Theses supervised by Prof. Dr. Esra Ceyhan
11 theses · Anadolu University
Lise öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarınınincelenmesi
Bu araştırmada ilk olarak lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiğinin ve farklı cinsiyete sahip lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin sınıf düzeyi ve okul türüne göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. İkinci olarak lise öğrencilerinde sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Üçüncü olarak ise kadın ve erkek lise öğrencilerinde ayrı ayrı sürekli kaygı, akılcı olmayan inanç, öz düzenleme, yaş ve genel akademik not ortalamasının akademik ertelemeyi yordayıcılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için Akademik Erteleme Ölçeği, Sürekli Kaygı Ölçeği, Akılcı Olmayan İnanç-Ergen Formu, Ergen Öz Düzenleme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. 1607 lise öğrencisinden toplanan verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi, iki yönlü varyans analizi ve çoklu hiyerarşik regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırmada, lise öğrencilerinin çoğunlukla akademik erteleme düzeylerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Erkek lise öğrencilerinin akademik erteleme düzeylerinin kadın lise öğrencilerine göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra sınıf düzeyi açısından lise öğrencilerinin akademik ertelemelerinin anlamlı düzeyde farklılaştığı ve 12. sınıf öğrencileriyle 9. ve 10. sınıf öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri arasındaki farklılığın anlamlı olduğu bulunmuştur. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi arasında anlamlı bir etkileşim olduğu görülmüştür. Elde edilen bulgular sınıf düzeyi yüksek olan erkek lise öğrencilerinin sınıf düzeyi düşük olan kadın ve erkek lise öğrencilerine kıyasla daha fazla akademik erteleme yaptığına işaret etmektedir. Okul türü değişkeninin ve bununla birlikte cinsiyet ile okul türü arasındaki etkileşimin lise öğrencilerinin akademik erteleme puanları üzerinde anlamlı bir temel etkiye sahip olmadığı da bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonucunda lise öğrencilerinin genelinde akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu, bu değişkeni sırasıyla genel akademik not ortalaması, yaş ve akılcı olmayan inancın izlediği, sürekli kaygının ise yordayıcı bir değişken olmadığı ortaya konmuştur. Kadın ve erkek açısından bu örüntünün farklılık gösterip göstermediği incelendiğinde ise kadın lise öğrencilerinde de lise öğrencilerinin genelinde olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda kadınlarda öz düzenleme değişkeni sonrasında akademik ertelemenin en güçlü yordayıcıları arasında sırasıyla genel akademik not ortalaması ve yaş değişkenlerinin yer aldığı ve sürekli kaygı ile akılcı olmayan inancın ise yordayıcı değişkenler olmadığı ortaya konmuştur. Erkek lise öğrencilerinde ise diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi akademik ertelemenin en güçlü yordayıcısının öz düzenleme olduğu bulunmuş ve akademik ertelemeyi yordayıcılıkları bağlamında öz düzenleme değişkenini sırasıyla yaş, genel akademik not ortalaması ve akılcı olmayan inancın takip ettiği ortaya konmuştur. Benzer şekilde diğer iki çalışma grubunda olduğu gibi erkek çalışma grubunda da sürekli kaygının akademik ertelemenin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akademik erteleme, Sürekli kaygı, Akılcı olmayan inanç, Öz düzenleme, Lise öğrencileri.
