Theses supervised by Prof. Dr. Fedai Erler

10 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Örtüaltı biber yetiştiriciliğinde batı çiçek tripsi, Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)'e karşı predatör akar, Amblyseius swirskii (Athias-henriot) (Acari: Phytoseiidae) ve predatör böcek, Orius laevigatus (Fieber) (Hemiptera: Anthocoridae)'un etkinliklerinin ayrı ayrı ve birlikte değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Antalya ilinde hem örtüaltında hem de açıkta yapılan biber yetiştiriciliğinde önemli zararlara yol açan batı çiçek tripsi [Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysoneptera: Thripidae)]'ne karşı, iki önemli biyolojik etmen Amblyseius swirskii (Athias-Henriot) (Acari: Phytoseiidae) ve Orius laevigatus (Fieber) (Hemiptera: Anthocoridae)'un ayrı ayrı ve birlikte etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma, Antalya-Konyaaltı'nda (Karatepe köyü, 36° 52' 55" kuzey 30° 33' 12" batı, rakım 46 m) bir cam seranın yaklaşık 100 m2'lik bir bölümünde ard arda iki üretim döneminde (Bahar 2013 ve Güz 2014) yürütülmüştür. Çalışma alanındaki biber bitkileri muameleler için sıralar halinde gruplanmış ve muameleler 3 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre uygulanmış, her tekerrürde muamelesiz kontrol parseli içerilmiş olup her parsel 16 bitkiden oluşmuştur. Muameleler 'O. laevigatus', 'A. swirskii', 'O. laevigatus + A. swirskii', ve 'Muamelesiz kontrol' olarak isimlendirilmiştir. Dikimden 1 gün sonra her parsele 50 adet F. occidentalis ergini salınmış, 7-10 gün sonra da her biri kendi parseline olmak üzere biyolojik etmenler salınmıştır. Muamele etkinlikleri, 15 haftalık periyotta haftalık olarak yapılan sayımlarda zararlının (tripsin) larva, nimf ve erginlerini sayarak değerlendirilmiştir. 'O. laevigatus', 'A. swirskii', 'O. laevigatus + A. swirskii' uygulamaları istatistiki olarak trips populasyonları bakımından birbirlerinden farklı bulunmamışlar, ancak 'Muamelesiz kontrol' parselindeki trips populasyonları ile karşılaştırıldıklarında her iki üretim döneminde de istatistiki olarak (p<0,05) daha düşük trips populasyonlarına sahip olmuşlardır. Bu sonuçlara göre, çalışmada F. occidentalis'e karşı etkinlikleri denenen iki biyolojik mücadele etmeni olan O. laevigatus ve A. swirskii'nin uygulamada farklı sonuçlar göstermediği ve ayrı ayrı uygulandıklarında trips popülasyonları üzerinde sağladıkları kontrolün birbirinden istatistiki olarak farklı olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu iki biyolojik mücadele etmeninin birlikte kullanımında ise herhangi bir antagonistik ya da sinerjistik etki oluşturmadığı da ulaşılan diğer bir sonuçtur.

BiberBiyolojik mücadeleDolmalık biber+4
Güney Hikmet Baloğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bitki uçucu yağları ve ana bileşenlerinin mantar cecid sinekleri (Diptera: Cecidomyiidae) üzerine fümigant etkilerinin araştırılması

Bu çalışmada, ülkemiz kültür mantarı üretiminde önemli bir yere sahip olan Antalya ili Korkuteli ilçesinde mantar yetiştiriciliği yapılan alanlarda ciddi verim kayıplarına neden olan mantar cecid sinekleri (Diptera: Cecidomyiidae)'ne karşı alternatif mücadele olanakları araştırılmıştır. Bu amaçla anason (Pimpinella anisum L.), okaliptus (Eucalyptus camaldulensis Dehn.), nane (Mentha piperita L.) ve kekikler (Origanum minutiflorum O. Schwarz & P.H. Davis ve Origanum onites L.)'den elde edilen uçucu yağların ve ana bileşenlerinin (sırasıyla; trans-anethole, eucalyptol, menthol, carvacrol ve thymol) mantar cecid sineklerinin erginlerine karşı fümigant etkileri test edilmiştir.Bu çalışmada, kullanılan uçucu yağlar ve ana bileşenlerinin mantar cecid sineklerinin erginleri üzerindeki fümigant etkilerini belirlemek amacıyla farklı doz (1, 5, 10, 20 ve 40 µl/lt hava) ve süreler (1, 4 ve 8 saat) kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, test edilen uçucu yağların mantar cecid sineklerinin erginleri üzerindeki etkinliği sırasıyla nane > okaliptus > kekikler > anason şeklinde olmuştur. Test edilen ana bileşenlerin etkinlik sırası ise; carvacrol > trans-anethole > thymol > eucalyptol > menthol olarak belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan 10 µl/lt hava'lık uygulama dozunun ve 4 saatlik maruz bırakma süresinin test edilen mantar cecid sineklerinin erginleri ile mücadelede en uygulanabilir ve pratik parametreler olduğu sonucuna varılmıştır.Sonuç olarak, bu çalışma ile kültür mantarında önemli kalite ve verim kayıplarına neden olan mantar cecid sineklerine karşı alternatif bir mücadele yöntemi ortaya konmuştur. Yöntemin daha ekonomik ve çevreye çok daha az olumsuz etkisinin olmasından dolayı, yaygınlaştırılması ile mantar cecid sineklerine karşı mücadelede başarı oranı arttırılabilecektir.

Tuğba Çevik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili armut yetiştirilen alanlardan yerli entomopatojen fungusların izolasyonu ve morfolojik tanısı ile armut psillidi [Cacopsylla pyri (L.) (Hemiptera: Psyllidae)]'ne karşı etkinliklerinin test edilmesi

Bu çalışmada, Armut psillidi (Cacopsylla pyri)'ne karşı Antalya iline bağlı Korkuteli ilçesinde armut yetiştirilen alanlarından izole edilen entomopatojen fungus türlerinin etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla alınan ölü böcek kadavraları, enfekteli olduğundan şüphelenilen canlı böcekler ve alınan toprak numunelerinden izolasyonlar yapılmış ve morfolojik yöntemler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. PDA (Patates Dekstroz Agar) besi kültürü ortamındaki morfolojik özelliklerine göre, Aspergillus (1), Penicillium (1), Beauveria (7)ve Metarhizium (1) cinslerine bağlı 9 fungus izolatı tespit edilmiştir. Ancak yapılan ön patojenisite testlerinde, elde edilen 9 fungal izolattan Beauveria izolatlarının zararlıya etkili olduğu görülmüştür. Görüntülü ışık mikroskobu (Leica marka DM2500 model) kullanılarak yapılan morfolojik çalışmalarda, etkili bulunan fungal izolatların dış görünüşü, hif ve konidiofor yapısı ve spor şekilleri dikkate alınarak ilgili literatür yardımıyla Beauveria bassiana türüne ait oldukları belirlenmiştir. Ön testlerde etkili bulunan B. bassiana (AK7P1, AK9P3, AK12T8, AK23P6, AK17T1) izolatları, C. pyri'nin yumurta, nimf ve erginlerine karşı laboratuvarda etkinlik testlerine tabi tutulmuştur. Testlerde tüm B. bassiana izolatları 1x105, 1x106 ve 1x107 konidi/ml spor yoğunluğunda kullanılmıştır. Patojenisite testlerinde, B. bassiana izolatları zararlının yumurta ve ergin dönemlerine karşı fazla bir etkinliğe sahip değilken, nimf dönemlerine karşı %50-70 arasında değişen ölümler meydana getirmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Armut Psillidi, Beauveria bassiana, Cacopsylla pyri, Entomopatojen Fungus, Mikrobiyal Mücadele

Hasan Ali Küçük
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Farklı dalga boyuna sahip ışık tuzaklarının örtüaltı domates yetiştiriciliğinde görülen zararlı ve faydalı böcek faunasını yakalamadaki etkinliği

Farklı dalga boyuna sahip ışık tuzaklarının örtüaltı domates yetiştiriciliğinde görülen zararlı ve faydalı böcek faunasını yakalamadaki etkinliğini belirlemek amacıyla iki yıllık bir saha çalışması yürütülmüştür. Çalışmalar her iki yılda (2020 ve 2021), Antalya ili Elmalı içesinde bulunan yaklaşık 1'er dekarlık 2 ayrı plastik serada yürütülmüştür. Her iki yıl için de çalışma seralarında özel tasarlanmış 9 farklı ışık tuzağı, sera kenarlarından 3 m içeride olmak üzere, her tuzak arası 3'er m ve bitkilerin büyüme ucundan 20 cm yükseklikte olacak şekilde yerleştirilmiştir. Her iki serada bulunan ışık tuzaklarında haftalık tuzak kontrollerinde, her tuzakta yakalanan toplam yetişkin T. absoluta sayıları kaydedilmiştir. Ayrıca tuzaklarda yakalanan diğer bazı önemli zararlıların [Bozkurt (Agrotis spp.) ve Yeşilkurt (Helicoverpa armigera (Hübner)) (Lepidoptera: Noctuidae)] ve bazı faydalı böceklerin [Bombus sp. (L.) (Hymenoptera: Apidae) ve Chrysoperla carnea Stephen (Neuroptera: Chrysopidae)] haftalık sayımları yapılarak kayıt altına alınmıştır. Yapılan çalışmalar sonunda en fazla sayıda T. absoluta ergini (dişi + erkek) ilk yıl yapılan denemede her iki serada da %51,3 oranında ikinci yıl yapılan denemede %52,0 ve %53,0 oranında 20W CFL Sylvania 365 nm (UV-A) ışık tuzağında yakalanmıştır. Bunu ilk yıl %26,6 ve %25,9 ikinci yıl her iki serada da %33,0 yakalayan 13W E27 Sylvania 368 nm (UV-A) ışık tuzağı takip etmiştir. Elde edilen verilerde T. absoluta'ya karşı, en etkili 20W CFL Sylvania 365 nm (UV-A) ışık tuzağı bulunmuştur. Domates güvesi ile mücadelede bu ışık dalga boyunun kullanılabileceği öngörülmektedir. Bozkurt (Agrotis sp.) zararlısının yoğun olarak zarar oluşturduğu bölgelerde 20W CFL Sylvania 365 nm (UV-A) ışık tuzağı kullanılarak bu zararlının yoğunluğunu azaltmaya ve uygulanacak kimyasal uygulamalarının sayısını azaltabileceği öngörülmektedir. En fazla sayıda Yeşilkurt yakalama oranına sahip 20W CFL Sylvania 365 nm (UV-A), 13W E27 Sylvania 368 nm (UV-A) ve 9W BLB (Black Light) ışık tuzaklarının diğer tuzaklardan ayrı bir grup oluşturduğu görülmüştür. Bu konuda daha kapsamlı bir çalışma yapılıp en fazla Yeşilkurt ergininin yönelim sağladığı ışık dalga boyunun tespit edilmesi gerekmektedir. Deneme süresince tüm tuzaklarda yakalanan toplam faydalı böceklerden Bombus arısı 5'i Chroseperla carnea erginleri 41'i geçmemiş olduğu tespit edilmiştir. Buna göre, çalışmada kullanılan ışık tuzaklarının seralarda zararlılar için uygulanması durumunda faydalı Bombus sp. ve C. carnea için bir tehdit oluşturmayacağı öngörülmektedir.

