyinin belirlenmesi ile sonucun sınır düzeyinde ya da üzerinde çıkması durumunda radon riskini engelleyecek yapı tasarım kararı alınarak tasarım süreci adımına geçilir, • tasarım süreci adımında, öncelikle radonun yapı içine girebileceği yollar belirlenir ve daha sonra, giriş yollarına bağlı uygun çözümler oluşturularak yapı tasarlanır, • uygulama adımında, tasarım sürecinde alınan kararların uygulanması denetlenir, • sonraki aşama olan denetim adımında, ölçümler yinelenir, sonuçlara bağlı olarak geri besleme ve veri paylaşımında bulunulur, • son adım olan veri paylaşımında çeşitli kuruluşlara bilgi aktarımı olur. Yapıda radonun sağlık riski oluşturmasının engellenmesine yardımcı olacak bu modellerin uygulanması ile; kullanıcının sağlık gereksinimi karşılanması, soruna uygun çözüm yöntem seçimi yapılarak maliyetin en aza indirilmesi, karar vericilerin bilinçli seçimler yapması, çözüm yönteminin belirlenmesi ile zaman kaybının önlenmesi, kullanıcıların bilinçlendirilmesi ve veri paylaşımı ile çeşitli kuruluşların düzenlemelerine ve etkinliklerine katkıda bulunulması sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Radon, yapı içi hava kirliliği, radon kirliliğinin önlenmesi, radon riskini engelleyecek yapı tasarımı
Yapılarda radon etkisini azaltmaya ya da yok etmeye yönelik bir yaklaşım
Uranyum-238'in bozunması ile oluşan, yarı ömrü 1.600 yıl olan ve alfa ışını yayan Radyum 226'nın radyoaktif bozunumu sonucunda radon ortaya çıkar. Radon; • yönetimlerin gerekli önemi göstermemesi; radondan etkilenimin fazla olduğu bölgelerin belirlenmesi için kullanılan radon haritalarının oluşturulmaması (birçok ülkenin radon haritası olmasına karşın Türkiye'de yapılmamıştır), halkın ve yapı üreticilerinin bilinçlendirilmesine yönelik etkinliklerin yapılmaması, yapı ürünleri için radonla ilgili düzenlemelerin, sınırlandırmaların getirilmemesi, • yapı üretiminde rol alan kişilerin bilgi eksiklikleri; tasarımcıların konuyu nasıl ele alacaklarını bilmemesi, destek verici, yol gösterici yöntemlerin olmaması gibi durumlar nedeniyle kapalı mekanlarda, kullanıcılarının niteliğine ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak sağlık sorunu oluşturabilmektedir. Konu ile ilgili yapılan literatür araştırmalarında, Türkiye' de sınırlı sayıda kaynak bulunmasına karşın yurtdışında birçok araştırma yapılmıştır. İncelenen araştırmalarda çözüm yöntemini destekleyen birçok çalışma yapıldığı görülmüş ancak yapıda risk oluşturan ya da oluşturabilecek duruma uygun çözüm yönteminin sistematik olarak saptanabilmesi konusunda tasarımcıya yol gösteren bir yaklaşım bulunamamıştır. Bu çalışmada amaç; tasarımcılara radon için alınabilecek önlemleri açıklayıp, soruna yönelik çözüm yöntemi seçiminde yol gösterici nitelikte yaklaşım önerileri oluşturmaktır. Risk oluşturabilecek farklı olumsuzluk etkenlerine karşı uygun, sistemli bir tasarım ve üretim yolu izleyen ya da varolan olumsuz durumları denetim altına alabilen tasarımcının, yapıda radonun sağlık sorunu oluşturmasını engelleyebileceği varsayılmaktadır. Yaklaşım önerilerinin oluşturulabilmesi için öncelikle radonun oluşumunun, deviniminin ve yapı ürünlerinde gelişiminin araştırılması gerekliliği öngörülmüştür. Radon kaya ve toprakdaki Radyum-238' in bozunması sonucu oluşarak atmosfere, suya ya da gaza doğru moleküler ya da kütlesel iletim ile devinir. Bununla birlikte toprak ve kayaçtan elde edilen ürünler de farklı oranlarda Radyum-238 içerebilir ve bozunarak radon oluşturabilir. Radon oluştuktan sonra; yapının bulunduğu zeminden moleküler ya da kütlesel iletim ile, su ya da gaza karışıp ısıtma, pişirme, yıkama gibi eylemler sırasında su ve gazdan ayrışarak, atmosfere karıştıktan sonra doğal ve yapay havalandırma ile, yapı ürünlerinden ise moleküler iletim yoluyla yapı içerisine girebilir. Farklı yollarla yapı içine girebilen radonun yoğunluğuna; atmosferik basınç, rüzgar, yapı