Theses supervised by Prof. Dr. Yüksel Göğebakan

21 theses · İnönü University

Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl sonrası resim sanatı tarihinde kent konusunun ele alınışı ve bu konuyla ilgili resimsel yorumlamalar

Tez kapsamını, 20. yüzyıl sonrası metropolleşen kent dünyasının sanata yansımalarıyla birlikte, metropol kentinin plastik açıdan ele alınması ve eserler üzerinde incelenmesi oluşturmaktadır. Kentler, Sanayi Devrimi sonrasında kitleler halinde metropol olacak şekilde oluşmaya başlamış ve insan topluluklarının yaşamını devam ettirdiği yerler olarak gelişim göstermiştir. 20. yüzyıl sonrası kent dünyası, sosyal ve siyasal anlamda dönüşümlerin gerçekleştiği bir dönem olma niteliği taşımaktadır. Yaşam koşullarının değişmesi toplumsal olarak büyük etkilere yol açmış ve hızla artan kent nüfusunun sosyokültürel anlamdaki etkileriyle beraber, insan topluluklarının barınma alanlarındaki değişimi de beraberinde getirmiştir. Kitleler halinde meydana gelen göçler, kentlerde konaklama ihtiyacını arttırmakta ve bu durum da çok katlı yapıların oluşmasına neden olmaktadır. Pitoresk bir durum arz eden kent görünümleri, gelişerek değişen evrimleşmenin sonucu olarak, resim sanatına farklı teknik ve bakış açılarıyla yansımaktadır. Tezin kavramsal çerçevesini kentsel mimarinin çok katlı yapılaşması oluşturmakta ve problem durumuna göre araştırmalar şekil almaktadır. Tez kapsamında kentsel yapının oluşmasında önem teşkil eden ilk yerleşim yerleri araştırılmış ve daha sonra 20. yüzyıl sonrası endüstrileşmenin ve kentsel anlamda gelişimin, plastik açıdan yansımaları irdelenmektedir. Osmanlı dönemindeki minyatürlerden başlayarak günümüze kadar olan kent konulu resimler ile batı resminde konunun ele alınışı araştırılıp incelenmiştir. Kent konusu kapsamında çok katlı mimari yapılaşma görünümlerinin olduğu uygulama çalışmaları yapılmıştır. Bu kapsamda 1 adet yağlı boya, 13 adet tuval üzerine akrilik boya çalışması ortaya konmuş ve bu çalışmalarda plastik açıdan renk ve konu bütünlüğü soğuk renkler hâkim kılınarak oluşturulmuş ve sonrasında da bu çalışmaların incelenmesi yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kent, Metropol Kent, Sanayi Devrimi, Resim Sanatında Kent.

20. yüzyılEndüstri DevrimiKentler+3
Gamze Çevik
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Nostaljik değer taşıyan tek nesnenin açık-koyu çözümlemeleri üzerine resimsel arayışlar

Kendisi dışındaki her şeyi nesne olarak algılayan insan beyni, nesneleri yinelemeye ve yapılandırmaya devam ettikçe bu imgelerin geçmişteki izleri ve anıları, şimdiki zamanı ve geleceği etkilemektedir. Kullanım nesneleri; zamanla popülaritesini kaybettikten sonra, insanoğlunun yarattığı gündelik yaşam koşullarını kolaylaştıran yeni son teknoloji ürünlere yerini bırakır. Geçmişte kullanılan nesneler, zamanla yıllandığı için göz ile görülecek derecede deformelere, yıpranmalara ve solmalara maruz kalmaktadır. Günlük yaşamda kullanılan nesnelerin nostaljik değer taşımasının nedeni; onların üzerindeki deformasyon ve yıllanmışlık etkisidir. Bu nesnelerin genellikle deformelerin sebebi ne kadar zaman içerisinde kullandığımıza göre belirlenir. Kendi şahsımıza göre kattığımız anlam ve değer sayesinde nostaljik değer taşıdığı sonucuna varılır. Nostaljik değer taşıyan nesneler, kullanım niteliğini kaybedip ancak muhafaza edilmesine rağmen, ona yüklenen anlam bakımından değerlerini kaybetmemektedir. Bu tezin ilk bölümünde genel anlamda bir giriş yapılmıştır. Literatür araştırmasından oluşan ikinci bölümde ise "Nostaljik Değer Taşıyan Kullanım Nesnesi" konu alınmıştır. İçerisinde nesnesin genel kavramı ve günlük hayatta kullandığımız kullanım nesneleri irdelenmiştir. Üçüncü bölümde nesnenin sanat içerisindeki yerinin dönemsel ele alınışları sürecine değinilmiştir. Son olarak tezin dördüncü bölümünde, tez kapsamında ele alınan uygulama çalışmaları ve çözümlemeleri yer almaktadır. Bu süreçte dokuz eskiz olmak üzere toplam yirmi beş adet uygulama çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalarda sanat-nesne ilişkisine dair realist bir yaklaşımla nesnelerin, hayal edebildiğimiz bir yerde dünya gerçekliğiyle olan ektisi konu alınmıştır. Bu çalışmalarda, nostaljik değer taşıyan tek nesnenin açık-koyu çözümlemeleri üzerine resimsel arayışlara gidilmiştir. Anahtar Kelimeler: Resim, Nostaljik Değer, Nesne.

NesneNostaljiResim sanatı+1
Sami Kutay Elibol
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Doğal mirasa ait oluşumların resimsel yüzey üzerinde yorumlamaları: Peribacaları örneği

Bu çalışmada evrenin oluşmasıyla başlayan, bugüne dek gelen süreç içerisinde doğada var olan jeolojik hareketler sonuncunda oluşmuş Peribacaları ve benzer yüzey şekillerine ait dokuların, resimsel yüzeyler üzerinde yorumlamaları ele alınmıştır. İnsanoğlu yaşamı boyunca doğayla iç içe olup onu sorgulamış ve doğada var olan her şeyi öznelleştirme çabası içerisinde olmuştur. Bu öznelleştirme insanı yeni, daha önce var olmayanı aramaya sürüklemiş ve bunun sonucunda yaratıcı düşünce devreye girmiştir. Tezin ilk bölümünde genel anlamda bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde ise, Doğal Miras'ın tanımı, Türkiye ve Dünya üzerindeki örnekleri, kültürel etkileşimlerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Peribacalarının konumu, oluşumu ve tipleri yer almış, dördüncü bölümde Doğal Miras'ın resim sanatına yansımalarına, beşinci ve son bölümde ise araştırmacı tarafından uygulamalar üzerinde çözümlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda oluşan sonuçlar ise sonuç bölümünde belirtilmiştir. Bu uygulamaların genelinde soyut bir yüzey kullanılmış ve Peribacaları yerleştirilmiştir. Uygulamanın genelinde var olan Peribacası imgesi çeşitli yorumlamalarla ele alınmış, tuval yüzeyini çeşitli kısımlara ayrılarak bu tip örneklerle çeşitlilik sağlanmıştır. Evrenin oluşumuyla başlayan ve bugüne kadar gelen süre içinde doğada var olan jeolojik yapılaşmalar, bu yapılara ait dokuları konu edinen araştırmalar, gözleme ve düşünsel bir temele dayandırılarak ve plastik bir kaygı da gözetilerek yüzeylerde sanatsal bir dille ifade edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda 19 adet yağlı boya ve 2 adet seramik çalışması yapılmıştır.

Doğal mirasManzaraPeri bacaları+2
Mustafa Ağgüner
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Turner ve Constable'ın manzara resimlerindeki romantizm ve bu kapsamda yapılan doğa çözümlemeleri

Doğa görünümlerinin resim sanatı içerisinde kullanımı her ne kadar İlk Çağ'lara kadar görülse de önemini Romantizm döneminde kazanmıştır. Bu çalışmada, Romantizm döneminin en önemli iki ressamı olan Turner ve Constable'ın sanatının araştırılması ve bu doğrultuda uygulamalar yapılması amaçlanmıştır. Literatür taramasının yapılmasından sonra uygulama sürecinin analizi ve süreç sonrası oluşturulan ürünlerin çözümlenmesi, çalışmanın yöntemini oluşturmaktadır. Tezin ilk bölümünde, araştırmanın kapsamı hususunda genel hatlarıyla bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde; Romantizm sözcüğünün kökenine, Fransız Devrimi ile ilgili olan bütünleşik bağına ve akımın Almanya, Fransa ve İngiltere'deki etkilerine yer verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünde, İngiltere'de romantik manzara resminin en önemli temsilcilerinden biri olarak görülen John Constable'ın hayatı ve sanat etkinlikleri detaylı bir biçimde aktarılırken sanatçının romantik manzara resimleri konu, yöntem ve plastik bağlamda detaylı bir şekilde irdelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde, renk kullanımı ve o döneme kadar kompozisyonlarda kullanılan geleneksel mekân algısının dışında tasvirler ortaya koyan William Turner'ın sanatsal yaşamına dönemsel olarak kronolojik bir sırayla değinilmiş ve sanatçının romantik manzaraları çözümlemeleriyle birlikte aktarılmıştır. Tezin beşinci bölümünde, araştırma kapsamında yapılan 9 adet yağlı boya çalışma analizleri ile birlikte verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Romantizm, Turner, Constable, Manzara, Doğa.

Bay TurnerConstable, JohnDoğa+4
Okan Özyavuz
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Coğrafi yapının resim sanatı üzerindeki etkisi ve Arguvan coğrafyası üzerine resimsel yorumlamalar

Yapılan bu yüksek lisans tez çalışmasında coğrafi yapının resim sanatına etkisinin tarihsel süreç içerisindeki gelişiminin ortaya konulması ve Arguvan coğrafyasının topoğrafik görünümlerinden yola çıkılarak resimler üretilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda coğrafi yapının ne olduğu, coğrafi yapıdan etkilenen unsurların neler olduğu açıklanmış, Avrupa, Türkiye ve Malatya coğrafyasında yaşamış olan ressamların, resim sanatı üzerindeki etkisi örneklerle desteklenmiştir. Çalışma kapsamında coğrafi yapının yansıtıldığı özgün eserler oluşturulurken, Malatya coğrafyasının pitoresk yapısının yapılan tuval üzerine yağlı boya çalışmalarla desteklenmesi hedeflenmiştir. Tez çalışması altı bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümünde; tezin problem durumu, önemi, amacı, varsayımları, sınırlılıkları, evreni ve örneklemi ve araştırmanın temel kavramları incelenmiştir. İkinci bölümde; coğrafi yapının tanımı, coğrafi yapıdan etkilenen unsurların neler olduğu ve Malatya'nın coğrafi yapısı anlatılmış; kavramsal çerçeve ile ilgili araştırmanın en yoğun olduğu bölüm olan üçüncü bölümde; resim sanatı tarihi içerisinde coğrafi yapının yeri anlatılmış; dördüncü bölümde, uygulamaların oluşumunu belirleyen süreç anlatılmış, yapılan bu uygulamaların gelişim ve çözümleme süreci ele alınmış; beşinci bölüm araştırmanın sonuç bölümü olup, literatür araştırmasına ve yapılan özgün resim çalışmalarına yönelik sonuçlar anlatılmış; tezin son bölümü olan altıncı bölümde ise; literatür araştırmasının yapıldığı yerli, yabancı kaynaklar, internet kaynakları ve tezde kullanılan görsellere ait kaynaklar gösterilmiştir. Araştırma kapsamında Arguvan'ın çevre köylerinin fotoğrafları çekilip, eskizler yapıldıktan sonra bu taslaklar tuval üzerine aktarılmıştır. Uygulama çalışmaları dokuz adet tuval üzerine yağlı boya tablodan oluşmaktadır. Üretilen resimlerin tamamında doğa görünümleri tema olarak kullanılmıştır. Anahtar Kelimeler: Coğrafi Yapı, Kültür, Arguvan, Manzara, Resim

Coğrafi beceriCoğrafi özelliklerCoğrafya+3
Gülay Zeten
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Resim sanatında yüzey, figür ve geometriksel form ilişkilendirmelerine yönelik, arayışlar

Resim Sanatının en eski belgeleri olarak kabul edilen mağara resimleriyle birlikte pratiğin kuramsal bilgiden çok daha eskiye dayandığı görülmektedir. Pratikte kuramsal bilgi gibi her çağın farklı dönemlerinde yeni arayışlara girerek kendini sorgulamıştır. Rönesans sanatının önemli kazanımlarından olan ışık, perspektif vb. elemanlar 20. yy. sanatıyla beraber bambaşka bir hal alırken, "Sanat ve Sanatçı" ise bu yenilikten, yüklendiği anlamlar bakımından etkilenmiştir. Şüphesiz bunda fotoğraf makinasının icadının etkileri çok büyüktür. Kuramsallaşma bağlamında da yeni arayışlar ve sorgulamalar beraberinde gelerek, resim sanatına yeni yollar açmıştır. Resimsel bir eleman olan "yüzey" ise Mondrian, Kandinsky ve Malevich gibi sanatçılar tarafından bölünerek yeni bir alana dönüşürken; figür imgesi ise, tüm bu tarihsel süreçler içerisinde varlığını hep koruyarak her dönemin gerçekliği içerisinde sorgulanmıştır. Türk Resim Sanatı'na dahil olan figüratif resim ise (Batılı anlamda) 1950 sonrası sanatçılarla beraber "Yüzey, Figür ve Geometriksel Form" gibi resimsel elemanlarla "Yapısal anlamda" sorgulanmaya başlanmıştır. Ele alınan çalışma Dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde, "Resim Sanatında Yüzey" başlığı altında; Batı Resim Sanatında Yüzey ve Türk Resim Sanatında Yüzey incelenmiştir. İkinci bölümde ise, "Resim Sanatında Figür" başlığı altında; Batı Resim Sanatında Figür ve Türk Resim Sanatında Figür, üçüncü bölümde ise yine benzer şekilde, "Resim Sanatında Geometriksel Form" başlığında Batı Resim Sanatında Geometriksel Form ve Türk Resim Sanatında Geometriksel Form ele alınmıştır. Çalışmada son bölüm olan dördüncü bölüm ise, araştırmacı tarafından yapılan resim çalışmaları ve bu çalışmaların yorumlarından oluşmaktadır. Tez kapsamında ele alınmış olan "Yüzey", Figür olarak; "Köpek Figürü" ve "Geometriksel Form" unsurları irdelenmiş ve çoğu kez "kurgulanmış bir fotoğraf gerçekliğinde" gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Plastik açıdan ele alınan çalışmalarda da amaç; "güzel bir köpek" görüntüsü değil, resim sanatının plastik dilini yitirmeden "etkili resimler" oluşturmak olmuştur. Yapılan bu çalışma ile birlikte Batı Resim Sanatında yüzey, figür ve geometriksel formun hemen hemen her dönemde farklı kullanıldığı, Türk Resim Sanatında ise bu unsurların, özellikle 1950 sonrası birer yapısal eleman olarak resime dahil olduğu görülmüştür. Uygulanan resimlerle birlikte yüzey, figür olarak seçilen "köpek" ve geometriksel form unsurları ile birlikte farklı kompozisyonlar oluşturma arayışına gidilmiştir

FigürGeometrik tasarımGeometrik yapılar+3
İrfan Aktaş
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Özne-nesne ilişkisi bağlamında psikodinamik yaklaşımların imgelem yoluyla gerçeküstü resimsel anlamlandırmaları

Varoluşundan itibaren doğadaki nesne oluşumunu gözlemleyen insanoğlu, tahlil ettiği nesneye özgün anlamlar kazandırır ve bu anlamları karşılaştırarak sorgular. Birey, kendine dair ne varsa, öznelleşme evresine geçmesiyle birlikte dış dünya üzerinde kendisi dışındaki her şeyi nesne olarak algılar. Yaşamı boyunca özne, doğayı şekillendirme, yeni nesneler yaratma gayreti içindedir. O, nesneler dünyasından yola çıkarak doğadaki nesneleri içsel dünyasının imgesi ve fantazyası haline getirir. Böylece yaratım sürecine giren "sanatçı özne", dış dünya nesnelerini zihinsel kurmacasına çekerek, nesneye getirdiği anlam ve yorumlamalar sayesinde özgün bir kişilik kazanır. Bu, onu diğer öznelerden farklı kılsa da özünü bulma, kendini keşfetme arayışı var olduğu sürece devam eder. Nesne algısı, özneden özneye farklılık gösterdiği gibi yaşanılan zamana, duruma ve mekâna göre de değişiklik arz edebilir. Öznenin hayatı boyunca dış dünyayla olan hukukunda, kurduğu ilişkilerinde, aldığı kararlarda, tercih ettiği nesnelerde olduğu gibi bir sanatçının eserinde kullandığı nesne ilişkilendirmeleri ve ifade ediş yöntemi de bilinçaltı güçler, içgüdüsel dürtüler ve zihinsel kurmacalar tarafından yönetilir. Bu anlamda Freudyen bakış açısı ile psikodinamik yapının çalışmaya dâhil edilmesi, sanatçının sanat eserinde kullandığı imgelerin ardındaki dinamik güçlerin incelenmesinde yol göstermiştir. Tezin ilk bölümünde genel anlamda bir giriş yapılmış, ikinci bölümde "Psikodinamik Yaklaşımlar" ve "Özne-Nesne İlişkileri" konu olarak ele alınmış, üçüncü bölümde dış dünyanın sanata yansıması teması işlenmiş, dördüncü bölümde sanat ile psikolojik tedavi yöntemi üzerinde durulmuş, beşinci bölümde ise, tez kapsamında ele alınan uygulama çalışmaları ve çözümlemelerine yer verilmiştir. Bu süreçte, dördü eskiz olmak üzere toplam 14 adet uygulama çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalarda, özne-nesne ilişkisine dair dış dünya gerçekliğinin içsel dünya gerçekliğine olan etkisi konu alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Özne-Nesne İlişkisi, Psikodinamik Yaklaşım, Bilinçaltı, Yaratma Süreci, İmgelem.

Psikodinamik terapiResim sanatıSürrealizm+2
Esranur Kılınç
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın duygusallığının iki boyutlu düzlem üzerinde plastik açıdan değerlendirilmesi

"Kadın Duygusallığı", kadını erkekten ayıran ve hayata bakış açısını şekillendiren önemli bir özelliktir. Duygusal anlamda karşı cinsine göre daha hassas bir yapıya sahip olan kadın, her çeşit duygu türünü daha yoğun yaşamaktadır. Zamanın çeşitli dönemlerinde belirli yetileri övgüye layık görülürken, zaman içinde toplumda yaşanan değişiklikler sonucunda övgüye layık görülen kadın ötelenerek değersizleştirilmiştir. Dolayısıyla, cinsiyete karşı oluşturulan negatif algı, birçok kadın için duygusal deformasyona sebep olmuştur. Kadına yönelik ortaya çıkan negatif algı, bir taraftan sebep-sonuç ilişkisi bakımından bilim insanları tarafından irdelenirken, diğer taraftan sanatçılar için de önem arz eden bir konu halini almıştır. Sanatçılar için önemli bir imge haline gelen kadın, sanat tarihi boyunca estetik bir imge olarak görülmüştür. Kuşkusuz kadın vücudunun estetik bir yapıya sahip olması, onu sanatın önemli bir imgesi haline getirmiştir.Teknolojinin gelişmesi ve toplumsal değişim sonucunda cinsel metaa haline gelen kadın, erkek egemen sanat anlayışında duygulardan yoksun bırakılarak nesne biçiminde kullanılması yaygınlaşmıştır. 20. yüzyılın başlamasıyla kadınlarda oluşan farkındalık, kadınların sanatçı konumuna yükselmesini sağlamıştır. Bu çalışmanın amacı, kadınınsadece resimsel bir imge olmayıp,aynı zamanda duygusal bir canlı olduğu gerçeğini de ortaya koymaktır. Özellikle kadın kitlesinin ele alındığı bu çalışma, literatür taraması yapılarak; öne sürülen düşünce plastik bir tavırla oluşturulan uygulamalarla desteklenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, kadının fizyolojik ve sosyolojik yapısı incelenerek tarihsel süreç içerisindeki yeri ele alınmış ve ikinci bölüm ise kadının duygusal bağlamda nasıl bir yapıya sahip olduğu araştırılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde sanat tarihinde kadın imgesinin ele alınışı ve kadın sanatçıların konuya yaklaşım biçimleri, dördüncü bölüm ise;bu çalışmanın omurgasını oluşturan on tane tuval üzerine yağlıboya tekniği ile yapılmış özgün çalışmalar eklenerekve bu çalışmaların resimsel analizleri yapılmıştır. Sonuç kısmında ise; kadın duygusallığının ele alındığı bu çalışmada, elde edilen bilgiler doğrultusunda kadının bilişsel ve duyuşsal anlamda erkekten farklılık göstermesi sebebiyle erkeğe oranla her türlü duyguyu daha yoğun yaşadığı ve onun toplum içerisinde farklı algı türlerine tabii olması duygu durumunun değişmesine sebep olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DuygusallıkKadınlarPlastik sanatlar+2
Pervin Kurçeren
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
21
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Türk seramik sanatındaki figüratif eğilimlerin plastik açıdan incelenmesi

Figür, insanın var oluşundan itibaren günümüze kadar gelen, resim ve heykel sanatının en önemli konularından biri olmuştur. Dolayısıyla figür, tarih öncesinden modern döneme kadar geçen süreçte birçok sanatsal alana konu olmuştur. Sanat tarihinde figür, anlatılan veya ortaya konan olayların çeşitliliği açısından son derece zengin bir durum arz etmektedir. Bu figürler, günlük gereksinmeleri karşılamak için kullanılan çanaklara, kendilerini kötü güçlerden korumak için her evin köşesine konulan bir korunma eşyasına ya da bereketi temsilen yapılmış heykelciklere dönüşmüştür. Figürü konu olarak ele alan sanat dallarından birisi de seramik sanatıdır. Seramik, teknik açıdan tanımlamak gerekirse, "çok yüksek sıcaklıkta pişirilmiş toprak" demektir. Uygarlık tarihi kadar bir uzun geçmişe sahip olan seramiklerin üzerine hayvan ve insan figürleri yoğun bir şekilde işlenmiştir. Bu figürlerin işlenmesi çağdaş seramik sanatında da devam etmiştir. Öyle ki, çağdaş seramik sanatının gelişmesinde bu figürlerin ifade biçimleri oldukça önemli rol oynamıştır. Türkiye'de çağdaş seramik sanatının gelişimi Cumhuriyet'in ilanından sonra hızlanmıştır. Bu gelişimde yurtdışına eğitim için gönderilen seramik sanatçılarının ve batılı tarzda açılan okulların önemli katkısı olmuştur. Bunların yanında, çeşitli sanat akımlarından etkilenerek eserler üreten çok sayıda seramik sanatçısının da çağdaş Türk seramik sanatına katkısı yadsınamaz. Yapılan bu çalışmada figürlerin seramik sanatında kullanımı tarihsel dönemler itibariyle kısaca anlatılmış ve Çağdaş Türk Seramik Sanatçılarının figürleri ele alış biçimleri ve üslupları değerlendirilmiştir.

Haliç işi seramikHayvan figürleriKadın figürü+7
Berna Uğur
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Resimsel bir imge olarak at görünümlerinin Türk resim sanatı içerisindeki yeri

Türk toplumunda at, sosyal ve kültürel açıdan önemli bir değere sahiptir. Bu değer, Türk sanatına da doğrudan doğruya yansımıştır. Türk resim sanatının gelişmesiyle sanatçılar, at figürünü farklı teknik ve yorumlarla eserlerinde işlemeye başlamışlardır. Böylece at figürü, sanat eserlerinde vazgeçilemeyen bir imge haline gelmiştir. Resim sanatı içinde tek bir konu üzerine çalışılsa da her sanatçının farklı yorum ve tarzı ön plana çıkmıştır. Birçok sanatçı, doğaya ait bir varlık olan at figürünü kendi özgün yorumları ile ele alarak Türk resim sanatına zenginlik kazandırmıştır. Her bir sanatçı at figürüne kendi dünyasında farklı bakış açılarıyla kapı aralamış ve kendince anlamlandırmıştır. Böylece at, Türk resim sanatı içinde birçok sanatçının yorumuna tabi tutularak, plastik anlamda zengin bir figür niteliği taşımaktadır. Bu araştırmada, at görünümlerinin Türk resim sanatı içerisindeki yeri ve önemi incelenerek, araştırmacının at konusu üzerine resimler yapması ve bunların çözümlenmesi amaçlanmıştır. At görünümünü Türk resim sanatı içinde ele alan bu tez, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Tezin ilk bölümünde "Atın Morfolojisi" ve "Türk Kültürü İçinde Atın Yeri" ele alınmış, ikinci bölümde "Resim Sanatı İçinde At İmgesi" başlığı ile Batı resim sanatı ve Türk resim sanatı içinde at imgesi teması incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise tez kapsamında yapılan at konulu çalışmaları ve bu çalışmaların çözümlemelerine yer verilmiştir. Bu süreçte, on tanesi eskiz olmak üzere toplam yirmi üç adet yağlıboya tekniği ile uygulamalar yapılmıştır. Çalışmaların her birinin ayrı ayrı plastik açıdan çözümlemesi yapılarak belirli bir sonuca ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: At Figürü, Türk Resim Sanatında At, İmge.

AtlarHayvanlarResim sanatı+2
Levent Akça
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Selçuklu kervansaraylarına ait mimari unsurların resimsel yüzeylerde plastik çözümlemeleri

Bu çalışmada Anadolu Selçuklu döneminde inşa edilen kervansarayların ortaya çıkış sebepleri, tarihsel gelişimleri, hangi güzergâhlarda yapıldıkları, yapıların yönetim ve mimari özellikleri ile sosyo-ekonomik hayata katkıları araştırılmış, derlenen bilgiler ışığında kervansaraylar, tuval üzerine yağlıboya uygulamalarıyla bir imge olarak yansıtılmaya çalışılmıştır. Ustanın-sanatçının zihninde oluşturduğu mekânın biçime dönüştürülmesinde, çevresinin coğrafi zenginliklerinin, sosyal, kültürel ve en önemlisi sanatsal gelişmişliklerinin düzeyi, etkin bir rol oynamaktadır. Kervansarayların her bölgede farklı bir mimari biçimde olması bu durumun bir sonucu olarak değerlendirilmektedir. İnşa edildikleri bölgenin ve o bölgede şekillenmiş insanın yansımaları olarak değerlendirebileceğimiz kervansaraylar, geçmiş zamanların sosyo-kültürel yaşanmışlıkların bir toplanma merkezi olarak hafızamızda çok zengin çağrışımlar yaratmaktadır. Anadolu Selçukluları devrinde yoğun biçimde karşımıza çıkan kervansaraylar, konaklığ, ribat, han, kervansaray ve sultan hanı gibi kelimelerle isimlendirilen bir Orta Çağ yapı tipidir. Siyasi, ekonomik ve sosyal olarak geçmiş dönemlerde çok önemli roller üstlenmiş olan bu yapılar, özellikle XX. yüzyıldan itibaren günümüze değin önemini yitirmiş ve her biri bir harabe olarak kaderlerine terk edilmişlerdir. Üzerinde yaşadığımız toprakların tapusu niteliğindeki bu tarihi yapılara sahip çıkmak ve ülke ekonomisine çeşitli rollerde kazandırılarak gelecek kuşaklara bu mirasın devredilmesi önem arz etmektedir. Yapılan bu tez çalışmasında araştırmacı tarafından tuval üzeri yağlıboya tekniği ile uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamaların ana motifini Anadolu Selçuklu dönemine ait kervansaray yapıları oluşturmuştur. Bu yapılar, kullanılan malzemenin sıcaklığı, doğallığı, görsel zenginliği ve tarihe tanıklığı ile bünyesinde barındırdığı kültürel yaşamın izlerinden dolayı tercih edilmişlerdir. Bu kapsamda 10 adet tuval üzerine yağlıboya tekniği ile uygulamalar ortaya konmuş ve daha sonrasında da yapılan bu uygulamaların biçim ve içerik bağlamında analizleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anadolu Selçuklu Kervansarayları, Mimari, Resim

Anadolu SelçuklularıKervansaraylarMimari ögeler+3
Ali Dağaşan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Harput yöresindeki geleneksel mimariye ait öğelerin plastik bir değer olarak resimde kullanılması

Anadolu, tarih boyunca birçok medeniyetin ve kültürün beşiği olarak bilinmektedir. Mimari yapılar, insanların geçmişten gelen kültürel birikimlerinin en iyi yansıtıldığı, tarihsel süreç içerisinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı maddi kültür varlıkları, inşa ettikleri yapılardır. Harput yöresindeki geleneksel yapıların bu yörede ikamet etmekte olan toplumun kültürünü en iyi şekilde yansıttığı görülmektedir. Bu kültürel varlıkların kullanılmasıyla da çok çeşitli sanatsal çalışmalar oluşturulmuştur. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Anadolu'nun geçmişten günümüze tarihi değer taşıyan ve en önemli yerleşim yerlerinden birisi olan Harput yöresindeki geleneksel mimariye ait öğelerin, plastik bir değer olarak incelemeleri yapılmıştır. Harput'ta yer alan geleneksel mimari unsurlar derinlemesine incelenerek tarihsel ve kültürel değerlerine gerekli önemin gösterilmesi vurgulanmaya çalışılmıştır. Günümüzde yok olmaya yüz tutan Harput'un zengin geleneksel mimari unsurlardan yola çıkılarak yapılan resimlerle, bu bölgenin estetik açıdan oldukça zengin bir dokuya sahip olduğuna dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda Harput'ta geleneksel mimari elemanlardan özgün resim çalışmaları oluşturulmuştur. Ortaya çıkan on beş özgün eserde geleneksel mimarinin oldukça zengin görünümlü dış ve iç cephe yüzeyi yorumlanarak kullanılmıştır. Resimsel değerlerin kullanılmasının genel detayları belirtilerek yapılan araştırma ve uygulamalarda, sanatsal anlamda incelenen geleneksel mimari yapı elemanları ile resimdeki plastik unsurların bir arada nasıl geliştiği kaynakları ile ortaya konmuştur. Çalışılan resimler literatür taraması sonucunda belirlenmiştir. İlgili makale, dergi, konu hakkında yapılan çalışmalar ve kitaplar incelenerek gerekli olan bilgiler derlenmiştir. Tez dört bölüm, sonuç ve kaynakçadan oluşmaktadır. Birinci bölüm olan girişte metodoloji üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde, Elâzığ Harput yöresi incelenmiştir. Bu bölümde, Harput'un tarihi ve mimari eserleri ana başlıklar altında çalışılmıştır. Harput'ta incelemiş olduğumuz mimari eserler şunlardır: Süt Kalesi, Süryani Kilisesi- Meryem Ana Kilisesi, Aslanlı Camii, Dabakhane Mescidi, Ulu Camii, Kurşunlu Camii Çeşmesi, Çahpur Çeşmesi, Ahi Musa Mescidi ve Türbesi, Sara Hatun Camii, Mansur Baba Türbesi ve Arap Baba Mescit ve Türbesi. Adı geçen tüm eserlerle ilgili bilgiler detaylıca verilmiştir. Üçüncü bölümde; resim sanatı içerisinde yer alan mimari unsurlar incelenmiştir. Bu bölüm iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısımda Batı resminde mimari unsurların yeri, ikinci kısımda ise Türk resminde mimari unsurların yeri açıklanmaktadır. Dördüncü bölümde, tarafımdan yapılan 16 adet yağlı boya tuval resmi uygulamasının çözümlemeleri yapılmıştır.

Elazığ-HarputGeleneksel mimariMimari+4
Berrin Sanaç Çolak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Resimsel anlatım bakımından düşsel mekânda evler ve doğa izlenimleri

Doğada var olan nesnelerin algılanması ile bilinçaltındaki olgular kendini imgelem aracılığıyla göstermektedir. Dış dünyadan almış olduğumuz veriler, bilinçaltında şekillenerek bir dışavurum meydana getirmekte, buna bağlı olarak da, algılama duyuma bağlı olarak gerçekleşmektedir. Görsel algılama sayesinde evrendeki varlıklar kişinin ve toplumun yaşam koşullarına bağlı olarak kendini göstermektedir. Psikanaliz, insanın bilinçaltında var olan olgulara bağlı olarak gelişmiş ve birçok alanda etkisini göstermiştir. İnsanın bilinçaltını incelemiş ve bu alanda çeşitli gelişmelere sebep olmuştur. Gelişen sanayileşme ve savaşın getirmiş olduğu olumsuzluklar, bireylerde çeşitli bunalımların oluşmasına neden olmuştur. Resim sanatını da derinden etkileyen bu olaylar, sanatçıların eserlerinde kendini göstermiştir. Bununla bağlantılı olarak da sanatçılar mutluluklarını, acılarını, hüzünlerini ve kaosu resimlerinde ana tema olarak kullanmışlardır. İç dünyalarını resimlerine yansıtan sanatçılar, dönemin üslupsal özelliklerine bağlı olarak eserler vermişlerdir. Bu tez 5 bölümden oluşmaktadır. Yapılan bu tez çalışması kapsamında ele alınan düş, duygu, algılama vb. konularla, yapılmış olan yağlıboya çalışmalar arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmıştır. Resimlerde yer alan mekân ve doğa kavramı ile evrende var olan düzen ve renkler, mistik bir hava içerisinde karıştırılarak iki boyutlu bir düzlemde betimlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada ev ve doğa kavramları belirli bir zemine oturtulmadan yerleştirilmiştir. Tez kapsamında 18 adet tuval üzerine yağlıboya tekniği ile çalışma yapılmış ve sonrasında ise bu çalışmaların analizleri gerçekleştirilmiştir.

DoğaDüşsellikEvler+1
Betül Dağdeviren
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çamaşır mandalı üzerine görsel çözümlemeler

Nesne, geçmişten günümüze kadar birçok toplum ve birey tarafından günlük ihtiyaçlarını kolaylaştırma ve özel mekânlar yaratma içgüdüsü ile yapılmış ve tasarlanmıştır. Nesnelerin bireyler üzerinde çeşitli izlenim ve etkileri olduğu bilinmektedir. Bu nesneler, sanatçılar üzerinde de duyusal izlenimler bırakmış ve onlara, eser üretiminde ana unsur olmuştur. Bu araştırmanın amacı, günlük kullanım nesnesi olan çamaşır mandalını imge yolu ile resimsel bir değere dönüştürmektir. Burada nesnenin önemini izleyiciye aktarmak hedeflemiş ve araştırma sürecinde çeşitli kitap, dergi, makale ve internet kaynağından yararlanılmıştır. Tez kapsamında nesne kullanan Batılı sanatçılar incelenmiş ve bu bağlamda, nesnelerin sanatçıların bulunduğu toplum ve çevresel etkiler ile birlikte geliştiğini ve sanatçının duyuları ile ifade bulduğu gözlemlenmiştir. Bu tez çalışması dört bölümden oluşmuş olup, birinci bölümde problem durumu, amaç, önem, yöntem, sayıltılar ve sınırlılıklara değinilmiş, ikinci bölümde nesnenin tanımları üzerinde durulmuş, üçüncü bölümde batı resim sanatında sanatçıların nesne kullanımları incelenmiş ve son bölüm olan dördüncü bölümde ise araştırmacı tarafından yapılan on üç uygulama üzerinde çözümlemeler yapılmıştır. Bu bağlamda ulaşılan sonuçlar ise sonuç bölümünde verilmiştir. Yapılan taramalar ile birlikte çamaşır mandalı nesnesi ana unsur olarak seçilmiş ve çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Bu uygulamalarda soyut bir yüzey kullanılmış ve mandallar yüzeyde sayılı bir şekilde yerleştirilmiştir. Uygulamaların genelinde var olan mandal imgesi üzerinde soyutlamalar yapılmıştır. Tuval yüzeyi kullanılırken çeşitli bölmelere ayrılmış bu tip örneklerle çeşitlilik arttırılmıştır. Nesne kavramının yaşamımızdaki yeri ve bireyde oluşturduğu derin ve yüzeysel duyguları soyut bir anlatım biçimi ile buluşturarak eserler üretilmiştir. Uygulamalar plastik ve üslup açısından düşünüldüğünde mandal nesnesi ile araştırmacı tarafından bir imge oluşturulmak istenmiştir.

Görsel etkileşimGörsel imgeKlips+4
Olcay Kaya
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dekoratif süsleme unsuru olarak kullanılan hayvan figürleri üzerine resimsel yorumlamalar

Resim sanatında sembolik ve biçimsel bir öğe olarak önemli bir yere sahip olan hayvan figürlerinin, dekoratif süsleme unsuru olarak tarihsel süreç içerisinde nasıl meydana geldiği ve hangi faktörlerden etkilendiği bu araştırmanın konusudur. İnsanda içgüdüsel olarak var olan süsleme isteği, estetik kaygı güden yaratıcı zihinlerde hayvan figürlerinin dekoratif süsleme unsuru olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu süslemeler tarih boyunca farklı dönemler ve kültürlerde mimari, heykeltıraş, halı kilim motifleri, seramik ve çiniler, gündelik kullanılan eşyaları vb. alanlarda sembolik hayvan tasvirleri olarak karşımıza çıkmış, bu eserler tarihsel süreç içerisinde uğradığı değişiklikler, etkilendiği faktörler ile birlikte ele alınmıştır. Literatürde bulunan araştırmaların ışığında dekoratif hayvan süslemelerinin hangi etkenler ve etkileşimler sonrası değişime uğradığı sorusunun cevabına ulaşılması hedeflenmektedir. Sanatsal çalışma olarak çağlar boyunca modernize veya stilize edilen hayvan figürleri dekoratif süsleme unsuru olarak kullanılmıştır. Tarihsel süreçte hayvan figürlerinin dini inanışlardaki farklılıklar ile birlikte, farklı coğrafyalarda, farklı şekillerde anlamlandırılıp, stilize edilip evrensel değerlere nasıl ulaştığı göz önünde bulundurularak resimsel olarak yorumlanmasının günümüz sanat anlayışı içerisindeki yeri ve öneminin ortaya çıkarılması bu tezin temel amacıdır. Sembolik anlatımın önemli öğesi olan dekoratif hayvan figürlerinin resim sanatında hangi anlamlarda kullanıldığı bu araştırmanın problem durumunu oluşturmuştur. Bu tez 4 bölümden oluşmakta olup birinci bölümde tezin problem durumu, kapsamı, önemi, amacı, yöntemi ve sınırlılıkları açıklanmış, ikinci bölümde hayvan figürlerinin sanatsal üretiler içindeki yeri, üçüncü bölümde araştırmacının yapmış olduğu çalışmaların oluşumunu belirleyen düşünsel ve duygusal alt yapı, tez kapsamında oluşturulan resim uygulamaları ve çözümlemelerine yer verilmiştir. Tez kapsamında 10 adet tuval üzerine yağlı boya çalışması yapılmıştır.

Hayvan figürleriMotiflerSembolik anlatım+1
Engin Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Geleneksel Anadolu mimarisine ait kapı yüzeylerinde kullanılan simge ve sembollerin resimsel çözümlemeleri

Medeniyetlerin beşiği olan Anadolu, birçok kültüre ev sahipliği yapmış, geçmişten günümüze ulaşan bu topraklar üzerinde yaşamış her uygarlık bir iz bırakmıştır. Bu uygarlıklar yaratmış oldukları kültürel zenginlikleri kullanarak bunları yaşamlarına yansıtmışlardır. Bu kültürel zenginliklere ait unsurları, eşyaları, kıyafetleri, kap, kaçak vb. kullanım materyallerinin yanı sıra mimarilerine de yansıtmışlar, kendine has kültürlerini yansıtan simge ve sembolleri aynı zamanda ifade dili olarak kullanmışlardır. Kullanılan bu simge-semboller ve onların anlamları resim sanatına da konu olmuştur. Yapılan bu tez çalışmasında Geleneksel Anadolu Mimarisine ait bir eleman olan kapı nesnesi ve onun üzerinde yer alan simge ve semboller literatür taraması yapılarak ortaya konulmuş, bununla birlikte bu simge ve sembollerden yola çıkılarak sanatsal uygulamalar yapılmıştır. Bu bağlamda on iki adet tuval üzerine yağlıboya tekniğiyle çalışma ortaya konulmuştur.

Seyyit Özcan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Çizginin arkeolojisi ve Levent Vadisi mağarlarında güncel sanata yönelik sezgisel algoritmalar: Mağara 2.0

Sanat, insanın varoluşunu anlamlandırma çabalarının en etkili araçlarından biri olarak tüm yaşanmış zamanlar boyunca insan kaderine eşlik etmiş güçlü bir insan etkinliğidir. Aslında bu çaba insanın, varlık ve yokluk bilinciyle hesaplaşmasının somut bir tezahürü olarak değerlendirilmelidir. Yaşanmış zamanlar boyunca çizgi, insan zihninin yaratıcı potansiyelinin ve dünyayı kavrama çabasının önemli bir göstergesi olarak öne çıkmaktadır. İnsan kendini, var olan doğal ifade biçimleri dışında bilgi birikimleri, etkileşim içinde olduğu kültürel çevre, yer ve zaman, ekonomi, iklim siyaset gibi onlarca etkenin biçimlendirdiği ve tüm içselliği ile kişiselleştirdiği ifade biçimleri ile ortaya koyar. Tarih boyunca bu ortaya koyuşun en önemli araçlarından biri sanat olmuştur. Sanat, doğasında var olan geniş arka plan ile tüm uyarıcılara kendi diliyle cevap verme kabiliyeti sağladığından, anlamlı bir var oluş zemini olarak hep tercih edile gelmiştir. İlk sanatçılar, doğanın kendi başına var olan düzenine yaratıcı bir müdahalede bulunarak, ona varoluşlarının izlerini taşıyan anlamlar eklemiş ve düşlerinden yeni bir evren inşa etme iddiasını ilk önce çizgi ile somutlaştırmıştır. İnsan, sezgilerinin ve yaratıcı zihninin olanaklarını kullanarak yeryüzündeki varlık iddiasını güçlendirmeyi başarmıştır. Bu araştırma, Paleolitik Çağın yaratıcı zihinleriyle empati kurarak ve güncel sanatın imkanlarını kullanarak yaratıcı zihnin doğasını anlamaya çalışmaktadır. Bu nedenle düşünce deneyleri yapmak ve sanat eserleri üretmek için Paleolitik çağ sanatının üretildiği doğal çevreye benzerliği nedeniyle Levent Vadisi ve mağaraları kullanılmıştır. Levent Vadisi'nde gerçekleştirilen düşünce deneyleri, bu yaratıcı sürecin ardındaki zihinsel ve duygusal dinamikleri anlamak için değerli verilere ulaşılmasını sağlamıştır. Mağaraların derin sessizliği ve karanlığı, insanın içine yönelmesine ve özü ile düşünsel bağlar kurmasına olanak tanımıştır. Bu ortamda üretilen çizgiler, estetik bir arayışın ötesinde, insanın varoluşsal sorularına yanıt bulma çabasını anlamaya yöneliktir. İlk sanatçılar için çizginin, bir düşünce biçimi ve bir anlam yaratma pratiği olduğu değerlendirilmektedir. Araştırma süresince çizginin hem teknik hem de kavramsal olarak insanın yaratıcı eylemleriyle nasıl bütünleştiğini görme imkânı ortaya çıkmıştır. Araştırma sürecinde birtakım hipotezler ortaya konmuş ve bu hipotezler bir bilimsel metot olarak fenomenolojinin imkanları ile bilimsel bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. Varılan en önemli sonuçlardan biri, çizginin icadına dair rüyalar, gölgeler ve yansımalar hipotezidir. Bu hipoteze göre çizginin icadı, insanın merak ve anlam arayışına dayanmaktadır. Yaratıcı zihinler, gördükleri rüyalardan, gözlemledikleri gölgeler ve yansımalardan doğanın anlamlı bir alternatifini çizgi ile yaratabileceklerini düşünmüş olmalıdırlar. Bu şekilde Zihinlerin yarattığı imgeler ile mimetik bir tavır geliştirmiş ve yeryüzündeki ilk anlamlı tasvirleri yaratmış olabilirler. Bu süreçte çizgi, ontolojik olarak bir şeyi diğer her şeyden ayırarak algılamamızın ve biçim tayin etmemizin bir aracı olmaktan çıkıp imgelerin varlığını görünür kılmaya yarayan, insanın yaratıcı tavrının en önemli aracına dönüşmüştür. Çizginin arkeolojisi yapılıp tabaka tabaka tüm yaşanmış zamanların yaratıcı tavırları irdelendiğinde, ulaşılan bu sonucun haklılığı daha da pekişmektedir. Yani ontolojik olarak sanatın özü çizgidir, denilebilir. Bu araştırma, sanat alan yazınının genelinde Paleolitik Çağ sanatçısının çizgilerini saf aklın ürünü olarak göremeyen anlatıları bilimsel zeminde eleştirerek, bu sanat örneklerinin, insan dehasının yeryüzündeki en eski parıltıları olarak bilinmesine katkı sağlamak istemektedir. Kendilerine özgü estetik ve plastik kavrayışlarıyla bugünün dünyasını yaratmamız için bize yol açan Paleolitik Çağın sanatçılarının yaratıcı zihinlerini anlamak için sıra dışı gayret gösteren bu araştırma, bu yolla geleceğin sanatının inşasına anlamlı bir katkı yapma niyetindedir. Sonuç olarak; çizgi, ister insanın varoluş iddiasının bir kanıtı olarak ele alınsın, ister, bir iz bırakma eğiliminin tezahürü olarak yaşamı anlama ve anlamlandırmanın bir aracı ya da isterse bir enformasyon biçimi olarak adlandırılsın; insanoğlu kendi öyküsünü anlatmak için çizgiyi kullanmaya devam edecektir. Belki de yaratıcı zihinlerin en saplantılı tutkusu başka zihinleri kendi gerçekliğine ikna etmek istemesidir. Anahtar Kelimeler: Çizgi, Yaratıcı zihin, Güncel Sanat, Fenomenoloji, Sanat Felsefesi, Sanat.

Levent İskenderoğlu
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Biçim yüzey ilişkilendirmeleri bağlamında geleneksel kadın görünümlerine yönelik resimsel betimlemeler

Bu çalışma, Anadolu kültüründe önemli yer tutan geleneksel kadın giysilerinin resim sanatındaki temsilini ve bu giysilerin biçim-yüzey ilişkisi bağlamında nasıl sanatsal bir forma dönüştüğünü incelemektedir. Geleneksel giysiler, tarih boyunca yalnızca işlevsel bir obje olmanın ötesinde, aynı zamanda estetik ve sosyo-kültürel bir anlatı aracı olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, kadınların toplumsal kimlikleri, inançları ve kültürel değerleri, giysiler aracılığıyla görsel sanatlarda bir ifade biçimine dönüşmüş, sanatçılar tarafından estetik bir malzeme olarak kullanılmıştır. Araştırmanın temelini oluşturan saha çalışmaları, Malatya Öncü Köyü'nde gerçekleştirilmiş olup, köy kadınlarının geleneksel giyim tarzları üzerinden hem kültürel hem de sanatsal veri toplanmıştır. Bu giysiler, Anadolu insanının tarihsel ve toplumsal belleğini taşıyan unsurlar olarak değerlendirilmiş, araştırmacı tarafından yeniden yorumlanarak estetik bir form kazanmaları sağlanmıştır. İkinci bölümde, geleneksel yaşam içerisinde kadın ve Malatya yöresinin geleneksel yaşam biçimi içerisindeki kadın giysileri ele alınmış; saha çalışmaları, bu giysilerin toplumsal ve kültürel bağlamdaki önemi üzerine odaklanmıştır. Üçüncü bölümde, resim sanatında biçim ve yüzey ilişkisi bağlamında kadın figürü incelenmiş; Batı ve Türk resim sanatındaki yansımaları karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışmalara yönelik düşünsel ve duygusal altyapı açıklanmış ve eserlerin sanatsal çözümlemelerine yer verilmiştir. Bu yapı, araştırmacının geleneksel giysiler ile kişisel ve kültürel geçmişi arasındaki bağı ele alarak, bu giysilerin sanatsal bir dışavurum ve duygusal bir anlatı aracı olarak nasıl kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu tez, geleneksel kadın giysilerinin resim sanatındaki estetik işlevini ve kültürel anlamlarını ele almakta; bu giysilerin günümüz çağdaş sanat anlayışıyla nasıl yeniden yorumlanabildiğini analiz etmektedir. Sonuç olarak, geleneksel giysi kültürü, resim sanatında sadece estetik bir form değil, aynı zamanda toplumsal belleği ve kültürel değerleri yaşatan önemli bir anlatı aracı olarak kabul edilmektedir. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Kadın Giysileri, Biçim-Yüzey İlişkisi, Anadolu Kültürü, Resim Sanatı.

İkranur Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Düşsel ifade biçimi bağlamında espas öğesinin yorumlanmasına yönelik resimsel arayışlar

Düş gücü, bireyin gerçekliğin ötesine ulaşma arzusunu gerçekleştiren bir araç olarak, insanlık tarihi boyunca önemini korumuştur. Birey, somut dünyanın sınırlarını aşarak hem dünyayı anlamlandırmak hem de daha derin bir kavrayış elde etmek amacıyla düşü ve düşlemi etkin bir araç olarak kullanmıştır. Resim sanatı ise, sanatçının gerçekliğin ötesine geçme arzusunu somut bir biçimde dışa vurma olanağı sağlayarak, bu sürecin görsel bir ifade biçimi haline gelmesine imkân vermiştir. Sanatçı, bu süreçte espas, ritim, denge, armoni gibi plastik öğeleri kullanarak eserini yaratmakta ve bu öğelerin uygulanış biçimi, eserin özgünlüğünü belirleyen en önemli etkenlerden biri olmaktadır. Bu araştırma, doğa izlenimlerini ve deneyimlerini, uygulama çalışmaları yoluyla özgün bir plastik dile dönüştürerek aktarmayı hedeflemektedir. Bu bağlamda, düş ve espas kavramları araştırmanın odak noktası olmuş; oluşturulan kompozisyonlar, bu iki kavramın etrafında şekillendirilmiştir. Ayrıca araştırma sürecinde, ilgili literatürden faydalanılarak bu kavramlar üzerine çalışan sanatçılar ve teknikleri, detaylı bir şekilde incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde, amaç, önem, problem cümlesi, alt problemler, sayıltılar, sınırlılıklar, tanımlar ve yöntem başlıkları altında, konunun genel çerçevesi detaylı bir şekilde ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölümde düş kavramı ele alınmış, özellikle 18 ve 20. yüzyılları arasında şekillenen, insanın iç dünyasına yönelerek biçimlenen sanat anlayışı ve bu anlayışın toplumsal ve bilimsel gelişmelerle olan ilişkisi bağlamında incelenmiştir. Üçüncü bölümde, resim sanatının 14 ve 21. yüzyıllar arasında sürekli değişim gösteren görsel niteliği ele alınmış; bu değişim sürecinde espasın nasıl ve hangi dinamiklere bağlı olarak biçimlendiği ile eserin plastik yapısına olan etkisi detaylı bir şekilde incelenmiştir. Dördüncü bölümde, tez kapsamında yapılan çalışmaların oluşumunu belirleyen sürece dair genel bilgiler sunulmuş; bu süreç, 3 adet fotoğraf ve 6 adet tuval resmi üzerinden detaylı olarak açıklanmıştır. Bölümün devamında, teze ilişkin tuval üzerine yağlı boya ve akrilik boya kullanılarak yapılan toplam 15 adet çalışma sunulmuş; bu çalışmalar, plastik değerler açısından kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Sonuç bölümünde, tez kapsamında ele alınan konuya ilişkin gerçekleştirilen literatür araştırmaları özetlenmiş; ardından konuya dair yapılan uygulama çalışmalarından elde edilen bulgulara yer verilmiştir.

Uğur Tay
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Doğa kültür bağlamında ağaç ve kuş yuvası üzerine resimsel betimlemeler

Doğa kültür bağlamında ağaç ve kuş yuvası üzerine resimsel betimlemeler başlıklı bu tezde ağaç ve kuş yuvası ele alınarak doğal yaşamın bir parçası olan ağacın ve kuş yuvasının üzerinde durulmuştur. Sanat ve doğal çevre bağlamında ağaç ve kuş yuvasının yapısı incelenerek bunların hacimsel ve geometrik yapısı ile birlikte dokusal yapıları üzerin de detaylı çalışılmalar yapılmıştır. Kuşlar için yaşam alanı oluşturan yuvaların insanlar tarafından yapılması ve kültürel bir değer olarak kentsel mimaride kullanılmasıyla ilgili bilgilere değinilmiştir. Ağacın resim sanatındaki yeri ve konumu ele alınarak, canlıların yuva anlayışı ve içgüdüsel yapı bakımından benzerliği üzerinde durulmuştur. İnsanların dünya üzerinde ilkel yaşamdan, gelişen ve genişleyen teknolojik faaliyetlere yönelik ilerleyişiyle birlikte daha çok tüketim toplumu haline gelmesi, doğal yaşamdaki hayatı kısıtlamaya başlamıştır. Dünya üzerinde meydana gelen savaşlar, göçler, yangınlar ve sanayileşmenin getirdiği çevre tahribatı gibi birçok olgular üzerinde durularak, canlıların hayatta kalma mücadelesi içerisinde olmaları, yaşamlarını sürdürebilecekleri daha güvenilir ve daha korunaklı yerler aramaları sonucunda yaşanan kültürel çatışmaların ve yaşamsal sıkışmışlığın getirdiği birçok problemler tez kapsamında üretilen resimlerin çıkış noktasını oluşturmuştur.

Ömer Öztürk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Müzik enstrümanlarının 20. yüzyıl batı resim sanatı içerisindeki yeri ve resimsel yorumlamalar

Bu araştırma, 20. yüzyıl görsel sanatlarında müzik enstrümanlarının temsilini, estetik, tarihsel ve düşünsel bağlamları içinde analiz eden bütüncül bir araştırmadır. Müzik ile görsel sanatlar arasındaki ilişki, yalnızca biçimsel benzerlikler ya da yüzeysel esinlenmelerle sınırlı kalmayıp, sanatın doğasına dair felsefi sorulara kadar uzanan derinlikli bir etkileşim alanı yaratmıştır. Bu etkileşim, 20. yüzyıl boyunca farklı sanat akımlarının estetik yönelimlerine bağlı olarak değişen biçimlerde ortaya çıkmıştır. Araştırma, sanatta müzik enstrümanlarının yerini tekil örnekler üzerinden değil, bu temsillerin arkasındaki kültürel ve kuramsal bağlamı temel alarak sorgulamaktadır. Müzik ve resim gibi iki ayrı sanatsal ifade biçiminin bir araya gelişi, görsel betimlemeden ibaret değildir. Aksine müziksel yapıların ritim, tempo, armoni gibi unsurların plastik dile aktarılması yoluyla bir duyular arası geçiş alanı oluşmuştur. Bu bağlamda enstrüman hem bir görsel motif hem de duyumsal bir çağrışım düzlemi olarak sanat eserlerinde yer bulmuştur. Batı resim sanatında enstrümanların işlevi çoğu zaman nesne temsiliyle sınırlı kalmayıp yapıtın bütünsel anlamını belirleyen simgesel bir yapı taşı hâline gelmiştir. Bu araştırmada, bir yandan 20. yüzyıl sanatı boyunca müzik ve enstrümanları konu alan sanatçıların eserleri incelenirken bir yandan da on adet resim üretilerek müzik ve resim sanatı arasındaki ilişkinin güncel formları incelenmeye çalışılmıştır. Üretilen bu yeni resimlerin plastik dilinin yorumlanması müzik imgeleri ile resim yapan bir sanatçının yaklaşımlarına ilişkin yeni çözümlemeler yapılabilmesini sağlamıştır. Sonuç olarak araştırmada, müzik enstrümanlarını 20. yüzyıl sanatı bağlamında yalnızca biçimsel ya da nesnel nitelikleriyle değil, sanatın kavramsal inşasında üstlendikleri düşünsel, eleştirel ve estetik işlevleri ile birlikte değerlendirmek mümkün hale gelmiş böylece enstrümanlar, görsel dilin içerik üretme kapasitesi içinde anlam yüklü göstergelere dönüşmüştür. Anahtar sözcükler: Sanat, Resim, Müzik, 20. Yüzyıl, Enstrüman.

Demet Günışık
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
00

Other supervisors