Osman Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bazı bitki uçucu yağları ve anabileşenlerinin depo zararlıları acanthoscelides obtectus say (Coleoptera: Bruchidae) ve Sitophilus oryzae L. (Coleoptera: Curculionidae)'ye karşı kaçırıcı ve böcek gelişimini engelleyici etkilerinin araştırılması

Fasulye tohum böceği, Acanthoscelides obtectus Say (Coleoptera: Bruchidae) ve Pirinç biti, Sitophilus oryzae L. (Coleoptera: Curculionidae) dünyada depolanmış ürünlerde ekonomik kayıplara neden olan önemli zararlılardır. Mevcut mücadele stratejilerinde kullanılan kimyasal pestisitler çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahiptirler ve giderek de yasaklanmaktadırlar. Bu nedenle, yukarıda sözü edilen depo zararlılarının mücadelesi için doğal ve güvenli ürünler geliştirmeye ihtiyaç vardır. Bu calışmada, ökaliptus (Eucalyptus camaldulensis), nane (Mentha piperita) ve anason (Pimpinella anisum) uçucu yağlarının ve anabileşenleri (sırasıyla 1,8-cineole, L-menthol ve trans-anethole)'nin, A. obtectus ve S. oryzae'ye karşı kaçırıcı, yumurta ve döl verimini engelleyici etkileri test edilmiştir. Uçucu yağların ekstraksiyonu, hidro-distilasyon yoluyla yapılmış, kimyasal analizleri ise gaz kromatografisi-kütle spektrometrisi (GC-MS) ile belirlenmiştir. Test edilen uçucu yağların ve anabileşenlerinin kaçırıcı etkisi tek ürün uygulaması, ikili (1:1) ve üçlü (1:1:1) kombinasyonlar halinde 3.6, 7.1, 14.3, 28.6 ve 57.1 µl/l hava dozlarında Y-tüp olfaktometre kullanılarak değerlendirilmiştir. Yumurta ve döl verimini engelleyici etkilerinin değerlendirilmesinde ise, A. obtectus için herbirinde 20 g fasulye tanesi, S. oryzae için ise 20 g buğday tanesi bulunan cam kavanozlar kullanılmıştır. Bu testlerde uçucu yağların 2, 4, 8 µl/l hava, anabileşenlerin ise 0.5, 1, 2 µl/l hava dozları kullanılmıştır. Yumurta ve döl verimini engelleyici etki testlerinde, A. obtectus ve S. oryzae erginleri (0-24 saatlik) uçucu yağların ve anabileşenlerinin 123.0 ile 430.7 µl/l hava arasındaki dozlarına ön maruz bırakıldıktan sonra, erginler ön maruz bırakılmış erkekle ön maruz bırakılmış dişi (ÖE x ÖD); ön maruz bırakılmış erkekle ön maruz bırakılmamış dişi (ÖE x GD); ön maruz bırakılmamış erkekle ön maruz bırakılmış dişi (GE x ÖD) ve ön maruz bırakılmamış erkek ile ön maruz bırakılmamış dişi (GE x GD) olacak şekilde farklı kombinasyonlarda çiftleştirilmiştir. Döl verimini engelleyici etki, uygulamadan 60 gün sonra yapılan yeni döl ergin sayımlarıyla belirlenmiştir. Üç uçucu yağın fitokimyasal analizi, ökaliptus içinde 1,8-cineole (%46.74)'ün, nane içinde L-menthol (%64.40)'ün ve anason'da trans-anethole (%89.85)'ün anabileşenler olduğunu göstermiştir. Acanthoscelides obtectus'a karşı kaçırıcılığın (KD50), doza bağlı olduğu görülmüştür. Uçucu yağlar ve anabileşenlerinin kaçırıcılık etkinliğinin sırasıyla anason > ökaliptus > trans-anethole > 1,8-cineole > nane > L-menthol şeklinde olduğu ve KD50 değerlerinin de sırasıyla 8.382, 9.394, 11.266, 11.813, 20.291, 23.585 μl/l hava şeklinde olduğu görülmüştür. Ayrıca, uçucu yağların ve anabileşenlerinin ergin S. oryzae'ye karşı kaçırıcılık etkinliğinin sırasıyla, trans-anethole > anason > 1,8-cineole > ökaliptus > nane > L-menthol şeklinde olduğu görülmüş ve KD50 değerleri ise 11.247, 13.659, 17.704, 18.956, 29.906 ve 48.798 μl/l hava şeklinde sıralanmıştır. Uçucu yağların ve anabileşenlerinin ikili ve üçlü kombinasyonları, A. obtectus ve S. oryzae'ye karşı kaçırıcılığı önemli ölçüde etkilememiştir. Bununla birlikte, tüm ikili ve üçlü kombinasyonlar, tek bir ürün uygulamasından elde edilen KD50'ye kıyasla nispeten düşük bir kacırıcılık dozuna (KD50) sahip olmuştur. Bu çalışmada ikili ve üçlü kombinasyonların, A. obtectus'a karşı kaçırıcılıkta sinerjistik etkileri gözlemlenmiştir. Tüm kombinasyonların %22.85'inde tamamlayıcı (additive) etki (Kİ=1) görülürken, %77.15'inde sinerjistik etkileşim (Kİ<1) görülmüştür. Sitophilus oryzae için, tüm kombinasyonların %20'sinde tamamlayıcı etkileşim görülürken, %80'inde ise sinerjistik etkileşim belirlenmiştir. . Her iki böcek türü için de hiçbir kombinasyonun antagonistik (Kİ>1) bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. A. obtectus'a karşı yumurta bırakmayı engelleyici etki testlerinde, etkinin ürün ve doza bağlı olduğu ve 2 µl/hava dozunda 1,8-cineole'ün yumurta bırakmayı %96.6 engellediği belirlenmiştir. Benzer şekilde, 1,8-cineole'ün 1 ve 2 μl/hava dozuyla muamele edilmiş fasulye daneleri kullanılarak aynı zararlının döl verimi %98.12 engellenebilmiştir. Trans-anethole'ün 1 ve 2 µl/hava dozları kullanılarak yapılan kalıntı testinde zararlının yumurtalarından hiçbir ergin çıkışı olmamıştır. L-menthol dışındaki anabileşenler, ergin çıkışını önemli ölçüde engellemiştir. Bu oran uçucu yağlar için %100'e, anabileşenleri için %81'e ulaşmıştır. S. oryzae'ye karşı, uçucu yağlar anabileşenlere kıyasla daha yüksek bir ergin döl verimini engelleyici etki göstermiştir. Döl verimini engelleme oranı uçucu yağlar ve anabileşenleri için sırasıyla > %85 ve < %65 olmuştur. ÖE x ÖD çifleşmesi ile, A. obtectus'a karşı anason, ökaliptus ve nane sırasıyla %86.05, %71.9 ve %55.72 ile en yüksek yumurta verimini engelleme oranı göstermişlerdir. Ayrıca ÖE x ÖD çiftleşmesi ile, ökaliptus, anason ve nane ile önceden maruz bırakılmış A. obtectus'da sırasıyla %93.3, %68.0 ve %44.9 yumurta verimini engelleyici etki belirlenmiştir. Uçucu yağlar ve anabileşenleri, S. oryzae'nin ergin çıkış sayısını önemli ölçüde azaltmıştır. Anason'a ön maruz bırakmadan sonra, ÖE x GD çifleşmesinde %99.7'lik maksimum düzeyde bir ergin çıkışını engelleyici etki gözlenmiştir. Uçucu yağlar ve anabileşenleri kalıntı ve ön-maruz bırakma testleri ile, döl veriminin engellenmesine, en düşük dane ağırlık kaybına ve dane zararına neden olmuştur. Döl verimi, dane zararı ve ürünün ağırlık kaybı arasında pozitif bir korelasyon bulunmuştur. Ayrıca bu çalışmada, uçucu yağ ve anabileşen kombinasyonlarının sinerjistik etkileşime sahip olduğu da görülmüştür. Erginlerin uçucu yağlar ve anabileşenlerinin ölümcül dozlarına maruz kalmadan yumurta ve döl verimini engelleme suretiyle de A. obtectus ve S. oryzae karşı etkili bulunmuştur. Tüm bu sonuçlar, test edilen uçucu yağlar ve anabileşenlerinin geleneksel insektisitlerden daha iyi ve uzun süreli kontrol sağlayabileceğini düşündürmektedir. Üç uçucu yağın fitokimyasal analizi, ökaliptus içinde 1,8-cineole (%46.74)'ün, nane içinde L-menthol (%64.40)'ün ve anason'da trans-anethole (%89.85)'ün anabileşenler olduğunu göstermiştir. Acanthoscelides obtectus'a karşı kaçırıcılığın (KD50), doza bağlı olduğu görülmüştür. Uçucu yağlar ve anabileşenlerinin kaçırıcılık etkinliğinin sırasıyla anason > ökaliptus > trans-anethole > 1,8-cineole > nane > L-menthol şeklinde olduğu ve KD50 değerlerinin de sırasıyla 8.382, 9.394, 11.266, 11.813, 20.291, 23.585 μl/l hava şeklinde olduğu görülmüştür. Ayrıca, uçucu yağların ve anabileşenlerinin ergin S. oryzae'ye karşı kaçırıcılık etkinliğinin sırasıyla, trans-anethole > anason > 1,8-cineole > ökaliptus > nane > L-menthol şeklinde olduğu görülmüş ve KD50 değerleri ise 11.247, 13.659, 17.704, 18.956, 29.906 ve 48.798 μl/l hava şeklinde sıralanmıştır. Uçucu yağların ve anabileşenlerinin ikili ve üçlü kombinasyonları, A. obtectus ve S. oryzae'ye karşı kaçırıcılığı önemli ölçüde etkilememiştir. Bununla birlikte, tüm ikili ve üçlü kombinasyonlar, tek bir ürün uygulamasından elde edilen KD50'ye kıyasla nispeten düşük bir kacırıcılık dozuna (KD50) sahip olmuştur. Bu çalışmada ikili ve üçlü kombinasyonların, A. obtectus'a karşı kaçırıcılıkta sinerjistik etkileri gözlemlenmiştir. Tüm kombinasyonların %22.85'inde tamamlayıcı (additive) etki (Kİ=1) görülürken, %77.15'inde sinerjistik etkileşim (Kİ<1) görülmüştür. Sitophilus oryzae için, tüm kombinasyonların %20'sinde tamamlayıcı etkileşim görülürken, %80'inde ise sinerjistik etkileşim belirlenmiştir. Her iki böcek türü için de hiçbir kombinasyonun antagonistik (Kİ>1) bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. A. obtectus'a karşı yumurta bırakmayı engelleyici etki testlerinde, etkinin ürün ve doza bağlı olduğu ve 2 µl/hava dozunda 1,8-cineole'ün yumurta bırakmayı %96.6 engellediği belirlenmiştir. Benzer şekilde, 1,8-cineole'ün 1 ve 2 μl/hava dozuyla muamele edilmiş fasulye daneleri kullanılarak aynı zararlının döl verimi %98.12 engellenebilmiştir. Trans-anethole'ün 1 ve 2 µl/hava dozları kullanılarak yapılan kalıntı testinde zararlının yumurtalarından hiçbir ergin çıkışı olmamıştır. L-menthol dışındaki anabileşenler, ergin çıkışını önemli ölçüde engellemiştir. Bu oran uçucu yağlar için %100'e, anabileşenleri için %81'e ulaşmıştır. S. oryzae'ye karşı, uçucu yağlar anabileşenlere kıyasla daha yüksek bir ergin döl verimini engelleyici etki göstermiştir. Döl verimini engelleme oranı uçucu yağlar ve anabileşenleri için sırasıyla > %85 ve < %65 olmuştur. ÖE x ÖD çifleşmesi ile, A. obtectus'a karşı anason, ökaliptus ve nane sırasıyla %86.05, %71.9 ve %55.72 ile en yüksek yumurta verimini engelleme oranı göstermişlerdir. Ayrıca ÖE x ÖD çiftleşmesi ile, ökaliptus, anason ve nane ile önceden maruz bırakılmış A. obtectus'da sırasıyla %93.3, %68.0 ve %44.9 yumurta verimini engelleyici etki belirlenmiştir. Uçucu yağlar ve anabileşenleri, S. oryzae'nin ergin çıkış sayısını önemli ölçüde azaltmıştır. Anason'a ön maruz bırakmadan sonra, ÖE x GD çifleşmesinde %99.7'lik maksimum düzeyde bir ergin çıkışını engelleyici etki gözlenmiştir. Uçucu yağlar ve anabileşenleri kalıntı ve ön-maruz bırakma testleri ile, döl veriminin engellenmesine, en düşük dane ağırlık kaybına ve dane zararına neden olmuştur. Döl verimi, dane zararı ve ürünün ağırlık kaybı arasında pozitif bir korelasyon bulunmuştur. Ayrıca bu çalışmada, uçucu yağ ve anabileşen kombinasyonlarının sinerjistik etkileşime sahip olduğu da görülmüştür. Erginlerin uçucu yağlar ve anabileşenlerinin ölümcül dozlarına maruz kalmadan yumurta ve döl verimini engelleme suretiyle de A. obtectus ve S. oryzae karşı etkili bulunmuştur. Tüm bu sonuçlar, test edilen uçucu yağlar ve anabileşenlerinin geleneksel insektisitlerden daha iyi ve uzun süreli kontrol sağlayabileceğini düşündürmektedir.

Athanase Hategekımana
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Antalya'da farklı bölgelerden izole edilen entomopatojen fungusların morfolojik ve moleküler tanısı, Aphis gossypii ve Myzus persicae'ye karşı etkinliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Aphis gossypii ve Myzus persicae zararlılarına karşı Antalya İlinin farklı ilçelerinden izole edilen entomopatojen fungus türlerinin etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla, 2018-2020 yılları arasında Antalya'da tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı Aksu, Alanya, Demre, Döşemealtı, Finike, Gazipaşa, Kaş, Kemer, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Muratpaşa ve Serik ilçelerinden alınan 205 toprak ve fungal enfeksiyona maruz kalmış 203 yaprakbitiden entomopatojen fungusların izolasyonları yapılmış ve moleküler yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, toprak örneklerinden yapılan izolasyonlarda 23'ü Beauveria bassiana, 6'sı Cunninghamella elegans, 2'si Cu. echinulata, 5'i Clonostachys rosea, 1'i Cl. rogersoniana, 3'ü Isaria farinosa, 2'si Fusarium proliferatum, 3'ü F. fujikuroi, 2'si F. acacia-mearnsii, 1'i F. oxysporum, 3'ü Penicillium bilaiae, 1'i Trichoderma atroviride ve 1'i T. harzianum olmak üzere 7 cinse ait 13 farklı fungus türü izole edilmiştir. Yaprakbitlerinden yapılan izolasyonlarda ise 12'si B. bassiana, 2'si Purpureocillium lilacinum, 2'si Aspergillus insuetus, 2'si A. flavus ve 1'i Alternaria alternata olmak üzere 4 cinse ait 5 farklı fungus türü izole edilmiştir. Tüm fungus izolatlarının ITS bölgesine ait ITS1/ITS4 PCR ürünlerinin, BbSr-2, BbDs-4, BbDm-2, BbFn-2, BbKm-2, PlKa-1, PlMp-1 izolatlarının mRNA translation elongation factor 1-alpha (EF1 alpha) gen bölgesine ait 983/2218 PCR ürünlerinin ve A. gossypii ile M. persicae bireylerinden COIdegF1/COIdegR1 primerleri kullanılarak elde edilen PCR ürünlerinin sekans dizilimleri belirlenmiştir. İzolatlara ait sekans verileri NCBI BLAST analizi yardımıyla GenBank'taki benzer türler ile kıyaslanmıştır. BLAST analizi sonucuna göre, her bir tür GenBank'taki diğer türler ile %99-100 oranında benzerlik göstermiş ve böylelikle tüm fungus izolatlarının ve A. gossypii ile M. persicae'nin tür düzeyindeki moleküler teşhisleri doğrulanmıştır. İzolatlara ait sekans dizilimleri kullanılarak filogenetik dendogramlar elde edilmiştir. Elde edilen entomopatojen fungus izolatları 1×107 spor mL−1 konsantrasyonda A. gossypii ve M. persicae erginlerine karşı test edilmiştir. Ön patojenite testlerinde virülensliği yüksek bulunan B. bassiana türüne ait BbFn-2, BbKm-2, BbSr-2, BbDs-4 ve BbDm-2 izolatları 5 farklı spor konsantrasyonunda (1x105, 1x106, 1x107, 1x108, 1x109 spor mL-1) A. gossypii ve M. persicae'nin nimf ve erginlerine karşı petri ve saksı denemelerinde test edilmiştir. Test edilen bu dozlarda, BbSr-2, BbKm-2 ve BbDm-2 izolatları 10. günde A. gossypii'nin erginlerinde sırasıyla %83.3, %93.3, %93.3, %100 ve %100; %96.7, %96.7, %96.7, %100 ve %100; %80, %93.3, %96.7, %100 ve %100; M. persicae'nin erginlerinde sırasıyla %100, %100, %100, %100 ve %100; %86.7, %93.3, %96.7, %100 ve %100; %90.0, %93.3, %93.3, %100 ve %100 ölüme neden olmuştur. BbSr-2, BbKm-2 ve BbDm-2 izolatlarının LT50 ve LT95 değerleri, ergin A. gossypii için sırasıyla, 4.66, 6.82 ve 5.26 gün iken; ergin M. persicae için sırasıyla 4.90, 4.66 ve 3.95 gün olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, birbirine yakın patojenite değerleri gösteren B. bassiana BbSr-2, BbKm-2 ve BbDm-2 izolatları, A. gossypii ve M. persicae'ye karşı en virülens izolatlar olarak tespit edilmiştir.

Derya Baki
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ilindeki entomopatojen fungusların izolasyonu, morfolojik ve moleküler tanısı ile önemlilerinin Tetranychus urticae Koch. (Acarina: Tetranychidae)'nin ergin ve yumurta dönemlerine karşı etkinliklerinin test edilmesi

Bu çalışmada, Tetranychus urticae'ye karşı Antalya ilinin 8 farklı ilçesinden izole edilen entomopatojen fungus türlerinin etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla, 2018-2019 yılları arasında Antalya'da tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı; Aksu, Döşemealtı, Kemer, Kepez Konyaaltı, Korkuteli, Muratpaşa ve Serik ilçelerinden alınan 32 adet toprak ve 104 adet fungal enfekteli olduğu şüphelenilen arthropodlardan entomopatojen fungusların izolasyonları yapılmış, morfolojik ve moleküler yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Sonuçlara göre, 4'ü Aspergillus minisclerotigenes, 6'sı Aspergillus ochraceus 20'si Beauveria bassiana, 5'i Fusarium solani, 5'i Penicillium raistrickii ve 4'ü Trichoderma sp. olmak üzere toplam 44 fungus izolatı elde edilmiştir. Yapılan ön patojenite testlerinde en etkili bulunan Beauveria bassiana'nın 6 izolatının (KTG88, KPA89, K3TG9, K2TG94, STG68 ve DTG54) morfolojik ve moleküler tanısı yapılmıştır. Daha sonra, bu 6 izolatın T. urticae'nin ergin ve yumurta dönemlerine karşı etkinlikleri Petri kaplarında test edilmiştir. Çalışma, 25±1oC sıcaklık ve %70±5 orantılı neme sahip 16 saat aydınlık koşullardaki iklim odasında yürütülmüştür. Testlerde tüm fungal izolatlar 1x105, 1x106 ve 1x107 konidi/ml spor yoğunlunda kullanılmıştır. Sonuçlara göre, entomopatojen funguslar T. urticae'nin yumurta dönemi üzerinde %25.9–59.8 ve ergin dönemi üzerinde %16–100 oranlarında ölüm meydana getirmiştir. T. urticae erginlerinin yumurtalara göre fungal enfeksiyona daha hassas olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışmada Antalya ilinde hem örtüaltı hem de açık alan yetiştiriciliğinde önemli bir zararlı olan T. urticae'nin mücadelesinde kullanım potansiyeli olabilecek entomopatojen funguslar belirlenmiş ve geniş bir kültür koleksiyonu oluşturulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Beauveria bassiana, Entomopatojen fungus, Mikrobiyal mücadele, Tetranychus urticae

Barış İmrek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı çiçek tripsi Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae)'den entomopatojen fungus izolasyonu, tanılanması ve zararlıya karşı etkinliklerinin test edilmesi

Antalya örtüaltı yetiştiriciliğinde birçok sebze ve süs bitkisinin ana zararlısı olan Frankliniella occidentalis (Pergande) (Thysanoptera: Thripidae) doğrudan bitkiler üzerinde zarar yapmakla birlikte önemli bazı virüslerin de vektörü olarak zarar yapmaktadır. Entomopatojen funguslar (EPF), dünya çapında zararlı böceklerle mücadelede yaygın olarak kullanılan mikrobiyal mücadele ajanlarından bir tanesidir. Zararlı böceklerin bulunduğu coğrafik bölgelerde bulunan yerel izolatlar, mücadelede önemli avantajlara sahiptirler. Bu çalışmada, Antalya İli'nde tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı Aksu, Finike, Kaş, Kemer, Konyaaltı, Kumluca ve Manavgat ilçelerinden, bölgeyi en iyi şekilde temsil eden farklı alanlardan entomopatojen fungus ile enfekteli veya enfekteli olduğundan şüphelenilen F. occidentalis bireyleri toplanmıştır. Laboratuvarda stereo-mikroskop altında incelenen trips örneklerinden ölü olanlar, canlı ve hastalık belirtileri gösterenler tespit edilmiştir. Entomopatojen enfekteli olan bireyler SDA ortamına izole edilmiştir. Getirilen örneklerden yapılan izolasyonlar sonucunda; Akanthomyces muscarius türüne ait 2, Alternaria infectoria türüne ait 3, Al. arborescens/brassicae türüne ait 1, Al. infectoria/forlicesenensis türüne ait 1, Sporothrix pallida türüne ait 1, Cladosporium cladosporioides türüne ait 7, Cladosporium oxysporum/cladosporioides türüne ait 1, Fusarium incarnatum/equiseti türüne ait 1, Al. alternata türüne ait 5, Al. alternata/arborescens türüne ait 2, Aspergillus ochraceus türüne ait 1, Fusarium oxysporum/chlamydosporum türüne ait 1, Beauveria bassiana türüne ait 3, Isaria fumosorosea türüne ait 1 ve Lecanicillium psalliotae türüne ait 1 olmak üzere 31 farklı izolat elde edilmiştir. Elde edilen funguslardan etkili 5 izolatı elde etmek amacıyla, entomopatojen fungusların F. occidentalis üzerindeki etkinliklerini belirleme çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalar 25±1oC sıcaklık ve %70±5 orantılı neme sahip iklim odasında gerçekleştirilmiştir. 1x107 konidiospor/ml dozda, F. occidentalis'e karşı %75 ve üzeri ölüm oranına sahip Beauveria bassiana M48, Beauveria bassiana M49, Isaria fumosorosea M50, Akanthomyces muscarius DOA1 ve Lecanicillium psalliotae DOA3 izolatları yüksek patojenik özelliğe sahip oldukları belirlendi. Diğer 26 izolat, F. occidentalis'e karşı yürütülen çalışmada patojen özellik göstermedi. Ön deneme çalışmalarında ümitvar derecede patojen olarak belirlenen B. bassiana M48, B. bassiana M49, I. fumosorosea M50, A. muscarius DOA1 ve L. psalliotae DOA3 izolatlarının 1x105,1x106 ve 1x107 konidiospor /ml olacak şekilde hazırlanan spor süspansiyonlarında 25±1°C sıcaklık ve %70±5 orantılı neme sahip iklim odasında F. occidentalis'in farklı biyolojik dönemlerine (larva, pupa ve ergin dişi) karşı patojeniteleri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında patojenik olan 5 izolat morfolojik olarak tanılanmış, ayrıca tüm izolatların tür teşhisi moleküler yöntemler kullanılarak doğrulanmıştır. Sonuç olarak, B. bassiana M48, B. bassiana M49, I. fumosorosea M50, A. muscarius DOA1 ve L. psalliotae DOA3 izolatlarının, F. occidentalis'in farklı yaşam dönemlerine karşı gösterdikleri yüksek ölüm oranı nedeniyle biyolojik mücadelesinde etkili bir şekilde kullanılabileceği önerilmiştir.

