Prof. Dr. Ayşe Çaylan danışmanlığındaki tezler
38 tez · Trakya University
Trakya Üniversitesi Aile Hekimliği polikliniklerine başvuran erişkin hipertansif bireylerin tedaviye uyum ve yaşam değişikliği başarısının değerlendirilmesi
Bu çalışmada Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran erişkin hipertansiyon hastalarının yaşam tarzı değişikliklerini uygulamaktaki başarısı ve ilaç tedavisine uyum düzeyleri ve bunlar ile sosyodemografik özellikler ve hastalık ilişkili faktörlerin ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızın örneklemini Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran ve çalışmayı kabul eden erişkin hipertansiyon hastaları oluşturmuştur. Veriler 46 adet sorudan oluşan anket uygulanarak toplanmıştır. Anket formunda katılımcıların sosyodemografik özellikleri, hastalıkla ve hastalıkla ilişkili yaşam tarzı değişiklikleri ile ilgili 38 soru bulunmaktadır. Ek olarak 8 soru içeren Morisky İlaç Uyum Ölçeği katılımcılara uygulanmıştır. Araştırmaya katılan hastaların 110'u (65,9) kadın, 57'si erkek (34,1) ve yaş ortalamaları 56,8 olarak saptanmıştır. Katılımcıların beden kitle indeksleri ortalamaları 26,6 fazla kilolu; bel çevresi ortalaması kadınlarda ortalama 84, erkeklerde 98 olarak ideal değerlerin üzerinde saptanmıştır. Hipertansiyon tanısı aldıktan sonra katılımcıların 94'ünün (%56,3) tuz tüketimini azalttığı, 16'sının (%9,6) düzenli egzersiz yaptığı, 82'sinin (%49,1) kilo verdiği, sigara içenler arasında 7'sinin (%15) sigarayı bıraktığı, alkol kullananlar arasında 11'inin (%29,7) bıraktığı, 99'unun (%59,3) yağlı yiyecekleri azalttığı, 117'sinin (%70,1) taze sebze ve meyve tüketimini artırdığı saptanmıştır. Meslek grupları arasında işçilerin emeklilere göre zorlanma derecelerinin daha fazla olduğu saptanmıştır (p<0,05). Katılımcıların Morisky İlaç Uyumu Ölçeği skorlarına göre yarısından fazlasının (%51.5) düşük uyum gösterdiği saptandı.Sonuç olarak hipertansiyon hastalarının yaşam tarzı değişikliklerinde çalışanlar arasında daha fazla olmak üzere zorlandıkları ve ilaç tedavisine yarıdan fazlasının düşük uyum gösterdiği belirlenmiştir. Çalışmamız ülkemizde hipertansiyon yönetimine uyum konusunda yeni veriler eklemenin yanında uyumsuzluğa neden olabilecek faktörlerin belirlenebilmesi açısından önemlidir. Hipertansiyon hastalarının hem yaşam tarzı değişikliklerine hem de ilaç tedavisine uyumunu etkileyen faktörlerin incelenerek, sorunların tespit edilmesi, sorunlara ve tedaviye uyumu arttırmaya yönelik eğitim programlarının düzenlenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.
Trakya üniversitesi Tıp Fakültesindeki intörn hekimlerin genel afete hazırlık inancının değerlendirilmesi
Afetler, sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ve toplumsal yükü nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin afet hazırlık düzeyi, zarar görme riskini doğrudan etkiler. Bu çalışma, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinin afet hazırlık durumunu ve etkileyen faktörleri inceleyerek farkındalığı artırmayı, eğitimleri geliştirmeyi ve sağlık çalışanlarının hazırlık düzeyini yükseltmeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızın örneklemi, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinden oluşan 243 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, 55 sorudan oluşan anket formuyla toplanmıştır. Anket formu; sosyodemografik özellikler ve afetlere hazırlık durumuyla ilişkili değişkenleri inceleyen 10 soru ile 45 maddeden oluşan Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği'ni içermektedir. Katılımcıların yaş ortalaması 23,3 ± 1,3 olup, Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği'nden aldıkları ortalama puan 168,8 ± 18,8 saptanmıştır. Çalışmamızda, cinsiyet, afet konulu kitap okuma, afet tıbbı eğitimi alma, bireysel afet çantası bulundurma, afet yaşama deneyimi, meslek hayatı ve bireysel hayat için afete hazırlıklı olma gibi değişkenlerin, genel afete hazırlık inançlarını anlamlı şekilde etkilediği saptanmıştır. Çalışmamız, intörn hekimlerin afet hazırlık düzeylerini artırmak için teorik eğitimlerin yanı sıra uygulamalı tatbikatların da gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, afet hazırlığının yalnızca farkındalık oluşturmayı değil, aynı zamanda pratik beceri kazandırmayı da kapsaması gerektiğini göstermektedir. Tıp müfredatına afet psikolojisi ve pratik müdahale tekniklerinin eklenmesi, bu alandaki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayacaktır. Sağlık çalışanlarının afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması, toplum sağlığının korunmasında kritik bir rol oynayacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afete Hazırlık, Afet Tıbbı, Tıp Öğrencileri
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinin kontraseptif yöntemler hakkındaki bilgi düzeyinin değerlendirilmesi
Çalışmamızın amacı, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıf öğrencilerinin kontraseptif yöntemler konusundaki bilgi düzeyinin belirlenmesi ve aynı zamanda bu konu hakkındaki farkındalıklarının arttırılmasıdır. Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tipte bir çalışmadır. Çalışmanın örneklemini, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi son sınıfında öğrenim gören 230 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, 18 soruluk sosyodemografik özellikler, doğal korunma yöntemleri ve kombine oral kontraseptif (KOK) kontrendikasyonlarını içeren sorular ile 25 çoktan seçmeli maddeden oluşan Kontraseptif Bilgi Değerlendirme Ölçeği'ni kapsayan bir anket aracılığıyla toplanmıştır. Çalışmamızda yer alan katılımcıların yaş ortalaması 24,2±1,3 yıl olarak saptanmıştır. Katılımcıların %55,2'si kadın, %48,2'si erkektir. Katılımcıların %42,2'si cinsel olarak aktiftir. Cinsel aktif bireyler arasında en sık tercih edilen korunma yöntemi %78,4 oranı ile kondom olurken, bunu sırasıyla %9,3 ile OKS ve %5,2 ile geri çekme yöntemi takip etmektedir. Katılımcıların Kontraseptif Bilgi Değerlendirme Ölçeği'nden aldığı ortalama puan 14'tür. Kadınların erkeklere kıyasla ölçek ortalama puanı anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Yeterli bilgiye sahip olduklarını düşünenlerin ortalama puanı, düşünmeyenlere kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Son 3 ayda etkili kontraseptif yöntem kullananların ortalama puanı, kullanmayanlara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Çocuk sahibi olma korkusu olanların ortalama puanı, bu korkuya sahip olmayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak, tıp fakültesi son sınıf öğrencilerinin kontraseptif yöntemler konusunda yeterli bilgi düzeyine ve farkındalığa sahip olmaları hem bireysel sağlık kararları hem de toplum düzeyinde etkili danışmanlık yapabilmeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Bu süreçte Aile Hekimliği rotasyonları, öğrencilerin bilgi düzeylerini anlamlı biçimde artırmakta ve klinik pratiğe hazırlanmalarını desteklemektedir. Mezuniyet sonrası birinci basamakta hizmet verecek olan hekimlerin bu bilgi ve farkındalıkla donatılması, kontrasepsiyon konusunda toplumun bilinçlendirilmesine de doğrudan katkı sağlayacaktır. Anahtar kelimeler: kontrasepsiyon, bilgi düzeyi, tıp öğrencileri, Aile Hekimliği, farkındalık
Trakya üniversitesi Tıp Fakültesindeki intörn hekimlerin genel afete hazırlık inancının değerlendirilmesi
Afetler, sağlık üzerindeki olumsuz etkileri ve toplumsal yükü nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bireylerin afet hazırlık düzeyi, zarar görme riskini doğrudan etkiler. Bu çalışma, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinin afet hazırlık durumunu ve etkileyen faktörleri inceleyerek farkındalığı artırmayı, eğitimleri geliştirmeyi ve sağlık çalışanlarının hazırlık düzeyini yükseltmeyi amaçlamaktadır. Çalışmamızın örneklemi, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi intörn hekimlerinden oluşan 243 gönüllü katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler, 55 sorudan oluşan anket formuyla toplanmıştır. Anket formu; sosyodemografik özellikler ve afetlere hazırlık durumuyla ilişkili değişkenleri inceleyen 10 soru ile 45 maddeden oluşan Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği'ni içermektedir. Katılımcıların yaş ortalaması 23,3 ± 1,3 olup, Genel Afet Hazırlık İnanç Ölçeği'nden aldıkları ortalama puan 168,8 ± 18,8 saptanmıştır. Çalışmamızda, cinsiyet, afet konulu kitap okuma, afet tıbbı eğitimi alma, bireysel afet çantası bulundurma, afet yaşama deneyimi, meslek hayatı ve bireysel hayat için afete hazırlıklı olma gibi değişkenlerin, genel afete hazırlık inançlarını anlamlı şekilde etkilediği saptanmıştır. Çalışmamız, intörn hekimlerin afet hazırlık düzeylerini artırmak için teorik eğitimlerin yanı sıra uygulamalı tatbikatların da gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Bulgular, afet hazırlığının yalnızca farkındalık oluşturmayı değil, aynı zamanda pratik beceri kazandırmayı da kapsaması gerektiğini göstermektedir. Tıp müfredatına afet psikolojisi ve pratik müdahale tekniklerinin eklenmesi, bu alandaki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayacaktır. Sağlık çalışanlarının afetlere hazırlık kapasitesinin artırılması, toplum sağlığının korunmasında kritik bir rol oynayacaktır. Anahtar Kelimeler: Afet, Afete Hazırlık, Afet Tıbbı, Tıp Öğrencileri
Edirne il merkezinde çalışan aile hekimlerinin empati düzeylerinin defansif tıp tutumlarına etkisi
Bu çalışma ile Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerinde görev alan aile hekimlerinin; defansif tıp uygulamaları ile ilişkili faktörleri ve empati düzeylerinin defansif tıp uygulamaları tutumlarına etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışmamızın evrenini Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde görev alan, çalışmaya katılmayı kabul eden 57 aile hekimi oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik bilgiler, çalışma ortamlarına dair sorular, "Jefferson Hekim Empati Ölçeği" ve "Defansif Tıp Uygulamaları Tutum Ölçeği"nden oluşan 60 soruluk bir anket ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler için Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, Spearman korelasyon ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 anlamlı kabul edildi. Katılımcıların ortalama defansif tıp uygulamaları tutum ölçeği puanı 38,77±11,79, defansif tıp uygulamaları kavramını daha önce duyan katılımcıların oranı %80,7 iken, yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünenlerin oranı %31,6'dır. Katılımcıların %82,5'inin orta ve üzeri düzeyde defansif tıp uygulamalarına yöneldiği, en sık uygulamanın kayıtları detaylı tutmak olduğu görülmüştür. Defansif tıp tutumları ile sosyodemografik veriler, ünvan durumu, kayıtlı nüfus, sözlü veya fiziksel şiddete uğrama durumu ve şikayet edilme durumu arasında ilişki saptamadık. Günlük muayene edilen hasta sayısı ile pozitif defansif tıp arasında pozitif ilişki saptandı, sınıfsız ve D sınıfı aile hekimliği biriminde çalışanların defansif tıp tutumu A sınıfında çalışanlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Hekimlerin empati düzeyi puanı ortalama 79,95±11,93 olarak saptandı. Empati düzeyi ile defansif tıp tutumları arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Defansif tıp uygulamalarını azaltmak ve hekimlerin çalışma ortamlarını iyileştirmek için hukuki destek mekanizmaları, meslek içi eğitimler ve iş yükü yönetimi gibi stratejilerin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Empati düzeyinin, merhamet yorgunluğu, tükenmişlik ve mesleki stres gibi faktörlerle etkileşime girerek hekimlerin karar alma süreçlerini ve savunmacı tutumlarını etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, empati, tükenmişlik ve defansif tıp arasındaki dinamiklerin daha iyi anlaşılması için daha kapsamlı ve bütüncül yaklaşımlar gerekmektedir. Anahtar kelimeler: aile hekimliği, empati, savunma tıbbı
Edirne il merkezinde çalışan aile hekimlerinin empati düzeylerinin defansif tıp tutumlarına etkisi
Bu çalışma ile Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerinde görev alan aile hekimlerinin; defansif tıp uygulamaları ile ilişkili faktörleri ve empati düzeylerinin defansif tıp uygulamaları tutumlarına etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışmamızın evrenini Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde görev alan, çalışmaya katılmayı kabul eden 57 aile hekimi oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik bilgiler, çalışma ortamlarına dair sorular, "Jefferson Hekim Empati Ölçeği" ve "Defansif Tıp Uygulamaları Tutum Ölçeği"nden oluşan 60 soruluk bir anket ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler için Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, Spearman korelasyon ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 anlamlı kabul edildi. Katılımcıların ortalama defansif tıp uygulamaları tutum ölçeği puanı 38,77±11,79, defansif tıp uygulamaları kavramını daha önce duyan katılımcıların oranı %80,7 iken, yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünenlerin oranı %31,6'dır. Katılımcıların %82,5'inin orta ve üzeri düzeyde defansif tıp uygulamalarına yöneldiği, en sık uygulamanın kayıtları detaylı tutmak olduğu görülmüştür. Defansif tıp tutumları ile sosyodemografik veriler, ünvan durumu, kayıtlı nüfus, sözlü veya fiziksel şiddete uğrama durumu ve şikayet edilme durumu arasında ilişki saptamadık. Günlük muayene edilen hasta sayısı ile pozitif defansif tıp arasında pozitif ilişki saptandı, sınıfsız ve D sınıfı aile hekimliği biriminde çalışanların defansif tıp tutumu A sınıfında çalışanlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Hekimlerin empati düzeyi puanı ortalama 79,95±11,93 olarak saptandı. Empati düzeyi ile defansif tıp tutumları arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Defansif tıp uygulamalarını azaltmak ve hekimlerin çalışma ortamlarını iyileştirmek için hukuki destek mekanizmaları, meslek içi eğitimler ve iş yükü yönetimi gibi stratejilerin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Empati düzeyinin, merhamet yorgunluğu, tükenmişlik ve mesleki stres gibi faktörlerle etkileşime girerek hekimlerin karar alma süreçlerini ve savunmacı tutumlarını etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, empati, tükenmişlik ve defansif tıp arasındaki dinamiklerin daha iyi anlaşılması için daha kapsamlı ve bütüncül yaklaşımlar gerekmektedir. Anahtar kelimeler: aile hekimliği, empati, savunma tıbbı
Edirne il merkezinde çalışan aile hekimlerinin empati düzeylerinin defansif tıp tutumlarına etkisi
Bu çalışma ile Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerinde görev alan aile hekimlerinin; defansif tıp uygulamaları ile ilişkili faktörleri ve empati düzeylerinin defansif tıp uygulamaları tutumlarına etkisini araştırmak amaçlandı. Çalışmamızın evrenini Edirne il merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde görev alan, çalışmaya katılmayı kabul eden 57 aile hekimi oluşturmaktadır. Veriler, sosyodemografik bilgiler, çalışma ortamlarına dair sorular, "Jefferson Hekim Empati Ölçeği" ve "Defansif Tıp Uygulamaları Tutum Ölçeği"nden oluşan 60 soruluk bir anket ile toplanmıştır. İstatistiksel analizler için Kruskal-Wallis, Mann-Whitney U, Spearman korelasyon ve Ki-Kare testleri kullanılmıştır. İstatistiksel olarak p<0,05 anlamlı kabul edildi. Katılımcıların ortalama defansif tıp uygulamaları tutum ölçeği puanı 38,77±11,79, defansif tıp uygulamaları kavramını daha önce duyan katılımcıların oranı %80,7 iken, yeterli bilgiye sahip olduğunu düşünenlerin oranı %31,6'dır. Katılımcıların %82,5'inin orta ve üzeri düzeyde defansif tıp uygulamalarına yöneldiği, en sık uygulamanın kayıtları detaylı tutmak olduğu görülmüştür. Defansif tıp tutumları ile sosyodemografik veriler, ünvan durumu, kayıtlı nüfus, sözlü veya fiziksel şiddete uğrama durumu ve şikayet edilme durumu arasında ilişki saptamadık. Günlük muayene edilen hasta sayısı ile pozitif defansif tıp arasında pozitif ilişki saptandı, sınıfsız ve D sınıfı aile hekimliği biriminde çalışanların defansif tıp tutumu A sınıfında çalışanlara göre anlamlı olarak yüksek olduğu saptandı. Hekimlerin empati düzeyi puanı ortalama 79,95±11,93 olarak saptandı. Empati düzeyi ile defansif tıp tutumları arasında anlamlı ilişki saptanmadı. Defansif tıp uygulamalarını azaltmak ve hekimlerin çalışma ortamlarını iyileştirmek için hukuki destek mekanizmaları, meslek içi eğitimler ve iş yükü yönetimi gibi stratejilerin hayata geçirilmesi önerilmektedir. Empati düzeyinin, merhamet yorgunluğu, tükenmişlik ve mesleki stres gibi faktörlerle etkileşime girerek hekimlerin karar alma süreçlerini ve savunmacı tutumlarını etkileyebileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, empati, tükenmişlik ve defansif tıp arasındaki dinamiklerin daha iyi anlaşılması için daha kapsamlı ve bütüncül yaklaşımlar gerekmektedir. Anahtar kelimeler: aile hekimliği, empati, savunma tıbbı
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin toplum yönelimli olmaya yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada, Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda toplum yönelimli olma yaklaşımına dair bilgi ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının, sosyodemografik özellikleri, kanıta dayalı tıp uygulamaları ve çevresel sürdürülebilirlik gibi faktörlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, hekimlerin toplum sağlığına katkıda bulunmalarını sağlamak ve bu alandaki farkındalıklarını artırmaktır. Kesitsel ve tanımlayıcı bir araştırma olan bu çalışma, Edirne il merkezindeki aile sağlık merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilti. Katılımcıların sosyodemografik verileri, toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumları, anket yardımıyla toplandı. Veriler, aile hekimlerinin genel sağlık hizmeti sunumundaki deneyimlerini ve toplum sağlığına olan katkılarını anlamak amacıyla analiz edildi. Çalışmamıza 27'si (%51,9) kadın, 25'i (%48,1) erkek, toplam 52 doktor katıldı. Katılımcıların ortalama yaşı 49,90±7 iken yaş ortalaması erkeklerde 52,48±6,51 kadınlarda ise 47,51±6,61 olduğu belirlendi. Katılımcıların 38'i (%73,1) pratisyen aile hekimi ve 14'ü (%26,9) uzman aile hekimiydi. Uzman hekimlerin yaş ortalaması 44,06±8,2; pratisyenlerin 51,8±5,4 idi. Aile hekimleri ortalama 24,5 ± 7,6 (min:8, max:35, medyan:25,5) yıldır hekimlik; 13,2 ± 4,9 (min:4, max:19, medyan:16,00) yıldır aile hekimliği yapmaktaydı. Hekimlerin 26'sının toplam hekimlik süresi 25 yıldan fazla olduğu saptandı. Araştırma bulguları, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma konusunda bilgi düzeylerinin, özellikle kanıta dayalı tıp ve çevresel sürdürülebilirlik gibi konularda önemli ölçüde değişiklik gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, pratisyen hekimlerin, toplum sağlığı konularında uzman hekimlerden daha fazla bağımsız kaynaklardan bilgi edinme eğiliminde oldukları saptanmıştır. Meslek süresi 25 yıl ve üzeri olan hekimler ise sürekli eğitim ihtiyacı doğrultusunda, güncel konularla ilgili kaynaklardan daha fazla faydalanmaktadır. Kadın hekimlerin, meslek dışı sorumluluklar nedeniyle akılcı ilaç kullanımı gibi konularda erkek hekimlerden daha düşük bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, hekimlerin afet yönetimi ve bulaşıcı hastalıklar konusundaki bilgi eksiklikleri, halk sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, toplum yönelimli olma bilgisi ve tutumu, aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, aile hekimlerinin toplum sağlığına yönelik farkındalıklarının artırılması ve sürekli eğitim programlarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Çalışmamız sınırlı bir coğrafi alanda yapılmış olup, Türkiye genelinde daha geniş çaplı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin toplum yönelimli olmaya yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada, Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda toplum yönelimli olma yaklaşımına dair bilgi ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının, sosyodemografik özellikleri, kanıta dayalı tıp uygulamaları ve çevresel sürdürülebilirlik gibi faktörlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, hekimlerin toplum sağlığına katkıda bulunmalarını sağlamak ve bu alandaki farkındalıklarını artırmaktır. Kesitsel ve tanımlayıcı bir araştırma olan bu çalışma, Edirne il merkezindeki aile sağlık merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilti. Katılımcıların sosyodemografik verileri, toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumları, anket yardımıyla toplandı. Veriler, aile hekimlerinin genel sağlık hizmeti sunumundaki deneyimlerini ve toplum sağlığına olan katkılarını anlamak amacıyla analiz edildi. Çalışmamıza 27'si (%51,9) kadın, 25'i (%48,1) erkek, toplam 52 doktor katıldı. Katılımcıların ortalama yaşı 49,90±7 iken yaş ortalaması erkeklerde 52,48±6,51 kadınlarda ise 47,51±6,61 olduğu belirlendi. Katılımcıların 38'i (%73,1) pratisyen aile hekimi ve 14'ü (%26,9) uzman aile hekimiydi. Uzman hekimlerin yaş ortalaması 44,06±8,2; pratisyenlerin 51,8±5,4 idi. Aile hekimleri ortalama 24,5 ± 7,6 (min:8, max:35, medyan:25,5) yıldır hekimlik; 13,2 ± 4,9 (min:4, max:19, medyan:16,00) yıldır aile hekimliği yapmaktaydı. Hekimlerin 26'sının toplam hekimlik süresi 25 yıldan fazla olduğu saptandı. Araştırma bulguları, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma konusunda bilgi düzeylerinin, özellikle kanıta dayalı tıp ve çevresel sürdürülebilirlik gibi konularda önemli ölçüde değişiklik gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, pratisyen hekimlerin, toplum sağlığı konularında uzman hekimlerden daha fazla bağımsız kaynaklardan bilgi edinme eğiliminde oldukları saptanmıştır. Meslek süresi 25 yıl ve üzeri olan hekimler ise sürekli eğitim ihtiyacı doğrultusunda, güncel konularla ilgili kaynaklardan daha fazla faydalanmaktadır. Kadın hekimlerin, meslek dışı sorumluluklar nedeniyle akılcı ilaç kullanımı gibi konularda erkek hekimlerden daha düşük bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, hekimlerin afet yönetimi ve bulaşıcı hastalıklar konusundaki bilgi eksiklikleri, halk sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, toplum yönelimli olma bilgisi ve tutumu, aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, aile hekimlerinin toplum sağlığına yönelik farkındalıklarının artırılması ve sürekli eğitim programlarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Çalışmamız sınırlı bir coğrafi alanda yapılmış olup, Türkiye genelinde daha geniş çaplı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözmeye yönelik bilgi ve tutumları
