Prof. Dr. Fatih Başbuğ danışmanlığındaki tezler
15 tez · Akdeniz University
Yıkımların etkisinde oluşan kent imgesi bağlamında savaş sanat ilişkisi
Savaşların yarattığı fiziksel ve ruhsal yıkımın etkilerinin yeniden şekillendirilmesi ve iyileştirilmesi aşamasında sanat ve savaş ilişkisi anlatılmaya çalışılmıştır. Kent imgelerinin oluşum sürecinde sanatın güçlü etkileri ifade edilmiştir. Sivil halk üzerinde yaşatılan acıların ifade edilmesinde sanatın geniş kapsamlı alanlarından yararlanılmıştır. Sanatçı eserlerinde savaş temasının nasıl işlendiği incelenmiş, görsel üzerinden anlatılmaya çalışılmıştır. Nitel yöntemlerle literatür taraması yapılarak dergi, makale, kitap ve görseller üzerinden konular incelenerek savaş sanat ve kent ilişkisi anlatılmaya çalışılmıştır.
Ekolojik bilinç kazandırmada bir yöntem olarak manzara resmi
Sanat, aktarım gücü yüksek bir araç olarak kullanılan görsel anlatım biçimidir. Sanatçılar, bir konuya vurgu yapabilmek için sanatı araç olarak kullanmış, zamanla kapsamlı hâlde amaç haline gelmiştir. Sanat üzerinden doğanın değerini artırmak ve farkındalık yaratmak, yine doğa üzerinden göstergebilimsel açıdan da incelenebilecek bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihsel süreçte manzara, sanat tarihinde farklı toplumlarda yer edinmiştir. Yine sanat tarihi açısından birçok sanatçıya ilham olmuş doğa ve manzara temaları, farklı içeriklerle bireyleri etkilemiştir. Manzara ya da peyzaj, konusu itibari ile yeryüzünde bulunan göstergeleri barındıran ve farklı görünümler sunan ekolojinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu tez kapsamında manzara resmi; kolaj, foto-kolaj ve dijital kolaj teknikleri üzerinden incelenmiş, sanatçı açısından değerlendirilmesi ve anlamlandırılması amaçlanmıştır. Manzara temasının tercih edilmesinde, manzara resimlerinin kapsamlı bir içeriğe sahip olması, ulaşılabilir ve uygulanabilir nitelikte bulunması, her topluma hitap edebilmesi ve bilinç kazandırmaya katkı sağlayabileceği düşüncesi etkili olmuştur. Bu nedenle çalışma "Ekolojik Bilinç Kazandırmada Bir Yöntem Olarak Manzara Resmi" başlığıyla ele alınmıştır. Bu bağlamda manzara resminin yalnızca estetik bir değer taşımadığı; aynı zamanda ekolojik ve doğa bilinci kazandırmada bir yöntem olarak değerlendirilebileceği öngörülmüştür. Çalışmanın birinci bölümünde; manzara temasının çıkış noktası ve tarihsel gelişimi; ikinci bölümünde kolaj tekniğinin ortaya çıkışı, kolaj, foto-kolaj ve dijital kolaj türleri ile bu tekniklerin manzara resmindeki temsili olarak David Hockney ve eserleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde manzara resminin bilinç kazandırmadaki rolü, ekolojinin farkındalık yaratmadaki önemi, doğa-eser-izleyici etkileşimi ve sanat yoluyla bireysel ve toplumsal bilinç kazanımı ele alınmıştır. Son olarak Buket Efe'nin resimleri incelenmiştir. Anahtar sözcükler: Doğa, Dijital Kolaj, Ekodidaktik, Ekoloji, Kolaj, Manzara.
