Theses supervised by Prof. Dr. Duygu Anıl
10 theses · Hacettepe University
Çok aşamalı bireye uyarlanmış testlerde farklı koşullardan elde edilen yetenek kestirimlerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, farklı tasarımlardaki çok aşamalı bireye uyarlanmış testlerin etkinliğini, farklı koşullar altında incelemektir. Çalışmada madde güçlük parametreleri normal ve uniform dağılan iki ayrı madde havuzu oluşturulmuştur. Araştırmanın koşulları olan modül uzunluğu, yönlendirme yöntemi ve kestirim yöntemi, bu iki ayrı madde havuzu üzerinden gerçekleştirilen simülasyonlar ile ayrı ayrı sınanmıştır. Simülasyonlar R yazılımında yer alan mstR paketi yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Artan, azalan, eşit, ikinci aşamanın en uzun ilk aşamanın en kısa ve ikinci aşamanın en uzun son aşamanın en kısa olduğu beş farklı modül uzunluğu tasarımı, dinamik ve statik yönlendirme kuralları ve EAP ve MLE son kestirim yöntemleri koşulları altında ortalama hata ve yanlılık değerlerine göre karşılaştırılmıştır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlar, değişen modül uzunluklarının ortalama hata ve yanlılık üzerinde etkisi olduğunu göstermektedir. Ancak madde güçlük dağılımlarına göre bu etkinin farklı koşullar altında farklılaştığı görülmüştür. Yönlendirme yönteminin statik veya dinamik olması, madde güçlüklerinin normal dağılımdan türetildiği koşulda yetenek kestiriminde bir fark yaratmazken, uniform dağılımdan türetildiği koşulunda düşük de olsa bir fark oluşturmaktadır. Alan yazınında altı çizildiği gibi, bu çalışmanın sonuçları da her durumda en iyi olan tek bir tasarımın olmadığını göstermektedir. Bu nedenle, tüm gereklilikleri ve amaçları karşılayan en uygun çok aşamalı bireye uyarlanmış test tasarımının belirlenmesi için benzer çalışmaların yapılması önerilmektedir. Çok aşamalı bireye uyarlanmış testler, testi hazırlayanların, uygulayıcıların ve testi alan bireylerin tamamen kabul edebileceği ve kolay anlaşılır bir test olma avantajına sahiptir. Bu avantajı ve diğer özellikleri de göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye'de uygulanan merkezi sınavların çok aşamalı bireye uyarlanmış test olarak uygulanmasına yönelik çalışmaların yapılmasının önemli olduğu düşünülmektedir.
PISA uygulamalarında okuma-matematik-fen okuryazarlığı puanlarındaki değişimin çok değişkenli-çok düzeyli model ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, PISA 2009-2012-2015 uygulamalarına katılan Türk öğrencilerin matematik-okuma-fen performanslarını birlikte manidar olarak etkileyen okul ve öğrenci düzeyi değişkenlerin belirlenmesidir. Bu amaç kapsamında öğrenci düzeyi değişkenlerden cinsiyet, program türü, anne ve baba eğitim durumu, evdeki kültürel olanaklar, evdeki eğitimsel kaynaklar, ev olanakları, ekonomik-sosyal-kültürel durum indeksi kullanılmıştır. Okul düzeyi ile ilgili olarak ise okul büyüklüğü, bilgisayarların kullanılabilirlik indeksi, öğretmen-öğrenci oranı modele dahil edilmiştir. Araştırmanın amacı doğrultusunda PISA 2009-2012-2015 Türk öğrencilerine ait veriler, Çok Düzeyli-Çok Değişkenli Regresyon Modeli kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, okullar arasında öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarında farkların olduğu gözlenmiştir. PISA 2009-2012 Türkiye uygulamasına ait öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarını birlikte manidar olarak yordayan öğrenci düzeyi değişkenlerin sırasıyla baba eğitim durumu, evdeki eğitimsel kaynaklar, PISA 2015 uygulamasında ise anne eğitim durumu, ekonomik-sosyal-kültürel durum olduğu belirlenmiştir. Her üç uygulamada matematik ve okuma performansını manidar olarak yordayan öğrenci düzeyi değişkenin cinsiyet olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. PISA 2009 Türkiye uygulamasına ait öğrencilerin matematik-okuma-fen puanlarını birlikte manidar olarak yordayan okul düzeyi değişken ise öğretmen-öğrenci oranı olarak bulunmuştur. PISA 2012 ve PISA 2015 için akademik başarıyı manidar olarak yordayan okul düzeyi değişkenin bilgisayarların kullanılabilirlik indeksi olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırma bulgularına dayanarak, okullar arası söz konusu öğrenci başarısındaki farklılığın azaltılması önerilebilir. Öğrencilerin evdeki eğitim ortamlarını düzenleyici çalışmalar yapılabilir.
TIMSS-2015 matematik ve fen duyuşsal özellik modellerinin kültürlere, cinsiyete ve bölgelere göre ölçme değişmezliğinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, TIMSS 2015 uygulamasında kullanılan 8. sınıf öğrenci anketi kullanılarak oluşturulan matematik ve fen duyuşsal özellik modellerinin kültürlere (Türkiye, Suudi Arabistan ve Singapur), cinsiyete ve bölgelere göre ölçme değişmezliğinin incelenmesidir. Araştırma, TIMSS 2015 uygulamasına katılan Türkiye, Singapur ve Suudi Arabistan örnekleminde yer alan toplam 15954 öğrenci verisi ile yapılmıştır. Araştırmada, öğrenci anketi verileri kullanılarak matematik ve fen dersini sevme, matematik ve fen aktivitelerine katılım, matematik ve fen dersinde kendine güven, matematik ve fen dersine verilen değer olmak üzere ayrı ayrı matematik ve fen duyuşsal özellik modeli oluşturulmuştur. Açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ile oluşturulan modellerin kültürlere, cinsiyete ve bölgelere göre ölçme değişmezliği incelenmiştir. Ölçme değişmezliği, çoklu grup doğrulayıcı faktör analizi yapılarak incelenmiştir. Araştırma sonucuna göre matematik ve fen duyuşsal özellik modeli, kültürlere ve bölgelere göre ölçek değişmezliğini, cinsiyete göre katı değişmezliğini sağlamıştır. Cinsiyete göre ölçme değişmezliği sağlandığı için cinsiyete göre yapılan tüm karşılaştırmalar anlamlı olacağı sonucuna ve bölgelere ve kültürlere göre ölçek değişmezliği sağlandığı için gözlenen değişkenlere, göre herhangi bir yanlılığın bulunmadığı ve gözlenen değişkenlerden elde edilen farklılıkların, yapıların ortalama farklılıklarından kaynaklandığı yorumu yapılabilir sonucuna varılabilir.
Test eşitlemede grup değişmezliğinin farklı simülasyon koşulları altında incelenmesi
Bu araştırma kapsamında ortak maddelerin değişen madde fonksiyonu göstermesi durumunda, değişen madde fonksiyonu gösteren maddelerin farklı çalışma grubu büyüklükleri için test eşitlemede grup değişmezliğinin nasıl etkilendiği incelenmiştir. Bu kapsam doğrultusunda eşitlemede grup değişmezliğini incelemek için manipüle edilen koşullar; çalışma grubu büyüklüğü, çalışma grubu büyüklüğü oranı, değişen madde fonksiyonu gösteren maddelerin bulunduğu form, değişen madde fonksiyonu gösteren madde oranı, değişen madde fonksiyonu yönü ve gruplar arası ortalama yetenek farkıdır. Bu çalışma denk gruplar ortak test deseni altıda Madde Tepki Kuramı gerçek puan eşitleme yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Eşitlemenin grup değişmezliği açısından incelenmesinde, standartlaştırılmamış REMSD, RESDk, RMSD(x) ve RSDk(x) indislerinden yararlanılmıştır. Bu araştırmada 96 farklı simülasyon koşulu altında yürütülen eşitleme sonuçları için elde edilen grup değişmezliği indislerini karşılaştıran bir desen oluşturulmuştur. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen analizlerin yürütülmesinde R yazılımı ile SPSS programından faydalanılmış ve her bir koşul için 100'er tekrar yapılmıştır. Araştırma kapsamında incelenen koşullarda test eşitlemede grup değişmezliğine etkisi elde edilen REMSD, RESDk, RMSD(x), ve RSDk(x) indislerinin ortalaması alınarak değerlendirilmiştir. Ayrıca tüm koşullarda eşitleme sonuçları üzerinde grup değişmezliği açısından istatistiksel olarak manidar bir farklılık olup olmadığı ANOVA yapılarak incelenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar doğrultusunda eşitlemede grup değişmezliğini en çok etkileyen faktörün değişen madde fonksiyonu gösteren ortak maddelerin bulunduğu form olduğu görülmüştür. DMF gösteren ortak maddeler tek bir formda olması durumu her iki formda da olması durumuna göre DMF ile ilgili koşullarda, test eşitlemede grup değişmezliği olumsuz anlamda daha çok etkilenmiştir. DMF gösteren ortak maddelerin tek bir formda olduğu durumlarda grup değişmezliğini en çok etkileyen değişkenin DMF yönü olduğu görülmüştür. DMF gösteren ortak maddelerin her iki formda olduğu durumlarda ise grup değişmezliğini en çok etkileyen değişken gruplar arasındaki ortalama yetenek farkı olmuştur.
