Prof. Dr. Güleda Engin danışmanlığındaki tezler

11 tez · Yıldız Technical University

Yüksek LisansAçık ErişimEN

Treatment of municipal wastewater by membrane bioreactor

Membrane bioreactor (MBR) technology became a significant technology for municipal and industrial wastewater treatment, because of its diverse benefits over conventional bioreactors. MBR has been considered as a simple, consistent and economical process with a substantial removal of contaminants for the treatment of municipal wastewater. However, a major problem in the operation of MBR is membrane fouling. There are numerous studies carried out to investigate the fundamental problem of fouling and the mechanisms behind it. Fouling reduces the lifetime of the membrane as well as a decline in permeate flux. The fundamental idea of fouling control is to clean the membrane when it is fouled. In this research, the performance of submerged MBR for municipal wastewater treatment as well as fouling reasons with their effects in MBR processes has been studied. It was found that greater sludge retention (SRT) time compared with HRT (9 hours) has increased the MLSS concentrations of the activated sludge. Certain analyses like COD, NH4 and PO4 were carried out to see the removal performance of the membrane where the average removal efficiency for COD, NH4 and PO4 were found to be 91.87%, 97.80% and 70.11% respectively. To investigate the sludge characteristics various experiments like hydrophobicity, sludge volume index (SVI), capillary suction time (CST) and also EPS and SMP were done during the study. Critical flux analysis, as well as SEM analysis on the membrane surface, were also carried out to see the effects of fouling in MBR. Less SMP and EPS production normally weakened biofilm formation ability but enhanced membrane filterability which is the main target of this study.

Md Tanvır Hasnıne
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Aerobik membran biyoreaktörlerde farklı karbon/azot oranına sahip atıksuların arıtımı ve aktif çamur özelliklerinin değişimi