10. yüzyıl İran minyatürlerinde kompozisyon yapısı ve ressam Kemal Behzad'ın eserlerine yansıması
İran minyatür sanatı, tarih boyunca hem estetik hem de kültürel açıdan derin bir miras bırakmıştır. Bu tez, İran minyatür sanatının 10. yüzyıldaki gelişimini ve bu dönemin en önemli sanatçılarından biri olan Kemaleddin Behzad'ın eserlerini içermektedir. Behzad, sanatıyla yalnızca dönemin estetik anlayışına yön vermekle kalmamış, aynı zamanda sonraki yüzyıllarda da etkisini sürdüren yenilikçi bir yaklaşım sergilemiştir. Bu araştırma, Behzad'ın eserlerindeki teknik detayları ve kompozisyon özelliklerini analiz ederek, onun İran sanatına katkılarını değerlendirmeyi amaçlamaktadır. 10. yüzyıl, İran minyatür sanatının altın çağı olarak kabul edilmekte ve bu dönemde Behzad'ın sanatı, doğanın ve insan yaşamının detaylı bir şekilde tasvir edilmesiyle dikkat çekmektedir. Behzad'ın eserleri, yalnızca estetik bir güzellik sunmakla kalmaz, aynı zamanda İran kültürünün derinliklerine de ışık tutar. Bu çalışmada, İran minyatür sanatının kompozisyon yapısı, Behzad'ın sanatsal özellikleri ve eserlerinin İran sanatına etkileri kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Bu bağlamda, tezin temel amacı, Behzad'ın sanatı aracılığıyla İran minyatür sanatının estetik ve kültürel değerlerini daha iyi anlamaktır. Anahtar sözcükler: İran Minyatür Sanatı, Kemaleddin Behzad, 10. Yüzyıl, İran Kültürü, Estetik ve Kültürel Değerler
Serigrafi baskı resim tekniğiyle Türk resminde figüratif soyutlama
İçinde bulunduğumuz 21.Yüzyılda teknolojik gelişmeler çok hızlı ilerlemektedir. Bu ilerlemeden nasibini alan baskı, günlük yaşamda kullanılan hemen hemen bütün ürünlerin ambalajlarında uygulanmaktadır. Serigrafi baskı işlemleri tarih boyunca gelişerek günümüze kadar ilerlemiştir. Baskının ve serigrafi baskının tarihsel gelişimi, sanattaki yeri ve önemi, sanatçıların katkıları, Türk resim sanatındaki durumuyla ilgili araştırmalar yapılmıştır. Serigrafi baskının, Türk sanatındaki kullanımı ile ilgili sanatçı görüşleri alınarak, serigrafi baskı sanatında eserler üreten sanatçıların çalışmaları yorumlanmıştır. Serigrafi baskı sanatında figür soyutlamaları yapan Türk ressamlarının eserlerinden örnekler incelenmiştir. Konuyla ilgili uygulama çalışmaları teknik ve ifade biçimi olarak açıklanmıştır. Tez konusunun amacına ilişkin kaynaklar incelenmiş, nitel araştırma yöntemlerinden belge tarama modeli kullanılmıştır. Anahtar kelimeler: Baskıresim, serigrafi baskı sanatı, figüratif soyutlama
20. yüzyıl sonrası salgın sürecinin resim sanatına yansıması
Büyük felaketler tarih boyunca tüm insanlığı etkilemiş, toplumu psikolojik, sosyolojik, ekonomik bağlamda zor bir sürece sürüklemiştir. Doğal afetlerin yanı sıra salgın hastalıklar ciddi can kayıplarına sebep olurken diğer yandan insanları ilaç tedavisi, hijyen kuralları gibi önlem alma konusunda eğitmiştir. Tifus, Veba, Kolera, Cüzzam, Frengi, Sıtma, Çiçek Hastalığı, İspanyol Gribi, Kuş Gribi, Domuz Gribi, Sars Virüsü gibi tarihe geçmiş birçok salgın hastalık ciddi bir kaosla beraber yüksek orandaki can kayıplarıyla sonuçlanmıştır. 