Prof. Dr. Ünal Ay danışmanlığındaki tezler
21 tez · Çukurova University, Çağ University
KOBİ yöneticilerinin stres düzeyi performans ve iş tatmini arasındaki ilişki: Adana'daki KOBİ'lerde bir araştırma
Yönetici olsun ya da olmasın tüm insanlar günlük yaşamın artık vazgeçilmezi olan stresle karşı karşıyadır. Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan kızgınlık, sıkıntı, endişe, üzüntü, gerilim gibi nitelendirilebilen bir tepkidir. îş hayatından yansıyan stresler ve bunların sonuçlan doğrudan veya dolaylı olarak gerçekte tüm insanları ilgilendirmektedir. Çünkü, stresin işletmelerde çalışanları uzun veya kısa dönemde etkileyerek bir işletmenin verimliliğini olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle yönetim bilimcileri de stres konusuyla yakından ilgilenmekte ve bu konuda pek çok araştırma yapmaktadırlar. Bir işletmenin başarısında yöneticinin payının çok büyük olduğu bilinmektedir. Çünkü, kaynaklan yöneten ve onların etkin, verimli şekilde kullanılmasını sağlayan yöneticidir. KOBİ'lerin de ülke ekonomisine olan faydalan düşünüldüğünde, KOBÎ yöneticilerinin performansları ve iş tatminlerinin önemi anlaşılabilmektedir. Bundan hareketle, bu çalışmada ülke açısından önem taşıyan KOBİ yöneticilerinin stres düzeyi, performansı ve iş tatmini arasındaki ilişki araştırılmıştır. Konu ile ilgili teorik çalışmalardan sonra, anket metodu kullanılarak 100 KOBİ yöneticisinin stres düzeyi, performansı ve iş tatmini ile ilgili bilgiler toplanmıştır. SPSS programı kullanılarak anket sonuçlan sınıflandırılmış, kodlanmış ve ANOVA yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen verilerden yararlanarak yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan yöneticilerin stres düzeyi ile performansı arasında, stres düzeyi ile iş tatmini arasında ve iş tatmini ile performansı arasında anlamlı bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Stres, KOBİ, performans, iş tatmini
Kriz dönemlerinde odaklanma stratejileri ve odaklanma türlerinin işletme performansına etkisi: Adana KOBİ`leri üzerinde bir inceleme
Her geçen gün artan talep ve dünya ülkelerinin içinde bulunduğu ekonomik sorunlar nedeni ile birçok işletme büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Bunların ilk sırasını ekonomik sorun ile istihdam sorunu almaktadır. Tükenen doğal kaynaklar, artan taleplere cevap veremez bir hale gelmiştir. KOBİ, kurumların yapısı ve süreç dinamikleri, krizin nasıl ele alındığı, hatta çalışanların krizle nasıl başa çıktıkları, kriz dönemlerinde hangi önlemleri aldıkları, kriz ve ekonomik bunalım dönemlerinde işletmelerin uyguladığı stratejilerin neler olduğu, işleyiş açısından çok büyük önem arz etmektedir. İşletmelerin ekonomik süreçde uyguladıkları politika, üretim politikası, performans, kalite ve süreklilik, işletmecilik açısından çok önemlidir. Sistemli ve programlı çalışan işletmeler, kriz dönemlerini kendi açılarından ya çok az bir zarar ya da işletmenin işleyişini olumsuz olarak etkilemeyecek şekilde atlabilmektedirler. Sistem ve programdan uzak olan, doğabilecek her türlü kriz ortamında ayakta kalma olanaklarına sahip olmayan işletmeler ise devamlılık yetilerini kaybetmektedirler. Özellikle Türkiye ve Dünya ülkelerindeki KOBİ düzeyinde bulunan işletmelerin aile şirketi olması nedeni ile ekonomik krizin etkileri hem firma hem de aile içinde dönüşü olmayan onarılmaz tahribatlara yol açmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı , Adana'da KOBİ'lerin kriz dönemlerinde herhangi bir odaklanma stratejisi izleyip izlemediğini ele almakla birlikte; eğer izlenen bir odaklanma türü veya türleri var ise, bu odaklanma türlerinin işletme performansına etkisini ölçmektir.Çalışma evrenini Adana bölgesindeki KOBİ ölçeğindeki işletmeler oluşturmaktadır. Bölge ticaret ve sanayi odalarında, KOSGEB'den elde edilecek işletmelerin yöneticilerine Miller, Beser ve Diğ (2002) tarafından geliştirilen anket elden ulaştırılıp, yüz yüze görüşülerek uygulanmıştır.Çalışmanın sonunda KOBİ'lerin kriz ve ekonomik sorunların yaşandığı dönemlerde izlediği yollar ve stratejilere yönelik bilgiler elde edilerek istatistik SPSS-13 analiz yöntemi ve Monava, Korelasyon, Anova testleri uygulanarak olumsuzlukların tespiti yapılmıştır. Araştırma sonuçlarında, KOBİ yöneticilerinin yaşadıkları şehirdeki krizin etkisi, kriz öncesinde işletmenin faaliyet gösterdiği sektörün durumunu etkilemediği görülmüştür. Krizden çıkış için aldıkları tedbirler ve odaklanma tercihleri, işletmelerin başarısını ve kriz öncesinde işletmelerin faaliyet gösterdiği sektörün durumunu etkilediği görülmektedir.Anahtar Kelimeler: KOBİ, Kriz, Strateji, Ekonomi,Performans, Verimlilik, İstatistik
İş görenlerin iş yaşam dengesi algılamaları ile cinsiyet rolleri ve bireysel özelliklerinin ilişkisi: Büyük ölçekli bir işletmede inceleme
Bireylerin yaşamlarını alanlara ayıracak olursak, iş ve özel yaşam olmak üzere iki alandan bahsedilebilir. Günümüz yaşam şartlarında bireyler özel yaşamlarına verdikleri önemi işlerine de göstermeye başlamışlardır. Hatta bazıları iş yaşamlarındaki yoğunluktan dolayı özel yaşamlarına gereken önemi bile gösteremez olmuşlardır. Bazıları da özel işlerinden dolayı işlerini aksatabilir hale gelmişlerdir. Bu durumda da iş yaşam dengesizliği yaşamak kaçınılmaz olmaktadır. İş yaşam dengesi denilen kavram bireylerin her iki alana ayıracakları zamanı, önemi ayarlayamamaktan kaynaklanmaktadır. Günümüzde kadın ve erkeğin iş yaşam dengesi birbirinden farklılık göstermektedir. Geçmişten günümüze kadına ve erkeğe toplumun yüklemiş olduğu cinsiyet rollerinden kaynaklı, toplumun cinslerden beklentileri kalıplaşmıştır. Örneğin, özel yaşamda kadına anne olmasından kaynaklı, ev işlerinden kaynaklı sorumluluklar yüklenirken, erkeğe aileyi koruyucu, savaşçı roller yüklenmiştir. Günümüzde kadın ve erkek hem iş yaşamlarında kendilerinden beklenen rolleri erine getirmeye çalışırken, hem de özel yaşamlarından kaynaklı sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Bu noktada da bazı bireyler iş yaşam dengesini sağlamada başarılı olurken bazıları da iş yaşam dengesini sağlayamamaktan şikayetçi olmaktadırlar. Bireylerin iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rolleri ve bireysel özellikleri ile ilişkisinin incelenmesi bireylerin kendilerini daha iyi tanımaları açından önemlidir. Kendilerine yüklenen rolleri iş yaşam dengesini sağlamak adına daha esnek hale getirebilirler. Diğer taraftan iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rolleri ve bireysel özellikler ile ilişkilerinin incelenmesi mevcut akademik yazını da genişletecektir.Bu çalışmanın temel amacı bireylerin iş yaşam dengesi algılamaları ile cinsiyet rolleri ve bireysel özelliklerinin ilişkisinin incelenmesidir. Bu amaçla iş yaşam dengesi algılamalarının cinsiyet rollerinden olan bağlılık, duyarlılık, özgüven, akılcılık, bağımsızlık vs. ile ilişkisi ve bunların bireysel özellikler ile ilişkileri incelemeye tabi tutulmuştur.Çalışma evrenini büyük ölçekli bir firmanın beyaz yaka çalışanları oluşturmaktadır. Bu çalışanların 97'sine ulaşarak gerekli veriler sağlanmıştır. Sağlanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın temel bulgusuna göre, daha aktif, daha akılcı davranan, özgüveni yüksek, empati yeteneği güçlü olan bireylerin, pasiflik, duygusallık ve saldırganlık özellikleri fazla olan bireylere göre iş yaşam dengesini sağlamada daha başarılı oldukları ortaya çıkmıştır. Bunların yanı sıra evli olan ve çocuk sahibi olmayan bireylerin de iş ve özel yaşam arasındaki denge, bekar olanlara göre daha sağlamdır.
Bireysel değerler ve örgütsel bağlılık düzeyi ilişkisi: Asker hastanesi çalışanları üzerinde bir inceleme
Hastaneler hizmet üreten örgütlerdir. Bütün örgütlerde olduğu gibi hastanelerinde iç ve dış müşterilerinin beklentilerini karşılamak ve örgütün başarısını artırmak için çalışanlarının bağlılığını yüksek seviyelerde tutması gerekmektedir. Çalışanların kritik durum ve olaylardaki tercihlerini göstermelerinde etkin güç olan bireysel değerlerin örgütsel bağlılığı artırmada göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Bu çalışmada, çalışanların bireysel değerleri ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişki düzeyinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma evreninin Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde faaliyet gösteren Asker Hastanesi çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmada şu üç soruya cevap aranmıştır: 1) Asker hastanesi çalışanlarının bireysel değerleri ile örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki var mıdır? 2) Asker hastanesi çalışanlarının demografik özellikleri ile bireysel değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki var mıdır? 3) Asker hastanesi çalışanlarının demografik özellikleri ile örgütsel bağlılıkları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki var mıdır?Araştırma sorularına cevap ararken, Schwartz'ın (1994a) bireysel değerleri ölçmek için geliştirdiği Schwartz Değer Envanteri ile Meyer ve Allen'in (1997) örgütsel bağlılık ölçekleri kullanılmıştır. Anket yöntemi ile 512 katılımcıdan toplanan verilerin istatistiksel yöntemlerle analizi yapılmış ve bu analizler neticesinde, geliştirilen 28 hipotez değerlendirilmiştir.Muhafazakâr değerlerle normatif ve duygusal bağlılık, kendini gerçekleştirme değerleri ile normatif ve duygusal bağlılık, güvenlik-evrensellik değerleri ile normatif bağlılık arasında ilişki bulunmuştur. Aynı zamanda; çalışanların cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, statü ve meslekleri ile bireysel değerleri arasında; yaş, eğitim durumu, statü, hiyerarşik konum ve mesleklerine bağlı olarak ile örgütsel bağlılıklarının da değiştiği belirlenmiştir.
Örgütsel ve bireysel özellikler açısından iş doyumu ile tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişki: Alanya'da banka çalışanları üzerinde bir inceleme
Günümüzde çalışma hayatında iş doyumunun ve tükenmişliğin büyük önemi vardır. Hizmetin ön planda olduğu sektörlerden biri olan bankacılık sektöründe çalışanların tükenmişlik ve iş doyum düzeylerini inceleyen bu tez çalışmasında konu detaylı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.İş doyumu ile bazı demografik değişkenler arasında yapılan incelemede yaş, çalışma süresi ve statüsü arttıkça iş doyumunun arttığı da tespit edilmiştir. Cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi gibi değişkenlere göre iş doyumunun önemli bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Tükenmişlik ile bazı demografik değişkenlere bakıldığında gelir düzeyi ve hizmet süresine göre tükenmişlik düzeyinin farklılaştığı tespit edilmiştir. Diğer demografik değişkenlere göre çalışanların tükenmişlik düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır.Bankacıların iş doyum düzeylerini ölçmek için Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılarak cevaplayıcıların içsel doyum, dışsal doyum ve genel doyum düzeyleri belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan bir diğer ölçek olan Maslach Tükenmişlik Ölçeği ile banka çalışanlarının duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve düşük kişisel başarı düzeyleri belirlenmiştir. Ayrıca araştırmada ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmadan elde edilen verilerin istatiksel analizleri için ?SPSS? paket programı kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde korelasyon, t testi, Anova, Post-hoc testi olarak da Scheffe testi kullanılan araştırmada, hata payı üst sınırı 0,05 olarak kabul edilmiştirAraştırma sonucunda banka çalışanlarının iş doyum düzeyleri ile tükenmişlik düzeyleri arasında negatif ilişki tespit edilmiştir. İş doyumu arttıkça tükenmişlik azalmaktadır.Anahtar Kelimeler: İş doyumu, Tükenmişlik, Bankacılar.
Türkiye'de üniversitelerin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçların içerik analizi
5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu bütün kamusal kurumlaryanında üniversitelerin de stratejik planlama süreci çerçevesinde kaynak kullanmasınıve yönetilmesini zorunlu hale getirmiştir. Bu çalışmada Türk üniversitelerinin misyon,vizyon ve stratejik amaçları incelenmiş ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Çalışmanınamacı misyon, vizyon ve stratejik amaçların üniversiteden üniversiteye farklılık gösteripgöstermediğini incelemektir. Farklı bir ifadeyle, çalışma üniversitelerin temelgörevlerinin, uzun dönemde ulaşmak istedikleri sonuçların ve mevcut kaynaklarınıkullanma amaçlarındaki farklılıkları incelemeyi amaçlamaktadır.Çalışmanın verileri http://www.sp.gov.tr sitesinde yer alan devletüniversitelerinin stratejik planlarından elde edilmiştir. Vakıf üniversitelerinin verileri iseher üniversitenin kendi web sitesindeki stratejik planların incelenmesi ile sağlanmıştır.Üniversitelerin stratejik planlarında beyan ettikleri misyon, vizyon ve stratejikamaçları içerik analizi yöntemi ile incelemeye tabi tutulmuştur. Verilerin analizindeyönetim alanında pek kullanılmayan fakat sosyal bilimler alanında sıklıkla başvurulaniçerik analizi, bir çözümleme yöntemi olmasının ötesinde bireyleri sorgulamak yerineyazılı dokümanları inceleme imkânı sağladığından bu çalışmada tercih edilmiştir.Üniversitelerin misyon, vizyon ve stratejik amaçları ifade ediliş biçimi ve içeriğiaçısından farklılıklar göstermektedir. Örneğin bazı üniversiteler misyon, vizyon vestratejik amaçlarını kısa ifadelerle tanımlamışken, bazı üniversiteler uzun ve kapsamlıaçıklamaları tercih etmişlerdir. Her üniversitenin stratejik planında yer alan misyon,vizyon ve stratejik amaç açıklamaları incelenerek, ifadenin vurguladığı ilk beş sözcükivve kavram içerik analizinde kullanılacak veri olarak belirlenmiştir. Daha sonra busözcük veya kavramlar sıklıklarına göre sayılmış ve sıralanmıştır.Analiz sonucunda Türk üniversitelerinin misyon açıklamalarında ?toplumsallık?vurgusunun sıklıkla yapıldığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca vizyon açıklamalarında da?evrensellik? kavramından sıklıkla bahsedildiği tespit edilmiştir. Türk üniversitelerininamaçlarında bilimsel faaliyetlere daha çok kaynak ayırma kaygısı da bu çalışmanınbulguları arasındadır.
Çukurova bölgesi süpermarket yöneticilerinin liderlik biçimlerinin analizi
Perakende sektörü, ulusal ve uluslararası üreticilerin ürünlerini tüketicilerle buluşturduğu büyük bir hizmet platformudur. Perakendecilik sektörü içinde en önemli payı, süpermarketler ve hipermarketler oluşturmaktadır. Süpermarketçiliğin yoğun rekabet özellikleri taşıyan bir pazar olması nedeniyle, süpermarketlerin hizmetlerini farklılaştırmaları ve daha kaliteli hale getirmeleri gerekliliği vardır. Özellikle bilgi ve teknoloji çağıyla birlikte yaşanan toplumsal değişim ve gün geçtikçe zorlaşan ekonomik koşullar, günümüzde işletmeleri daha rasyonel davranmaya itmektedir.Yaşanan belirsizlikler ve hızlı değişim işletmelerin ikamesini risk altına almakta ve bu koşullarda çözüm üretme görevi yöneticilere ve liderlere düşmektedir. Bu sebeple mağaza yöneticiliği ve mağaza yönetimi kavramlarını daha önemli hale getirmiştir.Bu çalışmada lider ve liderlik kavramı üzerinde durulmuş, Çukurova Bölgesi süpermarket yöneticilerinin liderlik biçimleri analizi için bir uygulama yapılmıştır.
Kütüphanelerde örgütsel kültürün örgütsel bağlılık ve iş tatminine etkisi üzerine bir araştırma
Yönetim ve örgüt alanında son yıllarda üzerinde birçok çalışma yapılan örgüt kültürü, örgütsel bağlılık ve iş tatmini kavramları hızlı bir değişim ve gelişim gösteren günümüz iş dünyasında, örgütlerin büyümesinde etkin bir rol üstlenmektedir. İşgörenlerinin tutum, davranış ve değer yargıları üzerinde etkili olan örgüt kültürü, üzerinde önemle durulması gereken örgüt konularından biridir. Bu çalışmada kütüphanelerde örgüt kültürünün, işgörenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatminlerine etkisi varsayılmaktadır. Buna göre işgörenlerin örgüt kültürüne yönelik algılamaları ve kanaatler güçlendikçe, örgütsel bağlılıkları ve iş tatminine yönelik algılamaları ve kanaatleri de güçlenmektedir.Bunun için Akdeniz Bölgesi'nde bulunan sekizi devlet ve birisi vakıf olan toplam dokuz üniversite kütüphanesi örneklem hedefi olarak belirlenmiş ve 130 işgörenden anket yoluyla elde edilmiş verilerden yararlanılmıştır. Öncelikle araştırma modelinde yer alan değişkenlerin hiyerarşik çoklu regresyon analizleri yapılmış, örgüt kültürüne yönelik olarak belirlenen altı faktörün, işgörenlerin eğitim, cinsiyet, yaş, çalışma süreleri gibi değişkenler aracılığıyla örgütsel bağlılık ve iş tatminlerine olan etkisi incelenmiştir. Örgüt kültürünün, işgörenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatminlerine yönelik anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür.
Büyükşehir belediyelerinin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçların içerik analizi
Bugün tüm dünyayı etkisi altına almış küreselleşme, ülkemizde de uzun bir süredir etkisini göstermekte ve bu yeni gelişmeler de yeni yaklaşımlara uyum sürecini gerekli kılmaktadır. Değişen müşteri beklentileri, rekabet baskısı, sanayileşme ve kentleşme gibi sosyo-ekonomik gelişmeler özel sektörün yanı sıra kamu kuruluşlarının da yeni bir yeni bir yönetim anlayışının benimsenmesi konusunda hızlandırıcı bir etki yaratmıştır. Özellikle son yıllarda bir çok mali ve idari sorunlarla yüz yüze gelen kamu kurumları benimsedikleri yeni yönetim anlayışıyla daha iyi hizmet verme yolunda önemli adımlar atmışlardır. Bu önemli adımlardan bir tanesi 2003 yılında kabul edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile gerçekleşmiştir. Bu kanun ile nüfusu 50.000'i aşan belediyelerde stratejik planlama ve uygulamaları zorunlu hale getirilmiştir. İhtiyaç ve beklentileri artan vatandaşlarına en iyi hizmeti vermek isteyen belediyeler, böylelikle yeni bir reform sürecine dahil olmuş ve stratejik plan yapmaya başlamıştır. Bu yönetim tekniği ile kamunun hantal ve bürokratik yapısı kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanan bir yapıya dönüştürülmeye çalışılmıştır. Uzun ve orta vadeli planlar yaparak amaçlarına ulaşmada önemli oranda fayda sağlayan bu yönetim anlayışıyla belediyeler; etkinlik, verimlilik, hesap verilebilirlik, saydamlık gibi bir çok faydaya sahip olmaktadır.Bu çalışmanın temel amacı Büyükşehir Belediyelerinin stratejik planlarındaki misyon, vizyon ve stratejik amaçlarının; içerik analizi dahilinde eğilimlerini, stratejik planlarının belirlenen kriterler çerçevesinde birbirlerine ne ölçüde benzediğini ve hangi noktada ayrıldıklarını saptamaktır. Çalışma Türkiye'deki 16 Büyükşehir Belediyesi'nin misyon, vizyon ve stratejik planlarına odaklanmıştır.Anahtar Kelimeler: Büyükşehir Belediyesi, Misyon, Vizyon, Stratejik Amaçlar, İçerik Analizi
Sağlık çalışanlarında iş yükünün örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkisi Diyarbakır hastanelerinde bir uygulama
2002 yılında başlatılan "Sağlıkta Dönüşüm" programından en fazla etkilenenler sağlık sektörü çalışanları olmuşlardır. Sağlık çalışanlarının sundukları hizmetin kalite düzeyi ile algıladıkları iş tatmini, çalıştıkları örgüte bağlılıkları arasında olumlu bir ilişki vardır. Bu ilişkinin niteliğini değiştirecek unsurlarından biri çalışanın iş yüküdür. Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının iş tatmini ve örgütsel bağlılık algılarının "hissettikleri" iş yükü arasındaki ilişki ve etkileşimi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Diyarbakır'da faaliyette bulunan iki kamu, iki de özel hastane çalışanlarından iş tatmini, örgütsel bağlılık ve iş yükü ile ilgili anket yöntemiyle bilgiler toplanmıştır. Araştırmaya katılan sağlık çalışanlarından elde edilen anket formlarından "kullanılamaz" olanlar çıkarıldıktan sonra yaklaşık 200 sağlık çalışanının sağladığı veriler analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, cinsiyet, yaş, deneyim, örgüt türü (kamu-özel) vb. faktörlere bağlı olarak iş yükü, iş tatmini ve örgütsel bağlılık algılarından bazılarında farklılıklara işaret etmektedir. Sonuç olarak, sağlık çalışanlarının iş yükünün örgütsel hizmet kalitesini değiştirebileceği için, çalışanların iş yükünü daha etkili biçimde belirleyecek yöntemlerin araştırılması gerekmektedir. Gelecekte yapılacak araştırmalar bu durumu göz önüne alarak oluşturulabilir. Ayrıca, iş yükü iş tatmini ve örgütsel bağlılık haricindeki örgütsel çıktılarla da ilişkilendirilmelidir.
Küçük ve orta ölçekteki işletmelerde (KOBİ) insan kaynakları yönetimi süreçlerinin incelenmesi: Adana ili örneği
Adana ilindeki küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin insan kaynakları yönetimi süreçlerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, işletmelerdeki insan kaynakları yönetimine ait hangi fonksiyonların ön plana çıktığı, hangilerinin geri planda kaldığı ve bu fonksiyonların firmaya has özelliklere göre farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Çalışmanın evrenini, Adana'da faaliyet gösteren 732 adet KOBİ oluşturmaktadır. Çalışma örneklemini ise, Adana ilinden seçilen 94 firma oluşturmakta olup bu firmaların, 49'u küçük ve 45'i orta ölçekli işletmelerden oluşmakta olup mikro işletmeler yer almamaktadır. Araştırmaya katılan 94 firma ile yüz yüze görüşerek anket formu aracılığıyla veriler sağlanmıştır. Bu kapsamda araştırmada insan kaynakları yönetimi faaliyetlerinin 13 temel alt boyutunun firmaların insan kaynakları yönetimi faaliyetleri üzerindeki ilişkisi incelenmiştir. Adana ilindeki KOBİ'ler incelendiğinde, işletmelerin insan kaynakları yönetimi fonksiyonlarının, işletmelerin ölçeğinin büyümesi ve çalışan sayısının artmasıyla birlikte bu fonksiyonları daha fazla önemsedikleri görülmektedir. Ancak işletmelerin büyük bir kısmı hala geleneksel yönetim anlayışı ile hareket ettikleri için insan kaynakları fonksiyonlarını yeterince yerine getirememekte ve rekabet ortamında etkin bir güç sahibi olamamaktadırlar. Bu yüzden işletmelerin etkinliğini ve verimliliğini tam olarak yerine getirebilmesi için İKY fonksiyonlarını bir bütünlük içerisinde ele almalarının gerektiği düşünülmektedir.
Doğu Akdeniz gıda işletmelerinde işgörenin rol çatışması ve rol belirsizliği algısının iş tatmini ve örgütsel bağlılık üzerine etkisi
Bu çalışmada rol çatışmasının ve rol belirsizliğinin, iş görenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatminleri üzerinde etkili olduğu varsayılmaktadır. Bu bağlamda işgörenlerin rol çatışması ve rol belirsizliği algılarının örgütsel bağlılık ve iş tatminine yönelik algılarını azalttığı göz önünde bulundurulmuştur. Bunun için Doğu Akdeniz gıda işletmelerindeki işgörenler örneklem hedefi olarak belirlenmiş ve veriler 109 işgörenden anket tekniği ile toplanmıştır. Öncelikle işgörenlere yönelik bilgi elde etmek üzere temel istatistik analizler yapılmış, araştırma değişkenlerinin merkezi dağılım ölçüleri hesaplanmıştır. Daha sonra rol çatışması, rol belirsizliği, örgütsel bağlılık ve iş tatmini arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Son olarak cinsiyet, yaş, eğitim durumu, pozisyon, rol çatışması ve rol belirsizliği gibi değişkenlerin örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkisi çoklu regresyon analizi yapılarak hesaplanmıştır. Sonuç olarak rol çatışmasının ve rol belirsizliğinin işgörenlerin örgütsel bağlılıkları ve iş tatminleri üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir.
Bireysel özelliklerin örgütsel adalet, iş tatmini ve örgütsel bağlılık ile ilişkisi: Mülki idare amirleri üzerine bir inceleme
Bu çalışmada; günümüz globalleşme ve yerelleşme ekseninde rol ve fonksiyonlarında değişim gözlenen, kamu yönetimi alanında ülke geneline yayılmış, karar verici konumda yer alan ve yüksek etkinlik düzeyine sahip dar bir kadroyu teşkil eden mülki idare amirlerin sahip oldukları bireysel özelliklerinin, örgütsel adalet, iş tatmini ve örgütsel bağlılık algıları ile ilişkisi incelenmeye çalışılmıştır.Çalışmamızda giriş bölümüne müteakip ikinci bölümde örgütsel adalet, örgütsel bağlılık ve iş tatmini kavramlarına yönelik dünya ve ülke yayınları incelenmiş, buradan elde edilen çıkarımlarla kavramların genel teorik çerçevesi tanımlanmaya ve çizilmeye çalışılmıştır.Teorik bölüm sonrası konun spesifik olarak desteklenmesi gayesiyle mülki idare amirliği meslek mensuplarının bir kısmını içine alan sahada ampirik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ülkenin farklı noktalarında görev ifa eden Kaymakam adayı, Kaymakam ve Vali yardımcısı unvanlı 229 mülki idare amiri tarafından verilen cevaplardan istifade edilmiştir. Kavramlara yönelik algısal ilişkiyi incelemek için anket yöntemi kullanılmış olup; Meslek mensupların içsel, dışsal ve iş tatmini düzeylerini ölçmek için Minessota iş tatmini ölçeğinden, Bağlılık düzeyini ölçmek için Meyer ve Allen tarafından geliştirilen örgütsel bağlılık ölçeğinden, adalet algı düzeyinin belirlenmesinde ise Morrman ve Niehoff tarafından geliştirilen örgütsel adalete yönelik anketlerden yararlanılmıştır.Çalışmada anketlerden elde edilen sonuçlar "SPSS Statistics 22" veri programı ve program içerisinde yer alan, Güvenilirlik analizi, t Testi, Tek yönlü varyans (ANOVA) analizi gibi analiz yöntemlerinden yararlanılarak irdelenmeye çalışılmıştır.Çalışmamızın son bölümünde ise; istatistiki anlamda ortaya çıkan verilerden hareketle ulaşılan sonuçlara yer verilmiş, bu sonuçlar ve genel deneyimler ışığında öneriler getirilmeye gayret gösterilerek çalışmamız sonlandırılmıştır.
Bireyin etik yaklaşımı ile kurumsal değerlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve görev performansı üzerindeki etkisi: Adana ilindeki banka çalışanları üzerine bir araştırma
Etik kavramı, işletme biliminin son elli yılı içerisinde yoğun şekilde tartışılan çalışma alanlarından biridir. Öyle ki daha önce birbirlerinin zıt anlamlısı olarak anılan iş ve etik kelimeleri zaman içerisinde birleşmiş, yönetim ve organizasyon alanında bir alt disiplin oluşturmuştur. Diğer yandan artan rekabet ve belirsizlik ortamı içerisindeki örgütler için, performans odaklı çabalar öncelikli hale gelmiştir. Etik konusunun bireyler, örgütler, hatta piyasalar üzerindeki belirleyici rolü sebebiyle performans ile olan bağlantısının önemli bir tartışma konusu olduğu düşünülmektedir. Etik yaklaşım performansı artırmakta mıdır? Yoksa etik yaklaşım performansa engel midir? Ya da daha temel düzeyde etik ile performans arasında anlamlı bir ilişki var mıdır? İşte bu sorular araştırmanın probleminin başlangıç noktasıdır. Yapılan çalışmalar, gerek bireysel düzeydeki gerekse örgütsel düzeydeki etik yaklaşımların, performans üzerindeki etkisinin yönü ve gücü ile ilgili farklı sonuçlara işaret etmektedir. Ayrıca etik ve performans ilişkisine yönelik olarak gerçekleştirilen ön araştırmalarda, kurumsal değerlerin ve etik yaklaşımların örgütsel vatandaşlık davranışı üzerinde belirleyici olduğu görülmüştür. Sonuç olarak araştırmanın amacı; iş etiğinin ve kurumsal değerlerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve bireysel görev performansı üzerindeki, örgütsel vatandaşlık davranışının da bireysel görev performansı üzerindeki etkisinin tespitidir. Bu amaçla, söz edilen kavramları boyutları ile birlikte, bütünsel olarak inceleyen bir araştırma modeli oluşturulmuş ve test edilmiştir. Model testi için Adana'da faaliyet gösteren banka çalışanlarından anket yöntemi ile temin edilen veriler kullanılmıştır. Değerlendirilmeye uygun olan 456 adet anket formundan elde edilen veriler; keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi yöntemleriyle incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre ilk önemli bulgu, etik yaklaşım değişkenine ilişkindir. Orijinalinde iki faktörde incelenen etik yaklaşım ölçeğinin, bu araştırmada üçlü faktör yapısına sahip olduğu görülmüştür. Söz konusu durum; faktörlere yönelik kavramsal açıklamalarla, kültürün etik yaklaşım üzerindeki etkisiyle ve yazındaki benzer çalışmaların sonuçlarının tartışılması ile desteklenmiştir. İkinci olarak, oluşturulan yapısal eşitlik modelinin kabul edilebilir bir uyum iyiliğine sahip olduğu görülmüştür. Bu noktadan hareketle, kavramlar arasındaki ilişkilere yönelik bulgular tartışılmıştır. Buna göre etik yaklaşımın boyutları arasında yer alan idealizmin ve göreciliğin, örgütsel vatandaşlık davranışının boyutlarını oluşturan nezaket, vicdanlılık, centilmenlik, sivil erdem ve katkı sağlama boyutları üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Ayrıca tek boyutta incelenen kurumsal değerler de örgütsel vatandaşlık davranışının tüm boyutları üzerinde ve görev performansı üzerinde etkilidir. Bununla birlikte doğruluk boyutunun örgütsel vatandaşlık davranışı ya da bireysel görev performansı üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın son bulgusu ise örgütsel vatandaşlık davranışının boyutları arasında yer alan vicdanlılık ve katkı sağlamanın bireysel görev performansı üzerinde anlamlı etkiye sahip olduğu; nezaketin, centilmenliğin ve sivil erdemin bireysel görev performansı üzerindeki etkilerinin ise anlamlı olmadığıdır. Anahtar Kelimeler: Etik Yaklaşımlar, Kurumsal Değerler, Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Görev Performansı, Banka Çalışanları
Küçük ve orta ölçekli imalat işletmelerinde çalışan performansının değerlendirilmesi: Adana Organize Sanayi Bölgesinde (AOSB) bir inceleme
Bu çalışmanın amacı imalat işletmelerinde sıklıkla kullanılan iş gören performansını değerlendirme yöntemlerinin saptanmasıdır. İş gören performans değerlendirme süreci işletmelerde çalışanların verimliliğinin arttırılması amaçlanmaktadır. Çalışmanın verileri Adana ilinde faaliyet gösteren büyük ve orta boy 30 imalat işletmesinin insan kaynakları sorumlusu ile yüz yüze görüşülerek, 14 açık uçlu soruya cevap vermeleri talep edilmiştir. Hukuksal yapıları açısından bakıldığında araştırmaya veri sağlayan işletmelerin %33'ü limited şirket, %67'si ise anonim şirket olarak kendilerini tanımlamışlardır. Söz konusu işletmelerin %74'ünde insan kaynaklı departmanı mevcuttur. Araştırma kapsamında incelenen işletmelerin %70'i ürünlerinin ihracat edildiğini beyan etmektedirler. Diğer taraftan 30 imalat işletmesinin %76'sı üretim faaliyetlerinde taşeron işçilerinden yararlandıklarını beyan etmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre imalat işletmelerinin % 56'sı senede bir kez iş gören performansı değerlendirme işlerini gerçekleştirmektedir. Araştırmaya veri sağlayan imalat işletmelerinin büyük bölümünde grafik değerlendirme, kontrol listesi, kritik olaylar ve sıralama yöntemlerinin kullanıldığı görülmektedir. Bu yöntemlerin sıklığı yüzdelerle ifade edilmektedir. Performans değerlendirmenin % 43 ile en fazla işletmelerin üretimlerinin arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan işletmeler performans değerlemesi sonucunda %71 oranında geri bildirim almaktadırlar. Anket yapılan işletmelerde etkili performans gösteren iş görenler % 37 oranında prim ile ödüllendirilmektedir. İşletmelerde performans değerlemesi yapılmaması halinde firmaların % 44'ü, iş görenlerin bilgi, yetenekleri hakkında bilgi sahibi olunamayacağı savunulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, iş veren ve iş görenin eğitilmesi ve işletmelerin kendi yapı ve hizmet özelliklerine uygun bir değerlendirme sistemi kurmaları gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca değerleme sürecine iş görenin katılımının sağlanması ve sonuçların birlikte tartışılarak açık hale getirilmesi önerilmektedir.
İşletmelerde farklılıkların yönetimi: Giresun ilinde faaliyet gösteren tekstil işletmeleri üzerine bir inceleme
Farklılıkların yönetimi ülkemizde giderek artan bir önem kazanmaktadır. Zira, çalışanların farklı niteliklerine değer verilmesi, bu niteliklerin etkili yönetimi sonucunda işletmenin büyüme sürecine katkı sağlamaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Giresun ilinde faaliyet gösteren tekstil işletmeleri çalışanlarının farklılıkların yönetimine ilişkin değerlendirilmelerini incelemektir. Bu bağlamda Giresun ilinde faaliyet gösteren tekstil işletmeleri çalışanlarına, farklılıkların yönetimi ölçeği uygulanmıştır. Ölçekte farklılıkların yönetimi altı boyutlu ve 24 maddeli bir yapı olarak düzenlenmiştir. Farklılıkların yönetimi ölçeği tekstil işletmeleri çalışanları arasında 108 kişi tarafından yanıtlanmıştır. Çalışma örneklemi belirleme yöntemi rastgele örneklem yöntemidir. Araştırma hipotezlerini test etmek için tek örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA yöntemleri kullanılmıştır. Tekstil işletmeleri çalışanlarının cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, pozisyon ve çalışma süresi bağlamında farklılıkların yönetimine ilişkin yanıtları karşılaştırılmıştır. Bulgular göstermiştir ki; farklılıkların yönetiminin iş gücü farklılığı boyutu cinsiyet, pozisyon ve medeni duruma göre farklılık göstermektedir ve bu farklılık istatistiksel olarak anlamlıdır. Farklılıkların yönetimi ölçeğinin bir diğer alt boyutu olan örgütsel adalet ise sadece çalışanın cinsiyeti ve pozisyonuna göre istatistiksel bağlamda anlamlı farklılıklar göstermektedir. Farklılıklar yönetimini oluşturan boyutlarından biri olan değerler bağlamında ise cinsiyet anlamlı bir farklılık unsurudur. Farklılıkların yönetiminin uygulamalar boyutu ve demografik özelliklerin hiç biriyle anlamlı bir ilişki veya farklılık göstermemiştir. Son olarak, farklılıkların yönetimi ölçeğinin alt boyutu iletişim, çalışanın yaşı ve eğitimine göre farklılık göstermektedir ve bu fark istatistiksel olarak anlamlıdır.
İşletmelerde kurumsal kimlik yönetimi: Adana ilinde faaliyet gösteren otel işletmelerindeki çalışanlar üzerine bir inceleme
Otel işletmeleri arasında, özellikle son yıllarda kurumsal otel sayılarının artmasıyla birlikte yoğun bir rekabet yaşanmaktadır. Otellerin en önemli amaçları; marka değerini yükseltmek ve iyi bir kimlik imajını oluşturmaktır. Kurumsal otellerin toplumla ve kurum çalışanlarıyla iletişimde başarı sağlamak ve bu durumda pazar payını arttırmak için; üç, dört ve beş yıldızlı kurumsal otel çalışanlarının algılarına göre otellerin kurum kimliklerinin incelenmesi üzerine kurumsal kimlik çalışmalarını ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı Adana'da faaliyet gösteren beş adet kurumsal nitelikli otel çalışanlarından toplanan veriler incelemeye tabi tutulmuştur. Otel çalışanlarına sunulan 119 anket kullanılabilir nitelikte olduğundan anket sonuçları SPSS "For Windows 20.0" istatistiki paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırma anketi iki bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde 30 soruluk kurumsal kimlik yönetimi ölçeği yer almaktadır. İkinci bölümde ise; otel çalışanlarına ilişkin demografik özellikler yer almaktadır. Ölçek kurumsal kimlik yönetimini beş boyutta ölçmekte ve altı hipotezden oluşmaktadır. Bu hipotezlerin otel çalışanlarının demografik özelliklerle farklılaşıp farklılaşmadığını anlamaya odaklanmıştır. Tek örneklem t-test ile şu bulguya ulaşılmıştır: Kurumsal kimlik yönetiminin (cinsiyet ve medeni durum) demografik özellikleri yer almaktadır. Alt boyutları olan davranış ve yapı otel çalışanlarının medeni durumu ile istatistiksel bağlamda anlamlı bir ilişki sergilemektedir. Tek yönlü ANOVA analizleri kurumsal kimlik yönetiminin alt boyutları ile yaş, eğitim çalışma süresi ve pozisyon ilişkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki; otel çalışanın yaşı ile kurumsal kimlik yönetimi ölçeğinin alt boyutları ile anlamlı bir ilişki sergilememektedir. Diğer taraftan otel çalışanın eğitim düzeyi ile kurumsal kimlik yönetiminin direnç alt boyutu ile anlamlı bir ilişki sergilemektedir. Otel çalışanın çalışma süresi ile kurumsal kimlik yönetimi ölçeğinin alt boyutları ile anlamlı bir ilişki sergilememektedir. Çalışanın pozisyonu ile kurumsal kimlik yönetiminin direnç, özdeşleşme ve iletişim boyutları arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İşgörenlerin rol çatışması ve rol belirsizliği algısının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisi: Adana ilindeki bir sağlık kurumu çalışanları üzerine bir araştırma
Sürekli gelişen teknoloji ve artan rekabet ortamı insan kaynağının etkili şekilde yönlendirilerek rekabet üstünlüğü sağlamak amacıyla yeni yönetim anlayışlarını da geliştirmiştir. Örgütsel Vatandaşlık Davranışları gerek yazında gerekse iş dünyasında önemi giderek artan konular arasındadır. Bu çalışma iş görenin rol çatışması ve rol belirsizliği algısının örgütsel vatandaşlık davranışı üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışmanın verileri Adana ilinde faaliyet gösteren bir sağlık kurumu çalışanları arasından 207 kişi üzerinden elde edilmiştir. Araştırma amacı doğrultusunda beş hipotez geliştirilmiş ve test edilmiştir. Hipotezler rol çatışması ve rol belirsizliği değişkenlerinin örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel vatandaşlık davranışı alt boyutlarını etkileyip etkilemediğine odaklanmıştır. Bulgular örneklemin ağırlıklı olarak erkek çalışanlardan oluştuğu, medeni durum açısından evli ve bekar çalışanların oranlarının birbirine yakın olduğuna, eğitim düzeylerini önemli ölçüde üniversite mezunlarının oluşturduğuna ve büyük çoğunluğunun işgören olarak çalıştığına işaret etmektedir. Korelasyon analizi sonuçları rol çatışması ve rol belirsizliğinin, örgütsel vatandaşlık davranışı ve alt boyutları ile negatif fakat anlamlı ilişkiler gösterdiğine işaret etmektedir. Diğer yandan regresyon analizi sonuçları ise, rol çatışması ve rol belirsizliğinin örgütsel vatandaşlık davranışını negatif fakat anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir. Rol çatışması ve rol belirsizliği, örgütsel vatandaşlık davranışının yardımseverlik boyutunu da anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Rol çatışması ve rol belirsizliği özellikle örgütsel vatandaşlık davranışının centilmenlik boyutunu negatif fakat güçlü bir biçimde etkilemektedir. Örgütsel vatandaşlık davranışının nezaket boyutu özellikle rol belirsizliğinden olumsuz fakat anlamlı bir şekilde etkilenmektedir. Son olarak örgütsel vatandaşlık davranışının vicdanlılık boyutu da rol belirsizliği tarafından olumsuz fakat anlamlı biçimde etkilenmektedir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Vatandaşlık Davranışı, Rol Çatışması, Rol Belirsizliği.
KOBİ' lerde bilgi paylaşımı: Konya ili Ereğli ilçesinde gıda işletmelerinde bir inceleme
Bilgi günümüz işletmelerinde ve gelişen dünyada en önemli üretim kaynakları arasındadır. Bilginin maliyetinin düşük olması yeni değerler üretebilmesi ve bir kaynak olması nedeniyle iş hayatında çalışanlara avantajlar sunan bir güçtür. İşletmeler için bilginin yol gösterici bir unsuru olması önemlidir, çünkü işletmeler bilgi yönetimi sayesinde elde ettikleri bilgileri toplayıp, kayıt altına alarak örgütlerin amaçlarını gerçekleştirmektedirler. Bilgi toplumunun gelişmesiyle bilgi iş dünyasında sınırsız bir güç olarak görülmektedir. Bu çalışmada bilgi, bilgi yönetimi, bilgi paylaşımı, bilgi paylaşımı türleri ve bilgi paylaşımı boyutları ele alınmıştır. Bu çalışmanın amacı Konya Ereğli gıda işletmelerinde faaliyet gösteren dört adet kurumsal nitelikli süt fabrikasında çalışanlara bilgi paylaşımı üzerine bir anket çalışması yapılarak, toplanan veriler incelemeye tabi tutulmuştur. Fabrika çalışanlarına sunulan anket 210 kişi tarafından cevaplanmıştır. Anket verilerinin analizinde SPSS "For Widows 20.0" paket programından faydalanılmıştır. Araştırma anketi iki bölümden oluşturulmuştur. İlk bölümde 49 sorudan oluşan bilgi paylaşımı ölçeği yer almaktadır. İkinci bölümde ise; fabrikada çalışanlara yönelik demografik özellikler oluşturmaktadır. Tek örneklem t-test ile şu bulguya ulaşılmıştır. Bilgi paylaşımının (cinsiyet) demografik özellikleri yer almaktadır. Alt boyutları olan bilişsel kanal boyutu ile istatiksel bağlamda anlamlı bir ilişi sergilemektedir. Bilgi paylaşımının diğer boyutları olan bilgi paylaşımı, bilgiye bakış açısı ve bilgiye engel istatiksel bağlamda anlamlı farklılık gözlenmiştir. Tek yönlü ANOVA analizleri bilgi paylaşımının alt boyutları ile eğitim, işletmede çalışma süresi ve toplam çalışma süresi ilişkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sonuçları göstermiştir ki; işletme çalışanın işletmede çalışma ve toplam çalışma süresi ile bilgi paylaşımı ölçeğinin alt boyutları ile anlamlı bir ilişki sergilememektedir. Diğer taraftan işletme çalışanın eğitim düzeyi ile bilgi paylaşımı boyutu ile istatiksel bağlamda anlamlı bir ilişki sergilemekteyken, bilgi paylaşımının diğer alt boyutları ile anlamlı bir ilişki sergilememektedir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Bilgi Yönetimi ve Bilgi Paylaşımı
İşgörenin görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerindeki etkisi: Sağlık kurumlarında bir inceleme
Tükenmişlik kavramı, son yıllarda üzerinde çok çalışılan konulardan biridir. Günümüz işletmeleri, özellikle hizmet sektörü, çalışanlarının psikolojik olarak daha çok tükenmişlik yaşadığı bir gerçektir. İnsanlarla yüz yüze ilişki içinde olan hastane çalışanları bu durumdan oldukça fazla etkilenmektedir. İşgörenin tükenmişlik düzeyi örgütsel bağlılık, rol çatışması, iş tatmini ve buna benzer faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmada, hastane çalışanlarının, görev bağımlılığı, politik davranışları, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik düzeyine etkisi üzerinde durulmuştur. Bu amaçla sözü edilen kavramlar ve boyutları için araştırma modeli oluşturulmuş ve test edilmiştir. Modeli test etmek için, Adana'da ikinci basamak sağlık kurumu olarak sınıflandırılan devlet ve özel hastanelerinde 393 hastane çalışanından anket yöntemi ile veri elde edilmiş ve bu veriler analize tabi tutulmuştur. Analiz sonuçlarının ilk bulgusu, tükenmişlik düzeyinin demografik özelliklere göre farklılaşmasıdır. Hiyerarşik regresyon analizi uygulanmış ve kontrol değişkeni olarak ise cinsiyet, gelir, yaş, pozisyon ve hastanedeki çalışma süresi alınmıştır. Araştırmanın ikinci bulgusu ise, politik davranışların tükenmişlik düzeyine etki etmemesine rağmen tükenmişliğin boyutları olan duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı üzerinde etkili olmasıdır. Görev bağımlılığının tükenmişlik üzerinde etkisi bulunmamakla birlikte alt boyutları üzerinde etkili olmuştur. Rol çatışması ve belirsizliğinin, tükenmişlik üzerinde etkisi yoktur ancak alt boyutlar üzerinde etkisi vardır sonucuna varılmıştır. Yapılan çoklu regresyon analizi sadece politik davranışların tükenmişlik üzerinde etkili olduğunu, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğinin tükenmişlik üzerinde etkisi olmadığını göstermiştir. Araştırmanın son bulgusu ise devlet hastanesinde çalışanların, özel hastane çalışanlarına göre tükenmişliği daha fazla yaşamalarına rağmen özel hastane çalışanlarının politik davranışları, görev bağımlılığı, rol çatışması ve belirsizliğini daha fazla yaşadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Duygusal Tükenme, Duyarsızlaşma, Düşük Kişisel Başarı, Rol Çatışması, Rol Belirsizliği, Görev Bağımlılığı, Politik Davranışlar
Teknoloji yönetimi yeteneği ve strateji tipinin firma performansına etkisi: İmalat sektöründe bir inceleme
Örgütlerin üstün performans elde etme yönündeki hedefleri ve küresel boyutta yoğunlaşan rekabet ortamı, yöneticileri ve araştırmacıları performansa etki eden unsurları belirleme yönünde çalışmalara yoğunlaştırmaktadır. Örgütlerin rekabet avantajı elde etmelerindeki etkin yöntemlere odaklanan çalışmalar, hızla değişen çevre koşulları ile uyumlu örgütsel yetenekler ve stratejiler geliştirmenin önemine vurgu yapmaktadır. Rekabetin yönünü belirleyen ve işletme amaçlarının gerçekleştirilmesinde temel unsurlardan biri olan teknoloji, hızla gelişmekte ve değişmektedir. Son yıllarda akademik bir disiplin olarak gelişimini sürdüren teknoloji yönetimi alanı, örgütlerin teknoloji kaynağını sistematik bir şekilde yönetmelerine katkı sağlayacak süreçlerin ve çerçevelerin belirlenmesine odaklanmıştır. Teknolojinin yönetilmesi kapsamındaki süreçlerin örgütlerde bir sistem çerçevesinde gerçekleştirilmesi, kaynak tabanlı yaklaşım kapsamında gelişen dinamik yetenekler kuramı bağlamında dinamik bir yetenek olarak değerlendirilmektedir. Alan yazında yer alan sınırlı sayıdaki çalışmalarda teknoloji yönetiminin üstün firma performansına etkisini destekleyen bulguların yanında, tutarsız bulgulara da rastlanmaktadır. Bilim ve teknoloji geliştiği müddetçe gelişmesi kaçınılmaz olan iş ve örgütsel çevrede teknolojinin yönetilmesinin, örgütlerin başarısında giderek artan bir öneme sahip olacağı öngörülmektedir. Bununla birlikte, örgütlerin teknolojiye ilişkin faaliyetlerini amaçları doğrultusunda geliştirdikleri tutarlı stratejilerle birlikte değerlendirmesinin performansa anlamlı etkileri olacağı düşünülmektedir. Miles ve Snow'un (1978) tanımladığı strateji sınıflamasının çevreye uyum kapsamında geliştirilen stratejileri temel alması dolayısı ile teknoloji yönetimi yeteneği ile ilişkili olacağı düşüncesini ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda bu çalışmanın temel amacı teknoloji yönetimi yeteneğinin ve strateji tipinin firma performansı üzerindeki etkisini görgül bir çalışma ile incelemektir. Ülke ekonomisinin gelişmesinde önemli bir paya sahip olan imalat sektöründe gerçekleştirilen uygulamada veriler, Adana ve Mersin illerinde faaliyet gösteren 119 imalat firmasından oluşan bir örneklemden anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen verilere dayanan bulgular teknoloji yönetimi yeteneğinin firma performansı üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Teknoloji yönetimi yeteneği ile performans arasında orta düzeyde pozitif bir ilişkinin bulunması teknoloji yönetimi faaliyetlerinin gerçekleştirilme seviyesinin artması ile firma performansının da yükseleceğini ifade etmektedir. Miles ve Snow'un (1978) dört strateji tipi ile teknoloji yönetimi yeteneği arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, strateji tipine göre firma performansında da anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Çalışmada yer alan imalat firmalarında en çok rastlanan strateji tipinin tepkici stratejiler olması ve savunmacı stratejiler uygulayan firmalardan daha yüksek performans elde etmiş olmaları çalışmanın ilgi çekici bulgularındandır.