Prof. Dr. İbrahim Emiroğlu danışmanlığındaki tezler

17 tez · Dokuz Eylül University

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Retorikte genel inandırma tarzları hakkında bir inceleme

Bu çalışmanın amacı retorikte genel inandırma tarzlarını incelemektir. Retorik kavramının analizi ile başladığımız çalışmada birinci bölümde retoriğin tarihçesini ve etik boyutunu ele aldık. Ayrıca ikna sanatının temelini oluşturan retoriksel bilgileri sentezleyen Aristo'ya ve üç ikna kanıtına değindik. Sonrasında diğer retorlardan bahsedip retoriğin tarihsel gelişim sürecini inceledik. Retoriğin amacı, yararı ve çeşitlerini de anlatıp birinci bölümü tamamladık. İkinci bölümde ise retorikte genel inandırma tarzlarını üç kısımda ele aldık. İlk olarak mesajlar kısmında dilsel yönlerini inceledik. Önermeler, örtük tasımlar, maksimler, örnekler, çürütme yöntemleri, mesaj dilinin özelliklerini işledik. Sonrasında ikna olgusunun ikinci basamağı olan konuşmacı faktörünü ele aldık. Burada hatibin karakterine, beden ve dil zekâsına, retorikte eğitim tekniklerine yer verdik. Ve son olarak iknada hedef kitle olan dinleyici analizi ile iletişimde temel yöntemlere değindik. Böylece retorikte sadece söz değil, konuşmacı ve dinleyici faktörlerinin de etkili olduğunu göstermeye çalıştık. Sonuç olarak, retoriğin genel inandırma tarzlarında birbirinden ayrılmaz birer unsur olarak mesaj, dinleyici ve konuşmacı faktörlerinin retoriğin bütününü oluşturduğunu belirtmeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: İkna, Hatip, Maksim, Örtük Tasım, Retorik.

AristotelesFelsefeKonuşmacı+3
Sıla Karaman
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kutbeddin Râzî'de kavramlar mantığı

Ondördüncü yüzyılın önemli mantık âlimi ve filozoflarından biri olan Kutbeddin Râzî, Mantık alanında ortaya koyduğu eserler ile klasik İslâm mantık geleneğini sürdürmüştür. Bununla birlikte Râzî, Mantık ilminin tartışmalı konuları arasında yer alan tasavvur ve tanım konularına getirdiği açıklamalar ile bu alanda önemli bir yer edinmiştir.?Kutbeddin Râzî'de Kavramlar Mantığı? adlı bu çalışmamız, bugüne kadar çalışılmamış bir konu olarak, Râzî'nin Kavramlar Mantığını ortaya koymayı hedeflemektedir. İki ana bölümden oluşan bu tez çalışmasının Birinci Bölümü, Râzî'nin Kavramlar Mantığının anlaşılmasına yönelik bir ön hazırlık bağlamında, Terim ve Kavram konusunu, bunların çeşitleri ve ilişkileri ile birlikte ele almaktadır. Bu konularla ilgili olarak, Râzî'nin, klasik İslâm mantığının tesirinde kaldığını söylemek mümkündür.İkinci Bölüm, Râzî'nin Kavramlar Mantığının diğer basamağı olan Beş Tümel ve hedeflenen bir sonuç olarak Tanım konularını ele almaktadır. Râzî'nin ihtilaflı olan bu konulara getirdiği açıklamalar, kendisini Mantık ilmi içerisinde özgün ve önemli bir konuma taşımaktadır.Sonuç kısmında ise, Râzî'nin ortaya koyduğu açıklamalar ışığında, onun Kavram anlayışı sunulmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kutbeddin Râzî, Terim, Kavram, Beş Tümel, Tanım, Kavramlar Mantığı.

14. yüzyılFelsefeKavramlar+4
Bekir Esen
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Medyadaki reklamlarda karşılaşılan mantıksal uygunsuzluklar

