Prof. Dr. Mehmet Şahingöz danışmanlığındaki tezler
13 tez · Gazi University, Ankara Hacı Bayram Veli University
İbrahim Hakkı Paşa'nın hayatı ve devlet adamlığı (1863-1918)
Bu çalışmamız, Osmanlı Devleti?nin son döneminin önemli devlet adamlarından olan İbrahim Hakkı Paşa?nın (1863-1918) biyografisinden oluşmaktadır. İbrahim Hakkı Paşa 1882?de Mekteb-i Mülkiyye?den birincilikle mezun olduktan sonra devletin çeşitli kademelerinde görev almıştır. İlk olarak, Hariciye Nezâreti Tahrirât Kalemi?nde stajyer memur, sonra sırasıyla Mabeyin-i Hümâyûn Tercümanlığı ve Bâbıâli Hukûk Müşâvirliği görevlerinde bulunmuştur. İbrahim Hakkı Paşa, Osmanlı Devleti?nin askeri, siyasi ve ekonomik alanda büyük sorunlar yaşadığı bir dönemde bürokratik görevlerinin yanı sıra Mekteb-i Hukûk ve Mekteb-i Mülkiyye?de Hukûk-ı İdâre ve Devletler Hukûku gibi dersler vermiştir. İbrahim Hakkı Paşa?nın devletler hukûku alanında yapmış olduğu çalışmalar ve birden fazla yabancı dil bilmesi, Bâbıâli Hukûk Müşâvirliği sırasında yurtiçi ve yurtdışında siyasî, hukûkî ve malî konularda birçok komisyonlarda görev almasını sağlamıştır. İbrahim Hakkı Paşa, bürokratik görevlerinden sonra 1910?da İttihat ve Terakki?nin desteği ile sadrazamlığa getirilmiştir. Sadrazamlığı sırasında İtalya?nın Trablusgarp?ı işgal etmesi, İbrahim Hakkı Paşa?nın hatalı idaresine bağlanmış ve ağır eleştirilere maruz kalmıştır. Bu sebeple sadrazamlıktan istifa etmiş ve 1915?te Berlin Büyükelçiliği?ne atanmış ve Berlin?de 1918?de vefat etmiştir. Cenazesi İstanbul?a getirilerek Yahya Efendi Türbesi?nde defnedilmiştir. Anahtar Kelimeler 1. II. Meşrûtiyet 2. Bâbıâli Hukûk Müşâvirliği 3. Mekteb-i Hukûk 4. İttihat Ve Terakki 5. Adl ü ihsan
Sadri Maksudi Arsal'ın tarihçiliği
Sadri Maksudi Arsal, Türk bilim dünyasına önemli katkılar sunmuş çok yönlü bir bilim insanıdır. Sadri Maksudi temel olarak hukuk, lisan ve tarih alanlarında faaliyet göstermiş ve yaptığı çalışmalarla Türk bilim camiasında müstesna bir yer kazanmıştır. Onun yaşamına bakıldığında tarih biliminin köklü ve ayrı bir yeri olduğu hemen görülecektir. Sadri Maksudi Arsal'ın ilk akademisyenlik deneyimi tarih sahasında olduğu gibi ilk akademik makalesi de tarih alanında yayımlanmıştır. Maksudi Türkiye'de daha önce siyasi kimliği ile sınırlı bir çevrede tanınmaktaydı. Bir bilim insanı olarak Türkiye kamuoyunda ilk tanınması ise tarihçi kimliği ile olmuştur. Sorbon Üniversitesi Türk Tarihi müderrisi olarak Türkiye'ye gelmiş, konferanslar vermiş, Atatürk'le görüşerek Türkiye'ye temelli gelme daveti almıştır. Tarih çalışmalarını bakıldığında ise hemen hemen tüm faaliyetlerini Türkiye'de yapmıştır. Türkiye'de sadece tarih çalışmaları yapmamış aynı zamanda tarih çalışmalarının kurumsallaşma noktasında da önemli bir rol üstlenmiştir. Biz bu çalışmamızda öncelikle Sadri Maksudi'nin tarihçiliğinin önemli dönüm noktalarını tespit ederek, muhteviyatı ve karakteristik özellikleri hususunda değerlendirmelerde bulunduk. Daha sonra Sadri Maksudi'nin; Türk Tarih Kongrelerindeki faaliyetleri, Türkiye'deki ilk tarih çalışmaları, Türk Tarih Tezi çalışmalarına katkısı ve Türk Ocağı Türk Tarihi Tetkik Heyetinin kuruluşundaki rolü, tarih alanında yaşadığı münakaşalar ve hukukçuluğu ile tarihçiliği arasındaki ilişki detaylıca incelenmiştir. Son olarak ise tarihçi kimliği tüm yönleriyle irdelenmiştir.
Tarih öğretiminde kadın imajının yeniden inşası
Tarih öğretiminin değişen yöntem ve amaçları sosyal tarih konularını da ön plana çıkarmaya başlamıştır. Sosyal tarihe ve gündelik hayata ilginin artması ile kadın tarihi de konuşulan konular arasında yerini almıştır. Feminizmin ve toplumsal cinsiyet çalışmalarının katkısı ile kadın tarihi konusu ders kitaplarında sorgulanmaya başlanmıştır. Kadın imajlarının ve rollerinin ders kitaplarında sorgulanması, imaj çalışmalarına ışık tutmuştur.Bu çalışmanın amacı, mevcut tarih ders kitaplarında eksik olduğu düşünülen kadın imajlarına dikkat çekerek tarih ders kitaplarında kadın imajının yeniden inşasına ön ayak olmaktır. Ayrıca öğrencilerin kadın tarihine ilişkin tutumlarına ulaşarak, öğrenci tutumlarını sorgulamaktır. Öğrencilerin önerdiği kadın rolleri ve imajlarına ulaşılmaya çalışılmıştır.Kadın imajının yeniden inşasına yönelik yapılan bu çalışmada, I. bölümde Beşli Likert Tipi tutum ölçeği geliştirilerek uygulanmış ve öğrenci tutumları belirlenmiştir. Öğrenci tutumları cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi bakımından değerlendirilmiştir.Ayrıca öğrenciye açık uçlu iki soru yöneltilerek, cinsiyet ve anne baba eğitim düzeyinin öğrencilerin tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Öğrencilerin önerdiği kadın imajlarına ve rollerine ulaşılmıştır. Her iki anketin analizi ile elde edilen bilgiler tablolar aracılığıyla tasnif edilmiştir. Tarih ders kitaplarında eksik olduğu düşünülen imajlarla ilgili bir öneri geliştirilmiştir.Önerilen kadın imajlarının gerekçeleri verilen tarihsel bilgilerle ortaya konmuştur. Verilen bilgilere muhakkak eklenecek çok kişi ve bilgi bulunmaktadır; ancak öneri olarak sunulan imajlar için örnek kadınlar seçilmiştir. Her bir bölümü ayrı ayrı kitaplaştırılabilecek potansiyele sahip olan imajların bu tez içinde tamamlanması mümkün görülmemektedir.Tarihteki çok yönlü kadınların hangi imaj dahilinde ders kitaplarına yerleştirileceği sorun olmuştur. Ancak bu kadınlar çeşitli başlıktaki imajlarda tekrar anlatılarak bu sorun aşılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda verilen, ders kitaplarına yerleştirilebilecek kadın tablosu eki ile bu imaj çalışması desteklenmiştir.
İnönü hükûmetleri ve dönemindeki iç ve dış gelişmeler (1961 - 1965)
Tezin amacı, tarihi gerçeklik ve tarihçilik bilinci çerçevesinde, Cumhuriyet Tarihi boyunca toplam on ayrı hükümete başkanlık etmiş olan İsmet İnönü'nün 1924 Anayasası bağlamında ve tek partili dönemde kurduğu hükümetler zamanındaki uygulamaları ile 1961 Anayasası bağlamında ve çok partili dönemde kurduğu hükümetler zamanındaki uygulamaları arasındaki az ya da çok, benzerlik ya da farklılıkların ortaya konarak, İnönü hükümetlerinin bu geçiş dönemi ve konjonktürel değişime uyum sürecinin layıkıyla incelenmesidir.Tezin kapsamı üç bölümden oluşmaktadır: I. Bölümde, 27 Mayıs 1960 İhtilali'nin ardından kurulan ve İsmet İnönü'nün başkanlığını yaptığı üç ayrı koalisyon hükümetinin kuruluş süreçleri tarihi, siyasal, sosyolojik boyutlarıyla ele alınmıştır. II. Bölümde, İnönü Hükümetleri döneminde, yani 1961-1965 yılları arasında meydana gelen iç siyasal, sosyo-kültürel ve ekonomik gelişmeler, oluş sırasına uygun ve dönemin aydınlatılması konusunda hiçbir ayrıntı gözden kaçırılmadan konu edilmiştir. III. Bölümde, İnönü Hükümetleri döneminde, yani 1961-1965 yılları arasında meydana gelen dış siyasal gelişmeler yine kronolojik ve detaylarıyla birlikte incelenmiştir. Ancak bu inceleme yapılırken, II. Bölümde olduğu gibi, dış siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmeler olarak ele alınmamış, yalnızca Türkiye'nin bizzat müdahil olduğu ya da Türkiye'yi ilgilendiren siyasal gelişmeler konu edilmiştir.Tez hazırlanırken kullanılan yöntem, tek partili ve çok partili siyasal sistemler dönemlerinde görülen iç ve dış siyasi, sosyo-kültürel ve ekonomik birçok gelişmenin meydana çıkışı ve bu dönemde İnönü Hükümetlerinin kuruluş şekilleri ile uygulamaları bağlamında teorik alt yapısının oluşturulmasının ardından, her iki dönemi de aydınlatabilecek birincil ve ikincil kaynaklarla birlikte telif-tetkik ve araştırma eserlerinin değerlendirilmesi benimsenmiştir.İsmet İnönü'nün kurmuş olduğu hükümetler genelde ayrı ayrı incelenmekte ve tek partili dönem ya da çok partili dönem olmak üzere tasnife tabi tutulmaktaydı. Yapılan çalışmalar genellikle bu yönde ve hep birbirini tekrarlar nitelikteydi. Bu çalışmanın kapsamı her iki dönemi de içine alacak şekilde tutulduğundan çalışma, diğer çalışmalardan farklı bir tarz ve üslupla yazılmıştır. Faydalı, aranır ve kullanılır bir çalışma olacağı düşünülmektedir.Çalışma sonunda birçok sonuca varmak mümkündür. Ancak en önemli sonuç, İsmet İnönü Hükümetlerinin tek partili ya da çok partili, devletçi ya da liberal, otokrat ya da demokrat hangi dönem ya da aralıkta olursa olsun, uyum sürecinde az ya da hiçbir sıkıntı çekmediği ve dönemin şartlarına göre kimi zaman denge, kimi zaman başat aktör politikası takip ederek, geçiş süreçlerini başarıyla atlattığıdır.Dönemin faşist, baskıcı ve yönetimsel bağlamda diktatöryal uygulamaları esas tutan liderleriyle karşılaştırılan ve kendisi de diktatörlükle suçlanan İsmet İnönü'nün tüm liderler gibi, sadece dünya konjonktürüne uyum sağlamaya çalıştığı ve dünyadan bağımsız bir politika izlenemeyeceği gerçeğini politik uygulamalarıyla gösterdiği bilinen, ama görmezden gelinen bir gerçektir. Bu çerçevede, İsmet İnönü'nün I. Dünya Savaşı'ndan sonra Milli Şeflikle anılması, II. Dünya Savaşı'ndan sonra ise, çok partili demokrasiye geçmek için çalışmalar başlatması dünya konjonktürüne ve statükoya verdiği önemi gösterdiği gibi, bunlardan bağımsız olunamayacağı gerçeğini de gözler önüne sermektedir.
Tarih öğretmeni tipleri ile sınıfa yansıyan tarih anlayışı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi
Bu çalışmada, tarih öğretmenlerinin tarih anlayışları, öğretim stilleri, öğretmenlerin tarih anlayışlarını etkileyen yaşantıları ve öğretmenlerin tarih anlayışlarının öğrencilerin fikirleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmanın amacı, tarih öğretmeni tipleri ile sınıfa yansıyan tarih anlayışı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir.Bu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karışık yöntemden (mixed method) yararlanılmıştır. Bu çalışma iki ayrı bölüm halinde yürütülmüştür. İlk olarak, Tarih Öğretmenlerinin Tarih Öğretmeni Tiplerine İlişkin Görüşleri Ölçeği kullanılarak öğretmenlerin tarih öğretmeni tiplerine ilişkin görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında, beş tarih öğretmeni tipinin her birini temsil eden ikişer öğretmen ve bu öğretmenlerin ikişer öğrencisiyle görüşme yapılmıştır.Araştırmanın nicel boyutu tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Bu aşamada kullanılmak üzere, Evans'ın (1994) araştırmasına dayanarak Tarih Öğretmenlerinin Tarih Öğretmeni Tiplerine İlişkin Görüşleri Ölçeği geliştirilmiştir. Uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilen bu ölçeğin 80 öğretmenle pilot uygulaması yapılarak ölçme aracına son hâli verilmiştir. 239 tarih öğretmenine uygulanan ölçme aracından elde edilen veriler SPSS 15.0 paket programında yüzde, frekans, aritmetik ortalama ile ?tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmanın nitel boyutunda tarih öğretmenlerinin tarihin ne olduğuna ilişkin görüşlerini, bilgi birikimlerinde etkili olan yaşantılarını, tarih eğitiminin amaçlarına yönelik hangi görüşlere sahip olduklarını, tarih derslerindeki öğretim stilleri, tarihteki modeller ve tarihsel genellemeler konusundaki görüşlerini belirlemek amacıyla görüşme yöntemine başvurulmuştur. Tarih öğretmenleri ve onların öğrencileriyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler betimsel analiz yoluyla incelenmiştir.Bulgulara göre, tarih öğretmeni tiplerine ilişkin betimsel veriler incelendiğinde en büyük grubu Eklektikler (%34,3) oluştururken en küçük grubu ise Kozmikler (%2,1) oluşturmaktadır. Bu çalışmada yer alan tarih öğretmenlerinin yaklaşık üçte birinin Eklektik, yaklaşık üçte birinin Rölativist-Reformcu ve yaklaşık üçte birinin ise Bilimsel Tarihçi tarih öğretmeni tipinin özelliklerini taşıdıkları söylenebilir.Beş tarih öğretmeni tipini temsil eden öğretmenlerin öğrencileriyle yapılan görüşmelerde öğrencilerin genel olarak ?tarihin ne olduğu, tarihi öğretme amacı ve tarih dersindeki öğretim stilleri? konusunda öğretmenlerinin görüşlerini yansıttıkları görülmüştür. Tarih derslerindeki öğretim stili ile ilgili olarak öğrencilerin görüşleri incelendiğinde tarih öğretmenlerinin öğrenci merkezli öğretim anlayışından uzak oldukları görülmektedir.Bu bulgular ışığında tarih öğretmenlerinin yetiştirilmesine, tarih öğretmenlerinin bireysel gelişimlerine, okullarda tarih öğretimine ileride yapılabilecek araştırmalara ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tarih Eğitimi, Ortaöğretim, Tarih Öğretmeni Tipi, Tarih Anlayışı.
Atatürk ilkeleri ve inkılâp tarihi öğretiminde çoklu ortam kullanımının akademik başarı ve tutumlara etkisi
Bu araştırmanın amacı, çoklu ortam kullanımının öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersindeki akademik başarılarına, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihine, bilgisayara ve çoklu ortama yönelik tutumlarına etkisini belirlemektir. Araştırmanın deneysel uygulaması 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği 1. sınıf A-B şubelerinde öğrenim gören 71 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda 36, kontrol grubunda 35 öğrenci yer almıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın verileri Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi akademik başarı testi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği, bilgisayar tutum ölçeği, çoklu ortam tutum ölçeği ve Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinde çoklu ortam kullanımına yönelik değerlendirme formu ile toplanmıştır.Akademik başarı testi ve tutum ölçeklerinden elde edilen veriler SPSS 15.0 programında bağımsız gruplar için t testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve tekrarlı ölçümler için iki faktörlü ANOVA ile değerlendirilmiştir. Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinde çoklu ortam kullanımına yönelik değerlendirme formuna cevap veren deney grubundaki 36 öğrencinin cevapları nitel araştırma yöntemleri ilkeleri doğrultusunda doküman değerlendirme teknikleriyle değerlendirilmiş ve öğrencilerin bu konuya yönelik ortak görüşleri belirlenmeye çalışılmıştır.Araştırmanın nicel bölümünün sonuçlarına göre, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi dersinde çoklu ortam kullanımı öğrencilerin akademik başarılarında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık oluşturmuştur [F(1-69) = 6.040, p<.05)]. Çoklu ortam kullanımı, öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihine yönelik tutumları üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın oluşmasına neden olmuştur [F(1-69) = 9.423, p<.01)]. Çoklu ortam kullanımı, öğrencilerin bilgisayara yönelik tutumları üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır [F(1-69) = .380, p>.05)]. Çoklu ortam kullanımı, öğrencilerin çoklu ortama yönelik tutumları üzerinde istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır [F(1-69) = .352, p>.05)].Deney grubundaki öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi akademik başarı son test puanları cinsiyet değişkenine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılık oluşturmamıştır (t(34)=.537, p>.05). Deney grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(34)=.471, p>.05). Deney grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(34)=1.301, p>.05). Deney grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(34)=.863, p>.05).Kontrol grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği ön test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(33)= .192, p>.05). Kontrol grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(33)= .418, p>.05). Kontrol grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(33)= .891, p>.05). Kontrol grubunda yer alan kız ve erkek öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık yoktur (t(33)= 1.280, p>.05).Deney grubunda yer alan öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi akademik başarı son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-32)= 2.068, p>.05). Deney grubunda yer alan öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-32)= 1.191, p>.05). Deney grubunda yer alan öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-32)=1.743, p>.05). Deney grubunda yer alan öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-32)= .934, p>.05).Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi akademik başarı son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-31)=.406, p>.05). Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-31)=.515, p>.05). Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-31)= 2.339, p>.05). Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları öğrenim durumlarına göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (F(3-31)= 1.686, p>.05).Deney grubunda yer alan öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları kişisel bilgisayar sahibi olma durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t(34)=.766, p>.05). Deney grubunda yer alan öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları kişisel bilgisayar sahibi olma durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t(34)=.897, p>.05).Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin bilgisayar tutum ölçeği son test puanları kişisel bilgisayar sahibi olma durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t(34)=.360, p>.05).Kontrol grubunda yer alan öğrencilerin çoklu ortam tutum ölçeği son test puanları kişisel bilgisayar sahibi olma durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir (t(34)=1.301, p>.05).Deney grubundaki öğrenciler, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi öğretiminde çoklu ortam kullanımına yönelik değerlendirmelerinde çoklu ortamda hazırlanan etkinlikler sayesinde daha iyi öğrendiklerini, bilgilerin kalıcı olduğunu, derslerin tekdüzelikten kurtulduğunu, derse karşı ilgilerinin arttığını, kendi hızlarına göre çalışabildiklerini, ders kitabına ve öğretim elemanına bağımlılıklarının azaldığını, bilgilerin farklı kaynaklarla desteklenebildiğini ve üst düzey düşünme becerilerinin geliştiğini belirtmişlerdir.Çoklu ortam uygulamalarına yönelik olumsuz görüşler ise çoklu ortamla ders işleme sürecinde öğretmen-öğrenci etkileşiminin yeterli olmadığı ve sınıf atmosferinden uzaklaşıldığı yönündedir.Anahtar Kelimeler: Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi öğretimi, çoklu ortam, akademikbaşarı, tutum.
Türk üniversitelerinde tarih öğrenimi
Bu araştırmanın amacı Türkiye'de bulunan Yükseköğretim Kurumlarından Fen-Edebiyat ve Eğitim Fakülteleri Tarih Bölümleri ile Tarih Eğitim Anabilim Dallarının Tarih öğrenimi ve sorunlarını ortaya koymaktır.Bu araştırmanın yürütülmesinde genel tarama modeli kullanılmıştır. Genel tarama modelinde bu araştırmayla, Türkiye Cumhuriyetindeki üniversitelerin Tarih Bölümleri ve Tarih Eğitimi Anabilim Dalarlının durumu ve sorunları değerlendirmektedir. Değerlendirme Tarih Bölümlerindeki öğretim elemanları ve bu bölümlerde öğrenim gören öğrencilerin görüşlerine dayalı olarak yapılmıştır.Bu araştırmanın evrenini Türkiye'deki üniversitelerin Tarih bölümlerinde görev yapan öğretim elemanları ve bölümlerde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Gazi, Hacettepe, Ankara, Marmara, İstanbul ve Balıkesir Üniversitelerinin Tarih bölümlerinde görev yapan 70 öğretim elemanı ve bu bölümlerde öğrenim gören 300 öğrenci oluşmaktadır.Araştırmanın sonucunda ders süreleri, eğitsel materyaller, bölümlerin bilimsel proje yürütme potansiyelleri, öğrenci sayıları, kütüphane hizmetleri, derslikleri ve binaları fiziki koşulları, tarih dersi programları, öğrenci rehberlik hizmetleri, lisans programının süresi, yabancı dille tarih eğitimi, tarih ders kitapları, mezunların iş imkanları ve ayrıca tarih dersinin duyuşsal alana katkılarıyla ilgili sonuçlar tespit edilmiştir.
20. yüzyılda Ahıska Türkleri
Azerbaycan`ın Sovyetleştirilmesi
120 ÖZET 1905 Devrimiyle Rusya'nın her tarafında olduğu gibi Azerbaycan'da da örgütlü siyasi faaliyetler başladı. Burada RSDİP, KADET, SD gibi Rusya çapında çalışan partilerin dışında bölgesel meselelere ağırlık veren Difai, Himmet, Müsavat gibi partiler kuruldu. Bu bölgesel partilerin ve siyasi çalışmaların temsil ettiği yerel hedefler ve tutumlar 1917 Şubat ihtilali ile önem kazandı. Rusya'da Çarlık Rejiminin sona erip yerine geçici hükümetin kurulmasından sonra Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan'ın dahil olduğu Transkafkasya bölgesinde geçici yönetimin idare organı olarak Transkafkasya Özel Komitesi kuruldu. Ancak Ekim devrimiyle Rusya'da iktidara Bolşevikler gelince bölgedeki yerel siyasi partilerin öncülüğünde Transkafkasya komiserliği kuruldu. Rusya'nın idare şeklini belirleyecek olan kurucu meclisin Ocak 1918'de Bolşevikler tarafından dağıtılmasından sonra Transkafkasya ile Rusya arasındaki ipler koptu. Bundan sonra kurucu meclis için yapılan seçimlerde bölgeden seçilen temsilcilerden oluşan bir meclis oluşturularak Transkafkasya'da federasyonu ilan edildi. Bölgenin kaderini bundan sonra büyük devletlerin aldığı tavırlar belirlemiştir. Osmanlı Devleti Transkafkasya federasyonu ilan edildikten sonra bu devletle diplomatik ilişkiler kurarak barış anlaşması yapmak üzere harekete geçti. Osmanlı Devleti'nin amacı 1914 yılındaki sınırlan'na kavuşmaktı. Fakat Osmanlı Devleti'nin bu yönde sunduğu barış şartları, Transkafkasya Federasyonunun Gürcü, Azeri ve Ermeni temsilcileri arasında büyük anlaşmazlıklara sebep olmuş ve neticede Bölgede 1918 başlarında Azerbaycan, Gürcistan ve Ermenistan devletleri ortaya çıkmıştır.121 Azerbaycan Cumhuriyeti kurucu meclis seçimlerinde bölgede en fazla oyu alan Müsavat Partisi'nin oluşturduğu hükümetle bağımsız bir devlet olarak dış münasebetlere girişmiştir. Azerbaycan'ı Mondros mütarekesine kadar Osmanlı Devleti, Çarlık Rusyasınm hakim olduğu sahadaki hükümetleri tanımayan Bolşevik istilasına karşı Azerbaycan'ı himaye etmiştir. Bundan sonra bölgeye gelen İngilizler ise iç muhalefet nedeniyle 1919 yılı ortalarında bölgeyi terk etmek durumunda kalmıştır. Bu sırada Bolşevikler ise Rusya'da duruma iyice hakim olmaya başlamış ve Azerbaycan önünde bir Engel olan Denikin'i de bertaraf ederek. Azerbaycan'a yönelme fırsatını ele geçirmişlerdir. Nitekim Kızıl ordu Azerbaycan'a yöneldikten sonra, Azerbaycan Komünist Partisinin ültimatomunu kabul emek zorunda kalan Azerbaycan Milli Hükümeti iktidarı komünistlere bıraktı. Azerbaycan'ın siyasi olarak sovyetleştirilmesi 30 Aralık 1922 tarihinde TSSFC'ni meydana getiren cumhuriyetlerden biri olarak SSCB'ye katılmasıyla sona erdi. Sovyet yönetimi bundan sonra komünizm ideallerinin yaygınlaşması ve benimsenmesi için kültür politikasına ağırlık verdi, sosyal hayatın bütün alanlarında komünizm idealleriyle çelişen her şeye cephe alınarak yok edilmeye çalışıldı. Alfabe değişiklikleri, edebi çevrelerin baskı altında tutulması, İslam dinine karşı başlatılan kampanyalar ve eğitim şahsında yapılan bazı düzenlemeler hep bu amaca yönelikti.
Türkistanskiye Vedomosti gazetesine göre Türkistan'da Ruslaştırma siyaseti
Bu çalışmada "Turkistanskiye Vedomosti Gazetesi" nin ilmi makalelerine, Özbekistan Cumhuriyeti Milli Devlet Arşivi (ÖCMDA), SSCB Merkezi Askeri Tarih Arşivi (SSCB MATA) ve Kazakistan Cumhuriyeti Milli Devlet Arşivindeki (KCMDA) belgelere dayanılarak Çarlık Rusya'nın sistematik bir şekilde uyguladığı işgal ve Ruslaştırma siyasetinin ilmi açıdan incelenmesi hedeflendi. Bunun yanı sıra araştırmada karşılaştırmalı analiz yaparak haberlerin doğruluğunu tespit etmek amacıyla arşivdeki gizli dosyalar incelendi. Bunun dışında Çarlık dönemi ilim adamların ve tarihçilerin araştırmaları, genelgeleri ve raporları kullanıldı. Konu dört ana başlık altında incelenmektedir. Birinci bölümde "Turkistanskiye Vedomosti Gazetesi" nin tarihçesi, çıkış amacı ve faaliyetleri ele alındı. İkinci bölümde Rusların Türkistan'da uyguladıkları asimilasyon metotları, Rus idari sistemi, toprak siyaseti ve Türkistan'da Rus iskanı ele alın maktadır. Ana başlık teşkil eden, üçüncü bölümde detaylı bir şekilde Çarlık Rusya'sının eğitim politikası, Ruslaştırma yöntemleri, Rus okulların amaç ve faaliyetleri incelenmiştir. Ayrıca 20. Yüzyılın başında Ruslaştırma siyasetinin nasıl olması gerektiğinin tartışıldığı Rus Orta Okulları Birinci Kurultayı belgeleri incelenmiştir. Dördüncü bölümde ise Türkistanlıların Rus eğitim politikasına ve Ruslaştırma siyasetine karşı tepkileri ele alınmıştır.
Mehmet Şemsettin Günaltay'ın hayatı, ilmi, , idari, siyasi faaliyetleri
İlim, fikir ve siyaset adamı M. Şemsettin GÜNALTAY 1883'te Erzincan'a bağlı Kemaliye (Egin)'de doğdu. Girdiği okulları başarılı bir şekilde bitiren Günaltay, Yüksek öğretmen Okulu fen şubesinden mezun olmasına rağmen ülkenin içinde bulunduğu felâket ortamında, ülkenin kurtuluşuna yönelik çözüm bulmaya çaba sarf edenler arasına katılıp, ortaya koyduğu çözümlerin ilmî, fikrî, sosyal temellerini araştırmaya başladı. İlk yazdığı eserlerle ve dinî mecmualardaki yazıları ile bir İslamcı olarak tanınmış ancak, Batı kültürü ile temasından kazandığı tenkit ruhu ile hareket etmişti. Koyu şeriatçılardan ve mutaassıp dindarlardan kolaylıkla ayrılıp, bu istikamette mümtaz bir yer almıştı, istanbul Üniversitesi fakültelerinde hocalığı devam ederken, 1915 yılında İttihat ve Terakkinin Ertuğrul (Bilecik) Mebusu olarak Meclise girdi. Meclisteki görüşmelerde yaptığı konuşmalarla O, alınacak kararların tashih edicisi gibiydi. Mecliste aldığı görevlerin yanı sıra İttihat ve Terakki ileri gelenlerini sorgulayan komisyonda da bulundu. Sorduğu sorular, devlet mekanizmasının gerektiği gibi niçin işlemediğine, Savaş neticesi ağır sonuçlarla karşılaşmamak ile ilgili alınması gereken tedbirler doğrultusundaydı. Teceddüt Fırkası kurucuları arasında da yer alan Günaltay, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-ı Hukuk Cemiyeti'nin İstanbul Teşkilâtında, bir süre sonra da Kuvây-ı Millîye içinde yer aldı. İstanbul Belediye Başkan vekilliği görevinde bulunan Günaltay'ın milletvekilliği Yeni Türkiye'de 1923'te Cumhuriyet Halk Partisi Sivas milletvekili olmasıyla başladı. Bu dönemler içerisinde Meclis Başkan vekili ve Parti Grubu Başkanı vb. görevlerde de bulunan Günaltay, yedi dönem arka arkaya Sivas, bir dönem Erzincan Milletvekili seçildi. Onun ilmî kişiliği, mutedil yapısı ve geniş deneyimi Başbakan olarak önerilmesinde etkili oldu. 15 Ocak 1949-22 Mayıs 1950 tarihleri arasında 27 yıllık C.H.P. iktidarının son Başbakanı idi. Onun işbaşına geçer geçmez taahhüdü, millet iradesini tam anlamıyla yansıtacak bir seçim kanunu idi. O, fedakâr ve olgun bir anlayışla her eleştiriye karşı sabırlı bir tutum sergilemiş, gayretleri ile 16 Şubat 1950 tarih 5545 sayılı gizli oy-açık tasnif hakim teminatına bağlı seçim kanunun çıkarılmasında birinci derecede rol oynayıp bunun icraatından da kendisini sorumlu tutmuştu. "İlk mekteplerde din derslerini okutturmaya başlayan, İlahiyat Fakültesi açan bir Hükümetin Başkanıyım" diyen Günaltay'ın Din Eğitimi ve Din işleri organizasyonunda temel aldığı esas; dinî efsanelerin ve ülkeyi tahrip edici zihniyetin gelişmesine müsaade edilmemesi şeklinde cereyan etti. Atatürk'ün direktifi ile kurulan Türk Tarih Kurumunun kuruluşunda üye olduğu gibi 1941 yılından ölüm tarihi olan 1961 yılına kadar Başkanlığını yapmış, organizasyonları ile olduğu gibi bir kütüphaneyi hatırlatan bibliyografya ortaya koymuştur. O, Türk Tarih Tezinin kurucuları arasında yer aldı. Türk Tarihinde, sahasında otorite olan hocalar yetiştirdi. Kendi deyimi ile Milletine borcunu ödedi. Eserleri ile onun çabası, Türk milletinde mevcut olan millî ruh ve seciyelerin ortaya çıkarılmasını sağlamak, Millî enerji kaynağımızın sonsuzluğu ile geleceğin gene Türklerin olması amacına yönelik olmuştu. M. Şemsettin Günaltay, Türk milletine inanan, Türklerin her işi başaracağına, her zorluğu yeneceğine ve her vadide ilerleyeceğine dair en sağlam inancı taşıyan bir Türk'tür. Bir milliyetçidir. 1961 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi Temsilciler Meclisi üyeliğine seçilen Günaltay, 20 Ekim 1961 'de İstanbul'da vefat etti. O. Türk tarihinde birden fazla yönüyle tanınan mümtaz şahsiyetlerden birisidir.
Türkiye'deki Doğu Türkistan muhacirlerinin faaliyetleri (1950-1980)
Doğu Türkistan, Türklüğün anavatanı olan Türkistan'ın bir bölümünü oluşturmaktadır. Tarihin en eski dönemlerinden itibaren Türk hakimiyetinde bulunan bölge, yaklaşık 250 yıldır Çin istilasına maruz kalmaktadır. Çinliler ile yapılan mücadelelerin neticesinde zaman zaman Doğu Türkistan'dan göçler yaşanmıştır. Göçlerin temel sebepleri, Çin işgali altında yaşamamak ve Doğu Türkistan'ın bağımsızlığı için dünyadan destek sağlamak olmuştur. Bu doğrultuda 20. yüzyılda yapılan göçlerin nihayete erdiği ülkelerden birisi de Türkiye'dir. Keşmir, Hindistan, Pakistan ve Afganistan üzerinden Türkiye'ye ulaşan göçmenler, oldukça meşakkatli bir göç yolculuğu yaşamışlardır. Doğu Türkistanlıların lider kadrosunun da Türkiye'ye yerleşmesi neticesinde Türkiye, Doğu Türkistan diasporasının merkezi haline gelmiştir. Doğu Türkistanlıların ilk hedefi, ülkelerinin tanınmasını sağlamak olmuştur. Böylece vatanlarında yaşananlardan dünya haberdar olacak ve Çin yönetimi üzerinde uluslararası baskı kurulmuş olacaktır. Doğu Türkistanlı göçmenler bu hedef doğrultusunda diaspora çalışmalarına başlamışlardır. Kitap, dergi, broşür yayınlayarak neşriyat sahasında faaliyet göstermişlerdir. Dernekler ve vakıflar kurarak toplumsal çalışmalar yürütmüşlerdir. Ulusal ve uluslararası toplantılara iştirak ederek Doğu Türkistan'ın tanınmasına gayret göstermişlerdir. Bu çalışmalar yürütülürken diaspora üyeleri arasında fikir ayrılıkları ve anlaşmazlıklar baş göstermiştir. Liderlik tartışmaları ve yöntemsel anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. Yaşanan anlaşmazlıklar basın-yayına da yansımış, göçmenler arasında ihanet suçlamaları yapılmıştır. Diasporada görülen ayrılıklar, güç bölünmesine sebep olduğu kadar Çin yönetimlerinin de menfaatine olmuştur. Bu çalışmada Doğu Türkistan'dan Türkiye'ye yapılan göçler ve 1950-1980 yılları arasındaki diaspora faaliyetleri incelenmiştir. Çeşitli sebeplerden dolayı diaspora çalışmaları 1980'e doğru zayıflamıştır. 1980'li yıllarda canlanma emareleri gösteren faaliyetler ancak 1990'lı yıllarda yoğunlaşmıştır. Ancak bu yıllarda diaspora merkezi yavaş yavaş Batı ülkelerine kaymıştır. Dolayısıyla çalışmanın tarihi 1980 ile sınırlandırılmıştır. Doğu Türkistanlıların diaspora faaliyetlerinin, ülkelerinin tanınması bakımından başarılı olduğu söylenebilir. Lakin esas hedef olan bağımsızlığın hayata geçirilmesi noktasında bir başarıdan söz etmek mümkün değildir.
Tarih derleri genel amaçlarının kazandırılma düzeylerine ilişkin öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri
Bu araştırmanın temel amacı ortaöğretim tarih eğitim sistemini oluşturan unsurlardan öğrenci, öğretmen ve velilerin tarih derslerinin genel amaçlarının kazanılma düzeylerine ilişkin görüşleri ve bu görüşler arasındaki benzer ve farklı yönlerin belirlenmesidir. Araştırmada, karma yöntem desenlerinden ardışık sıralı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda lise son sınıf öğrencilerinin öğretim programlarında yer alan tarih derslerinin genel amaçlarının öğrencilere kazandırılma düzeyine ilişkin görüşlerini beş dereceli olarak ölçecek şekilde geliştirilen soru formları kullanılmıştır. Tarihsel bilgi, tarihsel düşünme becerileri ve temel değer kazanımlarını ifade eden bu ölçek analizinde; betimsel istatistiklerden, standart sapma ve ortalama kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanmasında velilere yönelik yazılı form, öğretmen ve öğrencilere yönelik görüşme formu kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın nicel ve nitel boyutundan elde edilen bulgular ışığında ortaöğretim tarih eğitiminin genel amaçlarını oluşturan bilgi, beceri ve değer kazanımlarına yönelik olarak öğrenci katılım oranları ile öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri sonucunda bu kazanımlara yönelik benzer ve farklı yönler belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlar ışığında bilgi boyutunda "Tarihsel bilgi", "Milli Mücadele/Cumhuriyet Tarihi" ve "Osmanlı tarihi"; beceri boyutunda "Analiz ve yorum" ve "Empati"; değer boyutunda ise "Vatanseverlik" benzer/ortak kazanım unsurları ayrıca bilgi boyutunda "Temel kavramlar"; beceri boyutunda "Değişim ve süreklilik" ve "Tarihsel sorun analizi"; değer boyutunda ise "Sabır" farklı/ortak olmayan kazanım unsurları olarak tespit edilmiştir. Bilgi, beceri ve değer kazanımlarına yönelik olarak öğrenci, öğretmen ve veli görüşleri açısından ortak kazanımları ifade eden unsurlar olmakla birlikte ortak olmayan kazanım ifadelerinin de bulunduğu görülmektedir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar ışığında ortaöğretim tarih eğitim sisteminin üç önemli unsuru olan öğrenci, öğretmen ve velilerin tarih dersleri genel amaçlarına yönelik görüşleri ile ilgili daha geniş çaplı çalışmaların yapılması önerilmiştir.