içi ve dışı arasındaki sıcaklık farklılıkları, toprağın sıcaklık derecesi ve nemi gibi yapı dışı etmenler ile su,gaz, yapı ürünü gibi yapı içi etmenler etki eder. Bu etmenlere bağlı olarak yapı içindeki radon yoğunluğunda farklılaşmalar görülebilir. Yapı içerisinde farklı düzeylerde bulunan radon ve bozunum ürünleri, pasif ve aktif ölçüm yöntemleri kullanılarak saptanır. Farklı kuruluşlar (EPA, WHO, UNSCEAR, vb.) ve ülkeler, radonun risk oluşturduğu sınır değerleri için yeni üretilecek yapılarda ve varolan yapılarda iyileştirmeye başlama sınırları belirlemişlerdir. Kapalı mekanlarda radon, sınır değerlerine yakın ya da fazla ise, kullanıcıların niteliğine (yaş, sigara kullanımı gibi) ve yapıyı kullanım sürelerine bağlı olarak , önemli bir sağlık sorunu olan akciğer kanserinin oluşmasına neden olabilir. Kullanıcıların sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olan radondan korunmak için; yapıya girişinin engellenmesi ya da girdikten sonra yoğunluğunu düşürme ve dışarı atma yolları uygulanmalıdır. Yapıya radonun girişinin engellenmesi; • zeminde aktif ve pasif çözüm yöntemlerinin kullanılması, • yapı kabuğunda önlemler alınması, • yapı ürünlerinde sınırlamalar getirilmesi, • yönetimlerin su ve gazda önlemler alması ile sağlanabilir. Yapı içerisindeki radonu dışarı atmak ya da yoğunluğunu düşürmek için doğal ve yapay havalandırma yöntemlerinden biri ya da ikisi kullanılabilinir. Gereksiz ya da yetersiz çözüm seçimlerinin sorunu gidermemesinin yanında maliyeti de artıracağı düşünüldüğünde, varolan ve yeni üretilecek yapılarda uygun yöntemin belirlenmesinde kullanılabilinecek farklı adımları olan yaklaşımlar bu çalışma ile önerilmiştir. Varolan yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisinde; • çevresel verilerin toplanması ve radon ölçüm kararı ile başlayan ön araştırma adımları, çözüm sürecinin girdilerini oluşturmakta, • ön araştırmadan sonra radon düzeyinin belirlenmesi adımında, ölçüm sonuçları sınır değerlere yakın ya da üzerinde çıkması ile çözüm kararı alınarak çözüm süreci adımına geçilmekte, • çözüm sürecinde, öncelikle risk oluşturan etmenler araştırılmakta ve daha sonra uygun çözümler aşamalı olarak seçilmekte, • denetim adımında, ölçümler yinelenerek sınır değerinin üzerinde ya da altında olması durumlarına bağlı olarak geri beslemeye ve veri paylaşımına gidilmekte, • son adım olan veri paylaşımında veriler farklı kuruluşlar ile paylaşılmaktadır. Yeni üretilecek yapılarda radon etkisini azaltmak ya da yok etmek için uygulanabilecek model önerisi; • tasarım sürecinin girdilerini oluşturan çevresel etmen verilerinin belirlendiği ön araştırma adımı ile başlar, • radon düzeyinin belirlenmesi ile sonucun sınır düzeyinde ya da üzerinde çıkması durumunda radon riskini engelleyecek yapı tasarım kararı alınarak tasarım süreci adımına geçilir, • tasarım süreci adımında, öncelikle radonun yapı içine girebileceği yollar belirlenir ve daha sonra, giriş yollarına bağlı uygun çözümler oluşturularak yapı tasarlanır, • uygulama adımında, tasarım sürecinde alınan kararların uygulanması denetlenir, • sonraki aşama olan denetim adımında, ölçümler yinelenir, sonuçlara bağlı olarak geri besleme ve veri paylaşımında bulunulur, • son adım olan veri paylaşımında çeşitli kuruluşlara bilgi aktarımı olur. Yapıda radonun sağlık riski oluşturmasının engellenmesine yardımcı olacak bu modellerin uygulanması ile; kullanıcının sağlık gereksinimi karşılanması, soruna uygun çözüm yöntem seçimi yapılarak maliyetin en aza indirilmesi, karar vericilerin bilinçli seçimler yapması, çözüm yönteminin belirlenmesi ile zaman kaybının önlenmesi, kullanıcıların bilinçlendirilmesi ve veri paylaşımı ile çeşitli kuruluşların düzenlemelerine ve etkinliklerine katkıda bulunulması sağlanacaktır. Anahtar Kelimeler: Radon, yapı içi hava kirliliği, radon kirliliğinin önlenmesi, radon riskini engelleyecek yapı tasarımı