Reklam bir ikna etme işidir. Arz edileni satın almanın, mantıklı ve gerekli bir şey olduğuna tüketiciyi inandırma çabasıdır. Maalesef bu çaba bilinçsiz tüketim alışkanlıklarının oluşmasına neden olabilmekte ve tüketim eğilimini hızlandırabilmektedir.Satılmak istenen ile hedef kitle arasında bir pazarlama iletişimi görevi üstlenmiş olan reklam, ürün veya hizmetlerin tanıtılması ve satışının artırılmasında, dahası tüketicinin neye ihtiyacı olduğunu belirleme konusunda da söz sahibidir. Reklam, alışverişe çıkmış olan bir tüketiciye, önceden satın alma düşüncesinde olmadığı bir ürün veya hizmeti satın aldırabilmektedir. Piyasadaki ürün ve hizmetler arasında tercih değiştirici etkide bulunabilen reklam, tüketicinin kalite algısına da yön verebilmektedir.Günümüzde medyanın sahip olduğu geniş imkânların da desteğiyle reklamlar, bütün bir topluma hitap edebilmekte ve reklamın en yüksek etkiye ulaşabilmesi için reklamcılar tüm yeteneklerini sergilemektedirler. Reklamcılar, kitleleri ikna ederek arz edilen ürün veya hizmetin ihtiyaçlaştırılması için bir ekip halinde var güçleriyle çalışmakta, hukuki, ahlaki ve mantıksal sorumluluklarını dahi arka plana itebilmektedirler. İhtiyaçların belirlenmesi ve satın alma tercihlerinin tümden kontrol edilmesi konusunda bu kadar istekli, bu kadar işini titizlikle yapan uzmanlaşmış bir grup karşısında dikkatli ve bilinçli olmamak ise sömürülmeye açık hale gelmek demektir.Bilinçli tüketici olmanın sorumluluğundan öte bir zorunluluk haline geldiği bu dönemde satıcı ile müşteri arasındaki en etkili iletişim kanalı olan reklamın, yanıltıcılığının önlenmesi ve onda açık ya da örtük olarak bulunan mantıksal tutarsızlık, belirsizlik, boşluk yahut gevşeklik gibi uygunsuzlukların görülebilmesi bilinçli tüketim alışkanlıklarının kazanılması açısından büyük önem arz etmektedir.Anahtar Kelimeler: Reklam, Mantık Yanlışları, İhtiyaçlaştırma, Kapitalizm, Bilinçli Tüketim.

Bilinçli tüketimKapitalizmMantık+3
Osman Yılmaztürk
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Toplumcu anarşizm ve dini öğretiler: Karşılaştırmalı bir inceleme

Siyasal olarak her türlü iktidarın, doğal ve rasyonel olmayan otoritenin, devletin reddi anlamına gelen anarşizm, genel olarak toplumcu ve bireyci anarşizm olarak ayrılır. Bireyci anarşizm, daha çok bireyin bireysel çıkar ve özgürlüklerini her şeyin önünde görürken toplumcu anarşizm ise, birey ile toplumun karşılıklı olarak birbirini var ettiğini, bundan dolayı birini diğerini üstün ve öncelikli görmenin doğru olmadığını düşünür. Toplumcu anarşizm toplumsal hayatta genel olarak, eşitlik, adalet ve özgürlük istenci, hiyerarşi ve devlet organizasyonu karşıtlığı noktasında aynı fikirlere sahip olmakla birlikte, iktisadi, siyasal ve sosyal organizasyonun tarz ve işleyişi hakkında kendi aralarında karşılıkçılar, kolektivistler, komünistler ve sendikalistler olarak ayrılır. Genel olarak, bireyci anarşistleri bencil ve burjuvatik olarak gören toplumcu anarşistlerin içinde ateist düşünürler olduğu gibi, dindar anarşistler de vardır. Ateist anarşistlerin çoğu daha çok kurumsallaşmış dine karşı olduklarını belirtirken, dinsel anarşistler ve ateist anarşistler için iktidarın/devletin yanında yer almayan kurumsallaşmamış din ile anarşizm arasında bir uyuşmazlık ve çatışma da yoktur. Bu bağlamda dinler ile anarşizm düşüncesi arasındaki ilişkiyi Taoizm, Budizm, Hıristiyanlık ve İslamiyet dinlerinin pek çok görüş, yaşantı ve tarihsel örnekleri destekler. Taoizm'in özellikle doğa, evren, insan doğası hakkındaki fikirleri paralelinde yorumlanan kurum ve iktidar karşıtlığına yönelik çıkarımlar, anarşizm ile Taoizm arasındaki ilişkiyi gösterirken; Budizm'in aydınlanma, özdenetim ve özyönetim tavsiye ve ilkeleri, mülkiyet ve iktidar hırsından uzak bir yaşam, kast sınıfı karşıtlığı, bireysel bağımsızlık ve özgürlük istenci gibi halleri Anarşizmin doğal amaçlarıdır. Öte yandan Hiristiyanlığın, dünyevi iktidarların meşruiyetini ve idealliğini geçersizleştiren Tanrı Krallığı (Egemenliği) inancı, Sevgi öğretisinin doğal bir sonucu olarak doğan evrensel barış, uyum, anti-militarist düşünceler paralelinde gelişen, eşitlik, adalet ve özgürlük ideali ile anarşizmin idealleri uyuşmaktadır. Diğer yandan, karşılıklı yardım, dayanışma, paylaşım, birliktelik, sosyal adalet ve eşitlik ile ilgili ilkesel ve temel düşünce ve teşvikleri ile tevhid inancının getirdiği ve geliştirdiği ?anti-otoriter?lik niteliğe sahip olan, her türlü sömürü ve ırkçılığa kesin olarak karşı duran İslam ve somut olarak bu gibi durumları yaşantılarıyla tarihsel olarak örneklendiren Müslüman birey, cemaat, mezhep, fırka, grupların oluşturduğu örnekler anarşizm ve İslami dini öğretiler ve fikirler arasındaki ilişkiyi ve yakınlığı görmek bakımından önemlidir.

AnarşiAnarşizmBudizm+6
Muhammed Dağ
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nasreddin hoca fıkralarının mantıksal açıdan incelenmesi

Bu çalışmada Nasreddin Hoca fıkraları Mantıksal açıdan bir tasnife tabi tutularak incelenmiştir. Bu tasnife göre söz konusu fıkralar Sağlam Mantıksal İşleyişe, Yanlışa Düşme Nedenleri, İşaret Edilen Yanlışlar ve Yanlışlardan Korunma Yollarına göre bir bir incelenip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Giriş bölümünde Nasreddin Hoca?nın kişiliği hakkında ve fıkralarının espri gücü ile ilgili bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Mantıksal İşleyişi Gösteren fıkraların tahlili yapılmıştır. Bu grupta yirmi dört başlık altında yanlışlara dikkat çekilmiştir. Nasreddin Hoca?nın elli iki fıkrası incelenmiştir. Bu bölümde en çok ?Cedel?, ?Öyleyse? ve ?Önceli Evetleme? için örnekler görülmüştür. İkinci bölümde ise Yanlışa Düşme Nedenlerini Gösteren fıkraların tahlili yapılmıştır. Bu bölüm on üç alt başlık altında işlenmiştir. Daha ziyade ?İstisna yapma? ve ?Karmaşık Sorular? için örneklerin öne çıktığı görülmüştür. Bu bölümde Nasreddin Hoca?ya ait olduğunu düşündüğümüz yirmi iki fıkra, fıkraların taşıdıkları mantıksal espriler ve boşluklar yani yanlışlar açısından ele alınıp incelenmiştir. Üçüncü bölümdeyse Nasreddin Hoca fıkraları İşaret Edilen Yanlışlar Açısından otuz iki alt başlık altında, altmış fıkra üzerinden incelenip değerlendirilmiştir. Bunlar arasında en çok ?Eş Sesli Lafız Yanlışı? ve ?Şundan Ötürü? (Post Hoc Ergo Propter Hoc)ve ?Bundan Ötürü? (Cum Hoc Ergo Propter Hoc) konularındaki örneklere yer verilmiştir. Dördüncü bölümdeyse Nasreddin Hoca fıkraları, Yanlışlardan Korunma Açısından on yedi başlık altında, kırk yedi fıkra üzerinden incelenip değerlendirilmiştir. Sonuç olarak toplam doksan sekiz Nasreddin Hoca fıkrası mantık temelinde seksen yedi başlık altında sistematik olarak sınıflandırılmıştır. Anahtar kelimeler: Nasreddin Hoca, Fıkra, Mantık terimleri, Mantık Yanlı?ları, Yanlı?lar, Yanlı?lardan korunma.

FıkralarMantıkNasrettin Hoca
Zümrüt Aysun Caba
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kültür-kavram ilişkisi üzerine bir araştırma

Toplumun hafızası oluşan ve oluşmakta olan kavramlarla okunur, anlaşılır ve değerlendirilir. Kültür; dilin oluşmasında, kavram üretmede, kavramların içeriğinde ve terimleşmesinde, zihniyetin ve değerlerin oluşmasında, toplumun gelişmesinde, modernite ve değişimde, teknoloji üretme ve kullanmada, bilgi transferinde, modern bakış ve söylemi oluşturmada, kültürel kabul/karşı koyuş sürecinde, müessir bir rol oynamaktadır. Toplum içinde kültürel farklılıklardan kaynaklanan, aynı kavrama yüklenen farklı anlamlar ortaya çıkmakta, zaman içinde kültüre bağlı olarak kavram içeriklerinin değiştiği görülmektedir. Kavramların, anlam kazanmasına, değişmesine, dönüşmesine ve anlam kaybına etki eden nedenler ile bunlar içerisinde toplumun fonksiyonunun (dini ve ahlaki değerleri, yerli/yabancı kültürün etkisi, medya (görsel/yazılı), popülizm, globalizm/küreselleşme, bazı siyasi ve ideolojik akımların/fikirlerin etkisinin) ne olduğu, haliyle kavramlar üzerinde kültürün oynadığı rolün ne olduğu, örnekleriyle incelenip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dil, Düşünce, Anlam, Kültür, Kavram.

DilDüşünceFelsefe+2
Gönül Özer
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Molla Fenârî'nin kavram anlayışı

On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda yaşayan Molla Fenârî, Osmanlı Devletinin en önemli ilim adamlarındandır. O, birçok ilim dalı üzerine değerli eserler kaleme almıştır. Bunlar arasında en meşhur olanı, Mantık ilmi üzerine yazmış olduğu Şerh-i İsâgûcî isimli eserdir. Şerh niteliğindeki bu eser, gerek Mantık ilminin tartışmalı konularına getirdiği açıklamalar gerekse de eğitim kurumlarında yüzyıllarca Mantık öğretimi için kullanılması nedeniyle, bu alanda kendisine önemli bir yer edinmiştir. "Molla Fenârî'nin Kavram Anlayışı" adlı bu çalışmamız, bugüne kadar çalışılmamış bir konu olarak, Fenârî'nin kavramlar mantığını ortaya koymayı hedeflemektedir. İki ana bölümden oluşan bu tez çalışmasının Birinci Bölümü, Fenârî'nin kavramlar mantığının anlaşılmasına yönelik bir ön hazırlık bağlamında, terim ve kavram konusunu, bunların çeşitlerini ve ilişkilerini birlikte ele almaktadır. İkinci Bölüm, Fenârî'nin kavramlar mantığını, ayrıntılı bir şekilde ele almaktadır. Onun kavramlar mantığına getirmiş olduğu açılımlar irdelenerek konu hakkındaki anlayışının tespiti amaçlanmıştır. Sonuç olarak, Fenârî'nin kavram anlayışına dair bu çalışmamız ile onun İslam Mantık Geleneğinin bir takipçisi olduğu ve alana yeni perspektifler kazandırdığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Molla Fenârî, Kavram, Lafız, Beş Tümel, Tanım.

Bilim insanıFelsefeKavramlar+4
Mehmet Akkuzu
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dilde çok anlamlılık ve belirsizlik

Bu çalışmanın ele aldığı konu, "dilde belirsizlik ve çok anlamlılıktır." Dilin belirsiz ve çok anlamlı olması ne demektir? Dildeki belirsizlik ve çok anlamlılık nelerden kaynaklanmaktadır? Dilin kullanım alanında görülen belirsiz ve çok anlamlı misaller dile ve hayatımıza nasıl ve ne derece etki etmektedir? Dilde görülen belirsiz ve çok anlamlı lafızlar ve ifadeler dile nasıl bir zenginlik katmaktadır. Dilde çok anlamlılık ve belirsizlik hep olumsuzluk mu teşkil eder? Dilin belirsizliği ve çok anlamlılığı çeşitli alanlarda (t.v, gazete, ders kitapları vb.) kendisini nasıl gösterir? Dilin bu kullanımı, dile ve kullanıcılarına zarar verir mi? Dilin bahsi geçen kullanımından nasıl ve ne derece korunabilir? Elinizdeki bu çalışma, bu ve buna yönelik sorulara cevap arama gayretindedir.Araştırmamız üç bölümden oluşmaktadır. (1) Dilin, anlamın, çok anlamlılığın, belirsizliğin kavramsal çerçevesi; (2) Çeşitli alanlarda görülen belirsiz ve çok anlamlı ifadeler; (3) Dilde belirsizlikten ve çok anlamlılıktan korunma yolları.Araştırmamızda farklı ve yeni sayılabilecek unsur, linguistik veya dile ilişkin felsefi çalışmalardan farklı olarak, dilin belirsizliğini ve çok anlamlılığını hayatımızın çeşitli alanlarından örneklerle somutlaştırarak konuya dikkat çekmesidir.

DilDil felsefesiDilbilim+4
Selçuk Kahraman
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mevlânâ'nın Mesnevî'sinde kötülük problemi

Kötülük probleminden bahseden farklı kişi ve düşünce ekollerinin bu probleme değişik çözüm önerileri sunduğu görülmektedir. Kötülük ve iyilik kavramlarına, bir sûfi gözüyle bakan Mevlânâ, kötülük çeşitlerinden en çok ahlâkî olanı üzerinde durur. O'nun asıl gayesi insanın mutluluğuna engel olan sebepleri belirlemek ve bunları ortadan kaldırmaktır. Mevlânâ'ya göre kötülüğe yönelten âmiller Şeytan, nefs, aklı kullanamama ve kötü çevredir. Onun düşüncesinde mutlak kötülük diye bir anlayışın yer almadığı, kötülüklere göreceli bir anlayışla bakmak gerektiği üzerinde durduğu görülmektedir.Mevlânâ Celaleddin er-Rûmî'nin Tanrı anlayışı optimisttir. Allah'ı mutlak iyi ve mükemmel varlık olarak gören Mevlânâ, O'nun takdir ettiği her şeyin de bu iyiliğin bir sonucu olduğunu düşünür. Allah'ın isim, sıfat ve fiillerinin iyiliği, O'nun iyiliğine kanıt olarak gösterilebilir. İnsanı değerli olarak yaratması da bu kanıtlardan sayılır. Mevlânâ, kötülük diye ileri sürülenlerle Tanrı'nın iyiliğini şu gerekçelerle uzlaştırmaktadır: İmtihan için kötülük, sınırlı bilgiden dolayı kötü sanılan iyilik, hikmeti kavrayamama, göreceli iyilik, iyinin kıymetinin bilinmesi için kötülük ve ruhi olgunluk için kötülük. Mevlânâ, kötülüklere karşı takınılması gereken tavır ve tutumun nasıl olması gerektiği konusunda da tavsiyelerde bulunur.Mevlânâ, felsefede kötülük problemi veya teodise olarak kabul edilen bu konuyu, kendi düşünce sistemi içinde oldukça tatmin edici bir şekilde çözmüştür. Allah sevgisini anlayışının merkezine koymuş olan Mevlânâ, kötülük problemini de bu çerçevede ele almıştır. O'na göre, Allah'ın kötülükleri vermesi (paradoksal gibi gözükse de) O'nun Kemâl'indendir.Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Tanrı'nın İyiliği, Kötülük Problemi, Mesnevî.

KötülükMesneviMevlana Celaleddin-i Rumi+1
Vicdan Hilal Kocabaş
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Namık Kemal'de din ve toplum

?Namık Kemal'de Din ve Toplum? adlı çalışmamızda, XIX. yüzyıl Osmanlı-Türk aydınlarından birisi olan Namık Kemal'in, düşüncelerine etki eden fikirleri ve düşünce dünyasını incelemeye çalıştık. Batı dünyasında yaşanan ve yeni bir kurumsal yapılanmayı da beraberinde getiren dönüşüm, Avrupa dışındaki devletlerde de etkili olmuştur. Bu etkilerin belki de en çok hissedildiği bu dönemde, modern siyaset düşüncesinin temel tezleri dönemin aydınlarınca tartışılmıştır. Siyasî bir teori inşa etmekten ziyade, çökmekte olan imparatorluk için çözüm yolları üzerinde duran Namık Kemal, Batı siyasî kurumlarının, imparatorluk için en uygun model olduğunu düşünmekte ve Batı dünyasında sözleşme kuramının etkisi altında gelişen anayasa, parlamento ve meclis gibi unsurları, İslâm-Osmanlı düşünce ve devlet geleneği üzerinde meşrulaştırmaktadır. Sözleşme kuramını, felsefî temelleri bağlamında değil de, sonuçları itibariyle ele alan Namık Kemal, İslâm-Osmanlı siyasî düşünce geleneğine ait kavramlar ile Batı siyasî felsefesine ait kavramlar arasında senteze gitmeye çalışmıştır. Bu çalışmamızda, İslam düşüncesinde devlet ve ona ait kavramlar hakkında da bilgi verdik. Ayrıca Namık Kemal'in siyasî, toplumsal görüşlerini ve dine bakışını eserlerinden hareketle irdelemeye çalıştık.Anahtar Kelimeler: Din, Toplum, Namık Kemal, Sözleşme, Devlet, Hürriyet, Vatan

DinDin anlayışıNamık Kemal+2
Ercan Kara
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Nurettin Topçu'da irade kavramı

Bu çalışmanın amacı Nurettin Topçu'da irade kavramının içeriğini ortaya koymaktır. Nurettin Topçu, XX. Yüzyılda ülkemizin yetiştirdiği en önemli fikir, ruh ve gönül adamıdır. O, aynı zamanda Fransa'da felsefe tahsili yapmış, sistematik düşünceye sahip bir ahlâkçıdır. Nurettin Topçu, Avrupa'da kaldığı yıllarda Blondel, Bergson ve Massignon gibi batılı düşünürlerle tanışmış ve onların düşüncelerinden etkilenmiştir. O, ülkemizde aksiyon felsefesinin öncülüğünü ve Hareket Okulu'nun kuruculuğunu yapmıştır. Ve yine o, Blondel'in Hareket Felsefesi'nden yola çıkarak kendi ahlâk felsefesi olan İsyan Ahlâkı'nı ortaya koymuştur.Düşünürümüze göre, isyan ahlâkı, Allah'ın insanda isyanı olup özgür düşünce ve aşka teslim oluştur. Ona göre isyan ahlâkı, iradenin dâvasıdır. Ona göre gerçek ve tam irade, fertten başlayan, aile ve devlet gibi otoriteleri kabul eden, millet ve insanlık basamaklarından da geçerek Allah'a ulaştıran iradedir.Biz bu çalışmamızda, Nurettin Topçu'da irade kavramının nasıl bir anlam içerdiğini, Topçu'nun iradeye bakışını, onun düşünce sistemindeki yeri itibariyle iradenin fonksiyonunu, önemini ve gayesini ortaya koymaya çalıştık. Bunu yaparken öncelikle mütefekkirimizin fikir dünyasını ve onun kaynağında bulunan dinamikleri belirlemek amacıyla ona ait kapsamlı bir biyografik betimleme yapmaya çalıştık.Daha sonra mütefekkirimizin irade anlayışının farkını ve özelliğini yansıtabilmek adına, genel anlamıyla irade kavramını ve düşünce tarihinde irade ile ilgili görüşler ortaya koyan filozofların konumuzla ilgili tespitlerini ele aldık.Son olarak ise, Nurettin Topçu'nun irade kavramını nasıl tanımladığını, başta insan olmak üzere iradenin millet, devlet ve sanat basamaklarındaki fonksiyonunu ve gayesini ortaya koymaya çalıştık.Anahtar Kelimeler: İrade, Hareket, İsyan, Hürriyet, Sorumluluk, İsyan Ahlâkı

BiyografiTopçu, Nurettinİrade
Muhammet İrğat
Dokuz Eylül University
2011
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mantıkta ad hominem, merhamet, otorite ve kaba kuvvete başvurma yanlışları

Mantıkta konudışılık veya non sequitur, tartışılan konuyla ilgili makul, uygun ve yeterli delil getirileceğine onu safdışı veya örtbas etmek, saptırmak yahut o konudan kaçmak amacıyla oldukça yaygın kullanıla bir yanlış çeşididir. Konudışılık, tartışılan konuyla tam bir mantıksal bağın veya ilginin kurulamadığı yahut konuyla alâkalı olanın kavranamadığı, çarpıtıldığı veya gizli tutulduğu genel bir yanlış çeşididir. Tezde incelenen dört yanlış, konudışılık yanlışının altında yer alan ve günlük hayatta sıkça işlenen yanlış türleridir. Kişiyi hedef alan delil, kişinin savunmuş olduğu tezi değerlendirmek yerine onun kişiliğine veya tutumlarına yönelerek, onun iddiasını çürütmeyi hedef alan konudışılık yanlışıdır. Bu yanlış, doğrudan kişiyi hedef alma (abusive), özel şartları kişinin aleyhine kullanma (circumsitances) ve sen de (tu quoque) olmak üzere üç şekilde işlenir. Tezde incelenen ikinci yanlış, uygun bir delil getirme yerine insanların şefkat ve acıma hislerinin kullanıldığı merhamete başvurma (argumentum ad misericordiam) yanlışıdır. Tezde ele alınıp incelenen üçüncü yanlış ise "tartışılan bir konu hakkında kişilerin uzman olmadıkları alanlarda ahkâm kesme, fikir beyan etme ya da uygun olmayan deliller ileri sürmeye çalışmaları" şeklinde ortaya çıkan otoriteye başvurma yanlışıdır. Çalışmada son olarak, ileri sürülen iddia ile ilgili sağlam bir delil, uygun bir neden sunulup geçerli bir ilişki kurulacağına, bu fikri karşı tarafa kabul ettirmede gözünü korkutma veya gözdağı verme şeklinde işlenen kaba kuvvete başvurma (ad baculum) yanlışı incelenmiş ve bu yanlışların bir genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Anahtar kavramlar: Konudışılık, kişiyi hedef alan delil, merhamete başvurma yanlışı, otorite, otoriteye başvurma yanlışı, kuvvet, kaba kuvvete başvurma yanlışı.

DelilKaba kuvvete başvurmaKonudışılık+3
Yağmur Yıldırım
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Retorikte dili doğru ve etkili kullanma yolları

Çok zengin bir alan olan retorik kısaca söz söyleme sanatıdır. Hatip, muhatap ve hitabet onun ana unsurlarını oluşturur. Bu sanatta önemli olan dili doğru ve başarılı kullanmaktır. Bu hususta dili sentaktik, semantik ve pragmatik yönleriyle incelemek gerekmektedir. Başlangıçta cümlenin en küçük yapısı olan söz konusuna da temas ederek, söz-lafız, söz-mana ve lafız-mana ilişkisini de irdeleyerek yola çıkmak çalışmanın daha anlaşılır ve başarılı olmasında önem arz etmektedir. Böyle bir çalışmada söz çeşitleri, söz varlığı, söz dizimi, söz tuzakları ve dil türleri tezin ön hazırlığı olacaktır. Retorikte dilin kullanılması işlenirken tanımlama, eğretileme, entimem gibi doğrudan dille ilgili hususlar ile sesin kullanımı, beden dili, aktif dinleme gibi yardımcı hususlar birlikte açıklanarak konuya derinlik kazandırılır. Bununla birlikte dilde kötü tada sebep olan dilin yanlış kullanımıyla ilgili detaylara da yer vermek gerekir. Anlam belirsizlikleri ve mantık yanlışları bu yanlışlara birer örnektir. Retorikte dilin etkisini arttıracak bütün bu kural ve kaideleri dünyaca bir geçerlilik çerçevesinde belirledikten sonra geriye bunların kullanılan dilde tatbik edilmesi kalır. Anahtar Kelimeler: Retorik, Dil, Hatip, Hitabet, Retorikte Dil, Retorik ve Dil, Dili Etkili Kullanma, Dilde Kötü Tat, Dil Yanlışları

DilDil felsefesiDil kullanımı+5
Zeynep Işıklar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bertrand Russell'da ölüm ve ölümsüzlük problemi

Ölüm dünyaya ait bir olgu değildir? diyen Wittgeistein'a rağmen ölüm hepimizin yaşamının sonu olarak bilinmeyen bir yerde ve zamanda bizi bulmak üzere beklemektedir. Ölüm var oluşumuza anlam ve değer katan yegâne gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Ontolojik felsefenin ve Din felsefesinin vazgeçilmez konularından birisi olarak düşünce tarihinde muazzam bir yere sahip olduğu kadar hangi döneme ait olursa olsun, neredeyse tüm dini inançlar içerisinde de önemli bir yere sahiptir.Bertrand Russell, ölümün insan için korkunçluğunu kabul etmekle birlikte, ölüm sonrası yaşamı kabul eden felsefe ve dini inançlara karşı çıkmakta, ölüme karşı Stoacı cesareti tavsiye etmektedir. Russell'a göre insanlık, ?Korku, Kaybettiği yakınlarıyla birlikte olma arzusu, Bu dünyadaki mutsuzluklar ve adaletsizlikler ve Kendisine olan düşkünlüğü ? gibi duygusal nedenlerle, ölümsüzlük inancını benimsemeye yönelmiştir. Ancak bu inanç insanın ölüm karşısındaki korkularını yenmesinde etkili olamamıştır. Bunda inancın doğruluğuna dair kuşku, inancın bireyin bilinçaltının tamamına etki etmemiş olması ve inancında saltık olanların, zayıf inançlı bireylerin yanında bu konudan fazla söz ederek onların korkularını artırmaları etkili olmaktadır.Russell ölümsüzlük inancının doğruluğuna ilişkin delillerin geçerliliğini kabul etmemekte ve mevcut bilim yoluyla bu inancın doğruluğunun ispatlanmasının da mümkün olmadığını söylemektedir. Russell, yaşamın sonsuz olmayışı nedeniyle değerinden bir şey kaybetmeyeceğini ve bilimin ve eğitimin yardımıyla, din insan yaşamından çıkarılırsa daha mutlu bir yaşam sürüleceğin düşünmektedir.Anahtar Kelimeler:1- Ölüm 2- Ölümsüzlük 3-İnanç 4- B. Russell

ÖlümÖlümsüzlük
Elvan Akar
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İbn-i Hazm'da tanım teorisi

Klasik mantığın iki ana konusu vardır. Bu konulardan birincisi, modern mantıkçılar tarafından kavramlar mantığı olarak isimlendirilen tasavvurât, ikincisi ise kıyas mantığı olarak bilinen tasdîkâttır. Tasavvurât başlığı altında kavramlar ve tanım konusu ele alınırken; tasdîkât bahsinde önermeler, akıl yürütme ve akıl yürütme biçimleri ve bunların uygulama alanı olarak görülen beş sanat ele alınmaktadır. Tasavvurât başlığı altında kavramların ele alınmasındaki amaç doğru ve tutarlı bir tanım anlayışına geçmektir. Tanım, insanların bir şey hakkında bilgi edinmesini sağlayan temel unsurdur. Üzerinde konuşulan şeyin tanımı veya sınırları belirlendiği zaman o şey hakkında daha rahat konuşulur ve daha kolay anlaşma sağlanabilir. Bu çalışmada İslam düşünce geleneğinde Zahirîlik mezhebinin sistemleşitircisi olarak kabul edilen İbn Hazm'ın tanım anlayışı ele alınmıştır. Mantık ilminde üzerinde pek fazla durulmayan Endülüslü âlimin, Zahirî kimliği ile mantığa nasıl baktığı ve ilimleri nasıl ele aldığı incelenmiştir. Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde İbn Hazm'ın mantık anlayışının nasıllığı üzerinde durulmuş ve bu ilim hakkında yazmış olduğu etTakrîb adlı eseri tanıtılmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde İbn Hazm'a göre beş tümel ele alınmıştır. İbn Hazm'ın tanım anlayışına ön hazırlık olması için onun beş tümel anlayışı ile Aristotelesçi mantıkçıların beş tümel hakkındaki açıklamaları karşılaştırılarak bir değerlendirme yapılmıştır. Üçüncü bölümde isev İbn Hazm'ın farklı eserlerinde yapmış olduğu bazı kavramlar seçilerek onun mantık ilmi açısından tanım anlayışının ne ve nasıl olduğu ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: İbn Hazm, et-Takrîb, Tanım, Tasavvurât, Endülüs, Mantık.

