Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Aydın
13 theses · Ordu University, Aydın Adnan Menderes University, Dokuz Eylül University, Sakarya University
Ticari gemiler için personel seçim kriterlerinin bulanık AHP ve TOPSIS teknikleri kullanılarak belirlenmesi
Bu çalışmada ticari gemilerde kaptan olarak görev yapacak olan kişilerin seçimi için gerekli olan kriterlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemleri hibrid şekilde kullanılmıştır. Bulanık AHP yöntemiyle kaptan seçimi için belirlenen ana ve alt kriterlerin önem değerleri hesaplanmıştır. Bulanık TOPSIS yöntemi ile de üç kaptan adayı arasından en iyi adayı bulmak için bir örnek uygulama yapılmıştır. Yapılan çalışmada kullanılan ana ve alt kriterlerin belirlenmesi amacıyla sekiz kişiden oluşan bir uzman grubuyla çalışılmıştır. Literatür çalışması ve uzman grubunun görüşleri doğrultusunda beş ana kriter ve 32 alt kriter tespit edilmiştir. Bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemlerinde kullanılan formlar uzman grubuna gönderilerek yapılan değerlendirmeler Microsoft Excell programı kullanılarak hesaplanmıştır. Eğitim ve mesleki nitelikler ile güvenlik ve risk yönetimi bilinci ana kriterlerinin önem değerlerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Alt kriter bazında ise ilk 5 sırada, sırasıyla, sektör tecrübesi, yabancı dil, denizcilik alanında eğitim, ilgili eğitim ve sertifikalar ve risk değerlendirme ve iyileştirme kriterlerinin geldiği belirlenmiştir. Çalışmada elde edilen alt kriterlerin önem dereceleri kullanılarak bulanık TOPSIS yöntemiyle örnek bir uygulama yapılmıştır. Uygulamadan elde edilen sonuçlara göre kaptan seçiminde işe en uygun aday olarak 0.0283 değeri ile Aday 2 tespit edilmiştir. İkinci sırada ise 0.0258 değeri ile Aday 3 bulunmaktadır. Son sırada ise 0.0242 değeri ile Aday 1 yer almaktadır. Yapılan çalışmada, denizcilik sektöründe personel seçimi için bulanık AHP ve bulanık TOPSIS yöntemlerinin birlikte kullanıldığı bir yaklaşım sunulmuştur. Önerilen hibrid yaklaşımın sektörde personel seçiminde kullanılabilir olduğu öngörülmüştür.
Türkiye'nin Akdeniz kıyısı Kekova bölgesi'ndeki istilacı denizkestanesi (Diadema setosum)'nin bazı biyoekolojik özelliklerinin araştırılması
Bu araştırma kapsamında, Kaş-Kekova Bölgesi'nde Haziran 2022 - Haziran 2023 tarihleri arasında, istilacı/yabancı olarak tanımlanan uzun dikenli denizkestanesi Diadema setosum (Leske, 1778) türünün bazı biyoekolojik özellikleri incelenmiştir. Örnekleme, SCUBA dalış yöntemiyle aylık periyotlar şeklinde yapılmıştır. Üç istasyonda, toplamda 992 birey örneklenmiş ve örneklerden toplam ağırlık, test çapı,test yüksekliği, gonad ağırlığı ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca gonadosomatik indeks değerleri, türün ortamda bulunma yoğunlukları ve biyokütleleri hesaplanmış, gonad besin kompozisyonu analizleri yapılmıştır. Üreme dönemi, gonadosomatik indeks değeri ve histolojik olarak tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında ayrı bir istasyon olarak belirlenen, su üstünde kalan yüzeyi 40 m çapında ve ortalama derinliği 4 m olan bir adacığın etrafı önce deniz kestanelerinden arındırılmış ve sonrasında türün zamana bağlı yayılışı gözlemlenmiştir.Ölçülen bireylerin ortalama ağırlıkları 123.10±76.23 g, ortalama test çapı 64.46±15.59 mm, ortalama test yüksekliği 33.38±8.67 mm olarak tespit edilmiştir.Gonadosomatik indeks değeri en yüksek Temmuz ayında 18.26 olarak hesaplanmıştır. Gonadların besin madde içeriklerinden protein, yağ, nem ve kül ortalamaları sırasıyla; %26.71,%34.08, %71.81 ve %11.37 olarak hesaplanmıştır. Türün örnekleme dönemi boyunca ortamda bulunma yoğunluğu ortalama 0.75 adet/10m2, biyokütlesi ortalama 99 g/10m2 olarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak istilacı bir tür olan D. setosum'un Kaş-Kekova Bölgesi'nde Haziran ve Temmuz aylarında yoğun olarak üreme aktivitesi gerçekleştirdiği belirlenmiştir. Çalışma süresi boyunca bölgede türün yoğunluğunun azaldığı ve yayılma hızının çok fazla olmadığı tespit edilmiştir. D. setosum türünün gonadının vücuda ağırlıkça oranı ve gonad besin bileşenleri dikkate alındığında önemli bir ticari ürün olabileceği düşünülmektedir.
İstilacı yeni bir tür pasifik istiridyesinin (crassostrea gigas) doğu karadeniz'de dağılımı ve bazı biyo-ekolojik özellikleri
Pasifik istiridyesi Crassostrea gigas pasifik orjinli bir çift kabuklu türü olup, oldukça yüksek bir ticari değere sahiptir. Dünyanın birçok bölgesinde yetiştiriciliği yapılmakta olan bu tür, dünyada en çok üretilen çift kabuklu türüdür. Değişen çevresel koşullara karşı sahip olduğu yüksek adaptasyon yeteneği, hızlı büyüme kabiliyeti ve güçlü üreme potansiyeli nedeniyle de istilacı bu türün yayılım alanı hayli geniştir. Bu tez çalışmasında, C. gigas türünün Doğu Karadeniz bölgesindeki varlığı SCUBA ve ABC dalış yöntemi kullanılarak araştırılmış, var olan bölgelerde örneklemeler yapılmıştır. Örneklenen C. gigas türünün dağılımları, yoğunlukları, morfometrik özellikleri ve besin madde bileşenleri araştırılmıştır. Çalışma süresi boyunca 673 adet birey örneklenmiştir. Örneklenen bireylerde kabuk boyu (KB), kabuk eni (KE), kabuk kalınlığı (KK), kabuk ağırlığı (KW), toplam ağırlık (W) ve et ağırlığı (EW) ölçümleri yapılmıştır. Kabuk boylarının 11.87 – 157 mm arasında değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Kabuk boyu ve ağırlık arasındaki ilişki W = 0.0021KB2.4039 olarak hesaplanmış ve büyümenin negatif allometrik olduğu belirlenmiştir. Örneklemenin yapıldığı Fatsa, Giresun ve Ünye bölgelerindeki türün biokütlesi sırasıyla 0.7-0.3 ve 0.5 Kg/m2 olarak ve yoğunluğu ise 6.9-5.5 ve 5.2 N/m2 olarak hesaplanmıştır. Türünün besin madde bileşenlerinden protein değeri %13.64, lipit değeri %7.46, nem değeri % 76.96 ve kül değeri % 1.94 olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, türün Karadeniz'in Türkiye kıyılarını yoğun bir şekilde istila etmeye başladığı ve bu bölgeye adaptasyon sağlayıp üreyebildiği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bu türün yakın gelecekte Karadeniz'de nasıl bir dağılım göstereceği, bölgedeki yayılma potansiyelinin ve ekosisteme etkisinin araştırılması büyük önem arz etmektedir. Türün bölgeye sağlıklı bir şekilde adapte olması ve ekosistemde uyum içinde varlığını sürdürebilmesi halinde, Karadeniz'deki balıkçılık ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağı da öngörülmektedir.