Musa Kırışık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Antalya il merkezinde park ve bahçelerde bulunan entomofag (predatör ve parazitoit) böcekler üzerine bir araştırma

Park ve bahçelerin yeşil ve sağlıklı görünümüne engel olan birçok zararlı mevcuttur. Gerek insanların gerekse evcil hayvanların eğlence ve dinlence yeri olduğundan park ve bahçelerde zararlılara karşı ilaçlı mücadele yapılaması sağlıklı olmamaktadır. Hal böyle olunca da buralarda uygulanabilecek en uygun mücadele yöntemi çevre ve insan sağlığına hiçbir olumsuz etkisi olmayan 'Biyolojik Mücadele'dir. Bu çalışma kapsamında, Antalya il merkezinde park ve bahçelerdeki bitkiler üzerinde bulunan zararlı arthropodlar (böcek ve akarlar) ile beslenen entomofag (predatör ve parazitoit) böcekler toplanmıştır. Bu amaçla, Antalya İli merkez ilçelerinde toplam 33 park ve bahçe her biri en az 2 haftada bir gezilmiştir. Söz konusu faydalı böceklerin toplanmasında; Toplama metodu (gözle kontrol ve toplama), Darbe yöntemi, Yapışkan tuzak ve Atrapla toplama yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma sonunda, Antalya il merkezindeki park ve bahçelerde bulunan entomofag böcek faunası hakkında geniş bir bilgi ile buralarda kendiliğinden gerçekleşen 'Doğal Biyolojik Mücadele'nin etkinliği ortaya konulmuştur. Ayrıca, park ve bahçelerde zaman zaman salgın yapan zararlılara karşı 'Uygulamalı Biyolojik Mücadele'nin önü açılarak, belediyeler tarafından kimi park ve bahçelerde zararlılara karşı yapılan ilaçlamaların biyolojik çeşitliliğe olan etkisi hakkında bilgi sahibi olunmuş ve gerekli mercilere bildirilmiştir. Çalışma kapsamında elde edilen sonuçlar, ulusal ve uluslararası saygın yayın organlarında yer alabilecek niteliktedir. Bu da ülkemiz ve dünya literatüründeki bilimsel bilgi birikimine katkı sağlayacaktır.

Özge Balkan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya ili zeytin alanlarında (Bactrocera oleae Gmel.)(Diptera: Tephritidae) ile mücadelede değişik uzak tiplerinin ergin bireyleri yakalamadaki etkinlikleri üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, Antalya ili zeytin alanlarında zararlı olan zeytin sineği (Bactrocera oleae Gmel.) (Diptera: Tephritidae)'nin ergin olarak ortaya çıkışından itibaren değişik tuzak tiplerinin kullanılması ile yapılmış olan biyoteknik mücadele yönteminin etkilerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Zeytin sineğinin ergin mücadelesine yönelik yapılan çalışmada materyal olarak; cezbedici (30 g / lt Diamonyum fosfat + 0.5 g / lt Amonyum karbonat), sarı yapışkan tuzak, feromon kapsül [%0,1 (1,7)-dioxaspiro +(5,5) undecane %0,0187] ve delta tip tuzak kullanılmıştır. Bu çalışma, Antalya ilinde iki ayrı lokasyonda (Zeytinpark ve Gebizli-Muratpaşa' da bir üretici bahçesinde) (2017 ve 2018 yıllarında) zararlı erginlerinin doğada bulunduğu bir dönemde (Haziran sonu - Ekim sonu) yapılmıştır. Bu dönemde, söz konusu zararlının ergin bireylerinin yakalanması amacıyla değişik tip ve kombinasyondaki tuzaklar asılmıştır. Tuzaklar ağaçların güneydoğu dış dallarına yerden yaklaşık 2 metre yükseğe asılmış ve muameleler Tesadüf Blokları Deneme Deseni'ne göre uygulanmıştır. Her bir bahçe önce üç tekerrürlü olacak şekilde bloklara ayrılmış, sonra da muameleler bloklardaki parsellere tesadüfî olarak dağıtılmıştır. Parsel büyüklükleri bahçedeki ağaç sayısı dikkate alınarak 4-5 ağaç olarak hazırlanmıştır. Tuzaklar iki haftalık aralıklar halinde yenileriyle değiştirilmiş, toplanan tuzaklar laboratuvara getirilip alın lupu (35x) yardımıyla sayımları yapılmıştır. Her örneklemede, sayımlar sırasında her bahçeden toplanan farklı tip ve kombinasyondaki tuzaklardan elde edilen veriler ayrı ayrı kaydedilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar, Zeytinpark Vakıf zeytinliğinde sarı yapışkan tuzağa ilişik cezbedici ve feromon kombinasyonunun en yüksek sayıda ergin yakaladığını (sırasıyla 2017 ve 2018'de 28.6 ve 18.0 birey/tuzak/dönem), Gebizli Mahallesi'nde kurulan denemede ise delta tip tuzağa ilişik feromonun (sırasıyla 2017 ve 2018'de 17.6 ve 21.6 birey/tuzak/dönem) diğer uygulamalardan daha fazla sayıda ergin yakaladığını açığa çıkarmıştır. Tüm bu sonuçlar, bu iki tuzak tipinin zeytin sineği ile mücadele kullanılabileceği göstermektedir.

Göknur Şenel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors