Theses supervised by Prof. Dr. Emine Yavaşgel
10 theses · İstanbul University
Parasosyal etkileşim kuramı çerçevesinde medya karakterleriyle etkileşime yönelik bir inceleme
Görsel ya da basılı olan çoğu kitle iletişim aracı sunumları eğlence adı altında boş zamanı değerlendirme alternatifleri veya entelektüel kazanımlar olarak sunulmaktadır. En etkili kitle iletişim aracı olma özelliğini korumaya devam eden televizyonun eğlence ve haberleşme aracı olarak gelişimi, şüphesiz kültürel ve sosyal yaşama etki etmiştir. Televizyonda yapılan gösterinin seyirciyi etkileyip anlam bulması, bu sayede de izlenme sürekliliğinin artması amaçlanır. Dış mekanda sergilenen performansı iç mekanlara taşıyan televizyon, eğlenceyi seyirci için üretilip tekrar seyirciye satıldığı bir konuma taşımaktadır. Bu durum televizyonu bir bakıma medya karakterinin (persona) mekanı yapmaktadır. Personalar dizilerde seyirciye sadece hoş vakit geçirmekle kalmaz onlara davranış kalıpları ve roller de aşılarlar. Dolayısıyla eğlence, televizyon, dizi ve izleyici üzerinde etkili olan parasosyal etkileşimin birbiri ile ilişkili olması hem bireysel hem de toplumsal açıdan değişen pratiklerin değerlendirilebilme durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmanın amacı, televizyon dizilerinin neredeyse tüm kitle iletişim araçlarının içerisinde tüketici konumunda olan izleyicilere eğlence olarak sunumunu parasosyal etkileşim merceği üzerinden tartışmaya açmaktır. Bu amaçla, çalışmada parasosyal etkileşim kuramı çerçevesinde parasosyal ilişki süreçlerini açıklamaya ilişkin betimsel bir inceleme gerçekleştirilmiştir. Kuramın ortaya koyduğu "özdeşleşme, kullanımlar ve doyumlar, kişilerarası iletişim ve parasosyal ayrılık" temel olguları üzerinden Türk televizyon kanallarında yayınlanan Polat Alemdar (Kurtlar Vadisi) dizi karakteri incelemeye dahil edilerek etki derecesi üzerinden sonuca ulaşılmıştır.
Lüks markalamada sanatın kullanılmasının sosyal medyada yansımaları
Günümüz tüketim kültürü, tüketici satın alma davranış ve ihtiyaç dinamikleri değerlendirildiğinde; ürün veya hizmetin sunduğu işlevselliğin, yerini duygusal fayda ve yenilikçi deneyimlere bıraktığı görülmektedir. Tüketicileri beklentilerinin ötesinde memnun ederek, duygusal deneyim yaratmayı amaçlayan marka değeri, stratejik bir süreç olarak tanımlanmaktadır. Kimlik öğelerini bu değerler üzerine inşa eden markaların köklü bir tarihi geçmişi olması, kullanıcılara ulaşacak ve onlarla iletişim kurabilecek bir hikâyeye sahip olması; tüketici tutum ve davranışlarını değiştirecek güce sahiptir. Tüketicilerin benliğini yapılandırmada ve kültürel sınıflandırmaların oluşmasında sembolik bir kaynak görevi gören lüks markalar, tüketicilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılayarak, toplumsal ilişkilerin tüketim ilişkileriyle paralel ilerlediği bir yaşam biçimi sunmaktadır. Bireylerin kendi beğeni ölçütlerini, estetik değerlerini yansıtan popüler kültür; belirli bir topluluğa, sınıfa ait olma hissi yarattığı için evrensel değerler taşıdığı söylenebilir. Sanatın özerkliği ve toplumsal ilişkileri düzenleyici gücü de kültürel bir ortak dile sahip olması ve evrenselliğinden kaynaklanmaktadır. Buradan hareketle; tarihsel süreç boyunca etkileşimde olan sanat ve lüks kavramlarının, markaların değişen ve gelişen pazarlama yönetim stratejilerine olan olumlu etkisi ve yaratıcı endüstrilerde ilham kaynağı yaratacak şekilde kullanımı, dünyaca ünlü lüks moda markalarının çevrimiçi ortamda gerçekleştirdikleri kampanya ve iletişim faaliyetleri doğrultusunda seçilen örnek vaka analizleriyle incelenmiştir. Gucci, Burberry ve Oscar de la Renta'nın lüks marka konumlandırma ve online pazarlama stratejileri, "A That Feeling When Gucci, Chime for Change, OscarPRGirl, Art Of the Trench, Burberry Acoustic, Gucci - The Fringe ve Gucci & Wannaby Ortaklığı AR Uygulaması" başlıklı