Üniversite öğrencilerinin utanç ve suçluluk duygularının bilişsel esneklik ve öz yeterlik bağlamında incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin yaşları, cinsiyetleri, öz yeterlilik ve bilişsel esneklik düzeylerinin utanç ve suçluluk duyguları üzerindeki yordayıcılıklarının belirlenmesidir. Bu doğrultuda 2023-2024 eğitim öğretim yılında Anadolu Üniversitesi'nde bulunan dokuz fakültede eğitim görmekte olan 840 öğrenciden veri toplanmıştır. Gönüllü katılım gösteren öğrencilere "Kişisel Bilgi Formu"," Suçluluk ve Utanç Ölçeği", "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" uygulanmıştır. Toplanan veriler "IBM SPSS 23" paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde "Aşamalı Regresyon Analizinden" yararlanılmıştır. Çalışmada üniversite öğrencilerinin suçluluk ve utanç düzeylerinin dağılımları incelendiğinde; suçluluk düzeylerinin orta düzeyin üstünde, utanç düzeylerinin ise orta düzeyde olduğu bulunmuştur. Regresyon analizinin sonuçları incelendiğinde ise bilişsel esneklik ve yaşın suçluluğun anlamlı yordayıcılarından olduğu ancak öz yeterliliğin yordayıcılardan biri olmadığı tespit edilmiştir. Cinsiyete göre incelendiğinde, kadın öğrencilerin bilişsel esneklik ve yaşlarının suçluluğun anlamlı yordayıcılarından olduğu ancak öz yeterliğinin ise anlamlı yordayıcılarından olmadığı tespit edilmiştir. Erkek üniversite öğrencilerinin bilişsel esnekliğinin suçluluğun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ancak yaş ve öz yeterliğinin suçluluğu anlamlı yordamadığı tespit edilmiştir. Değişkenlerin utancı yordayıcılığı incelendiğinde bilişsel esnekliğin ve öz yeterliğin utancı negatif yönde yordadığı ancak yaşın yordayıcılığının olmadığı tespit edilmiştir. Cinsiyete göre incelendiğinde, erkek öğrencilerin bilişsel esnekliğinin utancı negatif yönde yordadığı ancak öz yeterlik ve yaşlarının utancı yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Kabul ve kararlılık terapisine dayalı dijital öykü destekli psikoeğitim programının ergenlerin duygu düzenleme güçlüklerine ve psikolojik esnekliklerine etkisi
Bu araştırmada dijital öykü destekli olarak geliştirilen Kabul ve Kararlılık Terapisine dayalı psikoeğitim programının ergenlerin duygu düzenleme güçlükleri ve psikolojik esneklikleri üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu 49 ergen oluşturmaktadır. Veriler Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Kabul ve Eylem Formu (KEF-II), ihtiyaç analizi formu ve odak grup görüşmesi formu kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi, Friedman testi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre Kabul ve Kararlılık Terapisine Dayalı Dijital Öykü Destekli Psikoeğitim programının Kabul ve Kararlılık Terapisine Dayalı Psikoeğitim programından daha etkili olduğu; dijital öykü destekli psikoeğitim programı uygulanan Deney-1 grubunun duygu düzenleme güçlüğü son test ve izleme testi puanlarının, dijital öykü destekli olmayan psikoeğitim programı uygulanan Deney-2 grubunun, Plasebo grubunun ve Kontrol grubunun duygu düzenleme güçlüğü son test ve izleme testi sonuçlarına göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca dijital öykü destekli psikoeğitim programı uygulanan Deney-1 grubunun psikolojik katılık son test ve izleme testi puanlarının, dijital öykü destekli olmayan psikoeğitim programı uygulanan Deney-2 grubunun, Plasebo grubunun ve Kontrol grubunun psikolojik katılık son test ve izleme testi sonuçlarına göre anlamlı düzeyde daha düşük olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda araştırma kapsamında Kabul ve Kararlılık Terapisine Dayalı Dijital Öykü Destekli Psikoeğitim Programının ergenlerin duygu düzenleme güçlüklerini azalttığı, psikolojik esnekliklerini arttırdığı bulgusu ortaya konulmuştur.
Özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırma özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu temel amaç çerçevesinde özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerinin nasıl bir dağılım gösterdiği ile depresyon düzeylerinin cinsiyet, en yakın arkadaşın özel yetenekli olup olmama durumu ve sınıf düzeyine göre değişip değişmediği incelenmiştir. Özel yetenekli ergenlerin, öz düzenleme, akran ilişkileri, anne baba tutumları ve öz anlayış düzeylerinin depresyon düzeyleri üzerindeki yordayıcılıkları incelenmiştir. Ayrıca özel yetenekli kız ve erkek ergenlerde bu değişkenlerin depresyon düzeyleri üzerindeki yordayıcılıkları ayrı ayrı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 497 (266 kız, 206 erkek) özel yetenekli ergen oluşturmaktadır. Veriler, t testi, tek yönlü varyans analizi ve hiyerarşik regresyon ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerinin orta düzeyde olduğu, cinsiyete ve en yakın arkadaşın özel yetenekli olma durumuna göre anlamlı şekilde farklılaştığı, sınıf düzeyine göre ise anlamlı bir farklılığın olmadığı ortaya konmuştur. Aynı zamanda özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerini kendine yönelik acımasızlık, psikolojik özerklik, çatışma, koruma ve yardım değişkenlerinin yordadığı ortaya konmuştur. Bu değişkenlerin özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerinin yüzde 62'sini açıkladığı belirlenmiştir. Özel yetenekli erkek ve kız ergenler açısından bu örüntünün farklılaştığı; özel yetenekli erkek ergenlerin depresyon düzeylerinin yüzde 66'sını kendine yönelik acımasızlık ve koruma değişkenlerin açıkladığı ortaya konmuştur. Özel yetenekli kız ergenlerin depresyon düzeylerinin yüzde 60'ını ise kendine yönelik acımasızlık, psikolojik özerklik, yardım ve çatışma değişkenlerin açıkladığı bulunmuştur. Özel yetenekli ergenlerin depresyon düzeylerini açıklamada kendine yönelik acımasızlığın en güçlü yordayıcı olduğu görülmüştür.
Lise öğrencilerinde duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisel saldırganlık arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolü: Karma desen çalışması
Bu araştırmanın amacı, ergenlerde duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisel saldırganlık arasındaki ilişkide affetmenin aracı rolünü içeren hipotetik modelin test edilmesidir. Bunun yanında aracılık modeline ilişkin derinlemesine bilgi elde etmek amacı ile ergenlerin ilişkisel saldırganlık ile ilgili görüşlerini belirlemek de amaçlanmaktadır. Araştırmada açıklayıcı sıralı karma yöntem çerçevesinde nicel ve nitel araştırma yöntemleri işe koşulmuştur. Araştırmanın ilk aşamasındaki nicel kısmında 1012 lise öğrencisinden veri toplanmıştır. Nitel aşama ise nicel aşamaya katılan ve nitel araştırma için gönüllü olan 15 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler temel aracılık modellemesi ile nitel veriler ise betimsel analiz ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisel saldırganlık arasındaki ilişkide affetme ve affetmenin alt boyutları olan affetme bileşenleri, empati kurma, öfkeyi sürdürme ile intikam almanın kısmi aracı rolü olduğu sonucuna varılmıştır. Bu bulguları, destekler nitelikte katılımcılar arkadaşlarına zarar vermek ya da incitmek istediklerinde; duygu düzenleme güçlüğünün alt boyutları olan duygu düzenleme stratejilerine sınırlı erişim ve olumsuz duygular karşısında yeni davranış geliştirme de zorluklar yaşadığı ve affetme çabasında olmadığı ve bu yüzden dışlama, geçiştirme, yalnızlaştırma ve dedikoduya yönelik ilişkisel saldırganlık davranışları sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak tüm bu bulgular ergenlerin duygu düzenleme güçlüğü yaşamasının ilişkisel saldırganlık için risk faktörü olurken affetmenin ise koruyucu bir faktör olduğuna işaret etmektedir.
