Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Hayri Baraçlı
21 theses · Yıldız Technical University
Proje yönetiminde maliyetlerin minimizasyonu ve inşaat sektöründe uygulaması
Günümüzde rekabet koşullarının gitgide zorlaşması firmaları iş alabilmek için maliyetlerinini en aza indirmeye zorlamaktadır. Projelerin yönetimi ile ilgili olarak alınan kararlarda en çok dikkat edilmesi gereken unsur maliyettir. Her proje yöneticisi, projesinin en kısa sürede ve en az maliyetle tamamlanmasını ister. Bu bakımdan projenin her aşamasında maliyetlerin minimizasyonunun sağlanması proje yönetimi açısından zorunlu hale gelmiştir. Özellikle projenin planlama aşamasında bütçe oluşturulurken kapsamdan ödün vermeden proje maliyetlerini düşürmenin yolları araştırılmalıdır. Bunu sağlamak için özellikle on dokuzuncu yüzyılın ortalarından itibaren birçok yöntem geliştirilmiştir. İlk başlarda proje süresinin tespitiüzerine kurulmuş olan CPM ve PERT gibi yöntemler zaman içinde proje maliyetlerini de hesaplayacak şekilde geliştirilmiştir ve halen son derece popüler olarak proje yönetiminde kullanılmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı proje yönetim ve planlama sistemleri ile maliyetlerin minimizasyonu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu doğrultuda ikinci bölümde proje, proje kısıtları ve proje yönetimi kavramları incelenmiş; üçüncü bölümde proje yönetimi aşamalarına değinilmiş; dördüncü bölümde proje planlama yöntemleri anlatılmış; beşinci bölümde projeyönetiminde maliyetlerin minimizasyonu için kullanılan kavram ve yöntemlere değinilmiş; altıncı ve son bölümde ise sanal bir proje üzerinde uygulama yapılarak maliyetlerin minimizasyonunun nasıl gerçekleştiği örneklendirilmiştir. Uygulamada CPM, PERT ve kazanılmış değer analizi gibi proje yönetim sistemleri kullanılmış ve bir proje yöneticisinin proje maliyetlerini en aza indirmek için ne tip önlemler alabileceğinden bahsedilmiştir.
Hizmet iyileştirme ve performans ölçümü için bütünleşik bir metodoloji: İETT'de yapılan bir uygulama
Bu çalışmada, İETT yönetimine "hedeflerle yönetim" yaklaşımının "Balanced Scorecard" (Dengeli Kurumsal Karne) yönteminden faydalanılarak kazandırılması amaçlanmıştır. Öncelikle Hedeflerle Yönetim performans ve performans ölçümü konularına değinilmiştir. Daha sonra, Dengeli Kurumsal Karne yaklaşımı, hedeflerle yönetim ile olan ilişkisi, kurumsal performansa etkisi, faydaları, çalışma sürecinde izlenilen adımlar sırasıyla anlatılmıştır. Ayrıca hedeflerle yönetimin hizmet kalitesine olan etkisi üzerinde durulmuş ve Balanced Scorecard yönteminin dört boyutundan biri olan müşteri boyutu ile ilgili skorun hesaplanmasında bir hizmet kalitesi ölçüm aracı olan SERVQUAL metodundan faydalanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hizmet Kalitesi, Performans Ölçümü, BSC, SERQUAL, Hedeflerle Yönetim
Kentsel lojistik merkez yer seçimi: Meyve sebze hali uygulaması
Kentsel alanlarda insanların yaşamlarını devam ettirebilmesi için ürünlerin etkin bir şekilde istenen noktaya ulaştırılması hayati bir öneme sahiptir. Bu teslimatları etkin bir şekilde gerçekleştirebilmek için dağıtım ağlarının doğru tasarlanması gerekmektedir. Bu dağıtım ağında kentsel dağıtım merkezleri önemli bir yere sahiptir. Kentsel dağıtım merkezlerinin konumlarının doğru belirlenmesi, araçların daha verimli kullanılmasını, kullanılan araç sayısının doğru belirlenmesini, araçların rotasının doğru belirlenerek trafik yoğunluğunun azaltılmasını ve dolayısıyla gürültü ve emisyon gibi çevresel etkilerin azaltılmasını sağlayacaktır. Artan nüfus ve ürün talepleri ile beraber kentsel dağıtım merkezlerinin konumlarının doğru belirlenmesi problemi daha kritik bir problem haline gelmiştir. Kentsel alanlarda kent sakinlerinin gıda ihtiyaçlarını karşılamak için önemli olan zincirlerden biri yaş meyve sebze tedarik zincirleridir. Meyve ve sebzelerin her yönden etkin bir dağıtımının gerçekleştirilmesi için kentsel dağıtım merkezlerinin özel bir hali olan meyve sebze halleri ile ilgili problemlerin dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışmasında, kentsel dağıtım ağında önemli yer tutan yaş meyve sebze hallerinin konumlarının belirlenmesi problemi ele alınmıştır. Problemin çözümü için karma tamsayılı lineer programlama modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerde maliyet, zaman ve karbondioksit emisyonu kriterleri dikkate alınmış ve bu kriterlerin minimize edilmesi amaçlanmıştır. Bazı parametrelerdeki belirsizliği dikkate almak amacıyla bulanık parametreler kullanılmıştır. Ayrıca, kent içerisindeki trafik yoğunluğunun maliyet, zaman ve emisyon miktarı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Toplam maliyet, toplam zaman ve toplam karbondioksit emisyonunun minimizasyonu amaçlarını bir arada çözmek için hedef programlama tekniği kullanılmıştır. Son aşamada, hedeflerin belirlenmesinde zorluğu azaltmak için bulanık hedef programlama tekniği kullanılmış ve hedeflerdeki toleranslar dikkate alınmıştır. Modeller, İstanbul için en uygun hal yerinin belirlenmesi problemine uygulanmıştır. Birçok senaryo üretilerek sonuçlar raporlanmış ve analiz edilmiştir. Önerilen son model için duyarlılık analizi yapılmış ve belirlenen hal konumları için kısıtların duyarlılığı incelenmiştir. Uygulama sonucunda, hangi halden hangi pazara taşıma yapıldığı belirlenmiş, ayrıca tüm amaçlar dikkate alınarak en uygun hal konumu/konumları tespit edilmiştir. Sonuçlar değerlendirildiğinde, İstanbul'daki mevcut hal konumlarının değiştirilmesinin daha uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Türkiye enerji planlaması için çok ölçütlü bir model önerisi
Toplumsal gelişmeye esas teşkil eden çok önemli bir dayanak olan enerji, çevresel bir etken olarak da insanoğlunun hayatta kalması ve gelişmesi için yaşamsal bir role sahiptir. Dünyanın temel enerji kaynağındaki fahiş fiyat artışı ve Türk ekonomisinin hızlı gelişimi ile birlikte Türkiye'nin enerji tüketimi büyük bir sorun haline gelmiştir. Bu durumu ortadan kaldırmak için gelecekle alakalı doğru tahminler yapmamızı sağlayacak karar verme süreçleri oluşturmak zorunluluğu da ortaya çıkmaktadır. Doğru tahminler; taahhütleri, üretimleri ve bakım planlamaları gibi konularda kurumlara çok büyük yardımlar sağlayabilir. Bu nedenle kurumların gelecek ile ilgili talepleri, doğruya en yakın bir şekilde önceden görme ihtiyacı duymaktadır. Gelecekle ilgili karar vermek Birçok belirsizliği içerdiğinden, bu kararları uygulamak oldukça zordur. Düzenli bir veri yönetim metodu olan Yapay Sinir Ağları enerji talebi tahmininde oldukça popülerdir. Bu çalışmada, alternatif bir yaklaşım olarak Uyarlamalı Ağ Tabanlı Bulanık Çıkarım Sistemi (ANFIS) önerilmektedir. Gelecek ile alakalı gerekli enerji miktarının bilinir olması aynı zamanda, Türkiye'nin hangi enerji kaynaklarını nasıl kullanacağı konusunda belirli çalışmalar yapmayı da gerektiriyor. Bu nedenle, karar vericilerin seçim kriterlerinin göreceli önemi konusundaki görüşleri tip-2 bulanık kümelere dayalı bulanık bir Analitik Hiyerarşi Sürecii (AHP) kullanılarak belirlenmiş ve en iyi enerji alternatiflerini sıralamak için tip-2 aralıklı TOPSIS metoduna dayalı bulanık çok kriterli karar verme metodolojisi kullanılmiştır. Bu çalışmada, tip-2 bulanık kümeler, gerçek dünya uygulamalarının belirsizliğini ve bulanıklığını temsil etmede daha fazla serbestlik derecesi sağladığından dolayı kullanılmıştır. Türkiye'nin enerji talebini tahmin etmek için Yapay Sinir Ağı (ANN) ve bulanık mantık (FL) metotlarını birleştiren ANFIS metodu tahmin aracı olarak incelenmektedir. Önerilen model, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından elde edilen ve Temel Bileşenler Analiz (TBA) metodu ile işlenmiş veri setlerini ANFIS uygulamasını kullanarak Enerji talebini tahmin etmektedir. ANFİS metodu ile elde edilen sonuçların doğruluğu üzerinde etkin performan gösterdiği ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, ANFIS modeli enerji tahminlemede etkin bir alternatif yöntem olarak kabul edilebilir olmuştur. Son olarak, uzun dönemli enerji tahminlerinde model kullanılmış ve elde dilen sonuçlar yorumlanmıştır. Aynı zamanda Türkiye için hangi enerji alternatifinin saptanması amacıyla tip-2 aralıklı bulanık çok kriterli karar verme metodolojisi önerilmiş ve etkili sonuçlar elde edilmiştir. 2012-2035 yılları için yapılan test amaçlı tahminler, gerekse projeksiyonlar için yapılan hatalar incelendiğinde ANFIS modelinin iyi sonuç verdiği görülmektedir. Bu sonuç ANFIS modeldeki R=0.99998 değerini elde ederek ANFIS'in öğrenme kabiliyetini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda Türkiye'nin enerji ihtiyacı 2020 yılı için (157.090,65 PEKT) ve 2034 yılı için ise (266.689,59 PEKT) miktarında olacağı ön görülmektedir. Enerji planlaması ve yatırımına yönelik bulanık çok kriterli karar verme sorunlarını çözmek için uygulanan tip-2 aralıklı bulanık AHP yöntemini ve tip-2 aralıklı TOPSIS yöntemini birlikte uygulanmasıyla elde edilen sonuçlara bakıldığında; en iyi enerji alternatifinin rüzgar enerjisi olduğu belirlenmiştir. Geri kalan alternatifler sırasıyla; güneş enerjisi, hidrolik enerji, jeotermal enerji, biyoenerji, doğal gaz, petrol, kömür-linyit, nükleer enerji ve hidrojen enerjisi olması gerektiği sonucu ortaya çıkmıştır.
Ro-ro tasımacılıgında yer seçimi problemine yönelik bir çözüm geliştirilmesi ve İstanbul ili için uygulanması
Ro-Ro, Roll on/Roll off terimlerinin kısaltmasıdır ve otomobil, treyler ve kamyon gibitekerlekli yüklerin taşınmasını sağlayan bir gemi türüdür. Ro-Ro gemileri limanda, yükleringemiye rampalar aracılığıyla tekerlekler üzerinde yüklenip boşaltılmasını sağlar. Dahili ya daharici rampalar Ro-Ro yükünün yüklenip boşaltılmasını kolaylaştırmaktadır. Büyük nesnelerde dahil olmak üzere Ro-Ro gemisi üzerinde taşınan yükler esnektir. Ro-Ro gemileri yükleringüvenli bir şekilde taşınmasını sağlarlar ve müşteri isteklerini yerine getirebilme özellikleriyüksektir.Taşımacılık ticari ve endüstriyel faaliyetler ve dış ticaret için önemli bir destek sağlamaktadır,bu yüzden ekonomi için hayati bir değere sahiptir. Taşımacılık küreselleşme ile birlikte dahaönemli bir seviyeye gelmektedir. Türkiye için Ro-Ro sektörü taşımacılık sektörü içerisinde iyibir pozisyon almalıdır.Ro-Ro taşımacılık içerisinde liman yerinin seçilmesi büyük bir problemdir, çünkü bir çokkritik faktör bulunur. Örnek olarak, seçtiğiniz liman yükleme ve boşaltma noktalarına yakınolmalı, toplam maliyetler en düşük seviyede olmalıdır. Bu çalışmada stanbul'daki üç limanyerleşimi için bazı kritik faktörler belirlenmiştir.Bu çalışmada giriş bölümünün ardından ikinci bölümde taşımacılık teorisi incelenmiş vedeniz taşımacılığı ve yapısı tanıtılmıştır.Üçüncü bölümde, Ro-Ro tanımı; Ro-Ro sistemi ve çevresi, Ro-Ro'ya değer ekleyen hizmetlerve Ro-Ro taşımacılık maliyetleri detayları altında incelenmiştir. Dünya ve Türkiye üzerindekiyaygın Ro-Ro uygulamaları araştırılmıştır.Dördüncü bölümde, Ro-Ro taşımacılığın teknik analizi yapılmıştır. Beşinci bölümde, PendikRo-Ro limanı ve UN Ro-Ro şirketi incelenmiştir. Altıncı bölümde, önerilen Ambarlı, Silivrive Kavaklı limanları hakkında bilgi verilmiştir ve stanbul için bir Ro-Ro taşımacılık modelisunulmuştur.Anahtar kelimeler: Ro-Ro taşımacılık, Yük gemisi, Liman seçimi, ntermodal taşımacılık.
Toplam üretken bakım uygulamalarıyla maliyet düşürülmesinin ölçülmesi
Toplam Üretken Bakım (TÜB), artan bir şekilde verimliliği arttırmak için imalat temelliorganizasyonlarda iş gücünün etkin katılımını sağlamak için uygun bir teknik ve insiyatifolarak görülüyor ve Toplam Kalite çabalarına yeni güçler ekliyor.Bu çalışma; TÜB konseptini ve bir şirkete nasıl tanıtılacağını ana hatlarıyla anlattıktan sonra,TÜB, Toplam Kalite Yönetimi ve Tam Zamanında Üretim arasındaki ilişkiye dikkat çekmeyeçalışıyor ve esas olarak TÜB' ün maliyet üzerindeki etkisini göstermeyi amaçlıyor.Bu çalışmanın birinci bölümünde, Toplam Üretken Bakım kavramı, tarihçesi, hedefleri,yararları ve Toplam Üretken Bakım, Toplam Kalite Yönetimi ve Tam Zamanında Üretimarasındaki ilişki anlatılmıştır. kinci bölümde, Toplam Üretken Bakımın 8 temel faaliyetianlatılmış ve Toplam Ekipman Etkinliğinin nasıl hesaplandığı anlatılmıştır. Üçüncü bölümdebaşarılı bir Toplam Üretken Bakım uygulamasının adımları ve dördüncü bölümde KüçükGrup Faaliyetlerinin TÜB uygulamasındaki rolü anlatılmıştır. Beşinci bölümde, ToplamÜretken Bakımın etkinliğini ölçme metodu açıklanmıştır. Altıncı bölümde, Toplam ÜretkenBakım uygulamalarıyla maliyet düiürülmesini göstermek için bir model önerilmiştir. Yedincibölümde ise çeşitli işletmelerde ki Toplam Üretken Bakım gerçek yaşam uygulamaları örnekolarak verilmiştir ve Toplam Üretken Bakım uygulamalarının maliyet azaltma üzerindekietkisi gösterilmiştir.Hem teorik metotları hem de 3 farklı imalat şirketindeki durum çalışmaları dikkate alınarak;TÜB'ün üretim maliyetlerini azaltmada önemli bir katkısı olduğu, TZÜ'nün sağlıklı birşekilde yürümesine yardım ettiği ve TKY'nin uygulandığı işletmelerde TÜB'ün daha kolayuygulanacağı sonucu çıkartılır.Anahtar Kelimeler: Toplam Üretken Bakım, Otonom Bakım, 6 Büyük Kayıp, Küçük GrupFaaliyetleri, Maliyet Azaltma
Kurumsal kaynak planlaması uygulamalarında karşılaşılan zorluklar ve çözüm önerileri bir işletmede uygulaması
leri bilgi teknolojileri, günümüz rekabet ve hız ortamında isletmelerin vazgeçilmez bir parçası olmustur. Yeni bilgi teknolojilerinin ortaya çıkması ise çok hızlı bir sekilde gerçeklesmektedir. Yakın geçmiste ortaya çıkan ileri bilgi teknolojilerinden biri de ERP sistemidir. ERP, bir organizasyonun her fonksiyonel alanını kapsayarak bu alanların en fazla rekabet avantajı elde etmesine imkan veren, tümüyle entegre edilmis bilgisayar destekli bir is yönetim sistemidir. sletmeleri ERP sistemini kullanmaya yönelten birçok faktör vardır. Bu faktörlerin etkisiyle ERP sistemini uygulayan isletmeler, uygulamalar sırasında bazı problemler ile karsılasabilseler de, etkin bir planlama ve yönetim sonucunda ERP uygulamalarından birçok fayda saglamaktadırlar. ERP, en basit ifadeyle bir isletmenin tüm kaynaklarını bütünlestiren bir tekniktir. Bu kaynaklar; insan, finansal ve fiziksel olmak üzere üçe ayrılır. ERP; malzeme maliyetlerinde azalma, stok devir hızlarında, müsteri memnuniyetinde ve verimlilikte önemli artıslar saglayan mükemmel planlama ve çizelgeleme teknigine sahip bir yönetim sistemidir. Bu sistemleri isletmelerde uygulamak yazılım firmaları tarafından gelistirilen yazılımlarla mümkündür. Gelistirilen bu paketler, basarıyla uygulandıklarında sonuçlar mükemmel olacaktır. Ancak, çok sayıda basarısız uygulama da mevcuttur. Bu sistemin basarısız olma sebeplerinden biri de uygulama stratejisinin dogru seçilmeyisidir.
Kurumsal uygulama yazılım paketlerinin seçiminde kullanılan yaklaşımların karşılaştırmalı analizi ile bir model geliştirilmesi ve uygulama sonuçlarının değerlendirilmesi
Günümüz işletmeleri, yazılım firmalarındaki büyüme, çok çeşitli yazılım ihtiyaçlarının varlığı ve hızla değişen teknoloji nedeniyle, kendi yazılım uygulamalarını özel olarak geliştirmek yerine, kurumsal uygulama yazılım paketi satın almaya yönelmektedir. Uygun kurumsal uygulama yazılım paketlerinin satın alınması, birbiriyle çelişen çok sayıda amacı ve maliyet gibi kantitatif, sözel ifadeler gibi kalitatif verilerin kullanımını içeren kapsamlı bir seçim sürecini gerekli kılmaktadır. Bu süreçte belirsizlikleri ve riskleri minimize eden sistematik ve tekrarlı bir seçim metodolojisine ihtiyaç duyulmaktadır. Literatürde yazılım seçimi ve değerlendirmesine yönelik birçok yaklaşım önerilmektedir. Mevcut yaklaşımların karşılaştırmalı analizi sonucunda, yazılım seçim sürecini ihtiyaçların analizinden son seçim kararına kadar destekleyen yeni modellerin geliştirilmesine halen ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. ?Kurumsal Uygulama Yazılım Paketlerinin Seçiminde Kullanılan Yaklaşımların Karşılaştırmalı Analizi ile Bir Model Geliştirilmesi ve Uygulama Sonuçlarının Değerlendirilmesi? konulu bu tez çalışmasında, yazılım seçimi sürecinin tüm aşamalarını kapsayan bütünleşik bir model sunulmaktadır. Sunulan modelde karar vericileri, en uygun yazılımın seçimine yönelik olarak gerçekleştirecekleri kalitatif ve kantitatif değerlendirmelerde desteklemek amaçlanmaktadır. Bu değerlendirmeler, son seçim kararının verilmesi için, bir çok amaçlı matematiksel programlama modelinde birleştirilmektedir. Geliştirilen modelin yazılım seçimi literatürüne en önemli katkısı, seçim kriterlerinin tanımlanmasına yönelik sistematik bir metodoloji sunmasıdır. Bu metodoloji fonksiyonel olmayan seçim kriterlerinin firmanın sistem gereksinimlerine göre belirlenmesi için bulanık KFA yaklaşımını kullanmaktadır. Bu aşamada sözel ifade formundaki kalitatif verilerin sayısal değerlere dönüştürülmesi için bulanık küme teorisi ve simülasyon tabanlı bir yaklaşım önerilmektedir. Geliştirilen modelin tüm adımları, bir elektronik firmasının ERP yazılım seçimi projesinde uygulanmıştır. Bu proje sırasında tatmin edici sonuçlar elde edilmiş ve firma iş süreçlerini yazılıma uydurmak yerine, iş süreçlerine en uygun doğru yazılımı seçebilmiştir. Böylelikle, senaryo analizleri yoluyla test edilen modelin pratikte uygulanabilirliği gerçek bir uygulama ile doğrulanmıştır. Anahtar kelimeler: Kurumsal uygulama yazılım paketi, yazılım seçimi, bulanık KFA, çok kriterli karar verme, çok amaçlı matematiksel programlama, ERP.
Toplam kalite yönetimi ile organizasyonel performans ilişkisi ve finans sektörü uygulaması
Ürünlerde marka oluşturma süreci ve buna yönelik bir uygulama
Marka olusturmak firmalar için ürünlerde farklılık yaratmanın ve tüketicilerin baglılıgını saglamanın en önemli yollarından biridir. Bu arastırmada ürünlerde marka olusturma sürecine iliskin temel asamaları ortaya koyulmaktadır. Arastırmada stanbul Sanayi Odası'nın 2005 yılı için düzenledigi ?Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kurulusu? sıralamasındaki firmaların bu süreçle ilgili uygulamalarının ortaya koyulması amaçlanmıstır. Ürün, hizmet ve marka kavramları, marka olusturmayı etkileyen temel faktörler ve marka olusturma süreci arastırmanın kapsamını olusturmaktadır. Marka olusturma süreci kapsamında marka kimligi, marka kisiligi, marka adı, sembolü ve sloganı, markanın konumlandırılması ve markanın pazarlama iletisimi faaliyetleri yer almaktadır. Uygulama kısmında ise adı geçen sıralamada yer alan firmaların konuyla ilgili faaliyetlerine iliskin bulgular yer almaktadır. Anket yöntemiyle söz konusu sıralamadaki yetmis firmadan veri toplanmıstır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelâsyon testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak yorumlanmıstır. Arastırmada firmaların marka olusturma süreçlerinin söz konusu sıralamadaki yerlerine göre farklılık gösterdigi sonucuna ulasılmıstır. Arastırmanın diger bir sonucu da marka olusturma süreci uygulamalarıyla marka kimligi unsurlarına iliskin algılar arasında bir iliskinin olmasıdır. Ayrıca marka adının sahip olması gereken özelliklere ve pazarlama iletisiminde kullanılan faaliyetlerin kullanım sıklıgına iliskin firmaların degerlendirmeleri de arastırmada ulasılan sonuçlar arasında yer almaktadır. Ortaya çıkan sonuç dogrultusunda ileriki çalısmalar için firmaların marka olusturma sürecini etkileyen temel faktörler açısından ayrıca incelenmesi önerilmektedir. Sektörlerle ilgili yorumlar yapabilmek için ise bu tip bir arastırmanın sektörel ayrıma gidilerek yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Marka, marka kimligi, markanın konumlandırılması, marka kisiligi, marka adı, marka sembolü, marka sloganı, markanın pazarlama iletisimi
Verimlilik arttırma teknikleri
Verimlilik, bir üretim ya da hizmet sisteminin ürettigi çıktı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki iliskidir. Yüksek verimlilik, aynı miktar kaynakla daha çok üretmek veya aynı girdiyle daha çok çıktı elde etmektir. Verimlilik, farklı sekillerde de tanımlanabilecegi gibi, bu tanımlardan bazıları etkinlik ve etkililik kavramları ile karısmaktadır. Bu nedenle çalısmanın basında bu kavramlar ayrıntılı olarak açıklanmıs ve aralarındaki farklar ortaya konmustur. Yapılan bir baska hata da; verimliligin, sadece emek ve makine gibi kaynakların daha yogun kullanımı olarak görülmesidir. Oysa artık, verimlilik ile çalısma yasamı kalitesinin birbirine sıkı sıkıya baglı oldugu kabul edilmektedir. Firmalar, verimlilik arttırma tekniklerinin hayata geçirilmesi sırasında ?çalısan? faktörünü göz ardı ettiklerinden, beklemedikleri zorluklarla karsılasmakta ve sadece makine kapasitesini degistirerek geçici süreli verimlilik artısı elde etmektedirler. Bu noktadan hareketle, firmaların bu teknikleri uygularken karsılasabilecekleri zorluklara yer verilmis ve bu zorlukların asılabilmesi için bazı önerilerde bulunulmustur. Verimlilik arttırma tekniklerinden Sayısal Metotlara deginilmesine ragmen ?Kalite Yolu? ile ve ?Davranıssal Teknikler? ile verimliligin arttırılması konularına agırlık verilmistir. Daha uzun süreli ve kalıcı verimlilik artısı için; sürekli gelisim felsefesinin tüm çalısanlara benimsetilmesi, uygulamalardan önce firma içinde verimlilik kültürünün olusturulması, tam katılımın saglanması, karar ve uygulamaların sadece üst yönetim kademeleri ile sınırlı kalmayarak tabana dek benimsetilmesi gerekliligi üzerinde durulmustur. Orta ölçekli bir firmada uygulanmaya henüz baslanmıs olan Süreç Yönetimi Sistemi'ne de yer verilmis olup, firmanın mevcut durumu, hedefleri, yapılan faaliyetler ve ulasılan nokta anlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler : Verimlilik, Etkililik, Etkinlik, Verimlilik Arttırma Teknikleri, Süreç Yönetimi.
Türkiye`de sosyal güvenlik kurumları birleşme proje analizi
Arastırmanın konusu ?Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumları Birlesme Proje Analizi? olarak belirlenmistir ve bu konuda sosyal güvenlik kurumlarının birlestirilmesi düsüncesine sebep olan kurumların sorunlarının ülke ekonomisini nasıl etkiledigine ve çözüm için gereken reform önerilerine deginilmistir. Sistem genel itibariyle incelendiginde; Emeklilik yası sorunu, mevzuat karmasası sorunu, denetim sorunu, fonların yanlıs alanlarda kullanılması sorunu, kurumlar arasındaki koordinasyon sorunu ve siyasal sorunlar yasaması sebebiyle elestirilmektedir. En önemlisi ise bu sorunlar sonucu ekonomide meydana gelen olumsuz etkilerin olusmasıdır. ncelenen konuda sistemin meydana getirdigi olumsuzlukların çözümü için birlestirme çabalarına ve reform sürecine deginilmistir. Sistem, tek basına yeterli olmayan reform önerileri sonucu meydana getirilen ve tam anlamıyla 1 Ocak 2008 tarihi itibariyle uygulanacak olan ?Yeni Sosyal Güvenlik Yasası? ile desteklenmektedir. Yasa bazı olumsuz yanlarının bulunmasına ragmen genel itibariyle incelendiginde uygulanması gerekli bir yapıyı olusturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Sigorta, Emeklilik, Genel Saglık Sigortası
Sektörel lojistik yönetimi sistemlerinde depo tasarım metodolojisi
Bu tezin amacı, sektörel farklılıkların, lojistik sistemlerde yarattıgı farklılıklar dogrultusunda ideal depo tasarımlarında dikkat edilmesi gereken fonksiyonların, tasarım metodolojisi altında önemine dikkat çekmektir. Üretim maliyetlerinin önemli bir kısmını lojistik süreçlerdeki maliyetler olusturdugundan lojistik operasyonlar firmaların rekabet yetenegini belirlemede hayati bir rol oynamaktadır. Bir depo içerisinde söz konusu olan lojistik maliyetler ise, büyük ölçüde tasarım asamasında belirlenmektedir. Bir depo tasarımı genel olarak, fonksiyonel bir tanımlamadan yola çıkıp teknik özellikler boyunca devam ederek ekipman seçimi ve yerlesim planının belirlenmesine kadar süregelen bir prosestir. Bu sürecin her adımda amaca iliskin performans kriterleri (maliyetler, hammadde miktarı, depolama kapasitesi, yanıt süreleri) ile hareket edilmelidir. Bu çalısmada sektörel farklılıkların etki ettigi depo tasarımına iliskin iskelet yapı ele alınmıstır. Arastırmada, depo tasarımında veya depo alt sistemlerinde karsılasılan problemler analiz edilmektedir. Bu çalısma içerisinde lojistik süreçler kapsamında depo yönetimi ve depolama fonksiyonunun önem ve gerekliligi vurgulanmaktadır. Depo karakterizasyonuna, depo tasarımının genel taslagına ve yerlesim planı bazlı detaylı bir depo tasarımının elemanlarına (malzeme tasıma araçları, raf sistemleri vb.) iliskin baslıklar irdelenmektedir. Ayrıca, tekstil ve gıda depolarında yapılan tasarım uygulaması ile iyilestirme önerileri ve deponun modellenmesine iliskin bir çalısma sunulmaktadır. Anahtar kelimeler: Lojistik, depolama operasyonları, sektörel lojistik sistemler, ideal gıda depo tasarımı, ideal tekstil depo tasarımı.
Türkiye'de işsizlik kavramı ve işsizliğin ortadan kaldırılması ile ilgili bir model oluşturulması
Bu yüksek lisans tezinde issizlik kavramı ve Türkiye'deki issizlik sorunu tartısılmıstır. ssizlik, issizlik sigortası, istihdam politikaları ve gizli issizlik hakkında teorik bilgiler verilmis. Uygulama bölümünde ise Türkiye'deki temel isgücü göstergeleri analiz edilmis, bu göstergelerin 1988-2006 yılları arasındaki verilerin yardımıyla regresyon analizi yöntemi ile 2015 yılına kadar gerçeklesebilecek degerlere iliskin tahminler yapılmıstır. Son olarak ise issizligin ortadan kaldırılmasına iliskin gizli issizlik üzerine bir model gelistirilmis ve bu model ile ilgili hesaplar yapılmıstır. Yapılan hesaplamalar sonucunda, Türkiye için düsük sayılabilecek %5'lik bir gizli issizlik düzeyinde dahi yeni yatırımları rahatlıkla finanse edebilecek tasarruflar saglanabilecegi fark edilmistir.
ERP sistemleri ve üretim planlama kontrol faaliyetleri ilişkisi
Bu çalışmada, işletmelerin tüm iş süreçlerini kapsayan, Üretim, Satış, Finans, İnsan Kaynakları gibi fonksiyonların entegrasyonunu hedefleyen bir bilgi yönetim sistemi olarak tanımlanabilen Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP) sistemlerinin Üretim Planlama Kontrol faaliyetleri ile ilişkisi incelenmiştir. Çalışmada, ERP sistemine sahip, büyük ölçekli bir hazır giyim işletmesinde anket veri toplama aracı ile veriler elde edilerek, uygun test istatistiği ile ilişkinin yönleri ortaya konulmuştur. Üretim Planlama Kontrol faaliyetleri olarak sekiz faaliyet belirlenmiş olup, bu faaliyetler ERP sistemi ile birlikte değerlendirmeye alınmıştır. Çalışmada ayrıca ERP sistemlerinin tanımı ve kapsamından tarihsel gelişimine, işletmelerde ki kullanımına, uygulama süreçlerine dair detaylı bilgiler verilmiş olup, Üretim Planlama Kontrol faaliyetlerine ilişkin gerekli bilgi ve detaylara da yer verilmiştir.Günümüz işletmelerinin her alandaki değişim ivmesi karşısında pazarda ki konumunu kaybetmemek ya da sürdürmek için hızlı hareket edebilen, çabuk ve doğru kararlar alabilen, bilgiyle donatılmış organizasyon haline gelmeleri ihtiyaç olmaktan çıkıp bir zorunluluk haline gelmiştir. Güvenilir bilgiyi oluşturmak, bu bilginin iş süreçlerinde kullanılabilmesini ve sürekliliğini sağlamak ve bu sayede küreselleşme, kalite, verimlilik ve büyüme gibi hedeflere destek almak amaçlarıyla organizasyonların çoğu ERP sistemlerinden faydalanmaktadır.Anahtar Kelimeler: Kurumsal Kaynak Planlaması (ERP), Malzeme İhtiyaç Planlaması (MRP), Üretim Kaynakları Planlaması (MRP II), Üretim Planlama ve Kontrol.
Gelir yönetiminde dinamik kapasite yönetimi simülasyonu ve bir hava yolu şirketinde uygulanması
Hava taşımacılığı, işlevi ve cirosu ile dünyada önemli ekonomik sektörlerden biridir. İnsanların uzun mesafelerde rahat ve diğer ulaşım olanaklarına göre daha kısa sürede seyahat etmelerine olanak vermesinin yanı sıra, iki ülke arasındaki ticaretin, turizmin, siyasi ilişkilerin gelişmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir.Tezin ilk kısmında giriş yapıldıktan sonra ikinci kısmında hava taşımacılığı sektörünün özellikleri, tarihçesi, dünyada ve ülkemizde hava taşımacılığından bahsedilmektedir.Üçüncü bölümde, gelir yönetimi kavramından genel olarak bahsedilmekte ve örnekler ile bu kavram açıklanmaya çalışılmaktadır.Tezin dördüncü kısmında ise havayollarının en temel 3 çekirdek fonksiyonu açıklanarak genel işleyiş hakkında bilgi verilmektedir. Sürecin başladığı Üretim Planlama'nın temel aşamaları ile hava yolu uçuş tarifesinin nasıl ortaya çıktığı ve ortaya çıkan ürünün operasyonel hangi birimler tarafından icra edildiği anlatılmaktadır. Müşteri segmentasyonu ve ücretlendirme gibi Gelir Yönetimi ve Pazarlamanın sorumluluklarını daha detaylı olarak anlatmak için bu konular beşinci kısımda ayrıca işlenmektedir. Hava yollarında Pazarlama ve Gelir Yönetiminin tarihçesi ile mevcut durumda kullanılan tekniklerin zaman içersinde nasıl geliştiği, pazar bölümlemeden ve ücret farklılaştırmadan bu bölümde bahsedilmektedir.Hava yollarının aynı uçuşta, aynı kabin için çok geniş bir yelpazede yolcularından ücret tahsil etmesi, A.B.D.'deki serbestleşmeden ve düşük maliyetli hava yolu şirketlerinin sektöre girmesinden sonra çok alışıldık bir uygulamadır. Tezin altıncı kısmında hava yollarının toplam gelirlerini maksimize etmek amacıyla kullandıkları gelir yönetiminin tanımı ve firmalarda nasıl kullanıldığı ile kavramları açıklanmaktadır.Yedinci bölümde hava yolunun gelirini artırmak için zaman içerisinde değişen yolcu talebine göre dinamik kapasite yönetimi tekniğini nasıl kullandığı açıklanmakta ve teknik tanımlanmaktadır.Sekizinci bölümde ise tezin uygulama kısmına geçilmekte ve simülasyonda kullanılacak temel model açıklanmakta, modelin bir hava yolunda uygulanması sürecinden bahsedilmektedir.Son bölümde ise uygulamanın sonuçları ortaya konmakta ve çıkan sonuçlar yorumlanmaktadır.
Müşteri odaklı bakım onarım faaliyetleri performansının dinamik tamirci rotalama problemi ile modellemesi ve optimizasyonu
Kar ve maliyet optimizasyonu, işletmelerin yönetilebilmesi ve devamlılığı için en temel hedef olmayı sürüdürmektedir. Bu nedenle işletmelerin mevcut yapılarını incelemeleri ve sürekli değişen iş dinamiklerine uyumlu hale getirmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada, bilişim firmalarının organizasyon yapılarındaki birimlerden birinin faaliyetleri incelenmiştir. Ele alınan problemlerin analizinde Düşünen Süreçlerden faydalanılmıştır. Düşünen Süreçler, Kısıtlar Teorisinin süreç analizinde kullanılan, problemin ortaya çıkarılmasına ve kök nedenlerine inilmesine imkân veren bir yöntemdir.Analizi yapılan süreçler ve ele alınan problemler, gerçek bilişim firmalarının güncel problemleri olması itibariyle, bilimsel yöntemlerin, firmaların problemlerinin çözümünde nasıl ele alınabilineceğini gösteren nitelikte bir çalışma olmuştur.Firmaların göz önüne alması gereken maliyet kalemlerinden biri taşımacılık maliyetleridir. Taşıma faaliyetlerinde rotalama; ürünlerin dağıtımı ve geri toplanmasında ve hizmet sektöründe, müşteri lokasyonunda gerçekleştirilecek tamir ve bakım faaliyetleri açısından önem arz etmektedir. Bu konuların çözümü için literatürde geleneksel araç rotalama problemi geniş yer bulmuştur. Bu çalışmaların çoğunluğu statik durum ve verilere dayalı olarak gerçekleştirilmiş olsa da günümüzde iletişim sektöründeki teknolojik gelişmeler sonucunda dinamik verilere dayalı çözümler de üretilmiştir.Bu çalışmada, Kısıtlar Teorisi'nin (TP) Düşünen Süreçler (TP) yöntemi detaylı olarak açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, bir önceki bölümde detayları anlatılan Düşünen Süreçler'in (TP) çalışmada ele alınan problemlerin analizinde nasıl kullanıldığı gösterilmiştir. Dördüncü bölümde, araç rotalama probleminin statik ve dinamik yapıları tanıtılmış ve aralarındaki farklara değinilmiştir. Problemin çözümü için dinamik araç rotalama problemi (DVRP) kullanılmasının nedenleri irdelenmiştir. Araç rotalama probleminde ?dinamik? kavramının önemi ve bu problem tipinin özellikleri verilmiş, dinamik araç rotalama probleminin statik araç rotalama ile farkları belirtilmiştir. Beşinci bölümde, geleneksel araç rotalama problemi (VRP) konusunda yapılmış çalışmalar özetlenmiştir. Bu bölümde dinamik araç rotalama probleminin (DVRP) gelişimi ile geliştirilmiş algoritmalar konusunda bilgi verilmiştir. İncelenen çalışmalar, statik-dinamik yapıları bakımından ve problem çözümü için kullandıkları teknikler açısından ayrı ayrı gruplandırılmıştır. Altıncı bölümde geliştirilen sezgisel yöntemlerden birinde kullanılan Genetik Algoritma (GA) anlatılmıştır. Genetik Algoritmanın (GA) temel kavramları ve çalışma prensiplerine yer verilmiştir. Yedinci bölümde ele alınan problem için önerilen çözüm yaklaşımı anlatılmıştır. Sekizinci bölümde önerilen modelin çözümü için tasarlanmış üç sezgiselin sonuçları ve performansları verilmiştir. Geliştirilmiş üç sezgiselde de, zaman penceresi kısıtı ve önceliklendirme olguları göz önüne alınmıştır.Anahtar kelimeler: Kısıtlar teorisi, düşünen süreçler, dinamik tamirci rotalama problemi, en yakın komşu algoritması, genetik algoritma, zaman penceresi, en kısa yol problemi
Hava kargo operasyonlarının etkin yönetimi için bir model
Hava kargo taşımacılığına olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Talepteki artış trendi piyasadaki firmaları yeni yatırımlara yöneltirken, diğer yandan hava kargo piyasasına yeni aktörleri davet etmektedir. Bu durum beraberinde yoğun rekabeti getirmektedir. Bu tür yoğun rekabet piyasalarında birbirine yakın satış fiyatları oluşmaktadır. Yani, piyasadaki arz ve talep fiyatı belirlemekte, hizmet sağlayıcı firmaların kendi satış fiyatlarını özgürce belirlemeleri mümkün olmamaktadır. Ancak, bu firmaların hayatlarını devam ettirebilmeleri için kar etmeleri şarttır. Satış fiyatlarını istedikleri gibi ayarlayamayan firmaların etkin maliyet yönetimi gerçekleştirerek kar sağlamalarından başka seçenekleri yoktur. Bir hava kargo göndericisi (Forwarder) için maliyet, operasyonları yerine getirecek acentelerin teklif edeceği fiyatlarla belirlemektedir. Bir hava kargo gönderici firma müşterilerine taahhüt ettikleri işleri, belli operasyonları gerçekleştiren acentelere dağıtmak suretiyle yerine getirmektedir. Bu operasyonlar, taşıma, depolama, hava kargo ve benzeri olabilmektedir. Bu tezde, işlerin operasyonlarını potansiyel acentelere atayarak, bir hava kargo göndericisinin elindeki işleri optimum maliyetle nasıl teslim edeceği üzerine çalışılmıştır. Farklı boyutlardaki hava kargo sevkiyat planlama problemleri genetik algoritma ve tabu arama yöntemleri kullanılarak çözülmüştür. Genetik algoritma kullanılan çözüm yönteminin daha iyi sonuç verdiği gösterilmiştir.
Kalite fonksiyonu göçerimi (QFD): Ulaşım sektöründe bir uygulama
Kalite Fonksiyonu Göçerimi ya da Kalite Fonksiyonu Yayılımı (KFY), işletmelerin müşterinin sesini dinleyip onların istek ve ihtiyaçlarına göre ürün ve hizmet geliştirmelerine ya da var olan ürün ve hizmetleri iyileştirmelerine yardımcı olan, müşterinin sesini işletmenin teknik diline dönüştüren bir metodoloji ve planlama sürecidir. Bu kalite metodolojisi bu çalışmada İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü'nde uygulanmıştır. Çalışmanın amacı, metrobüs müşterilerinin sesini dinleyip, onların istek, ihtiyaç ve düşüncelerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi, bu düşüncelerin metrobüs hizmet süreçlerine doğru bir şekilde entegre edilmesi, metrobüsle ulaşımdaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi, bu sayede metrobüs müşterilerinin memnuniyetinin arttırılması ve müşteri odaklı hareket etmektir. Çalışma kapsamında oluşturulan kalite evinde, müşteri memnuniyetinin sağlanması ve metrobüs hizmet kalitesinin arttırılması için İETT tarafından en çok önem verilmesi gereken konuların sırasıyla araç kalabalıklığı, metrobüs istasyonlarının fiziksel koşullarının elverişsiz hava şartlarına uygunluğu, istasyonların engelli vatandaşlar için uygunluğu, araçlardaki havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olması ve İstanbul Kart'ın kolayca yüklenebilirliği olduğu görülmüştür. Kalite evi ile bu konulardaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi için üzerinde çalışılması gereken teknik gereksinimlerin ise hat optimizasyonu, istasyondaki kameralar, araç kapasitesi, iklimlendirme sistemleri, kapalı istasyonlar, istasyon geçiş alanları, üst ve alt geçitlerin durumu, asansör ve rampalar, otomatik satış makineleri ile bayiiler olduğu belirlenmiş ve bu teknik gereksinimler ile ilgili işletmenin ulaşmak istediği hedefler tespit edilmiştir. Bu çalışma sayesinde KFY'nin toplu ulaşım sektöründe müşteri memnuniyetini arttırmak ve kalite yönetimi için stratejik bir araç olarak kullanılabilirliği de gösterilmiştir.
Kalite fonksiyonu göçerimi (QFD): Ulaşım sektöründe bir uygulama
Kalite Fonksiyonu Göçerimi ya da Kalite Fonksiyonu Yayılımı (KFY), işletmelerin müşterinin sesini dinleyip onların istek ve ihtiyaçlarına göre ürün ve hizmet geliştirmelerine ya da var olan ürün ve hizmetleri iyileştirmelerine yardımcı olan, müşterinin sesini işletmenin teknik diline dönüştüren bir metodoloji ve planlama sürecidir. Bu kalite metodolojisi bu çalışmada İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü'nde uygulanmıştır. Çalışmanın amacı, metrobüs müşterilerinin sesini dinleyip, onların istek, ihtiyaç ve düşüncelerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi, bu düşüncelerin metrobüs hizmet süreçlerine doğru bir şekilde entegre edilmesi, metrobüsle ulaşımdaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi, bu sayede metrobüs müşterilerinin memnuniyetinin arttırılması ve müşteri odaklı hareket etmektir. Çalışma kapsamında oluşturulan kalite evinde, müşteri memnuniyetinin sağlanması ve metrobüs hizmet kalitesinin arttırılması için İETT tarafından en çok önem verilmesi gereken konuların sırasıyla araç kalabalıklığı, metrobüs istasyonlarının fiziksel koşullarının elverişsiz hava şartlarına uygunluğu, istasyonların engelli vatandaşlar için uygunluğu, araçlardaki havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olması ve İstanbul Kart'ın kolayca yüklenebilirliği olduğu görülmüştür. Kalite evi ile bu konulardaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi için üzerinde çalışılması gereken teknik gereksinimlerin ise hat optimizasyonu, istasyondaki kameralar, araç kapasitesi, iklimlendirme sistemleri, kapalı istasyonlar, istasyon geçiş alanları, üst ve alt geçitlerin durumu, asansör ve rampalar, otomatik satış makineleri ile bayiiler olduğu belirlenmiş ve bu teknik gereksinimler ile ilgili işletmenin ulaşmak istediği hedefler tespit edilmiştir. Bu çalışma sayesinde KFY'nin toplu ulaşım sektöründe müşteri memnuniyetini arttırmak ve kalite yönetimi için stratejik bir araç olarak kullanılabilirliği de gösterilmiştir.
Kalite fonksiyonu göçerimi (QFD): Ulaşım sektöründe bir uygulama
Kalite Fonksiyonu Göçerimi ya da Kalite Fonksiyonu Yayılımı (KFY), işletmelerin müşterinin sesini dinleyip onların istek ve ihtiyaçlarına göre ürün ve hizmet geliştirmelerine ya da var olan ürün ve hizmetleri iyileştirmelerine yardımcı olan, müşterinin sesini işletmenin teknik diline dönüştüren bir metodoloji ve planlama sürecidir. Bu kalite metodolojisi bu çalışmada İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri (İETT) Genel Müdürlüğü'nde uygulanmıştır. Çalışmanın amacı, metrobüs müşterilerinin sesini dinleyip, onların istek, ihtiyaç ve düşüncelerinin doğru bir şekilde tespit edilmesi, bu düşüncelerin metrobüs hizmet süreçlerine doğru bir şekilde entegre edilmesi, metrobüsle ulaşımdaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi, bu sayede metrobüs müşterilerinin memnuniyetinin arttırılması ve müşteri odaklı hareket etmektir. Çalışma kapsamında oluşturulan kalite evinde, müşteri memnuniyetinin sağlanması ve metrobüs hizmet kalitesinin arttırılması için İETT tarafından en çok önem verilmesi gereken konuların sırasıyla araç kalabalıklığı, metrobüs istasyonlarının fiziksel koşullarının elverişsiz hava şartlarına uygunluğu, istasyonların engelli vatandaşlar için uygunluğu, araçlardaki havalandırma sistemlerinin çalışır durumda olması ve İstanbul Kart'ın kolayca yüklenebilirliği olduğu görülmüştür. Kalite evi ile bu konulardaki hizmet kalitesinin iyileştirilmesi için üzerinde çalışılması gereken teknik gereksinimlerin ise hat optimizasyonu, istasyondaki kameralar, araç kapasitesi, iklimlendirme sistemleri, kapalı istasyonlar, istasyon geçiş alanları, üst ve alt geçitlerin durumu, asansör ve rampalar, otomatik satış makineleri ile bayiiler olduğu belirlenmiş ve bu teknik gereksinimler ile ilgili işletmenin ulaşmak istediği hedefler tespit edilmiştir. Bu çalışma sayesinde KFY'nin toplu ulaşım sektöründe müşteri memnuniyetini arttırmak ve kalite yönetimi için stratejik bir araç olarak kullanılabilirliği de gösterilmiştir.