Theses supervised by Prof. Dr. Hayri Bozgeyik

15 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University

Master'sOpen AccessTR

Kambiyo senetlerinde def'iler

Çalışma, kambiyo senedi borçlusunun senet alacaklısına karşı ileri sürebileceği def'ileri incelemeyi amaçlamaktadır. Konu, doktrin ve uygulamada benimsenmiş olan tasnifler çerçevesinde ele alınmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nda def'i kavramı itirazı da kapsar nitelikte geniş anlamda kullanılmaktadır. Nitekim kambiyo senedi borçlusunun ileri sürebileceği def'iler, hem borçlunun borçlu olduğu edimi özel bir sebebe dayanarak ifa etmekten kaçınmasını sağlayan def'iyi hem de bir hakkın doğumuna engel olan veya bir hakkı sona erdiren itirazı içermektedir. Diğer bir deyişle, kambiyo senetlerinde def'i kavramı, maddi hukuka ilişkin bütün savunma vasıtalarını kapsamaktadır. Bu çalışmada kambiyo senetlerinde def'iler, etki alanına göre yapılan sınıflandırmadan hareketle mutlak ve nispi def'iler şeklinde iki ana başlık altında incelenmektedir. Mutlak def'iler herkese karşı ileri sürülebilmektedir. Nispi def'iler ise, sadece ilgililer arasında ileri sürülebilmektedir. Mutlak def'iler, senet metninden anlaşılan def'iler ile senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin def'ilerden ibaretken; nispi def'iler, bunlar haricindeki bütün hususları içeren; bunlardan bir kısmı temel borç ilişkisinden diğer bir kısmı ise özel anlaşmalardan kaynaklanan def'ilerdir.

DefilerKambiyoKambiyo senetleri+3
Mustafa Yasir Akteke
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Telif Hukukunda işlenme eserler

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleridir. Görüldüğü üzere Kanun, eser türü olarak dört kategori belirlemiştir. Bir fikri ürünün eser sayılabilmesinin şartlarından biri, bu dört kategorinden birine dâhil olmaktır. Eserler üzerinde eser sahibine tanınan haklar da Kanun'da hüküm altına alınmış olup, mali haklardan bir tanesi işleme hakkıdır. İşleme hakkının kullanımı, Kanun'da işlenme eser denilen ve asıl eserden ayrı yeni bir eserin meydana getirilmesine yaramaktadır. Zira Kanun gereğince, diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip de bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsulleri işlenme eserdir. Bu halde, Kanun'un eser tanımına uygun olan bir fikri ürün hususiyet katılarak değiştirilmektedir. Kanun, işlenme eserlere örnek teşkil eden başlıca halleri 6'ncı maddesinde sıralamıştır. Çalışmamızda eser ve eser sahibi kavramları ile eser sahiplerine tanınan haklar temel konuyu izah etmek amacıyla değerlendirilecek; işleme hakkı, işlenme eser, işlenme eser türleri ve işlenme eser sahibi mevhumları gibi hususlar ise çalışmanın odak noktası olduğundan derinlemesine incelenecektir. İşlenme eserin ve işlenme eser sahibinin ne anlama geldiği anlatıldıktan sonra; iş ilişkisi içerisinde meydana getirilen işlenmelerin eser sahipliği meselesi, birden fazla kimsenin birlikte meydana getirdiği işlenmeler ve aynı eserin farklı kimseler tarafından işlenmesi hali irdelenmiştir. Diğer yandan, işlenme eser üzerindeki hakların ne şekilde devredilebildiği ile bu hakların ihlal edilmesi halinde işlenme eser sahibine tanınan kanun yolları da konunun devamını teşkil ettiğinden irdelenecektir. Anahtar Kelimeler: "eser", "işlenme eser", "işlenme eser sahibi", "sözleşme", "hukuk davaları".

DavalarEser sahibiFikir ve Sanat Eserleri Kanunu+4
Uğur Tekerci
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Karayoluyla eşya taşımasında taşıma ücreti

Taşıyıcı bir eşya taşımayı taşıma ücreti karşılığında üstlenmektedir. Taşıyıcının taşıma işini yürütmesindeki temel amacı bir ücret elde etmektedir. Taşıyıcı bu amacına taşıma işinin tam ve gereği gibi gerçekleştirildiği hallerde kavuşabilir. Ancak taşıma işi çeşitli sebeplerle tarafların veya kanunun öngördüğü durumdan sapabilir. Bu durumlara mevzuatta taşıma ücretine hukuki sonuçlar bağlanmaktadır. Taşıyıcı için bu kadar önemli olan bu konu karayolu taşımalarıyla sınırlandırılarak bu çalışmada ele alınmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde; taşıma ücreti kavramı, hukuki niteliği, kaynağı ve kapsamı değerlendirilmektedir. Karayoluyla eşya taşımasında taşıma ücreti kavramı yerine kullanılan kavramların tercihinin yerindeliği ele alınmaktadır. Taşıma işi için mevzuatın öngördüğü bedellerin taşıma ücreti kapsamında olup olmadıkları değerlendirilmektedir. Böylece dar anlamda taşıma ücreti ile geniş anlamda taşıma ücreti ayrımına varılmaktadır. Dar anlamda taşıma ücreti; taşıyıcının gördüğü taşıma işinin karşılığını oluşturmaktadır. Giderler, ek uygun ücret ve bekleme ücreti geniş anlamda taşıma ücreti olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın ikinci bölümüne; taşıma ücretinden doğan sorumluluk konu oluşturmaktadır. Bir taşıyıcının bulunduğu durumlarda taşıma ücreti ile birden fazla taşıyıcının bulunduğu durumlarda taşıma ücreti değerlendirilmektedir. Taşıma ücretine borçlanılması, muacceliyeti, ifası ve gereği gibi ifa edilememesi halinde taşıma ücretinin akıbeti de çalışmamızda ele alınmaktadır. Teslimde ödeme şartlı taşımalarda taşıyıcının alacağı ve kanunun öngördüğü durumlarda taşıma ücreti hakkı da ikinci bölümde değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise; taşıma ücretinin hesaplanması, ispatı, zamanaşımı, görevli ve yetki mahkeme konuları ele alınmaktadır. Taşıma ücretinin miktarı çoğu zaman belirlenmekle birlikte bazı durumlarda hesaplanarak somutlaştırılması gerekmektedir. Taşıma ücretinin bir davaya konu olması durumunda, hak sahiplerinin nerede ve hangi mahkemede dava açması gerektiği bu çalışmada incelenmektedir. Ayrıca açılan bir davada taşıma ücretinin nasıl ispat edilebileceği de ele alınmaktadır.

DavalarEşya taşımaKara yolları+4
Süleyman Kıran
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Patent hakları ve tecavüz fiilleri

Buluşlar, patent verilebilirlik kriterleri uyarınca; yeni, buluş basamağına sahip, sanayiye uygulanabilir ve patent verilemeyecek konu ve buluşların dışında olma şartlarını taşıdığı takdirde patent korumasına sahip olabilmektedir. Patent haklarının türleri olarak ifade edilen buluşçu hakkı, patent isteme hakkı ve patentten doğan hak ayrımının temeli, buluşun geliştirilmesinden buluş için inhisari hak kazanımına kadar geçen sürece dayanmaktadır. Buluş sahibi kural olarak patent isteme hakkını haiz olsa da ortak buluş, çifte buluş ve çalışan buluşları gibi hususlar patent isteme hakkı sahibinin tespitinde genel kurala istisna oluşturmaktadır. Patent belgesinin alınmasıyla patent sahibi inhisari hakka sahip olmakta ve yetkisiz üçüncü kişilerin buluştan yararlanmasını önleyebilmektedir. Patentten doğan hakkın kapsamının, sınırlandığı hâller ile birlikte değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Patent korumasının süreyle sınırlı olması, ülkesellik ilkesi, kamu düzeni gibi sınırlamaların yanında SMK m. 85/3'de yer alan hükümler genel sınırlamaları oluştururken, zorunlu lisans, ön kullanım hakkı, lisans verme teklifinde bulunma ve hakkın tüketilmesi hâlleri özel sınırlamaları oluşturmaktadır. Patentten doğan hakkın ihlâli yetkisiz üçüncü kişiler tarafında sınırlı sayıda belirtilmiş fiillerle gerçekleştirilebilir. Lisans hakkı sahibinin gerçekleştireceği ihlâl haricinde SMK m. 141/1 hükmünün a, b ve c bentlerinde yer alan tecavüze yönelik fiiller, ürün ve usul patentleri bakımından tasnife tâbi tutulmuştur.

Marka hakkını ihlalPatent hakkıPatentler+3
Şule Işın
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Genişletilmiş toplu lisanslama

Teknolojik ilerlemenin bir sonucu olarak internet, telif hakkına konu fikri ürünlerin dağıtımının yapıldığı ana mecra haline gelmiştir. Dijital teknolojinin birçok yerde ve çok yönlü birçok kişi ya da kurum tarafından kullanılması, özellikle telif haklarına konu fikri ürünleri etkilemiştir. Avrupa Birliği (AB) ise Dijital Tek Pazar oluşturma stratejisi kapsamında düzenlemelerine 2019/790 sayılı Dijital Tek Pazarda Telif Hakları ve Bağlantılı Haklar Yönergesini eklemiştir. Söz konusu direktifin 8 ve 12. maddelerinde ise genişletilmiş toplu lisanslama (GTL) düzenlenmiştir. GTL özellikle kitlesel olarak dijital mecrada kullanımın yoğun olduğu müzik, işitsel-görsel, sinema vb. eserlerin teliften arındırılmış şekilde kullanılmasına olanak sağlayan bir sistemdir. Özellikle televizyon yayınlarında olduğu gibi bazı kullanımların çok miktarda eser veya telif unsuru içermesi nedeniyle, tüm hak sahipleri ile görüşülerek kullanım izinlerinin alınması dijitalleşen dünyada hem çok maliyetli hem de oldukça zahmetli ve hatta çoğu zaman imkânsız bir hal almaktadır. Fikri ürünler üzerinde hak sahibi olanların, telif haklarını kullanma yetkisini herhangi bir meslek birliğine ya da toplu hak takibi yapan bir organizasyona vermemesi, başka bir deyişle oranın bir üyesi olmaması halinde söz konusu kullanımlar için izin alınması hem kullanıcılar açısından oldukça külfetli, hem de hak sahiplerinin menfaatlerini koruma noktasında daha da büyük bir sorun teşkil etmektedir. Bunun yanında kültürel mirasın korunmasıyla yükümlü olan kurumlar açısından en önemli zorluklardan biri, telif hakkı sahiplerinin kimliklerinin belirlenmesi ve telif hakkı içeren eserlerin kullanılması için yetki ya da lisans alınması gibi telif hakkı temizliğine ilişkin süreçlerdir. Özellikle sınır ötesi online kullanımlar açısından düşünüldüğünde bu çok daha karmaşıktır. GTL düzenlemesi ile dijital çağda herhangi bir toplu hak yönetimi organizasyonuna üye olmayan eser ve bağlantılı hak sahipleri açısından da meslek birlikleri ile kullanıcılar arasında yapılan lisans sözleşmelerinin geçerli olmasını sağlayacak bir sistem öngörülmüştür.

Hilal Erçal
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa patent sisteminde bilgisayar uygulamalı buluşların patentlenebilirliği

Avrupa Patent Sisteminde Bilgisayar Uygulamalı Buluşların Patentlenebilirliği başlıklı bu çalışma Ankara Yıldırım Beyazıt Ünversistesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Programı kapsamında bir doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti 05.10.1973 tarihinde kabul edilen Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Antlaşma'ya taraftır. Bu bağlamda, Avrupa Patentlerinin Verilmesi ile İlgili Antlaşma'nın uygulayıcısı olan Avrupa Patent Ofisi içtihat ve uygulamaları Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından dikkate alınmaktadır. Avrupa patent sisteminde, bilgisayar programı içeren bir buluşun patentlenebilmesi için ilk koşul, istemin teknik karakter içermesidir. Teknik bir karaktere sahip olmak ve dolayısıyla patentlenebilirlik dışında bırakılmamak için, bir bilgisayar programı bilgisayarda çalıştırıldığında ileri bir teknik etki göstermelidir. Bu tez, Avrupa Patent Ofisi tarafından bilgisayar uygulamalı buluşlarda teknik karakterin değerlendirilmesi sırasında aranılan şartları ve kullanılan ölçütlerü incelenmektedir. Bu doğrultuda çalışmada patent hukuku teorisi, patent hukuku ile ilgili tarihsel gelişmelere yer verilmiş ve Avrupa Patent Ofisi kararları incelenmiştir.