Çalışmamızın amacı Edirne merkezinde aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözme becerilerine yönelik bilgi ve tutumlarını araştırmak, farkındalığın ve sağlık hizmeti kalitesinin artmasını sağlamaktır. Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Çalışma Edirne merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür taranarak oluşturulan 50 sorudan oluşan bir anket ile toplanmıştır. Katılımcıların ortalama yaşı 47,8 ± 7,3 yıl, hekimlik süresi 22,8 ± 8 yıl, aile hekimliği süresi 12,8 ± 5,9 yıl ve bulundukları aile sağlığı merkezinde çalışma süreleri 8,9 ± 6,1 yıl saptanmıştır. Katılımcıların %51,9'u kadın, %69,2'si pratisyen hekimlerdi. Hekimlerin ortalama kendilerine kayıtlı kişi sayısının 3263,9 ± 490,8 kişi ve günde baktıkları hasta sayısının 74,8 ± 17,6 hasta olduğu saptanmıştır. Katılımcıların Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili tutum ifadeleri toplam puanı ortalaması 58,65 ± 4,8 ve bilgi ifadeleri toplam doğru sayıları 12,83 ± 2,66 idi. Literatürde hazır ölçek ve kesme noktası olmadığı için çalışmamızda hekimlerin Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili olumlu tutum sergilediği ve bilgi düzeylerinin orta yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Değerlerin hedeflenen düzeyde olmadığı fakat gelecek vaat ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Hekimlerin özgün problem çözme becerilerinin artması ile hizmet kalitesi yükselmesi ve hasta memnuniyetinin artması sonucu günlük baktıkları hasta sayısının arttığı bulunmuştur. Aile hekimliği ile ilgili güncel yayın takibi, literatür takip edecek düzeyde yabancı dil bilme, bilgi soruları doğruları aile hekimliği uzmanlarında daha yüksek saptanmıştır. Sonuç olarak aile hekimlerinin Özgün Problem Çözme'ye yönelik bilgi ve tutumlarının arttırılması için disiplininin eğitimini almış aile hekimliği uzman sayısının arttırılması, hekimlerin niteliksel gelişimlerine önem verilerek sağlık hizmeti kalitesinin arttırılması hedeflenmelidir.
Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözmeye yönelik bilgi ve tutumları
Çalışmamızın amacı Edirne merkezinde aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözme becerilerine yönelik bilgi ve tutumlarını araştırmak, farkındalığın ve sağlık hizmeti kalitesinin artmasını sağlamaktır. Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Çalışma Edirne merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür taranarak oluşturulan 50 sorudan oluşan bir anket ile toplanmıştır. Katılımcıların ortalama yaşı 47,8 ± 7,3 yıl, hekimlik süresi 22,8 ± 8 yıl, aile hekimliği süresi 12,8 ± 5,9 yıl ve bulundukları aile sağlığı merkezinde çalışma süreleri 8,9 ± 6,1 yıl saptanmıştır. Katılımcıların %51,9'u kadın, %69,2'si pratisyen hekimlerdi. Hekimlerin ortalama kendilerine kayıtlı kişi sayısının 3263,9 ± 490,8 kişi ve günde baktıkları hasta sayısının 74,8 ± 17,6 hasta olduğu saptanmıştır. Katılımcıların Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili tutum ifadeleri toplam puanı ortalaması 58,65 ± 4,8 ve bilgi ifadeleri toplam doğru sayıları 12,83 ± 2,66 idi. Literatürde hazır ölçek ve kesme noktası olmadığı için çalışmamızda hekimlerin Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili olumlu tutum sergilediği ve bilgi düzeylerinin orta yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Değerlerin hedeflenen düzeyde olmadığı fakat gelecek vaat ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Hekimlerin özgün problem çözme becerilerinin artması ile hizmet kalitesi yükselmesi ve hasta memnuniyetinin artması sonucu günlük baktıkları hasta sayısının arttığı bulunmuştur. Aile hekimliği ile ilgili güncel yayın takibi, literatür takip edecek düzeyde yabancı dil bilme, bilgi soruları doğruları aile hekimliği uzmanlarında daha yüksek saptanmıştır. Sonuç olarak aile hekimlerinin Özgün Problem Çözme'ye yönelik bilgi ve tutumlarının arttırılması için disiplininin eğitimini almış aile hekimliği uzman sayısının arttırılması, hekimlerin niteliksel gelişimlerine önem verilerek sağlık hizmeti kalitesinin arttırılması hedeflenmelidir.
Edirne il merkezi aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözmeye yönelik bilgi ve tutumları
Çalışmamızın amacı Edirne merkezinde aile sağlığı merkezlerindeki aile hekimlerinin özgün problem çözme becerilerine yönelik bilgi ve tutumlarını araştırmak, farkındalığın ve sağlık hizmeti kalitesinin artmasını sağlamaktır. Çalışmamız tanımlayıcı ve kesitsel tiptedir. Çalışma Edirne merkezindeki aile sağlığı merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacı tarafından literatür taranarak oluşturulan 50 sorudan oluşan bir anket ile toplanmıştır. Katılımcıların ortalama yaşı 47,8 ± 7,3 yıl, hekimlik süresi 22,8 ± 8 yıl, aile hekimliği süresi 12,8 ± 5,9 yıl ve bulundukları aile sağlığı merkezinde çalışma süreleri 8,9 ± 6,1 yıl saptanmıştır. Katılımcıların %51,9'u kadın, %69,2'si pratisyen hekimlerdi. Hekimlerin ortalama kendilerine kayıtlı kişi sayısının 3263,9 ± 490,8 kişi ve günde baktıkları hasta sayısının 74,8 ± 17,6 hasta olduğu saptanmıştır. Katılımcıların Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili tutum ifadeleri toplam puanı ortalaması 58,65 ± 4,8 ve bilgi ifadeleri toplam doğru sayıları 12,83 ± 2,66 idi. Literatürde hazır ölçek ve kesme noktası olmadığı için çalışmamızda hekimlerin Özgün Problem Çözme Becerileri ile ilgili olumlu tutum sergilediği ve bilgi düzeylerinin orta yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Değerlerin hedeflenen düzeyde olmadığı fakat gelecek vaat ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Hekimlerin özgün problem çözme becerilerinin artması ile hizmet kalitesi yükselmesi ve hasta memnuniyetinin artması sonucu günlük baktıkları hasta sayısının arttığı bulunmuştur. Aile hekimliği ile ilgili güncel yayın takibi, literatür takip edecek düzeyde yabancı dil bilme, bilgi soruları doğruları aile hekimliği uzmanlarında daha yüksek saptanmıştır. Sonuç olarak aile hekimlerinin Özgün Problem Çözme'ye yönelik bilgi ve tutumlarının arttırılması için disiplininin eğitimini almış aile hekimliği uzman sayısının arttırılması, hekimlerin niteliksel gelişimlerine önem verilerek sağlık hizmeti kalitesinin arttırılması hedeflenmelidir.
