Theses supervised by Prof. Dr. Nail Ünsal
12 theses · Gazi University
Kompozit bir temelin davranışının farklı analiz yöntemleri ile incelenmesi
Yapı yükleri, zemin taşıma gücünün yetersizliği ya da oturmaların izin verilebilir sınırların üzerinde olması durumunda, daha derinlerde bulunan sağlam tabakalara derin temel sistemleri ile aktarılabilmektedir. Kazık adı verilen yapı elemanları ile tasarlanan bu temel sistemine de kazıklı temel adı verilmektedir. Ancak kazıklı temellerin maliyeti yüzeysel temellere oranla genellikle çok fazladır. Bu durumda üst yapıdan gelen düşey yüklerin sadece kazıklar vasıtasıyla zemine iletilmesi, gereğinden fazla kazık tasarlanmasına ve daha maliyetli temel sistemlerinin oluşmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle daha ekonomik tasarımların yapılabildiği ?Kazıklı radye temel? adında yeni bir temel sistemi tanımlanmıştır. Kazıklı radye temeller, genellikle radye temellerin taşıma gücü bakımından yeterli olduğu ancak oturma kriterlerinin sağlanamadığı durumlarda radye temel altına oturma değerlerinin kabul edilebilir sınırlar içinde kalması amacıyla tercih edilmektedir. Kazıklı radye temeller; düşey doğrultudaki yükler ile deprem ve benzeri üst yapıya etkiyen tüm yanal yüklerin sağlam zemine iletilmesinde kullanılmaktadır. Radye temelin zemine doğrudan temas ettiği durumlarda tüm üst yapı yükleri radye ve kazıklar arasında paylaşılarak zemine aktarılır. Bu çalışmada Eskişehir İli Odunpazarı İlçesinde inşa edilen, konut yapısına ait kazıklı radye temelin davranışı üst yapıdan gelen düşey yükler altında incelenmiştir. Zemin profili için ilgili sahada gerçekleştirilen zemin etüdü kapsamında elde edilen arazi ve laboratuar verilerinden faydalanılmış ve bu sayede zemin mühendislik parametreleri belirlenerek yapının kazıklı radye temel sistemi Etabs, Safe ve Midas GTS üç boyutlu sonlu elemanlar programları aracılığıyla modellenmiştir. Kazıklı radye temel davranışının sonlu elemanlar yöntemleriyle incelenmesi sonucunda elde edilen sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; uç kazıklarında dahi, üst yapıdan gelen düşey yüklerin sadece kazıklar vasıtasıyla zemine iletilmesi kabulünün aksine radye temelin zeminle temas ettiği durumlarda yükün, radye ve kazıklar arasında bir miktar paylaşılarak zemine aktarıldığı ve bu paylaşım sonucunda kazık elemanlara gelen yüklerin azalmasından dolayı daha az kazık elemanı kullanarak daha ekonomik temel sistemleri tasarlanabileceği anlaşılmıştır. Radye temel altında yer alan zemin birimlerine ait modül değerinin artmasının radye temel altındaki zemin bloğunun yük taşıma yüzdesini arttığı, aynı zemin birimine ait kohezyon ve içsel sürtünme açısındaki değişimlerin radye temel düşey deformasyonları, kazık eksenel yükleri ve radye temel taşıma yüzdesine herhangi bir etkisi olmadığı görülmüştür. Sonlu elemanlar programları ile yapılan çalışmalar sonrasında kullanılan programlardan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, kazık eksenel yükleri ve deplasmanları açısından benzer sonuçlar alınmıştır. Elde edilen kesit tesirleri açısından moment ve kesme kuvveti değerlerinde bir miktar farklı sonuçlar elde dilmiştir. Bu farklılık zemin rijitliğinin kullanılan programlarda farklı tanımlanmasından kaynaklanmaktadır. Zemin rijitliğinin tanımlanmasında, Midas GTS programında zeminlere ait elastisite modülü değeri kullanılırken, Etabs, Safe programında ise sadece yay sabiti değeri kullanılarak daha rijit bir zemin modeli tanımlanmaktadır.
Yenikent (Ankara) yerleşim alanı killerinin kireç ve uçucu külle geoteknik özelliklerinin iyileştirilmesi
Şişme ve büzülme potansiyeline sahip şişen killere ülkemizin birçok bölgesinde rastlanmaktadır. Şişen killerin hacim değiştirme kapasitesine bağlı olarak oluşan düşey deformasyonlar nedeniyle, yapısal hasarlar oluşabilmektedir. Hafif yüklenmiş yapılarda, temel zemininin şişme özelliği gösteren kil minerallerine sahip şişen kil içermesi durumunda yapının aktardığı düşük düşey basıncı nedeniyle yapı farklı oturmalara maruz kalmakta ve büyük hasarlar meydana gelebilmektedir. Şişme davranışı ve etkileyen faktörlerin önceden tahmin edilmesi, muhtemel hasarların önüne geçecektir. Şişen killerin içerdiği kil minerallerinin minerolojik yapısı şişen killerin hacim değiştirmesine en önemli etkendir. Bu çalışmada, Yenikent yerleşim alanı killerinin sönmüş kireç ve uçucu kül kullanılarak geoteknik üzelliklerindeki iyileşme incelenmiştir. Bu amaçla, inceleme alanını temsilen 5 farklı lokasyonda açılan araştırma çukurlarından numuneler alınmış ve mühendislik özelliklerinin belirlenmesine yönelik laboratuar deneyleri yapılmıştır. Örselenmiş zemin örneklerinin fiziksel karakteristikleri, su içeriği, özgül ağırlık, dane çapı dağılımı deneyleri yapılarak elde edilmiştir. Kohezyonlu kil örnekleri plastisite özellikleri, likit limit ve plastik limit deneylerinden bulunmuştur. USCS sınıflandırma sistemi kullanılarak, bütün zemin örneklerinin ?yüksek plastisiteli CH killer? olduğu belirlenmiştir. CH örneklerin şişme özellikleri dolaylı ve doğrudan yöntemlerle yorumlanmıştır. Dolaylı yöntemlerde, zemin örneklerinin şişme potansiyeli, bazı ampirik yaklaşımlarla yorumlanmaktadır. Doğrudan yöntemlerde ise zemin şişme özellikleri laboratuar deneylerinde ölçülmektedir. Dolaylı ve doğrudan yöntemlerle elde edilen sonuçlar, kil örneklerinin yüksek şişme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir. Laboratuarda şişme potansiyelinin deneysel ölçümü için, kuru ağırlıkça %1, 3, 5, 7, 9 oranlarında kireç; % 5, 10 oranlarında uçucu kül katkılı sıkıştırılmış numuneler şişme deneylerine tabi tutulmuştur. Şişme deneyi sonuçlarına göre, %5 kireç katkısından itibaren şişme potansiyeli önemli ölçüde azalmış, %7, %9 kireç katkısında, şişme yüzdesi ve basıncı sırasıyla, %89, %65 ile %94, %75 azalarak çok düşük değerlere ulaşmıştır. Kireç katkısının tersine, CH kil örnekleri üzerinde uçucu külün şişmede sınırlı iyileştirme gösterdiği gözlenmiştir. Kireç ve uçucu kül katkılarının serbest basınç dayanımına etkisini belirlemek üzere, %5 ve %10 oranlarında kireç ve uçucu kül katkılı olarak sıkıştırılmış numuneler üzerinde, 1, 14 ve 28 günlük kür sürelerinde serbest basınç deneyleri yapılmıştır. Daha fazla dayanımın elde edildiği 28 günlük kür süresi sonunda %5 ve %10 katkılı olarak yapılan serbest basınç deneyleri sonucunda, serbest basınç dayanımları ortalama değerlere göre sırasıyla, kireç katkılı örneklerde, %78, %181; uçucu kül katkılı örneklerde ise %41, %84 artmıştır. Sonuç olarak, kireç katkısının bölgedeki CH killerin iyileştirilmesinde uçucu kül katkısına göre daha etkili olduğu ve Yenikent kil zeminlerinde, şişme ve serbest basınç dayanımı parametrelerinde iyileştirme için, optimum kireç katkısının %7 olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Ayrıca, %5 ve %10 oranlarda uçucu kül katkısının, zeminin serbest basınç dayanımında, iyileştirmede önemli etkisinin olmasının yanında, şişme özellikleri bakımından çok az bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.
Oğulbey (Gölbaşı) akiferlerinin yer altı suyu kalitesinin incelenmesi
Bu çalışma, Oğulbey Gölbaşı'nda seçilen inceleme alanındaki akiferden alınan numunelerin kimyasal özellikleri ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesini kapsamaktadır. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri numune alımı sırasında ölçülmüş, laboratuarda ise pH, katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır.Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verilerinin değerlendirilmesi sonucu; yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin magnezyum ve bikarbonat olduğu tespit edilmiştir. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır.Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde söz konusu bölgeye ait yer altı sularının önemli bir kısmının magnezyum, sodyum ve potasyum değerleri itibari ile ancak sulama suyu olarak kullanılabileceği, bölgede tarımı yapılacak bitkilerin mineral hassasiyeti dikkate alınarak ve toprağın drenajının sağlanması koşulu ile kullanılmasının uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Gölbaşı (Ankara) ve çevresindeki yer altı sularında bor kirliliğinin incelenmesi
Bu çalışmada, Gölbaşı (Ankara) ve çevresindeki yeraltı sularında bor kirliliğinin incelenmiştir. İnceleme alanını oluşturan birimler içerisinde kireçtaşları, konglomera, bazalt, andezit, gölsel kireçtaşı ve alüvyon zeminlerden oluşumlar tespit edilmiştir. Çalışma alanındaki suların laboratuar analizlerinde indüktif eşleşmiş plazma cihazı kullanılmış, daha sonra sonuçların değerlendirilmesi yapılmıştır. Laboratuar analiz sonuçlarından elde edilen bor konsantrasyon değerlerine göre, inceleme alanındaki belli istasyonlarda yer altı suyundaki bor konsantrasyonunun arttığı gözlemlenmiştirİnceleme alanındaki yer altı sularının kalitesinin, Örencik ve Karaoğlan bölgelerinde bor konsantrasyonundaki artış nedeniyle olumsuz etkilendiği görülmüştür. Bor konsantrasyonun yüksek olduğu yerlerin litolojik özellikler ile göl gibi bor bileşiklerini çözen bir su kütlesinin bor kaynağı olarak özellikle andezit gibi magmatik kayaçlarla olan temasıyla ilişkili olarak yer altı sularının olumsuz yönde etkilendiği şeklinde düşünülmektedir.
Ulubey t1 tünel güzergâhındaki yol üstyapı tabanında yeralan bentonit killerinin çeşitli katkı malzemeleriyle iyileştirilmesi
Yüksek plastisiteye ve yüksek şişme potansiyeline sahip killer üzerine inşa edilecek olan karayolları gibi hafif ve esnek mühendislik yapılarında, su muhtevasındaki değişimler nedeniyle deformasyon ve taşıma gücü sorunları oluşmaktadır. Bu tip zeminlerin mühendislik özelliklerinin geliştirilmesi sayesinde, bu olumsuz durumların yol üstyapısına zarar vermesi önlenebilir.Bu çalışmada, (Ordu-Ulubey) Ayrımı - Topçam Yolunun Km:6+015-6+405 arasındaki üstyapı tabanının, birleştirilmiş zemin sınıfı CH, şişme potansiyeli yüksek, kil aktivitesi normal ve Ca-Na smektit grubu suya doygun bentonitik killi bir zemin olduğu belirlenmiştir. Bu tez kapsamında zeminin stabilizasyonu için, üç farklı oranda yüksek kalsiyumlu kireç ve Consolid444+Solidry (C+S) katkısı kullanılarak deneysel bir çalışma yürütülmüştür.Sonuç olarak yapılan şişme deneyleri değerlendirildiğinde, (C+S) ve yüksek kalsiyumlu kireç katkılarının, şişme davranışını önemli ölçüde değiştirdiği belirlenmiştir. Kireç katkısının büzülme davranışı üzerinde daha etkili olduğu görülmüştür. CBR değerleri açısından her iki katkı da oldukça iyi artış oranlarına ulaşırken, (C+S) katkısı daha yüksek sonuçlar vermiştir. Karayolları teknik şartnamesi'ne uygun bir üstyapı tabanı malzemesi oluşturması açısından, %7 oranında kireç katkısı yeterli olmuştur. %2 oranında (C+S) katkısının da LL, PI ve ?dmax kriterleri dışında, stabilizasyon şartlarını sağladığı belirlenmiştir. Her iki katkının artan oranlarıyla kür edilen zeminin serbest basınç dayanımlarında artış gözlenmiştir. Üç eksenli basınç (UU) deney sonuçlarına göre, kohezyon değerlerinin benzer mertebelerde azaldığı ve içsel sürtünme açısı değerlerinin de arttığı görülmüştür. Her iki katkı, üstyapı tasarımında alttemel ve seçme malzeme gereksinimini ortadan kaldırmıştır. Ancak (C+S) katkısı plentmiks temel tabakasının 5 cm arttırılmasını gerektirmiştir. Bu çalışmada yapılan birim fiyat analizi ile kireç katkısının daha ucuz bir stabilizasyon yöntemi olduğu ortaya konulmuştur.
Yeniçağa kilinin geoteknik özelliklerinin iyileştirilmesinde kireç ve uçucu külün kullanılabilirliği
Bu çalışmanın amacı, şişme özelliği bulunan zeminlerin geoteknik özelliklerinin sönmüş kireç ve uçucu kül kullanılarak iyileştirilmesidir. Bolu ili Yeniçağa İlçesinde bulunan göl civarındaki mevcut yerleşim bölgesi inceleme alanı olarak seçilmiştir. İnceleme alanındaki zeminin şişme yüzdesi, şişme basıncı ve serbest basınç dayanımı belirlenerek, sönmüş kireç ve Çayırhan Termik Santralinden alınan uçucu kül katılarak iyileştirme yapılmıştır. Killere %1, %3, %5, %7 ve %9 oranlarında sönmüş kireç ile %5 ve %10 oranında uçucu kül katılarak şişme potansiyelindeki değişim ile yeni durumda oluşacak serbest basınç dayanımı incelenmiştir. Kireç oranının %7 ile %9 ve uçucu külün %10 olduğu durumlarda şişme potansiyelinin önemli ölçüde azaldığı gözlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Şişme basıncı, Şişme yüzdesi, Yeniçağa kili, Uçucu kül, Kireç, İyileştirme, Serbest basınç dayanımı
Konya Yolu ? Çayyolu arasındaki (Ankara) akiferlerde yeraltı suyu kalitesinin incelenmesi
Bu çalışma, Çayyolu-Konya Yolu arasındaki (Ankara) akiferlerde, yeraltı sularının kalitesinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır.İnceleme alanına ait su kimyası verileri Piler, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuarı diyagramları çizilerek değerlendirmeleri yapılmış, yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin sodyum ve bikarbonat olduğu tespit edilmiştir.Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır.Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır.Bu çalışmada yapılan analizler su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.
Gölbaşı (Ankara) yerleşim alanı killerinin şişme potansiyelinin belirlenmesi ve kireç ile iyileştirme
Suya kısmen doygun yada doygun olmayan killi zeminlerde su içeriğinde meydana gelen artışa bağlı olarak zeminde vuku bulan hacimsel artış, ?şişme?, bu davranışa sahip killer de ?şişen killer? olarak tanımlanmaktadır. Şişen killer çeşitli mühendislik yapılarında önemli hasarlara neden olmaktadır. Sonradan oluşacak ekonomik kayıpların önüne geçilebilmesi bakımından şişen killerin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önem kazanmaktadır. Bu çalışmada, şişebilen zemin özelliği taşıdığı düşünülen Gölbaşı (Ankara) yerleşim alanı killerinin, şişme potansiyelinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde, inceleme alanında tümünde olmasa bile lokal olarak şişebilen killerin yer aldığı tespit edilmiştir. İnceleme alanından alınan yüksek plastisiteli kil ?CH? sınıfına giren numunelerin şişme yüzdesi % 3,4 ~ 9,2 aralığında, ortalama % 6,7, şişme basınçları 65 ~ 243 kPa aralığında, ortalama 128 kPa olarak bulunmuştur. Düşük plastisiteli kil ?CL? sınıfına giren numunelerin şişme yüzdesi ise % 1,6 ve % 0,5, şişme basınçları 11 kPa ve 6 kPa olarak bulunmuştur. Hafif yapılar için risk oluşturabilecek, şişme potansiyeli yüksek olarak belirlenen tüm ?CH? killere ağırlıkça farklı oranlarda (%1, %3, %5, %7, %9) kireç maddesi katılarak şişme basıncı ve şişme yüzdelerindeki değişim incelenmiştir. Kireç yüzdesinin =>%5 olduğu durumlarda şişme yüzdesinin ve şişme basıncının önemli ölçüde azaldığı belirlenmiştir.
Zeminlerde yer sarsıntısı yaratan yapay patlatmaların dinamik etkileri ve bir uygulama
Yer sarsıntısı, zeminde gerçekleştirilen patlatma sürecinin doğal bir sonucudur. Patlatma kaynaklı yer sarsıntıları, patlatma faaliyetlerinde her zaman en önemli çevre sorunları arasında yer almıştır. Bu nedenle, yer sarsıntılarının etkilerinin analizini içeren birçok deneysel formül ve yöntem geliştirilmiştir. Parçacık hızının zemindeki azalımının hesaplanması için önerilen en yaygın yaklaşım, mesafenin ölçeklendirilmesidir. Bu yaklaşım, patlayıcı madde miktarı ve mesafe veya her ikisi de değiştiğinde, maksimum parçacık hızının tahmin edilmesini mümkün kılmaktadır. Bu çalışmada, değişik amaçlarla patlayıcı madde imhası gerçekleştirilen özel bir sahada, patlatma kaynaklı yer titreşimlerinin gelecekte çevre alanda inşası planlanan yapılaşma için etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Bunun için öncelikle, alanda geoteknik incelemeler yapılmıştır. Çalışmada oluşturulan parçacık hızı tahmin modelleri, FFT analiziyle elde edilen frekans değerleri ile birlikte genel kabul görmüş hasar kriterleri için denenmiş ve patlayıcı madde miktarı ile patlatma noktasından olan uzaklık arasındaki ilişki irdelenmiştir.
Bağlıca (Etimesgut) yer altı sularının hidrojeokimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Bağlıca (Etimesgut)'da seçilen inceleme alanında yeraltı sularının hidrojeokimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin belirlenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, laboratuarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırılmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verilerinin değerlendirilmesi sonucu; yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin sodyum ve bikarbonat olduğu, yalnız bir örneğin sodyum ve sülfat fasiyesinde olduğu tesbit edilmiştir. Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve fluorür analizleri de yapılmış ve yine içmesuyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır. Su örneklerinde aragonit, kalsit ve dolomit minerallerine doygunluk olduğu saptanmış; anhidrit, jips ve halite ise doygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Su örneklerinin ait olduğu fasiyes ile doygunluk hesaplamaları değerlendirilmiş ve uyumluluk karşılaştırılması yapılmıştır. Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde; su örneklerine ait hidrokimyasal fasiyeslerin, jeolojik birimlerde baskın olarak yer alan minerallerin çözünmesinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler :Hidrojeokimya, Yeraltı Suyu, Bağlıca, Kirlilik
İkizce (Haymana-Ankara) ve çevresindeki yer altı sularının kimyası ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışma, İkizce (Haymana-Ankara)'de seçilen araştırma alanında yeraltı sularının kimyasal özelliklerinin ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesini kapsar. Kuyulardan alınan yeraltı suyu örneklerinin pH, sıcaklık, elektriksel iletkenlik parametreleri yerinde ölçülmüş, Laboratuvarda ise katyon ve anyon analizleri yapılmıştır. Sonuçlar grafiksel yöntemlerle, standartlar ve yönetmeliklerle karşılaştırmalı olarak yorumlanmıştır. İnceleme alanına ait su kimyası verileri, Piper, Schoeller, Wilcox ve ABD Tuzluluk Laboratuvarı diyagramları çizilerek değerlendirmeleri yapılmış, bazı yeraltı sularındaki baskın hidrokimyasal fasiyesin mevsimsel etkilerle genelinin değişmediği, bazılarının ise değiştiği tespit edilmiştir. Hidrojeolojik incelemeler kapsamında, bölgedeki hidrojeolojik oluşumlar tanımlanmıştır. Bölgenin jeolojisi ile, suların mineral doygunlukları karşılaştırılarak; su örneklerinin hangi jeolojiye ait akiferden geldiği yorumlanmıştır. v Standart parametrelerin dışında, su örneklerinde bor ve florür analizleri de yapılmış ve yine içme suyu ve sulama suyu standartlarıyla karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada yapılan analizler su örneklerinin içme suyu olarak kullanılmasını saptamak için yeterli olmamakla beraber, elde edilen veriler genel anlamda fikir vermesi amacıyla içme suyu kriterleri yönünden de değerlendirilmiştir.
Sadık (Hacıbektaş)-Budak (Mucur) köyleri arasındaki sığ yeraltı sularının hidrojeokimyasal özellikleri ve bazı kirlilik parametrelerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Nevşehir ili Hacıbektaş ilçesine bağlı Sadık ve Kırşehir ili Mucurilçesine bağlı Budak köyleri arasında belirlenen inceleme alanından almışolduğumuz yer altı sularının numuneleri doğrultusunda, yer altı sularınınhidrojeokimyasal özellikleri ve bazı kirlilik parametreleri incelenmiştir. Anyonve katyonların analizleri için laboratuar çalışması yapılmıştır. pH, sıcaklık,elektriksel iletkenlik, toplam çözünmüş madde, çözünmüş oksijen ve tuzlulukgibi parametreler ise yerinde ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlara dayanarakdiyagramlar çizilmiş ve incelenen suların içme ve sulama suyu olarakkullanılabilirliği standart ve yönetmelikler doğrultusunda değerlendirilmiştir.Bunlara göre inceleme alanındaki suların hepsinin (SAR<8 olduğu için) sulamasuyu olarak kullanılabileceği; 6 numaralı numune dışındaki tüm numunelerinC2-S1 sınıflarında olup orta tuzlulukta olduğu ve orta derecede tuza ihtiyaçgösteren bitkiler için kullanılabileceği, 6 numaralı numunenin ise C3-S1sınıfında olup fazla tuzlu su olduğu ve sadece bazı bitkiler için kullanılabileceği;tüm numunelerin az sodyumlu su olup, sodyuma karşı duyarlı olan bitkilerdışında her türlü tarım için uygun olduğu görülmektedir. Suların içme suyuolarak kullanılabilirliğine yönelik katyon ve anyonlardan bazılarının TSE,WHO, EPA ve Avrupa Birliği Limitlerini aştığından sular içilemez su niteliğiivtaşımaktadır. İnceleme alanındaki tüm numunelerin EPA limit değerininüzerinde nitrat konsantrasyonuna sahip olduğu belirlenmiştir. Kirliliğin gübrekullanımı veya evsel atıksu kaynaklı olabileceği söylenebilir.Bilim Kodu : 912Anahtar Kelimeler : Akifer, Kirlilik, Yeraltı Suyu, HidrojeokimyaSayfa Adedi : 82Tez Yöneticisi : Prof.Dr. Nail ÜNSAL