Din felsefesiFelsefeTanım+3
İbrahim Ülbeği
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Dini iletişim açısından Mevlana üzerine bir araştırma

Çalışmamızda Mevlâna Celâleddin Rûmî'nin muhataplarıyla kurduğu güçlü ve başarılı iletişimin neden ve nasıllarına cevap aranmıştır. Bu, Celâleddin Rûmî'nin eserleri bir bir tahlil edilerek yapılmaya çalışılmıştır. Birinci bölümde, iletişimin temel unsurları olarak kabul edilen Kaynak, Kanal, Alıcı, Mesaj ve Geri Bildirim çağdaş iletişim açısından ele alınmıştır. Ayrıca asıl konuya zihinsel hazırlık olması amacıyla dinî iletişimin kaynağı konumundaki Kur'ân-ı Kerim ve Sünnetteki iletişim esaslarına da yer verilmiştir. İkinci bölümde ise aynı unsurlar Mevlâna Celâleddin Rûmî'nin dinî iletişim anlayışı ve uygulamaları yönüyle incelenmiştir. Rûmî' nin eserlerindeki dinî iletişim olgusunun derin bir şekilde tahlil edilmesi sonucu kaynağın, sağlıklı ve etkin bir dinî iletişim için sahip olması gereken olumlu vasıflarla, olmaması gereken olumsuz vasıfları tespit edilmiştir. Verdiği mesajlar iletişim değeri açısından on ayrı başlık altında sınıflandırılarak ele alınmıştır. Rûmî' nin iletişim kanalı olarak kullandığı sözlü /sözsüz kanallar ile alıcıda aradığı özellikler ve geri bildirimle ilgili olabileceğini düşündüğümüz görüşleri bölümün diğer konularıdır. Birinci bölümde ele alınan "İletişimi Kolaylaştıran ve Engelleyen Unsurlar", ikinci bölümde Celâleddin Rûmî'nin bakış açısına göre tekrar incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Rûmî'nin ortaya koyduğu mistik, mânevi ve bir o kadar da zengin ve pratik değeri olan dinî iletişim anlayışının, günümüz çağdaş iletişim yaklaşımlarının ihmal ettiği dinamikleri de canlandırabilecek nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

DinKur'an-ı KerimMevlana Celaleddin-i Rumi+3
Tülay Düzenli
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Gazete ve dergilerde görülen mantık yanlışları üzerine bir inceleme

Kitle iletişim araçlarından gazete ve dergi, insanların hayatında etkindir. İnsanlar, nasıl bir yol izlerse, yanlışa düşmeden bilgi edinme dünyası kurabilir? Bu sorunun cevabı bir nevi çalışmamızın çerçevesini oluşturacaktır. Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde genel bir bakış ile gazete ve dergi tarihinin arka planından bahsedilmiş, gazete ve dergi tekâmülü ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde ise araştırma konumuz olan gazete ve dergilerde görülen mantık yanlışları ele alınmış ve tanıtılmaya çalışılmıştır. Yalan/sahte haber test edilebilir, hatta doğruluk kontrol merkezleri vasıtasıyla şüpheli haberlerin doğru olup olmadığı teyit edilebilir. Ancak mantık yanlışlarını barındıran gazete ve dergilerde bu durum o kadar kolay olmamaktadır. Gazete ve dergilerde metinler aracılığıyla oluşan anlam ürünlerinde tespit edilen mantık yanlışları konumuzun özünü oluşturmaktadır. Çalışmanın asıl gayesi, yazılı medyada hangi mantık yanlışlarının yapıldığını göstermektir. Aynı zamanda mantık yanlışlarına düşmemeye dikkat çekmektir. Gazetecilikte mantıksal kurgu nasıl olmaktadır? Gazete ve dergilerde yanlışa düşme nedenleri nelerdir? Gazete ve dergilerde hangi mantık yanlışları görülmektedir? Mantık yanlışları azaltılabilir mi? İncelememizde bu sorulara cevap vermeye çalıştık. Gazete ve dergilerin toplumu etkileyen tarafı dikkate alındığı zaman çalışmamız uzaktan yakından herkesi ilgilendirmektedir. Eğer yapılan Enformasyon insanların bilmeleri gereken gerçekleri değil de çarpıtılmış bilgilerin sunumu ise, bu durum insanları yanlışlara götürecektir. Gazete ve dergilere baktığımız zaman birçok mantık yanlışına başvurulduğu/düşüldüğü görülmektedir. Gazeteciler, yazarlar ve okurlar mantık yanlışlarını ne kadar bilirlerse bu konuda farkındalık oluşur ve yanlışların önüne büyük ölçüde geçilmiş olur. Araştırmamızın bu açıdan önemli olduğunu düşünmekteyiz.

DergilerGazetelerKitle iletişim araçları+4
Ali Dinç
Dokuz Eylül University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00

Diğer danışmanlar