165 yılında başlayan salgın süreci bireyi ilk kez bir hastalıkla yüz yüze getirirken günümüzde halen yaşanılan COVID-19 salgını ile pandemi içselleştirilmiş, insanlar karantina hayatına uyum sağlamaya başlamıştır. Bu küresel sorun ülkeyi yalnızca ekonomik bağlamda sarsmakla kalmamış psikolojik birtakım sorunların doğmasına da sebep olmuştur. Ölüm korkusu, hastalık hastası olmak, gereğinden fazla titiz davranarak kimyasal ilaçlara boğulmak, evde kalma zorunluluğu ile yalnızlaşmanın verdiği bunalım, depresyon, sıkıntı hali, değişik alışkanlıkların ve fobilerin oluşmasına yol açmıştır. Bu durum her kesimden insanı etkilediği gibi toplumun bir parçası olan sanatçıları da derinden etkilemiştir. Ortaya çıkan malzeme sıkıntısı, eserlerin sergilenme biçimleri, renkleri değişmiş paletler ve farklılaşan temalarla güçlü bir ifade aracına dönüşen resim sanatı, salgın süreciyle de bir başkalaşımın içine sürüklenmiştir. Salgın hastalıkları konu alarak oluşturulan eserler, döneminin kanıtı bağlamında literatüre kaydedilmiştir. Bu çalışmada, salgın hastalıkların tarihsel süreci incelenmiş, sanat eserlerinden örnekler sunulmuş ve biçimsel bir analiz yapılmıştır. Göstergebilimsel Yöntem ile Etnografik Araştırma yapılarak bu küresel problemin sanatçılarda oluşturduğu üslup farkı ve plastik ögelerin değişimi sorgulanmış, karşılaştırmalı bir analiz yapılmıştır. Bu bağlamda salgın boyunca deneyimlemiş birçok sorunun sanatsal üretime yansıma biçiminin irdelenmesi ve resim sanatına etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Salgın, Hastalık, Ölüm, Resim Sanatı, Toplum
1960 sonrası Türk resminde anlamın örüntüsü
Bu çalışmada, 1960 sonrası Türk resminde gelişim süreçleri, gerileme sürecinde etkin olan unsurlar ve bu unsurlardan çıkış yolları çerçevesinde oluşan anlam örüntüsünün yansımalarından hareketle araştırmacı tarafından oluşturulan çalışmalarla bu etkinin gösterilmesi amaçlanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan çalışmalarda yaşanan ıslahatlar, Avrupa'dan alınan örnekler ve düşünürlerin örüntü hakkındaki söylemlerine istinaden sanata olan etkileri incelenmiştir. Araştırmanın yöntemi iki bölümden oluşturulmuştur. Birinci bölümünde, Gerileme Dönemi'ndeki Türk sanatının gelişim süreci, Cumhuriyet dönemi sonrası oluşan grup olgusunun ve Batı sanatından etkileşimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise anlam ve kavram üzerine oluşturulan söylem dilinin sanatla olan ilişkisi, Türk sanatında pragmatizm ve bilinçli düşünme gibi kavramlar literatür taraması yapılarak irdelenmiş tanımları vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Anlam örüntüsü, modern sanat, Türk resim sanatı Araştırmanın sonunda ise (paradigmalara göre) hazırlanmış olan resimlerde 1960 sonrası Türk resim sanatında belli bir çerçevede ele alınan Türk sanatçıların anlam örüntüsü bağlamında resimleri incelenmiş ve açıklanmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri'nde pop sürrealizm ve Mark Ryden'ın eserlerinden imgesel tasarım örneklemesi
İnsanlık tarihi boyunca sürekli değişen olaylar sanatın çok yönlülüğünü ortaya koysa da günümüz sanatının finansal açıdan görülmesine engel olamamıştır. Pop Sürrealizm finansal açıdan oluşmakta olan sağlam bir sanat hareketi konumundadır. Pop Sürrealizm 1960 yılında ABD'de gelişmekte olan teknolojik gelişmelerden ve geçmişte yaşanan Amerika tarihinden esinlenerek ortaya çıkmış bir sanat hareketedir. İlk eserlerini illustrasyon alanında veren sanat hareketi, daha sonra birçok alanı etkisi altına alarak grafiti, kay kay sanatı, çizgi roman, duvar resimleri ve resim alanında da etkinliğini göstermiştir. Günümüzde canlılığını en etkin şekilde koruyan sanat hareketi için altın çağını yaşıyor diyebiliriz ve bu durum sanat hareketinin günümüz sanatını yakından etkileyip ilk olarak Amerika, Kanada ve İngiltere'de görülmüştür. Birçok sanatçıyı etkileyen sanat hareketinin günümüzde her yerde temsilcisine rastlamak mümkün, ilk temsilcilerinden olan Mark Ryden bu dönemin en aktif sanatçısı olmakla kalmayıp günümüz sanatını da en etkin rol oynayan sanatçısıdır.
1980 sonrası Türk resim sanatında matematiksel imgeler
Milattan öncesine kadar uzanan Türk sanatının Anadolu'daki ilk örnekleri, geometrik formlar ve matematiksel ögeler olarak varlığını göstermiştir. Bu sanat eserleri arasında duvar resimleri, mimari yapılar, heykeller, işlemeler, el dokumaları ve minyatür resimler vardır. Minyatür sanatı, yurda yabancı ressamların gelmesi ve Türk ressamların yurtdışına eğitime gitmesiyle yaşanan etkileşimler sonucu, Batılılaşma sürecine girmiştir. Batılılaşma aynı zamanda, Avrupa'da yaşanan Sanayi İnkılabının bilimsel ve teknolojik gelişmelerinin hızına yetişemeyen Osmanlı Devleti'nin zayıflayan gücünü toparlamak için hedef edindiği bir yöntemdir. Osmanlı döneminde geride kalan bilim ve teknoloji, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlık bulmasıyla ilerleme sürecine girmiştir. Bu ilerleme sürecinde hem bilim ve teknolojide hem de sanatta Avrupa ile etkileşimler yaşanmıştır. Avrupa'da 15. yüzyılda "Yeniden Doğuş" olarak ta tanımlanan Rönesans ile Plastik Sanatlarda değişim süreci başlamıştır. Rönesans'la birlikte Batı resminde perspektif, derinlik, oran orantı ve gölgelendirmeler daha çok önem kazanmıştır. Bu bağlamda çalışmalar yapan Leonardo Da Vinci, Raffaello gibi sanatçılar resme matematiğin kullanımıyla ilgili önemli oranda katkılarda bulunmuşlardır. Matematiksel imgeler, geometrik formlar daha çok soyut sanat alanı içerisinde yer alırlar. Bu bağlamda ortaya çıkan akımlara ise; Kübizm, Yeni-Plastisizm, Süprematizm ve Minimalizm örnekleri verilebilir. Türk resminde ise, 1950'lerde büyük bir kırılma yaşanmış ve soyut sanata geçiş dönemi başlamıştır. Soyut sanata geçişle başlayan bu süreçte, sanatçıların resimlerinde kendi duygularını ön planda tutmasıyla farklı ifade biçimlerinin, geometrik biçimlerin, matematiksel imgelerin daha çok resmin yüzeyinde yer bulduğu görülür. 1980'li yıllara gelindiğinde ise siyasi olaylar sebebiyle toplumun, kültürün ve sosyolojik ortamın etkilendiği kadar sanat ortamı ve sanatçıların görüşleri de etkilenmiş ve değişmiştir. Bu bağlamda Türk sanatçıları da Minimalizm, Yeni Dışavurumculuk gibi akımlar çerçevesinde yeni eğilimler göstermişlerdir. Bir toplumun kültürünü oluşturan en önemli iki etken sanat ve bilimdir. Bilim ve sanat arasındaki ilişki incelenirken, ikisinin de yaratıcısı olan insanı incelemek gerekir. Her ikisi de insanın kendini ve hayatı anlamlandırma çabasıyla ortaya çıkmışlardır. İnsanın geliştirdiği teknolojinin nasıl bir sanat ürünü halini aldığı önemli bir unsurdur. Bu bağlamda sanat ve bilimsel gelişmeler birbiriyle bağlantılıdır. Matematik bilimi, resim sanatının her aşamasında kendine yer edinmiştir. Simetri, perspektif, oran-orantı gibi matematik temelli kavramlar resim sanatının oluşumunda önemli bir yere sahiptir. Resim sanatında matematik ve sanatın iç içe olduğunu resmin yüzeyine yansıyan geometrik formlar ve matematiksel imgelerle de görmek mümkündür. Bu çalışma, Türk resim sanatında 1980'den sonraki süreci ele alan, sanatçıların resimleri üzerinden yüzeydeki matematiksel imgeleri irdeleyen bir araştırmadır.
Son dönem çağdaş Türk resminde Turhan Ekici ve eserlerindeki sosyolojik olgu
Bu tez çalışmasında son dönem Çağdaş Türk resminde Turhan Ekici ve eserlerindeki sosyolojik olgular incelenmiştir. Çemişgezek'te dünyaya gelen sanatçının, Çapa Resim Semineri ve Marmara Üniversitesi Eğitim Enstitüsü'ndeki eğitimlerinden sonra sanat hayatındaki serüveni başlamıştır. Türk resmine damgasını vurmuş bazı sanatçılar gibi Anadolu kültürünün, Anadolu'daki yaşanmışlıkların, köy hayatının, zorlukların, endişelerin, kaygıların ve heyecanların sosyolojik izdüşümlerini, sanatçının çalışmalarında görebilmekteyiz. Evrenselliğe giden yolun yöresellikten geçtiğine inanan sanatçılardan birisi olduğuna dikkat çekilmiştir. Plastik öğelerin kullanımında, farkındalık yaratan ender sanatçılardandır. Bu araştırmada Turhan Ekici'nin sanatçı eğitimci yönüne de dikkat çekilerek etrafına ışık tutan, plastik sanatların sorunlarına çözümler arama kaygısını her zaman taşıyan bu geniş yelpaze içerisinde sosyo-psikolojik irdelemeler de isabetler kaydeden ve bütün bunları eserlerine yansıtan sanatçıdır.
1980 sonrası Türk resim sanatında figüratif eğilimler ve Mehmet Başbuğ
Bu çalışmada, günümüz sanatçılarından Mehmet Başbuğ seçilerek, sanatçının resimleri 1980 Sonrası Türk Resim Sanatında Figüratif Eğilimler konusu içerisinde irdelenmiştir. Çalışmanın amacı, Figüratif Türk Resminin başlangıcı, izlediği tarihi, etkilenim alanları, teknik süreci ve bu süreci etkileyen sosyal, kültürel, ekonomik vb. değişkenlerle ele alarak, gelişim sürecini yorumlamak ve Türk Resim Sanatında figüratif resim anlayışında önemli eserler üreten Mehmet Başbuğ'un sanatını incelemektir. 1980 sonrası dönem, Türk Resim Sanatı için zengin yaratım alanlarının kapılarının açıldığı üretken bir dönemdir. Bu bağlamda 1980'den günümüze çok sayıda ressam figüratif çalışmalarıyla dikkat çekmiş ve bu süreçte önemli sergi ve sanat etkinlikleri düzenlenmiştir. Bu araştırma kapsamında örneklenen seçki, bu zengin birikimin küçük bir temsilidir. Bununla birlikte bu süreç içinde, sanatçıları, eserleri ve dönemiyle birlikte tanımak, özellikle konu olarak alınan, kendi özgün duruşunu koruyan ve bu bağlamda yapıt veren Mehmet Başbuğ'un hayatını, etkilendiği sanat ortamını, tekniğini, konu seçimini, eserlerindeki tavrını ve üslupsal özelliklerini, seçilen yapıtlarıyla analiz etmek çalışmanın amacının vurgulanması açısından önem arz etmektedir.
Çağdaş Türk resminde Milli Mücadele temalı resimler
Osmanlı Devleti'nin Batılaşma sürecinde önemli reform hareketlerinden biri de sanat alanında olmuştur. Eğitim amaçlı yurt dışına giden asker ressamlar ve bu yolu takip eden genç ressamların Birinci Dünya Savaşı sebebi ile eğitimlerini yarıda bırakarak yurtlarına dönmesiyle bu süreç başlamıştır. 1914'de Şişli Atölyesi'nin kurulma amacı çoğunluğu milli mücadele temalı resimlerin üretilmesidir. 1914 Kuşağı ressamları vatan sevgisiyle, milli mücadele ruhuyla yaptıkları resimler, dönemini belgeler nitelikte olmuştur. Türk resminin gelişimi için çaba göstermiş olan ressamlar yurtdışında edindikleri birikimlerle, Türk resim sanatının gelişimine olumlu katkı yapmışlardır. Bu genç ressamlar, Cumhuriyet'in ilk kuşak sanatçıları arasındadır. Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Türk Resim Sanatı, 1914 kuşağı, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, Çağdaş Türk Resmi. Bu çalışmada çağdaş Türk resim tarihinde milli mücadele temalı resimler araştırılmış olup, sanatçıların hayatları, öncüsü oldukları ve içinde bulundukları sanatsal tarzları incelenmiştir.
Türk kültüründe demircilik ve günümüz demirci ustalarının sosyolojik portreleri
Bu araştırmada, demir madenciliğinin (demirin maden olarak çıkarılmasından, atölyede işlenmesine kadarki süreç), başta Türk toplumlarında olmak üzere sosyolojik açıdan yeri ve önemi araştırılmıştır. Çalışma tarihçi metotla tarama yöntemi ve nitel araştırma yöntemlerinden etnografik bakış açısıyla demirci ustalarına ulaşılmaya çalışılmıştır. Evren olarak Türk toplumlarındaki demirciler ve üretilen eserler incelenirken örneklemde Sivas, Adıyaman, Şanlıurfa, Diyarbakır, Erzincan, Denizli illeri demirci ustaları ve demirciliği sanat eserlerinde kullanan ressamlar oluşturmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde tarihsel süreç içindeki demir imgesinin Türk toplumundaki konumu literatür taraması yapılarak incelenmiştir. İkinci bölümde batı sanatındaki demir imgesi ve geçmiş zanaatkarlarından eserleri literatür ve görsel taraması yapılarak incelenmiştir. Üçüncü bölüm etnografik yöntemler kullanılarak iki adımda incelenmiştir. Birinci adımda Türk kültüründeki demir imgesinin toplumsal düzeydeki ve sanat eserlerindeki konumu incelenmiştir. Çalışmamızda Türk sanatı dışında, demirci ustalarını konu edinmiş resim örneklerine de yer verilmiş, diğer toplumlar için demirciliğin anlamı araştırılmıştır. Demir cevheri ve demirci ustaları, birçok toplumda, tarih boyunca büyük bir öneme sahip olmuştur. Tarih öncesi dönemlerde demirciye ve demir cevherine çeşitli kutsallıklar atfedildiği görülmektedir.Bu durumun ilk demir kullanımının göktaşları olmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. İlerleyen çağlarda demirci ve demir unsuru kutsallıklarını kaybetmiş; ama medeniyet oluşumunun baş aktörleri arasında varlıklarını sürdürmüşlerdir. Sanayi devrimiyle beraber bu durum ivme kazanmıştır. Tarih boyunca bütün kültürlerde önemli bir yeri olan ve zengin bir birikime sahip olan demirci motifinin; edebi, görsel, işitsel bütün sanatlarda yansımaları olduğu görülmektedir.
Çağdaş Türk Resminde balık ve balıkçılık imgesi
Dünyanın çeşitli coğrafyalarında ortak olarak kullanılan motifler bazen farklı anlam ve yapılarıyla karşımıza çıkmaktadır. Bu yapıların taşımış olduğu özellikler ve anlamlar bize o coğrafyanın mitsel özellikleri hakkında bilgi verir. Bu yapılar toplumların kültürel, sosyal ve manevi özellikleri hakkında yorumlar yapmamızı sağladığı gibi; bu ortak motifler, ortak figürler hakkındaki görüşler, karşılaştırmalı imgelerin sanata dönüşümlerini, sanatçıların çalışmalarına da katkı sağlamaktadır. Tüm dünya medeniyetlerinin birçoğunda balık figürünü görmek mümkündür. Balık diğer toplumlarda olduğu gibi Türk sanatında "bereket" sosyal kültürel konularıyla ilişkilendirilmiştir. Balığa yüklenen anlam sosyal ve dinsel bir değer taşımaktadır. Bu bakımdan balık geçmiş topluluklar için önem atfedilen bir obje olarak anlam kazanmıştır. Bu çalışmamızda Akdeniz'de yaşamış olan birçok toplulukların balık ve balıkçılık imgesini motif olarak yansıtma biçimlerini ve genellikle kültürel etkileri yansıtılmıştır.
1950 sonrası Türk resminde delilik ve dahilik kavramlarının incelenmesi
Bu çalışmada; Dâhilik ve delilik kavramları kuramsal açıdan araştırılarak, bu kavramların 1950 sonrası Türk resim sanatında sanatçı ve eserleri üzerinde incelenmesi gerçekleşmiştir. Tarihsel dönem göz önünde tutularak gerçekleştirilen bu çalışmada; Öncelikle genel olarak, Türk resminde 1950 öncesi ve sonrasında önemini koruyan dönem ve gruplara, bunların içerisinde yer alan sanatçılara değinilmiştir. 1950 sonrası Türk resminde, dâhilik ve delilik kavramları kapsamında ele alınan sanatçıların psikolojik, ruhsal, sıra dışı yaşam biçimlerinden, eserlerindeki yaratıcı, farklı kompozisyon anlayışları, olgu, imge, duygu ve düşünceleri gibi etkiler incelenmiştir. Bu bağlamda, dâhilik ve delilik çizgisinde yankı yapmış, sıra dışı yönleri ve çalışmaları ile Fikret Mualla, Burhan Uygur, Alattin Aksoy, Ergin İnan, Neşe Erdok, Komet(Gürkan Coşkun), Mehmet Uygun, Fatih UMehmet Güleryüz gibi Türk resim sanatına damga vurmuş sanatçılar eser örnekleri ile birlikte incelenmiştir.
Topkapı Sarayında bulunan evren olgusu içerikli minyatürlerin resim diliyle yorumlanması
Evren olgusu, evrenin oluşumu, yaradılış, kozmoloji ve yaşamın varoluşu geçmişten günümüze araştırılan, incelenen, merak uyandıran konular olmuştur. Bu bağlamda, "Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürlerin Resim Diliyle Yorumlanması" başlıklı tez çalışmasında yer alan evren ve yaratılış olgusu konulu minyatürler, Türk sanatı ve Türk mitolojisi çerçevesinde ele alınarak anlatılmıştır. Nakkaş Kazvini'nin 15. ve 16. yüzyıllar arasında üretmiş olduğu "Acaib'ül-Mahlûkat ve Garaibü'l-Mevcudat" adlı coğrafya ve kozmografya kitabı günümüz'de Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde yer almaktadır. A.3632, H.405, H.409 ve R.1088 envanter numaraları ile Topkapı Sarayı Kütüphanesi Arşivleri'nde yer alan "Dünya ve Evren Oluşumları" konulu minyatür yazmalar tez çalışmasının çerçevesini belirleyen başlıkla ilişkilendirilerek araştırmanın merkezini oluşturmaktadır. Tez Çalışmasının Birinci Bölümü; Giriş olarak ile ele alınmıştır. Tez Çalışmasının İkinci Bölümü; Evren Kavramı ve Yaratılışı Olgusu başlığı altında, Evren Kavramı, İnanç Sistemlerinde Evren Kavramı, Mitler ve Türk Mitolojisinde Evren Kavramı ve Kutsal Kitaplarda Yaratılış Olgusu alt başlıkları ile değerlendirilmiştir. Tez Çalışmasının Üçüncü Bölümü; Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürler başlığı altında, Topkapı Sarayı, Topkapı Sarayında Bulunan Kozmoloji Bağlamında Minyatür Örnekleri ve Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürler alt başlıkları ile değerlendirilmiştir. Tez Çalışmasının Dördüncü ve Son Bölümü ise; Topkapı Sarayında Bulunan Evren Olgusu İçerikli Minyatürlerin Resim Diliyle Yorumlanması başlığı altında, Nakkaş Kazvini'nin Evren Olgusu Konulu Minyatürleri ve Uygulama Çalışmaları alt başlıkları kapsamında değerlendirilmiştir. Çalışma süresince araştırma hizmeti kapsamında İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ve Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi ile birlikte hareket edilmiştir. Uygulama çalışmaları dolayısıyla Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinden minyatür yazmaların dijital görselleri istenmiş ve görseller tez kapsamında kullanmıştır. Ayrıca araştırma hizmetleri kapsamında belirtilen yazma eserler kütüphaneden alınan araştırma izni ile eserler dijital ortamda görülmüş ve dijital görseller olarak temin edilmiştir.