Açımlayıcı faktör analizinde faktör sayısı belirleme yöntemlerinin çeşitli koşullar altında karşılaştırılması
Bu araştırmada, açımlayıcı faktör analizinde faktör sayısı belirleme yöntemlerinin (MAP, MAP4, Hull, EGA-TMFG ve Factor Forest) yakınsama oranı, doğru tahmin yüzdesi ve göreli yanlılık değerleri açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Monte Carlo simülasyonu olarak gerçekleştirilen bu çalışmada simülasyon koşulları örneklem büyüklüğü (200, 500, 1000), madde puanlarının kategori sayısı (3, 5 ve 7), test uzunluğu (8 ve 16 madde), ölçme modeli (tek faktörlü, ilişkisiz iki faktörlü ve ilişkili iki faktörlü), madde puanlarının dağılımı (sağa çarpık, normal, sola çarpık) ve ortalama faktör yükü (0.40, 0.60 ve 0.80) olarak belirlenmiştir. Tam çaprazlanmış simülasyon desenine göre toplamda 486 simülasyon koşulunun her biri için 1000 replikasyon yapılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen yöntemlerin yakınsama sorunu olmadığı belirlenmiştir. Yöntemlerden elde edilen doğru tahmin yüzdesi ve göreli yanlılık değerleri üzerinde örneklem büyüklüğü ve ortalama faktör yükünün artmasının olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Tek faktörlü ve iki faktörlü yapıları belirlemede yöntemler arası farklılık gözlenmiştir. Yöntemlerin yüksek doğrulukla ve düşük yanlılıkla kestirim yaptığı koşullar birbirinden farklılaşmıştır. Bu durum birden fazla faktör sayısı belirleme yönteminin kullanılmasının ve yöntemlerin uyumunun incelenmesinin önemine işaret etmiştir. Bu nedenle açıkça tüm koşullarda doğru ve yansız çalışan bir yöntem olmamasına rağmen farklı koşullar için iyi çalışan yöntemler tartışılmıştır.
Açımlayıcı faktör analizinde faktör sayısı belirleme yöntemlerinin çeşitli koşullar altında karşılaştırılması
Bu araştırmada, açımlayıcı faktör analizinde faktör sayısı belirleme yöntemlerinin (MAP, MAP4, Hull, EGA-TMFG ve Factor Forest) yakınsama oranı, doğru tahmin yüzdesi ve göreli yanlılık değerleri açısından karşılaştırılması hedeflenmiştir. Monte Carlo simülasyonu olarak gerçekleştirilen bu çalışmada simülasyon koşulları örneklem büyüklüğü (200, 500, 1000), madde puanlarının kategori sayısı (3, 5 ve 7), test uzunluğu (8 ve 16 madde), ölçme modeli (tek faktörlü, ilişkisiz iki faktörlü ve ilişkili iki faktörlü), madde puanlarının dağılımı (sağa çarpık, normal, sola çarpık) ve ortalama faktör yükü (0.40, 0.60 ve 0.80) olarak belirlenmiştir. Tam çaprazlanmış simülasyon desenine göre toplamda 486 simülasyon koşulunun her biri için 1000 replikasyon yapılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen yöntemlerin yakınsama sorunu olmadığı belirlenmiştir. Yöntemlerden elde edilen doğru tahmin yüzdesi ve göreli yanlılık değerleri üzerinde örneklem büyüklüğü ve ortalama faktör yükünün artmasının olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Tek faktörlü ve iki faktörlü yapıları belirlemede yöntemler arası farklılık gözlenmiştir. Yöntemlerin yüksek doğrulukla ve düşük yanlılıkla kestirim yaptığı koşullar birbirinden farklılaşmıştır. Bu durum birden fazla faktör sayısı belirleme yönteminin kullanılmasının ve yöntemlerin uyumunun incelenmesinin önemine işaret etmiştir. Bu nedenle açıkça tüm koşullarda doğru ve yansız çalışan bir yöntem olmamasına rağmen farklı koşullar için iyi çalışan yöntemler tartışılmıştır.
Akademik öz-yeterlilikle kariyer stresi ilişkisinde azmin aracı etkisinin yapısal eşitlik modeliyle incelenmesi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin akademik öz- yeterlilik düzeyleri ile kariyer stresi düzeyleri arasındaki ilişkide azim aracı değişkeninin etkisi yapısal eşitlik modeli ile test edilmiştir. Araştırmada üniversite öğrencilerinin kariyer stresinin, sınıf düzeyi, yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre anlamlı düzeyde değişiklik gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim yılında halen Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde eğitim görmekte olan 209 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, Yılmaz, Gürçay ve Ekici (2007) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılarak Türkçe 'ye uyarlanan Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .79 olan "Akademik Öz Yeterlik Ölçeği", Sarıçam, Çelik ve Oğuz (2016) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .75 olan, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan "Kısa Azim Ölçeği", Özden ve Sertel Berk (2017) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılarak Türkçe 'ye uyarlanan Cronbach alfa güvenirlik katsayısı .94 olan "Kariyer Stresi Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla toplanmıştır. Yapılan analizler SPSS programı kullanılmış olup yüzde, aritmetik ortalama, frekans, t testi ve tek-yönlü varyans analizi gerçekleştirilmiştir. Aracılık analizleri ise Amos programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda üniversite öğrencilerinin akademik öz yeterlilik düzeylerinin kariyer stresini anlamlı düzeyde ve negatif yönde etkilerken azim davranışının ise kariyer stresini anlamlı düzeyde ve negatif yönde etkilediği görülmüştür. Öğrencilerin cinsiyeti ile kariyer stresi düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bulgulara göre 2. sınıfta eğitim gören öğrencilerin en düşük düzeyde kariyer stresine sahip olurken 4. sınıfta eğitim gören öğrencilerin en yüksek düzeyde kariyer stresine sahip olduğu görülmüştür.
Bobut uygulamalarında farklı koşullardan elde edilen ölçme kesinliği kestirim değerlerinin karşılaştırılması
Bu araştırmada, bir bilgisayar ortamında bireye uyarlanmış test uygulaması (BOBUT)'nda iki farklı büyüklüğe sahip madde havuzundan elde edilen ölçme kesinliği kestirim değerlerinin; farklı madde seçme, farklı yetenek kestirim yöntemlerine göre içerik ağırlıklandırma ve madde kullanım sıklığı kontrolü gibi bazı madde havuzu sınırlandırmaları altında nasıl değiştiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, simülatif olarak 2000 kişilik bir gruba ilişkin yetenek parametreleri ile 320 ve 1000 maddelik iki farklı büyüklükte madde havuzu oluşturulmuştur. Daha sonra içerik ağırlıklandırmanın yapılmadığı ve yapıldığı her iki durumda çalışmanın koşulları olan; madde seçme yöntemi, yetenek kestirim yöntemi ve madde kullanım sıklığı kontrol yöntemi ile bir BOBUT uygulaması RStudio üzerinde "catR" paketi yardımıyla oluşturulmuş; BOBUT uygulamasına ait koşullar, bu iki ayrı madde havuzu ve aynı bireyler üzerinden simülasyonlar ile tek tek gerçekleştirilmiştir. Çalışmada oluşturulan toplam 48 koşul, 156 replikasyon yapılarak karşılaştırılmıştır. Simülasyonlar sonucunda, ölçme kesinliği kestirim değerleri (RMSE, yanlılık ve korelasyon) hesaplanmış ve bu değerlerin 48 koşul altında nasıl değiştiği değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, madde havuzu büyüklüğü 1000 madde olan havuzun, madde havuzu büyüklüğü 320 madde olan havuza göre RMSE, yanlılık ve korelasyon değerleri bakımından daha iyi sonuçlar verdiğini göstermektedir. Ayrıca RMSE, yanlılık ve korelasyon değerleri bakımından, çalışmaya dahil edilen madde seçme yöntemleri arasında MFI ve yetenek kestirim yöntemleri arasında ise EAP yöntemlerinin daha etkili olduğu görülmüştür. Bununla birlikte; içerik ağırlıklandırmanın yapıldığı durumlarda, içerik ağırlıklandırmanın yapılmadığı durumlara göre RMSE değerlerinde bir miktar artış gözlenmiştir. Madde kullanım sıklığı kontrolünde ise 320 maddelik madde havuzunda, MUİ yönteminin MFI ve MIS yöntemi ile birlikte kullanılmasının daha iyi performans gösterdiği belirlenmiştir.
Öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri ve tutumları ile matematiksel düşünme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin matematiksel düşünme becerilerini etkileyeceği düşünülen faktörlerin matematiksel düşünme becerilerini yordama gücü incelenmiştir. Çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara'nın Gölbaşı ve Çankaya ilçelerinde bulunan iki özel okulda öğrenim gören 6. ve 7.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrenci sayısı 345'tir. Veri toplama araçları olarak Cai'nin (2000) Matematiksel Düşünme Becerisi Ölçeği'nin Karakoca (2011) tarafından yapılan Türkçe uyarlaması, Önal (2013) tarafından geliştirilen Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve öğrencilerin 2022-2023 eğitim öğretim yılı başlangıcında matematik dersi hazırbulunuşluk testinden elde ettiği puanlar kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, öğrencilerin matematiksel düşünme becerilerini yordayan faktörler arasında hazırbulunuşluk düzeyleri ve matematiğe yönelik tutumların önemli derecede etkisi bulunmaktadır.
Kopya şüphesinin demografik değişkenler ve akademik başarı ile ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada kopya belirleme yöntemleri olarak kullanılan; yanlıştan doğruya silme sayısı, lz* birey uyum istatistiği ve KL uzaklığı indeksinin, cinsiyet, okul türü, kurum tipi ve yaşanılan bölge değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca belirlenen kesme puanına göre, her bir kopya belirleme indeksi için kopya şüphelisi olan bireyler tespit edilmiş ve bireylerin matematik dersi başarısının kopya şüphesi ve demografik özelliklerin etkileşimlerine bağlı olarak gruplar arasında farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu amaçlarla Niğde ili genelinde 9.sınıf düzeyinde öğrenim gören 4991 öğrencinin Matematik dersi ortak sınavındaki yanıt formları incelenmiş ve her öğrenci için; yanlıştan doğruya silme sayısı, lz* birey uyum istatistiği ve KL uzaklığı indeksi hesaplanmıştır. Daha sonra belirlenen kesme puanına göre, her bir kopya belirleme indeksi için kopya şüphelisi olan öğrenciler tespit edilmiştir. Birden fazla indekse göre; kopya şüphelisi olan erkek öğrencilerin oranı kızlara göre, özel okul öğrencilerinin oranı devlet okulundakilere göre ve kırsalda yaşayan öğrencilerin oranı kentte yaşayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Hesaplanan kopya belirleme indekslerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde bu değerlerin cinsiyete, kurum tipine ve yaşanılan bölgeye göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, kurulan beş farklı model ile bireylerin matematik dersi başarısının gruplar arasında farklılık gösterip göstermediği AMTM kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, kopya şüphelisi olmayan öğrencilerin yüksek puan alma olasılığının kopya şüphelisi olan öğrencilere göre daha fazla olduğu görülmüştür.