sosyal medya kampanya ve faaliyetleri bağlamında niteliksel bir yöntem olan tanımlayıcı ve açıklayıcı vaka analizi (örnek olay incelemesi) kullanılarak çözümlenmiştir. Marka değerini oluşturan etmenler, gerçek ve uzun süreli lükste söz konusu olan yedi ayrıcalık, lüks marka özellikleri ve sosyal ağlarda kullanılan beş değer çerçevesinde değerlendirilen veriler, tanımlayıcı, açıklayıcı ve sebep-sonuç ilişkisine dayanan içerik analizi ile sunulmuş; sosyal medyada marka ve tüketici ilişkisi, bilişsel ve duygusal boyutlarıyla açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmaya konu edilen markalar, sosyal medya ve lüks marka iletişimi çerçevesinde incelendiğinde; marka değerini oluşturan etmenlerin hepsini karşıladıkları, tüketicinin gerçek ve uzun süreli lükste görmek isteyeceği temel ayrıcalıklara sahip oldukları ifade edilebilmektedir. "Değer yaratma" kavramını merkeze alan lüks markaların, sanatın toplumsal misyonunu kullanarak; tüketicileri hedonik tüketime yöneltmeye ve yeni ilham alanları yaratarak tüm markalar için rol model olmaya devam ettikleri görülmektedir. Geliştirdikleri tasarım ve sundukları hizmetlerle "kişiselleştirebilirlik" algısını ön planda tutan lüks markaların, online iletişim kanalları üzerinden gerçekleştirdikleri çalışmalarda şeffaflık ilkesini benimseyerek ve "kullanıcı odaklı içerik" üreterek, tüketicilere kendilerini diledikleri gibi ifade etme ve marka ile interaktif iletişime geçme imkanı sundukları saptanmıştır. Sanat kullanımı, tüketici ile kurulan ilişkide duygusal fayda sağladığı ve deneyimsel tüketime yönlendirdiği için, sanatın; ideal benlik oluşumunda ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en üst basamak olan "kendini gerçekleştirme" gereksinimini karşıladığı söylenebilmektedir. Benzersiz kültürel miraslarından ödün vermeden çevrimiçi ortamda yeni bir marka alanı yarattıkları açık bir şekilde gözlemlenen lüks markalar, bütünleşik pazarlama stratejileri kapsamında esin kaynaklarını göstererek sanatçı işbirlikleriyle daima güncel kalma ve yeni müşteriler kazanmayı hedeflemektedir. Yeni nesil teknolojiyle birlikte değişen ve gelişen sosyal medya kullanım alışkanlıklarına hızla adapte olan lüks markalar, kültürel miraslarını koruyarak marka değerlerini, yenilikçi yaklaşımlar doğrultusunda güncellemekte ve dijital kuşak olarak tanımlanan genç hedef kitlenin beklentilerini karşılayarak çift yönlü bir iletişim kurmaktadır. Bu çalışma, lüks markaların konumlandırma ve çevrimiçi pazarlama stratejileri kapsamında benimsedikleri marka tutundurma davranışları ve sanat kullanımlarına yönelik tespitlerde bulunmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: lüks marka, sanat, marka kimliği, tüketim kültürü, çevrimiçi pazarlama stratejileri, sosyal medya pazarlama, tüketici satın alma davranışları, lüks marka konumlandırma stratejileri, hedonizm ve deneyimsel tüketim, değer pazarlaması, lüks marka – sanat işbirliği
Kamu diplomasisinde dijital iletişimin rolü: Türkiye ve G8 ülkelerinin karşılaştırmalı incelenmesi
Bu doktora tezinin amacı kamu diplomasisi aktörlerinin dijital iletişim faaliyetlerini ve yönetimlerini incelemektir. Bu amaç ile Türkiye ve G8 ülkelerinin kamu diplomasisi aktörlerinin dijital iletişim faaliyetleri ilişkisel ve etkileşimsel perspektiften karşılaştırılmış ve Türk kamu diplomasisi aktörlerinin dijital iletişim yönetimi incelenmiştir. Dijital diplomasi konusunda öncü olan bu çalışma kamu diplomasisinde dijital iletişimin değerini ortaya koymak adına önem taşımaktadır. Dijitalleşmenin diplomatik faaliyetlerin dönüşümünde hangi açılardan katkıda bulunduğu ve politika ve aktiviteleri oluşturan teorilerin neler olduğu çalışmanın araştırma soruları arasında yer almaktadır. Bu bağlamda, Türk dijital diplomasisinin belirli karakteristiklerinin ortaya çıkarılması ve kavramsal değişimin arkasında yatan dürtülerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın kapsamını Türkiye ve G8 ülkelerinin kamu diplomasisi aktörlerinin dijital iletişim faaliyetleri ve kanalları oluşturmaktadır. Türkiye'de faaliyet gösteren Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile G8 ülkelerindeki denk kurumların kurumsal Twitter hesaplarında yapılan paylaşımlar araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen verilerin incelenmesinde, metin madenciliği yöntemi ve açık kaynaklı bir istatistiksel analiz aracı olan R Project kullanılmıştır. İlk olarak kurumlar arasındaki ilişkiyi belirlemek adına sosyal ağ analizi yapılmıştır. Buna göre matriste en büyük yoğunluğa Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu'nun (GIZ) (24) ve en az yoğunluğa ise Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) (2) ile Amerikan Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) (2) sahip çıkmıştır. Daha sonra, paylaşımlarda en sık kullanılan kelimeler belirlenmiş ve duygu analizi yapılmıştır. Son olarak da, kurumların en çok beğenilen ve tekrar paylaşıma sokulan Twitter paylaşımları duygu analizi yöntemi ile incelenmiş, olumlu, olumsuz ve nötr ifadeler belirlenmiştir. Buna göre, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı'nın kurumsal İngilizce Twitter hesabındaki paylaşımlarından en çok beğenilen ve paylaşılan tweet dokümanın ortalama duygu analizi puanı incelendiğinde, paylaşımın nötr ortalama duygu puanına sahip olduğu bulunmuştur. Buna karşın, İngiltere, Amerika, Fransa ve İtalya'nın kamu diplomasisi faaliyetlerinin paylaşımında olumlu duygu içeren ifadelere ağırlık vermesi dikkate değer araştırma bulguları arasında yer almaktadır. Araştırma sonuçları, kurumların uzun vadeli iletişim stratejisine dayalı, tek merkezli ve diplomasi kültürünün yöntem ve araçlarını dijital platformlarda uygulanmasını olanaklı kılan dijital dönüşümlerini en kısa zamanda gerçekleştirmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Ülke kimliğinin temsiliyeti çerçevesinde Avusturya'da Türkiye algısı araştırması
Çağımızın en önemli olgusu olan küreselleşmenin, postmodern dönemdeki sonuçlarının yaşanmaya devam ettiği günümüz dünyasında; birey ve toplumların, devletlerin, yerel ya da küresel bütün organizasyonların tüm yapı ve uygulamalarında kimlik olgusu belki de hiç olmadığı kadar hassas ve merkezi bir rol oynamaktadır. Sosyal ve günlük yaşamın işleyişinde kendine edindiği kritik rolle iletişim pratikleri, özellikle medyanın temsil ve sunuş çalışmaları, kimlik kavramıyla yakından ilişkilidir. Bu çerçevede tezde kimlik ve temsil kavramları temelinde, ülke markası kavramının ve tanıtım yaklaşımlarının yazılı basına yansımaları üzerinden incelenmesi amaçlanmıştır. Günümüzde ülkelerin daha çok kendilerini dünyaya iyi bir şekilde anlatacak ülke imajı ve algısı için çalıştıkları; yani ülkelerin daha etkin bir iletişim perspektifiyle itibar elde etmek için yarıştıkları görülmektedir. Bu çalışma genelde ülkelerin, özelde de Türkiye'nin iletişim pratiklerinin ve kimliğinin yoğun ve karmaşık ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Avusturya, Avrupa Birliği üyesi ve bir göç ülkesi olarak Türkiye için önem taşırken, aynı zamanda önemli oranda Türk göçmen topluluğuna da sahip olan bir ülkedir. Bu nedenle, araştırmada Avusturya yazılı basınında Türkiye'nin temsili incelenerek, temsilin nasıl gerçekleştirildiğini ve bunun sonucunda da ülke algısının nasıl oluştuğunu ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Örnekleme Avusturya yazılı basınında yer alan Der Standard ve Die Presse gazetelerinin Türkiye ile ilgili belirli periyottaki haberleri dahil edilmiştir. Araştırma verilerine de frekans dağılımı ve kelime yoğunluğu üzerinden uygulanan nicel ve nitel içerik analizi aracılığıyla ulaşılmıştır. Türkiye'nin temsiline yönelik elde edilen bulgular ve gözlemler değerlendirilmiştir.
Satın alma davranışı üzerinde duyuların rolü: Koku pazarlaması üzerine bir alan araştırması
Pazarlama ve pazarlama dünyasının her geçen gün gelişmesi, tüketim ve tüketim kavramlarının önemini de aynı ölçüde arttırmıştır. Tüketim kavramı kısaca bir ürün veya hizmetin satın alınması, kullanılması ve atılması sürecidir. Tüketici ise, tüketmek fiilinden türemiştir ve tüketim sürecinin başrolünde yer alır, günümüzde tüm canlıların var olabilmek için tüketmeleri gerekmektedir. Tüm bu süreçlere ''tüketici (satın alma) davranışı'' da denilmektedir, tüketicilerin tüm ihtiyaçlarını gidermek için ürün veya hizmeti önce seçip sonra satıp alıp kullanması ve kullandıktan sonra değerlendirmesi kısaca tüketici davranışıdır. Bu kavram özellikle pazarlama alanı için çok önemlidir. Tabi ki bu tüketim süreci bireylerin kişisel ihtiyaçları, güdülerinin ve tutumları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Tüketici davranışıyla belirli bir pazarda yer alan tüketicilerin kimler olduğu, neyi, ne zaman satın aldıkları, neden ve nereden satın aldıkları, ne kadar ne ve sıklıkta satın aldıkları son olarak aldıkları ürünleri nasıl kullandıkları gibi sorulara da cevap bulmaya yardım etmektedir. Satın alma süreci ilk olarak tüketicinin bir ihtiyacı ile ortaya çıkar, ihtiyacı ortaya çıkan tüketici bir ürün almak için ilk olarak seçenekleri tarar, bulduğu seçenekleri değerlendirir ve satın almayı gerçekleştirir, satın almadan sonra kullandığı ürünü veya aldığı hizmeti değerlendiren tüketici geri bildirim sağlar ve satın alma sürecini sonlandırır. Tüketicilerin bir ürün ya da hizmeti satın alırken, demografik faktörlerden (yaş, cinsiyet, medeni durum, öğrenim düzeyi, meslek, coğrafi alan) psikolojik faktörlerden (güdülenme, algılama, öğrenme, inanç ve tutumlar, kişilik), sosyo-kültürel etmenlerden (aile, sosyal sınıf, referans grupları, kültür) etkilendikleri bilinmektedir. Duyusal pazarlama kavramına bakılacak olursa ilk olarak duyu kavramını tanımlamak gerekmektedir. Bireyler duyu organlarıyla yaşamlarını ve çevrelerini algılarlar. Duyu kavramı uyarıları alma olarak tanımlanır. Görme, koklama, tatma, duyma ve dokunma olmak üzere beş duyumuz vardır. İşte bu duyular pazarlamacılar tarafından sistemli bir şekilde kullanılmakta, duyular aracılığıyla tüketicilerin dikkatleri çekilmektedir. Duyuların pazarlamada kullanılması sonucu ''duyusal pazarlama'' kavramı bir disiplin olarak ortaya çıkmıştır. Duyusal pazarlama, bir farkındalık yaratmak adına duyular vasıtasıyla tüketicilerin algılama sürecine, duygularına, hislerine ve davranışlarına etki etmektir. Duyusal pazarlamanın çeşitleri (bileşenleri) görsel pazarlama, işitsel pazarlama, tatsal pazarlama, kokusal pazarlama, dokunsal pazarlamadır. Duyusal pazarlama çeşitlerinden olan ''kokusal pazarlama'' bu tezin araştırma konusu olmuştur. Çünkü, kokunun pazarlama için önemli faydaları vardır. Koku ürünlerin en önemli özelliği haline gelebilir, ürün ve markanın hatırlanmasını sağlar, ürünün performansı hakkında bilgi verir, satın alma davranışını olumlu yönde etkiler, mağaza içinde kalım süresini arttırır, tüketicilerinin duyguları üzerinde etkisi vardır, ruh hallerini değiştirebilir, kokuların uyarıcı bir etkisi vardır. Tüketicilerin satın alma davranışı üzerinde koku duyusunun etkisini tespit etmeye yönelik bir araştırmaya rastlanmamıştır, kokusal pazarlama bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, tüketici ve tüketici davranışı konusuna, çalışmanın ikinci bölümünde, duyusal pazarlama (duyusal markalama) kavramına, çalışmanın üçüncü bölümünde kokusal pazarlama kavramına değinilmiştir. Bu doğrultuda İzmir / Karşıyaka ilçesinde yaşayan 18-25 yaş aralığında 8 kişi, 24-33 yaş aralığında 8 kişi ve 34-41 yaş aralığında 8 kişi toplamda 24 kişiyle (12 Kadın–12 Erkek) 36 sorunun sorulduğu focus (odak) grup görüşmeleri gerçekleştirilmiştir. Verileri değerlendirmek için de nitel çalışmalarda kullanılan içerik çözümlemesi yönteminin kelime frekans analiz tekniği kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Tüketim, Tüketici, Tüketici Davranışı, Duyusal Pazarlama, Kokusal Pazarlama
Siyasal kültüre yansımaları açısından Türkiye'de seçim sistemleri ve iletişimi
Bu çalışmada, 2000 ve 2020 yılları arasındaki Milletvekili Genel Seçimlerinde uygulanan seçim sistemlerinin, Türkiye siyasal kültürüne yansımalarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 21. yüzyılın başlangıcını temsil eden bu dönemde, Türkiye'de uygulanan seçim sistemleri ve iletişiminin, Türkiye siyasal kültüründe nasıl etkiler bıraktığı sorgulanmıştır. Araştırma kapsamında, siyasal kültür kavramı; kuramsal yaklaşımlar, siyasal davranış ve Türkiye'de siyasal kültür unsurları perspektifinde araştırılmıştır. Seçim sistemleri ise uygulanış biçimleri, işlevleri ve seçim iletişimi açısından değerlendirilmiştir. Tezin metodolojik bölümünde ise seçim sistemi ve iletişiminin, siyasal kültüre yansımalarını ortaya koymak amacıyla, Türkiye'de 2000 ve 2020 yılları arasında gerçekleşen Milletvekili Genel Seçimlerinde uygulanan seçim sistemleri ve seçim iletişimi araştırılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, iki ayrı bilimsel araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Seçim sistemleri istatistiksel betimsel yöntem ile; seçim iletişimi kapsamında resmi propaganda konuşmaları ise eleştirel söylem çözümlemesi ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak, 2000 ve 2020 yılları arasındaki seçim sistemi ve iletişiminin, Türkiye siyasal kültüründe; siyasal istikrar, temsilde adalet, parti ve seçmen davranışları açısından etkilere sahip olduğu ortaya konmuştur. 21. yüzyılın başlangıcı olan bu dönem, Türkiye siyasal kültürü açısından da dönüşümün başladığı bir süreci kapsamaktadır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Seçim Sistemi, Seçim İletişimi, Siyasal Propaganda, Siyasal İletişim
Dijital ortamda benlik sunumları üzerine niteliksel bir araştırma
İletişim teknolojilerinin zaman geçtikçe gelişmesi ve internet ile birlikte kullanımı, bireylerin iletişim kurabileceği yeni dijital ortamlar yaratmıştır. İnternetin gelişim dönemlerinden biri olan Web 2.0, günümüzde hayatın vazgeçilmezi haline gelen sosyal medyanın doğmasını sağlamıştır. İnsanların vaktinin çoğunu sosyal medyada geçirmesi de bireylerin benlik sunumlarının dijital ortamlara aktarılmasına neden olmuştur. Bireyler, dijital ortamlarda kendilerine ait hesaplar edinerek, benlik sunumları gerçekleştirmektedir. Çalışmada sosyal medya ortamlarında yüksek sayılı takipçilere sahip olarak ünlenen sosyal medya fenomenlerinin Twitter'daki benlik sunumlarının incelenmesi hedeflenmiştir. Söz konusu fenomenler Daniela(@danlabilic), Orkun Işıtmak(@Orkunisitmak), Elif Dogan(@BlogcuAnne), POL(@poulinaaa), Meryem Can(@MeryemCan)'ın Haziran 2018-Aralık 2018 arası 6 aylık dönem içindeki Twitter paylaşımları içerik analizi yöntemiyle incelenerek, sosyal medya fenomenlerinin benlik sunumları irdelenmiştir. Çalışmanın yol gösterici ise bireylerin benlik sunumları gerçekleştirirken tiyatro sahnesinde bir aktör gibi performans sergilediği görüşünü öne süren Erving Goffman'ın Dramaturjik Yaklaşımı'dır.
Ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde yeni medyanın büyük veri üzerinden incelenmesi
Toplumların, belirli güçlerin istekleri doğrultusunda bilinçli olarak yapılandırıldığı fikrine dayanan tarihsel materyalizm kuramının üzerine şekillendirilen bu çalışma da geleneksel medya ile yeni medya kavramlarının insan hayatına olan etkileri ve temel çalışma prensiplerinin üzerinde durulmaktadır. Aslında toplumlar üzerinde gerçekleşen her türlü gelişme ve yenileşme hareketi güç sınıflarının kitleyi daha iyi ve kolay gözlemleyebilmesi, gözetim altına alması üzerine kurulmuştur. Kitlenin gücünün farkına varan yönetici güçlerin onu elde edebilmek adına propaganda ve hegemonik güç uyguladığı geleneksel medya ile kitleler kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Kontrol etme çalışmaları, bugün için yeni medya sınıflandırması içerisinde yer alan internet ve onun teknolojilerinin getirdiği medya aracılığıyla sekteye uğramış görünmesine karşın, durum bunun tam tersidir. Her madalyonda olduğu gibi yeni medya madalyonunun da iki yüzü bulunmaktadır. Bu yüzlerden birisi bu çalışma kapsamında yeni simülasyon medyası olarak adlandırılan kullanıcı-prosumer tipi simetrik ilişkinin gözlemlendiği yüzdür. Medyanın tarihi boyunca en bağımsız ve en her yöne yakın iletişimin gözlendiği bu medya tipinde bir demokrasi tanımında yer alan tüm etkenler görülebilirken; yeni kitle medyası adı verilen sosyal medyanı bir kısmını ve internetin geri kalan tüm kısımlarını içeren medya ise geleneksel medyada görülen yanlılık, çıkar ilişkileri ve propagandaya dayalı iletişim gözlenmektedir. Medyanın mülkiyet ve sahiplik yapısı konusunun çevresinde şekillenen eleştirel ekonomi politik yaklaşım çerçevesinde incelemelerin yapıldığı bu çalışmada, kitle medyasının ekonomi politiğinde rıza imalatının nasıl yapıldığının aktarıldığı propaganda modelinin beş haber süzgecinin yeni medyada varlığının incelenerek, yeni ve gelenekselin benzer ve farklı yanları, gözetim ile olan ilişkisi incelenmektedir. Geleneksel medyada, toplumların gözetlenmesi ve gözetimin sıradanlaşması durumu, ulus güvenliği fikrinin yayımı şeklinde gerçekleştirilmiş ve bu görüşün arkasında gerçekleştirilen adımlar kapsamında gözetim bugünkü haline gelmiştir. Sosyal medya bu anlamda plana büyük bir hizmet vermiş, kişilerin birbirlerini gözetlemesine olanak sunarak, gözetimi iyice olağanlaştırmıştır. Bu gözetim işleminin yanında yeni medyada varlık gösteren şirketlerin çeşitli politika ve sözleşmeler adı altında kullanıcılardan sözde onay alarak gerçekleştirdikleri sanal kimliğe bağlı büyük veri gözetimi bulunmaktadır. Büyük veriye dayalı gözetim kişileri ailelerinden bile daha iyi tanıyan şirketlerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu veriler seçimler, reklamlar vb. hayatın çok çeşitli noktalarında ideolojik olarak kullanılarak kişilerin karar mekanizmalarında büyük etkiye sebep olur. Günümüz yeni medyası geleneksel medyadan farklı olan girift bir yapıya sahiptir. Bu giriftlik zaman-mekân; özel-kamusal alan vb. çok çeşitli alanlardadır ve incelemenin de bu yapıya uygun şekilde gerçekleştirilmesi gereklidir. Bu anlamda çalışmanın araştırma kısmı iki aşamadan meydana gelir. İlk aşama da bu çalışma kapsamında ortaya konulan yeni medyanın girift yapısı incelenirken ikinci aşama da ise bu girift yapı ve büyük veri gözetimi sonucunda propaganda modelinde var olan beş süzgecin yeni medyadaki varlığı incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Gözetim, Büyük Veri, Sosyal Medya, Yeni Medya, Propaganda, Omniptikon
2002-2018 Milletvekili Genel Seçimlerine yönelik oy potansiyeli analizi
Seçimler,demokratik sistemlerin vazgeçilmez unsurlarıdır. Milli iradesini sandığa yansıtan vatandaş, ülkenin geleceğinde söz sahibi olur. Seçmen tercihlerini yaparken yaşadığı ülkenin siyasal kültüründen etkilenir. Siyasete yönelik duyduğu inanç, tutum ve oluşturduğu değer yargılarıyla siyasal eylem ve davranışlarını nasıl biçimlendireceğini belirler ve tercihlerini yaparken sosyal, ekonomik, ve siyasal süreçlerden etkilenir. Bu tezde seçmenin etkilendiği siyasal kültür kavramı incelenmiş ve tezin ikinci bölümünde araştırma kısmına yardımcı olması adına çok partili siyasi yaşamda tek başına iktidar olmuş partilerin dönemleri ve katıldığı Milletvekili Genel Seçimlerindeki oy oranları ve değişimler incelenmiştir. Çalışmada 2002-20018 yılları arasında gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimlerinde iktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi ve muhalefet partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin oy potansiyeli betimsel analize tabi tutulmuştur. Çalışma 16 Büyükşehirle sınırlandırılmıştır ve bu iki partinin aldığı oy oranları ve milletvekili sayısı karşılaştırılarak, oy potansiyelindeki değişimler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siyasal Kültür, Çok Partili Siyasal Hayat, Milletvekili Genel Seçimleri, Oy Potansiyeli, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi
Örgütsel iletişim bağlamında illegal örgütlerin stratejik iletişimi: IŞİD örneği
İletişim ve örgütlenme arasındaki organik bağ, insanlığın tarihsel süreci boyunca kitle davranışlarını etkilemede önemli bir araç olmuştur. Teknolojinin gelişmesi, internetin ve sosyal medyanın keşfi ile iletişim ve örgütlenmenin nitelikleri değişmiş, iletişim ve örgütlenme çok boyutlu bakış açılarıyla incelenmesi gereken nosyonlara dönüşmüştür. Özellikle konvansiyonel medyanın tek boyutlu kitle iletişiminden sıyrılarak yeni medya ortamlarıyla interaktif ve inovatif bir tarza bürünen iletişim, iktidarın da alışılagelmiş biçimini yeniden şekillendirerek siyasal iletişim alanında kavramların anlamlarını deforme ve manipüle edebilen bir sürece dahil olmuştur. Bu bağlamda iktidarın karşıtı şeklinde konumlanarak anti-iktidarın bir ürünü olan illegal örgütlenmeler, tarihsel kökenleriyle beraber iletişimi kullanma biçimlerinden itibaren incelenmiş, terörizm kavramının çağımızda tüketim toplumu, bilgi ve enformasyon toplumu, ağ toplumu ya da gösteri toplumu olarak adlandırılan toplumda hangi anlamları ihtiva ettiği, bu anlayış çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu dinamik sürecin somut bir örneği olarak görülen IŞİD'in; tarihsel ve siyasal sürecini nasıl geliştirdiği, iletişimi iktidarla ilişkilerinde ne şekilde kullandığı; propaganda, medya ve örgütlenme faaliyetlerinde iletişimini nasıl şekillendirdiği sorularına, gerçekleştirdiği eylemlerin verdiği stratejik mesajlarla birlikte dünya kamuoyuna gösterilmesi hedeflenmiştir.