Theses supervised by Prof. Dr. İbrahim Keklik

13 theses · Hacettepe University

DoctorateOpen AccessTR

İnsan hakları savunucularında psikolojik güçlenme: Bir temellendirilmiş kuram çalışması

Bu çalışma insan hakları savunucularının, insan hakları çalışmalarına özgü riskler ve zorluklar karşısında faaliyetlerini sürdürmesine yardımcı veya engel olan bileşenlerin belirlenmesini ve bu bileşenlerin insan hakları savunucularının güçlenmeleri üzerindeki etkisini açıklama amacı taşımaktadır. Çalışmada yapılandırmacı temellendirilmiş kuram yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda çeşitli dezavantajlı gruplara yönelik faaliyet yürüten 10 insan hakları savunucusu ve insan hakları savunucuları ile çalışma deneyimine sahip iki ruh sağlığı uzmanı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme verilerinin ilk, odaklı ve kuramsal kodlama aşamaları ile analizi sonucunda insan hakları savunucularında psikolojik güçlenmeyi açıklayan kuramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Analiz sonucunda, insan hakları savunucularının psikolojik açıdan güçlenmelerini etkileyen üç ana bileşen belirlenmiştir. Bu bileşenler (1) psikolojik dayanıklılık, (2) iş-yaşam dengesi, (3) sosyal destek olarak sıralanmaktadır. Üç ana bileşen, odaklı kodlama sürecinde belirlenen 10 kategoriyle ilişkili olarak insan hakları savunucularının güçlenmelerini etkilemektedir. Söz konusu kategoriler kişisel, kurumsal ve toplumsal-siyasi faktörler olarak üç gruba ayrılmıştır. Bu faktörlerle insan hakları savunucularında psikolojik güçlenmeyi belirleyen ana bileşenlerin ilişkisi bulgular kısmında detaylı olarak incelenmiştir. Çalışmanın insan hakları savunuculuğu yürüten kişi, grup ve kurumlara katkı sunabileceği ve aynı zamanda insan hakları savunucularının güçlendirilmesine dair uygulamalara yol gösterici olabileceği düşünülmektedir.

Psikolojik güçlendirme
Gökhan Kabacaoğlu
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde algılanan istismar: Şemalar, cinsiyet rolleri, affetme ve benliğin farklılaşması açısından bir değerlendirme

Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerinde algıladıkları istismar yaşantılarını erken dönem uyumsuz şemalar, toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlar, affetme ve benliğin farklılaşması açısından incelemektir. Analiz sonuçları demografik değişkenler açısından değerlendirildiğinde, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin cinsiyet, baba eğitim düzeyi, yaşamın çoğunun geçirildiği yer ve alkol/madde kullanımı değişkenlerine bağlı olarak istatistiksel açıdan farklılaştığı tespit edilmiştir. Demografik değişkenler ve diğer bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismarı ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Hiyerarşik Regresyon Analizi sonuçlarına göre ilişki süresi, alkol/madde kullanımı, kopukluk şema alanı, diğeri yönelimlilik şema alanı ve olumluya odaklanma alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordarken; cinsiyet (kadın olma), durumu affetme alt boyutu ve erkek cinsiyet rolü alt boyutu negatif yönde yordamaktadır. Demografik değişkenler ve diğer tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %24'ünü açıkladığı görülmektedir. Demografik değişkenler olmadan yalnızca bağımsız değişkenlerin romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini ne şekilde yordadığını belirlemek amacıyla yapılan Yol Analizi sonuçlarına göre diğeri yönelimlilik şema alanı, kopukluk şema alanı, olumluya odaklanma alt boyutu ve kadın cinsiyet rolü alt boyutu romantik ilişkide algılanan istismar düzeyini pozitif yönde yordamaktadır. Tüm bağımsız değişkenlerin birlikte, romantik ilişkide algılanan istismar düzeyinin %21'ini açıkladığı görülmektedir.

BağışlamaBenlik farklılıklarıCinsiyet rolleri+7
Merih Ceylan
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Akran Grup Süpervizyonu Programı'nın psikolojik danışma becerileri, öz-yeterlik, terapötik ittifak ve psikolojik esnekliğe etkisi

Bu araştırmanın amacı, Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans eğitiminde psikolojik danışma uygulamalarının yapıldığı Bireyle Psikolojik Danışma Uygulaması 1 ve 2 gibi uygulamalı derslerde kullanılmak üzere geliştirilen Akran Grup Süpervizyonu Programı'nın (AGSP) psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri, psikolojik danışma özyeterlikleri, terapötik ittifak ve psikolojik esneklik düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada ön test-son test-izleme testi kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Psikolojik Danışma ve Rehberlik lisans programının son sınıfına devam eden psikolojik danışman adayları arasından oluşturulmuştur. Araştırmaya, deney grubunda 11 ve kontrol grubunda ise 14 psikolojik danışman adayı ile başlanmış ve araştırmanın hiçbir aşamasında denek kaybı olmadan araştırma sonlandırılmıştır. Deney grubuna 15 oturumluk Akran Grup Süpervizyonu Programı uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, Psikolojik Danışma Becerileri Ölçeği (PDBÖ), Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği (PDÖÖ), Terapötik İttifak Ölçeği-Terapist Formu (TİÖ-TF), Psikolojik Esneklik Ölçeği (PEÖ) ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Akran Grup Süpervizyonu Programı'nın etkililiğini incelemek için deney ve kontrol gruplarından elde edilen veriler Mann Whitney U testi, Friedman testi ve Wilcoxon işaretli sıralar testleri ile analiz edilmiştir. Araştırmadaki puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı bulunduğu bütün analizlerde, bu farkın etki büyüklüğü hesaplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, araştırma kapsamında geliştirilen Akran Grup Süpervizyonu Programı'nın psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma becerileri, psikolojik danışma özyeterliği, terapötik ittifak ve psikolojik esneklik düzeylerini geliştirmede oldukça etkili bir program olduğu bulunmuştur. Altı ay sonra gerçekleştirilen izleme ölçümlerinde süpervizyon programının etkililiğinin devam ettiği görülmüştür.

Zahide Tonga
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Duygusal manipülasyonun yordayıcıları olarak ebeveynden algılanan psikolojik kontrol ve romantik ilişki temalı obsesyon ve kompulsiyonlar

Duygusal manipülasyon, bireyin çıkarlarını gerçekleştirmek adına örtük şekilde başkalarının duygu, düşünce ve davranışlarını etki altına almasıdır. Duygusal manipülasyon kavramının ilişkili olduğu değişkenleri ortaya koymak fenomenin belirlenmesi ve önleyici çalışmaların gerçekleştirilmesi adına önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı ebeveynden algılanan psikolojik kontrolün ve romantik ilişki temalı obsesyon ve kompulsiyonların, duygusal manipülasyonu yordayıp yordamadığını incelemektir. Çalışmada ilişkisel desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu uygun örnekleme yoluyla erişilen romantik ilişki geçmişi olan veya en az üç aydır devam eden ilişkiye sahip olan genç yetişkin bireyler oluşturmuştur. Çalışma grubunda 259 katılımcı bulunmaktadır (%81.5 kadın, %18.5'i erkek). Veriler, Duygusal Manipülasyon Ölçeği (DMÖ), Psikolojik Kontrol Ölçeği (PKÖ), Romantik İlişki Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği (RİOKÖ) ve Partnere İlişkin Obsesif-Kompulsif Belirtiler Ölçeği (PİOKBÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde çoklu doğrusal regresyon, bağımsız örneklemler t testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Çoklu regresyon analizi sonucunda yordayıcı değişkenlerin duygusal manipülasyon varyansının eş zamanlı olarak %15.9'unu açıkladığı bulunmuştur. Ayrıca duygusal manipülasyon puanı cinsiyete göre anlamlı şekilde farklılaşırken ilişki memnuniyetine göre farklılaşmadığı ortaya konulmuştur. Bulgular, sınırlılıklar ve araştırmacı ve uygulayıcılar için öneriler tartışılmıştır.

Zeynep Çelik
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Romantic jealousy among adults: A cross-cultural study

The aim of this study is twofold: Firstly, it aimed to adapt the Multidimensional Jealousy Scale in Kosovar Albanian cultural context. A Confirmatory Factor Analysis (CFA) on data from 308 Kosovar Albanian adults was conducted for measuring the construct validity of the scale. Rosenberg Self-Esteem Scale was used for testing the criterion validity of the scale. Cronbach's alpha (α) and McDonald's omega (ω) were computed for each subscale for measuring the reliability. Secondly, it aimed to compare 309 Kosovar Albanian and 328 Turkish adults' levels and dimensions of romantic jealousy. The Multidimensional Jealousy Scale and Personal Information Form both in Turkish and Albanian were used as data collection instruments. Finally, independent sample t-tests were performed to investigate the differences between two cultures in jealousy subscales' scores based on demographic variables, including gender, age, and residential area. A one-way ANOVA was used when comparing the Turkish participants' scores by age. After all, the Multidimensional Jealousy Scale (MJS) resulted in three dimensions as in the original scale and yielded a satisfactory level of reliability and validity in Kosovar Albanian context. Cross-cultural differences, with Kosovar Albanians scoring higher in each subscale of jealousy, were found. Moreover, Kosovar Albanian females reported higher emotional jealousy compared to males. While younger (18-25) Kosovar Albanians reported lower cognitive jealousy compared to the older ones (26-35), younger (18-25) Turkish participants reported higher behavioral jealousy compared to the older ones (26-35). Discussion, limitations, and recommendations were discussed.

CultureJealousyAdaptations+1
Lında Agushı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada beğenilmeme korkusunun kendini mükemmeliyetçi gösterme eğilimi ve narsisizm ile ilişkisi

Bu çalışmanın temel amacı sosyal medyada beğenilmeme korkusu, kendini mükemmeliyetçi gösterme ve narsisizm arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırma ilişkisel araştırma modeli ve kolay örnekleme kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma, yaşları 18 ile 35 aralığında değişen 425 kişiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri Sosyal Medyada Beğenilmeme Korkusu Ölçeği, Patolojik Narsisizm Envanteri ve Kendini Mükemmeliyetçi Gösterme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Toplanılan veriler Pearson Korelasyon Testi, Tek Yönlü ANOVA, Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Çoklu Regresyon analizi ile incelenmiştir. Analizlerin ardından sosyal medyada beğenilmeme korkusunun hem kırılgan hem de büyüklenmeci narsisizmle anlamlı ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Bununla birlikte çoklu regresyon analizi, büyüklenmeci narsisizmin sosyal medyada beğenilmeme korkusunu anlamlı bir şekilde yordadığını göstermiştir. Buna karşılık kırılgan narsisizm ve kendini mükemmeliyetçi gösterme değişkenlerinin beğenilmeme korkusunu ise anlamlı olarak yordamadığı saptanmıştır. Araştırma değişkenleri arasında cinsiyete göre anlamlı bir fark bulunmamıştır. Sosyal medyada photoshop kullanma durumuna göre araştırma değişkenlerine ilişkin ortalamaların anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Son olarak artan sosyal medya kullanım sürelerinin narsisizm eğilimleriyle anlamlı olarak ilişkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, büyüklenmeci narsisizm, sosyal medyada beğenilmeme korkusunun önemli bir yordayıcısı olabilir. Bununla birlikte, elde edilen bulgular ilgili alanyazını çerçevesinde tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Almina Gül En
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenci ve mezun psikolojik danışman gruplarında çeyrek yaşam krizinin incelenmesi

Kişinin beliren yetişkinlik olarak adlandırılan, ergenlik ve yetişkinlik arasında yaşadığı iniş çıkışları ifade eden çeyrek yaşam krizi, 20-35 yaş arası grubun gelişimsel olarak yaşadığı zorlukları betimlemeye çalışmaktadır. Bu araştırmanın amacı, Rehberlik ve psikolojik danışmanlık lisans programı öğrencileriyle mezun psikolojik danışmanların psikolojik belirti düzeylerini, varoluşsal yalnızlık, umut, eylemli kişilik değişkenleri ile bir grup sosyodemografik değişken açısından çeyrek yaşam krizi bağlamında incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu devlet üniversitelerinde Rehberlik ve psikolojik danışmanlık lisans programında öğrenimine devam eden kişilerle, üniversitelerin ilgili bölümünden mezun psikolojik danışmanlardan uygun örnekleme yöntemiyle seçilmiş 341 kişi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama sürecinde Kişisel Bilgi Formu, Kısa Semptom Envanteri, Varoluşsal Yalnızlık Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Çok-Yönlü Eylemli Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Ele alınan problemlere uygun olarak Jamovi programında bağımsız örneklemler t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre psikolojik belirti düzeyleri öğrenci/mezun olmaya ve ikamete göre anlamlı bir farklılık göstermezken; cinsiyete göre anksiyete alt boyutunda ve romantik ilişkiye göre depresyon alt boyutunda, kriz yaşama algısı, çalışma durumu ve iş memnuniyetine göre tüm alt boyutlar ve toplam puanda farklılık göstermiştir. Yapılan hiyerarşik regresyon analizine göre umut ve eylemli kişilik katılımcıların psikolojik belirtilerini negatif yönde anlamlı şekilde yordarken, varoluşsal yalnızlık analize dâhil olduğunda bu anlamlı etki ortadan kalkmakta ve varoluşsal yalnızlık anlamlı ve yüksek derecede psikolojik belirtiyi yordamaktadır. Elde edilen bulgular alan yazın doğrultusunda tartışılarak yorumlanmış, araştırmacı ve uygulamacılara öneriler sunulmuştur.

Fatma Betül Karalı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Nesne ilişkileri ile baş etme tutumlarının ilişkisinde umut ve bilişsel esnekliğin rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme süreçlerinin baş etme tutumları ile ilişkisinde sürekli umut düzeyleri ve bilişsel esneklik düzeylerinin aracı rolünün incelenmesidir. Uygun örnekleme yönteminin kullanıldığı araştırmanın katılımcıları, Türkiye'deki farklı üniversitelerin 629 gönüllü öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılara ölçekler uygulanmıştır. Çalışmada Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği ve Bilişsel Esneklik Ölçeği veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Yapısal eşitlik modeli bu araştırmanın veri analiz yöntemidir. Bulgular incelendiğinde, nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkenlerinin sorun odaklı ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile ilişkisinde, bilişsel esnekliğin ve umudun aracı rolü anlamlı bulunmaktayken, duygu odaklı başa çıkma tutumları ile ilişkisinde aracı rolü anlamlı bulunmamıştır. Nesne ilişkileri, gerçeği değerlendirme, sürekli umut, bilişsel esneklik, sorun odaklı başa çıkma tutumları, duygu odaklı başa çıkma tutumları ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları ile cinsiyet ve yaş değişkenleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Nesne ilişkileri ve gerçeği değerlendirme değişkeninin, sorun ve işlevsel olmayan başa çıkma tutumları değişkenlerini istatiksel olarak önemli düzeyde yordadığı; duygu odaklı başa çıkma tutumları değişkenini yordamadığı görülmüştür. Çalışmanın sınırlılıkları ile araştırmacılar ve uygulamacılar için öneriler tartışılmıştır.

Baş etme stratejileriErken dönem nesne ilişkileriEsneklik+1
Gizem Sarıgül
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Predicting ambivalent sexism with social dominance orientation, cognitive flexibility and precarious manhood

The aim of the current thesis was to investigate the impact of social dominance orientation, cognitive flexibility, and precarious manhood on ambivalent sexism, in a research sample of men aged between 18-35. Additionally, this study sought to identify the predictive power of sociodemographic variables (relationships status, age, education status) on research variables. A convenience sample of volunteers 452 men were participants in the study. Ambivalent Sexism Scale (ASI), Social Dominance Orientation Scale (SDO7), Cognitive Flexibility Inventory (CFI), Perceived Threat to Manhood Scale (PTTMS) and demographic information form were used as data collection instruments. Data analyses were conducted by the SPSS 29 software package, by using multiple linear regression analyses. In addition, to test whether there is a significant difference in the ambivalent sexism, benevolent sexism and hostile sexism according to participants' relationship status, age and education, independent group t-test and ANOVA analysis were conducted. The result of multiple linear regression indicated that SDO total score, CFI total score, and PTTMS total score were significant positive predictors of ambivalent sexism. As social dominance orientation and precarious manhood increase, ambivalent sexism also shows an increase. To further investigate predictor variables' influence on ambivalent sexism, two additional linear regressions have been conducted for two subfactors of AS. Social dominance orientation, cognitive flexibility, and precarious manhood have been identified as significant positive predictors of hostile sexism. Benevolent sexism, on the other hand, is significantly posivitely predicted by the total scores of social dominance orientation and precarious manhood. Findings and limitations have been discussed in the light of the relevant literature, and recommendations have been provided to researchers and practitioners.

Nazlı Eylül Uşaklı
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Atanamayan öğretmenlerde çeyrek yaşam krizi: Nitel bir çalışma

Çeyrek yaşam krizi; örgün eğitim sonrası yetişkin yaşamına uyum sağlamaya çalışan gençlerin deneyimlediği gelişimsel zorlukları tanımlamaktadır. Bu çalışmada Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) aracılığı ile kamuda istediği alanda en az iki kez yerleşememiş öğretmen adaylarının olası çeyrek yaşam krizi yaşantılarının derinlemesine bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda çalışma nitel araştırma desenlerinden fenomenolojik yaklaşımla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında 11 genç yetişkin (24-35 yaş aralığında) öğretmen adayı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler fenomenolojik bir çalışmaya uygun olacak şekilde tematik analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Çalışma bulguları; 1) kriz öncesi, 2) kriz ve 3) kriz sonrası olmak üzere üç boyutta incelenmiştir. Katılımcıların yetişkinliğe geçiş sürecinde kariyerle ilişkili alanlar başta olmak üzere, sosyal ve romantik ilişikler ve uygun yetişkin kimliği edinme hususunda birtakım zorluklar deneyimlediği bulgusuna ulaşılmıştır. Çalışmada yetişkin yaşamının zorluklarının yanında bireylerin yaşadığı sosyoekonomik bağlamın da yetişkinliğe geçiş sürecini zorlaştırdığı; üniversite mezunlarının sayısındaki artışın ve emek piyasasındaki daralmanın katılımcıların uygun yetişkin rolleri edinmesinin önündeki başlıca engel olduğu ifade edilmiştir. Beliren yetişkinlerin yetişkinliğe geçiş sürecinde deneyimlediği zorlukların tanımlanması, bireylerin deneyimledikleri süreci adlandırmaları ve uygun baş etme yollarını keşfetmeleri bağlamında önem arz etmektedir. Bulguları literatür kapsamında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

Gelişim psikolojisiGenç yetişkinlerGeçiş dönemi+3
Ayşe Karagöz Çam
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık yüksek lisans programı öğrencilerinin çeyrek yaşam krizi deneyimleri

Bu araştırmada Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans programı öğrencilerinin yetişkinliğe geçiş sürecinde deneyimledikleri çeyrek yaşam krizi yaşantısının bütüncül ve kapsamlı bir şekilde betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'de ikamet eden ve 23-28 yaş aralığındaki 12 Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans öğrencisi ile yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla çeyrek yaşam krizi yaşantılarına dair veri toplanmıştır. Katılımcılarla görüşmeler online görüşme platformları üzerinden düzenlenmiştir. Bu çalışmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma deseni kullanılan bu çalışma, fenomenolojik bir çalışmadır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemlerinden betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Betimsel analiz sonucunda 2 tema (çeyrek yaşam krizi ve bütünsel modelle örtüşmeyen bulgular), 5 alt tema (sıkışmışlık/hapsolmuşluk (locked-in) krizi, dışarıda kalma (locked-out) krizi, yüksek lisansın çeyrek yaşam krizindeki yeri, imkan kısıtlılığıyla yüzleşme, olağan dışı gelişmeler) ve 5 kategori [sıkışmışlık/hapsolmuşluk (locked-in) evresi, ayrılık (separation) evresi, ara verme (time out) evresi, keşif (exploration) evresi, yeniden inşa (rebuilding) evresi] oluşturulmuştur. Çalışmada Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans programı öğrencilerinin lisans mezuniyetlerinden sonra farklı şekillerde ve düzeylerde çeyrek yaşam krizi belirtileri deneyimledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların icra ettikleri mesleğe göre iş memnuniyetlerinin farklılaştığı görülmüştür. Eğitim yaşantısına devam etmenin akademik kariyer düşünen veya araştırma görevlisi olarak çalışan Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık programı mezunları için olumlu ve yaşamda bulundukları konumu sağlayan bir deneyim olduğu söylenebilir. Ancak, yüksek lisans programının akademi dışındaki alanlarda çalışan katılımcılar için çeyrek yaşam krizi belirtilerini yükselten bir yaşantı olduğu düşünülmektedir. Katılımcı paylaşımları incelendiğinde Türkiye'de yaşayan beliren yetişkinlerin Robinson'ın çeyrek yaşam krizi bütünsel modeline uymayan yaşantılarının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulgular ve sınırlılıklar tartışılmıştır, öneriler sunulmuştur.

Şevval Pala
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların anlatısal kimlik gelişiminde baba kaybının yeri

Bu araştırma, 6-18 yaş aralığında baba kaybı yaşamış kadınların babalarının ölümünü ve yas deneyimini ve bu deneyimin anlatı kimliklerindeki yerini ayrıntılı ve derinlikli bir şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin farklı bölgelerinde yaşayan, 6-18 yaş aralığında baba kaybı yaşamış 11 kadın oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılarak bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir ve bu görüşmeler esnasında kişilerin yaşam hikayelerine, geçmiş yaşantılarına, güncel durumlarına ve geleceğe ilişkin bakış açılarına dair sorular sorulmuştur. Gerçekleştirilen görüşmelerde, bireylerin hayat hikayelerini kendine araştırma konusu edinen genelde anlatı araştırması özelde ise anlatı araştırmasının türlerinden olan hayat hikâyesi araştırması kullanılmıştır. Verilerin analizinde veri setini en küçük boyutlarda incelemeye ve betimlemeye olanak tanıyan tematik analiz yönteminden faydalanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre beş ana tema belirlenmiştir. Bu temalar: (1) ölüm, (2) ailevi kavramlar, (3) kişilerarası ilişkiler, (4) toplum ve kültür ve (5) anlatı kimliği dönüşümüdür ve her bir ana temanın alt temaları bulunmaktadır. Ölüm teması, ölüme ilişkin farkındalık, çocukluk döneminde ölümü anlamlandıramama ve ölüm ile dini inanç alt temalarını içerirken; ailevi faktörler teması, değişen aile içi ilişkiler, değişen aile içi roller ve sorumluluk alt temalarını içermektedir. Kişilerarası ilişkiler teması, sosyal çevre alt temasını ve evlilik ve romantik ilişkiler alt temasını kapsamaktadır. Toplum ve kültür teması ise toplum beklentileri, toplumsal cinsiyet rolü ve yetimlik kavramı temalarını içermektedir. Son olarak, anlatı kimliği dönüşümü teması, ölüm sonrası yaşanan duygusal deneyimler, öz anlatı, hayat ve gelecek algısı ile seçimler ve kararlar alt temalarını kapsamaktadır. Bulgular alanyazın doğrultusunda tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar sözcükler: baba kaybı, yas, kimlik gelişimi, anlatı kimliği, cinsiyet

Makbule İrem Pilgir
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Trakya Türkü ve istanbul Rumu genç yetişkinlerin azınlık olma yaşantılarının incelenmesi

Batı Trakya Türk azınlığı ve İstanbul Rum azınlığı uluslararası bir anlaşma olan Lozan antlaşması ile özel statüye alınmış ve hakları belirlenmiş olan azınlıklardır. Bugün Batı Trakya Türkleri Trakya bölgesinin Yunanistan'da kalan kısmı içerisindeki en büyük nüfusa sahip ikinci etnik grubu teşkil etmektedir. İstanbul Rumları ise sayıları oldukça azalmış olmasına karşın İstanbul'daki tarihi konumları ve İstanbul'da bulunan Ortodox Patrikhanesinin baş hamisi olmaları nedeniyle özel bir konuma sahiptirler. Ancak şimdiye kadar özel hak ve konuma sahip olan bu iki azınlığa mensup bireylerin psikolojik durumlarını inceleyen ve iyileştirmek için öneriler ortaya koyan bir çalışma yapılmamıştır. Nitel araştırma deseni kullanılan bu araştırma kapsamında Batı Trakya Türk azınlığına ve İstanbul Rum azınlığına mensup genç yetişkin bireylerin azınlık olmaları nedeniyle maruz kaldıkları yaşantılar ve toplumun geneline göre daha çok risk altında oldukları konuların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada Batı Trakya Türk azınlığı ve İstanbul Rum azınlığına mensup, 20-25 yaş arasında olan 18 katılımcıyla görüşülmüş ve görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda oluşan temaların Batı Trakya Türklerinden ve İstanbul Rumlarından katılımcılarda birbirinden farklılaşmadığı ve büyük ölçüde benzerlik gösterdiği görülmüştür. Çalışmada bulgular (1) sosyal dışlanma kaynakları, (2) koruyucu ve risk faktörleri ve (3) psikososyal çıktılar olmak üzere üç tema ve bu temalar altındaki alt temalarda toplanmıştır. Bulguların sunulmasının ardından sonuçlar alanyazın ışığında tartışılarak önerilere yer verilmiştir.

AzınlıklarBalkan TürkleriBatı Trakya+7
Onour Impram
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00

Other supervisors