Evsel ve endüstriyel atıksularının arıtımında batık membran biyoreaktörlerin (bMBR) kullanımı son yıllarda ciddi bir şekilde artış göstermiştir. MBR'lerde membran tıkanmasını etkileyen pek çok bileşen olmasına karşın en önemli membran kirleticileri, mikroorganizmalar tarafından salgılanan hücre dışı polimerik maddeler (EPS) ve çözünmüş mikrobiyal ürünlerdir (SMP). EPS bileşenlerinin üretimi, atıksuyun karbon/azot (C/N) oranından önemli derecede etkilenmektedir. EPS ve SMP konsantrasyonları da özellikle flok oluşumunu, flok boyutunu, aktif çamur floklarının göreceli hidrofobisitesini ve zeta potansiyelini etkilemektedir. Ayrıca EPS'ler MLSS konsantrasyonu ile birlikte aktif çamurun reolojik özelliklerini de değiştirmektedir. Bu çalışmada, farklı çamur yaşlarında (SRT) ve her bir çamur yaşında 3 farklı C/N oranında atıksu ile işletilen bMBR'lerde membran kirlenmesinde birincil bileşen olan EPS ve SMP konsantrasyonlarının aktif çamur reolojisi üzerindeki etkileri ve membran kirlenmesine etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın ilk periyodunda giriş atıksuyunun değişkenliğini önlemek ve elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılmasını kolaylaştırmak maksadıyla birbirine paralel işletilen üç bMBR sisteminde C/N oranı 6, 21 ve 40 olan sentetik atıksular ile dört farklı çamur yaşında (20, 40, 80 ve 5 gün) işletme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sentetik atıksu çalışmalarında bMBR'ler dört farklı çamur yaşı için 20 L etkin işletme hacminde ve yaklaşık 1,2 kg/m3.gün organik yükleme oranında 364 gün işletilmiştir. Her bir SRT değerinde bMBR'lerde kararlı hal şartlarına ulaşıldıktan sonra EPS ve SMP bileşenlerinin protein ve karbonhidrat fraksiyonları, aktif çamur göreceli hidrofobisitesi, flok boyut dağılımı, zeta potansiyeli ölçümleri, gönünür viskozite ölçümleri ve reolojik analizler ile kritik akı ve membran kirlenme oranı (MFR) belirleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. bMBR'lerde KOİ giderim verimleri atıksu C/N oranından bağımsız olarak %96'nın üzerinde bulunurken NH3-N giderim verimleri ise SRT 20, 40 ve 80 gün için %94'ün üzerinde tespit edilmiştir. SRT 5 gün için ise NH3-N giderim verimleri %87 civarında bulunmuştur. Kararlı hal şartlarında aktif çamurdan ekstrakte edilen EPS'nin protein fraksiyonu atıksu C/N oranı artışıyla birlikte azalırken, EPS'nin karbonhidrat fraksiyonu artmıştır. Süpernatanttaki SMP protein konsantrasyonları farklı C/N oranlarında birbirine yakın bulunurken, SMP karbonhidrat konsantrasyonları atıksu C/N oranının artışı ile birlikte artmıştır. Aktif çamur görünür viskoziteleri ise C/N oranının ve SRT'nin artışı ile artış göstermiştir. Aktif çamurun ortalama flok boyutu ise C/N oranı artışı ile birlikte genel olarak artarken SRT artışı ile birlikte azalmıştır. Zeta potansiyelleri ise atıksu C/N oranının artışı ile birlikte genel olarak negatif yönde artış gösterirken, göreceli hidrofobisite değerleri C/N oranının ve SRT'nin artışı ile beklendiği üzere azalmıştır. bMBR'lerde MFR'ler C/N oranının artışı ile artarken, her bir C/N oranında SRT artışı ile azalmıştır. Sentetik atıksu çalışmaları ve bunlara ait istatistiksel analiz sonuçları göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapıldığında çalışmanın ikinci periyodunda yapılacak olan gerçek atıksu çalışmalarının SRT 40 gün değerinde gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Gerçek atıksu çalışmaları etkin hacmi 10 L bMBR'de evsel, süt endüstrisi ve kağıt endüstrisi atıksuları için organik yük sırasıyla 1,2 kg/m3.gün, 7,48 kg/m3.gün ve 7 kg/m3.gün değerlerinde yaklaşık 100 gün boyunca sürdürülmüştür. Kararlı hal şartlarında evsel atıksu ile beslenen bMBR'de %90 KOİ ve %80 NH3-N giderim verimlerine, süt endüstrisi atıksuyu ile beslenen bMBR'de %99 KOİ ve %85 NH3-N giderim verimlerine ve kağıt endüstrisi atıksuyu ile beslenen bMBR'de %93 KOİ ve %98 NH3-N giderim verimlerine ulaşılmıştır. Gerçek atıksular ile elde edilen sonuçlar sentetik atıksular ile paralellik göstermesine karşın membran tıkanması açısından gerçek atıksularda daha fazla membran tıkanma oranları gözlenmiştir. Bunun nedeni olarak kullanılan gerçek atıksuların tümünde sentetik atıksulara kıyasla çok daha fazla inorganik çözünmüş maddelerin var olması ve membran üzerinde mikrobiyal tıkanmanın yanı sıra inorganik tıkanmanın da söz konusu olduğu düşünülmüştür. Sonuç olarak, endüstriyel bir MBR işletiminde dikkat edilmesi gereken en önemli husus olarak atıksu C/N oranının uygun bir şekilde ayarlanması, nütrient azlığı tespit edilmesi durumunda bunun giderilmesi yönünde tedbirlerin alınması gerekliliği ortaya konmuştur. İstatistiksel analiz sonuçları, membran tıkanma oranına viskozitenin, C/N oranının, SRT ve karışık sıvıdaki askıda katı madde (MLSS) parametrelerinin ağırlıklı bir etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Hanife Sarı Erkan
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Süt endüstrisi atıksuyu ile beslenen membran biyoreaktörde çamur karakteri ve arıtma veriminin izlenmesi

Doğaya kontrolsüz bir şekilde bırakılan atıksular çevreyi ve insan sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklı birçok çeşit atıksu ortaya çıkmaktadır. Bu tez kapsamında süt endüstrisi atıksuyunun membran biyoreaktörde arıtılması üzerine çalışılmıştır. Hollow fiber membran kullanılarak kurulan MBR sisteminde günlük olarak çözünmüş oksijen, membran basıncı, arıtılmış su miktarı, sıcaklık, pH takip edilmiştir. Çamur karakterindeki değişikliklerin izlenebilmesi için MLSS, MLVSS, SVI, CST, Hidrofobisite, EPS, SMP analizleri yapılmıştır. Belirli aralıklarla yapılan KOİ, NH3, PO4-P analizleri ile arıtma verimi izlenmiştir. Sırasıyla %99, % 82,78 ve %76,5 giderim verimleri elde edilmiştir. Sonuç olarak, membran biyoreaktörde kirlilik yükü yüksek olan süt endüstrisi atıksuyunun arıtma veriminin yüksek olduğu tespit edilmiştir. MBR kaliteli çıkış suyu, yüksek MLSS ve düşük HRT şartlarında işletme, daha az alan gereksinimi, son çökeltim havuzu ihtiyacının ortadan kaldırılması gibi özellikleriyle klasik aktif çamur sistemlerine kıyasla avantajlı bir proses olduğu tespit edilmiştir.

Merve Saral
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Anaerobik çürütücü çıkış suyu kullanılarak aktif çamurdan anammox bakterilerinin zenginleştirilmesi

Son yıllarda azot giderim yöntemleri üzerinde gerçekleştirilen teknolojik çalışmalar sonucunda anaerobik amonyum oksidasyon proseslerinin kullanımı gittikçe yaygınlaşmaktadır. Anaerobik amonyum oksidasyon proseslerinden en bilineni olan Kısmi Nitritasyon-Anammox prosesi, konvansiyonel biyolojik azot giderimi ile karşılaştırıldığında karbon ve oksijen gereksiniminin oldukça düşük olması sebebiyle azot gideriminde bilinen en yenilikçi ve sürdürülebilir yöntemlerdendir. Bu çalışma kapsamında konvansiyonel evsel atıksu arıtma tesisi havalandırma havuzu ve geri devir hattından alınan aşı çamurları ile Kısmi Nitritasyon ve Anammox proseslerinin temel bakterilerinden AOB ve Anammox bakterilerinin zenginleştirme çalışması yapılmıştır. Kısmi Nitritasyon prosesinin her aşamasında evsel atıksu çamur çürütücü çıkış suyu kullanılmıştır. Anammox bakterilerinin zenginleştirilmesi 2 farklı reaktörde sentetik atıksu ve çamur çürütücü çıkış suyu kullanılarak gerçekleştirilmiş, gerçek atıksu ve sentetik atıksuyun zenginleştirme üzerindeki etkileri incelenmiştir. Tam karışımlı sürekli beslemeli 3 farklı reaktörde gerçekleştirilen çalışmalardan Kısmi Nitritasyon çalışması 161 gün, gerçek atıksu ile Anammox zenginleştirme çalışması 87 gün ve sentetik atıksu ile yapılan Anammox zenginleştirme çalışması 55 gün devam ettirilmiştir. Kısmi Nitritasyon çalışması; AOB'nin zenginleştirilmesi, AOB aktivitesinin stabil tutulması ve Anammox reaktörüne stokiyometrik uygunlukta besin eldesi olmak üzere 3 farklı aşamada gerçekleştirilmiştir. AOB'nin zenginleştirilmesi ve aktivitenin stabil tutulması için pH, SA, SNA, ÇO, sıcaklık ve ÇBS parametrelerinin kombinasyonu kontrol stratejisi olarak kullanılmıştır. Çalışmanın gerçek ölçekli tesislere uygulanabilirliğinin tespit edilmesi amacıyla kademeli olarak pH değeri 7,8'den 7'ye; sıcaklık değeri 35 °C'den 22°C'ye düşürülmüş, pH ve sıcaklık kontrolü olmadan Anammox'a uygun stokiyometride atıksu eldesi (NO2--Ntüketilen:NH4+-Ntüketilen oranı 1,26±0,1:1 olacak şekilde) sağlanmıştır. AOB zenginleştirilmesi 55. günde tamamlanmış, 90. günden itibaren NOB aktivitesi tamamen durmuştur. 90 ile 161. günler arasında bu reaktörden elde edilen atıksu Anammox reaktörüne beslenirken, amonyum giderim verimi %55,7±1,8 ve AOB aktivitesi ise %99,6±0,08 olarak hesaplanmıştır. 2 farklı reaktörde yürütülen Anammox zenginleştirme çalışmasında Kısmi Nitritasyon çıkış suyu ile beslenen R2 reaktöründe 40. günde Anammox'a ait ilk etkiler görülmeye başlamış, sentetik atıksu ile beslenen R3 reaktöründe ise nitrifikasyon etkileri devam etmiştir. R2 reaktöründe 40. günden itibaren azot gazı üretimi ile ÇO konsantrasyonu düşme, pH artma eğiliminde olmuştur. NO2--Ntüketilen:NH4+-Ntüketilen ile NO3--Nüretilen:NH4+-Ntüketilen stokiyometrik oranları sırasıyla 1,29±0,08:1 ve 0,4±0,3:1 şeklinde değişmiştir. 47 gün daha işletilen reaktörde atıksu beslemesi sayesinde üretilen NO3--N konsantrasyonları azalmaya başlamış, azot giderim hızı 10,7 mg N/L/gün'den 136,2 mg N/L/gün'e çıkmış, AGV ise %82,2±14 olarak hesaplanmıştır. Eş reaktör ve şartlarda işletilmelerine rağmen sentetik atıksu ile beslenen R3 reaktöründe ÇO artışı daha sık görülmüş, pH düşme eğiliminde olmuştur. R3 reaktöründe NO2--Ntüketilen:NH4+-Ntüketilen ile NO3--Nüretilen:NH4+-Ntüketilen stokiyometrik oranların sırasıyla 0,99±0,34 ve 1,18±0,79 olup Anammox stokiyometrisinden oldukça uzaktır.

Ece Sağır Kurt
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye ve dünya'da iklim değişikliği eylem planları

Özellikle Sanayi Devrimi sonrası insanlığın iklim üzerindeki etkileri önemli bir ölçüde artmaya başlamıştır. 1990'lara gelindiğinde ise bu etkiler doğal yapıyı tehdit edici seviyelere ulaşmıştır. 90'ların ilk yarısıyla beraber siyasi otoriteler, bilim insanlarının yaptığı çalışmaları dikkate almaya başlamış ve iklim değişikliği konusunda çeşitli önlemler almışlardır. Birçok görüşme sonrasında çeşitli uluslararası protokoller imzalanmıştır. Bu protokollerden en önemlisi Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'dir. Çerçeve sözleşmesi dünyanın iklim değişikliğiyle olan mücadelesinin başlangıcıdır. Kyoto Protokolü gibi diğer önemli antlaşmalar bu sözleşmenin parçası olarak değerlendirilmektedir. Birleşmiş Milletler'in çalışmalarıyla beraber Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri de kendi protokollerini belirlemiştir. İklim değişikliğiyle mücadelenin önem kazanmasıyla beraber ortaya bir kavram çıkmıştır: Ulusal Adaptasyon Stratejileri. Ulusal Adaptasyon Stratejileri her ülkenin iklim değişikliğine yönelik eylem planlarını içeren dokümanlardır. Türkiye de Avrupa Birliği uyum planları çerçevesinde kendi iklim değişikliği adaptasyon planlarını hazırlamış ve yürürlüğe koymuştur. Burada önemli olan husus farklı bölgelerin ihtiyaçlarına göre Ulusal Adaptasyon Stratejisinin geliştirilmesi gerekliliğidir. Anahtar kelimeler: iklim değişikliği, adaptasyon, strateji, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye

Remzi Anıl Yavuz
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Membran biyoreaktörde respirometrik yöntem ile kinetik ve stokiyometrik katsayıların belirlenmesi

Evsel ve endüstriyel atıksuların ortamlara deşarjlarından önce kirliliğinin azaltılması ya da giderilmesi için en yaygın yol biyolojik olarak arıtılmalarıdır. Atıksu arıtma sistemlerinin en çok bilineni de aktif çamur prosesleridir. Atıksuyun aktif çamur ile biyolojik olarak arıtılması atıksudaki çözünmüş organik ve inorganik maddeleri gidermek, kolloidal ve çökelmeyen katıları koagüle etmektir. Membran biyoreaktör sistemleri konvansiyonel aktif çamur proseslerine göre; yüksek biyokütle konsantrasyonları içerebilmeleri, yüksek organik yükü karşılayabilmeleri, düşük F/M oranlarında çalışabilmeleri ve şok yüklemelere daha dirençli olma gibi avantajlara sahiptir. Bu nedenle farklı endüstrilerin atıksuları veya bu edndüstrileri temsil edebilecek sentetik atıksuların arıtma çalışmaları membran biyoreaktörlerde yapılabilmektedir. Farklı C/N oranlarına sahip olan sentetik atıksuların arıtıldığı ve farklı çamur yaşlarında işletilen membran biyoreaktör sisteminde mikroorganizmaların aktiviteleri, çoğalma hızları, oksijen tüketim hızları farklı olmaktadır. Sabit sıcaklık, basınç ve gaz debisi altında aerobik biyolojik arıtma sistemlerindeki aktif çamurun aktivitesi çözünmüş oksijen konsantrasyonu ile direkt olarak alakalıdır. Böylece sistemdeki çözünmüş oksijen konsantrasyonun izlenmesi ile sistemdeki mikroorganizmaların performansı belirlenebilir. Aerobik koşullardaki aktif çamurun performansını belirlemek için oksijen kullanım hızından faydalanılarak kullanılan yöntem respirometrik metot olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada gerçek atıksuları temsil edebilecek nitelikteki farklı C/N oranlarına sahip sentetik atıksuları arıtan membran biyoreaktörlerdeki aktif çamurların respirometrik yöntem ile kinetik ve stokiyometrik parametrelerini belirleme çalışması yapılmıştır. C/N oranının değişmesiyle mikroorganizmaların substrat kullanım hızları, oksijen tüketim hızları ve çoğalma hızlarının farklı olduğu görülmüştür. Elde edilen parametreler değerlendirildiğinde sentetik atıksuların gerçek atıksuları temsil ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Abdulkadir Çağlak
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Membran biyoreaktörde farklı C/N oranlarına sahip atıksuların arıtılması

Düşük çamur üretimi, az yer ihtiyacı ve yüksek giderim verimi gibi avantajları sayesinde membran biyoreaktörlerin (MBR) ülkemizde kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Hem evsel hem de endüstriyel nitelikli atıksuların arıtımı MBR'lerdeki etkin ayrım sayesinde oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Bu çalışmada 6, 21 ve 40 olmak üzere üç farklı C/N oranına sahip sentetik atıksu iki farklı çamur yaşında (20 ve 40 gün) laboratuvar ölçekli MBR'de arıtılmıştır. Eş zamanlı olarak işletilmeye başlanan üç reaktörde farklı C/N oranına sahip atıksuların MBR'de arıtılmasında meydana gelen değişimler bu çalışmada incelenmiştir. C/N oranı 6 olan reaktör süt endüstrisini, C/N oranı 21 olan reaktör evsel atıksuyu ve C/N oranı 40 olan reaktör kağıt endüstrisi atıksuyunu temsil etmektedir. Çalışmada C/N oranı arttıkça membran kirlenmesinin ve aynı zamanda reaktörlerdeki hücre dışı polimerik maddelerin (EPS) arttığı görülmüştür. Buna bağlı olarak en yüksek membran kirlenmesi C/N oranı 40 olan reaktörde, en düşük membran kirlenmesi C/N oranı 6 olan reaktörde gerçekleştiği görülmüştür. Çamur alıkonma süresi (SRT), EPS gibi çeşitli parametrelerin MBR sistemlerdeki çamur davranışını etkilediği bilinmektedir. Çamur yaşının arttırılmasıyla çamurdaki flokülasyonun arttığı ve dolayısıyla çamurun çökelme özelliklerinde iyileşme olduğu gözlenmiştir. Bu çalışmada çamur yaşının artmasıyla C/N 6'da EPS'nin arttığı, C/N 21 ve 40' da ise EPS'nin azaldığı görülmüştür. Her üç reaktörde de çamur yaşının artmasıyla birlikte MLSS miktarı ve KOİ, NH3 giderim verimleri de artmıştır. Çamur alıkonma süresinin membran kirlenmesine etkileri üzerine birçok çalışma literatürde mevcuttur. Çalışma sonuçlarının bazılarında SRT'nin artmasıyla membran kirlenmesinin azaldığı, bazılarında ise arttığı ya da önemli ölçüde değişmediği kaydedilmiştir. Bu çalışmada ise SRT'nin artmasıyla birlikte membran kirlenmesinin arttığı görülmüştür.

Burcu Kulil
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi

Giderek artan nüfus ve artan nüfusun ihtiyaçlarıyla doğru orantılı olarak artan endüstriyel faaliyetler mevcut doğal kaynakların pek çoğunu tehlikeye atmaktadır. Söz konusu mevcut kaynaklardan belki de en önemlisi dünyanın biyolojik çeşitliliğinin bağlı olduğu ve günümüzde insan faaliyetleri sonucunda gerçekleşen iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan su kaynaklarıdır. Bu çalışmada, iklim değişikliğinin İzmit Körfezi'ndeki etkilerini incelemek ve gelecek yıllardaki etkileri tahmin etmek amacıyla İzmit Körfezi deniz suyu seviyesindeki değişim, MIKE 3 adlı hidrodinamik modelle gerçekleştirilen modelleme çalışmaları elde edilmiştir. Bu maksatla, bölgeye ait meteorolojik ve hidrolojik veriler, ilk aşama olarak "CLIMB" akronimli Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı Araştırma Projesi kapsamında farklı çalışma grupları tarafından 1950-2100 yılları arasında bölgesel iklimsel modeller kullanılarak modellenmiştir. Daha sonra 1970-2000 yıllarını kapsayan referans dönemi ve 2040-2070 yıllarını kapsayan gelecek dönemi için bölgesel iklim modellerinin sonuçları kullanılarak hidrolojik olarak modellenmiştir. İlk aşamada elde edilen bu veriler, ikinci aşamada referans kabul edilerek referans dönemi ve gelecek dönem için körfezin tamamı hidrodinamik olarak modellenmiştir. Elde edilen sonuçlar, körfezde seçilen 7 farklı noktada karşılaştırılarak verilmiştir. Yapılan değerlendirmede, deniz suyu seviyesi salınımının körfezin dış kısmından iç kısmına doğru arttığı, ayrıca salınımın gelecek dönem için referans değerlerden daha yüksek olduğu ve deniz suyu seviyesinde maksimum 0,6 metrelik bir artış olabileceği tahminine varılmış. Söz konusu etkilerin İzmit Körfezi ve Kocaeli ili üzerine doğurabileceği olası ekolojik, beşeri ve ticari sonuçlar tartışılmıştır.

Havza modellemesiYüzeysel su kaynakları
Ahmet Adiller
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi

Giderek artan nüfus ve artan nüfusun ihtiyaçlarıyla doğru orantılı olarak artan endüstriyel faaliyetler mevcut doğal kaynakların pek çoğunu tehlikeye atmaktadır. Söz konusu mevcut kaynaklardan belki de en önemlisi dünyanın biyolojik çeşitliliğinin bağlı olduğu ve günümüzde insan faaliyetleri sonucunda gerçekleşen iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan su kaynaklarıdır. Bu çalışmada, iklim değişikliğinin İzmit Körfezi'ndeki etkilerini incelemek ve gelecek yıllardaki etkileri tahmin etmek amacıyla İzmit Körfezi deniz suyu seviyesindeki değişim, MIKE 3 adlı hidrodinamik modelle gerçekleştirilen modelleme çalışmaları elde edilmiştir. Bu maksatla, bölgeye ait meteorolojik ve hidrolojik veriler, ilk aşama olarak "CLIMB" akronimli Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı Araştırma Projesi kapsamında farklı çalışma grupları tarafından 1950-2100 yılları arasında bölgesel iklimsel modeller kullanılarak modellenmiştir. Daha sonra 1970-2000 yıllarını kapsayan referans dönemi ve 2040-2070 yıllarını kapsayan gelecek dönemi için bölgesel iklim modellerinin sonuçları kullanılarak hidrolojik olarak modellenmiştir. İlk aşamada elde edilen bu veriler, ikinci aşamada referans kabul edilerek referans dönemi ve gelecek dönem için körfezin tamamı hidrodinamik olarak modellenmiştir. Elde edilen sonuçlar, körfezde seçilen 7 farklı noktada karşılaştırılarak verilmiştir. Yapılan değerlendirmede, deniz suyu seviyesi salınımının körfezin dış kısmından iç kısmına doğru arttığı, ayrıca salınımın gelecek dönem için referans değerlerden daha yüksek olduğu ve deniz suyu seviyesinde maksimum 0,6 metrelik bir artış olabileceği tahminine varılmış. Söz konusu etkilerin İzmit Körfezi ve Kocaeli ili üzerine doğurabileceği olası ekolojik, beşeri ve ticari sonuçlar tartışılmıştır.

Havza modellemesiYüzeysel su kaynakları
Ahmet Adiller
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Entegre katı atık yönetimi: Edremit örneği

Hızla artan nüfusa, yükselen hayat standartlarına ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, oluşan katı atık miktarında ve çeşidinde artış gözlenmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, doğal kaynakların kullanılmaz hale geleceği açıktır. Katı atıklardan kaynaklanacak zararların azaltılabilmesi amacıyla, katı atık miktarına ve özelliklerine bağlı olarak değişen çeşitli bertaraf metotları geliştirilmiştir. Bu çalışmada, 2012 yılında Edremit Körfezine bağlı yerleşim yerlerinde oluşan kış ayları ve yaz ayları olmak üzere iki farklı katı atık karakterizasyonu ortaya konulmuş ve oluşan katı atıklar, çeşitli bertaraf metotları açısından değerlendirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Edremit Körfezi'nin mevcut katı atık yönetimi ve bertaraf yöntemleri hakkında araştırma yapılmış ve Edremit Körfezi'ne önerilecek entegre katı atık yönetim sistemi için bölgenin geleceğe dönük nüfus ve katı atık projeksiyonlarına bağlı olarak katı atık karekterizasyonu ortaya konulmuştur. Bütün bu bilgiler ışığında Edremit Körfezi'nin gerek en uygun katı atık toplama, taşıma sistemleri gerek en doğru entegre katı atık yönetim sistemi bileşenlerinin seçilmesi sağlanmıştır.

Sefa Kaç
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Entegre katı atık yönetimi: Edremit örneği

Hızla artan nüfusa, yükselen hayat standartlarına ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, oluşan katı atık miktarında ve çeşidinde artış gözlenmektedir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak, doğal kaynakların kullanılmaz hale geleceği açıktır. Katı atıklardan kaynaklanacak zararların azaltılabilmesi amacıyla, katı atık miktarına ve özelliklerine bağlı olarak değişen çeşitli bertaraf metotları geliştirilmiştir. Bu çalışmada, 2012 yılında Edremit Körfezine bağlı yerleşim yerlerinde oluşan kış ayları ve yaz ayları olmak üzere iki farklı katı atık karakterizasyonu ortaya konulmuş ve oluşan katı atıklar, çeşitli bertaraf metotları açısından değerlendirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda Edremit Körfezi'nin mevcut katı atık yönetimi ve bertaraf yöntemleri hakkında araştırma yapılmış ve Edremit Körfezi'ne önerilecek entegre katı atık yönetim sistemi için bölgenin geleceğe dönük nüfus ve katı atık projeksiyonlarına bağlı olarak katı atık karekterizasyonu ortaya konulmuştur. Bütün bu bilgiler ışığında Edremit Körfezi'nin gerek en uygun katı atık toplama, taşıma sistemleri gerek en doğru entegre katı atık yönetim sistemi bileşenlerinin seçilmesi sağlanmıştır.

Sefa Kaç
Yıldız Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2014
00

Diğer danışmanlar