Mahmut Esad Özek
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ticari satışlarda satıcının ayıba karşı sorumluluğu

Satış sözleşmeleri, kurma şartları ve ona uygulanacak kurallar bakımından birkaç çeşide ayrılmaktadır. Ticari satış sözleşmeleri, tacirler arasında yapılmalarından dolayı, kuruluşu, konusu, tarafları ve özellikle uygulanacak hükümler bakımından adi satış sözleşmelerinden ayrılmaktadır. Ticari satış sözleşmelerinden doğan borçların ayıplı ifa edilmesi halinde uygulanacak kurallar, adi satışlarda aynı durumda olan kurallarla, sorumluluk şartları ve sorumluluk sonuçları açısından aynıdır. Hâlbuki ticari satış sözleşmesinin konusunun ve taraflarının özelliğinden ve ticari hayatın en önemli işlemlerinden olan satış işlemi ile ilgilidir. Satıcının ayıba karşı sorumluluğunun ise sadece Türk Borçlar Kanunu'nda değil aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu'nda da detaylı bir şekilde düzenlenmesi gerekir. Türk Ticaret Kanunu'nda ayıbın tanımı yapılmamıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinin 1. fıkrasının a ve c bentlerinde ise ayıp hususunda, Ticaret Kanunu'nda yer almayan hükümler hakkında Türk Borçlar Kanunu'ndaki hükümlerin uygulanacağına dair açık ve zımni belirtiler yer almaktadır. Buna göre; ayıp, bir malın kullanım değerini azaltan veya ortadan kaldıran her türlü maddi, ekonomik veya hukuki ayıplardan biri olmalıdır. Tezimizde, ticari satışlarda satıcının ayıplı ifasından kaynaklanan sorumluluğu incelenmekte, yasa koyucu, ayıba karşı sorumluluğu konusunda bazı durumlarda kesin bir çözüm yolu izlemediği için tarafımızca eleştirilmektedir. Konumuz kapsamında satıcının ayıba karşı sorumluluğu incelenirken sadece Türk Ticaret Kanunu'nun hükümleri değil, aynı zamanda Borçlar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunlarla birlikte "Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler" hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasının (CİSG) hükümlerine de değinilmiştir.

Ayıplı ifaAyıplı malHukuki sorumluluk+5
Maryam Alzad
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bütününe etki eden hukukî işlemler bakımından ticari işletmeye özgülenen malvarlığı

TTK m. 11'e göre ticari işletmeler bir bütündür. Bunun sonucu olarak, ticari işletmeler devir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. "Devir ve diğer hukuki işlemler konu olma" kavramının neyi ifade ettiği ilgili düzenlemede açıklanmamıştır. Ancak madde gerekçesinde belirtildiği üzere, ticari işletme devir, rehin ve kira sözleşmelerine bütün halinde konu olabilir. Kural olarak, ticari işletmeye özgülenen malvarlığı, içerisinde maddi-gayri maddi, taşınır- taşınmaz pek çok mal ve hakkı içermesi dolayısıyla, tek bir hukuki işlemle üzerinde tasarrufa elverişli olmayan bir sahadır. TTK m. 11/ 3 bu konuda istisnai bir düzenlemedir. Ticari işletmeler hukuk süjesi olmadıklarından, tacirin işletme faaliyetine özgülediği malvarlığının kimin uhdesinde bulunacağı; hak, alacak ve borçlar bakımından irtibata geçilmesi gereken kişilerin kim olacağının belirlenmesi gerekir. Özellikle ticari işletmeyi işletenin gerçek kişi tacir olması durumunda, işletme faaliyeti kapsamında sorumluluğun kime veya neye atfedileceği önemlidir. Günümüz hukuk sistemlerinde sorumluluğun malvarlığı üzerine kurulması dolayısıyla, sorumluluğa ilişkin tespitler malvarlığı konusunun hukuki bir zemine oturtulması, sınırları ve etkilerinin tespitini gerektirmektedir. Bu çalışmada, ticari işletme faaliyeti gerçekleştiren gerçek kişi tacirin, işletme faaliyetleri dolayısıyla sorumluluğunun kapsamını belirlenmesi amaçlanmıştır.

Hukuki işlemlerHukuki sorumlulukMalvarlığı+2
Sümeyye Erkalan Coşkunsu
Ankara Yıldırım Beyazıt University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kambiyo senetlerinde temsil

Kambiyo senetleri, gündelik hayat ve bilhassa ticaret hayatında yüksek oranda kullanılan ve tedavül kabiliyeti yüksek olan senetlerdir. Bu senetler kanun tarafından sıkı şekil şartları ve sıkı düzenlemelere tabi tutulmuştur. Değişen koşullar ve hızlanan yaşam nedeniyle kişiler her zaman bizzat kambiyo senedi düzenlemezler Kişinin bizzat kambiyo senedi düzenleyemediği zamanlarda bir kimse ad ve/veya hesabına kambiyo taahhüdünde bulunabilmek için bir başka kişiye temsil yetkisi verilir. Temsilci temsil olunandan almış olduğu temsil yetkisi ile temsil olunan ad ve/veya hesabına kambiyo senedi düzenler. Burada kambiyo senedi düzenlenmesi hususu geniş yorumlanmalı her türlü kambiyo taahhüdünün temsilci aracılığıyla yapılabileceği unutulmamalıdır. TTK'da kambiyo senetlerinde temsile ilişkin yeterli ve ayrıntılı düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenledir ki özel hükümlerin bulunmadığı hallerde TBK'nın ve diğer kanunların temsile ilişkin düzenlemeleri uygun düştüğü ölçüde kambiyo senetlerine de uygulanmaktadır. Kambiyo senetlerinin günlük hayatta oldukça yoğun kullanılıyor olması, kişilerin her zaman bizzat kambiyo senedi düzenlemiyor olması, beraberinde birçok uyuşmazlığı da ortaya çıkarmakta, bu uyuşmazlıklar çözüme kavuşturulurken hem hukuki hem de cezai yönden sorumluluklar ve bu sorumlulukların kime ait olduğunun belirlenmesi de çözülmesi gereken sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmamızda genel temsil kurallarının yanında kambiyo senetlerine özgü temsil kurallarına değinilecek, genel temsil kurallarının kambiyo senetlerine nasıl uygulanacağı, kambiyo senetlerinde temsilin görünüm şekillerinde gerçek kişiler, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayanlar bakımından temsilin ne şekilde olacağı yasal ve iradi temsil bakımından irdelenecek sonrasında ise yetkisiz temsil, ispat, def'iler ve yaşanacak sorunların hukuki ve cezai sonuçları üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Kambiyo Senetleri, Kanuni Temsil, İradi Temsil, Organsal Temsil, Kambiyo Senetlerinin Düzenlenmesi, Kabul, Ciro, Aval, Yetkisiz Temsil

Büşra Kaya
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Teori ve uygulamada aval

Tez çalışmamızda, kambiyo senetlerine özgü şahsi bir teminat türü olan avalin, Yargıtay kararları ışığında uygulamadaki sorun ve çözümleri birlikte değerlendirilmek suretiyle, hukuki niteliği, benzer kurumlarla karşılaştırılması, avalin maddi ve şekli şartları, aval verenin hak ve sorumlulukları, borcun sona erme sebepleri üç bölüm halinde incelenmiştir. Kambiyo senetlerinden özellikle bono da sıkça başvurulan bir teminat türü olan aval kurumuna ilişkin olarak yapılan araştırmalar ve incelemelerde Yargıtay kararlarına ve farklı görüşlere yer verilmiş, bu görüşler yorumlanıp sonuçlar çıkartılmıştır.

AvalKambiyo senetleriTeminat+3
Dudu İrem Toros
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka hakkına tecavüz halinde verilecek ihtiyati tedbirler

Marka Hukuku, günümüzde dünya ölçeğinde koruma ve düzenlemeleri zorunlu kılmaktadır. Marka hakkına yönelen tecavüzlere karşı talep edilen ihtiyati tedbirler için öncelikle marka hakkının sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle çalışmanın ilk bölümünde marka hakkına hâkim olan Gerçek Hak Sahipliği ve Tescil; Teklik; Sessiz Kalma Yoluyla Hak Kaybı; Tükenme ve Ülkesellik gibi ilkeler tartışılmıştır. Marka hakkının sınırları ve kapsamıyla ilgili söz konusu ilkelerin açıklanmasından sonra, İkinci Bölümde Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. ve. 29. maddeleri çerçevesinde Genel haller başta olmak üzere Markayı İzinsiz Kullanmak; Taklit; İltibas; Markanın Ticari Amaçla Kullanılması Yoluyla Tecavüz; Tecavüz Teşkil Eden Malın İthal ve İhracı; Markanın Sulandırılması (Tanınmış Marka) ve Lisans Hakkının Genişletilmesi veya Devredilmesi Yoluyla Tecavüz gibi marka hakkına yönelen tecavüzler değerlendirilmiştir. Çalışmamızın son kısmı olan Üçüncü Bölümde ise marka hakkına tecavüz halinde verilecek ihtiyati tedbir kararları, marka hukukunun ayırıcı özellikleri kapsamında ele alınmıştır. Markaya tecavüz halindeki tedbirlerin talep edilmesi, değerlendirilmesi, icrası, türleri, ispatı ve sona ermesi gibi hususlar yine bu bölümde açıklanmışır.

Fikri ve sınai mülkiyet haklarıMarka hakkıMarka hakkını ihlal+2
Barçın Özkan
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Irak hukukunda ticari adların korunması

Irak hukukunda ticari isimlerin korunması konusu ele alınırken öncelikle ticari isimlerin kapsamının ne olduğu, hangi alanlarda kullanıldığı ve bunların tacirin ne işine yaradığına değinilmelidir. Ticari isim kullanan tacirlerin sahip hakların ne olduğu, bu hakları nasıl kullanabileceği, tescile bağlı olarak ticari isme yönelik ihlallerin nasıl önlenip zararın ne şekilde karşı taraftan talep edilebileceği hususları; Irak hukukunda yer alan düzenlemeler çerçevesinde çalışmada anlatılacaktır. Hukuki ve cezai koruma yollarının hem ulusal hem de uluslararası boyutu irdelenerek korumanın hangi şekilde yapılacağı, nasıl ve ne kadar etkili olabileceği tartışıldıktan sonra ticari isimlerin korunmaya çalışılmasında esas alınacak unsurlar ve eleştiriler çalışmada yer alacaktır. Bu suretle mevcut ihlallerin karşılık bulduğu koruma yanında cezai işlemlerle birlikte bu ihlallere sebep olan kişi ve durumların ileride yaşanacak daha büyük sorunlara sebep vermeden önüne geçmek adına korumaya ilişkin yasal düzenlemelerin kuvvetlendirilmesi için önerilerde bulunulacaktır. Günümüzde ticari isimler, ticaret hayatında tacirler tarafından fark edilmek için kullanılan işaretler arasında yer almaktadır. Bu ayırt edici işaretler arasındaki ilişki; kanunlarımızda açıkça düzenlenmemiş, bilimsel çalışmalarda ve yargı kararlarında da yeterince irdelenmemiştir. Örneğin, ticari isim olarak tescil edilen bir ifadenin aynı zamanda ticaret unvanı olarak da kullanılıp kullanılamayacağı, ticari isim sahibi olan bir tacirin bu ismini marka olarak başkası tarafından tescil edildiğinde tescil işlemine itiraz etme hakkı olup olmadığı, bir ifadenin bir tacir tarafından ticari isim olarak kullanılırken başkası tarafından ticaret unvanı veya marka olarak kullanıp kullanamayacağı gibi hususların mevzuat veya öğretide açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Markanın ayırt edici özellikleri, objektif koşulları ve öneminden bahsedilmesi esastır ve markanın tescilinin yöntemlerinin, tescilin iptal edilme ve yenilenme koşullarının nasıl karşılanacağının bilinmesi önemlidir. Ek olarak tanınmış markanın hukuki ve cezai olarak korunması ve uluslararası arenada markanın korunma koşulları tekrar incelenmesi gereken konulardır. Anahtar Kelimeler: Marka, Markanın Korunması, Ticaret Hukuku, Ticari İsimler, Ticaret Unvanı, Ticari İsimlerin Korunması.

IrakIrak hukukuMarka+5
İsmail Karabaş
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tasarım hukukunda eşdeğer parça istisnası

Tasarım hakkı yoluyla elde edilen münhasır haklar, bazı durumlarda piyasanın sınırlandırılmasına veya piyasada tekel gücü elde edilmesine neden olur. Bu durumlardan biri de must match parça tasarımlarının korunmasıdır. Must match parçalar, birleşik ürünün orijinal görünümünü yeniden kazanabilmesi için muhakkak belirli bir şekilde tasarlanması gereken parçalar olarak tanımlanabilir. Bu parçalar yalnızca orijinal parçayla görsel olarak aynı olan yedek parçalarla değiştirilebilir. Orijinalinden farklı tasarımdaki parçaların kullanıldığı birleşik ürünler, orijinal görünümlerinin bozulması nedeniyle, tüketiciler tarafından tercih edilmez. Bu nedenle, must match parça tasarımlarının korunması ürünün korunması anlamına gelir ve tasarım sahibinin ürün üzerinde tekel elde etmesi sonucunu doğurur. Bu durum da fiyat, kalite, kullanılan malzeme gibi konularda hiçbir seçenek özgürlüğüne sahip olmayan tüketicinin, ürünün görünümünü bozmamak amacıyla, birleşik ürün üreticisine bağımlı olmasına neden olur. Must match parça tasarımlarının korunmasının diğer bir sakıncası da yan sanayinin koruma süresi boyunca bu parçaları üretememesidir. Günümüzde kullanılan ürünlerin pek çoğu birleşik ürün niteliğindedir. Bu ürünlerin en çok değiştirilen parçalarının da must match nitelikte olduğu göz önünde bulundurulduğunda, konunun ülke ekonomilerini etkileyebilecek bir öneme sahip olduğu anlaşılmaktadır. Türkiye son derece gelişmiş yan sanayiine sahip bir ülkedir. Bu nedenle, must match parça tasarımlarına tanınan koruma yalnızca yabancı üretici şirketlerin menfaatlerini korumaya hizmet edecektir. Zira koruma nedeniyle, Türk yan sanayisi must match parçaların alternatiflerini üretemeyecektir. Must match parça tasarımlarına tanınan korumanın bu sonuçları nedeniyle, bunlara tanınan korumanın belirli şartların gerçekleşmesi kaydıyla sınırlandırılması gerekmektedir. Çalışmada, bu parça tasarımlarına ayrı bir hukuki düzenleme getirilmesinin altında yatan nedenler derinlemesine incelendikten sonra, bu parça tasarımları için Türk hukukunda öngörülen düzenlemeler karşılaştırmalı hukuk da göz önünde bulundurularak eleştirel bir gözle incelenmiştir.

Eşdeğer parça istisnasıMust match parça tasırımıTasarım+3
Fatma Betül Çakır Çelebi
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Anonim şirketin temsili

Tüzel kişiliğe ilişkin hukuk politikalarının gereği olarak anonim şirket, yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildir. Şirket, kanunun belirlediği organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanır ve iradesini organları aracılığıyla açıklar. Şirketin fiil ehliyetinin kullanım şekillerinden biri de temsil yetkisidir. Temsil, bir kişinin hukuki sonuçları başka bir kişinin hukuk alanında doğmak üzere o kişinin adına hukuki işlem yapmasıdır. Temsil yetkisini haiz organların yaptığı işlemler, doğrudan şirket tüzel kişiliği tarafından yapılmış kabul edilir. Bu kapsamda şirket hak kazanır ve borç altına girer. Organ temsili, temsil türlerinden biri olup, iradi temsil ile kanuni temsilden farklıdır. Organ mevkiinde olanlar, şirketin iradi temsilcisi olmayıp, bizatihi iradesini ilk elden ve aracısız olarak kullanır. Dolayısıyla organ temsili, hukuki işlem güvenliğinin gerçekleştirilmesi ile şirketin, pay sahiplerinin ve üçüncü kişilerin haklarının korunmasında önemli işlev görür. Kural olarak, anonim şirketin temsil yetkisi yönetim kuruluna aittir. Ancak şirketin bulunduğu aşamaya göre temsil yetkisi farklı organlar ve kişiler tarafından kullanılır. Temsil yetkisi; tescil ile tasfiye arasındaki olağan dönemde yönetim kuruluna, tasfiyede tasfiye memurlarına, iflasta iflas organlarına, konkordatoda komisere ve kayyımlıkta kayyıma aittir. Çalışmada anonim şirketin temsil esasları, şirketin kuruluşundan terkinine kadar tüm aşamalarını kapsayacak şekilde, bütüncül ve teorik bir yöntemle, literatür incelemesi yapılarak ve bazı ülke hukuklarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Ortaya konulan çıktılarla, daha sonra yapılacak bilimsel çalışmalara ve yargı kararlarına bir not değeri olarak katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anonim şirket, fiil ehliyeti, işletme konusu, temsil, tüzel kişi, yetki aşımı, yetkisiz temsil, yönetim kurulu.

Anonim şirketlerFiil ehliyetiTemsil+4
Ahmet Hasan Kılıç
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Katılım sigortacılığında danışma komitesi

Kendisi veya yakınları ile ilgili olarak can veya mal gibi çeşitli değerlere sahip olan insanın bundan kaynaklanan çeşitli sorumlulukları da vardır. Sahip olduğu değerlere yönelen zarar doğurucu olaylara karşı önceden tedbir almak insan için önemli bir ihtiyaçtır. Bu tedbirin sonucu olarak bireyler, karşı karşıya kalacakları zarar doğurucu olayların ekonomik sonuçlarından kendilerini korumak için sigortaya ihtiyaç duymuştur. Bu nedenle sigorta sektörü ekonomik anlamda büyüdüğü gibi bu büyüme birçok hukuki tartışma konusunu da beraberinde getirmiştir. Bünyesinde barındırdığı belirsizlik ve faiz gibi unsurlar nedeniyle geleneksel sigortanın İslam hukukuna uygun olmadığı İslam hukukçuları tarafından genellikle kabul edilmektedir. Geleneksel sigorta araçları bu nedenle Müslüman toplumlarda istenen seviyede rağbet görmemektedir. Zira insanlar risklere karşı güvence ihtiyacı ile geleneksel siogrta araçları arasında ikilemde kalmaktadır. Bu noktada dünyanın çeşitli ülkelerinde İslam hukukuna uyumlu katılım sigortacılığı gelişme alanı bulmuştur. Katılım sigortacılığı, İslam dininin öngördüğü temel ilkelere aykırı olmayan sigorta araç ve işlemlerden oluşmaktadır. Katılım sigortacılık işlem ve araçlarının İslam hukukun uyumu (şer'i uyum) hayati önemi haizdir. Danışma komitesi, bu uyumun tespiti ve ilgili bilgilerin kamuoyu ile paylaşılması konusunda öngörülmüş yasal bir yapıdır. Bu nedenle danışma komitesinin yapısı, türleri, dayanağı, hukuki niteliği ve görevlerinin araştırılması önem arz etmektedir. Çalışmada dünya örnekleri de dikkate alınarak danışma komitesinin yapısı, işlevi ve hukuki niteliği ele alınmıştır. Ortaya konulan sonuçlar çerçevesinde Türkiye'deki katılım sigortacılık faaliyeti yürütülen İslami finansal kuruluşlarda danışma komitesi yapısının şekillenmesine ve gelişimine katkı sunulması amaçlanmaktadır.

DanışmanlarKatılım sigortacılıkSigorta sektörü+7
Muaz Mücahit Yıldırım
Ankara Yıldırım Beyazıt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors