Theses supervised by Prof. Dr. Necdet Türk
12 theses · Dokuz Eylül University
Stability of submarine slopes
In this study, the hydrographic, geological and geotechnical works carried out for ?İzmir Bay-Alsancak Port Navigation Channel? and the future dredging works within the scope of İzmir Bay and Alsancak Port Rehabilitation Project are discussed. Within the scope of this study, the surface soil samples (K1-12) are taken from twelve different locations in the study areas on the navigation channel. The geotechnical and geological properties of the soil samples are determined. Hydrographical and oceanographic studies are carried out to reveal the actual 2D and 3D bathymetries of study areas. Furthermore, the inclination and vectors maps are generated. Based on the acquired soil properties and the bathymetric data, slope stability analyses have been performed for the two cross-sectional profiles along the navigation channel, one of which is that the first line and the second one is at the second line. Slide v.6.0 software is used for the slope analysis. The slope stability analyses are carried out for the different seismic loadings (0.12 g and 0.23 g), and the channel depths of 17 m. The seismic accelerations used in the analyses are calculated considering the earthquakes occurred in the past close to study area. In the results of this study, the stability conditions of slopes of navigation channel are demonstrated.
Killerin likit limitlerinin farklı şekilli penetrasyon uçlarla araştırılması
Zemin mekaniğinde, koheziv zeminlerin kıvam limitlerinin belirlenmesi en sık uygulanan deney çeşididir. Kıvam limitleri, zeminlerin doygun durumda nasıl davranacağını belirlemede yardımcı olur. Zeminlerin likit limitleri ya "Casagrande yöntemi" yada "Düşen koni yöntemiyle" belirlenmektedir. Bu çalışmada likit limitin belirlenmesinde operatör bağımlılığı daha az olan düşen koni yöntemi seçilmiştir. İki çeşit kil üzerinde, farklı ağırlıkta ve şekilde uçlar kullanılarak, zeminin konik penetrasyon direnci ve su içeriği ilişkisi araştırılmıştır. 15 farklı uç, 0 ? 40 mm batma aralığında ölçülerek uç batma ? su içeriği ilişkisi araştırılmış ve sonuçları grafikler halinde sunulmuştur. Bu çalışmada 12'si danışman hocam tarafından hazırlatılan, diğerleri BS1377'de belirtilen uca ağırlık ekleme vasıtasıyla oluşturulmuş toplam 15 adet farklı şekil ve ağırlıkta konik penetrasyon uçlarının zemine batma miktarları araştırılmıştır. Kıvam limitlerinin belirlenmesinde kullanılan iki yöntemden birisi olan düşen koni yöntemi BS 1377-2 no 'lu standartta belirtilen (30 artı eksi 1 derece 'lik konik ucun 80,00 artı eksi 0,1 gramlık ağırlığı) uca bağlı kalarak, farklı şekilli ve farklı ağırlıklı konik uçların zeminlerin kıvam limitleri değerlerinin karşılaştırılması yapılmıştır.
Manisa Kavaklıdere göletinin mühendislik jeolojisi
Bu çalışmada, Manisa ilinin Alaşehir ilçesine bağlı Kavaklıdere Kasabasından geçen, Değirmendere üzerinde inşa edilmesi planlanan Kavaklıdere Göletinin mühendislik jeolojisi özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Geç Miyosen yaşlı Acıdere Formasyonuna ait sedimanter kayaçlar üzerinde yer alan gölet aks yeri ve yakın çevresinin temel zemininin jeoteknik özellikleri, arazi ve laboratuvar deneyleriyle belirlenmiştir.Suyla temas etmesiyle kolayca dağılan gevşek çimentolu sedimanter kayaçlardan karot örneği almak için, laboratuvar ortamında farklı bir yöntem geliştirilmiştir. Böylelikle kayaçların indeks ve mühendislik özellikleri belirlenebilmiş ve kayaçların çok düşük tek eksenli basınç dayanımına sahip olduğu gibi suda dağılmaya karşı duraylılığının da çok düşük olduğu görülmüştür.Gölet aksı boyunca yer alan sondajlarda yapılan basınçlı su deneyleriyle, kayaçların geçirimsiz veya çok az geçirimli kayaç sınıfında yer aldığı belirlenmiş; presiyometre deneylerine göre kayaçların izin verilebilinir taşıma güçleri ve oturma miktarları hesaplanmış ve daha sonra kayaçların malzeme ve kütle özelliklerinden yararlanılarak Jeolojik Dayanım İndeksi (GSI) sınıflama sisteminde ki yeri belirlenmiştir.Gölet rezervuar alanında yer alan kayaçların iri tane (çakıl) miktarları ile kayma direnci parametleri arasında ampirik bir yaklaşımda bulunmak için kayaçların tane oranları, fotoanaliz yöntemiyle belirlenmeye çalışılmış ve iri tane oranının arttmasıyla, kayacın içsel sürtünme açısının da arttığı, kohezyonun azaldığı görülmüştür.Zayıf çimentolu sedimanter kayaçlar üzerinde inşa edilmesi planlanan gölet aks yerinin şev stabilitesi irdelenmiş ve aks yerinde yapılacak herhangi bir kazı sonrasında şevlerin kaymaya karşı güvenlik katsayısının azaldığı görülmüştür.Yapılan arazi ve laboratuar incelemeleri sonunda, zeminin güçlendirilmesi şartıyla, çalışma alanında, zonlu toprak dolgu tipinde bir göletin inşaa edilebilmesinin mümkün olunabileceği sonucuna varılmıştır.
İzmir Yöresine ait dört zemin örneğinin malzeme özellikleri ve katı atık alanlarında bariyer zemin olarak kullanılabilirliğinin araştırılması
Türkiye'nin üçüncü büyük ili olan İzmir, sürekli göç alması nedeniyle nüfusu artan ve buna bağlı olarak üretim-tüketim miktarının hızla arttığı bir Metropol şehrine dönüşmüştür. Tüketimin artmasıyla birlikte çöp üretimi artmış ve oluşan bu katı atıkların gelişigüzel depolanmasının sebep olduğu yer altı suyu kirlenmesi, koku kirliliği ve görüntü kirliliğini önlemek amacıyla düzenli katı atık depolama sahaları yapılması gerektiği gündeme gelmiştir. Ancak, şehrin katı atık depolaması için uygun zemin ve bölgesel şartlarını sağlayan alanlar oldukça kısıtlıdır. Zemin açısından uygun olan bölgeler şehir merkezine yakındır. Şehir sınırları içerisinde akarsu ve mevsimlik derelerin yoğunluğu yer seçimini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle şehir merkezine uygun mesafedeki boş alanların zemin iyileştirme yöntemleri kullanılarak katı atık depolama alanları olarak oluşturulması zorunlu hale gelmiştir.Bu tez kapsamında, çevre koşullarını sağlayan ancak zemin geçirimliliği uygun olmayan bölgelerde, İzmir İli içinde ve yakın çevresinde bulunan Neojen killeri bariyer zemin olarak kullanılarak geçirimliliğin düşürülmesi ve bu sayede de uygun bölgenin depolama alanı olarak kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu kapsamda İzmir Şehri sınırları içinde ve yakın çevresinde bulunan 4 farklı bölgeden (Bornova, Buca, Torbalı ve Turgutlu) kil numuneleri alınmış ve indeks özellikleri belirlendikten sonra kompaksiyon, serbest basınç direnci, metilen mavisi, iğne deliği ve dağılma deneyleri yapılmıştır. Kimyasal analiz, SEM ve XRD deneyleri ile diğer deneyler desteklenmiştir.
Marmaris Barajı'nın mühendislik jeolojisi
Marmaris Barajı, ?ön yüzü beton kaplama kaya dolgu ? tipinde bir barajdır. Yapımına 1998 yılında başlanmış ve 2006 yılında da tamamen hizmete girmiştir. Ülkemizde bu yöntemle yapılan beşinci barajdır. Yapım amacı Marmaris ve çevre beldelerinin (Beldibi, İçmeler, Armutalan) içme suyunun temini, barajın aşağı kısmında yer alan Çamlı Ovasının sulama suyunu karşılamak ve bu ovayı etkisi altına alan taşkınları kontrol etmektir.Baraj yerinde bulunan alüvyon birimleri kaldırılarak baraj gövdesi serpantinit ana kayası üzerine oturtulmuştur. Temel kayacının sahip olduğu geçirimlilik özelliği, inceleme alanında açılan sondaj kuyularında yapılan basınçlı su testleri ile belirlenmiş ve gerekli enjeksiyon perdelemesi yapılmıştır.Marmaris Barajı'nın aynı tipteki benzer barajlardan en önemli farkı dolguda kullanılan kayanın ultrabazik bileşime sahip dünit kayası olmasıdır.
Karaburun kireçtaşı taşocakları atıklarının agrega kaynağı olarak kullanılmasının araştırılması
Bu çalışma , Karaburun Yarımadasının Balıklıova yöresinde Gerence Formasyonu içinde yeralan Uygar Mermer taşocağı atıklarının agrega kaynağı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin araştırılması hakkındadır.Bu kapsamda, laboratuvara getirilen blok örneklerden karotiyer ile silindirik örnekler hazırlanmış ve bu karot numuneler üzerinde tek eksenli basınç dayanımı, birim hacim ağırlık, porozite, boşluk oranı tayini ve ağırlıkça su emme deneyleri yapılmıştır.Bu deneylere ilaveten, blok örneklerden geriye kalan parçalar, agrega deneyleri için çeneli kırıcıda kırılarak kırmataş haline getirilmiştir. Elde edilen kırmataşlar üzerinde TSE ve BS standartlarına göre tane büyüklüğü dağılımı, tane yoğunluğu ve su emme oranı, boşluk hacmi, özgül ağırlık, metilen mavisi deneyi, agrega aşınma direnci, agrega parçalanma direnci, donmaya ve çözülmeye karşı direnci, magnezyum sülfat değeri, agregalarda darbe dayanımı, agregalarda kırılma dayanımı, agregalarda gevşek yığın yoğunluğu, agregalarda tane şekli tayini, şekil indisi, yassılık indisi ve uzunluk indisi deneyleri yapılmıştır.Ana elementler ve oksitlerin yüzde oranları kimyasal analizler ile belirlenmiştir. Kimyasal analiz sonuçlarını desteklemek için X ışınları kırınım analizleri yapılmıştır.Elde edilen deney sonuçlarının TSE, BS standartlarında istenilen sınır değerler arasında kaldığı saptanmış ve çalışmanın hedefi olan Karaburun yöresi Uygar Mermer kireçtaşı taşocağı atıklarının agrega olma potansiyeli olduğu sonucuna varılmıştır.
Kıbrıs Mağusa Tuzla bölgesinin mühendislik jeolojisi
Bu çalışma KKTC'nin Mağusa kentinde, gelişmekte olan bir bölge olan Tuzla ve yakın civarının jeolojik ve jeoteknik özellikleri hakkındadır. Tuzla yerleşim alanında bulunan zeminlerin mühendislik özelliklerinin belirlenmesi için otuz sekiz adet zemin sondajı ve bu sondajlar esnasında Standart Penetrasyon Testleri gerçekleştirilmiştir. Bundan başka zemin sınıflaması için çeşitli laboratuar deneyleri yapılmıştır. İlaveten, tomografik rezistivite ve sismik kırılma çalışmaları gerçekleştirilmiştir.Tezde sıvılaşma konusu irdelenmiş; sıvılaşma oluşumu, sıvılaşmayı tetikleyen faktörler, ince danelerin durumu, kıvam limitlerinin sıvılaşmaya etkileri, çevrimsel yenilme ve sıvılaşma sonuçlarından bahsedilmiştir. Zemin sondajlarının jeoteknik logları hazırlanmıştır. Her sondaj noktasındaki sıvılaşma potansiyeli değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler ışığında bölgenin sıvılaşma potansiyeli haritaları hazırlanmıştır. Bunun yanında zemin grubu ve yerel zemin sınıfı haritaları da yapılmıştır.
Slope stability of the open pits-rock slope
The stability of slopes in Sadiola Open Pit Gold Mines is an issue of great concern because of the significant detrimental consequences instabilities can have. To ensure the safe and continuous economic operation of these mines, it is necessary to systematically assess and manage slope stability risk. This however has not been traditionally easy due to the fact that measuring the parameters needed to assess the stability of slopes can be laborious, expensive, and cause disruption to mining operations. Slope stability is affected by many factors, their effects on the slope stability may be big or small. It is more important to identify the main influencing ratio factors in the process of analyzing the slope stability.
Zemin etüdü sondaj bulgularının sismik ve yer radarı gibi tekniklerle karşılaştırılması
Zemin etütleri sırasında açılan sondajlarla çok kısıtlı bir alan hakkında bilgi edinilmekte, çoğu kez yer altı hakkında daha güvenilir bilgi edinmek için sondaj sayısı ve derinliğini arttırmak gerekmekte ve bu da yapılan çalışmaların maliyetini arttırmaktadır. Diğer bir sorun da sondajlardan alınan numunelerin çok lokal bir alanı ve sonuçların çalışma alanının tamamını ne derecede temsil ettiğidir. Bu nedenle zemin etütlerinde kullanılmak üzere, yeryüzünün doğal yapısını bozmayacak şekilde, hızlı ve ekonomik teknolojiler geliştirilmektedir. Jeofizik yöntemlerden sismik kırılma ve yer radarı yöntemleri uygulamada kullanılan teknolojinin başlıcalarıdır. Günümüzde yer altı hakkında sismik kırılma ve yer radarı yöntemi gibi tekniklerle daha geniş alanlar hakkında, kısa sürede daha ekonomik olarak bilgi edinmek mümkündür. Sismik kırılma yönteminin çalışma prensibi, yapay olarak oluşturulan sismik dalgaların yeraltına gönderilmesi ve bu dalgaların ilerledikleri ortamların fiziksel özelliklerini kayda alarak yüzeye yerleştirilen jeofonlar aracılığı ile sinyallerin kaydedilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Diğer bir yöntem olan yer radarı (GPR), verici anten tarafından üretilen ve yeraltına gönderilen yüksek frekanslı elektromagnetik dalgaların ilerledikleri ortamların dielektrik farklılık gösterdiği ara yüzeylerinden yansıyarak alıcı anten tarafından kayıt cihazında toplanması ve yeraltının sürekli profilinin çıkarılması şeklinde çalışır. Arazi çalışmalarında GPR, kullanım kolaylığı bakımından çok basit bir sistem olup, bu yöntem kullanıldığında çok hızlı bir şekilde veri elde edilmektedir. Bu özellikleri GPR'ı mühendislik çalışmalarında sık kullanılan bir yöntem haline getirmektedir. İzmir İli, Bornova İlçe sınırları içerisindeki 1/25.000 ölçekli L18-a2 ve 1/5000 ölçekli L18a- 05c paftasında yer alan Ege Üniversitesi Kampus alanında, 4 noktada sismik kırılma ölçüm çalışmaları ve 7 noktada yer radarı çalışmaları yapılmış ve sonuçlar sondaj bulguları ile karşılaştırılmıştır. Sismik çalışmalar sonucu çalışma alanına ait zemin dinamik parametreleri belirlenmiş ve yüzeyden 3,0, 6,0, 10,0 metre derinlikteki seviyelere ait Vp, Vs sismik hız kontur dağılım haritaları Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) kullanılarak hazırlanmıştır. Yer Radarı çalışmaları sonuçları, sondaj bulguları ile karşılaştırılmıştır. Sismik kırılma ve yer radarı yöntemlerinin zemin etütlerinde uygulanabilirliği tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yer Radarı, Sismik Kırılma Yöntemi, Zemin Etüdü, Bornova Ege Üniversitesi kampüsü.
Tosya ilçe merkezinin mühendislik jeolojisi
Ülkemiz, topografik yapısı, iklim ve jeolojik özelliklerinden dolayı doğal afetleri oldukça sık yasayan ülkelerden birisidir. Doğal afetler neden oldukları can kaybı yanında Türkiye için ayrıca önemli ekonomik kayıplar da meydana getirmektedir. Doğal afetlerden kaçmak imkansız olduğuna göre, bu afetlerden en az hasarla kurtulabilme yöntemlerine bakılmalıdır. O nedenle kent ve/veya ilçe merkezlerinde yasam alanı seçerken, yerleşime en uygun olan alanlar seçilmeli ve olabilecek afetlerden maksimum düzeyde korunma sağlanmalıdır. Bu tez çalışmasının amacı da; Kastamonu ili, Tosya ilçe merkezini yerleşime uygunluk açısından değerlendirilmesi ve bu alanda oluşabilecek, doğal afetlerden kaynaklanabilecek zararı minimuma indirilmesi için önerilerde bulunmaktır. İnceleme alanını tanımak ve bölgenin jeolojisini çıkarmak için çeşitli dönemlerde araziye çıkılmış, gereken jeolojik çalışmalar yapılmış ve inceleme alanının jeolojisi tanımlanmıştır. Zeminlerin mühendislik özelliklerini ve dağılımını belirlemek amacıyla, bölgede İller Bankası tarafından; daha önceden açılan jeoteknik sondaj kuyuları bulgularından yararlanılarak SPT verileri değerlendirilmiş ve zeminlerin penetrasyon direnci belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, bu alanda sismik kırılma yöntemiyle elde edilmiş bulunan sismik hız değerleri ( Vp ve Vs ) `de verilmiştir. Bu çalışma kapsamında altmış üç noktada, mikrotremör ölçümleri de alınarak, zeminlerin dinamik şartlardaki zemin hakim periyotları ve ivme büyütme katsayıları belirlenmiştir. Bu değerler, sismik kırılma yöntemiyle elde edilen değerlerle karşılaştırılmıştır. Yapılan çalışmalar ışığında Tosya ilçe merkezinin yerleşim açısından önem arz eden hususlar değerlendirilmiştir.
Muğla yöresi mermer ocaklarında blok mermer üretimini etkileyen jeolojik parametreler
ÖZET Muğla İli, 1980'li yıllarda Ülkemiz mermer sektöründeki gelişmeye bağlı olarak, önemli bir mermer üretim ve işleme merkezi haline gelmiştir. Yörede, blok mermer üretimi yapılan, üretime ara verilmiş ya da terk edilmiş halde bulunan, çok sayıda mermer ocağı ile mermer fabrikası yer almaktadır. "Muğla yöresi mermer ocaklarında blok mermer üretimini etkileyen jeolojik parametreler" konulu bu çalışmanın ilk aşamasında, Muğla yöresinde blok mermer üretimi yapılan ve değişik stratigrafik konumlan olan mermer ocakları 1/100.000 ölçekli topoğrafik harita üzerine aktarılmış ve yayılan alanları belirlenmiştir. Bu mermer ocakları içerisinden, farklı stratigrafik seviyeleri temsil eden tip mermer ocakları seçilmiş ve bu ocakların ve yakın çevrelerinin 1/5.000 ölçekli jeolojik haritaları yapılarak, araştırılan mermerlerin stratigrafik konumlan ve yaydım alanları belirlenmiştir. Seçilen tip mermer ocaklarının şev aynalan üzerinde, 1/100 ölçekli detay süreksizlik haritalan yapılmış ve bu ocaklar içerisinde blok mermer üretimini etkileyen birincil ve ikincil jeolojik parametreler belirlenmiştir. Tip mermer ocaklarından alınan, renk ve desen açısından farklılıklar sunan değişik mermer türlerinin, mineralojik, kimyasal ve fiziko-mekanik özellikleri belirlenmiş ve mermerlerin kristal boyutlarının, mermerlerin mekanik özellikleri üzerindeki etkileri ile mekanik özellilerinin birbirleri arasındaki ilişkileri saptanmıştır. Detay mühendislik jeolojisi çalışmalarının yürütüldüğü tip mermer ocaklarında üretilmiş blokların boyut verileri elde edilmiş, yüzde ve kümülatif dağılım grafikleri çizilmiş ve ortalama blok boyutları saptanmıştır. Mermer bloklarının boy, yükseklik ve en değerleri incelenmiş, yüzde ve kümülatif sıklık dağılım grafikleri çizilmiştir. Tip mermer ocaklarına ait şev aynalan üzerinde yapılan 1/100 ölçekli detay süreksizlik haritalan kullanılarak, mermer ocakları içerisinde gözlenen süreksizlik düzlemlerinin yatay ve düşey yönlerdeki dağüımlan belirlenmiştir. Bu çalışmaVI sonucunda mermer ocakları şev aynalarında gözlenen süreksizlik düdemlerinin, yatay ve düşey yemlerdeki çatlak ara uzaklığı dağılımları arasında belirgin bir farklılığın bulunmadığı saptanmıştır. Süreksizlik düzlemlerinin çatlak ara uzaklığı sıklık dağılımlarının, negatif üstel eşitlikler ile tanımlandığı ve bu eşitliklerden elde edilen ortalama çatlak ara uzaklıkları ile, çatlak ara uzaklıklarının aritmetik ortalamalarının, uyumlu oldukları belirlenmiştir. 1/100 ölçekli detay süreksizlik haritaları üzerinde yapılan detay süreksizlik ölçümlerinden elde edilen çatlak ara uzaklığı değerleri kullanılarak, blok boyutu analizleri yapılmış ve mermer ocaklarından üretilebilecek olan ortalama mermer bloğu boyutlarının, blok mermer üretimine geçilmeden, bu sahalarda yapılacak karotlu sondajlar yardımıyla belirlenebileceği saptanmıştır.
Bornova Otoyol güzergahının jeoteknik haritalaması
Mevcut olan Karayollarının Bornova kesiminde ulaşım olanaklarının çok düşük olması sebebiyle, güncel trafiği taşıyamadığı açıktır. Bu nedenle genelde İzmir civarında ve anılan kesimdeki güncel ve uzun vadeli trafik akışını çağdaş düzeyde sağlamak için İzmir Çevre yolu-Metro çalışmaları tasarlanmış ve 2001 yılına kadar bitirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmada Çevre yolunun 1-3, 1-4 kesimleri, ve Zafer Payzın IIyadüğü-Ege Üniversitesi Köprülü Kavşağı, Osman Kibar Kavşağı, Doğanlar Köprülü Kavşağı, Yeni planlanan Bornova Metro güzergahı, Büyük Kanal Projesinin jeolojik-jeoteknik araştırmaları yapılmış ve bu değerlendirmeler ışığında Mühendislik Jeolojisi Haritası hazırlanamış ve bu yolla Bornova civarında yapılacak jeoteknik çalışmalara öncülük edilmiş ve Otoyolun Bornova kesiminin jeolojisi, zemin ve kayaçların indeks ve mühendislik özellikleri incelenmiştir. Yapılan çalışmaların değerlendirilmesinden, yerinde yapılan deneyler ve Laboratuvar çalışmalarının sonuçlarının yorumlanmasından Kuvaterner çökellerin düşük direnç özelliklerine sahip olduğu ortaya çıkmaktadır. Jeolojik ve jeoteknik özelliklerden faydalanarak güzergahın temel koşulla rı incelenmiştir. İlk olarak 1:5000 ölçekli Dökümentasyon Haritası; Otoyol, Metro ve Büyük Kanal Projesine ait çalışmalarının birleştirilmesi ile hazırlanmış, daha sonra üç boyutlu bir görünüm kazandırmak amacıyla Mühendislik Jeolojisi Haritası hazırlanmıştır. Ayrıca, 1-3 kesimine ait 1:2000, 1-4 kesimlerine ait 1:5000 ölçekli jeolojik kesitler çıkartılmıştır.