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin toplum yönelimli olmaya yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada, Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda toplum yönelimli olma yaklaşımına dair bilgi ve tutumları incelenmiştir. Araştırma, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının, sosyodemografik özellikleri, kanıta dayalı tıp uygulamaları ve çevresel sürdürülebilirlik gibi faktörlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, hekimlerin toplum sağlığına katkıda bulunmalarını sağlamak ve bu alandaki farkındalıklarını artırmaktır. Kesitsel ve tanımlayıcı bir araştırma olan bu çalışma, Edirne il merkezindeki aile sağlık merkezlerinde çalışan 52 aile hekimiyle gerçekleştirilti. Katılımcıların sosyodemografik verileri, toplum yönelimli olma ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumları, anket yardımıyla toplandı. Veriler, aile hekimlerinin genel sağlık hizmeti sunumundaki deneyimlerini ve toplum sağlığına olan katkılarını anlamak amacıyla analiz edildi. Çalışmamıza 27'si (%51,9) kadın, 25'i (%48,1) erkek, toplam 52 doktor katıldı. Katılımcıların ortalama yaşı 49,90±7 iken yaş ortalaması erkeklerde 52,48±6,51 kadınlarda ise 47,51±6,61 olduğu belirlendi. Katılımcıların 38'i (%73,1) pratisyen aile hekimi ve 14'ü (%26,9) uzman aile hekimiydi. Uzman hekimlerin yaş ortalaması 44,06±8,2; pratisyenlerin 51,8±5,4 idi. Aile hekimleri ortalama 24,5 ± 7,6 (min:8, max:35, medyan:25,5) yıldır hekimlik; 13,2 ± 4,9 (min:4, max:19, medyan:16,00) yıldır aile hekimliği yapmaktaydı. Hekimlerin 26'sının toplam hekimlik süresi 25 yıldan fazla olduğu saptandı. Araştırma bulguları, aile hekimlerinin toplum yönelimli olma konusunda bilgi düzeylerinin, özellikle kanıta dayalı tıp ve çevresel sürdürülebilirlik gibi konularda önemli ölçüde değişiklik gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, pratisyen hekimlerin, toplum sağlığı konularında uzman hekimlerden daha fazla bağımsız kaynaklardan bilgi edinme eğiliminde oldukları saptanmıştır. Meslek süresi 25 yıl ve üzeri olan hekimler ise sürekli eğitim ihtiyacı doğrultusunda, güncel konularla ilgili kaynaklardan daha fazla faydalanmaktadır. Kadın hekimlerin, meslek dışı sorumluluklar nedeniyle akılcı ilaç kullanımı gibi konularda erkek hekimlerden daha düşük bilgi düzeyine sahip olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, hekimlerin afet yönetimi ve bulaşıcı hastalıklar konusundaki bilgi eksiklikleri, halk sağlığı açısından önemli bir risk faktörü olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, toplum yönelimli olma bilgisi ve tutumu, aile hekimlerinin sağlık hizmeti sunumunda önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, aile hekimlerinin toplum sağlığına yönelik farkındalıklarının artırılması ve sürekli eğitim programlarının güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. Çalışmamız sınırlı bir coğrafi alanda yapılmış olup, Türkiye genelinde daha geniş çaplı araştırmaların yapılması önerilmektedir.
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin birey merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmamızda Edirne ilinde bulunan sözleşmeli aile hekimlerinin hasta merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumlarının ölçülmesi, arttırılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Edirne il merkezinde aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sözleşmeli 58 aile hekimi oluşturmakta olup 52 aile hekimine ulaşılmıştır. Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Etik Kurulu, İl Sağlık Müdürlüğü onayı alındıktan sonra hekimlere sosyodemografik veriler ve Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği'nden oluşan anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %51,92'si kadın, %80,77'i evli olup yaş ortalaması incelendiğinde ortalama 48,73±7,18 yıl idi. Hekimlerin %16,92'si aile hekimliği uzmanı, %67,31'i aile hekimi, %5,77'si sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan hekim olarak görev yapmakta olup hekimlerin yaklaşık yarısı Aile Sağlığı Merkezi ile aynı bölgede ikamet ediyordu. Meslekte çalışma süreleri incelendiğinde ortalama 23,42±7,5 yıl, birinci basamaktaki çalışma süre ortalaması 20,08±8,9 yıl, şu an bulundukları Aile Sağlığı Merkezinde çalışma süreleri 9,23±6,9 yıl ve toplam çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayısı ortalama 2±0,9 olarak bulundu. Hekimlerin Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği puan dağılımları incelendiğinde toplam ortalama puan 56,1±8,8, önem verme alt ölçeği ortalama puan 29,35±3,7 ve paylaşım alt ölçeği ortalama puan 26,75±7 olarak saptandı. Çalışmamızda Hasta-Hekim Yönelim Ölçek puanları ile hekimlerin medeni durumları, cinsiyetleri, çalışma bölgelerinde ikamet etme durumları, yaşları, meslekteki süreleri, birinci basamakta çalışma süreleri, şu an ki birimde çalışma süreleri, çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamadı. Çalışmamıza katılan hekimlerin paylaşım alt ölçeği puanları ile görevleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmış olup aile hekimlerinin, aile hekimliği uzmanlarından ve Sözleşmeli Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi asistanlarından daha düşük puan aldığı görüldü. Çalışmamızın sonucunda, aile hekimliğinin temelinde biyopsikososyal yaklaşımının olduğu düşünüldüğünde hasta merkezli yaklaşımın aile hekimliği disiplininde çok önemli olduğu görülmektedir. Aile hekimlerinin yoğun çalışma şartları olduğu düşünüldüğünde aile hekimlerinin farkındalıklarını arttırmak ya da hasta merkezli yaklaşımı hatırlatmak için düzenli eğitimlere önem verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Hasta merkezli yaklaşım, PPOS, biyopsikososyal yaklaşım.
Aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmada aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım çekirdek yeterliğini değerlendiren geçerli, güvenilir ve kullanılabilir bir ölçek geliştirmek hedeflenmiştir. Akut ve kronik hastalıkların eş zamanlı yönetimi, sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesi; tedavi, bakım, rehabilitasyon ve palyasyonun koordinasyonu başlıkları altında madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu geliştirici grup değerlendirmeleri, uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda 45 maddeye düşmüş ve son halini almıştır. Online anket yoluyla elde edilen 237 faal aile hekiminin verileri geçerlik ve güvenirlik analizleri için kullanılmıştır. Yapılan faktör ve madde analizleri sonucu 6 madde çıkarılmış 39 maddelik son ölçek formu ile analizler tamamlanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonunda yedi faktörlü çalışan bir yapı elde edilmiştir. Madde analizleri yapılarak maddelerin kalitesi değerlendirilmiştir. Maddelerin birbirleriyle ve ölçeğin tamamıyla yeterli uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Madde ayırt ediciliğinin iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Güvenirliği belirlemek için iç tutarlık analizleri yapılmıştır. Tüm ölçek için Cronbach alfa değeri 0,948 olarak bulunmuştur. Bu değer yüksek düzey güvenirliği göstermektedir. Madde çıkarılması halinde Cronbach alfa değişimleri ve testi iki eş yarıya bölme analizleri de ölçeğin güvenirliğini desteklemektedir. Araştırmanın devamı için kalabalık bir örneklem grubuyla ölçeğin son haliyle bir uygulama daha yapılması, bu verilerle ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin tekrar edilmesi, faktör yapıları ve faktör isimlerinin tekrar değerlendirilmesi, doğrulayıcı faktör analizi ile faktör yapılarının doğrulanması ve mümkünse test- tekrar test güvenirlik analizin yapılması planlanmıştır. Bu çalışmada, geliştirilen ölçeğin geçerliğine ve güvenirliğine kanıt olarak mümkün olduğunca fazla yönteme yer verilmiştir. Bu kanıtların daha fazla uygulama ile arttırılması mümkündür. Ancak mevcut haliyle de aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşımın tanımlanması ve değerlendirmesinde bir kaynak ve çekirdek yeterliklerle ilgili bundan sonra yapılacak çalışmalar için bir yol gösterici olabilir.
Aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmada aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım çekirdek yeterliğini değerlendiren geçerli, güvenilir ve kullanılabilir bir ölçek geliştirmek hedeflenmiştir. Akut ve kronik hastalıkların eş zamanlı yönetimi, sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesi; tedavi, bakım, rehabilitasyon ve palyasyonun koordinasyonu başlıkları altında madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu geliştirici grup değerlendirmeleri, uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda 45 maddeye düşmüş ve son halini almıştır. Online anket yoluyla elde edilen 237 faal aile hekiminin verileri geçerlik ve güvenirlik analizleri için kullanılmıştır. Yapılan faktör ve madde analizleri sonucu 6 madde çıkarılmış 39 maddelik son ölçek formu ile analizler tamamlanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonunda yedi faktörlü çalışan bir yapı elde edilmiştir. Madde analizleri yapılarak maddelerin kalitesi değerlendirilmiştir. Maddelerin birbirleriyle ve ölçeğin tamamıyla yeterli uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Madde ayırt ediciliğinin iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Güvenirliği belirlemek için iç tutarlık analizleri yapılmıştır. Tüm ölçek için Cronbach alfa değeri 0,948 olarak bulunmuştur. Bu değer yüksek düzey güvenirliği göstermektedir. Madde çıkarılması halinde Cronbach alfa değişimleri ve testi iki eş yarıya bölme analizleri de ölçeğin güvenirliğini desteklemektedir. Araştırmanın devamı için kalabalık bir örneklem grubuyla ölçeğin son haliyle bir uygulama daha yapılması, bu verilerle ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin tekrar edilmesi, faktör yapıları ve faktör isimlerinin tekrar değerlendirilmesi, doğrulayıcı faktör analizi ile faktör yapılarının doğrulanması ve mümkünse test- tekrar test güvenirlik analizin yapılması planlanmıştır. Bu çalışmada, geliştirilen ölçeğin geçerliğine ve güvenirliğine kanıt olarak mümkün olduğunca fazla yönteme yer verilmiştir. Bu kanıtların daha fazla uygulama ile arttırılması mümkündür. Ancak mevcut haliyle de aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşımın tanımlanması ve değerlendirmesinde bir kaynak ve çekirdek yeterliklerle ilgili bundan sonra yapılacak çalışmalar için bir yol gösterici olabilir.
Aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu çalışmada aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşım çekirdek yeterliğini değerlendiren geçerli, güvenilir ve kullanılabilir bir ölçek geliştirmek hedeflenmiştir. Akut ve kronik hastalıkların eş zamanlı yönetimi, sağlığın geliştirilmesi ve hastalıkların önlenmesi; tedavi, bakım, rehabilitasyon ve palyasyonun koordinasyonu başlıkları altında madde havuzu oluşturulmuştur. Bu madde havuzu geliştirici grup değerlendirmeleri, uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda 45 maddeye düşmüş ve son halini almıştır. Online anket yoluyla elde edilen 237 faal aile hekiminin verileri geçerlik ve güvenirlik analizleri için kullanılmıştır. Yapılan faktör ve madde analizleri sonucu 6 madde çıkarılmış 39 maddelik son ölçek formu ile analizler tamamlanmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonunda yedi faktörlü çalışan bir yapı elde edilmiştir. Madde analizleri yapılarak maddelerin kalitesi değerlendirilmiştir. Maddelerin birbirleriyle ve ölçeğin tamamıyla yeterli uyum gösterdiği tespit edilmiştir. Madde ayırt ediciliğinin iyi düzeyde olduğu görülmüştür. Güvenirliği belirlemek için iç tutarlık analizleri yapılmıştır. Tüm ölçek için Cronbach alfa değeri 0,948 olarak bulunmuştur. Bu değer yüksek düzey güvenirliği göstermektedir. Madde çıkarılması halinde Cronbach alfa değişimleri ve testi iki eş yarıya bölme analizleri de ölçeğin güvenirliğini desteklemektedir. Araştırmanın devamı için kalabalık bir örneklem grubuyla ölçeğin son haliyle bir uygulama daha yapılması, bu verilerle ölçeğin geçerlik ve güvenirlik analizlerinin tekrar edilmesi, faktör yapıları ve faktör isimlerinin tekrar değerlendirilmesi, doğrulayıcı faktör analizi ile faktör yapılarının doğrulanması ve mümkünse test- tekrar test güvenirlik analizin yapılması planlanmıştır. Bu çalışmada, geliştirilen ölçeğin geçerliğine ve güvenirliğine kanıt olarak mümkün olduğunca fazla yönteme yer verilmiştir. Bu kanıtların daha fazla uygulama ile arttırılması mümkündür. Ancak mevcut haliyle de aile hekimliğinde kapsamlı yaklaşımın tanımlanması ve değerlendirmesinde bir kaynak ve çekirdek yeterliklerle ilgili bundan sonra yapılacak çalışmalar için bir yol gösterici olabilir.
Edirne il merkezindeki Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada Makivić ve Klemenc- Ketiš'in geliştirdiği "Scale for BioPsichoSocial Dimension of Family Physician' Work" ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılması ve bu ölçek ile Edirne ilindeki aile hekimlerinin biyopsikososyal yaklaşım ile ilgili bilgi ve tutumlarının görülmesi amaçlanmıştır. Ölçeğimiz 35 soru ve 3 alt boyuttan (biyomedikal, psikolojik ve sosyal) oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hekimlerin 31'i (%55,4) kadın, 25'i (%44,6) erkekti. Hekimlerin ortalama yaşı 46,36±8,68 iken, 42'si (%75) pratisyen aile hekimi, 14'ü (%25) aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin meslekte geçirdikleri süre ortalama 21,24±9,25 yıl, birinci basamakta ortalama çalışma yılı 18,36±9,8 yıl, şuan görev yaptığı birimde ortalama çalışma yılı 8,62± 6,35 yıldır. Günlük ortalama baktıkları hasta sayısı 78,09±20,87 olup, hasta başına ayırdıkları ortalama süre 6,68±2,81 dakikadır. Çalışmamızda birinci basamakta çalışma süreleri daha fazla olduğu için pratisyen hekimlerin bütüncül yaklaşımlarının daha güçlü olduğu saptanmıştır. Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşımı arttıkça, günlük baktığı hasta sayısının arttığı görülmüştür. Çalışmamızda kadın hekimlerin hasta başına ayırdığı ortalama sürenin, erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı olarak yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yaptığımız ölçek ile hekimlerin biyopsikososyal yaklaşımları ölçülerek uzmanlık öncesi ve sonrası eğitimlerle konuya ağırlık verilerek, bütüncül yaklaşımları gelişmiş hekimler yetiştirilebilecektir.
Edirne il merkezindeki Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada Makivić ve Klemenc- Ketiš'in geliştirdiği "Scale for BioPsichoSocial Dimension of Family Physician' Work" ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılması ve bu ölçek ile Edirne ilindeki aile hekimlerinin biyopsikososyal yaklaşım ile ilgili bilgi ve tutumlarının görülmesi amaçlanmıştır. Ölçeğimiz 35 soru ve 3 alt boyuttan (biyomedikal, psikolojik ve sosyal) oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hekimlerin 31'i (%55,4) kadın, 25'i (%44,6) erkekti. Hekimlerin ortalama yaşı 46,36±8,68 iken, 42'si (%75) pratisyen aile hekimi, 14'ü (%25) aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin meslekte geçirdikleri süre ortalama 21,24±9,25 yıl, birinci basamakta ortalama çalışma yılı 18,36±9,8 yıl, şuan görev yaptığı birimde ortalama çalışma yılı 8,62± 6,35 yıldır. Günlük ortalama baktıkları hasta sayısı 78,09±20,87 olup, hasta başına ayırdıkları ortalama süre 6,68±2,81 dakikadır. Çalışmamızda birinci basamakta çalışma süreleri daha fazla olduğu için pratisyen hekimlerin bütüncül yaklaşımlarının daha güçlü olduğu saptanmıştır. Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşımı arttıkça, günlük baktığı hasta sayısının arttığı görülmüştür. Çalışmamızda kadın hekimlerin hasta başına ayırdığı ortalama sürenin, erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı olarak yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yaptığımız ölçek ile hekimlerin biyopsikososyal yaklaşımları ölçülerek uzmanlık öncesi ve sonrası eğitimlerle konuya ağırlık verilerek, bütüncül yaklaşımları gelişmiş hekimler yetiştirilebilecektir.
Edirne il merkezindeki Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmada Makivić ve Klemenc- Ketiš'in geliştirdiği "Scale for BioPsichoSocial Dimension of Family Physician' Work" ölçeğinin Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılması ve bu ölçek ile Edirne ilindeki aile hekimlerinin biyopsikososyal yaklaşım ile ilgili bilgi ve tutumlarının görülmesi amaçlanmıştır. Ölçeğimiz 35 soru ve 3 alt boyuttan (biyomedikal, psikolojik ve sosyal) oluşmaktadır. Çalışmaya katılan hekimlerin 31'i (%55,4) kadın, 25'i (%44,6) erkekti. Hekimlerin ortalama yaşı 46,36±8,68 iken, 42'si (%75) pratisyen aile hekimi, 14'ü (%25) aile hekimliği uzmanıdır. Çalışmaya katılan hekimlerin meslekte geçirdikleri süre ortalama 21,24±9,25 yıl, birinci basamakta ortalama çalışma yılı 18,36±9,8 yıl, şuan görev yaptığı birimde ortalama çalışma yılı 8,62± 6,35 yıldır. Günlük ortalama baktıkları hasta sayısı 78,09±20,87 olup, hasta başına ayırdıkları ortalama süre 6,68±2,81 dakikadır. Çalışmamızda birinci basamakta çalışma süreleri daha fazla olduğu için pratisyen hekimlerin bütüncül yaklaşımlarının daha güçlü olduğu saptanmıştır. Aile hekimlerinin bütüncül yaklaşımı arttıkça, günlük baktığı hasta sayısının arttığı görülmüştür. Çalışmamızda kadın hekimlerin hasta başına ayırdığı ortalama sürenin, erkeklerden istatistiksel olarak anlamlı olarak yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması yaptığımız ölçek ile hekimlerin biyopsikososyal yaklaşımları ölçülerek uzmanlık öncesi ve sonrası eğitimlerle konuya ağırlık verilerek, bütüncül yaklaşımları gelişmiş hekimler yetiştirilebilecektir.
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin birey merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmamızda Edirne ilinde bulunan sözleşmeli aile hekimlerinin hasta merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumlarının ölçülmesi, arttırılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Edirne il merkezinde aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sözleşmeli 58 aile hekimi oluşturmakta olup 52 aile hekimine ulaşılmıştır. Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Etik Kurulu, İl Sağlık Müdürlüğü onayı alındıktan sonra hekimlere sosyodemografik veriler ve Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği'nden oluşan anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %51,92'si kadın, %80,77'i evli olup yaş ortalaması incelendiğinde ortalama 48,73±7,18 yıl idi. Hekimlerin %16,92'si aile hekimliği uzmanı, %67,31'i aile hekimi, %5,77'si sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan hekim olarak görev yapmakta olup hekimlerin yaklaşık yarısı Aile Sağlığı Merkezi ile aynı bölgede ikamet ediyordu. Meslekte çalışma süreleri incelendiğinde ortalama 23,42±7,5 yıl, birinci basamaktaki çalışma süre ortalaması 20,08±8,9 yıl, şu an bulundukları Aile Sağlığı Merkezinde çalışma süreleri 9,23±6,9 yıl ve toplam çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayısı ortalama 2±0,9 olarak bulundu. Hekimlerin Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği puan dağılımları incelendiğinde toplam ortalama puan 56,1±8,8, önem verme alt ölçeği ortalama puan 29,35±3,7 ve paylaşım alt ölçeği ortalama puan 26,75±7 olarak saptandı. Çalışmamızda Hasta-Hekim Yönelim Ölçek puanları ile hekimlerin medeni durumları, cinsiyetleri, çalışma bölgelerinde ikamet etme durumları, yaşları, meslekteki süreleri, birinci basamakta çalışma süreleri, şu an ki birimde çalışma süreleri, çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamadı. Çalışmamıza katılan hekimlerin paylaşım alt ölçeği puanları ile görevleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmış olup aile hekimlerinin, aile hekimliği uzmanlarından ve Sözleşmeli Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi asistanlarından daha düşük puan aldığı görüldü. Çalışmamızın sonucunda, aile hekimliğinin temelinde biyopsikososyal yaklaşımının olduğu düşünüldüğünde hasta merkezli yaklaşımın aile hekimliği disiplininde çok önemli olduğu görülmektedir. Aile hekimlerinin yoğun çalışma şartları olduğu düşünüldüğünde aile hekimlerinin farkındalıklarını arttırmak ya da hasta merkezli yaklaşımı hatırlatmak için düzenli eğitimlere önem verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Hasta merkezli yaklaşım, PPOS, biyopsikososyal yaklaşım.
Edirne il merkezindeki aile hekimlerinin birey merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumları
Bu çalışmamızda Edirne ilinde bulunan sözleşmeli aile hekimlerinin hasta merkezli yaklaşıma yönelik bilgi ve tutumlarının ölçülmesi, arttırılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Edirne il merkezinde aile sağlığı merkezlerinde görev yapan sözleşmeli 58 aile hekimi oluşturmakta olup 52 aile hekimine ulaşılmıştır. Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Etik Kurulu, İl Sağlık Müdürlüğü onayı alındıktan sonra hekimlere sosyodemografik veriler ve Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği'nden oluşan anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %51,92'si kadın, %80,77'i evli olup yaş ortalaması incelendiğinde ortalama 48,73±7,18 yıl idi. Hekimlerin %16,92'si aile hekimliği uzmanı, %67,31'i aile hekimi, %5,77'si sözleşmeli aile hekimliği uzmanlık eğitimi alan hekim olarak görev yapmakta olup hekimlerin yaklaşık yarısı Aile Sağlığı Merkezi ile aynı bölgede ikamet ediyordu. Meslekte çalışma süreleri incelendiğinde ortalama 23,42±7,5 yıl, birinci basamaktaki çalışma süre ortalaması 20,08±8,9 yıl, şu an bulundukları Aile Sağlığı Merkezinde çalışma süreleri 9,23±6,9 yıl ve toplam çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayısı ortalama 2±0,9 olarak bulundu. Hekimlerin Hasta-Hekim Yönelim Ölçeği puan dağılımları incelendiğinde toplam ortalama puan 56,1±8,8, önem verme alt ölçeği ortalama puan 29,35±3,7 ve paylaşım alt ölçeği ortalama puan 26,75±7 olarak saptandı. Çalışmamızda Hasta-Hekim Yönelim Ölçek puanları ile hekimlerin medeni durumları, cinsiyetleri, çalışma bölgelerinde ikamet etme durumları, yaşları, meslekteki süreleri, birinci basamakta çalışma süreleri, şu an ki birimde çalışma süreleri, çalışılan Aile Sağlığı Merkezi sayıları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamadı. Çalışmamıza katılan hekimlerin paylaşım alt ölçeği puanları ile görevleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmış olup aile hekimlerinin, aile hekimliği uzmanlarından ve Sözleşmeli Aile Hekimliği Uzmanlık Eğitimi asistanlarından daha düşük puan aldığı görüldü. Çalışmamızın sonucunda, aile hekimliğinin temelinde biyopsikososyal yaklaşımının olduğu düşünüldüğünde hasta merkezli yaklaşımın aile hekimliği disiplininde çok önemli olduğu görülmektedir. Aile hekimlerinin yoğun çalışma şartları olduğu düşünüldüğünde aile hekimlerinin farkındalıklarını arttırmak ya da hasta merkezli yaklaşımı hatırlatmak için düzenli eğitimlere önem verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Anahtar kelimeler: Hasta merkezli yaklaşım, PPOS, biyopsikososyal yaklaşım.
Edirne ilindeki aile sağlığı merkezlerinde görev yapan aile hekimlerinin e-nabız farkındalığı
Bu çalışmamızda Edirne ilinde aile hekimlerinin e-Nabız kullanımı ve farkındalığını araştırmak ve e-Nabız kullanımının arttırılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Edirne ilindeki aile sağlığı merkezlerinde görev yapan 128 sözleşmeli aile hekimi oluşturmuş ve 98 aile hekimine ulaşılmıştır. Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Etik Kurulu onayı alındıktan sonra 27 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %42,86'sı kadın, %57,14'ü erkek, %82,65'i evli, %19,39'unun uzman aile hekimi olduğu, yaş ortalaması ise 45,45±7,87 yıl ve hekimlerin ortalama 11,68±4,49 yıldır aile hekimliği yaptığı saptandı. Hekimlerin %9,18'i hiç aile hekimliği birimini değiştirmemişken, %50'si bir kez, %40,82'si ise iki veya daha fazla kez aile hekimliği birimini değiştirmiştir. Hekimlerin %92,86'sının e-Nabız uygulamasının işlerini kolaylaştırdığı, %90,82'sinin işlerinin bu sistemle daha hızlı olduğu, %97,92'sinin de sistemin ülke ekonomisine katkıda bulunduğunu düşündüğü saptandı. Ayrıca hastalarına e-Nabız sistemini anlatan hekimler incelendiğinde %54,08'ünün bazen, %14,29'unun da sıklıkla anlattığı sonucuna ulaşıldı. Covid-19 pandemisi sonrası e-Nabız kullanma oranı ne kadar değiştiği sorulduğunda ise hekimlerin %8,16'sının azaldığı, %73,47'sinin değişmediği, %14,29'unun arttığı ve %4,08'inin çok arttığı sonucuna ulaşılmış olup e-Nabız sisteminden memnun olan hekimlerde anlamlı olarak daha fazla artış olduğu, uzman hekimlerde daha fazla artış olduğu saptandı. Ayrıca pandemide hekimlerin %27,08'inin e-Nabız uygulamasının işlerini daha kolaylaştırdığını düşündüğü görüldü. İşlerini kolaylaştırmadığı düşünen hekimler de pandemide e-nabız kullanım değişiminin olmadığı saptandı. Çalışmamızın sonucunda, aile hekimlerinin hastaların ilk başvuru yeri olduğu, birinci basamağın hasta takibinde kilit rol oynadığını düşündüğümüzde aile hekimlerini kapsayıcı çalışmalara dahil edildiğinde e-Nabız sisteminde olan eksikliklerin saptanması ve geliştirilmesi, hekimlere ve hastalara farkındalıklarının arttırılmasının sağlanmasına katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.
Edirne ilindeki aile sağlığı merkezlerinde görev yapan aile hekimlerinin e-nabız farkındalığı
Bu çalışmamızda Edirne ilinde aile hekimlerinin e-Nabız kullanımı ve farkındalığını araştırmak ve e-Nabız kullanımının arttırılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini Edirne ilindeki aile sağlığı merkezlerinde görev yapan 128 sözleşmeli aile hekimi oluşturmuş ve 98 aile hekimine ulaşılmıştır. Trakya Üniversitesi Bilimsel Araştırmalar ve Etik Kurulu onayı alındıktan sonra 27 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Çalışmamıza katılan hekimlerin %42,86'sı kadın, %57,14'ü erkek, %82,65'i evli, %19,39'unun uzman aile hekimi olduğu, yaş ortalaması ise 45,45±7,87 yıl ve hekimlerin ortalama 11,68±4,49 yıldır aile hekimliği yaptığı saptandı. Hekimlerin %9,18'i hiç aile hekimliği birimini değiştirmemişken, %50'si bir kez, %40,82'si ise iki veya daha fazla kez aile hekimliği birimini değiştirmiştir. Hekimlerin %92,86'sının e-Nabız uygulamasının işlerini kolaylaştırdığı, %90,82'sinin işlerinin bu sistemle daha hızlı olduğu, %97,92'sinin de sistemin ülke ekonomisine katkıda bulunduğunu düşündüğü saptandı. Ayrıca hastalarına e-Nabız sistemini anlatan hekimler incelendiğinde %54,08'ünün bazen, %14,29'unun da sıklıkla anlattığı sonucuna ulaşıldı. Covid-19 pandemisi sonrası e-Nabız kullanma oranı ne kadar değiştiği sorulduğunda ise hekimlerin %8,16'sının azaldığı, %73,47'sinin değişmediği, %14,29'unun arttığı ve %4,08'inin çok arttığı sonucuna ulaşılmış olup e-Nabız sisteminden memnun olan hekimlerde anlamlı olarak daha fazla artış olduğu, uzman hekimlerde daha fazla artış olduğu saptandı. Ayrıca pandemide hekimlerin %27,08'inin e-Nabız uygulamasının işlerini daha kolaylaştırdığını düşündüğü görüldü. İşlerini kolaylaştırmadığı düşünen hekimler de pandemide e-nabız kullanım değişiminin olmadığı saptandı. Çalışmamızın sonucunda, aile hekimlerinin hastaların ilk başvuru yeri olduğu, birinci basamağın hasta takibinde kilit rol oynadığını düşündüğümüzde aile hekimlerini kapsayıcı çalışmalara dahil edildiğinde e-Nabız sisteminde olan eksikliklerin saptanması ve geliştirilmesi, hekimlere ve hastalara farkındalıklarının arttırılmasının sağlanmasına katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.