Prof. Dr. Evşen Nazik danışmanlığındaki tezler
15 tez · Çukurova University
Jinekolojik kanserli kadınlara verilen öz bakım eğitiminin öz bakım gücüne ve semptom kontrolüne etkisi
Araştırma, jinekolojik kanserli kadınlara verilen öz bakım eğitiminin öz bakım gücü ve semptom kontrolüne etkisini belirlemek amacıyla; ön test son test kontrol gruplu girişimsel nitelikte yapılmıştır. Araştırma, bir üniversite hastanesinin jinekoloji servisinde Kasım 2019- Temmuz 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, belirtilen tarihler arasında jinekoloji servisine kemoterapi (KT) almak için başvuran ve araştırma katılım kriterlerine uyan 30 deney, 30 kontrol olmak üzere toplam 60 jinekolojik kanserli hasta oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Öz Bakım Gücü Ölçeği (ÖBGÖ)', 'Edmonton Semptom Tanılama Ölçeği (ESTÖ)' ve "Doğu Kooperatif Onkoloji Grubu Performans Skoru (ECOG PS)" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik dağılımlar, aritmetik ortalama, standart sapma, Ki-kare testi, Mann-Whitney-U testi, t test, Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki hastaların ön test ÖBGÖ puan ortalamasının 115,03±15,85; son test puan ortalamasının 125,80±10,79 olduğu bulunmuştur. Kontrol grubundakilerin ön test 115,03±14,38, son test 122,83±10,35 olduğu belirlenmiştir. Gruplar arasında ön test ve son test ÖBGÖ puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunamazken (p>0,05), grupiçi OBGÖ puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Deney ve kontrol grubundaki hastaların 1. Kür KT sonrası sadece ESTÖ uykusuzluk puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). 6. kür KT sonrası deney grubunun ESTÖ yorgunluk, bulantı, uykusuzluk, cilt/tırnaklarda değişiklik, ellerde uyuşma semptom puan ortalamalarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğu ancak aradaki farkın istatistiksel olarak anlamsız olduğu bulunmuştur. 6. Kür KT sonrası deney ve kontrol grubu ESTÖ ağrı, kendini iyi hissetme ve nefes darlığı puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0.05). Kontrol grubundaki hastaların 6.kür KT sonrası ÖBGÖ puanları ile sadece ESTÖ uykusuzluk puanları arasında negatif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (r=-0,402; p=0,028). Araştırmada; kemoterapi alan jinekolojik kanserli hastalara verilen eğitimin öz bakım gücünü arttırdığı ve kemoterapiye bağlı oluşan yorgunluk, bulantı, uykusuzluk, cilt/tırnaklarda değişiklik ve ellerde uyuşma semptomlarını azalttığı bulunmuştur.
Gebelerin stres düzeyinin gebelikteki bakım beklentisi üzerine etkisi
Bu çalışma, gebelerin stres düzeylerinin gebelikteki bakım beklentisi üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinin gebe polikliniklerine antenatal takip için başvuran 150 gebe alınmıştır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Gebelik Stresini Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ-36) ve Gebelik Bakım Beklentisi Ölçeği (GBBÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde frekans tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U" test, Kruskal-Wallis H test, Bonferroni ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Gebelerin GSDÖ-36 toplam puan ortalaması 25,17±20,06; GBBÖ toplam puan ortalaması 91,63±9,18 olarak bulunmuştur. Gebelerin yaşı, sosyal güvence olma durumu ile GSDÖ-36 toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Gebelerin sadece gebelik haftası ile GBBÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Gebelerin GBBÖ ilgi-iletişim, eğitim-bilgilendirme, gizlilik, katılım-güven alt boyutları ve toplam GBBÖ puanları ile GSDÖ-36 annelik rolünün tanımlanmasından kaynaklanan stres alt boyutu arasında negatif yönde, zayıf derecede, istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Gebelerin GBBÖ eğitim-bilgilendirme, gizlilik alt boyutları ve toplam GBBÖ puanları ile GSDÖ-36 sosyal destek arayışından kaynaklanan stres alt boyutu arasında negatif yönde, zayıf derecede ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Toplam GSDÖ-36 ile GBBÖ puan ortalamaları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır (p>0,05). Araştırmada gebelerin, gebelik stresinin düşük düzeyde olduğu ancak beklentilerinin yüksek olduğu bulunmuştur.
Jinekolojik kanserli hastaların yaşam kalitelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, jinekolojik kanserli hastaların yaşam kalitelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet ve üniversite hastanesinin jinekoloji onkoloji polikliniği, servisi ve kemoterapi ünitesine başvuran 160 jinekolojik kanserli hasta alınmıştır. Veriler, Ocak 2020-Aralık 2021 tarihleri arasında, Kişisel Bilgi Formu ve Yaşam Kalitesi Ölçeği/Kanser Hastası kullanılarak toplamıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U test, Kruskal-Wallis H test, Independent Sample-t test, ANOVA test, Pearson ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Jinekolojik kanserli hastaların yaş ortalamasının 59,82±10,60 olduğu, %46,8' inin endometrium CA, %51,2' sinin tanı süresinin <1 yıl olduğu ve %38,1' inin evre 1 olduğu belirlenmiştir. Jinekolojik kanserli hastaların Yaşam Kalitesi Ölçeği/Kanser Hastası toplam puan ortalamasının 5,60±1,13 olduğu bulunmuştur. Ölçeğin "fiziksel iyilik hali" alt boyut puan ortalamasının 5,81±1,46; "psikolojik iyilik hali" alt boyut puan ortalamasının 5,32±1,56; "sosyal iyilik hali" alt boyut puan ortalamasının 7,8139±1,27; "manevi iyilik hali" alt boyut puan ortalamasının 4,05±1,30 olduğu bulunmuştur. Jinekolojik kanserli hastaların eğitim düzeyi, gelir düzeyi, klinik evre, ailede kanser öyküsü varlığı ile Yaşam Kalitesi Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Araştırmada jinekolojik kanserli hastaların yaşam kalitelerinin orta düzeyde olduğu bulunmuştur.
Doğum sonu dönemde verilen hemşirelik bakımının ve e-mobil eğitimin doğum sonu fiziksel semptom ve emzirme özyeterliliğe etkisi
Daha soBu araştırma doğum sonu dönemde verilen hemşirelik bakımının ve e-mobil eğitimin doğum sonu fiziksel semptom ve emzirme özyeterliliğe etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü girişimsel olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya Türkiye'nin güneyinde bir ilde bulunan devlet hastanesinde vajinal yolla doğum yapan ve örneklem seçim kriterlerine uyan 75 (25 evde bakım, 25 kontrol ve 25 e-mobil eğitim) kadın alınmıştır. Evde bakım grubundaki kadınlara 8 kez ev ziyareti, e-mobil eğitim grubundaki kadınlara postpartum 1. günden başlanarak doğum sonu bakıma özgü geliştirilen mobil uygulama ile e-mobil eğitim hizmeti verilmiştir. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Postpartum Fiziksel Semptom Şiddeti Ölçeği ve Emzirme Öz-Yeterlilik Ölçeği (EÖYÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, ANOVA, Wilcoxon test, Kruskal-Wallis H test ve Bonferroni düzeltmesi kullanılmıştır. Evde bakım, e-mobil eğitim ve kontrol grubundaki kadınların doğum sonu 3. gün, 1.hafta, 2.hafta, 3.hafta, 4.hafta, 5.hafta, 6.hafta ve 7.haftada gruplar arasında Postpartum Fiziksel Semptom Şiddeti Ölçeği ve EÖYÖ toplam puan ortalamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir(p<0,05). Yapılan tüm görüşmelerde evde bakım grubunun Postpartum Fiziksel Semptom Şiddeti Ölçeği toplam puan ortalamalarının en düşük ve EÖYÖ toplam puan ortalamalarının en yüksek olduğu bulunmuştur. Son görüşmede Postpartum Fiziksel Semptom Şiddeti Ölçeği ile EÖYÖ toplam puan ortalamaları arasında sadece e-mobil eğitim grubundaki kadınlarda istatistiksel olarak anlamlılıkolduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada doğum sonu dönemde verilen hemşirelik bakımı ve e-mobil eğitim hizmetlerinin postpartum fiziksel semptomları azalttığı ve emzirme öz-yeterliliği arttırdığıbulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda postpartum fiziksel semptomları azaltmak ve emzirme öz-yeterliliği artırmak için evde bakım ve mobil sağlık uygulamalarının kullanılması önerilebilir. Ayrıca doğum sonu bakıma özgü geliştirilen e-mobil uygulamanın etkisini değerlendirmek için daha uzun süren araştırmaların yapılması önerilebilir. nra doldurulacaktır
Kadınların doğum beklentileri ve deneyimlerinin belirlenmesi
Araştırma, kadınların doğum beklentileri ve deneyimlerini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte yapılmıştır. Araştırma Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinin Doğumhane ünitesi ve kadın doğum servislerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, olasılıksız örnekleme yöntemlerinden rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen, belirtilen hastanenin doğum ünitesine Ocak 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında doğum yapmak için başvuran ve araştırma katılım kriterlerine uyan 117 kadın ile yapılmıştır. Verilerin toplanmasında gebelerin tanıtıcı özelliklerini içeren "Kişisel Bilgi Formu", doğumla ilgili bilgilerini içeren "Doğuma İlişkin Özellikler Bilgi Formu" ve "Doğum Beklentileri ve Deneyimleri Ölçeği (DBDÖ)" kullanılmıştır. Verilerin analizinde frekans tabloları, tanımlayıcı istatistikler ve lojistik regresyon kullanılmıştır. Gebelerin yaş ortalamasının 26,47±5,69 (yıl) olduğu, gebelerin %29,1' inin ilk gebeliğinin olduğu, %82,1' inin gebeliğini istediği belirlenmiştir. Gebelerin %52,1' inin doğumunu ebelerin yaptırdığı, %75,2' sinin doğum süresinin <16 saat, %89,7' sinin doğum eyleminde destek aldığı ve %52,2' sinin bu desteği ebeden aldığı belirlenmiştir. Gebelerin %72,6' sının doğum süresince komplikasyon yaşamadığı belirlenmiştir. Kadınların beklentilerinin %75,69' unun karşılandığı, %24,31' inin karşılanmadığı belirlenmiştir. Kadınların olmasını beklemediği beklentilerinin %34,86 karşılanmıştır. Gebelerin genel olarak %54,7' sinin doğumdan çok memnun olduğu belirlenmiştir. Karşılanan beklenti puanı ile doğumdan memnun olma durumu arasında anlamlı düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir (p=0,000<0,05). Araştırmada kadınların doğum sürecinde aldıkları bakımdan memnun oldukları, doğuma yönelik beklentilerinin olduğu ve çoğunun beklentisinin karşılandığı belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Doğum beklentisi, doğum deneyimi, hemşirelik
Sezaryen doğum yapan kadınlarda abdominal korse kullanımının postpartum ağrı, kanama ve emzirme başarısı üzerine etkisi
Bu araştırma, sezaryen doğum yapan kadınlarda abdominal korse kullanımının postpartum ağrı, kanama ve emzirme başarısı üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Randomize kontrollü müdahale çalışması olarak yapılan araştırmanın evrenini, 22 Eylül 2020-19 Mart 2021 tarihleri arasında Türkiye'de bir eğitim ve araştırma hastanesinin Kadın Doğum kliniğinde sezaryen olan kadınlar oluşturmuştur. Araştırma, dahil edilme kriterlerine uyan 64 müdahale, 64 kontrol grubunda toplam 128 kadın ile tamamlanmıştır. Veriler, tanıtıcı bilgi formu, "Postpartum Ağrı, Analjezik İhtiyacı, Puerperal Kanama ve Uterus İzlem Formu" ve "Emzirme Başarısı İzlem Formu" ile toplanmıştır. Kanama miktarı dijital hassas terazi, ağrı "Visual Analog Skala (VAS)" ve emzirme başarısı "LATCH Emzirme Tanılama Aracı" ile değerlendirilmiştir. Analizlerin tamamında istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak tanımlanmıştır. Araştırmada müdahale grubundaki kadınların, 5.