Psikolojik danışman adaylarının öz-bakım davranışlarını geliştirmek amacıyla "Psikolojik danışmanlarda öz-bakım" dersinin tasarlanması ve uygulanması
Bu çalışmanın amacı, psikolojik danışman adaylarına öz-bakım kapsamında farkındalık, bilgi ve beceri kazandırmak amacıyla "Psikolojik Danışmanlarda Öz-Bakım Dersinin" (PDÖBD) tasarlanması, uygulanması ve derse katılan öğrencilerin öz-bakım davranışlarındaki gelişimin incelenmesidir. Çalışma, eylem araştırması deseninde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın katılımcıları 2016-2017 Öğretim Yılı Bahar Döneminde Anadolu Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Lisans Programında öğrenim gören 20 (dört erkek, 16 kadın) son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmanın verileri gözlemler, görüşmeler, araştırmacı ve öğrenci günlükleri, geçerlik ve güvenirlik komitesi toplantı tutanakları ve İyilik Hali Yıldızı Ölçeği aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde hem uygulama sürecinde hem de uygulamadan sonra kapsamlı, döngüsel ve sarmal bir yol izlenmiştir. Çalışmada öz-bakımın bilişsel-duygusal, manevi, ilişkisel, profesyonel ve fiziksel öz-bakım ile denge şeklinde adlandırılan çok boyutlu yapısı üzerine yapılandırılan 12 haftalık PDÖBD tasarlanmış ve uygulanmıştır. PDÖBD, yaparak-yaşayarak öğrenme ilkesi ile öğrencilerin aktif/etkin katılımlarını temel alan yaşantısal bir ders olarak geliştirilmiştir. Bu bağlamda öğrenme-öğretme süreci içinde öğrencilerin öz-bakım kapsamında kendi duygu, düşünce ve davranışlarını değerlendirmelerini ve düzenlemelerini sağlayan çeşitli etkinlikler tasarlanmıştır. PDÖBD'ne katılan öğrencilerin neredeyse tamamının, öz-bakım boyutları kapsamında çok çeşitli farkındalıklar kazandıkları ve bu farkındalıkları ile eyleme geçebildikleri anlaşılmıştır. Bunun yanında öğrencilerin dersle birlikte umut ve öz-yeterlik inançları ile genel iyilik hali düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Sonuç olarak tüm bu bulgular, PDÖBD'nin öğrencilerin öz-bakım kapsamında farkındalık, bilgi ve beceriler kazanmalarına, kazandıkları becerileri hayata geçirmelerine ve bu sayede iyilik hallerini artırmalarına destek olduğuna işaret etmektedir.
Bireyle psikolojik danışma uygulaması süpervizyonunda ayrıştırıcı süpervizyon modeli'ne dayalı grup süpervizyonu sürecinin yapılandırılması
Bu çalışmanın amacı, yüksek lisans düzeyinde okutulan Bireyle Psikolojik Danışma Uygulaması (BPDU) dersi kapsamında yürütülen süpervizyon sürecini Ayrıştırıcı Süpervizyon Modeli'ne dayalı grup süpervizyonu süreci ile iyileştirmektir. Çalışmada eylem araştırması deseniyle bir süpervizyon süreci yapılandırılıp uygulanmış ve bu süreçte süpervizyon alan öğrencilerin psikolojik danışma öz yeterliklerindeki gelişim ile kaygılarındaki değişim incelenmiştir. Çalışma, odak alanı belirleme, verileri toplama, verileri analiz etme ve yorumlama ile eylem planı oluşturma döngüsünde takip edilmiştir. Veriler; gözlemlerden, görüşmelerden, geçerlik komitesi toplantı tutanaklarından, araştırmacı ve öğrenci günlüklerinden elde edilmiştir. Çalışmada Ayrıştırıcı Süpervizyon Modeli temelinde bir süpervizyon sözleşmesi oluşturulmuş, grup süpervizyonunun aşamaları dikkate alınarak 14 haftalık süpervizyon süreci tasarlanmıştır. Bu süreç 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Tezli Yüksek Lisans Programında açılan BPDU dersine kayıt yaptıran dört kadın öğrencinin katılımcı olduğu süpervizyon sürecinde uygulamaya konulmuştur. Uygulama sürecinde öğrencilerin psikolojik danışma öz yeterliklerinin psikolojik danışma performans becerileri, bilişsel psikolojik danışma becerileri, profesyonel davranışlar ve öz farkındalık temelinde geliştiği, psikolojik danışma süreci ile süpervizyon sürecinde yaşadıkları kaygılarının azaldığı gözlenmiştir. Araştırma sonuçları süpervizyon sürecinin Ayrıştırıcı Süpervizyon Modeli'ne dayalı katılımlı grup süpervizyonu biçiminde yürütülebileceğini ve bu sürecin öğrencilerin gelişimlerini ve değişimlerini desteklemede işlevsel olduğunu göstermiştir.
Lise son sınıf öğrencilerinin üniversiteye giriş sınavına yönelik algıları bağlamında psikolojik sağlamlık düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada ilk olarak lise son sınıf öğrencilerinin üniversiteye giriş sınavına ilişkin metaforik algılarını, ikinci olarak sınavı fırsat/tehdit olarak algılama durumları ile cinsiyete, okul türüne, algılanan sosyoekonomik düzeye, ebeveyn birliktelik durumuna, problemli internet kullanımına göre psikolojik sağlamlıklarını ve üçüncü olarak sınavı fırsat/tehdit olarak algılama durumlarına göre beş faktör kişilik özelliklerinin psikolojik sağlamlığı yordayıcılıklarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu 971 lise son sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Problemli İnternet Kullanımı Ölçeği-Ergen Formu, Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi, Kişisel Bilgi Anketi kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi, t testi, tek/iki yönlü varyans analiziyle aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin %27,9'unun sınavı fırsat olarak algılarken %68,9'unun tehdit olarak algıladığı; %3,2'sinin ise sınava ilişkin algısının nötr olduğu bulgusuna erişilmiştir. Psikolojik sağlamlığın sınavı fırsat/tehdit olarak algılama durumuna, algılanan sosyoekonomik düzeye, ebeveyn birliktelik durumuna ve problemli internet kullanımı düzeyine göre farklılık gösterirken cinsiyet ve okul türüne göre farklılık göstermediği ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda öğrencilerin sınavı fırsat veya tehdit olarak algılama durumlarıyla kişisel değişkenlerin etkileşimlerinin anlamlı olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Sınavı fırsat olarak algılayan öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarının beş faktör kişilik özelliklerinden sorumluluk, nevrotizm, dışadönüklük; sınavı tehdit olarak algılayanların psikolojik sağlamlıklarının ise sorumluluk, nevrotizm, dışadönüklük, deneyime açıklık, yumuşakbaşlılık tarafından anlamlı şekilde yordandığı bulgusuna ulaşılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin öz yeterlik düzeylerinin öz anlayış ve ebeveyn kabul-reddine ilişkin algıları çerçevesinde incelenmesi
Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin öz yeterlik düzeyleri üzerinde öz anlayışları, ebeveyn kabul-reddine ilişkin algıları ve cinsiyetlerinin yordayıcı rolünün incelenmesidir. Bu amaç çerçevesinde araştırmanın verileri "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği", "Öz Anlayış Ölçeği", "Yetişkin Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği-Kısa Formu" aracılığı ile toplanmıştır. Bunların yanı sıra katılımcıların demografik özelliklerine ilişkin bilgiler "Kişisel Bilgi Formu" aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 Öğretim Yılı Bahar Döneminde Anadolu Üniversitesi'nde öğrenim gören 750 (287 erkek, 463 kadın) öğrenci oluşturmaktadır. Toplanan verilerin analizinde betimleyici istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve aşamalı çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır ve anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın bulguları, öz anlayışın öz yeterlik üzerinde pozitif yönde, algılanan anne reddinin ise öz yeterlik üzerinde negatif yönde anlamlı düzeyde etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Aynı zamanda algılanan baba reddi ve cinsiyetin öz yeterlik üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkiye sahip olmadığı bulunmuştur. Bu çerçevede öz anlayış toplam varyansın %22'sini açıklarken, algılanan anne reddi ile birlikte toplam varyansın %24'ünü açıklamaktadır. Sonuç olarak, tüm bu bulgular üniversite öğrencilerinin öz yeterlikleri üzerinde kendilerine yönelik geliştirdikleri öz anlayışın destekleyici, çocukluklarında annelerinden algıladıkları red düzeylerinin ise risk faktörü olduğuna işaret etmektedir.
Kosova'da yaşayan üniversite öğrencilerinin çatışma çözme stilleri: Bir karma desen çalışması
Bu çalışmanın amacı, Kosova' da yaşayan üniversite öğrencilerinde çatışma çözme stillerini incelemektir. Bu temel amaç doğrultusunda üniversite öğrencilerinin çatışma çözme stilleri cinsiyet, milliyet, aile yapısı ve algılanan içe dönük/ dışa dönük kişilik özelliği bağlamında incelenmektedir. Aynı zamanda üniversite öğrencilerinin hangi konularda kimlerle çatışma yaşadıkları ve hangi çatışma stillerini gösterdikleri de incelenmektedir. Çalışma, karma yöntemin ardışık açımlayıcı yöntem deseninde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın nicel araştırma aşaması Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Kosova Programları ve Prizren Üniversitesi Türkçe lisans programlarında öğrenim gören 585 öğrenci (333 kadın, 252) erkek ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nitel aşamasına ise 18 öğrenci katılmıştır (6 Türk, 6 Arnavut ve 6 Boşnak öğrenci). Çalışmanın nicel verileri Çatışma Eylem Stilleri Ölçeği ve kişisel bilgi anketi aracılığı ile elde edilmiştir. Nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmıştır. Verilerin analizinde doğrulayıcı faktör analizi, çok değişkenli varyans analizi ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları Kosova'da yaşayan öğrencilerin milliyetleri açısından incelendiğinde Türk öğrencilerin, Boşnak öğrencilere göre uzlaştırmacı çatışma stilini daha yüksek düzeyde kullandıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca farklı milliyetteki üniversite öğrencilerinin cinsiyet açısından ve algılanan içedönüklük/dışadönüklük kişilik özellikleri açısından çatışma çözme stillerinin anlamlı biçimde farklılaşmadığı bulunmuştur. Aile yapısı açısından ise geniş aileye sahip Boşnak öğrencilerin Arnavut öğrencilere göre zorlayıcı çatışma stili düzeylerinin daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin iş ve aile ortamındaki bireyler ile daha sık çatışma yadıkları, çatışma durumlarında kendilerini ifade etmeye yönelik davranışlar sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Çatışma, çatışma çözme, çatışma çözme stilleri, Kosova.
Polis memurlarının evlilik doyumları, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve cinsiyet rollerinin incelenmesi
Bu araştırma, polis memurlarının evlilik doyumları, ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaları ve cinsiyet rol düzeylerini ortaya koymayı ve evlilik doyumlarının ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar, cinsiyet rol düzeyleri, bazı demografik ve mesleki değişkenler ile ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın verilerini toplamak için Evlilik Yaşam Ölçeği, İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği, Bem Cinsiyet Rolleri Envanteri ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Eskişehir Emniyet Müdürlüğü' nün çeşitli birimlerinde görev yapan 687 erkek polis memurundan elde edilen verilerin analizi betimsel istatistikler, tek yönlü varyans analizi ve hiyerarşik regresyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, erkek polis memurlarının yüksek düzeyde evlilik doyumuna, orta düzeyde yakınlıktan kaçınma, gerçekçi olmayan ilişki beklentisi ve zihin okuma bilişsel çarpıtmalarına ve yüksek düzeyde kadınsılık ve erkeksilik rol düzeylerine sahip oldukları bulunmuştur. Araştırmanın regresyon analizi sonuçları erkeksilik ve kadınsılık cinsiyet rol düzeylerinin, yakınlıktan kaçınmaya yönelik bilişsel çarpıtma düzeylerinin ve branşlı bir birimde çalışıp çalışmama durumunun evlilik doyumunun önemli yordayıcıları olduğunu ve bu değişkenlerin birlikte toplam varyansın %15 ' ini açıkladığı ortaya koymuştur. Buna göre erkeksilik ve kadınsılık arttıkça evlilik doyumu artmaktadır. Yakınlıktan kaçınmaya yönelik bilişsel çarpıtma arttıkça evlilik doyumu azalmaktadır. Branşlı bir birimde çalışıp çalışmama durumu açısından ise branşlı bir birimde çalışan erkek polis memurlarının evlilik doyumu düzeyleri branşsız birimlerde çalışanlardan daha yüksektir. Yaş, evlilik süresi, çalışma süresi, eşin çalışıp çalışmama durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu, gerçekçi olmayan ilişki beklentileri ve zihin okumanın ise evlilik doyumunun önemli bir yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, erkek polis memurlarının evlilik doyumu düzeyleri cinsiyet rol gruplarına göre anlamlı farklılık göstermektedir. Buna göre belirsiz cinsiyet rolüne sahip olan erkek polis memurları kadınsı, erkeksi ve androjen cinsiyet rolüne sahip olan erkek polis memurlarından daha düşük düzeyde evlilik doyumu düzeyine sahiptir. Anahtar Sözcükler: Bilişsel çarpıtma, cinsiyet rolü, evlilik doyumu, polis memuru