Pamuk yetiştiriciliğinde topraktan ve yapraktan azotlu gübre uygulamalarının verim ve kalite üzerine etkileri
Bu araştırma, toprağa farklı dozlarda N uygulamasına ilave olarak farklı zamanlarda yapraktan N uygulamasının pamukta verim ve kalite özelliklerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Bu çerçevede, Aydın ili koşullarında gerçekleştirilen denemede; ana parselleri topraktan azot dozları (0, 7.5 ve 15 kg N/da), alt parselleri ise yapraktan azotlu gübre uygulama dönemleri (kontrol, taraklanma, çiçeklenme öncesi ve koza oluşumu öncesi) oluşturmuştur. Topraktan N uygulamasının; bitki boyu, kütlü verimi, koza kütlü ağırlığı, çırçır randımanı, üniformite, yaprak fosfor ve potasyum içeriği üzerine pozitif yönde; iplik olasılık indeksi ve lif inceliği üzerine ise negatif yönde etkide bulunduğu saptanmıştır. Yaprağa farklı dönemlerde yapılan azot uygulamalarının, bitki boyu, yaprak azot içeriği, çırçır randımanı ve lif inceliği üzerine önemli düzeyde etki ettiği bulunmuştur. Bu araştırma sonucuna göre, topraktan N uygulamalarının yaprak N uygulamalarına göre etkisinin daha fazla olduğu, yaprağa farklı dönemlerde uygulanan N uygulamalarının, dönemler arasında çok fark oluşturmadığı kanısına varılmıştır. Ayrıca, farklı dönemlerde yapraktan %5'lik (w/v) üre uygulamaları bitkide herhangi bir fitotoksiteye neden olmamıştır.
Bazı cin mısırı (Zea mays everta Sturt.) genotiplerinde fosfor kullanma etkinliği üzerine bir araştırma
Bu çalışma 2018 yılında, Aydın yöresinde yaygın olarak yetiştirilen cin mısırı genotiplerinin erken gelişme dönemindeki fosfor alımı ve fosfor etkinliğini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme, sekiz farklı mısır genotipi (N1517, N15820 EVERTA, N341262, SH2662, SHXP1044, N34117, 2X6) ve üç farklı fosfor dozu (0, 75 ve 150 mg P kg-1) ile tesadüf parselleri deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak yürütülmüştür. Çıkıştan sonra toplam 46 günlük bir yetiştirme süresinin ardından hasat edilmiştir. Fosfor uygulama dozu, genotip ve P dozu x genotip interaksiyonu bitki boyu, toprak üstü aksam yaş ağırlık, toprak üstü aksam kuru ağırlık, kök kuru ağırlık ve kök fosfor konsantrasyonunu parametrelerinde istatistiki düzeyde önemli bulunmuştur. Toprağa uygulanan P dozlarına paralel olarak bitkide agronomik P etkinliği değerlerinde artış meydana gelmiştir. Kontrol uygulamasına göre 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında meydana gelen agronomik P etkinliği sırasıyla % 52.30 ve % 108.50 olmuştur. Agronomik etkinlik açısından genotiplerin sıralaması SHXP1044, 2X6, N341262, N15820, N1517, EVERTA, SH2662, N34117 şeklinde belirlenmiştir. Bitkide P konsantrasyonlarına göre fizyolojik etkinlik değerleri 0, 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında sırasıyla 4.54, 5.58 ve 7.00 olmuştur. Toprak üstü aksam ile kaldırılan P miktarına göre fizyolojik etkinlik değerleri ise 0, 75 ve 150 mg P kg-1 uygulamalarında sırasıyla 6.37, 5.00 ve 4.58 şeklinde bir azalış meydana gelmiştir. Bu çalısma sonucunda P etkin çesit seçiminde birden çok özelliğin dikkate alınması gerektiği, bunun ekonomik açıdan oduğu gibi toprakların sürdürülebilirliğinin korunması bakımından da önemli olduğu ortaya konulmustur.
Sıvı hayvan gübresinin pamuk tarımında üst gübre olarak kullanılabilirliği ve uygun doz araştırması
Bu çalışmada, pamuk yetiştiriciliğinde sıvı hayvan gübresinin üst gübre olarak kullanılabilirliği ele alınmıştır. Deneme Nazilli Pamuk Araştırma İstasyonu arazisinde, 2012 yılı Mayıs ayında kurulmuştur. Deneme 2 adet kontrol ve 4 adet sıvı hayvan gübresi olmak üzere toplam altı konudan oluşmuştur. Sıvı hayvan gübresi dozları 4, 8, 12 ve 16 kg N/da, kontrol dozları ise 0 ve 9 kg N/da (kimyasal gübre) şeklinde düzenlenmiştir. Çalışmada yaprak besin elementi içeriği, bitki boyu, odun dalı sayısı, meyve dalı sayısı, açık koza sayısı, kapalı koza sayısı gibi kantitatif özellikler, çırçır randımanı, 100 tohum ağırlığı, lif mukavemeti, lif uzunluğu, lif inceliği, erkencilik oranı ve toplam kütlü pamuk verimi değerleri belirlenmiştir. Kontrol uygulamasına (0 kg N/da) göre sıvı hayvan gübresi uygulamaları yaprak N ve Ca içeriğini arttırmış, Fe içeriğini düşürmüş, diğer besin elementi içeriklerini ise etkilememiştir. Ayrıca sıvı hayvan gübresi uygulaması ile bitki boyu, meyve dalı sayısı, odun dalı sayısı, kütlü pamuk verimi, çırçır randımanı ve 100 tohum ağırlığı üzerine olumlu etkiler belirlenmiştir. Kalite özelliklerine olan etkisi ise önemsiz bulunmuştur. En yüksek kütlü pamuk verimi sıvı hayvan gübresi uygulaması (12 kg N/da) ve kontrol (9 kg N/da, amonyum nitrat formunda) uygulamasından elde edilmiştir. Yapılan bu çalışma ile sıvı hayvan gübresinin pamuk tarımında üst gübre olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir.
Pamukta (Gossypium hirsutum L.) bor toksisitesi ve humik madde uygulamasının etkileri
Bu çalışma, farklı bor içeriklerine sahip sulama suyu (0.6-1.8-5.4-16.2 mg l-1) ve humik maddenin (0-20-40 kg da-1) pamuk bitkisinin (Gossypium hirsutum L.) gelişimi, besin elementi içerikleri, verim, verim unsurları, lif kalite özellikleri, toprağın besin elementi dengesi ve pamuğun fitoremediasyonda kullanılabilme potansiyelini belirlemek amacıyla 2011 ve 2012 yıllarında Adnan Menderes Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Çiftliğinde yapılmıştır. Deneme bölünmüş parseller deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Artan miktarlarda bor uygulamaları, toprak yarayışlı bor içeriğinin toksik seviyeye ulaşmasına ve bitkide bor toksisite simptomlarının oluşmasına neden olmuştur. Sulama suyunda bor toksisite sınırının pamuk bitkisi için 1.8-5.4 mg B l-1 arasında kaldığı belirlenmiştir. Gözlemi yapılan tüm parametrelerde bor toksisitesinin etkisi ikinci yılda daha şiddetli olmuştur. 2011 yılında kütlü verimi 16.2 mg B l-1 uygulaması ile 0.6 mg B l-1' a göre % 13.75, 2012 yılında ise % 73.32 oranında azalmıştır. Bitki bor içeriği 16.2 mg B l-1 uygulaması ile 0.6 mg B l-1' a göre ilk yıl % 468.56; ikinci yıl ise % 1152.08 oranında artmıştır. Bitkide bor birikiminin özellikle yaprakta ve generatif organlarda olduğu tespit edilmiştir. En yüksek bitki bor içeriği ilk yıl 1020 mg B l-1, ikinci yıl ise 2048 mg B l-1 ile 16.2 mg B l-1 uygulamasından elde edilmiştir. İki yıllık çalışma sonucunda pamuk fitoremediasyon kapasitesinin ortalama 0.23 kg B da-1 ve fitoremediasyon potansiyelinin ortalama 1/57 olduğu, ikinci yıl pamuk fitoremediasyon kapasitesinin ilk yıla göre arttığı ancak bor toksisitesi şiddetlendikçe azaldığı belirlenmiştir. Toprağa uygulanan humik maddenin incelenen tüm özellikler üzerine önemli etkisinin olmadığı gözlenmiştir.
Farklı azot dozlarının rubygem ve fortuna çilek çeşitlerinde verim ve meyve kalite kriterleri üzerine etkisi
Bu çalışma, Aydın ili Sultanhisar ilçesinde, farklı azot dozlarının (0, 7, 14, 21, 28 ve 35 kg N/da) Fortuna (Fragaria x ananassa Duch. Fortuna) ve Rubygem (Fargaria x ananassa Duch. Rubygem) çilek çeşitlerinde verim ve meyve kalite kriterlerine olan etkisini araştırmak amacıyla 2013-2014 üretim yılında yürütülmüştür. Azot dozlarının 1/4'ü dikimde, 1/4'ü sonbaharda ve 2/4'ü ilkbaharda verilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, Fortuna ve Rubygem çilek çeşitlerinin yaprak N, P, K değerleri tüm uygulamalarda yeterli düzeylerde bulunmuştur. Farklı azot dozları Fortuna ve Rubygem çeşitlerinde ilk çiçeklenme tarihi, tomurcuk sayısını açan çiçek sayısını kol sayısı ve verimi üzerine etkili olduğu belirlenmiştir. Meyve boyutları hasat zamanına paralel olarak azalma göstermiş ancak azot uygulamaları bunun üzerine etkili olmamıştır. Fortuna çilek çeşidinin ortalama verim, ortalama tomurcuk sayısı, ortalama açan çiçek sayısı ve ortalama toplam suda çözünür madde miktarının Rubygem çilek çeşidine göre yüksek olduğu saptanmıştır. Meyve verimi açısından en iyi sonuç ilk haftalarda 14 kg N/da uygulamasında, sonraki haftalarda ise 28 kg N/da ve 35 kg N/da azot dozlarında gerçekleşmiştir. Genel olarak bakıldığında azot uygulamaları ürün kalitesi üzerine çok etkili olmamıştır. Ürün kalitesini koruyabilmek açısından daha serin koşullarda, gecikme olmaksızın depolanması gerekliliği ortaya konulmuştur.
Aydın merkez ilçesi pamuk üretiminde yetiştirme koşullarının verim, lif ve tohum özellikleri üzerine etkisi
Bu çalışma, Aydın ilinde, farklı yetiştirme koşullarının pamukta verim, lif ve tohum özellikleri üzerine etkisini irdelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Aydın'da pamuk yetiştiriciliği yapılan 30 farklı araziden toprak, yaprak ve kütlü pamuk örnekleri alınmıştır. Üretim sürecinde kullanılan girdiler ve yetiştirme koşulları belirlenmiştir. Toprak ve yaprak örneklerinin analiz sonuçları, sınır değerleri ile karşılaştırılarak arazilerin verimlik durumları saptanmıştır. Ayrıca, lif ve tohum özelliklerinin genel dağılımı ve bunların yetiştirme koşulları ve toprak özellikleriyle olan ilişkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre toprak ve bitki isteğine uygun gübre uygulamalarında sorunlar olduğu belirlenmiştir. Toprakların büyük bölümünde kireç ve pH değerlerinin yüksek düzeylerde olduğu, organik madde, potasyum ve bor içeriklerininise düşük seviyelerde bulunduğu tespit edilmiştir. Yaprak analiz sonuçlarına göre de arazilerin büyük bir bölümünde azot ve fosfor içeriklerinin düşük düzeylerdir. Çırçır randımanın düşük fakat kütlü verimin yüksek, lif kalite değerleri de iyi durumdadır. Ayrıca, pamuk tohumlarının yağ ve yem değerleri arzu edilen sınırlar içinde bulunmaktadır. Verim, verim komponentleri ve kalite parametreleri ile yetiştirme koşulları ve toprak özellikleri arasında istatistiki açıdan önemli korelasyon değerleri elde edilmiştir. Özellikle toprakların tuz, N, K, Ca ve Mg içerikleri, ekim zamanı, sulama sayısı ve gübre kullanım miktarları pamukta verim, lif ve tohum özellikleri üzerine en etkili parametreler olarak belirlenmiştir.
Farabi ve Thomas Aquinas'a göre Tanrı'nın varlığı ve sıfatları
Seçilmiş eserlerine göre Fahrettin Razi'nin ahlak felsefesi
Bu çalışma, XI. yüzyılın sonlan ile XII. yüzyılın başlarında yaşamış olan, ünlü bilgin Fahrettin Razi'nin ahlak felsefesini tespit ve değerlendirmeyi amaç edinmiştir. Razi'nin tefsir ve kelamla ilgili görüşlerine yönelik bilimsel çalışmaların sayısı fazla olmasına karşın, onun felsefeyle özellikle de ahlak felsefesiyle ilgili görüşlerine yönelik her hangi bir çalışma yapılmamıştır. Razi'nin ahlak düşüncesi, psikoloji ve ahlakın karşılıklı ilişkisi üzerine kurulmuştur. Bu nedenle, giriş bölümünde, Razi'nin rasyonel psikolojiyle ilgili görüşleri ele alınmış, insan ( insani nefis) ve mahiyeti üzerinde durulmuştur. Birinci bölümde, rasyonel psikolojiye dayalı olan Razi'nin ahlak anlayışı, amacı açısından incelenmiştir. Ayrıca, bu amacı oluşturan mutluluk, yetkinlik, iyi, zevk (haz), servet ve makam-mevki kavramları bakımından değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, mutluluğa götüren eylemlerin nasıl ortaya çıktığı ele alınmış ve bu eylemler irade özgürlüğü, ahlaki sorumluluk ve erdem açısından değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, arzu gücüyle ilgili olarak servet sevgisi, riya, makam- mevki tutkusu, övülmeyi sevme ve yerilmekten hoşlanmama gibi olumsuzluklar ve bunların nasıl giderileceği tartışılmıştır. Sonuç bölümünde ise, bu çalışma neticesinde ulaşılmış bazı önemli noktalara temas edilmiştir.
Karaman ve çevresindeki ziyaret yerlerinin ve manevi halk inançlarının dinler tarihi ve din olgusu açısından tahlili
Tarihî Türk lehçelerindeki cümle bağlayıcıları
Cümle bağlayıcıları; cümleler arasında açıklama, ekleme, karşıtlık, sonuç bildirme başta olmak üzere birçok farklı işlevle ilgi kuran dilbilgisi yapısıdır. Yazılı ve sözlü anlatımın anlamlı bir bütün oluşturması; bağlaçlar ve bunun bir alt kolunu oluşturan cümle bağlayıcılarının yerinde kullanımı ile doğru orantılıdır. Bağlayıcılar, ilgi kurduğu cümlelerdeki yargının gelişim tarzı hakkında bilgi barındırması özelliği ile de araştırmacılar tarafından çalışmaya değer bulunmaktadır. Sözcükleri, sözcük gruplarını ve cümlelerini anlam bakımından birbiriyle ilişkilendiren yapıya bağlaç adı verilir. Bağlaçlar iki eş görevdeki iki yapıyı çeşitli yönlerden birbirine bağlayarak anlamın bütünleşmesinde büyük rol oynar. Cümleler arasında ilgi kuran yapılar cümle bağlayıcısı olarak tanımlanabilir. Metnin tamamının anlaşılır olması için gerekli olan tutarlılık ile bağdaşıklık ve bu tutarlılık ile bağdaşıklığın bağlayıcılar ile sağlanması bizi böyle bir çalışma yapmaya teşvik eden temel nedendir. Bağlayıcılar; anlamı belirginleştirme özelliğiyle metnin anlaşılır olmasındaki en önemli etkenlerden biri olarak görülür. Sözcük türleri içerisindeki yeri hakkında farklı görüşler bulunan bağlayıcılar; çalışmalarda çoklukla edat ve bağlaç kategorilerinde ve cümle dışı unsurlar arasında değerlendirilmiştir. Bu durum bağlayıcıların dinamik ve geçişken yapısından kaynaklanmaktadır. Bir cümlede edat olarak nitelendirilebilecek bir sözcük bir başka cümlede bağlaç veya bir başka cümlede cümle bağlayıcısı olarak tanımlanabilmektedir. Ancak her cümlenin ve her sözcüğün geçtiği metin veya cümle bağlamında değerlendirilmesi mevcut bu karışık durumun önüne geçilmesini sağlayan en önemli unsurlardan birisi olduğu için bu tez çalışmasında, her bağlayıcı yer aldığı bağlam çerçevesinde değerlendirilmiştir.