-48. saatler arasındaki sezaryen kesisi ağrı (VAS) puanlarının anlamlı olarak daha düşük olduğu bulunmuştur (p<0,001). Ayrıca, abdominal bölge ağrı (VAS) puanlarının 4.-48. saatler arasında anlamlı olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (p<0,001). Bununla birlikte, 24. ve 48. saatlerdeki ve toplam puerperal kanama miktarlarının anlamlı olarak daha az olduğu belirlenmiştir (p<0,001). Müdahale grubunun postpartum 6. ve 24. saatlerdeki hemoglobin ve hematoktit değerlerinin anlamlı olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Ayrıca, müdahale grubunun LATCH emzirme puanlarının 2.-48. saatler arasında anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,001). Abdominal korse kullanımının sezaryen olan kadınlarda postpartum ağrı skoru, kanama miktarı ve emzirme başarısı puanı üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Emzirme sorunları yönetim modelinin emzirme sorunları, emzirme motivasyonu ve emzirme başarısı üzerine etkisi
Araştırma emzirme sorunları yönetim modelinin (ESYM), emzirme sorunları, emzirme motivasyonu ve emzirme başarısı üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü müdahale çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma Haziran 2020-Nisan 2022 tarihleri arasında Adana'da bulunan bir eğitim araştırma hastanesinin doğumhane ve kadın doğum kliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmaya 25 müdahale grubu, 25 kontrol grubu olmak üzere toplam 50 kadın alınmıştır. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Emzirme Sorunları Değerlendirme Ölçeği (ESDÖ)', 'LATCH Emzirme Tanılama Ölçüm Aracı', 'Emzirme Motivasyon Ölçeği (EMÖ) (Primipar Anneler İçin)' kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, bağımsız gruplarda t testi, tekrarlı ölçüm testi, Mann-Whitney U, Wilcoxon ve Friedman testleri kullanılmıştır. LATCH son test puanının müdahale grubunda 9,72±0,54; kontrol grubunda 8,60±1,25 olduğu belirlenmiş ve gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Müdahale grubunun 1. hafta ESDÖ toplam puanının 30,32±6,06, 2. hafta 27,28±7,17, 6. hafta 24,20±4,84, 8. hafta 21,64±4,49 olduğu belirlenmiştir. Kontrol grubunun 1. hafta ESDÖ toplam puanının 41,88±8,91, 2. hafta 41,88±9,03, 6. hafta 35,72±9,16, 8. hafta 32,28±7,88 olduğu belirlenmiştir. Doğum sonu tüm haftalarda gruplara göre ESDÖ toplam puanları açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p<0,05). Kadınların EMÖ, bütünleşmiş düzenleme, içsel motivasyon ve özdeşleşmiş düzenleme, içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal onaylanma, içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal baskı ve dışsal düzenleme–ek yararlar, alt boyut puanları sırasıyla müdahale grubunda; 3,90±0,13, 3,98±0,10, 3,82±0,47, 2,32±0,93, 3,64±0,47; kontrol grubunda ise; 3,62±0,38, 3,60±0,50, 3,64±0,51, 2,62±0,92, 2,92±0,61 olarak belirlenmiştir. Gruplara göre içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal onaylanma, içe yansıtılmış düzenleme-toplumsal baskı alt boyut puanları hariç diğer tüm alt boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p<0,05). Araştırmada; ESYM'nin, kadınlarda emzirme sorunlarını azalttığı ve giderdiği, emzirme motivasyonunu ve başarısını arttırdığı bulunmuştur.
