Theses supervised by Prof. Dr. Semra Aytuğ
32 theses · Dokuz Eylül University
Sağlık hizmetleri pazarlamasında tutundurma politikası; sağlık personeli ve hastaların reklama yönelik görüşlerine ilişkin Urla Devlet Hastanesi örneği
Sağlık hizmetleri; kişilerin sağlığının korunması, tanı, tedavi ve bakım için kişisel ve kurumsal olarak kamu ya da özel şahısların vermiş olduğu hizmetler olarak tanımlanabilir. Sağlık hizmeti veren birçok kuruluş vardır. Hastaneler sağlık hizmeti veren kuruluşların başında gelmektedir. Rekabet koşulları içinde çalışan endüstri ve hizmet işletmelerinde pazarlama temel bir fonksiyon olarak görülmesine rağmen, sağlık hizmeti sunan hastaneler için yeni bir olgudur.Sağlık hizmetlerinin pazarlanmasında önemli rol oynayan bir diğer bileşen de tutundurmadır. Tutundurma literatürde, herhangi bir işletmenin mal veya hizmetinin satışını kolaylaştırmak amacıyla üretici-pazarlamacı işletmenin denetimi altında yürütülen, müşteriyi ikna etme amacına yönelik, bilinçli, programlanmış ve eşgüdümlü faaliyetlerden oluşan bir haberleşme süreci olarak tanımlanır. Tutundurma çalışmalarında; reklam, halkla ilişkiler, kişisel satış ve satışa özendirme vasıtaları kullanılır.Bu çalışmada sağlık hizmetleri sunumunda reklamın ne düzeyde algılandığı tespit etmek amacıyla, Urla Devlet Hastanesi'nde yatan hastalar ile sağlık hizmeti veren personel üzerinde anket uygulaması yapılmıştır.Ülkemizde, sağlıkta reklam yapılması tamamen yasaktır. Sağlık Mevzuatı, sağlık alanını diğer ticari kuruluşlardan ayırmakta, sağlıkta reklama yasaklamalar getirmekte ve haksız rekabeti önlemeye çalışan maddeler içermektedir. Reklamın tamamen yasak olmasına rağmen; ankete katılan hasta ve sağlık personeli grubunda'' kontrollü olarak serbest bırakılmalıdır.''tercih edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Sağlık Hizmetleri Pazarlaması, Reklam, Tutundurma.
Lojistiğin uluslararası pazarlamada rekabetsel üstünlük sağlamadaki önemi ve bir uygulama
Değişim olgusunun yoğunluğunun ve işletmelere olan etkilerinin her gün daha fazla hissedildiği günümüzde, rekabetçi örgütsel yeteneklerin çeşitli düzeylerde sağlanması giderek önemli konuma gelmektedir. Yaşanan hızlı değişim işletmelerin akışkan ve çevik olmalarını gerektirmektedir. Özellikle, müşteri istek ve beklentilerinin maksimum fayda yaratacak şekilde karşılanması temel faktör durumundadır. Bu faktörün gerçekleştirilmesinde rol oynayan elemanlardan bir tanesi olan lojistik, işletmelerin başarısı için yönetimi titizlik isteyen bir faaliyet haline gelmiştir.Özellikle son yıllarda ticaretin uluslararasılaşması ve işletmelerin dışa dönük stratejilere odaklanması lojistik anlayışının değişmesine ve bazı lojistik fonksiyonlarının öne çıkmasına neden olmuştur. Çok uluslu işletmelerin ürünlerini farklı bölgelerdeki üretim noktalarından, farklı bölgelerdeki tüketim noktalarına ulaştırma zorunlulukları lojistik fonksiyonlarından taşıma fonksiyonunun diğerlerine göre daha önemli görülmesini sağlamıştır. Gün geçtikçe, iyi yönetilen bir lojistik sisteminin örgüte önemli bir rekabet avantajı sağlayacağı anlaşılmaktadır.Lojistik yönetimi, firmalar için rekabet avantajı yaratmanın önemli bir yoludur. Bir diğer deyişle; tüketici tercihi açısından rakiplerin üstünde bir yerde yer almak etkin bir lojistik yönetimiyle başarılabilir. Bu açıdan bakıldığında, lojistik faaliyetler ve benzeri bu gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, dolayısıyla farklı bir şekilde, farklı bir şey veya faaliyetin sunulması rekabetin kendisi olarak tanımlanabilmektedir.
Kamu Hastaneleri Birliklerinde tedarik zinciri yönetimi ve örnek bir uygulama
Her ne amaçla faaliyet gösterirse göstersin bütün işletmeler varlıklarını sürdürebilmek için faaliyetlerini devam ettirmek zorundadır. İşletmelerin faaliyetlerini devam ettirmesi tedarik faaliyetinde bulunmalarına bağladır. Tedarik faaliyetlerinin aksamadan ve en uygun seviyede işlemesi için işletmelerin kendileri için uygun tedarik zincirini oluşturması ve bu zinciri iyi yönetmesi gerekmektedir. Tedarik zinciri yalnızca ürün veya hizmetlerin bir yerden başka bir yere hareketi değil, aynı zamanda bilgi ve para akışını da ifade eden bir kavramdır. Sağlık kuruluşları kısaca hasta ve yaralarının, sağlığından şüphe edenlerin, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri kuruluşlardır. Sağlık kuruluşlarının bu hizmetleri verebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli girdiler insan gücü ve tıbbi malzeme ve cihazlardır. Bu girdilerin uygun zamanda, uygun yerde, uygun fiyata ve optimal kalitede sağlanması önemli sağlık hizmetlerinin aciliyeti ve hizmetin uygun şekilde yerine getirilmemesi durumunda telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğurabileceği göz önüne alındığından sağlık kurumlarında tedarik zincirinin yönetiminin önemi daha açık anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın birinci bölümünde tedarik ve tedarik zinciri kavramlar ile bu kavramların tarihsel gelişimi ve tedarik zincirinin yapısı, tasarımı ve amaçları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümünde tedarik zinciri yönetiminin amacı, gelişimi, gelişimine etki eden faktörler performans ölçütleri ve önemi üzerinde durulmuştur. Ayrıca tedarik zinciri yönetiminin işletmeler için avantaj ve dezavantajları açıklanmış, işletmelerin etkin bir tedarik zinciri oluşturabilmesi için dikkat etmesi gereken unsurlar ve tedarik zinciri yönetiminde kullanılan bilgi teknolojileri ve önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde tedarik zinciri yönetimin sağlık hizmetleri için neden önemli olduğunun daha açık bir şekilde ortaya konulabilmesi ve tedarik zincirinin nasıl işlediğinin anlaşılabilmesi için sağlık hizmetleri ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesinden sorumlu olan kamu hastaneleri birliğinin yapısı, genel özellikleri ve sağlık kuruluşlarında bir bütün olarak tedarik zincirinin nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Dördüncü bölümde bir kamu hastaneleri genel sekreterliğinde yasal mevzuat çerçevesinde TZY' nin nasıl uygulandığı ve uygulama sırasında yaşanan sorunlar açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık Hizmetleri, Kamu Hastaneleri Birliği,
Satış geliştirme tekniklerinin hazcı (hedonik) tüketim üzerindeki etkisi üzerine bir araştırma
KüreselleĢme, teknolojik geliĢmeler, hızlı nüfus artıĢı, kültürel ve sosyoekonomik yapıda meydana gelen değiĢmeler vb… çeĢitli nedenlerle tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarında, yaĢam tarzlarında ve dolayısıyla satın alma davranıĢlarında değiĢiklikler meydana gelmiĢtir. Gelinen noktada tüketiciler artık sadece ihtiyaçlarını gidermek için alıĢveriĢ yapmamakta; bunun yanında alıĢveriĢten haz almaya çalıĢmaktadırlar. Tüketicileri satın alma davranıĢına iten faktörler arasında mal ya da hizmetlere ihtiyaç duymalarının yanında bu mal ve hizmetlerin onlar için ne anlam ifade ettiği gelmektedir. Bu da hedonik tüketim kavramını ortaya çıkarmıĢtır. ĠĢletmeler de hızla değiĢen tüketici istek ve ihtiyaçlarına zamanında ve doğru cevap verebilmek için, çeĢitli farklılaĢma yolları arayarak farklı satıĢ ve pazarlama yöntemleri geliĢtirmeye baĢlamıĢlardır. Pazarlama iletiĢimi karması unsurlarından olan satıĢ geliĢtirme bunlardan biridir. Bu çalıĢmada; pazarlama iletiĢimi karması unsurlarından olan satıĢ geliĢtirme tekniklerinin hedonik tüketim üzerindeki etkisi incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Anahtar Kelimeler: Pazarlama iletiĢimi, SatıĢ GeliĢtirme, Hedonik Tüketim.
Türkiye'nin dış ticaretinde deniz taşımacılığının önemi ve sorunları
Sınırların ortadan kalktığı günümüz dünyasında, ülkelerin birbirleriyle ekonomik ilişkiler içinde olması kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu ekonomik ilişkilerin en büyük desteklerinden olan taşımacılık ve ulaştırma günden güne önem kazanmaktadır. Ulaştırma, günümüzde karayolu, havayolu, demiryolu, denizyolu ve boru hattı gibi alt sistemlere bölünmüştür. Ayrıca bu alt sistemlerin birkaçının bir araya gelerek bütünleşmesi ile oluşan tümleşik taşımalar da günümüzde ulaştırma sektöründe sıkça adı geçen verimliliği yüksek bir sistemdir.Zorlu rekabet koşullarının olduğu piyasalarda mamulün pazara girebilmesi ve pazarda tutunabilmesi için birim maliyetlerin en alt düzeyde olması gerekmektedir. Mamulün birim maliyetini etkileyen kalemlerden biri de taşımacılık maliyetidir. İşte üretim için gereken hammaddelerin ucuz ve kalite düzeyi yüksek ancak fiziki olarak uzak pazarlardan temin edilmesi en ucuz deniz taşımacılığı ile mümkündür. Bu yüzden de dünya dış ticaretinin % 90'ı denizyolu ile yapılmaktadır ve bu payın artması beklenmektedir.Günümüz dünyasında deniz ve denizcilik; yük ve yolcu taşımacılığı başta olmak üzere, gemi inşa sanayi, liman hizmetleri, deniz turizmi ile bir ticaret ve hizmet dalıdır. Denizyolu ulaştırmasının faaliyet alanı uluslararası bir özellik taşımaktadır. Bu yüzden de uluslararası ticaret üzerinde büyük bir öneme sahiptir. Ülkelerin dış ticaretlerini arttırmalarının yolu deniz ticaretinden geçmektedir.Bir yarımada ülkesi olan Türkiye ise, denizcilik sektöründe mevcut potansiyelini kullanamayarak, kendisi için en ekonomik ulaştırma alt sisteminden gerektiği payı alamamaktadır. Tüm gelişmiş ülkeler, en küçük ekonomik kaynağı bile sonuna kadar kullanarak kazanç sağlamaya çalışırken Türkiye, sınırsız bir ekonomik kaynak olan denizlerine hak ettiği değeri vermemektedir.
Tataristan tüketicilerinin tekstil ürünlerinde satın alma tercihleri ve Türk tekstil ürünlerine karşı eğilimlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
Türkiye'de tekstil sektörü 90'lı yılların ortalarından itibaren önemli derecede büyüyerek ihracata yönelmiştir. 2001 yılında yaşanan Türkiye tarihinin en büyük ikinci krizinden, tahmin edileceği üzere en büyük zararı bu sektör görmüş olmakla birlikte, kendisini toparlayarak gelişim trendini yukarılara taşımayı başarmıştır. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin Türkiye ihracatına olan katkısı krize rağmen halen artarak sürmektedir.Rusya'da tekstil üretimi iç pazar için yetersiz kalmakla birlikte Rusya tekstil ürünlerinin ithalatı Türk firmaları için çok cazip gelmektedir. Bu çerçevede Türk firmaları Rusya pazarında ve Rusya'nın bir parçası olan Tataristan pazarında başarılı olabilmeleri için ve söz konusu pazarı iyi bir şekilde tanıyabilmesi için çaba göstermeli ve doğru stratejileri uygulamaları gerekmektedir. İşte bu çalışma Tataristan tekstil pazarını araştırarak anket aracılığıyla tüketicilerin satın alma tercihlerini ve Türk tekstil ünlerine karşı eğilimlerini belirlemek için yapılmıştır.Bu çalışma 4 ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde tüketici davranışları ile ilgili bilgi verilmiş olup çalışmanın teorik çerçevesi hazırlanmıştır. İkinci bölümde Türkiye tekstil sektörü detaylı olarak açıklanmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Rusya ve Tataristan ile ilgili genel bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise Tataristan tüketicilerinin tekstil ürünlerinde satın alma tercihleri ve Türk tekstil ürünlerine karşı eğilimlerinin belirlenmesi için anket bulgularının değerlendirilmesi ve elde edilen bilgilerin analizi yapılmıştır.
Avrupa Birliği sermaye şirketlerinin kuruluşu ve Türkiye'deki uygulamaları
İki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişinin ortak bir amaca ulaşmak için emek ve sermayelerini birleştirme yoluyla oluşturdukları varlığa şirket denir. Şirketler ticaret sicilde tescil kaydı ile varlık kazanırlar. Piyasalardaki gelişmelere paralel olarak gelişirler, büyürler, nev'i değiştirirler, sermaye arttırırlar ya da azaltırlar. Değişen ve gelişen ekonomik hayata uyum sağlamaya çalışırlar. Nitekim, zaman için de, AB ülkeleri de, uyum sağlama gayesi ile ülkelere göre değişiklik gösteren mevzuatlar ortaya çıkarmışlardır. Avrupa Birliği son genişleme dalgası ile Birliğe üye devletlerde uygulanmakta olan şirketler hukuku mevzuatlarındaki bu farklılıkları en aza indirmeye çalışmıştır. Bunun içinde yönergeler, tüzükler yayınlamıştır.Nitelik yönünden uluslararası bir görünüm gösteren ticaret hukuku diğer hukuk dallarının aksine ulusal gereksinimlerden daha çok uluslararası zorunluluk değişimlerinden doğmuş ve ekonomik koşulların etkisiyle gelişmiş ve karmaşık bir hal almıştır. Bu yüzden, sermaye şirketlerinin Avrupa Birliği ülkelerinde ve ülkemizdeki kuruluş işlemleri kullanıcılar açısından en basite indirgenmesi ticaretin gelişimi ve ilerlemesi gereklidir.Tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Avrupa Birliği'nin bütünleşme süreci, Birlik Hukuku ve kaynaklarından bahsettikten sonra detaylara girmeden Avrupa Birliği'nin şirketler hukuku alanında yaptığı düzenlemelerin nasıl yapılandığı ve yayınlanan yönergelere yer verilecektir. İkinci bölümde Avrupa Birliği üye devletlerde sermaye şirketlerinin kuruluş mevzuatına değindikten sonra Avrupa Birliği'nin kabul ettiği ortaklık tüzükleri anlatılmaktadır. Üçüncü bölümde ise Ülkemizdeki sermaye şirketlerinin kuruluşları incelenmiş, Avrupa Birliğine uyum sürecinde Türk Ticaret Yasa tasarısında şirket kuruluşları ve uyumun hangi aşamada olduğu incelenmektedir.Anahtar Kelimeler; Şirket, Avrupa Birliği, Şirketler Hukuku, Türk Ticaret Kanunu
Avrupa Birliği müzakereleri çerçevesinde Van ilindeki mültecilerin sorunları
Uluslararası ve yerel sözleşmeler kişilere kendi dil, din, etnik köken ve cinsiyet özelikleri nedeniyle ortaya çıkan haklarını tam bir biçimde kullanma ve yaşama hakkı tanımıştır. Birey doğuştan yada sonradan kazanılan bu haklarını kendi menşe ülkesi yada 2. bir ülkede hiçbir hukuki kısıtlama olmaksızın uluslar arası yasalar çerçevesinde kullanma hakkına sahiptir. Sığınmacı ya da mülteci olarak gidilen herhangi bir 2. ülkede kendisine tanınan haklar doğrultusunda menşe ülke vatandaşından hiçbir farklılık göstermeden, aynı haklardan ve aynı oranda yararlanabilir. Ancak; uluslar arası ve yerel sözleşmeler ile güvence altına alınan bu haklar bir çok durumda yetkili otoriteler tarafından legal yada illegal olarak hükümsüz duruma düşürülebilir. Bu durumda sığınmacı yada mülteci sorunları baş gösterir.Türkiye 3 Ekim 2005 tarihinde resmi olarak Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine başladı. Bu süre zarfı içinde açılan bazı fasıllar müzakere süreci sonunda kapatıldı. İleriki dönemlerde Türkiye'nin müzakere süreci içinde karşılaşacağı ve AB mevzuatı ile uyumlaştırmak zorunda olduğu bir diğer konu ise sığınma konusudur. Fakat halen AB'nin 27 ülkesinde bile ortak bir sığınma müktesebatının oluşturulamaması Türkiye'nin bu konuda işinin çok da kolay olmayacağını göstermektedir. Türkiye Avrupa ülkelerine giden coğrafyada bir köprü ve aynı zamanda bir tampon bölge olduğu için sığınmacı ve mültecilerin en uğrak noktası konumundadır.Bu çalışmada; Türkiye'nin bu coğrafi konumu ve rolünden hareketle, Türkiye'nin en çok sığınma ve iltica başvurusu alan illerinden biri olan Van'daki mültecilerin sorunları sosyolojik bir açıdan incelenmeye ve çözüm önerileri getirilmeye çalışılacaktır.
Örgüt kültürünün performans kriterlerine etkisi ve tesco KİPA uygulaması
Örgüt kültürü son otuz yıldan bu yana gelişmiş ve önemi artmış bir kavramdır. Bu kavramın öneminin artmasının nedenlerinin başında artan ticaret hacmi ile pazarlardaki rekabetin üst düzeye çıkması gelir. Örgütler arası farkları oluşturan sosyal konuların önem kazanması, örgüt başarıları üzerindeki etkilerinden kaynaklanmaktadır. Bir sosyal topluluk olarak örgütün sahip olduğu kültür, onu birleştiren, bir arada tutan ve yaptıklarını anlamlandıran kavramdır. Bu özelliği ile örgütün performansı ile yakından ilgilidir.Örgütün performansına etkisi açısından örgüt kültürünün bir örgüt içerisinde doğru şekilde oluşması ve benimsenmesi büyük önem taşır. Bu süreçte etkin olarak kullanılacak araçların başında performans kriterleri gelir. Performans kriterleri örgütteki hemen her parçanın olduğu gibi örgüt kültüründen etkilenirler. Çalışmada, performans kriterlerinin örgüt kültüründen özellikle değerler yoluyla doğrudan, örgüt kültürünün bir araç olarak örgüte getirdiği sistemler ve anlamlardan da, dolaylı olarak etkilendiği sonucuna varılmıştır.
Uluslararasılaşma sürecinde marka yönetimi ve bir örnek uygulama
Günümüz ekonomik koşulları içerisinde firmalar pek çok itici ve çekici gücün etkisiyle uluslararası pazarlarda bulunmak istemektedirler. Uluslararasılaşma olarak adlandırılan, ulusal pazar sınırlarının dışındaki işletme faaliyetleri, güçlü rekabeti beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, firmalar ürünlerini diğer ürünlerden ayırmak ve bu şekilde ürünlerine sadık müşteriler oluşturmak için markalar yaratmaktadır.Çağdaş anlamda marka kavramı ve kullanımının gerekliliği, sanayi devrimi sonucunda üretimde yaşanan artış ve standartlaşmanın, tüketimi hızlandırması ile başlamaktadır. Zamanla tüketicinin de bilinçlenmesi ve isteklerinin artması, birbirinin aynısı olan ürünlerin birbirinden ayrılması gerekliliğini önemli hale getirmiştir. Literatürde pek çok tanımı bulunan marka, üretici ile tüketici arasındaki bağ olarak ürünün ötesinde bir kavramdır.Uluslararasılaşmaya başlayan firmaların markaları da uluslararasılaşmaya başlamaktadır. Bu her bir uluslararası pazar için çevresel, ekonomik, yasal vs. gibi farklı koşullar altında yönetilmesi gereken sürekli ve önemli bir süreci ifade etmektedir. Yani uluslararası pazarlardaki başarı, etkin bir marka yönetimini gerektirmektedir.Bu tez kapsamında marka ve marka yönetimi ile ilgili temel kavramlar açıklanarak, uluslararasılaşma süreci içerisindeyken başarılı bir marka yönetimi için neler yapılması gerektiği incelenecektir. Örnek uygulama olarak ise; yurtiçi pazardaki açık ara liderliği ve faaliyette bulunduğu yurtdışı pazarlardaki başarıları nedeniyle Anadolu Efes firması ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Yönetimi, Uluslararasılaşma, Marka Değeri, Anadolu Efes.
Küreselleşme sürecinde ortak teşebbüsler
Şirketlerin kendi ülkeleri dışında ticaret ve yatırım yapmaları tarihte çok eskilere dayanmaktadır. Ancak günümüzde küreselleşme çerçevesinde uluslar arası pazarlardaki şirket bütünleşmeleri yaygınlaşmış, dünyada yabancı sermaye pazarı önem kazanmıştır.Son yıllarda çokuluslu işletmelerin özellikle Ortak Girişim türündeki yatırımlara yöneldikleri görülmektedir. Çokuluslu işletmeleri bu tercihe yönelten sebeplerin başında yatırım oranında meydana gelebilecek azalmayla birlikte söz konusu olabilecek bir takım risklerin yatırım yapılacak ülkenin ortağı ile paylaşılacak olmasından kaynaklanmaktadır. Diğer yandan özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler kendi ülkelerinde üretemedikleri ya da satın alamadıkları teknolojileri yapacakları Ortak Girişim yatırımları ile transfer edebilme imkanına kavuşabilmektedirler.Bu ve buna benzer birçok sebepten ötürü tercik edilen Ortak Girişim anlaşmaları, hem yatırım yapan ülkelerin işletmesi açısından hem de yatırım yapılan ülke ile yatırıma konu olan işletme açısından birçok ayda sağlamaktadır.Ortak Girişim yönteminin avantajları olduğu gibi dezavantajlarının da bulunduğu görülmüştür. Her iki yönünün bilinmesi, önceden gerekli planların yapılması ve önlemlerin alınması ile avantajların çoğaltılması, dezavantajların ise azaltılması, en azından şirketin olumsuz faktörlere karşı hazırlıklı olması gerekmektedirAnahtar Kelimeler: 1) Ortak Girişim, 2) Küreselleşme, 3) Çokuluslu İşletmeler, 4) Gelişmiş ve Az Gelişmiş Ülkeler, 5) Otomotiv Sektörü
Uluslararası pazarlara optimal giriş yönteminin seçimi
Uluslararası pazarlara açılan işletmeler için en önemli konulardan biri, bu pazarlara girerken kullanılacak giriş yönteminin seçimidir. İşletmelerin kullanabileceği çeşitli giriş yöntemi seçenekleri bulunmaktadır fakat bunların içinden en uygun olanının seçilmesi kritik kararlardandır. Bu seçimin doğru bir şekilde yapılabilmesi için giriş yöntemlerinin tüm avantaj ve dezavantajlarıyla iyice bilinmesi gerekmektedir. Ayrıca giriş yöntemi seçimini etkileyen bir çok faktör bulunmaktadır ve en uygun giriş yöntemini seçebilmek için bu faktörlerin de iyice incelenmesi büyük önem taşımaktadır.Bu çalışmada uluslararası pazarlara giriş yöntemleri ayrı ayrı incelenmiş, giriş yöntemi seçimini etkileyen faktörler belirtilmiş ve en uygun giriş yönteminin seçimine götürecek bir karar verme süreci izlenmiştir. Çalışmanın son bölümünde, verilen teorik bilgiler bazında Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi SOCAR'ın uluslararasılaşma süreci değerlendirilmiş ve şirketin uluslararası pazarlara açılırken kullanmış olduğu giriş yöntemlerinin analizi yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Uluslararası Pazarlama, Uluslararası Pazar, Giriş Yöntemi.
Kamu hastanelerinde tedarik zinciri yönetimi ve örnek bir uygulama
İster üretim, ister ticaret, isterse hizmet işletmesi olsun bütün işletmeler yaşamlarını devam ettirebilmek için tedarik faaliyetinde bulunmak durumundadırlar. Tedarik fonksiyonun iyi işlemesi işletme için uygun tedarik zinciri yapısının oluşturulması ve bu zincirin iyi yönetilmesine bağlıdır. Tedarik zinciri sadece ürünlerin bir yerden başka bir yere hareketi değil, aynı zamanda bilgi ve para akışını ifade eden bir kavramdır.Hastaneler kısaca hasta ve yaralıların, sağlığından şüphe edenlerin, müşahade, teşhis, tedavi ve rehabilite edildikleri kuruluşlar olarak tanımlanabilir. Hastanelerin bu hizmetleri verebilmek için ihtiyaç duydukları en önemli girdiler insan gücü ve tıbbi malzemedir. Bu girdilerin uygun zamanda, uygun yerde, uygun fiyata ve uygun kalitede sağlanmasının önemi sağlık hizmetlerinin aciliyeti ve hizmetin uygun şekilde yerine getirilmemesinden doğacak acı ve üzüntünün telafisinin mümkün olmaması göz önüne alındığında açıkça anlaşılabilmektedir. Bu ise ancak iyi yapılandırılmış tedarik zinciri yönetimi ile mümkün olabilecektir.Bu çalışmanın birinci bölümünde tedarik zinciri kavramı, tedarik zinciri yapısı ve modelleri üzerinde durulmuş ve tedarik zinciri performansını etkileyen unsurlar açıklanmıştır.İkinci bölümde tedarik zinciri yönetimi ve gelişimine etki eden faktörler, performans ölçütleri ve TZY'nin işletmeler için avantaj ve dezavantajları açıklanmış ve işletmeler için tedarikçi seçiminde dikkate alınması gereken hususlara değinilmiştir. Ayrıca TZY'de kullanılan bilgi teknolojileri ve önemi açıklanmıştır.Üçüncü bölümde tedarik zinciri yönetiminin hastaneler için neden önemli olduğunun daha iyi anlaşılabilmesi için sağlık hizmetleri ve hastanelerin temel özellikleri ve yapısı, hastanelerde tedarik zinciri yönetimi fonksiyonları anlatılmıştır.Dördüncü bölümde bir kamu hastanesinde yasalar çerçevesinde TZY'nin nasıl uygulandığı ve uygulamada yaşanan sorunlar açıklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Tedarik Zinciri, Tedarik Zinciri Yönetimi, Sağlık Hizmetleri, Hastane
Avrupa bütünleşmesinde bölgeselleşmenin dinamikleri: İtalya örneği ve karşılaştırmalı bir yaklaşım
Maastricht Anlaşmasıyla AB'nin kuruluşunu takip eden süreçte Avrupa bütünleşmesinin ivme kazanmasına paralel olarak Batı Avrupa'da bölgeselleşme eğilimleri de artmıştır. Bu süreçte bölgelerin Avrupa bütünleşmesinin itici gücü ve aktörleri oldukları ? veya olmaları gerektiği ? yolundaki ?Bölgeler Avrupası? söylemi özellikle uluslarüstü çevrelerce kabul görüp desteklenmiştir. Bölgelerin bütünleşmenin aktörleri oldukları yolundaki varsayım doğası itibariyle uluslararası niteliklere sahip olan Avrupa bütünleşmesinde bölgeselleşmenin dinamiklerine daha yakından bakmayı ve uluslararası nitelikleri devam eden çok düzeyli bir sistemde ulusaltı birimlerin konumunu ilgili kuramsal yaklaşımlar ışığında değerlendirmeyi gerektirmektedir. Bu noktadan hareketle çalışma iki temel amaca yönelmiştir: Avrupa bütünleşmesinde bölgeselleşmenin temel dinamiklerini ve aralarındaki karşılıklı etkileşimi ortaya koymak; bu dinamikler arasında yer alan bölgesel birimleri uluslararası ilişkiler kuramının temel savları ışığında ve aktör temelli bir analiz çerçevesinde değerlendirerek açıklayıcı-tanımlayıcı bir yaklaşım geliştirmek.Bu amaçlar doğrultusunda hem tarihsel ve jeopolitik arkaplanı itibariyle diğer Batı Avrupa devletlerinin asgari müştereklerini bünyesinde barındıran, hem de günümüzde AB'de gözlenen bölgeselleşme hareketleri bakımından merkezi bir konuma sahip bulunan ve bu yönüyle ?Avrupa jeopolitiğinin laboratuarı? olarak nitelendirilen İtalya'nın deneyimi temel alınmıştır. Bir durum çalışması olarak incelenen İtalya'ya ilişkin gözlem ve verilerden yola çıkarak Batı Avrupa çapında geçerli sonuçlara ulaşma çabası kaçınılmaz olarak karşılaştırmalı bir yaklaşımı beraberinde getirmiş, dolayısıyla çalışma içinde diğer Batı Avrupa ülkelerinin deneyimlerine de yer vermek gerekmiştir. Bu doğrultuda öncelikle kuramsal ve kavramsal çerçeve çizilerek Avrupa bütünleşmesinin genelinde bölgeselleşmeye ilişkin olarak getirilen düzenlemeler ele alınmış, ardından erken aşamalarından itibaren bütünleşme sürecine katılan Batı Avrupa ülkelerinin deneyimleri incelenmiştir. Daha sonra çalışmanın odak noktasını oluşturan İtalya deneyimi ele alınarak çalışmanın bulguları kuramsal bir yaklaşım ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Avrupa Birliği'ne entegrasyon sürecinde Azerbaycan'ın azınlıklar politikası
Azınlıklar sorunu uluslararası ilişkilerde dünyanın gündemini meşgul eden önemli bir sorundur. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra bu konu uluslararası hukukta daha sık görüşülmeye başlanmıştır. Bu dönemlerde azınlıklara daha çok ?ayrımcılığın önlenmesi? başlıkları altında ?negatif hakların? verildiğini görüyoruz. Yalnız zamanla bu negatif hakların yeterli olmadığı görülmüştür. Özellikle, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Doğu Blok'unun çökmesi sonucu Doğu Avrupa ve Kafkaslar'da çıkan etnik çatışmalar azınlıklarla ilgili yeni düzenlemeleri gerektirmiştir. Bu dönemden sonra azınlıkların korunması ile ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmıştır.Avrupa Birliği Maastricht Anlaşması sonrası ekonomik bütünleşmeden daha çok siyasi bütünleşmeye dönüşmüştür. Üye ülkeler azınlık sorunlarını kendi hukuk ve tarihi geleneklerine göre çözdüklerini görmekteyiz. Ayrıca, üye devletler taraf oldukları çeşitli anlaşmaları imzalarken iç hukuka uygun deklarasyonlarda bulunarak azınlık haklarını düzenlemektedirler. Ancak aday veya üçüncü ülkelerle ilişkilerde azınlık hakları hep gündemde tutulmakta ve üye olmak için kriter olarak belirlenmektedir.Sovyetler Birliği'nin dağılması sonucu Azerbaycan yetmiş yıl aradan sonra tekrar bağımsızlığını kazanmıştır. Bağımsızlığın ilk yıllarında Dağlık Karabağ Savaşı ülkeye ağır maddi ve manevi zarar vurmuştur. Ateşkesin elde edilmesiyle dünyayla bütünleşme süreci başlamıştır. Zengin doğal kaynaklar Batı'yla bütünleşmeyi hızlandırmıştır. Ülkede azınlık hakları genel olarak ?negatif? haklar çerçevesinde korunmaktadır. Ancak 1992 yılı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde Yaşayan Ulusal Azınlık, Az Sayılı Halk ve Etnik Grupların Hak ve Özgürlüklerini Korunması, Dil ve Kültürünün Gelişmesi İçin Devlet Yardımı Hakkında Cumhurbaşkanı Fermanı azınlıklara ve küçük halklara pozitif haklar vermiştir.Avrupa Birliği'ne entegrasyon Azerbaycan dış siyasetinin en önemli amaçlarından biridir. Bu amaç doğrultusunda karşılıklı ilişkiler mevcuttur. Bu tezde genel olarak yukarıdaki konular ele alınmış dünya hukukunda, AB çerçevesinde ve Azerbaycan Hukuku'nda azınlıkların durumu incelenmiştir.Anahtar Kelimeler : Azınlıklar, Ayrımcılığın Önlenmesi, Avrupa Birliği, Azerbaycan
Sağlık turizmi kapsamında termal işletmelerde sağlık hizmetleri pazarlaması ve algılanan hizmet kalitesi: Balçova termal İşletmesinde bir uygulama
Son yıllarda kongre ve fuarlarda sıklıkla gündeme getirilen ülkelerin sağlık ve turizm politikalarında yer edinen sağlık turizmi rekabetin çok yoğun olduğu uluslararası pazardan pay alabilmek için ülkelerin üzerinde önemle durduğu bir sektör olmuştur. Medikal ve alternatif tıp alanında ucuz ve kaliteli hizmet almak amacıyla seyahat etmek isteyen kitlelerin sayısı giderek artmakta ülkeler ise bu talebi çekmek için cazibe yaratmaya çalışmaktadırlar.Ülkemizde komplementer ve alternatif tıp alanında önemli bir yere sahip ve yerli-yabancı hasta çekme potansiyeli olan termal işletmelerine sağlık kazanmak için gelen müşteri (hasta) profili hakkında turizm açısından birçok araştırma olmasına rağmen, sağlık sektörü açısından verilen hizmetin niteliği boyutunda termal işletmelerinin farklılığına ilişkin çalışmalar oldukça az sayıdadır. Oysa termal müşterisi (hasta) sadece otel müşterisi yada havuzdan faydalanıp ayrılacak kişi değildir. Bu nedenle termal işletmelerinde verilen sağlık hizmetinin, yararlananların beklentileri doğrultusunda gerçekleştirilebilmesi için pazarlama faaliyetlerinin önemi oldukça büyüktür. Dolayısıyla tüm sağlık işletmelerinde olduğu gibi termal işletmelerde de kalite ? hasta memnuniyeti (bağlılık) - sağlık hizmet pazarlaması ilişkisi dikkat çeken bir mesele haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı; hizmet kalitesinin termal müşterisi tarafından nasıl algılandığı ve ne ölçüde müşteri memnuniyeti sağlandığının tespiti sonucu elde edilen veriler ışığında termal sağlık hizmeti pazarlamasının nasıl olabileceği konusunda saptamalarda bulunmaktır.Bu çalışmanın birinci bölümünde; Sağlık turizmi ve termal işletmeciliğine yönelik yaklaşımlar ve çalışmalar vurguladıktan sonra termal işletmelerinde öncelikle sağlık ve tedavi hizmetlerine ve diğer hizmetlere yer verildi.İkinci bölümde; pazarlama ve yönetimi ile sağlık hizmet pazarlamasına değinildikten sonra Balçova Termal İşletmesi pazarlama bileşeni durum tespiti doğrultusunda elde edilen verilerden de faydalanılarak termal işletmeler için en uygun pazarlama bileşeninin oluşturulmasına çalışılmıştır. Ayrıca hizmet kalitesi ve ölçümü ile termal işletmelerde hizmet kalitesi konularında açıklamalar yapılmıştır.Üçüncü ve son bölümde ise; Balçova Termal İşletmesi'nde yapılan servqual testi sonuçlarından faydalanarak hastaların beklentileri doğrultusunda termal müşteri memnuniyeti ve bağlılığı elde etmek için termal sağlık hizmet pazarlamasına yönelik saptamalarda bulunulmuştur.
Kenya'nın çay ihracatı yapan ülkeler arasındaki rekabet analizi
Kenya ekonomisi, neredeyse yüzyıllar boyunca, ihraç edilen çaydan istihdam yaratarak ve döviz kazancı elde ederek ekonomisini geliştirmiştir. Ancak geçmişteki istatistikler, Çay sektörünün Kenya ekonomisine olan katkısında azalma olduğunu göstermektedir. Çay sektörü, küresel endüstrideki rekabet nedeniyle birçok zorlukla karşılaşmaktadır. Kenya zaman zaman ortaya çıkan çay ihracatını olumsuz bir şekilde etkileyen Sri Lanka gibi rakiplerin yol açtığı kırıcı rekabet nedeniyle, çay ihracatında geleneksel pazarlara güvenerek ticaretini sürdürmesi sektörü olumsuz etkilenmiştir. Gümrük, ithalat tarifeleri, bürokrasi ve potansiyel piyasalardaki yatırım engelleri gibi hükümet kısıtlamaları ve kontrollerinin varlığı piyasaya girme konusunda bir zorluk oluşturmakta ve ihracatı büyük ölçüde etkilemektedir. Bu çalışmada, Kenya'nın küresel çay piyasasındaki rekabet gücü Kenya çay üretim ve ihracatı diğer rekabetçi ülkelerle karşılaştırmalı olarak incelenmektedir. Çalışma, küresel çay endüstrisindeki rekabetin yoğunluğunu değerlendirmekte ve Kenya'nın küresel çay piyasasındaki rekabetçiliği artırmak için kabul etmesi gereken olası stratejiler ve politikaları önermektedir. Bu çalışmanın bulguları çay üreticileri, satıcılar ve Hükümet için önem taşımaktadır. Çalışma, küçük ölçekli çiftçilerin ve Nyayo Çay Bölgesi'nin giderek daha rekabetçi hale gelen küresel çay piyasasında başarılı olmak için mevcut stratejilerini şekillendirmesini sağlayacaktır. Ayrıca bulgular, politika yapıcıların, yerel çay üreticilerinin ve çay satıcılarının yerel çay pazarında başarılı olabilmeleri için olanak sağlamaya çalışması için Hükümetin müdahale etmesi ve kaynak tahsisi yapması gereken alanları belirlemelerini sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Kenya, Rekabetçilik, Çay, İhracat, Üretim.
Finansal hizmet pazarlaması, türev araçlar, Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası A.Ş. örneği
Finansal hizmetler alanında ekonomik birimlerin geleceğe ilişkin bekleyişlerininölçülebilmesine, aynı zamanda fiyatlara yansımasına katkıda bulunarak temel aldıklarıspot piyasaların öngörülebilirliğini arttıran ve daha verimli çalışmasını sağlayan,ülkedeki para politikasının etkinliğini yükselten, bununla birlikte diğer finansalbirimlerin de faaliyetlerini destekleyen, kısacası tüm ekonomi için çok önemli olantürev araçlar tüm dünyada vazgeçilmez risk yönetim ve yatırım araçlarından biridir.Nobel ödüllü ünlü iktisatçı Milton Friedman'ın dediği gibi piyasaların doğal gelişimsüreci içinde zaten varolması gereken türev araçlar finansal piyasalarıntamamlayıcısıdır.Gelişiminin finansal sisteme ve Türkiye sermaye piyasasına sayısız katkısıolacak türev araçların finansal hizmet pazarlaması çerçevesinde yatırımcılarapazarlanması tezin ana konusunu oluşturmaktadır. Çalışmada önce hizmetpazarlamasından yola çıkarak finansal hizmetler, pazarlar, aracılar incelenmiştir.Finansal hizmet pazarlamasında türev araçların yeri ve bu ürünlerin aracı kuruluşlar veborsalar tarafından pazarlanmaları teorik olarak açıklanmış ve güncel örneklere yerayrılmıştır.Ülkemizde risk yönetiminde yeni bir dönemin başlangıcı olan ?Vadeli İşlem veOpsiyon Borsası A.Ş.? yeni kurulmuş bir türev ürün borsası olarak pazarlamaçabalarına önem vermektedir. Finansal hizmet pazarlaması kapsamında türev araçların?Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası A.Ş.? de yatırımcılara sunulma şekilleri ve pazarlamadurum analizi, tezde uygulama örneği olarak incelenmiştir.
Uluslararası rekabet avantajı kazanmada marka yönetimi
Günümüzün ekonomik sisteminde pazarlama fonksiyonu kendi savaş alanı içinde kendi stratejilerini oluşturmuş ve tüm gücüyle kullanmaya başlamıştır. Kullanılan bu stratejilerin bir kısmı, belki de büyük çoğunluğu, aslında her gün ve her yerde tüketicilerin karşısına bir şekilde çıkmaktadır. Bu stratejiler bazen bir reklam filmindeki ünlü bir oyuncu, bazen ambalaj üzerindeki bir renk, bazen de kulağa çalınan bir melodi olmaktadır. Pazarlamanın tüketicileri etkilemek için kullandığı bu stratejilerin çeşidi karşısında tüketiciler, nihai karar vericiler olarak bu pazarlama stratejilerinden birine yenik düşmekte ve tüm bu sarılmışlık karşısında birçok kez kurtuluşu bildikleri ve güvendikleri markaya sarılmakta bulmaktadır. Bu nedenle bir ürünün veya hizmetin tüm karmaşıklık ve yoğun rekabet ortamında sesini tüketiciye ulaştırabilmesi için, bir şekilde kendisini o tüketiciye göstermesi ve tüketiciyle arasında gizli bir bağ kurması gerekmektedir. Günümüzde bu görünmez bağın adı MARKA'dır. Bu çalışmada, tüketiciyle ürün veya hizmet arasındaki güçlü ve gizli bir bağ olan MARKA kavramı tanımlanmaya çalışılıp, hizmet sektöründe bu bağın nasıl kurulabileceği ve uluslararası rekabetin hizmet sektöründe de yoğun olduğu günümüzde şirketlerin çıkış yolu olarak markayı ve marka yönetimini nasıl kullanabileceği açıklanmaya çalışılacaktır. Firmaların en büyük ideali olan markalaşmanın nasıl zorluklar içerdiği ve bu zorlukların nasıl aşılabildiğinin de açıklanması amaçlanan çalışmada kimi konularda somut örnekler verilmiştir. Marka ve markalaşma ile ilgili temel kavramların açıklanması sonrasında hizmet sunan firmaların bu alanda başarıyı sağlamak için neler yapması gerektiği incelenecek olup, ?Türk Havayolları ? özel örneğinden bahsedilecektir
Kazakistan tüketicilerinin beyaz eşya satın alımında tercihlerine etki eden faktörler ve bu sektörde Türk mallarına karşı eğilimlerinin belirlenmesine yönelik bir araştırma
ÖZET Çağdaş toplumun insanları yaşantılarının oldukça büyük bir kısmını bir şeyleri tüketmek ve tüketimle ilgili konularla uğraşmakla geçirmektedirler. Bu doğal sürecin sonucu olarak tüketim olayı meydana gelir ve insanlar tüketici rolünü üstlenirler. Tüketim, ekonomik faaliyetlerinin zorunlu ve son aşaması olduğu için tüketici, ekonomik hayatın en önemli öğesidir. Bu yüzden günümüz koşullarına uygun olarak tüketici davranışları kavramı pazarlama biliminde oldukça önemli bir yere ulaşmıştır. Tüketici, modern pazarlama anlayışının odak noktası haline gelmiştir. Günümüz rekabet koşulları içerisinde faaliyet gösteren firmalar, tüketici istek ve ihtiyaçlarını doğru bir şekilde tespit ettikleri ölçüde başarılı olabilmektedirler. Bu çalışmada, Kazakistan tüketicileri incelenmiştir. Özellikle Kazakistan tüketicilerinin beyaz eşya satın alımında tercihlerine etki eden faktörler ortaya çıkarılmaya çalışılmış, bu sektörde Türk mallarına karşı eğilimleri araştırılmıştır. Tezin uygulama kısmının gerçekleştiği yer olarak Kazakistan'ın seçilmesinin nedeni, Kazakistan ve diğer eski SSCB ülkelerinde son yıllarda yaşanan önemli ve hızlı değişimlere karşın bu ülkelerde pazarlama ve pazarlama konularıyla ilgili yeterli bilgilerin bulunmamasıdır. Beyaz eşya sektörünün ele alınmasının en büyük nedeni ise, bu sektörün Türkiye'de teknolojiye dayalı ihracat potansiyeli olan bir sektör olmasından kaynaklanmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında tüketici davranışlarıyla ilgili temel teorik bilgiler verilmiştir. Tüketim olgusuna değinildikten sonra, tüketici davranışlarını etkileyen faktörler, tüketici karar verme süreci ve pazarlamada tüketici araştırmaları gibi konular incelenmiştir. Altıncı bölümde Kazakistan ülke raporu verilmiştir. Yedinci bölümde dünya ve Türk beyaz eşya sektörünün genel değerlendirilmesi yapılmıştır. Son bölümde ise konuyla ilgili uygulamaya yer verilmiştir. VI
Sağlık farkındalığı, spor alışkanlığı ve sosyal-demografik değişkenlerin çevre dostu satın alma davranışı üzerindeki etkisi
Gerçekleştirilen bu araştırmada tüketicilerin sağlık farkındalığı, spor alışkanlığı ve sosyal-demografik değişkenlerinin çevreci satın alma davranışı üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma nicel bir yöntem benimsemiş ve araştırmanın hipotez testlerinin sınanmasında kullanılan veriler anket yöntemi ile elde edilmiştir. Araştırma örneklemini Türkiye'deki tüketiciler oluşturmaktadır. Anket çalışmasına her alt gruptan en az 30 kişi olmak üzere toplamda 485 tüketici katılım göstermiştir. Anket çalışmasının gerçekleştirildiği sırada var olan korona virüsü salgını kısıtlılıkları dolayısıyla anket çalışması çevrimiçi olarak Google Anketler üzerinden gerçekleştirilmiştir. Anket ölçekleri 3 farklı araştırmacının gerçekleştirmiş olduğu ölçek geliştirme çalışmasından Türkçeye çevrilerek alınmış ve sonunda 4'ü Sosyal-Demografik özellikleri (eğitim, yaş, cinsiyet, gelir) tespit etmeyi amaçlayan toplamda 28 soruluk bir derleme ölçek elde edilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma neticesinde sağlık farkındalığı, spor alışkanlığı ve çevre dostu satın alma davranışı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın bir diğer bulgusu çevreci satın alma davranışının gelir ve cinsiyete göre farklılık göstermesidir. Elde edilen bulgulara göre gelir seviyesi arttıkça kişiler daha fazla çevreci satın alma davranışı göstermektedirler ve kadınlar erkeklere nazaran daha çevreci satın alma gerçekleştirmeye meyillidirler. Öte yandan, araştırma sonucunda sosyal ve demografik özellikler ve sağlık farkındalığı arasında herhangi bir anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Diğer değişle araştırmaya dahil olan toplumun tüm sosyal sınıflarının sağlık farkındalıklarının yüksek olduğu çıkarımı yapılabilir. Bununla beraber tüketicilerin eğitim, yaş ve gelir durumları ile spor alışkanlıkları arasında pozitif yönde ve anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Son olarak araştırma neticesinde sağlık farkındalığı ve spor alışkanlığı arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çevre Dostu Satın Alma Davranışı, Çevre Dostu Tüketici Davranışı, Sağlık Farkındalığı, Spor Alışkanlığı.
Yeşil pazarlama kapsamında tüketicilerin organik gıdalara yönelik tutumlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi
Organik gıda kavramı 20. Yüzyılda, gıda talebinin artmasıyla birlikte üreticilerin daha fazla ürün elde etme amacıyla tarım alanlarında çeşitli kimyasal girdileri kullanmaya başlamasıyla hayatımıza girmiştir. Organik gıda kavramı, 'gübreler, antibiyotikler, koruyucular, katkı maddeleri gibi yapay girdilerin miktarı konusunda ciddi sınırlar koyan, ekolojik çeşitliliğin iyileştirilmesini amaçlayan insan, hayvan ve çevre refahı odaklı bir üretim anlayışıdır.' olarak tanımlanabilmektedir. Organik gıda tüketimi, tüketici davranışları açısından incelendiğinde, tutum, demografik ve sosyo-ekonomik özellikler referans gruplar, öznel ve kişisel normlar gibi faktörler ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada, tüketicilerin organik gıdalara yönelik tutumunu etkileyen faktörler incelenmiştir. Organik gıda tutumunu etkileyen faktörler, sağlık bilinci, geçmiş deneyim ve kişisel değerler olarak ön plana çıkmaktadır. Bulgular sağlık bilinci ve geçmiş deneyim faktörlerinin organik gıda tutumu üzerinde olumlu etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Bu araştırmanın katkısı, organik gıda portföyüne sahip olan üreticilerin, tüketici motivasyonlarını anlamalarına ve bu doğrultuda tüketime yöneltmek adına etkin stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmaktır.
Azerbaycan'da kış turizmi potansiyeli ve Guba-Haçmaz, Şeki-Zagatala bölgelerinde bir uygulama
Son yıllarda dünya turizm sektöründe geleneksel turizm türlerinden alternatif turizm türlerine bir geçiş gözlemlenmektedir. Turizm sektörünün mevsimselliğini azaltılması nedeni ile ortaya çıkan turizm türlerinden biri de kış turizmidir. Fakat kış turizmi kavramının oluşturulması, gerçekleştirilmesi ve geliştirilmesi için bölgenin belirli koşullara uygun olması gerekmektedir. Bu koşullara sahip olan ülkeler kış turizminin ülkeye sağlayacağı toplumsal ve ekonomik yararların bilincinde olup, kış turizmi için gereken altyapıyı oluştururlar. Azerbaycan'da kış turizmi potansiyeli ile ilgili yapılan bu çalışmada da ülkemizdeki turizm endüstrisinde kış turizminin önemini, mevcut durumunu, bu alanda nelerin yapılabileceğini ortaya koymak için bir araştırma yapılmıştır. Azerbaycan'da büyük kış turizmi potansiyeli mevcuttur. 2012 yılında kurulan Şahdağ Kış Turizm Merkezi ve 2014 yılında kurulmuş olan Tufandağ Kış Turizm Merkezi de bu alanda atılan en önemli adımlardan biridir. Fakat ülke kış turizm potansiyeli bununla sınırlandırılmamalı, kış turizmi potansiyeline sahip olan diğer bölgelerde de turizm altyapısı oluşturulmalı ve turist akını teşvik edilmelidir. Azerbaycan'da bulunan kış turizm tesislerindeki mevcut durumu ve ziyaretçilerin bundan memnunluk seviyesini ölçmek için kış turizmi katılımcılarına bir anket yöneltilmiştir. Anket sorusundakı memnuniyetle ilgili ifadeler sıralayıcı ölçeğe sahip likert tipli olduğundan, klasik ki-kare testi yerine ordinal bağımsızlık testi uygulanmıştır. Uygulamalar R project yazılımı ile hazırlanmıştır. Çalışmanın esas amacı ülkemizdeki kış turizmi potansiyelinin ortaya konması, kış turizm endüstrisi durumunun ve bölgelerde kış turizmi olanaklarının araştırılması, altyapıya ilişkin sorunların belirlenmesi, iyileştirici önerilerin geliştirilmesidir. Anahtar kelimeler: Kış Turizmi, Memnunluk Seviyesi, Alternatif Turizm
Tıbbi cihaz sektörünün dış ticarette mevcut durumu: Türkiye örneği
İnsan sağlığının daha değerli kılınmasıyla ve artan nüfus ile birlikte, güncel teknoloji eşliğinde sağlık sektöründe gelişmeler meydana gelmiştir. ABD'nin öncülüğünde başlanılan tıbbi cihazların standardizasyonu, çeşitli mevzuatlara bağlanarak gerçekleştirilmiştir. Ardından diğer ülkelerde mevzuatlarında değişiklik yaparak tıbbi cihazların standardizasyonunu hayata geçirmişlerdir. Günümüzde ABD ve AB ülkeleri tıbbi cihazların geliştirilmesi adına birçok Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmektedir. Küreselleşme ile birlikte ortaya çıkan rekabet ortamında ülkeler tıbbi cihazlara yönelik daha fonksiyonel, teknolojik özelliklere sahip ve müşteriye hitap eden ürünler ortaya koymak adına büyük yatırımlar yapmaktadır. Türkiye ise tıbbi cihaz sektöründe gelişme gösteren ülkelerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye tıbbi cihaz ihtiyacının büyük bir çoğunluğunu ithal ederken, bazı ürünleri de kendisi üreterek ihracatını gerçekleştirmektedir. Son yıllarda Türkiye'de tıbbi cihaz sektörüne yönelik çalışmalar yapılmakta, devlet ekonomik destek sunmaktadır. Bu çalışmada; Tıbbi cihaz sektörünün durumu, Pazar kapasitesi, ülkelerin ithalat ve ihracat oranlarına yer verilmiştir. Ülkelerin tıbbi cihazlara yönelik gerçekleştirdiği dış ticaret sorunları ve çözümleri ele alınmıştır. Türkiye'deki duruma da bakılarak sağlık alanında gelişimi, tıbbi cihazlara ihtiyacı, ihtiyaçların giderilmesi konusunda izlenilen yola değinilmiştir. Tıbbi cihazların tüm dünyadaki önemi vurgulanmıştır.