Theses supervised by Ayşe Işık Gürşimşek
22 theses · Eastern Mediterranean University
Okul Öncesi Dönem Çocuğu Olan Ebeveynlerin Cinsel Gelişime ve Cinsel Eğitime Yönelik Bilgi Düzeylerinin ve Tutumlarının İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırmanın temel amacı, okulöncesi dönem çocuğu olan ebeveynlerin cinsel eğitim ve cinsel gelişime yönelik bilgi düzeylerinin ve çocuklarının cinsel eğitimine ilişkin tutumlarının bazı değişkenler açısından ne yönde olduğunu ortaya koymaktır. Böylece ileriki araştırmalara, ebeveynlerin çocuklarının cinsel eğitimlerine ilişkin bilgi gerekinimlerinin karşılanmasına ve varsa olumsuz tutumlarının değiştirilmesine yönelik eğitim programlarına öncülük etmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini KKTC’nin farklı bölgelerinde yaşayan, çocukları okulöncesi eğitime devam eden 293 anne ve 107 baba oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen Ebeveyn Cinsel Eğitim Bilgi Ölçeği ve Ebeveyn Cinsel Eğitim Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Çalışmada kullanılan ölçme araçlarının geçerliğini ve güvenirliğini belirlemek amacıyla faktör analizi ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amaç soruları doğrultusunda, elde edilen verilere varyans analizi, t-testi, ve regresyon analizi uygulanmış, bilgi testine verilen yanıtların yüzdelikleri hesaplanmıştır. Verilerin analizi sonucunda; ebeveynlerin cinsel eğitim verme konusunda kendilerini yeterli bulmadıkları, cinsel eğitimi ilk olarak uzman kişilerin ve/veya anne babaların vermesi gerektiğini, çocuklarıyla cinsellik konularında konuşma yapmadıklarını, cinsel eğitimin okul öncesi kurumlarında da verilmesi gerektiğini belirtikleri, cinsel eğitimin çocukların gelişimlerinin desteklenmesi, cinsellik konularında doğru bilgiler edinmesi ve cinsel istismardan korunabilmeleri için gerekli olduğu yönünde görüşe sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Ebeveynlerin, çocuklarının cinsiyetleri dışında incelenen bağımsız değişkenlere göre cinsel eğitime ilişkin bilgi düzeylerinde ve cinsel eğitime yönelik tutumlarında anlamlı farklılaşmanın olduğu saptanmıştır. Araştırmanın bir vi diğer bulgusu ise ebeveynlerin çocuklarının cinsel eğitimlerine ilişkin bilgi düzeyleri ile onların cinsel eğitimine ilişkin tutumları arasında anlamlı ilişkinin olduğu ve bilgi düzlerinin tutumlarına yansıdığıdır. Elde edilen bulgular ilgili alanyazın doğrultusunda tartışılmış ve konuyla ilgili cinsel eğitime ve ileriki araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, Cinsel Eğitim, Cinsel Gelişim, Cinsel Eğitime Yönelik Ebeveyn Tutumları, Okul Öncesi Eğitimi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Okuma Yazma Becerilerine Yönelik Yaptıkları Etkinliklere İlişkin Görüşlerinin Değerlendirilmesi
ÖZ: Çocuğun okul öncesi dönemde okuma yazmaya hazırlık çalışmalarıyla ilgili gerçekleştirdiği tüm etkinlikler ilerideki dönemlerde akademik başarısını etkileyen önemli bir olgudur. Okul öncesi dönemde öğretmenler, okuma yazmaya hazırlık kapsamında ses bilgisi farkındalık, görsel algı, kelime dağarcığı, dinleme, yazı farkındalığı olarak tanımlanan çeşitli etkinlikler yapmaktadır. Yapılan bu çalışmalarla çocukların ilköğretime hazırbulunuşluklarına ve okuma-yazma becerilerinin kazanılmasına destek olunmaktadır. Kıbrıs’ta hazırlanan yeni Okul Öncesi Eğitim Programı 2016-2017 öğretim yılından itibaren uygulanmaya konulmuştur. Bu programda yer verilen altı öğrenme alanından biri de Dil, İletişim ve Okuma-Yazmaya Hazırlık Öğrenme Alanı’dır. Okul öncesi sınıflarında öğretmenlerin bu alandaki çıktıları ve göstergeleri kullanarak okuma yazmaya hazırlık çalışmaları kapsamında etkinlikler planlamaları ve uygulamaları beklenmektedir. 2016-2017 öğretim yılında uygulamaya koyulmasından beri, okul öncesi öğretmenlerinin yeni program doğrultusunda okuma-yazmaya hazırlık çalışmalarını nasıl yürüttükleri konusunda her hangi bir değerlendirme çalışması yapılmamıştır. Bu çalışmanın amacı, KKTC’nin Gazimağusa kazasında devlet ve özel kurumlarda görev yapmakta olan bir grup okul öncesi öğretmeninin, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarıyla ilgili bilgi ve beceri düzeylerini, okuma yazmaya hazırlık kapsamında uygulamakta oldukları etkinlikleri, çocukların hazırbulunuşuklarıyla ilgili önerilerini ve sınıflarda okuma yazmayı desteklemek için gerçekleştirdikleri çevre düzenlemelerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubu 2017-2018 eğitim- öğretim yılında Gazimağusa bölgesinde KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığ’ına bağlı, 16 devlet ve özel okul öncesi kurumunda görev yapmakta olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 50 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Bu araştırmanın verilerinin toplanması ve çözümlenmesinde nitel çalışma kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen ses kayıtları çözümlenerek, temel kategoriler ve temalar şeklinde gruplanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, KKTC’deki okul öncesi kurumlarındaki öğretmenlerin yarıdan fazlasının kendisini bu konuda yeterli olarak algıladığı; okuma yazmaya hazırlık çalışmaları olarak ses bilgisel farkındalık, görsel algı, kelime dağarcığı, dinleme, yazı farkındalığı ve yazma becerilerini desteklemeye yönelik etkinliklerin her kurumda benzer çalışmalar yoluyla uygulandığı sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin; okuma yazmaya hazırbulunuşluk çalışmalarının yürütülmesinde bireysel farklılıkların önemini vurguladıkları, sınıflarında çevre düzenlemesi olarak gerçekleştirdikleri düzenlemelerin sınırlı kaldığı bulgusuna ulaşılmıştır.
3-6 Yaş Arasında Çocuğu Olan Babaların Eğitime Katılım Düzeylerini Etkileyen Etmenlerin Belirlenmesi
ÖZ: Aile katılımı, çocuğun eğitim sürecinden en verimli biçimde faydalanması için okul öncesi eğitimde önemli bir yere sahiptir. Burada öğretmene ve ebeveynlere büyük bir iş düşmektedir. Ancak öğretmenlerce düzenlenen aile katılım etkinliklerine annelerin daha fazla katılım sağladığı, babaların katılımının daha düşük düzeyde gerçekleştiği görülmektedir. Aile katılım programlarının düzenlenmesi ve yürütülmesi araştırıldığında; anne ve baba bir “paydaş” olarak amaçlanmış olsa da baba katılımını sağlayacak öğelerin yeterli olmadığı görülmektedir. Babaların aile katılım etkinliklerine katılımlarını etkileyen etkenlerin bilinmesi ve engelleyen koşulların ortadan kaldırılması yoluyla babaların eğitime katılımı teşvik edilmelidir. Bu çalışmada 3-6 yaş arasında çocuğu olan babaların çocuklarının eğitimine katılımını etkileyen etmenlerin araştırılması hedeflenmiştir. Okul öncesi eğitim alan 3-6 yaş arası çocuğu olan babaların eğitime katılım düzeylerinin ve katılımla ilişkili değişkenlerin belirlenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Bu tür bir araştırmanın temel gerekçesi, babaların çocuklarının gelişimi üzerinde etkilerine vurgu yapmak ve babaları eğitim sürecinin daha aktif bir öğesi kılmanın önündeki engelleri belirleyerek çözüm önerileri iletmektir. Çalışmanın örneklemini, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Gazimağusa kazasında, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına bağlı, 8 devlet ve 7 özel anaokulunda 3-6 yaş arası çocukları olan toplam 231 baba oluşturmaktadır. Çalışmada verileri toplama amacı ile orijinal olarak Fantuzzo, Tighe ve Childs tarafından (2000) geliştirilmiş, Gürşimşek (2003) tarafından Türkçe’ye uyarlanmış 21 maddeden ve 3 alt ölçekten oluşan 5’li likert türü ‘Aile Katılım Ölçeği (AKO)’ kullanılmıştır. iv Katılımcı babaların sosyodemografik özelliklerini belirlemek amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilen ‘Kişisel Bilgi Formu’ kullanılmıştır. Çalışmanın verileri Eylül-Aralık 2018 tarihleri arasında toplanmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, katılımcı babaların çocukları ile yaptıkları etkinlikler arasında en fazla oyun oynamanın ön plana çıktığı; aile katılım etkinliklerine katılmalarını engelleyen temel etmenler arasında ise mesai saatlerinin uygun olmaması ve yeterli zaman bulamamanın temel gerekçe olarak belirtildiği görülmüştür. Ayrıca babanın yaşının, eğitim durumunun, mesleğinin, okulda düzenlenen aile etkinliklerine katılma durumunun, çocukları ile aktif olarak geçirdikleri zamanın, çocuklarının eğitimine katkılarını yeterli bulma durumlarının, çocuklarının eğitimine katılımın çocuğun gelişimi üzerindeki görüşlerinin, okulda düzenlenen etkinliklerin babaların gereksinimlerini karşılama durumuna ilişkin değerlendirmelerinin, babaların eğitime katılım düzeyleri açısından anlamlı farklılaşma yarattığı belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar tartışılarak önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Aile Katılımı, Babaların Eğitime Katılımı, Okul-Aile İşbirliği, Çocuk Gelişimi
Ailelerin ve Öğretmenlerin Okul Öncesi Dönemde Değer Eğitimine İlişkin Görüşleri
Transferring the basic universal values to future generations is provided through education. The family transfers the values and culture of the society to the children first, then the schools in the following periods. In these processes, parents and teachers have great responsibilities. It is important for children to be aware of universal and cultural values starting from an early age and apply them in their lives. In order to present a healthy value education to children, it is necessary to know the competencies of parents and teachers regarding value education and their beliefs on the values that should be transported to the child. This study was carried out with the aim of determining the beliefs of parents and teachers about value education during preschool period. The participants of the study; consist of 152 families and 50 preschool teachers who have children in the 4-5 age group attending the pre-primary education institution affiliated to the Ministry of Education and Culture in the Famagusta district of the Turkish Republic of Northern Cyprus. Simple random sampling method was used in the research. In the research, "Teacher Socio-Demographic Information Form" and "Family Socio-Demographic Information Form" prepared by the researcher were used to determine the socio-demographic characteristics of the participants and their views on value education. "Rank Order of Parental Values" developed by Kohn (1977) revised by Schaefer and Edgerton (1985), and adapted to Turkish by Gürşimşek (2009) was used to determine the rankings of families and teachers regarding values. The opinions and ratings of families and teachers about values were determined by percentage analysis and T-Test and ANOVA statistics were used in order to determine the relationships between the study variables and values. The results of the study determine that the vast majority of participants stated that the value education should be provided to the child with a family-teacher cooperation. It was observed that values of respect, cooperation and love are the values that families consider most important. It is stated that the values that teachers most care about are respect, love and kindness. When results of Parental Values Scale, is examined, it is seen that the scores of parents and teachers are equal in social sub-dimension. While the scores of parents in the compliance sub-dimension are lower than the scores of the teachers, the scores of the self-management sub-dimension are the opposite of this. Keywords: Universal Values, Values Education, Teacher Opinions, Family Views
Okulöncesi Dönem Çocuklarının Cinsiyet Rollerine İlişkin Algılarının İncelenmesi
ÖZ : Bu araştırmanın amacı, yaşamın ilk yılları olan okul öncesi dönemde, KKTC’de eğitim gören 5-6 yaş grubundaki çocuklarda cinsiyet özelliklerine ilişkin algıların ve kalıpyargıların varlığının ve ortaya çıkış biçimlerinin analiz edilmesidir. Bu bağlamda Gazimağusa ilçesinde yer alan Alasya Vakıf Anaokulu öğrencileri ile çalışılmış, akademik ve duygusal alandaki kalıpyargılar araştırmada iki aşamalı olarak irdelenmiştir. İlk aşamada Alasya Vakıf Anaokulu öğrencilerinden amaçsal örnekleme yöntemiyle seçilmiş olan 100 öğrenciden karikatüre edilerek hazırlanmış kız ve erkek resimlerini göstererek akademik kalıpyargıları içeren sayı ve çizgi çalışmaları ile ilgili sorular sorulup görüşler alınmış ve verdikleri cevaplar cinsiyet özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında aynı okula devam eden 205 öğrenciye araştırmacı tarafından hazırlanmış olan senaryolar okunmuş, öğrencilerden senaryodaki kahramanların üzüntü ve kızgınlık duygularına ilişkin tahminde bulunarak tahmin ettikleri duyguyu resimlendirmeleri istenmiştir. Daha sonra bu çizimler hangi duyguların çizdirildiğinden habersiz olan juriye sunularak, yansıtılan duygunun ne olduğunu değerlendirilmeleri istenmiştir. Hedef duygu çizimleri dışındaki resimler elenerek, kalan resimler farklı kişilerden oluşturulmuş jüriye tekrar sunulmuş ve resimlerdeki duyguların yansıtılma güçlülüğünü değerlendirilmeleri istenmiştir. Her iki araştırma da SPSS 18.0 programı ile analiz edilmiş, t-testi ve ki-kare analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma bulguları 5 yaş çocuklarında cinsiyete dayalı yerleşik kalıpyargıların var olduğunu göstermektedir. Araştırma bulgularında, matematik alanının erkeklere ait olduğu, erkeklerin bu alanda daha başarılı olacağı inancının hakim olduğu görülmekte ayrıca kızların kendilerine duyduğu güvenin erkeklerin kızlara duyduğu güvenden daha az olduğu görülmektedir. Çizilen resimlerin analizi sonucunda ise her iki cinsiyet tarafından üzüntü duygusunun daha çok kızlara yakıştırıldığı görülmekte, kızgınlık duygusuna dair belirgin bir farklılaşma ortaya çıkmamıştır. Anahtar Kelimeler: Okulöncesi eğitim, erken çocukluk dönemi cinsel gelişimi, toplumsal cinsiyet, cinsiyete dayalı kalıpyargılar
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Mezuniyet Sonrası Mesleki Gelişimlerinin İncelenmesi
ÖZ: Okul öncesi dönem çok önemli olup çocuğun yaşamının temelini oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu dönemlerde verilecek olan eğitimin önemi de oldukça artmaktadır. Bu sebeple okul öncesi öğretmenlerine de önemli görevler düşmektedir. Okul öncesi öğretmenlerin kendilerini en iyi şekilde geliştirmeleri ve mesleki yenilikleri takip etmeleri büyük önem taşımaktadır. Yeniliklere uygun bilgi ve beceri birikimlerinin yapılması öğrenim görmekte olan öğrencilere çağdaş ve çağın gereksinimlerine göre en uygun eğitimin verilmesini sağlayacaktır. Bu araştırmada da okul öncesi öğretmenlerinin, mezuniyet sonrası mesleki gelişimleri incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, KKTC’de Eğitim Fakültesinde Okul Öncesi Öğretmenliği programında okuyup mezun olan tüm bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın Örneklemini ise, okul öncesi öğretmenliği programından mezun olan 153 birey oluşturmaktadır. Araştırmada nicel bir çalışma yöntemi ve daha önce Doğu Akdeniz Üniversitesi Mezunlarla İletişim ve Kariyer Araştırma Müdürlüğü tarafından Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Programı mezunlarına uygulanan anket formu kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS (Statistical Packages for the Social Sciences) 22 kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında Okul Öncesi Öğretmenliği Programı mezunlarının %79’unun mezun olduktan sonra lisansüstü bir programa devam etmedikleri görülmüş olup, mezunların %69.3’ünün okul öncesi öğretmeni olduğu sonucu elde edilmiştir. Ayrıca katılımcıların mezun olduktan 0-3 ay içerisinde ilk işlerini buldukları sonucuna varılmıştır. Katılımcı mezunların %34’ü maaşlarından memnunken %32.7’si maaşlarından memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. Çalışmanın sonucuna genel olarak bakıldığında mezunların üniversiteden almış oldukları eğitimden memnun oldukları fakat yabancı bir dilde iletişim konusunda %34’ünün memnun %34.6’sının memnun olmadığı görülmüştür. Son olarak mezunların okudukları bölümü tekrardan tercih etme durumları olsaydı yine aynı lisans programında eğitim almayı istediklerini, ayni ilgi ve beceriye sahip öğrencileri mezun oldukları Okul Öncesi Öğretmenliği Programında eğitim almaları konusunda teşvik edeceklerini de belirtmişlerdir.
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Çocuk İstismarı ve İhmali Konusundaki Bilgi Düzeylerinin ve Çocuk İstismarı ve İhmalinin Önlenmesi Konusundaki Görüşlerinin İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırma, okul öncesi öğretmen adaylarının çocuk istismarı ve ihmali konusundaki bilgi düzeyleri ile bu durumun önlenmesi konusundaki görüşlerinin değerlendirilmesini amaç edinmektedir. Araştırma tarama niteliğindedir. Araştırmanın hedef evreni, 2016-2017 Eğitim Öğretim yılında KKTC Doğu Akdeniz Üniversitesi okul öncesi öğretmenliği bölümünde öğrenim gören 1.sınıf 115 öğrenci, 2.sınıf 91 öğrenci, 3.sınıf 85 öğrenci ve 4.sınıf 75 öğrencidir. Böylece araştırmanın evrenini, 366 öğretmen adayı oluşturmaktadır. 240 öğretmen adayı da çalışmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Öğretmen adaylarından elde edilmiş olan verilerin istatiksel analizi, SPSS paket programı IBM SPSS 22. versiyonu ile yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak Karaman Kepenekçi tarafından geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular öğretmen adaylarının istismar ve ihmale ilişkin bilgileri ve tepki eğilimlerinin cinsiyet, istismara ve ihmale maruz kalma durumu, istismar ve ihmal ile ilgili eğitim alma durumu, mezun olunan lise türü, aile tipi, algılanan anne tutumu, algılanan baba tutumu, bilgi düzeyi açısından farklılaşmadığını ancak sınıf düzeyi ve yaşamlarını en uzun süre geçirdikleri yere göre farklılık gösterdiğini ortaya koymaktadır. Öğretmen adaylarının istismar ve ihmale ilişkin bilgi düzeyleri ve görüşleri, istismar ve ihmal konusunda eğitim alma durumuna dayalı istismar alt boyutunda farklılaşmalara yol açmaktadır. Sınıf düzeyi arttıkça öğretmen adaylarının bilgi düzeylerinin de arttığı gözlenmektedir. Öğretmen adaylarının istismar ve ihmale ilişkin bilgi düzeyleri ve görüşleri, nedensel açıklamalar alt boyutunda mezun oldukları lise türüne göre farklılaşma göstermektedir. İstismar ve ihmal konusunda az bilgili olduğunu belirten öğretmen adaylarının puanları ile bu konuda çok bilgili olduğunu belirten öğretmen adaylarının istismar ve ihmal ile ilgili bilgi puanları arasında farklılaşma görülmektedir. Elde edilen bulgular değerlendirildiğinde, öğretmen adaylarının istismar ve ihmal konularında daha fazla bilgilenmeleri, sorumluluk üstlenmeleri ve farkındalık düzeylerinin arttırılması gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için alınması gereken önlemlerle ilgili olarak çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk istismarı ve ihmali, Okul öncesi dönem, Öğretmen adayları, Erken çocukluk, Öğretmen Bilgi Düzeyi
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Akran Zorbalığına İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi
öz:Akran zorbalığı, 2000’li yılların ilk çeyreğinden başlayarak günümüze kadar artan oranlarda ilgi gösterilen ve araştırılan bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Fiziksel, sözel, duygusal olarak gerçekleştirilen ve zorbalık, saldırganlık, şiddet gibi çeşitli biçimlerde tanımlanan bu eylemlerin varlığı tarih boyu devam etmiş ve günümüze kadar uzanmıştır. Akran zorbalığı, akran ilişkilerinde yaygın olarak görülmeye başlanmış fakat uzun bir süre boyunca büyümenin doğası olarak kabul edilmiştir. Yaklaşık otuz yıldır yapılan araştırmalar ışığında akran zorbalığının yıkıcı etkileri net ve çarpıcı bir sonuç ortaya sunmuştur. Arkadaşlık ilişkilerinin oluşumunda ve çocuğun benlik algısının gelişiminde önemli bir dönem olması nedeniyle, okul öncesi dönemde çocuklarda zorbalık davranışlarının incelenmesi ve bu bağlamda öğretmenlerin görüşlerine göre akran zorbalığının tanımı, nedeni, ortaya çıkış biçimi, etkileri, zorbalık davranışları ile başa çıkma konusunda zorluk çektikleri durumları saptamak ve kullandıkları stratejileri belirlemek büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma; okul öncesi öğretmenlerinin akran zorbalığına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu ve nitel araştırma desenlerinden ‘durum çalışması’ kullanılmıştır. Bu araştırmada nitel veri toplama yöntemlerinden görüşme tekniği uygulanmıştır. Çalışmanın verileri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Gazimağusa, Lefkoşa ve Girne ilçelerine bağlı resmi ve özel 19 kurumda görev yapan 63 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Görüşmelerde elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun akran zorbalığını tanımlarken “fiziksel zarar verme” kavramı üzerinde durdukları görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerinin sınıflarında en çok fiziksel zorbalık, en az ise sözel zorbalık türü ile karşılaştıkları görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir çoğunluğunun zorbalık davranışları ile baş etme konusunda daha önce herhangi bir eğitim almamadıklarını ifade etmeleri dikkat çeken bulgular arasındadır. Ayrıca okul öncesi öğretmenlerinin zorbalık davranışlarını önleme konusunda uyguladıkları yöntemlere bakıldığında, çoğunlukla “konuşma, empati kurma” ve “ödül – ceza” yöntemleri kullandıkaları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Öğretmen Görüşleri, Akran İlişkileri, Zorbalık Davranışı, Akran Zorbalığı
Anne-Babaların Çocuk Yetiştirme Tutumları ile 5-6 Yaş Aralığındaki Çocukların Özgüven Düzeyinin İncelenmesi
This research which provides a comperative analysis of child rearing attitudes and chlid’s self-reliance level that they are between ages 5-6 designed with description and relational model. The research’s study group consist of 120 volunteer parents and their children whose children attended preschool education institution selected by random sampling method in Northern Cyprus during 2016-2017 academic year. In this study Personal Information Form developed by researcher, Parents Attitude Scale (PAS) developed by Karabulut Demir and Şendil (2008) and DeMoulin Self Perception Scale for Children developed by Donald Demoulin and it adapted into Turkish by Kuru Turaşlı (2006) were used as data collection tools. The data is evaluated by SPSS 18statistical analysis program, t-test, ANOVA and correlation analysis were used as data analysis techniques. Analysis of statistical methods were carried out accordingly and .01 and .05were accepted as significance level for analysis. According to this findings, there is a significant relationship between children’s self-reliance and their gender and their parents perception of social support. On the other hand no significant relationship was seen between parents’ parentin attitudes and their child’s gender, number of children, and their perception of social support. Hovewer, there is significant relationship between parental attitudes and their educational level, working status, their specify parents attitudes, perception of efficiency and their aggreement with spouse about child reliance. Keywords: Self-reliance, parents attitudes, parenting style,early childhood
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çocuk Kitabı Seçerken Dikkate Aldıkları Ölçütlerin Belirlenmesi
ÖZ: Çocuk kitapları, çocukların devinişsel, duyuşsal ve bilişsel gelişim sürecinde etkili araçlar olup; bu süreçte kitapların, eğitim ve öğretim işlevini de bütünleyebilmesi gerekmektedir. Bu görevi yerine getirebilmek için çocuk kitapları, eğitsel ve yapısal özellikler ile donatılmalıdır. Çocuk kitapları, dayandığı eğitsel ilkeler ve hem iç hem de dış yapı özellikleri ile bir bütün halindedir. Bu ilke ve özelliklerin birbirleri ile bütünselliği ve tutarlılığı, çocuk kitaplarının niteliğinin belirlenmesine yardımcı olan en temel etmendir. Bu sebeple, çocuk kitaplarının özelliklerinin bilinmesi, çocuklar için kitap seçiminde eğitimcilere kılavuzluk edecektir. Özellikle okullarda kitap merkezlerinin oluşturulmasında ve dil etkinliklerinin yürütülmesinde öncelikli etkisi olan okul öncesi öğretmenlerinin bu konudaki görüşlerinin belirlenmesi önemlidir. Bu noktadan hareketle hazırlanan araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin çocuk kitaplarını seçerken dikkate aldıkları ölçütlerin belirlenmesi ve bu ölçütler ile ilişkili olabilecek değişkenlerin ortaya koyulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında, Lefkoşa, Gazimağusa ve Girne ilçelerinde bulunan KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığına bağlı, devlet ve özel okulların anasınıfları ile yerel yönetimlerce işletilen anaokullarında, 3-6 yaş grubunda görev yapan öğretmenlere anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin çocuk kitabı seçiminde dikkate aldığı ölçütler; çocuk edebiyatı ile ilgili eğitim alma durumu, çocukların yaşına göre kitap seçebilme konusunda kendini yeterli görme, mezun olunan üniversite, mezun olunan bölüm, çalışılan yaş grubu ve sınıftaki öğrenci sayısına göre farklılaşmaktadır. Diğer taraftan çocuk kitabı seçiminde dikkate alınan ölçütlerde cinsiyet, lisansüstü eğitim alma durumu, uygun kitap seçimi konusunda eğitime ihtiyaç duyma, yaş ve meslekteki kıdem yılına göre anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir.
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Akademik İyimserlik Düzeyleri Öğrenci Kontrol İdeolojilerinin İncelenmesi
Nowadays, education programs in pre-school education effects children’s future a lot. Pre-school teachers’ love and respect towards children and having a learner centered education system is very important. Children need to learn in a system that they learn by experimenting and living. Optimistic teachers should have a positive attitude towards all the children in any case and circumstances. They should have positive behavior in every situation. Optimistic teachers’ educational knowledge, beliefs and educational targets can be explained in three ways. Academic emphasis, teacher’s sense of efficacy and teacher trust are the parts of academic optimism. Teachers’ level of academic optimism effects not only children’s attitudes and behaviour but also their own pupil control ideology. Pupil control ideology can be devided into two as humanistic and custodial ideologies. Both ideologies have very important effects on children. This study is done in Turkish Republic of Northern Cyprus and the study group of teachers were 209 pre-school teachers. It aims to find out the level of these teachers’ academic optimism and pupil control ideologies. It also aims to understand if other variables have an effect on these levels. Pupil control ideology scale, which was developed by Willower, Eidell and Hoy (1967) and adapted to Turkish by Yılmaz (2006) and Schools Academic Optimism Scale that was adapted to Turkish by Çoban and Demirtaş (2011) are used in this study to collect data. It was found out that variables like age, the university and faculty graduated from, numbers of years of experience and the number of classes and the number of students in each class of the school have effects on teachers’ level of academic optimism. There are also differences in pupil control ideologies depending on the types of the schools these teachers are working for. Keywords: Academic Optimism, Pupil Control Ideology, Pre-School Education, Pre-school teacher
Okul Öncesi Eğitim Kurumlarına Devam Eden Çocukların Duygusal Öz Düzenleme Becerileriyle Sosyal Uyumlarının İncelenmesi
ÖZ: Bu araĢtırmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarının duygusal öz düzenleme beceri düzeyleri ile sosyal uyum arasındaki iliĢkiyi tespit etmektir. AraĢtırmanın örneklemi, basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiĢtir. AraĢtırmanın çalıĢma grubunu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Gazimağusa Ġlçesi’nde, LefkoĢa Ġlçesi’nde, Girne Ġlçesi’nde ve Güzelyurt Ġlçesi’nde bulunan 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı anaokullarına devam eden 2011 doğumlu 151 çocuk oluĢturmaktadır. Betimsel araĢtırma yöntemlerinden iliĢkisel tarama modelinde yürütülen araĢtırmanın veri toplama aĢamasında; Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği (MASDU), Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıĢtır. Veri analizi yapılırken Kruskal Wallis-H Testi, Mann Whitney U Testi ve değiĢkenler arasındaki iliĢkilerin incelenmesi amacıyla ise Spearman korelasyon katsayıları kullanılmıĢtır. GerçekleĢtirilen veri analizi sonucunda, Marmara Sosyal Duygusal Uyum Ölçeği alt boyutlarında ve Duygu Düzenleme alt boyutlarının tümünde kız çocukların puanlarının daha yüksek olduğu görülürken, sadece MASDU-Sosyal YaĢamın Gereklerine Uygun Davranma alt boyunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaĢma olduğu bulunmuĢtur. Çocukların MASDU alt boyutları ile DDÖ alt boyutlarından aldıkları puanlar da; çocukların doğum sırasına göre, annenin öğrenim durumuna göre, babanın öğrenim durumuna göre, anne mesleğine göre anlamlı bir farklılıklar görülmezken, babaların mesleğine göre MASDU-Sosyal YaĢamın Gereklerine Uygun Davranma boyutunda ve DDÖ-DeğiĢkenlik/Olumsuzluk alt boyunda anlamlı farklılaĢma olduğu sonucuna ulaĢılmıĢtır. Elde edilen bulgular; okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukların DDÖ boyutları (DeğiĢkenlik/Olumsuzluk, Duygu Düzenleme) ile MASDU alt boyutları (Sosyal YaĢamın Gereklerine Uygun Davranma, Sosyal Duruma Uygun Tepki Verme, Akranlarla EtkileĢim ve Sosyal Çevreye Pozitif YaklaĢma) arasında anlamlı bir iliĢki olduğunu göstermektedir.
Okul Öncesi Öğretmenlerinin Çokkültürlü Eğitim Tutumları ve Kültürel Zekâlarının İncelenmesi
Nowadays, there are migrations depending on various migration patterns and these immigrations make changes in the social structure of the countries. These new social structures consist of different ethnic, religious, racial and social identities. Due to this diversity in society, various features like gender, sexual orientation, religion, disabilities, skin colour etc. can cause discrimination and prejudice. Societies with cultural diversity have emphasized multiculturalism and organized their education according to multicultural education in order to prevent this phenomenon and coexist in harmony. Discrimination and prejudice develops at preschool period and monocultural education have negative effects on culturally diverse children. Thus, this context constitutes the problem aspect of the research. Turkish Republic of Northern Cyprus is one of the countries receiving immigration according to the different patterns. Despite of this fact, no arrangements have been made regarding multicultural education. This study focused on the teacher dimension of this problem situation and it is aimed to understand the variables related to the attitudes of the preschool teachers towards cultural intelligence and multicultural education and to see whether there is a relation between these two variables. In this scope of this research, the sociodemographic form, which is developed by the researcher, Cultural Intelligence Scale which is developed by Ang, Dyne, Koh, Ng, Templer, Tay and Chandrasekar (2007) and adapted to Turkish by İlyas and Çetin (2014) and The Teacher Multicultural Attitude Scale, developed by Ponterotto, Baluch, Greig and Rivera (1998) and adapted to Turkish by Yazıcı, Başol and Toprak (2009) is used. 203 preschool teachers and preschool branch teachers working in preschool classes participated in the research. It was found that attitudes towards cultural intelligence and multicultural education did not differ according to gender, age, seniority year, teaching status in a country where multicultural education was adopted, division of graduated university and alma mater. In addition to these findings of the research, there are differences between the metacognition sub-dimension of cultural intelligence and having different students from diverse cultures, cultural sub-dimension of cultural intelligence and attitudes toward multicultural education with education level, metacognition, motivation and behaviour sub-dimensions and total cultural intelligence and attitudes toward multicultural education with having a friend from diverse culture, cognition subdimension of cultural intelligence with having a student who can come from different culture and cannot speak Turkish. There was also a meaningful relationship between cultural intelligence and attitude scores for multicultural education.
Okul Öncesi Eğitim Programı Kapsamında Öğretmenlerin Çocuğu Tanıma ve Değerlendirme Amacıyla Gerçekleştirdikleri Uygulamaların İncelenmesi
The TRNC MEB Preschool Education Program, which was prepared in 2016 within the scope of the Basic Education Development Project (TEPGP), started to be implemented in the 2016-2017 academic year. A series of methods and techniques are proposed for child recognition and assessment practices, which is one of the basic elements of the pre-school education program that aims to support the holistic development of the child with a child-centered approach, and teachers are expected to realize them. The aim of this study is to examine the level of knowing and using the methods and techniques applied by a group of teachers working in pre-school classrooms of 42 public schools affiliated to the Ministry of National Education in Gazimağusa, Lefkoşa, Girne, Güzelyurt, Lefke and İskele districts of the TRNC; is to determine the situations of using the child recognition and assessment tools in the education program, according to what they decide on the practices, the difficulties they face, and their suggestions for the practices to be more effective. The study group of the research consists of 66 preschool teachers who work in the official preschool education institutions affiliated to the TRNC Ministry of National Education in Gazimağusa, Lefkoşa, Girne, Güzelyurt and Iskele in the 2020-2021 academic year and agree to participate in the study. The case study design was used in the qualitative study in collecting and analyzing the data of this research. Interviews with teachers were analyzed and grouped in basic categories and themes and are interpreted. As a result of the research, almost all of the teachers working in the official preschool education institutions in the TRNC found themselves competent in recognizing and evaluating the child. It was concluded that they knew and used majority of the forms within the scope of the program, that they mostly used the applications for the purpose of determining and reporting the development levels of the children, they experienced a series of difficulties in the planning and implementation process. A significant portion of the teachers stated that the 2016 Preschool Education Program made a positive differentiation in the child recognition and evaluation practices. Keywords: Recognition and Evaluation of the Child, Preschool Education, Preschool Education Program, Alternative Evaluation, Recognition and Evaluation Techniques
Anne-Baba Tutumlarının 5-6 Yaş Çocukların Sosyal Problem Çözme Becerisi ile Olan İlişkisinin İncelenmesi
ÖZ. Okul öncesi dönemde sosyal ilişkilerinin artmasıyla birlikte çocuklar akran ilişkilerinde ve çevresindeki diğer kişilerle etkileşim kurarken güçlüklerle karşılaşırlar ve bazı baş etme stratejileri deneyerek sosyal problem çözme becerilerini geliştirirler. Anne babalarının farklı baş etme yollarını model alan çocuğun kendi yaşamındaki sosyal problemlerle baş etme sürecinde yetkinleşmesi büyük önem taşır. Problemlerini etkili bir şekilde çözebilen çocuklar; akademik yaşantılarında başarılı olma ve çevreleriyle yakın ilişkiler kurabilmeyi daha iyi başarabildiklerinden mutlu bireyler olarak yetişeceklerdir. Okul öncesi dönemi kapsayan yaşlar davranışların şekillenmesi açısından önemlidir. Çocuklarda prososyal davranışların gelişmesi için ortam hazırlamak ve desteklemekle birlikte toplumda empati kurabilen, sosyal problem çözme becerisi gelişmiş bireyler yetişir. Bu bağlamda erken yaşlarda prososyal davranışların desteklenmesi ileriki yaşlarda davranış biçimlerinin zeminini oluşturması açısından çok önemlidir. Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişmesi açısından son derece önemli bir işlevi olan sosyal problem çözme becerisinin hangi değişkenlerle ilişkili olduğunun belirlenmesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Ayrıca çocukların ilk temel alışkanlıklarını edindikleri aile ortamında anne-babaların çocuk yetiştirme tutumlarını da problem çözme becerisinin kazanılmasında önemli etkileri olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle çalışmanın bir diğer amacı da, anne-baba tutumlarının, çocukların sosyal problem çözme becerileriyle olan ilişkisini incelemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmış nicel bir çalışmadır. Çalışma grubu; 2015-2016 eğitim-öğretim yılında KKTC Girne İlçesi’ndeki 52 devlet anasınıfına devam edem 46 5 yaş, 54 6 yaş toplam 100 5-6 yaş grubu çocuğu ve aileleridir. Kişisel Bilgi Formu ve Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ) okullar aracılığıyla ailelere gönderilmiş ve çalışmaya katılmayı kabul ederek ilgili formları doldurup gönderen ailelerin çocuklarına Wally Sosyal Problem Çözme Ölçeği araştırmacı tarafından okullarda uygulanmıştır. Toplam olarak okullarda ailelere gönderilmek üzere 600 form dağıtılmış ve geri dönen 100 ebeveynin çocukları ile çalışmaya devam edilmiştir. Ailelerden geri dönen 100 Kişisel Bilgi Formunu 75 anne (%75) ve 25 baba (%25) yanıtlamıştır. Araştırmanın bulgularına göre, çocukların sosyal problem çözme becerilerinin orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların sosyal problem çözme becerilerinin; cinsiyet, yaş, ebeveynin yaşı, anne-baba eğitim durumu, aylık gelir, ailedeki çocuk sayısı, anne-babanın anlaşma düzeyi ve algıladıkları sosyal destek açısından farklılaşmadığı görülmüştür. Ebeveyn tutumları değerlendirildiğinde demokratik tutumun yaygın olduğu bunu koruyucu tutumun izlediği, otoriter ve izin verici tutumun daha düşük düzeyde görüldüğü sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi eğitimde olan 5-6 yaş çocuklarının sosyal problem çözme beceri düzeyleri ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme tutumlarının ilişkisine bakıldığında ise sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi dönem, sosyal problem çözme, sosyal yeterlik, anne-baba tutumları.
K.K.T.C.’de Kanser Tedavisi Gören Farklı Yaş Grubu Çocukların Hastane Ortamında Oyun Odası Gereksinimlerinin Belirlenmesi: Aile, Çocuk, Sağlık Personelinin Görüşleri
Healthy children have the opportunity to "play" wherever they can and it is the "right" of sick children to be provided with similar opportunities who are treated due to chronic, oncologic or terminal diseases. This study aims to investigate the perceptions of children, families and health staff regarding the need of children, who are being treated for cancer in the Paediatric Oncology Unit of Lefkoşa State Hospital, Turkish Republic of Northern Cyprus, for a play room in the hospital setting. To fulfil this aim, the formulated research question is as follows: "What are the perceptions of children, parents and health staff regarding the need of children from different age groups for a play room who are being treated for cancer in TRNC?" Based on this question, perceptions from 32 children, 32 parents and 2 health staff have been collected. Semi-structured interview forms with open-ended questions were used for parents and health staff; and story-completion through letter writing form was used for children. The results revealed many weak points in the current Paediatric Oncology Unit according to children, parents and health staff; and they are mostly caused by problems such as inadequate building, insufficient medications and lack of doctors. Additionally, the children, parent and health staff opinions showed a mutual agreement on the need for a play room in the current Paediatric Oncology Unit and a future play room can have both psychological and physical contributions to the treatment of children. Moreover, participants pointed out issues such as vivid colours, variety of books and toys, a teacher to be recruited as staff regarding the qualities, equipment and staff of a future play room. Suggestions for future studies are given at the end of the study. Keywords: early childhood period, sick child, treatment with play, play, play room, chronic illness
Okul Öncesi Çocuğu Olan Farklı Sosyoekonomik Düzeylerde Ailelerin Çocuklarının Sosyal Uyum Becerilerinin Değerlendirilmesi
The main aim of this research is to evaluate the ways in which pre-school children’s social adaptations and competences change in terms of various variables and at what form and level these differences occur . Within this framework, it has been examined whether the social adaptation and skill of children differ according to various variables. Sample of this research is consist of 274 families which are still continuing pre-school education and live in different regions of TRNC. Data of this research is gathered by social adjustment and competence scale which is improved by Işık and Kandır (2007) and demographic information form prepared by the investigator. Mann-Whitney U test and by Kruskal-Wallis H test is used to analize data obtained by data collection tools used in the research. As a result of the analysis of the data, the children's social skills and adjustment scores differed due to children's school status and number of sibling; parental education level, parent-child age, family income level did not lead to a significant difference in children's social skills scores. The findings were discussed in relation with the literature and suggestions related to the subject were made.
Okul Öncesi Öğretmenlerinin KKTC Okul Öncesi Eğitim Programı’na İlişkin Görüşlerinin İncelenmesi
Education has started informally since the existence of humanity and formal education environments have been evolved over time. The perspectives that differed from the past to the present since the existence of the formal education environment have changed according to the needs of the society or the epoch. From the beginning of formal education, the knowledge, skills and qualifications that are required to be provided to individuals are presented to individuals within the framework of the education programmes determined by countries/societies. The teacher who is the implementer of the training programmes; Who were the information giver and teacher in the past, is now a guide for educating individuals by teaching them how to reach to the right information and raise individuals who have the ability to transform what they have learned. In order to determine whether the educational programmes that determine the aims of the education have achieved their goals, it is of great importance to determine the strengths and weaknesses of the program by obtaining the opinions of the teachers who are the implementers of the education programs. This research is aimed to determine the understandings of teachers about TRNC Ministry of National Education Preschool Education Programme 2016 (MNE PEP 2016) through a perspective of developmental and learning areas of the child. Thus, teachers' opinions about planning and practice phases of the MNE PEP 2016 collected from teachers, who are working in preschool classes in public schools of the MNE and Culture. The research was conducted with the quantitative research method in the screening model. The data of the study was collected using a questionnaire in 2017-2018 academic year with 160 teachers from the pre-school and kindergarten classrooms and branch teachers connected to the MNE, who accepted to participate in the study. In general, the results of the research showed that teachers responded highly to the planning and implementation of the MNE PEP 2016. Teachers stated that they could not plan and implement the elements of the programme and that this was not caused by MNE PEP 2016 . Teachers' ability to evaluate MNE PEP 2016 items is lower than planning and implementation, but in the whole picture the majority of teachers stated that they can evaluate the programme. In addition, the results of the research indicated that teachers had the most struggle, in using the forums which included students' recognition, monitoring and evaluation. This situation contradicts the results in the planning, implementation and evaluation dimension of the training program. The findings of the study were discussed in line with the factors related to the effectiveness of the program and suggestions were made. Keywords: Preschool Education Program, Pre-school Education, Preschool Teachers, EEPDP, Teacher Opinion
Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Çocuğu Olan Ebeveynlerin Kurum Seçiminde Göz Önüne Aldığı Etmenler ve Bu Etmenlerin Okul Öncesi Eğitim Kurumları Tarafından Karşılanma Durumunun İncelenmesi
ÖZ: Bu araştırmada, ebeveynlerin okul öncesi eğitim kurum seçiminde göz önüne aldıkları etmenler ve bu etmenlerin okul öncesi eğitim kurumları tarafından karşılanma durumu incelenmiştir. Bu çalışmadaki genel amaç, ebeveynlerin göz önüne aldıkları etmenlerin neler olduğunu belirlemek ve kurumların bunları karşılama durumunu saptayarak, eğitimin daha nitelikli hale getirilebilmesi için ve okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması açısından neler yapılabileceğini belirlemektir. Çalışmada, KKTC’nin beş ilçesindeki devlet okullarında, 345 anne ve 94 baba olmak üzere toplam 439 ebeveynin okul öncesi eğitim kurumlarının seçiminde etkili olan etmenler konusundaki görüşleri derlenerek yorumlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından alan yazındaki çeşitli çalışmaların incelenmesi ile oluşturulan ve uzman görüşüne dayalı değerlendirme sonucunda uygulanan bir anket formu kullanılmıştır. Ayrıca, katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla bir Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, devlete bağlı okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukları olan ebeveynlerin, okul öncesi eğitim kurumlarının seçiminde kurumun fiziksel yapı; yönetici, öğretmen ve yardımcı personel, program ve aile-okul işbirliği özelliklerine ilişkin göz önüne aldıkları unsurlarda, okul öncesi eğitimin temel mantığı açısından bazı eksiklikler bulunduğu saptanmıştır. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarının devam ettiği okul öncesi eğitim kurumlarını; belirtilen özellikleri karşılayabilme açısından orta düzeyde değerlendirdikleri görülmüştür.
Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Öz Düzenleme Becerileri İle Ebeveynlerin Çocuk Yetiştirme Stilleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi
Öz: Dünyada okul öncesi eğitime verilen önemin hızla artmasına bağlı olarak bu alanda yapılan bilimsel çalışmalar da ivme kazanmıştır. Okul öncesi dönemde çocukların sahip oldukları bilişsel, dil, psikomotor, sosyal ve duygusal özellikleri çevre (okul, ebeveyn, vs.) tarafından desteklenebilir ve geliştirilebilirdir. Eğitimin niteliği açısından gelişim alanlarına bağlı olarak çocukların kazanabilecekleri becerileri ve bu becerilerini etkileyen unsurları inceleme gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Bu gereksinim sonucunda son yıllarda üzerinde yoğun çalışmalar yapılan konulardan biri olan öz düzenleme; çocukların zihinsel, duygusal ve davranışsal olarak kendilerini planlama, kontrol etme, engelleme, yönlendirme, düzenleme gibi becerilerini içermekte ve ilkokula hazırbulunuşluk, matematik yeteneği, arkadaşlık ilişkileri gibi akademik ve sosyal yetkinlikleri de etkilemektedir. Bu araştırmada Kıbrıs’ın Lefkoşa ve Girne İlçesi’nde bulunan bazı okul öncesi eğitim kurumlarındaki çocukların öz düzenleme becerileri ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme stilleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda “Okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerileri ile ebeveynlerin çocuk yetiştirme stilleri arasında ilişki var mıdır?” şeklinde bir araştırma sorusu geliştirilmiştir. Temel araştırma sorusuna bağlı olarak 122 çocuk ve 122 ebeveynden farklı veri toplama araçları kullanılarak araştırmanın verileri elde edilmiştir. Bu çalışmada sosyodemografik değişkenlerle de ilişkilendirerek yapılan veri analizleri sonucunda; çocukların öz düzenleme becerilerinin cinsiyetlerine göre farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn tutumlarının ise ebeveynlerin eğitim durumlarıyla, çocuk yetiştirme konusunda karşılaştıkları problemlerle baş etme yeterlilik algılarıyla ve ebeveynlerin birbirleriyle uyum düzeyleri algılarıyla ilişkili olduğu görülmüştür. Çocukların öz düzenleme becerileri ve ebeveynlerin çocuk yetiştirme stilleri arasında ise ilişki bulunmamıştır. Bu araştırma sonuçları, alanyazındaki diğer çalışmalarla ilişkilendirilerek tartışılmış ve çalışmanın sonunda önerilere yer verilmiştir. Bu çalışma, Kuzey Kıbrıs’ta çocukların öz düzenleme becerileriyle ilgili olarak yapılan ilk araştırmadır. Bu nedenle, Kıbrıs’taki çocukların öz düzenleme becerileri ve ebeveyn tutumlarıyla ilgili yapılacak daha kapsamlı çalışmalara, kamusal okul öncesi eğitim kurumlarında düzenlenecek olan aile eğitimlerine ve öğretmenlere yönelik hazırlanan hizmet içi eğitim kurslarına ışık tutacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Öz düzenleme, ebeveynlerin çocuk yetiştirme stilleri, okul öncesi dönem
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının İletişim Becerileri ve Duygusal Okuryazarlık Düzeylerinin İncelenmesi
ÖZ:Üstlenecekleri önemli sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda okul öncesi öğretmenlerinin bazı becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu becerilerden biri etkili iletişim becerisidir. Çocuklarla kurulacak etkili iletişim, öğretimin daha yapılmasına ve öğrenme ortamında öğretmenin başarılı olmasına katkı sağlamaktadır. Okul öncesi öğretmenlerde bulunması gereken bir başka özellik ise duygusal okuryazarlıktır. Öğretmen tarafından çocuklara duygusal okuryazar bir sınıf ortamı sunulmasının çocukların duygusal okuryazarlık becerilerinin gelişmesine de katkı sağladığı ifade edilmektedir. Yüksek duygusal okuryazarlık becerilerine sahip öğrencilerin; akademik başarılarının, arkadaş ilişkilerinin daha olumlu seyrettiği ve sosyal becerilerinin daha iyi olduğu belirtilmektedir. İletişim becerileri ve duygusal okuryazarlık becerileri öğrenilebilen ve geliştirilebilen yeterliliklerdir ve hizmet öncesinde öğretmen adaylarının bu yönden desteklenmesi önemlidir. Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim becerileri ve duygusal okuryazarlık düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırmada öğretmen adaylarının iletişim becerileri ve duygusal okuryazarlık düzeyleri ile ilişkili olabileceği düşünülen, çeşitli değişkenler ele alınarak incelenmiştir. Bu araştırmada veri toplanması amacıyla; araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu, Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri ile Palancı, Kandemir, Dündar ve Özpolat (2014) tarafından gerçekleştirilen Duygusal Okuryazarlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini KKTC’ de, Gazimağusa’da bulunan Doğu Akdeniz Üniversitesi, Temel Eğitim Bölümü, Okul Öncesi Öğretmenliği programının 1,2,3 ve 4. Sınıflarında öğrenim görmekte olan 226 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Elde edilen bulgulara göre; okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim beceri düzeyleri ile duygusal okuryazarlık düzeyleri cinsiyetlerine göre anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Benzer biçimde öğretmen adaylarının uyruk, yaşamını en uzun geçirdiği yer, sınıf düzeylerine göre duygusal okuryazarlık ve iletişim beceri düzeylerinde de anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının iletişim beceri düzeyleri ile duygusal okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin yönünün pozitif olduğu ve anlamlılık gösterdiği belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmen adaylarının iletişim beceri düzeyleri yükseldikçe duygusal okuryazarlık düzeylerinin de yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular, öğretmen eğitimi ile ilgili öneriler şeklinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Öğretmen Adayları, İletişim Becerileri, Duygusal Zeka, Duygusal Okuryazarlık.
Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Mesleki Kaygılarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi
The biggest problem of today's societies is related with education. The most important role in planning the teaching and gaining the desired behaviors in the students is the teacher’s. During their university education, prospective teachers have a wide range of responsibilities. It is expected that these people who have chosen teaching profession will acquire all the knowledge and skills required by the profession as a result of their university education. In the 21st century education approach; they are expected to have a sense of responsibility, to raise individuals who are aware of the social, economic, cultural and belief systems of the society in which they live, to develop themselves continuously and to innovate and to look at events through a holistic perspective through critical and creative thinking in a globalizing and digitalizing world. Such responsibilities cause anxiety on prospective teachers. These concerns have a negative impact on prospective teachers' professional competencies and lead to a decrease in their motivation. The aim of this study was to ensure that prospective teachers' preoccupation concerns were identified and to shed light on necessary measures. In the research conducted, variables that are thought to be related with the professional anxiety of prospective teachers; gender, nationality, grade level, type of high school graduation, general success average, university preference order, economic level, the status of seeing the appropriate teaching profession for themselves, beliefs of being successful teachers in the future, belief in the application of the education received in the profession and the feeling of being successful in the profession variables were examined. In order to collect data; The Personal Information Form developed by the researcher and the Teacher Candidate Anxiety Scale adapted to Turkish by Saban, Korkmaz and Akbaşlı (2004) were used. 226 prospective teachers from the 2nd, 3rd and 4th grades of Preschool Education Program of Eastern Mediterranean University Faculty of Education in Famagusta, Turkish Republic of Northern Cyprus participated in the study The results for the professional anxiety levels of teacher candidates demonstrated that; there was no statistically significant difference in terms of gender, nationality, type of high school, general achievement averages, order of choice of university and economic level. It was determined that teacher-centered students' self-centered and student-centered, scores did not differ in terms of grade levels, while Task-Centered Anxiety differed. In addition, it was concluded that there was no statistically significant difference in the other dimensions, where the beliefs about the contribution of the education received at the university to the practice differed significantly only in terms of Student-Centered Anxiety. Also; it was found that there were significant differences in the self-centered, task-centered and student-centered concerns of the prospective teachers in terms of their perception of teaching profession, belief in being a successful teacher in the future, and anxiety about whether they were successful in the profession. Keywords: Professional Anxiety, Preschool Education, Teacher Candidates, Teacher Competence