Gebelerde algılanan stresin prenatal emzirme özyeterliliğe etkisi
Bu çalışma, gebelikte algılanan stresin prenatal emzirme özyeterliliğe etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinin gebe polikliniklerine antenatal takip için başvuran 347 gebe alınmıştır. Çalışmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Gebelik Stresini Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ) ve Prenatal Emzirme Öz-yeterlilik Ölçeği (PEÖYÖ) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U test, Kruskal-Wallis H test, Bonferroni ve Spearman korelasyon testleri kullanılmıştır. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Gebelerin GSDÖ toplam puan ortalaması 19,10±19,12; PEÖYÖ toplam puan ortalaması 85,45±11,47 olarak bulunmuştur. Gebelerin eğitim düzeyi, çalışma durumu, aile tipi ve gebelik süresi ile GSDÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0,05). Gebelerin sadece çalışma durumu ve aile tipi ile PEÖYÖ toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0,05). Prenatal emzirme öz-yeterliliği ölçeği ile toplam GSDÖ ve gebelik, doğum ve doğum sonrası güvenli sağlık bakımı, doğum ve doğum sonu sosyal destek, bebek kimliği ve bakımı, gebelikte sosyo-ekonomik yaşam alt boyut toplam puanları arasında negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Araştırmada gebelerin, gebelik stresinin düşük, prenatal emzirme özyeterliliklerinin yüksek olduğu ve gebelikte algılanan stresin prenatal emzirme özyeterliliği etkilediği bulunmuştur.
Doğum yapan kadınlarda obstetrik şiddet ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Bu çalışma, doğum yapan kadınların obstetrik şiddet yaşama durumları ve etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı nitelikte olan bu çalışmaya, Türkiye'nin güney bölgesindeki bir devlet hastanesinde vajinal doğum yapan 200 kadın alınmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Doğuma İlişkin Özellikler Bilgi Formu ve Obstetrik Şiddet Tanılama Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki kare testleri kullanılmıştır. p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Çalışmada vajinal doğum yapan kadınların %25,5'inin sözel şiddete, %37,2' sinin psiko-duygusal şiddete ve tamamının fiziksel şiddete maruz kaldığı belirlenmiştir. Kadınların yaşadıkları olumsuz sözel ve psiko-duygusal davranışları şiddet olarak algıladıkları ancak fiziksel girişimlerin çoğunu şiddet olarak algılamadıkları belirlenmiştir. Kadınların sosyodemografik özelliklerinden sadece yaşanılan yer ile obstetrik şiddet türü arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadınların obstetrik özelliklerinden sadece doğum öncesi bilgi alma durumu ile sözel obstetrik şiddette maruz kalma arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0,05). Kadınların %42,5' inin doğumdan az memnun olduğu belirlenmiştir. Araştırmada kadınların obstetrik şiddete maruz kaldığı ve doğumdan memnuniyet oranlarının düşük olduğu saptanmıştır.
Gebelikte internet yoluyla karar almanın sağlıklı yaşam davranışlarına etkisi
Bu çalışma gebelikte internet yoluyla karar almanın sağlıklı yaşam davranışlarına etkisi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel nitelikte olan araştırma, Haziran 2021- Eylül 2022 tarihleri arasında Adana ilinde bulunan iki hastanenin kadın doğum polikliniklerinde yürütülmüştür. Araştırma örneklemine, araştırmaya alınma kriterlerini karşılayan 360 gebe alınmıştır. Verilerin toplanmasında; Kişisel Bilgi Formu, Gebelikte İnternet Yoluyla Karar Alma Ölçeği (GİYKAÖ) ve Gebelikte Sağlıklı Yaşam Davranışları Ölçeği (GSYDÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U test (Z-tablo değeri), Kruskal-Wallis H test (χ2-tablo değeri), Spearman korelasyon ve Bonferroni düzeltmesi uygulanmıştır. Gebelerin yaş ortalamasının 27,42±4,06 (yıl), gebelik haftası ortalamasının 29,23±4,88 (hafta) olduğu belirlenmiştir. Gebelerin %35'inin interneti günde 4-6 kez kullandığı, %53,9'unun internette bebeğin gelişimine yönelik konuları araştırdığı ve %72,8'inin bilgiye erişimin kolaylığı nedeniyle internet kullandığı belirlenmiştir. Gebelerin, GİYKAÖ toplam puan ortalaması 32,94±4,13; GSYDÖ toplam puan ortalaması 102,13±12,56 olarak bulunmuştur. GİYKAÖ toplam ile gebelik sorumluluğu, hijyen, beslenme, fiziksel aktivite, seyahat, gebeliği kabullenme ve GSYDÖ toplam puanları arasında pozitif yönde, zayıf derecede istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). Gebelikte internetin karar almada etkili olduğu ve gebelerin sağlıklı yaşam davranışlarının iyi düzeyde olduğu belirlendi. Gebelikte internet yoluyla karar alma düzeyi arttıkça sağlıklı yaşam davranışları artmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gebelik, internet kullanımı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları, hemşirelik
Gebelere uygulanan aromaterapinin uyku kalitesi ve yorgunluk düzeyine etkisi
Araştırma, gebelere inhalasyon yoluyla uygulanan aromaterapinin uyku kalitesi ve yorgunluk üzerine etkisini belirlemek amacı ile ön test-son test randomize kontrollü müdahale çalışması olarak yapılmıştır. Araştırma Ekim 2022 - Mart 2023 tarihleri arasında Adana bulunan bir eğitim ve araştırma hastanesinin kadın hastalıkları ve doğum polikliniklerinde yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini, belirtilen tarihler arasında kadın doğum polikliniğine başvuran ve örneklem kriterlerine uyan 37 deney, 37 kontrol olmak üzere toplam 74 gebe oluşturmuştur. Deney grubundaki gebelere "İnhalasyon Uygulama Formu" kullanılarak lavanta yağı ile 1 ay aromaterapi uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Visual Analog Scale (VAS)", "Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ)" ve "Yorgunluk İçin Görsel Benzerlik Skalası (YİGBS)" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, yüzdelik dağılımlar, ki-kare önemlilik testi, bağımsız gruplarda t testi ve Mann-Whitney U ve Wilcoxon testi kullanılmıştır. Araştırmada lavanta yağı inhalasyonu uygulanan deney grubundaki gebelerin son test PUKİ puan ortalamasının 4,10±1,36; kontrol grubundaki gebelerin 5,45±2,48 olduğu bulunmuştur. Deney grubundaki gebelerin son test VAS puan ortalamasının 5,89±0,88; kontrol grubundaki gebelerin 7,70±10,79 olduğu bulunmuştur. Deney grubundaki gebelerin son test yorgunluk puan ortalamasının 65,91±7,02; kontrol grubundaki gebelerin 75,40±1,24 olduğu bulunmuştur. Deney ve kontrol grubundaki gebelerin son test PUKİ, VAS, yorgunluk ve enerji toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur(p<0.05). Çalışma sonucunda gebelere inhalasyon yoluyla uygulanan aromaterapinin uyku kalitesini artırdığı, yorgunluk düzeyini azalttığı belirlenmiştir. Bu sonuca göre son trimesterde bulunan gebelerde uyku kalitesini artırmada ve yorgunluk düzeyini azaltmada lavanta yağıyla yapılan aromaterapi kullanımı önerilebilir.
Adölesan gebelerde prenatal bağlanma ve etkileyen faktörler
Bu tez çalışması, adölesan gebelerin prenatal bağlanma düzeyi ve etki eden faktörleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Tanımlayıcı ve kesitsel olan bu çalışma, Kasım 2022-Eylül 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, belirtilen tarihler arasında T.C. Sağlık Bakanlığı Seyhan Devlet Hastanesi Marsa Kadın Doğum ve Hastalıkları Ek Hizmet Binasında prenatal izleme gelen adölesan gebeler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise belirtilen tarihler arasında hastanenin kadın doğum polikliniklerine antenatal takip için başvuran, araştırmaya katılmaya gönüllü olan, 19 yaş ve altında, 20. gebelik haftasını geçmiş toplam 188 gebe oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında kadınların tanıtıcı özelliklerini içeren "Tanıtıcı Bilgi Formu" ve prenatal bağlanmayı ölçmek için "Prenatal Bağlanma Envanteri'' kullanılmıştır. Veriler yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, Mann-Whitney U test, Kruskal-Wallis H test ve Bonferroni testleri kullanılmıştır. P<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Adölesan gebelerin Prenatal Bağlanma Envanteri toplam puan ortalamasının 60,16±8,55 olduğu bulunmuştur. Adölesan gebelerin tanıtıcı ve obstetrik özelliklerine göre Prenatal Bağlanma Envanteri puanları karşılaştırıldığında; gebelerin yaşı, kendinin ve eşinin eğitim düzeyi, eşinin çalışma durumu, yaşadığı yer, gelir düzeyi, aile tipi, evlenme yaşı, gebeliği isteme durumu, kendi annesi ve eşi olan bağı, ailesi ve eşinden destek görme durumu ve gebeliği öğrendiğinde yaşadığı duygu ile PBE toplam puan ortalaması arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur (p<0,05). Çalışmada adölesan gebelerin prenatal bağlanmalarının iyi düzeyde olduğu ve prenatal bağlanmayı etkileyen psikososyal ve tanıtıcı birçok etken olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Prenatal bağlanma, adölesan gebelik, hemşirelik
Jinekolojik kanserli hastalarda ölüm anksiyetesi, manevi iyilik hali ve sosyal destek arasındaki ilişki
Bu çalışma, jinekolojik kanserli hastalarda ölüm anksiyetesi, manevi iyilik hali ve sosyal destek arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu çalışma tanımlayıcı ve kesitsel tipte, Aralık 2023-Eylül 2024 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Adana'da bulunan bir hastanenin kadın hastalıkları ve doğum jinekoloji polikliniğine takip için başvuran, jinekoloji-onkoloji kliniğinde yatan jinekolojik kanserli hastalar oluşturmuştur. Örnekleme alınma kriterlerine uyan 519 jinekolojik kanserli hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin toplanmasında 'Kişisel Bilgi Formu', 'Ölüm Kaygısı Ölçeği', 'Manevi İyilik Ölçeği' ve 'Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği' kullanılmıştır. Verilerin analizinde, SPSS program paketi sürüm 26.0 kullanılmıştır. Değerlendirilmesinde, tanımlayıcı istatistikler, korelasyon ve multiple regresyon analizi uygulanmıştır. (Anlamlılık değeri p <0,05 olarak alınmıştır.) Hastaların %63'ünün 45-65 yaş aralığında, %36,6'sının over kanseri, %32,6'sının korpus uteri kanseri, %25,4'ünün ise serviks kanseri olduğu, %495'ine hastalık teşhisinin 13-24 ay önce konulduğu, tedavi şekli olarak Cerrahi müdahale ve Kemoterapinin birlikte uygulandığı tespit edilmiştir. Ölüm Kaygısı Ölçeği toplam puan ortalaması 6,8±2,95, Manevi İyilik Ölçeği toplam puan ortalaması 31,16±5,24 ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalaması 62,46±13,7 bulunmuştur. Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği toplam puan ortalamaları ile Manevi İyilik Ölçeği toplam puan ortalamaları arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. Ölüm anksiyetesi düzeyinin manevi iyilik ve sosyal destekten etkilenmediği bulunmuştur (p<0,001). Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Manevi İyilik Ölçeğinin birbirini en iyi açıklayan faktörlerden biri olduğu belirlenmiştir. Jinekolojik kanserli hastaların ölüm anksiyetesini orta düzeyde yaşadığı, manevi iyilik ve algılanan sosyal destek düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Hastaların algıladıkları sosyal destek düzeyi arttıkça manevi iyilik düzeyinin arttığı ancak ölüm anksiyetesi ile ilişkisi olmadığı belirlenmiştir.
Riskli gebelerde yönlendirilmiş imgelem uygulamasının gebelik stresi ve uyku kalitesi üzerine etkisi
ÖZET Riskli Gebelerde Yönlendirilmiş İmgelem Uygulamasının Gebelik Stresi ve Uyku Kalitesi Üzerine Etkisi Bu araştırma riskli gebelerde yönlendirilmiş imgelem uygulamasının gebelik stresi ve uyku kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla randomize kontrollü girişimsel olarak yapılmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin güneyinde bir ilde bulunan devlet hastanesinin kadın doğum servisinde riskli gebelik tanısıyla yatan ve örneklem seçim kriterlerine uyan 48 (24 müdahale ve 24 kontrol) gebe alınmıştır. Araştırmaya alınan gebeler ile 5 gün görüşme yapılmıştır. Gebelerle görüşmenin 1. 3. 5. gününde ölçekler doldurulmuştur. Müdahale grubundaki gebelere yönlendirilmiş imgelem videosu izletilmiştir. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Gebelik Stresi Değerlendirme Ölçeği (GSDÖ-36) Ölçeği ve Richard-Campbell Uyku Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, frekans tabloları, Independent Sample-t test ve Mann-Whitney U test kullanılmıştır. Müdahale ve kontrol grubundaki gebelerin görüşme zamanlarına göre (1, 3, 5.) GSDÖ-36 toplam puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p=0,727; p=0,564; p=0,445). Gebelerin gruplara göre 1. gün ve 3. gün Richard Campbell Uyku Ölçeği puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktur (p=0,795; p=0,513). Görüşme zamanına göre müdahale grubundaki gebelerin 5. gün Richard Campbell Uyku Ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde yüksek olduğu saptanmıştır (p=0,001). Çalışmada hastanede yatan riskli gebelere uygulanan yönlendirilmiş imgelem müdahalesinin gebelik stresi üzerinde etkili olmadığı ancak uyku kalitesini artırmada etkili bir yöntem olduğu bulunmuştur. Bu sonuç doğrultusunda yönlendirilmiş imgelem uygulamasının hastanede yatan ve uyku sorunu yaşayan gebelerin uyku kalitelerinin artırılması için kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Riskli gebelik, Gebelik Stresi, Gebelikte Uyku, Yönlendirilmiş İmgelem Uygulaması
Adölesanlar ebveyn bağlanmasının menstrual tutum üzerine etkisi
Bu araştırma, adölesanlarda ebeveyn bağlanmasının menstrual tutum üzerine etkisini belirlemek amacıyla tanımlayıcı ve kesitsel olarak gerçekleştirilmiştir. Şubat-Haziran 2024 tarihleri arasında yürütülen çalışmanın evrenini, Adana ili Yüreğir ilçesindeki devlet liselerinde öğrenim gören kız öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise 2023-2024 eğitim-öğretim yılında 9., 10., 11. ve 12. sınıflarda öğrenim gören, menstruasyon gören, anne ve babası hayatta olan, Türkçe bilen ve ebeveynlerinden yazılı izin almış olan 441 kız öğrenci oluşturmuştur. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği (ABÖ ve BBÖ)" ve "Menstrual Tutum Ölçeği (MTÖ)" kullanılarak yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada adölesanların MTÖ toplam puan ortalaması 2,83 ± 0,23; bağlanma ölçeği puan ortalaması anne için 45,46 ± 6,92, baba için 44,13 ± 7,05 olarak bulunmuştur. Adölesanların tanıtıcı özellikleri ile MTÖ arasında anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Adölesanların, aile tipi, gelir durumu ile ABÖ arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Aile tipi, gelir durumu ve anne baba birliktelik durumu ile BBÖ arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Menstrual Tutum Ölçeği Toplam puanı ile Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>0.05). Alt boyutlar incelendiğinde ise; Güçsüz Bırakan Bir Olgu Olarak Menstruasyon alt boyutu ile Ana Bağlanma Ölçeği arasında negatif yönlü anlamlı bir korelasyon olduğu belirlenmiştir (p:0,024). Menstruasyonun Olacağını Önceden Fark Etme/Sezinleme alt boyutu ile de Baba Bağlanma Ölçeği arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p:0,015). Bu çalışmada, adölesanların menstruasyona yönelik tutumlarının genel olarak olumlu düzeyde olduğu ve anne ile baba bağlanma düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir.