Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Kılıç

12 theses · Hacettepe University, İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

Örgütlerde stratejik yönetim olgunluğu: Türk savunma sanayii üzerine bir çalışma

Savunma sanayii askeri ve politik öneminin yanı sıra, ekonomik açıdan da stratejik bir sektördür. Sektörün gerek kamu, gerekse özel kesiminde çok sayıda stratejik karar alanı bulunmaktadır. Günümüzün hızla değişen koşullarında, etkili stratejik kararlar alabilmek ve uygulayabilmek stratejik yönetimde olgunluk gerektirmektedir. Tez çalışması ile Türk Savunma Sanayii özelinde stratejik yönetim kavramlarının farkındalığını inceledikten sonra, örgütlerde stratejik yönetim olgunluğunun boyutlarını ve belirleyicilerini ortaya çıkarmak, sektördeki stratejik yönetim olgunluğunu değerlendirmek, kamu ile özel sektörün farklılıklarını irdelemek ve olgunluğun örgüt performansı algısı ile ilişkisini sınamak amaçlanmıştır. Çalışmanın bütüncül bakış açısıyla yürütülmesi ve boyutların kapsam geçerliliğinin yüksek tutulması için literatürdeki tüm stratejik yönetim okulları ve ilişkili olgunluk modelleri ile yarı yapılandırılmış mülakatlar kapsamında uygulama tecrübesi dikkate alınmıştır. Boyut belirleme ve teorik modelin geliştirilmesinde kullanılan örneklem, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) veya firmalarda görev alan, farklı yönetsel seviyelerdeki 201 katılımcıdan oluşturulmuştur. Tez kapsamında gerek kavramsal farkındalık, gerekse uygulama anlamında Türk Savunma Sanayiinde öne çıkan Planlama Okulunun, Öğrenme, Biçimleşme, Konumlandırma, Tasarım, Kültür ve diğer stratejik yönetim okullarının tezleri, kavramları ve metotları ile desteklenmesi, dinamik stratejik planlamaya geçilmesi ve stratejik yönetimden azami ölçüde yararlanılabilmesi için önem taşımaktadır. Anket verileri üzerinde SPSS ve AMOS programlarıyla gerçekleştirilen çalışmalar, Türk Savunma Sanayiinde stratejik yönetim olgunluğunun Liderlik, Stratejiye Verilen Önem, Performans Yönetimi, Çalışan Tutumu ve Sürdürülebilirlik boyutları olduğunu ortaya koymaktadır. Toplamda 38 gözlemlenebilen değişken ile ölçülen söz konusu 5 boyutun, stratejik yönetim olgunluğu algısını; stratejik yönetim olgunluğu algısının ise örgüt performansının göstergelerinden rakiplere göre başarı, müşteri memnuniyeti ve çalışan bağlılığı algısını anlamlı şekilde etkilediği görülmektedir. Kuruluşların performanslarını artırmak için stratejik yönetim olgunluğunun tüm boyutlarında gelişmeye açık alanlar bulunmakla birlikte, kamu kesiminde öncelikle sürdürülebilirlik ve performans yönetimi alanlarının iyileştirilmesi; özel sektörde ise firmaların olgunlukları arasındaki farklılığın yüksek olmasından hareketle, özellikle stratejik olgunlukları düşük firmaların stratejik yönetim alanına yatırım yapmaları önerilmektedir. Bu çerçevede SSB'nin öncü ve örnek uygulamaları Türk Savunma Sanayii için kritik önemdedir.

Rekabet stratejileriSavunma endüstrisiStok planlama+4
Ersoy Aksoy
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançlarının duygusal zekâ ve çeşitli değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu fark araştırılırken akılcı olmayan inançların duygusal zekânın alt boyutları olan kişisel beceriler, kişiler arası beceriler, stres yönetimi, şartlara ve çevreye uyum ve genel ruh hali boyutları ile demografik özellikler açısından cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba eğitim düzeyleri, baba meslek türü, annenin çalışma durumu ve ailenin aylık gelir düzeylerine göre farkılışıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2011-2012 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul ili merkezi sınırları içerisinde Fatih ve Şişli ilçelerinde bulunan Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi, Şehremini Anadolu Lisesi, Sultanahmet Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi ve Şişli Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Liseleri?nde lise son sınıfta okuyan 122?si (% 44,85) kız, 150?si (%55,15) erkek olan 272 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aşamasında Jones (1969) tarafından geliştirilen ve Yurtal (1999) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Akılcı Olmayan İnançlar Ölçeği?, duygusal zekâ düzeyini belirlemek amacıyla Bar-On (1997) tarafından geliştirilen ve Acar (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan ?Bar-On Duygusal Zekâ Ölçeği? ve demografik özellikler hakkında bilgi toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Araştırmanın analizi için SPSS 11.5 programı kullanılmış; akılcı olmayan inançların duygusal zekâ alt boyutları ve demografik özellikler açısından farklılaşma düzeylerini belirlemek amacıyla t testi yapılmış; gruplararası farkı ortaya koymak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), verilerin homojen dağılıp dağılmadıklarını belirlemek için Levene istatistiği; verilerin homojen olduğu durumlarda Scheffe, homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane?s T2 testi gibi anlamlılık testlerinden yararlanılmıştır. Ayrıca akılcı olmayan inançlar ile duygusal zekâ alt boyutları arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular özetle şöyledir: Lise son sınıf öğrencilerinin akılcı olmayan inançları duygusal zekâ alt boyutlarından; kişisel beceriler, şartlara ve çevreye uyum, stres yönetimi ve genel ruh hali alt boyutlarına göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Ayrıca akılcı olmayan inanç düzeyleriyle duygusal zekânın tüm alt boyutları arasında ters yönde korelasyon bulunmuştur. Demografik özellikler açısından ise akılcı olmayan inançların öğrencilerin; cinsiyet, kardeş sayısı, annenin çalışma durumu, baba meslek türü, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi ve aylık gelir düzeyleri değişkenlerine göre farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Akılcı Olmayan İnançlar, Duygusal Zekâ, Lise Son Sınıf Öğrencileri.

Aslı Kartol
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

5-12 yaş aralığındaki çocukların ölüm algısını ifade biçimlerinin incelenmesi

Yaşamın anlamını arayanların karşısına ölüm kavramının çıkması kaçınılmazdır. Bu yüzdendir ki birçok filozof, şair ve yazar ölüm hakkındaki düşüncelerini eserlerine yansıtmıştır. Buna rağmen, insanoğlunun ölüm hakkında konuşmak bir yana ölümü düşünmekten bile sakındığı bilinmektedir. Literatüre bakıldığında, yetişkinlerin ölüm kavramı hakkında düşünmekten kaçındığı, bu kavramı anlamlandırmakta zorlandığı görülmektedir; bu nedenle çocukların ölüm kavramını nasıl anlamdırdığı merak konusu olmaktadır. Çocukların ölüm kavramı hakkındaki algılarını belirlemek açısından, çizdikleri resimler zengin veri kaynakları olabilmektedir. Bu araştırmada ise; çocukların ölüm algılarını resimleri aracılığıyla ifade ediş biçimleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakları belirlemek amaçlanmıştır. Bu nedenle araştırmada, karma araştırma yöntemlerinden biri olan "açıklayıcı model" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Kastamonu, Diyarbakır ve Eskişehir illerindeki bağımsız anaokulları ve ilköğretim okullarındaki yaşları 5 ile 12 arasında değişen 257 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplamak için araştırmanın çalışma grubuna giren çocuklara ölüm algılarını yansıttıkları resimler çizdirilmiş ve onlarla yapılan bire bir görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu verilerin sonucunda uygun temalar oluşturularak nitel ve nicel yorumlamalar yapılmıştır. Çocukların çizdiği resimler sonrasında, onlarla birebir görüşülerek yaptıkları resimleri anlatmaları sağlanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 15.0 paket programı kullanılmış; Frekans (f), Yüzde (%) tabloları oluşturularak bulgulardan yararlanılmıştır. Araştırmada; cinsiyet, yaş, yaşadıkları farklı bölgeler ve ölüm deneyimine sahip olma durumlarına göre çocuklar ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri ve ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynakların neler olduğuna bakılmış, çocukların ölüm kavramı algısında bilgi edindikleri kaynaklara göre, ölüm algılarını resim aracılığıyla nasıl ifade ettikleri incelenmiş ve tartışma ve yorum kısmında belirtilmiştir. 5-12 yaş aralığındaki çocuklar ölüm algısını oluşturulan temaların içerisinde en çok "dini öğeler" ve "şiddet" temalarıyla ve en az ise "sembolik öğeler" temasıyla ilgili resimlerle yansıttıkları görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Ölüm, Ölüm algısı, Ölüm kavramı, Çocuk resimleri

Cem Tümlü
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı terapi odaklı grupla psikolojik danışmanın zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin olumsuz duygularıyla baş etmelerine etkisi

Bu araştırmada, Bilişsel Davranışçı Terapi odaklı grup çalışmasının zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin inkâr, suçluluk ve utanç ile öfke duygu durumları üzerindeki etkilerini incelenmiştir. Araştırmada deney-kontrol gruplu, ön-test, son-test ve izleme ölçümlü yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada Beck Depresyon Ölçeği, Suçluluk ve Utanç Ölçeği, Durumluk−Sürekli Öfke Ölçeği (DSÖ) ve Başa Çıkma Tutumlarını Değerlendirme Ölçeği (COPE) kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları İstanbul ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel eğitim okullarına veya özel sınıflara devam eden, özürlü sağlık kurulu raporlarına göre zihinsel yetersizlik tanısı almış çocuğu olan annelerdir. Katılımcıları belirlemek amacıyla toplam 324 anneye ölçme araçları uygulanmıştır. Beck Depresyon Envanterinden yirmibeş ve daha üstü puan alan 72 katılımcı ve veri toplama araçlarına eksik cevap veren ve uç değere sahip olan 31 katılımcı araştırma dışında bırakılmıştır. Ölçme araçlarından aritmetik ortalamanın üstünde puan alan toplam 221 katılımcının araştırmaya dahil edilmesinin uygun olduğuna karar verilmiştir. Araştırmaya basit seçkisiz yöntemle seçilen 45 kişi katılmıştır. Kura yöntemiyle deney, etkileşim ve kontrol gruplarına 15'er katılımcı atanmıştır. Ancak çeşitli sebeplerden dolayı on kişilik denek kaybı yaşanmış ve toplamda otuz beş kişiyle araştırma tamamlanmıştır. Deney grubuna, araştırmacı tarafından geliştirilen ve 13 oturumdan oluşan bilişsel davranışçı terapi temelli grup çalışması uygulanırken, etkileşim grubunu ile haftada bir kez, bir buçuk saat olarak yapılandırılmamış grup çalışması yürütülmüştür. Kontrol grubuyla ise herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Araştırma verilerinin analizinde Karışık Desenler İçin Tek Yönlü ANOVA yönteminden yararlanılmıştır. Analizler sonucunda; deney grubu ve etkileşim grubundaki zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip annelerin depresyon düzeylerinde, yapılan grup çalışmasının anlamlı düzeyde etkili olduğu görülmüştür. Araştırmada öncelikle katılımcıların ön-testten aldıkları suçluluk, utanç, öfke ve inkâr puan ortalamalarının gruba göre anlamlı farklılık göstermediği yapılan analizler sonucu tespit edilmiştir. Deney grubu ile etkileşim ve kontrol grubunun suçluluk, utanç ve öfke duygu puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark olup olmadığını incelemek amacıyla yapılan karışık desenler için anova analizleri sonucunda ortak etkinin anlamlı olduğu, yani deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ancak inkar puan ortalamaları bağlamında gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Etkileşim grubu ile yapılan grup çalışmaları neticesinde yalnızca suçluluk duygusunda istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde değişiklik gözlenmiş ve olumlu etki olarak yorumlanabilecek değerde düşüş gösterdiği görülmüştür. Aynı zamanda öfke ve utanç duygularına yönelik değerler üzerinde etkileşim grup çalışmasının bir etkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kontrol grubuna dair değerler incelendiğinde ise araştırmanın bağımlı değişkenlerine ilişkin puanlar bağlamında anlamlı düzeyde bir değişim olmadığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamında incelenen üçüncü alt problem için deney rubuna alınan katılımcıların suçluluk, utanç ve öfke ön test, son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur. Deney grubunun inkâr ölçeği düzeyleri ön testten son teste ve oradan da izleme testine anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırma kapsamında incelenen dördüncü alt problem ile Etkileşim Grubuna alınan katılımcıların suçluluk ön test, son test ve izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur ve bu etkinin izleme çalışmalarındaki ölçümlerde değişmediğini göstermektedir. Etkileşim grubundaki katılımcıların utanç, öfke ve inkar ön-son ile izleme testi puanlarında anlamlı değişim olmadığı görülmüştür. Yani etkileşim grubunun utanç, öfke ve inkar üzerine etkisi olmamıştır. Araştırmada yanıt aranan son soru için yapılan analizlerde, Kontrol grubundaki katılımcıların suçluluk, utanç, öfke ve inkar ön-son test ile izleme testi puanlarında yine anlamlı değişim olmadığı görülmüştür.

Grupla psikolojik danışma
Özkan Kenarlı
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Algılanan liderliğin kurumsal bağlılık boyutlarına etkisinde iletişim yeterliliği ve iletişim memnuniyetinin aracılık rolü

Liderlik ve bağlılık kavramları işletmeler üzerinde yapılan araştırmalarda 1900'lerden itibaren alanyazında yer almış konulardandır. Bu konular farklı sosyal bilim alanlarından araştırmacıların ilgisini çekmekte; bu nedenle bu iki konu üzerinde farklı düşünce sistemlerinin izleri görülmektedir. Bu alanlardan birisi iletişim alanıdır. Liderin astları ile etkileşimde kullandıkları iletişim biçiminin, liderin etkililiğini belirlediğini; ve hatta liderin iletişime gösterdiği önem derecesi ve iletişim biçiminin liderlik yaklaşımlarını birbirlerinden farklılaştırdığını gösteren işletme çalışmaları mevcuttur. Ancak; liderlik ve kurumsal bağlılık konularını iletişimsel bakış açısıyla ele alarak ölçüm ve yorumlama yapan araştırmalara sürekli ihtiyaç vardır. Şöyle ki; zaman ve mekan içerisinde işletmelerin iç ve dış çevre koşulları, çalışanlara yönelik tavırları ve çalışanların liderlerinden ve kurumlarından beklentileri sürekli değişim göstermektedir. Bu değişimi doğru anlayabilmek ve buna yanıt verebilmek için özünde dinamikliğin olduğu iletişim teorileri ve konuları önemli ölçüde yarar sağlayacaktır. Bu konulardan ikisi; çalışanın lideri hakkındaki iletişim yeterliliği algısı ve liderin kendisiyle kurduğu iletişimden duyduğu memnuniyetidir. Bu doğrultuda, araştırmanın genel amacı dönüşümsel liderliğin ve etkileşimsel liderliğin kurumsal bağlılık boyutlarına etkisinde iletişim yeterliliği ve iletişim memnuniyeti değişkenlerinin aracılık rolünü ölçmektir. Araştırma sürecinde yapılan alanyazın taramasının ardından araştırmanın ölçeği oluşturulmuştur. Liderlik, kurumsal bağlılık ve iletişim memnuniyeti değişkenleri için önceden test edilmiş olan hazır ölçekler kullanılmıştır; iletişim yeterliliği ölçüm aracı ise bu araştırma kapsamında geliştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, Ankara'daki gıda, tekstil, makine-otomotiv ve mobilya sektörlerindeki orta ve büyük ölçekli işletmelerin görevleri gereği yöneticileri ile iletişim halinde olan 312 çalışandan oluşmaktadır. Araştırmada Yapısal Eşitlik Modellemesi ile önerilen model test edilmiştir. Gerekli görülen ön test ve son testler ile AMOS programı kullanılarak on dokuz hipotez için yol analizi testleri yapılmıştır. Bunlara göre, iletişim yeterliliği ve bununla ilişkili olarak ortaya çıkan iletişim memnuniyeti, dönüşümsel liderlik için belirleyici özelliklerdir. İletişim yeterliliğinin, dönüşümsel liderlik ve iletişim memnuniyeti arasında kısmi aracılık etkisine sahip olduğu görülmüştür. Etkileşimsel liderlik ise modelde her iki iletişim değişkenini de etkilememektedir. Başka bir ifadeyle, etkileşimci liderden farklı olarak, dönüşümcü liderde iletişim yeterliliği ve sağlanan iletişim memnuniyeti öncelikle aranan özelliklerdir. Çalışanların algısına göre, etkileşimci liderin bu yeterliliği taşımasının kendisinden beklenmediği söylenebilir. İletişim değişkenlerinin sadece devam bağlılığını etkilediği, duygusal-normatif bağlılık üzerinde ise etkisi olmadığı belirlenmiştir. Çalışanların kuruma devam bağlılığı hissetmesi doğrudan dönüşümcü liderlik türü ile değildir; iletişim yeterliliği ve memmnuniyeti yani liderinin iletişimini nasıl değerlendirdiği ile ilgilidir. Çalışanın kurumuna yönelik gösterdiği devam bağlılığı, liderlik türlerinden doğrudan etkilenmemektedir. Duygusal-normatif bağlılık ise dönüşümcü liderlikten pozitif yönde; etkileşimci liderlikten negatif yönde etkilenmektedir.

Dönüşümcü liderlikEtkileşimsel liderlikEtkin iletişim+4
Aslı Çillioğlu Karademir
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Evlilik uyumunun kişilik özellikleri, ilişkiye dair inançlar ve çatışma çözüm stilleri bağlamında yordanması (Diyarbakır ili örneği)

Araştırmada öncelikle evlilik uyumu ile kişilik özellikleri, ilişkiye dair inançlar ve çatışma çözüm stilleri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı sorusuna yanıt aranmıştır. İkinci olarak, cinsiyet, çocuk sayısı, eğitim düzeyi, gelir düzeyi, evlenme biçimi gibi demografik değişkenler arasında evlilik uyumu açısından anlamlı düzeyde bir fark olup olmadığı araştırılmıştır. Son olarak, evlilik uyumunun, kişilik özellikleri, ilişkiye dair inançlar ve çatışma çözüm stilleri bağlamında yordanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Diyarbakır il merkezinde yaşayan ve evliliklerinde en az bir yıl geçirmiş olan evli bireylerden oluşmaktadır. Araştırma 292 kadın ve 364 erkek olmak üzere 656 evli birey ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan evli bireylere Çift Uyum Ölçeği (ÇUÖ), Beş Faktör Kişilik Ölçeği (BFKÖ), İlişki İnanç Envanteri (İİE), Çatışma Çözüm Stilleri Ölçeği (ÇÇSÖ) ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi için, Pearson korelasyon katsayısı, tek yönlü ANOVA ve adımsal regresyon analizi yöntemleri uygulanmıştır. BFKÖ, İİE ve ÇÇSÖ puanları arasında yapılan ilişki analizine göre, ÇUÖ'den elde edilen çift uyumu toplam puanları ile olumlu çatışma, dışadönüklük, uyumluluk, özdisiplin ve gelişime açıklık boyutları arasında olumlu yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. ÇUÖ'den elde edilen çift uyumu toplam puanları ile olumsuz çatışma, nörotiklik, anlaşmazlık zarar verir, cinsiyetler farklıdır ve eşler değişmez boyutları arasında ise, olumsuz yönde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Evli bireylerin evlilik uyumlarının, cinsiyet, yaş, çocuk sayısı ve evlenme biçimi değişkenlerine göre farklılaştığı; eğitim düzeyi, eşler arasındaki yaş farkı, eşler arası akrabalık bağı ve gelir düzeyi değişkenlerine göre ise farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Evlilik uyumunu yordayan en güçlü değişkenlerin kişilik özelliklerinden nörotiklik, çatışma çözüm stillerinden olumlu çatışma, olumsuz çatışma ve geri çekilme, ilişkiye dair inançlardan ise, eşler değişmez ve anlaşmazlık zarar verir olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Evlilik uyumu, kişilik özellikleri, ilişkiye dair inançlar,çatışma çözüm stilleri.

DiyarbakırEvlilikEvlilik uyumu+5
Özlem Çakmak Tolan
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Grup rehberliğinin özürlü çocuğu olan anne babaların kaygı düzeylerinin azaltılmasındaki etkisi

Bu araştırmanın amacı; özürlü çocuğa sahip olmanın yarattığı kaygıyı, gerek durumluk gerekse sürekli boyutunda azaltmaya yönelik, eğitsel ve psikolojik desteği, özürlü çocuğa sahip anne babalar üzerinde denemek ve sonuçta; kullanılabilir nitelikte, pratik bir grup rehberliği etkinliği oluşturmaktır. Bu araştırma; grup rehberliğinin özürlü çocuğa sahip anne babaların kaygı düzeyini azaltmada etkili olup olmadığını incelediği için, deneysel bir araştırmadır. Araştırma; 2000 yılının Eylül, Ekim, Kasım aylarında Malatya Rehberlik ve Araştırma Merkezi 'ne başvuran özürlü çocuğa sahip anne babalar arasından seçilen, biri deney (10 anne; 10 baba) diğeri kontrol (10 anne; 10 baba) olmak üzere iki grup üzerinde gerçekleştirilmiştir. Deney grubu anne babalara; eğitsel ve psikolojik destek içerikli 8 oturumluk grup rehberliği programı uygulanmıştır. Oturumlara başlanmadan önce deney ve kontrol grubunu oluşturan anne babalara; Öner ve LE Compte (1974-1977) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Durumluk ve Sürekli Kaygı Envanteri (D-SKE) ön-test olarak verilmiş, deney grubu üzerinde deneysel işlem gerçekleştirilmiş, kontrol grubu üzerinde ise hiçbir işlem yapılmamıştır. Sonra gruplara; yine aym ölçek son-test olarak tekrar uygulanmıştır. Araştırmanın üzerine kurulduğu denencelerin test edilebilmesi için; uygulamalardan elde edilen veriler, verilerin niteliğine göre, uygun "t" istatistiği tekniğiyle çözümlenmiştir. Yapılan istatistiksel çözümlemelere göre elde edilen bulgular ve ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: 1. Eğitsel ve psikolojik destek içerikli grup rehberliği etkinlikleri; özürlü çocuğa sahip olma kaygısını azaltmayı amaçlayan ve grup rehberliğine katılan anne babaların hem durumluk hem de sürekli kaygı düzeylerini azaltmada etkili olmuştur. 2.Grup rehberliği çalışmaları; hem anne hem de babaların durumluk ve sürekli kaygı düzeylerini azaltmada etkili olmuştur. Ancak; grup rehberliğinin özürlü çocuğa sahip olmaktan kaynaklanan durumluk ve sürekli kaygı düzeylerini azaltmada, anne babalar üzerinde farklı bir etki gösterdiği konusunda herhangi bir kanıt elde edilememiştir. ^-«-.v jf "S." N> i '- s ( : ??'?; v \ iBu program özel eğitim okullarına devam eden özürlü çocuk anne babalarıyla de denenebilir. Böylece söz konusu programın; özürlü çocuğa sahip anne babalar üzerinde etkisinin olup olmadığı daha iyi gözlenmiş olur. Bu araştırmada denekler çeşitli özür gruplarından olan çocukların anne babalarından oluşmuştur. Aynı özür grubundan çocuklara sahip anne babalar bir araya getirilerek ve programın içeriği de ilgili özür grubundan çocuğa sahip anne babaların durum ve ihtiyaçlarına göre farklılaştırılarak uygulanabilir. Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde görev yapan rehber öğretmenler özürlü çocuğa sahip anne babaların kaygı düzeylerini azaltma konusunda, bu çalışmada denenen programdan yararlanabilirler. ^j*"1*? r * j * V' *'

Aile içi ilişkilerEngelli çocuklarGrup rehberliği+2
Ayşe Çin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretim 9. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma, ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeylerinin bazı değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla yapılmıştır. Söz konusu ilişki araştırılırken ergenin saldırgan davranışlarının cinsiyet, okul türü, okul başarısı, anne-baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi, anne-baba tutumu, yaş, arkadaşlık ilişkilerinden memnun olup-olmama, öğretmenleriyle ilişkilerinden memnun olup-olmama, aile yapısı ve devamsızlık durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın evrenini 2007-2008 eğitim öğretim yılında Malatya merkez ilçede bulunan ortaöğretim 9. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Malatya merkez ilçede bulunan Meslek Liseleri (Şehit Kemal Özalper Endüstri Meslek Lisesi, Ticaret Lisesi, İmam Hatip Lisesi, Yunus Emre Endüstri Meslek Lisesi, Kız Meslek Lisesi), Genel Liseler (Cumhuriyet Lisesi, Fatih Lisesi, Malatya Lisesi, Sümer Lisesi, Akıncı Lisesi), Anadolu Liseleri (Turgut Özal Anadolu Lisesi, Malatya Anadolu Lisesi, Beydağı Anadolu Lisesi) ve Fen Lisesinden 537'si kız, 693'ü erkek olmak üzere toplam 1230 öğrenciden oluşmaktadır.Araştırmanın veri toplama aşamasında Kocatürk'ün 1982'de geliştirmiş olduğu Saldırganlık Envanterinden yararlanılarak Tuzgöl (1998) tarafından geliştirilen Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Bağımsız değişkene ait veriler Kişisel Bilgi Formu kullanılarak toplanmıştır.Araştırmanın analiz aşamasında öncelikli olarak, varyansların homojen olarak dağılıp dağılmadığının belirlenmesi için Levene'nin Varyansların Homojenliği testi uygulanmıştır. Varyansların homojen olması durumunda Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Varyansların homojen olmadığı durumlarda ise varyans analizi yerine Kruskall Wallis testi yapılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgular özetle şöyledir:Ortaöğretim 9. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri cinsiyet, okul türü, okul başarısı, anne-baba eğitim düzeyi, gelir düzeyi, anne-baba tutumu, yaş, arkadaşlık ilişkilerinden memnun olup-olmama, öğretmenleriyle ilişkilerinden memnun olup-olmama, aile yapısı ve devamsızlık durumuna göre farklılaşmaktadır. Fakat annenin eğitim düzeyi, babanın eğitim düzeyi, gelir düzeyi ve aile yapısının 9. sınıf öğrencilerinin saldırganlık düzeyleri üzerinde önemli bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır.

Lise öğrencileriLiselerSaldırganlık
Nilgün Öztürk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında çalışan personelin empatik eğilim düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında çalışan personelin empatik eğilim düzeyleri incelenmiştir.Araştırmanın örneklemi, Güneydoğu Anadolu Bölgesinden Diyarbakır, Adıyaman, Gaziantep ve Şanlıurfa; Doğu Anadolu Bölgesinden Van, Elazığ, Bingöl ve Malatya illerinde bulunan 11 çocuk yuvası ve 8 yetiştirme yurdunda çalışan 243 personelden oluşmuştur.Araştırmada çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında çalışan personelin empatik eğilim düzeyi Dökmen (1988) tarafından geliştirilen ? Empatik Eğilim Ölçeği? ile çeşitli kişisel niteliklerine ilişkin bilgiler ise ?Kişisel Bilgi Formu? ile elde edilmiştir.Elde edilen veriler, grupların ikili olmaları durumunda bağımsız gruplar için kullanılan t-testi, ikiden fazla olması durumunda Tek Yönlü Varyans Analizi tekniği ile çözümlenmiştir. Varyans analizi sonucunda elde edilen F değerinin anlamlı çıkması durumunda gruplar LSD testi ile karşılaştırılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir.Verilerin analizi sonucunda çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında çalışan personelin cinsiyet, eğitim düzeyi, kendini algılama biçimi ve aldıkları maaşa göre empatik eğilim düzeylerinde anlamlı fark bulunmuştur.Ayrıca, çocuk yuvaları ve yetiştirme yurtlarında çalışan personelin çalıştıkları kurum, yaş, medeni durum ve çocuk sahibi olup-olmamalarına göre empatik eğilim düzeylerinde anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Abdullah Atli
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Anne tutumlarının öğrencilerin başarıları ve yetenekleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Araştırmanın genel amacı, lise öğrencilerinin anne tutumları ile okul başarısı ve yetenek düzeylerinin karşılaştırılmasıdır. Araştırmanın evrenini, 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Erzurum ili sınırları içerisinde bulunan resmi liselere devam eden öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Erzurum ili sınırları içerisinde 6 resmi lisenin ikinci sınıflarından 124 kız ve 172 erkek öğrenci olmak üzere toplam 296 öğrenci oluşturmuştur.Veri toplama aracı olarak çocukların yetenek düzeylerini ölçmek için, Gökçe, S. Şeyhun, H. ve Şen, H. (2005) tarafından geliştirilen ?Temel Yetenek Testi? ile öğrenci ana babalarının tutumlarını ölçmek için Schaefer ve Bell (1958: Akt. Öner 1994) tarafından geliştirilen ve Türkçe'ye Güney Le Compte, Ayhan Le Compte ve Serap Özer (1978: Akt. Öner 1994) tarafından uyarlanan ?Aile Hayatı ve Çocuk Yetiştirme Tutum Ölçeği? kullanılmıştır. Akademik başarı değişkeni için ise öğrencilerin ağırlıklı yılsonu başarı ortalamaları okul kayıtlarından alınmıştır.Verilerin analizinde ise, Regresyon analizi, t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi. 05 olarak alınmıştır.Bulgular tablolar halinde özetlenmiştir. Araştırma sonucunda; elde edilen bulgulara göre ortaöğretim ikinci sınıf kız ve erkek öğrencilerinin PARI alt ölçeklerinden aldıkları puanların ortalamaları, standart ve ortalamadan sapmaları arasında büyük farklılıklar olduğu saptanmıştır. PARI 1 (aşırı koruyucu annelik tutumu) PARI 2 (demokratik davranma ve eşitlik tanıma tutumu), PARI 3 (annenin ev kadınlığı rolünü reddetmesi tutumu), PARI 4 (aile içi çatışma tutumu) ve PARI 5 (sıkı disiplin tutumu) alt ölçeğinin çocuğun okul başarısı üzerinde etkisinin olduğu belirlenmiştir.

Ana-çocuk ilişkisiAnnelerBaşarı+4
Doğan Gök
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilerde kişilik özellikleri ve çalışma ahlakı ilişkisine yönelik bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, girişimcilerin girişimci kişilik özellikleri ve çalışma ahlakı skorları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaçla, çalışma dört bölümde tamamlanmıştır. Birinci bölümde girişimcilik ve ilgili kavramlara ilişkin bilgiler verilmiştir. Girişimci, girişimcilik, girişimcilik türleri, girişimciliği etkileyen faktörler, girişimci kişilik özellikleri ve girişimciliğin önemi incelenmiştir. İkinci bölümde etik, ahlak, iş ve çalışma ahlakına ilişkin bilgiler verilmiştir. Etik ve ahlak kavramlarının anlamları belirginleştirilmiş, ahlak teorileri, iş ahlakı, çalışma ahlakı ile iş ve çalışma ahlakının önemi ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Araştırmanın ilk iki bölümünde kaynak taraması yapılarak seçilen çeşitli kaynaklardan edinilmiş olan alan yazın bilgisi verilerek bu iki bölüm tamamlanmıştır. Üçüncü bölümde araştırmanın amacı ve yöntemi açıklanmış, çalışmanın hipotezleri ve üzerinde çalışılan araştırma modeli belirtilmiş, örnekleme ilişkin bilgiler sunulmuştur. Türkiye'deki girişimcileri temsil edeceği düşünülen, TÜBİTAK'ın girişimcilere sağladığı hibe desteğini alan ve almakta olan girişimcilerden veri toplanmış olup, bu girişimcilerin tamamı araştırma evrenini oluştururken, anketi geçerli olan ve yanıtlayan yüz otuz dokuz kişi örneklemi oluşturmaktadır. Örneklemden veri toplama tekniği olarak anket yöntemi kullanılmış olup, elde edilen veriler SPSS 23.0 programında analiz edilmiştir. Üçüncü bölüm, çalışmanın sonucunda elde edilen bulguların sunulmasıyla tamamlanmıştır. Araştırma sonucunda girişimcilerin demografik özellikleri ile çalışma ahlakı arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Temel değişken olan girişimci kişilik özelliklerinden kontrol odağı ve yenilikçilik boyutlarının ise çalışma ahlakını pozitif yönde etkilediği, girişimcilerin girişimci kişilik özelliklerinin etik davranışlar sergilemeleriyle kısmen anlamlı bir ilişkisi olduğu gözlenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde, araştırma sonuçları değerlendirilmiş, araştırmanın sınırlılıkları ve katkıları belirtilerek sonraki çalışmalar için çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler Girişimcilik, Girişimci Kişilik Özellikleri, İş Ahlakı, Çalışma Ahlakı

GirişimcilerGirişimcilikKişilik özellikleri+1
Begüm Başar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Profesyonelleşme ve özel güvenliğin profesyonelleşme düzeyinin araştırılması

Meslekler sürekliliği olan ve toplumsal sorunları çözmek için özel bilgi ve beceri gerektiren, üyelerinin bireysel inisiyatif ve karar verme süreçlerini kontrol edebildiği ve kârdan önce hizmet etme güdüsüyle hareket ettiği sürekli, örgütlü ve bilinçli bir uğraşıdır. Geçmişte belirli bazı toplumsal ihtiyaçların yerine getirilmesi için ortaya çıkan ve zaman içerisinde meslekleşen bu uğraşların; günümüzde yaşanan hızlı toplumsal değişim ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle, toplumsal ihtiyaçları karşılama işlevlerini yerine getirirken en az hata ile çağın gereksinimlerine uygun ve düzenli bir şekilde yürütülmeleri beklenmektedir. Bu beklenti mesleklerin profesyonelleşme düzeyinin artması ihtiyacının ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Profesyonelleşme konusunda Türkçe literatür incelendiğinde ise çalışmaların hemen hemen hepsinin sağlık (doktor ve hemşire) ve eğitim (öğretmenlik) üzerine olduğunu görmekteyiz. Buradan hareketle toplumsal bir ihtiyaç olan güvenlik hizmetini yerine getirmekte olan özel güvenlik görevlilerinin profesyonelleşmesi ve profesyonelleşme düzeyinin araştırılmasının profesyonelleşme konusundaki Türkçe literatüre katkı sağlayacağından yola çıkarak bu çalışma yapılmıştır. Çalışma kapsamında bir meslek olarak özel güvenlik incelenecek olup; meslek mensubu kişilerin mesleklerini profesyonelce yerine getirmelerinin, o mesleğe toplum ve diğer meslekler tarafından verilen değeri artırması ve böylece mesleğin devamlılığının da sağlamasından yola çıkılarak özel güvenliğin profesyonelleşmesi, profesyonelleşme düzeyinin araştırılması, profesyonellik düzeyini etkileyen mesleki, kişisel ve diğer özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi ve profesyonelleşme düzeyinin artırılmasına yönelik öneriler geliştirilmesi hedeflenmektedir.

GüvenlikGüvenlik sektörleriGüvenlik şirketleri+7
Onur Gümüş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors