Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Çetin

22 theses · Kastamonu University

DoctorateOpen AccessTR

Kentsel peyzaj planlamada ısı adası oluşumunun uzaktan algılama yönetimi ile analizi; Samsun örneği

Kentlerde nüfus artışı ile birlikte oluşan Kentsel Isı Adası etkisinin, kentin çevresel faktörlerine ve makro ölçekte iklim değişimine varan etkisinin, araştırılma gereği duyulmuştur. Bu amaçla Kentsel Isı Adası olgusu ile yakından ilişkili olan Arazi Yüzey Sıcaklığı'nın çevresel faktörlerden, NDVI, NDBI, Albedo ve Arazi Kullanımı/Arazi Örtüsü değişimi ile ilişkisi uzaktan algılama yöntemi ile incelenmiştir. Landsat 8 OLI/TIRS ve Landsat 7 ETM+ uydu görüntülerinin ham verilerine, Arc Gis 10.2 ve Q Gis 3.16 yardımcı programlarından faydalanılarak algoritmalar uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Samsun merkez ilçeleri, ilkadım ve Atakum ile kırsalda Bafra ve Ondokuzmayıs ilçelerini içine alan çalışma alanında 2000-2020 yılları arasında yeşil alan miktarı %14,1 oranında azalmıştır. Bu oranın yapılaşmış alanlarda %7,1, çıplak toprak alanlarda ise %7,33 artış olarak paylaşıldığı görülmüştür. Yeşil alanlardaki azalışın Arazi Yüzey Sıcaklığı değerine olan etkisine bakıldığında 2000 yılında maksimum Arazi Yüzey Sıcaklığı 41,75 °C iken, 2020 yılında 43,44 °C'ye çıktığı görülmektedir. Arazi Yüzey Sıcaklığı'ndaki artışın yapılaşmış alan sınfında olduğu görülmüştür. Çalışma alanı genelinde 20 yılda NDVI indeksi 0,05, NDBI indeksi 0,03'lük artış gösterirken, Albedo ise 0,01'lik azalış göstermiştir. Tüm bu bulguların KIA oluşumuna etkisi, UTFVI indeksinin hesaplanması ile nicel olarak tanımlanmıştır. UTFVI haritalarından yapılan alan analizleri sonucunda 20 yılda Yok diliminde %84 azalış, Zayıf diliminde % 104 artış, Orta dilimde % 10 azalış, Güçlü diliminde %15 azalış, Daha güçlü diliminde % 8 artış, En güçlü diliminde % 179 oranında artış görülmektedir. En yoğun artış En güçlü diliminde olmakta ve Kentsel Isı Adası etkisini ortaya koymaktadır.

Burcu Çevik Değerli
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ankara kent merkezinde ağır metal kirliliğinin bölgesel değişimi

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de yerleşim alanlarının artışı ile çevre sorunları artmış, bu durum çevre kirliliği başta olmak üzere pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Çevre kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller insan ve çevre sağlığı açısından en tehlikeli ve önemli olanlarıdır. Özellikle Pb, Cr, Cd, Zn, Ni, Ba ve V ağır metaller arasında en toksik ve ölümcül olanlarındandır ve bu ağır metallerin çevredeki konsantrasyonları sürekli artmaktadır. Kirlilik artışından en çok etkilenen elemanların başında ise toprak gelmektedir. Topraklar hem bitkiler için bir beslenme ve yaşam ortamı, hem de çevrenin en önemli bileşenlerden birisidir. Bunun yanında özellikle üst toprak, hava kirliliğinin düzeyinin de en önemli göstergelerindendir. Bu çalışmada da Türkiye'nin başkenti ve en büyük ikinci şehri olan Ankara'da kent merkezindeki Ba, Cd, Cr, Ba, Cu, Mn, Ni, Co, Zn, S, V, P, Na, K, Ca, Fe, Mg ve Al kirliliğinin üst topraklar yardımıyla belirlenmesi ve haritalanması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Ankara kent merkezi farklı özelliklerdeki alt bölgelere ayrılmış ve bu bölgeleri temsilen 50 noktadan üst toprak örnekleri alınarak ağır metal analizleri yapılmıştır. Daha sonra ağır metal konsantrasyonlarının bölgesel bazda değişimleri istatistiki olarak değerlendirilmiş, veriler ArcGIS 10.7 yazılımı kullanılarak Coğrafi Bilgi Sistemlerine (CBS) aktarılmış daha sonra enterpolasyon yöntemlerinden kriging yöntemiyle modellenmiş ve kirlilik haritaları oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda hangi ağır metaller bakımından hangi bölgelerin daha kirli olduğu ayrı ayrı belirlenmiştir.

Akram Mohamed Omar Aljamah
Kastamonu University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Ordu, Bingöl ve Aydın illerinde bazı iklim parametreleri ve biyokonfor değerlerinin aylık ve yıllık bazda değişimi

İklim parametrelerinin uygunluğuna bağlı olarak şekillenen biyokonfor, insanların rahatı, huzuru, mutluluğu ve performansı yanında sağlığını da etkileyen önemli bir kriterdir. Bundan dolayı biyokonfor açısından uygun alanların belirlenerek yerleşim alanlarının planlanmasında altlık olarak kullanılması hem insan sağlığı ve mutluluğu hem de enerji verimliliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada da Ordu, Bingöl ve Aydın illerinde biyokonfor durumunu şekillendiren rüzgâr, sıcaklık ve bağıl nem ile biyokonfor açısından uygun alanlar aylık ve yıllık olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya konu illerde rüzgâr hızı, sıcaklık ve bağıl nem parametrenin büyük oranda biyokonfor alanlarının oluşumunu engellediği belirlenmiştir. Ordu'da rüzgâr hızı ocak, şubat, mart, nisan, ekim, kasım ve aralık aylarında konforsuz alanlar oluşmasına sebep olurken sıcaklığın birçok ayda 15 °C'nin altında olduğu alanlar bulunmakta, yüksek nem oranı ise her ayda konforsuz alanların oluşmasına sebep olmaktadır. Biyokonfor açısından uygun alanlar, Ordu ili yüzölçümünün mayıs ayında %0,4'ünü, haziran ayında %1,36'sını, temmuz ayında %1,45'ini, ağustos ayında %1,77'sini, eylül ayında %8,06'sını ve ekim ayında %0,37'sini oluşturmaktadır. Ocak, şubat, mart, nisan, kasım ve aralık aylarında ilin tamamı konforsuz alanlar kapsamında kalmaktadır. Aydın'da yıllık ortalama verilere göre ilin orta ve güney bölümünde yer alan ve il yüzölçümünün sadece %1,47'sini kapsayan bir alanın biyokonfor açısından uygun değer aralıklarında olmadığı, bunun dışında il genelinin yaklaşık %98,53'ünün ise konfor aralıklarında olduğu belirlenmiştir. Konforsuz alanların oluşmasına sebep olan faktör yüksek nem olmakla birlikte, yıllık ortalama nem oranının en fazla %71,5'e kadar çıktığı yani konfor aralığının sadece %1,5 üzerinde olduğu düşünüldüğünde Aydın il genelinin tamamının konfor aralıklarında olduğu düşünülebilir. Bingöl'de ise yıllık ortalama verilere göre ilin tamamı konforsuz alanlarda kalmaktadır ve konfor durumunu etkileyen temel parametre sıcaklıktır.

Osama B Muragaa Alrabıtı
Kastamonu University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yetişme koşullarının mimari tasarımlarda kullanılabilecek bazı iç mekan bitkilerinde bitki büyüme performansı ve bitki morfolojik karakterlerine etkisi

Günümüzde kentsel alanlarda hem iç hem de dış mekânda en önemli sorunlardan birisi olan hava kirliliği her yıl milyonlarca insanın sağlığını etkileyen küresel boyutta bir sorun haline gelmiştir. Hava kirliliği etmenleri arasında ağır metaller biyobirikme eğiliminde olmaları, insan sağlığı açısından düşük konsantrasyonlarda bile toksik olabilmeleri, besin elementi olarak canlılar için gerekli olanlarının bile yüksek konsantrasyonlarda zararlı olabilmeleri sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir. Bu nedenle ağır metallerin havadaki konsantrasyonlarının hem değişiminin izlenmesi hem de kirlilik düzeyinin azaltılması büyük önem taşımaktadır. Bu alandaki çalışmalara katkı sağlamak amacıyla bu çalışma kapsamında, iç mekân mimari tasarımlarında en sık kullanılan bitkilerden deve tabanı, difenbahya, drasena, kauçuk, şeflera, spatifilyum ve yukka bitkilerinin, kontrol, sigara ve trafik ortamında yetiştirilen bireylerinde Cr, Pb, Ni, Co, Cd, V, Al, Ba, B, Cu, Fe, Mn, Zn, Na, K, Ca, Mg ve P konsantrasyonlarının değişimi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda her bir ağır metal konsantrasyonunun havadaki değişiminin izlenmesi için kullanılabilecek en uygun türlerin hangileri olduğu ayrı ayrı tespit edilmiştir.

Adel Easa Saad Abo Aısha
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şehit Şerife Bacı Tabiat Parkı'nın sürdürülebilir ekoturizm potansiyelinin peyzaj yönetimi ve planlama açısından değerlendirilmesi

Herhangi bir ülke veya bölgede, turizmin varlığı veya gelişimi esas olarak doğal, tarihi ve kültürel mekânlara bağlıdır. Ekoturizm, doğal ve kültürel kaynakları değerleme bağlamında, sürdürülebilir turizmin en önemli alt bileşenidir. Turizm faaliyetlerine ya da eğlence amaçlı faaliyetlerde bulunmaya çalışan insanların doğal alanlarda bunu tercih etmeleri gittikçe artan bir eğilimdir. Şerife Bacı Tabiat Parkı çevresindeki önemli alanların kültürel ve doğal değerlerini inceleyen bu çalışma, coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak ifade edilen alanda gelişmiş rekreasyonel ve turizm faaliyetlerini tanımlamaktadır. Çalışma kapsamında alanın değerlendirilmesi yapılmış ve yakın çevresinin turizm potansiyeli belirlenmiştir. Çalışma sonuçları Şerife Bacı Tabiat Parkının ekoturizm uygulamaları açısından zengin potansiyele sahip olduğunu ve Şerife Bacı Tabiat Parkı için çeşitli olası ekoturizm faaliyetlerinin uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Buna ek olarak, bu çalışma, çalışma alanında planlama çalışmalarının doğru bir şekilde uygulanması açısından ekoturizm ilkeleri ile çok disiplinli çalışma hedeflerinin belirlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Hüseyin Akpınar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kastamonu ilinin alansal değişiminin belirlenmesi ve peyzaj plan kararlarının alınması

Yüzey alanı dinamik bir yapısı vardır ve bundan dolayı zaman içerisinde değişim eğilimindedir. Yüzey alanı, izleme sürdürülebilir kalkınma ve çevre koruma açısından oldukça önemlidir (Winarso ve Budhiman, 2001; Cetin vd., 2010; Cetin 2015a; Cetin 2015b; Cetin 2016a; Cetin 2016b; Cetin ve Sevik 2016a; Cetin ve Sevik 2016b). Genellikle, yüzey alanı haritaları zemin ölçme yoluyla üretilmiştir. Çalışma kapsamında öncelikle çalışma alanına ait jeoloji, hidroloji, topografik ve toprak haritaları temin edildi. Daha sonra bölgeye ait iklim, flora ve fauna bilgileri toplandı. Elde edilen veriler bilgisayara girililerek Arc GIS yazılımı yardımıyla bölgeye ait haritalar oluşturuldu ve veriler haritalar üzerine işlendi. Çalışmada uydu görüntüleri kullanılarak Kastamonu ilinin yüzey alanı değişim aşamaları incelenmiştir. Çalışmada kullanılan dijital uydu görüntüleri: Landsat 8 OLI/TIRS gürüntüsü; Landsat 7 ETM + görüntüsü; Landsat 5 TM görüntüleri; 4 farklı yıla ait uydu görüntüsü elde edilmiştir. Elde edilen görüntüler ARC MAP programı ile band kompozit işlemleri yapılarak kontrollü sınıflandırma işlemi için ENVI V 5 yazılımı kullanılmıştır. Yapılan sınıflandırma işlemlerinde sınıflandırmanın doğruluğu için bir çok formül kullanılmıştır. Çalışma alanının arazi kullanım türleri ve arazi yüzeyi değişimi belirlemek için kontrollü sınıflandırma teknikleri kullanılmıştır. Calisma sonucunda, Kastamonu kentinin yüzey değişimlerin yıllar içerisindeki büyük farklar ortaya koyulmuştur. ilin değişim aşamaları göz önüne alınarak sağlıklı plan kararların alınması sağlanmıştır. Çalışma alanını için elde edilen veriler ve bilgiler analiz edilip çalışmanın amacı olan geleceğe dair peyzaj plan kararlarının alınması konusunda bir bütünlük içerisinde değerlenmiştir.

Uğur Cantürk
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel planlama çalışmalarında biyokonfor; Manisa örneği

Yakın geçmişte, hızlı ve plansız kentleşme, işlevsiz ve estetik olmayan şehir yapılaşmasını beraberinde getirmiş ancak, süreç içerisinde şehir merkezlerinde yaşayan insanların gelir düzeyinin artması ve bilinçlenmenin etkisiyle ekolojik denge, temiz çevre, konfor şartları gibi terimler önem kazanmış, insanların yaşayacakları şehirleri seçmelerinde önemli faktörler olmaya başlamıştır. Bu süreçte ortaya çıkan biyokonfor sıcaklık, yağış, nem ve rüzgâr gibi çevre şartlarının, insanların kendilerini rahat hissettiği sınır değerlerde olması olarak tanımlanabilir. Biyokonfor, son yıllarda kentsel planlama çalışmalarında göz önünde bulundurulmaya başlanan önemli bir kavramdır. Bu çalışmada, Manisa ilinin iklim verilerine göre biyokonfor açısından uygun alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, Manisa il genelindeki meteoroloji istasyonlarından veriler elde edilmiştir. Bu istasyonlara ilişkin ortalama sıcaklık, bağıl nem ve rüzgar değerleri, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ortamına ArcMap GIS™ 10.2 yazılımı kullanılarak aktarılmıştır. CBS ortamına aktarılan verilerden iklim haritaları oluşturulmuş ve biyoiklimsel konfor açısından uygun alanlar belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarının, Manisa ili için uzun vadeli kentsel planlama çalışmalarına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Kenan Çalı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Havadaki ağır metal konsantrasyonlarının değişiminin izlenmesinde Cupressus arizonica yıllık halkalarının kullanabilirliği

Son yıllarda artan hava kirliliği önemli boyutlara ulaşmış ve en önemli gündem maddelerinden birisi haline gelmiştir. Hava kirliliği bileşenleri içerisinde ağır metaller ayrı bir önem taşımaktadırlar. Çünkü, ağır metaller doğada kolay kolay yok olmazlar, biyobirikme eğilimindedirler ve bazıları düşük konsantrasyonlarda bile toksik veya kanserojen etkilere sahiptir. Bundan dolayı havadaki ağır metal konsantrasyonlarının değişimlerinin izlenmesi son derece önemli bir konudur. Atmosferdeki ağır metal konsantrasyonunun değişiminin belirlenmesine en çok tercih edilen yol biyomonitorlerdir. Ağaçlar, atmosferdeki ağır metallerin geçmişten günümüze konsantrasyonundaki artışın belirlenmesinde iyi birer biyomonitordürler. Özellikle ağaçların yıllık halkaları yardımıyla havadaki ağır metal konsantrasyonunun değişimi hakkında önemli bilgiler edinilebilmektedir. Bu çalışmada da Kastamonu ilinin Kışla parkı mevkiinden 2016 yılı sonunda kesilen Servi (Cupressus arizonica) ağacından 2016 yılı aralık ayı içerisinde ana gövdeden alınan kütük üzerinde yıllık halkalar belirlenerek bu seksiyonlarda bazı elementlerin konsantrasyonlarının yıl bazında değişimi belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca iç ve dış kabuktaki element konsantrasyonları da belirlenmiştir. Böylece çalışmaya konu elementlerin yön, organel ve yıl bazında değişimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda genel olarak yola dönük dış kabuktaki element konsantrasyonlarının daha yüksek seviyede olduğu, elementlerin yıl bazında değişiminin genel itibariyle dalgalı bir seyir izlediği ancak, Cd, Ni, Fe, Ca, Mn ve Pb gibi bazı elementlerin konsantrasyonlarında son yıllarda genel itibariyle bir artış olduğu belirlenmiştir.

Alican Cesur
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mavi ladin (Picea pungens Engelm) ibrelerinin yakın geçmişteki ağır metal birikiminde biyomonitor olarak kullanılabilme olanakları

Günümüzde hava kirliliği bazı şehirlerde insan sağlığını tehdit edecek düzeyde artmış, dünya genelinde ise her yıl milyonlarca insanın hayatını kaybetmesine yol açacak boyutlara ulaşmıştır. Hava kirliliği bileşenleri arasında özellikle ağır metaller büyük öneme sahiptir. Zira ağır metaller doğada bozulmadan uzun süre kalabilmekte ve çevredeki konsantrasyonu da sürekli artmaktadır. Ayrıca biyobirikme eğilimindedir. Bundan dolayı ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi, riskli bölgelerin ve risk düzeyinin tespit edilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bitkilerdeki ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi ise, hem bitkilerin ağır metalleri havadan uzaklaştırma ve dolayısıyla hava kalitesini artırma aracı olarak kullanılabilme olanaklarının belirlenmesi, hem de hava kalitesinin izlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bundan dolayı bu güne kadar bitkilerde ağır metal birikimleri üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak yapılan çalışmalar daha ziyade geniş yapraklı bitkilerin tek yıllık yapraklarının biyomonitör olarak kullanımı konusunda yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmada ise ibreleri ağaç üzerinde uzun süre kalabilen ayrıca, ibre ve dal yaşları hesaplanabilen Picea pungens organlarınin, yakın geçmişte ağır metal konsantrasyonundaki değişimin belirlenmesinde biyomonitor olarak kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. Çalışma kapsamında Ca, Al, Mg, Cu, Fe, Mn, Ba, Li, Na ve K elementlerinin, yıkanan ve yıkanmayan ibre, kabuk ve dal organlarınde organ yaşına bağlı olarak değişimi değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçları, çalışmaya konu elementlerin organ, yıkanma ve organ yaşına bağlı olarak konsantrasyonlarının değiştiğini, genel olarak en düşük konsantrasyonların Ca, Al, Mg, Cu, Na ve K elementlerinde kabuklarda elde edildiğini göstermiştir.

Oğuzhan Çobanoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu kayını (Fagus orientalis Libsky) populasyonlarında bazı stomatal ve morfometrik karakterler yardımıyla genetik çeşitliliğin belirlenmesi

Bu çalışmada; Türkiye'de doğal olarak yetişen ve geniş ormanlar kuran Fagus orientalis (Doğu Kayını)'in doğal populasyonlarındaki genetik çeşitliliğin bazı stomatal ve morfometrik karakterlere bağlı olarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında doğal yayılış alanındaki 12 populasyondan (Hatay1, Hatay2, İnebolu, İstanbul, Sinop, Trabzon, Artvin, Düzce, Bolu, Çanakkale, Ordu ve Rize) yaprak örnekleri toplanmıştır. Yaprakların Taramalı Elektron Mikroskobu (Scanning Electron Microscope=SEM) yardımıyla elde edilen görüntüleri üzerinde stomatal karakterlerden, stoma uzunluğu (STB), stoma genişliği (STE), por uzunluğu (PB) ve por genişliği (PE) ölçümleri yapılmıştır. Ayrıca yaprakların ölçekli fotoğrafları üzerinde yapılan ölçümler ile de yaprak ayası boyu (YAPBOY), yaprak ayası genişliği (YAPCAP), yaprak sapı uzunluğu (YAPSAP), yaprak sapı ile yaprak tabanı açısı (YTABAC), yaprağın orta kısmındaki yan damar ile orta damar arası açısı (ORTAAC) karakterleri ölçülmüştür. Elde edilen veriler varyans analizi, Duncan testi, kümeleme analizi ve korelasyon analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda çalışmaya konu karakterlerin populasyon bazında önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir. Kümeleme analizi sonucunda populasyonların genel olarak iki grupta toplandığı, coğrafik olarak birbirine en yakın populasyonlardan Rize ve Artvin populasyonlarının bir grupta, diğer populasyonların ise diğer grupta toplandığı tespit edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarına göre ise stomatal karakterlerin birbirleri ile, morfometrik karakterlerin de birbirleri ile istatistiki olarak anlamlı düzeyde ilişkili oldukları belirlenmiştir.

Rızacan Keskin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ağır metal kirliliklerinin izlenmesinde mavi ladin (picea pungens engelm)' in biyomonitor olarak kullanılabilirliği

Günümüzde hava kirliliğisanayinin etkisi ve teknolojideki hızlı gelişmelerden dolayı bazı şehirlerde insan sağlığını tehlikeli bir seviyede tehdit edecek düzeyde artmış, dünya ölçeğinde ise her yıl milyonlarca insanın hayatını sonlandıran bir sorun halıne gelmiştir. Hava kirliliğinin nedenlerinden biri olan ağır metaller büyük öneme sahiptir. Öezellikle ağır metaller doğada bozulmadan uzun süre kalabilmekte ve çevredeki konsantrasyonu da sürekli artmaktadır. Ayrıca insan, hayvan ve bitki yapısında biyobirikme eğilimindedir. Bundan dolayı ağır metal konsantrasyonunun belirlenmesi, riskli bölgelerin ve risk düzeyinin tespit edilmesi açısından büyük öneme sahiptir. Bitkilerdeki ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi ise, hem bitkilerin ağır metalleri havadan uzaklaştırma ve dolayısıyla hava kalitesini artırma aracı olarak kullanılabilme olanaklarının belirlenmesi, hem de hava kalitesinin izlenmesi açısından önem taşımaktadır. Bundan dolayı bu güne kadar bitkilerde ağır metal birikimleri üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak yapılan çalışmalar daha ziyade geniş yapraklı bitkilerin tek yıllık yapraklarının biyomonitör olarak kullanımı konusunda yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmada ise ibreleri ağaç üzerinde uzun süre kalabilen ayrıca, ibre ve dal yaşları hesaplanabilen Picea pungens organlarınin, yakın geçmişte ağır metal konsantrasyonundaki değişimin belirlenmesinde biyomonitor olarak kullanılabilme olanakları araştırılmıştır. Çalışma kapsamında altı adet elementin ibre, kabuk ve dal olmak üzere üç farklı organda, yıkanma ve organ yaşına bağlı olarak değişimi incelenmiştir. Çalışma kapsamında Zn, Ni, Cr, Co, Cd ve Pb elementlerinin değişimi değerlendirilmiştir Çalışma kapsamında söz konusu elementlerin organ, organ yaşı ve yıkanmaya bağlı değişimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışma sonucunda Zn, Ni, Cr ve Cd konsantrasyonlarının organ bazında istatistiki olarak anlamlı düzeyde değiştiğini ortaya koymuştur. Ancak her bir elementin farklı organlarda daha yüksek konsantrasyonlara ulaştığı görülmektedir. En yüksek konsantrasyonlar Zn'da da, Ni'de ibre ve dal, Cr ve Cd'de ise ibrede elde edilmiştir.

Hasan Basri Keçeci
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuk oyun parklarında kullanılan peyzaj donatı elemanları

Bu araştırmada dış mekan oyun parkı kavramı, parklarda çocuklar tarafından kullanılan oyun alanı donatılarının türleri ve bu donatı elemanlarının altında ve çevresinde yer alan zemin çeşitleri tanımlanmıştır. Bu doğrultuda bir saha araştırması yürütülmüş, araştırma kapsamında teknik özelliklere ve oyun parkı donatılarının üretiminde kullanılan malzemelere ilişkin bilgiler ABD Tüketici Ürün Güvenliği Kurumu (CPSC – Consumer Product Safety Commission) ve Amerikan Test ve Materyaller Topluluğu (ASTM – American Society for Testing ve Materyals) normları uyarınca değerlendirilmiştir. Çalışma Ankara'nın Çankaya ilçesinde bulunan on beş parkta yürütülmüş, araştırma sürecinde 210 çocuk katılımcı rastgele olarak seçilmiştir. Bu çocuklar yaşlarına göre 6 ay-6 yaş, 7-12 yaş ile 21 yaş üzeri olmak üzere üç kademeye ayrılmıştır. Oyun alanı donatılarına ilişkin tercih edilen tür, güvenlik ve erişim kolaylığı ile tercih edilen renk ve şekilleri barındıran bir gözlem aracılığıyla gözlemler derlenmiştir. Söz konusu gözlemde donatıların altında ve çevresinde bulunan zemin türleri, hangi türün çocuklar için daha iyi olduğu ve donatıların en çok hangi mevsimde çocuklar tarafından tercih edildiğine dair sorulara da yer verilmiştir. Gözlem yoluyla toplanan veriler ki-kare yöntemi kullanılarak değerlendirilmiştir. Saha araştırmasının sonucunda teknik özellikler bakımından oyun parkı donatılarının, kullanılan malzemeler ve periyodik bakım ve tamirata ilişkin birtakım gözlemler haricinde, CPSC stveart ve kılavuz ilkeleriyle bir dereceye kadar uyumlu olduğu belirlenmiştir. Zeminlerin ise söz konusu özellikler ve kılavuz ilkelerce belirtilen şartlara uygun olmadığı görülmüştür. Gözlem sonuçlarında en olumlu değerlendirmelerin kaydıraklar için yapıldığı, bunu salıncakların ve tahterevallilerin izlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca en sevilen rengin kırmızı, donatının en sık kullanıldığı mevsimin ise yaz olduğu tespit edilmiştir. Son olarak kauçuk zemin en iyi seçenek olarak sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Peyzaj, çocuk oyun parkları, dinlenme alanları, yapı malzemeleri

Şehir peyzajı
Mohammed Miftah Mohammed Bouzqayyah
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep il genelinde bazı iklim parametreleri ve biyokonfor alanlarının mevsimsel değişimi

İnsanların yaşamlarını sürdürdükleri fiziksel çevrenin tasarım ve planlanmasında öncelikle bölgedeki iklimi anlamak, değerlendirmek ve insanların kendilerini rahat hissedecekleri ortamı oluşturmak son derece önemlidir. İnsan yaşamı büyük oranda iklimden etkilenmektedir. İnsanların kendilerini rahat hissedebilmeleri için ortamın belirli bir sıcaklık, nem ve rüzgâr aralığında olmaları gerekmektedir. Bu aralık konfor bölgesi olarak adlandırılmaktadır. Konfor şartlarının uygun olmadığı alanlarda insanlar kendilerini rahatsız hissetmekte ve oradan ayrılmak istemektedirler. Biyokonfor açısından uygun alanlarda yerleşim alanları kurulması insanların sağlıklarını, rahatlarını ve psikolojilerini etkilemenin yanında aynı zamanda enerji sarfiyatı üzerinde de büyük oranda etkili olmaktadır. Bundan dolayı kentsel planlama çalışmalarında biyokonfor alanları belirlenmeli ve planlamalarda mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Bu çalışmada Gaziantep İli genelinde biyokonfor açısından uygun olan ve olmayan alanların belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında ayrıca nem, rüzgar hızı, yağış ve sıcaklık değerleri ile biyokonforun mevsimsel değişimi de incelenmiştir. Çalışma sonucunda yıllık ortalama iklim verileri kullanılarak yapılan hesaplamalara göre Gaziantep il genelinin yaklaşık %88,83'ünün biyokonfor açısından uygun olduğu ancak, biyokonfor açısından uygun alanların mevsimsel bazda önemli ölçüde değiştiği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda ilkbahar ve sonbahar mevsiminde ilin büyük bölümü konforlu alanlar olarak belirlenirken kış mevsiminde ilin tamamının konforsuz olduğu belirlenmiştir. Bu durum yıllık ortalama verilere dayanılarak hesaplama yapmanın doğru olmadığını göstermektedir. Bundan dolayı biyokonfor çalışmalarının mevsimsel hatta aylık olarak yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyokonfor, Gaziantep, CBS, mevsimsel değişim

Yousef Omar Elhadar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çifteler (Eskişehir) ilçesinin peyzaj plan kararlarının oluşturulması

Çalışma Eskişehir iline bağlı Çifteler İlçe sınırlarını kapsamaktadır. Öncelikle proje alanına ait veriler titizlikle toplanarak CBS ortamında sayısallaştırma işlemi yapılmıştır. Analizi yapılan alanın biyolojik çeşitliliği, hidrolojik varlığı, kültürel etmenler ve toprak analizleri ile birlikte değerlendirilerek uygun kullanım ve öneriler sunulmaya çalışılmıştır. Araştırmada alınan peyzaj plan kararlarının, sit alanları, tabiat parkları ve korunması gereken tüm tabiat varlıklarının korunması, kullanımlarının kısıtlandırılması ve geleceğe aktarılabilmesi adına katkı sunması hedeflenmiştir.

Halime Kavas
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Samsun'da bazı iklim parametreleri ve kuraklık durumunun küresel ısınmaya bağlı olarak değişimi

İklim değişikliği, muhtemel etkileri dolayısıyla günümüzün en önemli çevresel sorunlarından birisidir. Bundan dolayı özellikle son yıllarda, iklim parametrelerinde meydana gelmesi muhtemel değişiklikler konusunda çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar, mevcut veriler ışığında olması muhtemel değişikliklerin önceden belirlenmesi ve bu duruma göre etkilenecek alanlarda alınması gereken önlemlere katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu çalışmada da Samsun ili genelinde bazı iklimsel parametrelerin ve bunlara bağlı olarak gelecek yıllarda oluşması muhtemel kuraklık durumunun farklı modeller kullanılarak belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma sonucunda kullanılan bütün senaryolar ve iklim sınıflandırma modellerine göre 2050 yılında Samsun il genelinde sıcaklık ortalaması artacak, yağış miktarı azalacak ve buna bağlı olarak iklim tipleri karasal iklim tipine doğru kayacaktır. 2070 yılında ise bu değişiklikler daha da fazla kendini gösterecektir. Örneğin günümüzde il genelinin sadece %0,99'unda yağış miktarı 500 mm'nin altında iken bu oranının 2050 yılında bu oranın %14,28'e, 2070 yılında ise %18,63'e çıkabileceği tahmin edilmektedir. Benzer şekilde sıcaklığın da önemli ölçüde değişeceği düşünülmektedir. Günümüzde il genelinde yıllık ortalama sıcaklık 5,31 °C ile 14,1 °C arasında değişirken, 2050 yılında 8 °C ile 17 °C arasında, 2070 yılında ise 10 °C ile 19 °C arasında değişebileceği öngörülmektedir.

Özgür Cantürk
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel ısınmaya bağlı olarak Konya'da bazı iklim parametreleri ve iklim tiplerinde meydana gelebilecek olası değişiklikler

Günümüzde Dünya'nın geri dönüşü olmayan kaçınılmaz iki büyük sorun ile karşı karşıya kaldığı, bu sorunların ilkinin insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği olduğu öne sürülmektedir. İklim değişikliği; orman, bitki örtüsü, tarım, deniz seviyesi, temiz su kaynakları, enerji, biyoçeşitlilik, insan sağlığı, kısaca bütün ekosistem ve neredeyse bütün canlılar üzerine doğrudan veya dolaylı olarak önemli etkileri olan bir olaydır. İklim değişikliğinin gelecek yıllarda etkisini daha da artıracağı ve iklimde meydana gelecek değişikliklerin neredeyse bütün ekosistemleri doğrudan veya dolaylı olarak etkileyeceği, bu etkinin bazı alanlarda yıkıcı boyutlara ulaşacağı belirtilmektedir. İklim değişikliğinin etkilerine kısmen hazırlıklı olmak, ancak bu değişikliklerin önceden tahmin edilmesi ve bu değişime yönelik önlemler alınması ile mümkündür. Bundan dolayı birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de iklim değişikliğinin olası etkileri belirlenmeye çalışılmaktadır. Bu çalışmada da ülkemizin önemli tarım kentlerinden birisi olan Konya ili genelinde iklim değişikliğinin olası etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma kapsamında il genelindeki bazı iklim parametreleri ve bu iklim parametrelerine bağlı olarak iklim tipleri belirlenmiş, söz konusu iklim parametreleri ve iklim tiplerinin RCP45 ve RCP85 senaryoları kapsamında 2050 (2041-2060 ortalaması) ve 2070 (2061-2080 ortalaması) yıllarına kadar olan süreçte nasıl değişebileceği belirlenmeye çalışılmıştır. İklim tiplerinin belirlenmesinde De Martonne, Erinç ve Emberger iklim indisleri kullanılmıştır. Çalışma sonuçları il genelinde iklim değişikliğinin önemli etkileri olacağını göstermektedir. Kullanılan senaryolara göre, sıcaklık değerlerinde önemli derecede artış görüleceği, yağış miktarlarının ise önemli derecede azalacağı öngörülmektedir. İklim parametrelerindeki değişimlere bağlı olarak il genelinde kuraklığın ciddi boyutlara ulaşacağı hatta günümüzde var olmayan çöl alanlarının dahi oluşacağı beklenmektedir.

Barış Aktaş
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Derna kentindeki vadi ve yamaçların sürdürülebilir mimari ve peyzaj tasarımı

Sürdürülebilir tasarım, mevcut kaynakların minimum düzeyde kullanıldığı tasarım şekli olup mimari ve peyzajda en acil uygulanması gereken konulardan biridir. Bu nedenle, konuyla ilgili araştırma ve uygulamayı kolaylaştırmak için çeşitli stratejiler ve kavramlar oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, Libya'nın Derna şehrinde sürdürülebilirlik kavramlarına uygun olarak iki lokasyonda çalışılmıştır. Çalışmanın yürütüldüğü yerler, şehrin kimliğinin bir parçası olan ve şu anda sakinlerine hizmet etmek için kullanılmayan kentin yamaçları ve vadileridir. Araştırmanın temel amacı, tanınmış ve köklü bir değerlendirme sistemine dayanarak Derna şehrindeki vadiler ve yamaçlar için sürdürülebilir kalkınma modelleri sunmaktır. Çalışma kapsamında öncelikle bir anket çalışması yürütülmüş, daha sonra ankete dayanarak, sakinlerin ihtiyaçları ve görüşleri belirlenmiştir. Bu görüşler dikkate alınarak şehirdeki yamaç ve vadilerdeki alanlarda uygulanabilecek iki model tasarlanmıştır. Bu tasarımlarda yeşil çatılar, enerji yönetim sistemleri ve su yönetim sistemleri gibi çeşitli sürdürülebilir teknikler kullanılmıştır. Her iki tasarım da yeni inşaat için LEED sertifikasyon kriterlerine ve kredilerine göre değerlendirilmiştir. Sürdürülebilirlik analizinin sonuçları yamaç bölgesindeki tasarımın 69 puan, vadi bölgesindeki tasarımın ise kavramsal tasarıma dayalı olarak 64 puan kazanabileceğini göstermiştir. Mevcut kazanılan puanlar, tasarımların altın LEED sertifikası almasını sağlamaktadır. Projenin sonraki aşamalarında daha fazla tasarım, plan ve uygulama gerektiği için puan alınamayan bazı kıstaslar da mevcuttur. Bu aşamalarda yamaç bölgesinde alınabilecek ek puan 20, vadi bölgesinde ise 16 puan olup bu puanlar eklendiğinde toplam puan sırasıyla 89 ve 80 olabilmektedir. Bu puanlar platin LEED sertifika alınması için gerekli 80 puan sınırının aşılmasını sağlayabilmektedir.

Hafıth Mohammed Sulayman Almansourı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Biyoklimatik konfor ölçütlerinin peyzaj planlama sürecindeki etkinliği; Van ili örneği

İnsanlar ortam şartlarının belirli değer aralıklarında olması durumunda kendilerini rahat hissetmektedir. Bu aralık konfor bölgesi olarak tanımlanmıştır. Ortamdaki parametrelerden iklim ile ilgili olan sıcaklık, rüzgâr hızı ve nemin insanlar için uygun değer aralıklarında olması durumu "biyoklimatik konfor" veya kısaca "biyokonfor" olarak adlandırılmaktadır. İnsanlar yaşamları boyunca bulundukları ortamdaki biyokonfor değerlerini giysiler, ısıtma veya soğutma sistemleri vb. yardımıyla kendilerini rahat hissettikleri uygun değer aralıklarına getirme çabası içerisindedirler. Bundan dolayı insanların hayatlarını geçirdikleri bölgedeki iklim parametrelerinin konfor aralıklarında olması, insanların huzuru, sağlığı, performansı, mutluluğu ve enerji kullanımı açısından son derece önemlidir. Bundan dolayı biyokonfor açısından uygun değer aralıklarının bölgesel ve zamansal değişimi birçok açıdan önem taşımaktadır. Bu çalışmada da Türkiye'nin önemli şehirlerinden birisi olan Van ili genelinde bazı meteorolojik parametrelerin ve bunlara bağlı olarak biyokonfor açısından uygun olan ve olmayan alanların mevsime göre değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada yıllık ortalama meteorolojik veriler kullanılarak oluşturulan biyokonfor haritasına göre Van il genelinin tamamının biyokonfor açısından uygun olmadığı belirlenmiştir. Mevsimsel olarak yapılan değerlendirmelere göre de il genelinin tamamının ilkbahar, sonbahar ve kış aylarında konforsuz olduğu, yaz mevsiminde ise ilin %99,18'inin biyokonfor açısından uygun, %0,82'sinin ise biyokonfor açısından uygun olmayan alanlar olduğu hesaplanmıştır. Van ili genelinde yaz indeksi değerlerine göre il geneli sıcaklığın en yüksek olduğu haziran, temmuz ve ağustos aylarında dahi büyük oranda çoğu insanın konforlu hissettiği ancak, bazı insanların serin hissettiği kuşakta kaldığı belirlenmiştir. Bu durum Van ilinin nispeten serin bir iklim kuşağında kaldığının bir göstergesidir.

Amragıa H Mostafa Elahsadı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin farklı iklim bölgelerinde yaz biyokonfor durumunun incelenmesi

Biyokonfor, son dönemde önemi giderek artan, kentsel planlama çalışmalarında göz önüne alınması gereken bir kavramdır. Bu çalışmada, ülkemizin farklı iklim tiplerinin hüküm sürdüğü alanlarda bulunan Mersin, Sinop ve Muş illeri için meteorolojik veriler kullanılarak yaz sıcaklık indeksi yardımıyla yaz biyokonfor haritaları üretilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Mersin ilinde haziran ayının diğer aylara göre daha konforlu olduğu, temmuz ve ağustos aylarında ise sıcaklıktan dolayı konfor değerlerinin azaldığı belirlenmiştir. Mersin'de en konforsuz bölgeler genel olarak ilin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Sinop ilinde haziran ayında il genelinin büyük oranda konforlu olduğu, temmuz ayının ise yaz ayları içerisinde en konforsuz ay olduğu belirlenmiştir. Genel olarak ilin kuzey kesiminde yoğunlaşan konforsuz alanlar, ilin güneyinde yer alan iç kesimlerde yerini konforlu alanlara bırakmaktadır. Muş ilinde ise haziran ayında ilin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinin biyokonforsal açıdan soğuk olduğu, temmuz ve ağustos aylarında ise ilin genelinin konfor açısından uygun olduğu belirlenmiştir. Çalışma kapsamında Mersin, Sinop ve Muş illerinde biyokonfor açısından uygun alanlar belirlenmiş ve ayrıca, planlama çalışmalarına öncülük etmek üzere bu kentlerdeki konfor alanlarının yoğunluğunu artırmak için pratik önlemler önerilmiştir.

Ahmet Saat
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Peyzaj tasarımının yeşil ve sürdürülebilir binalar üzerindeki etkileri: Ankara ili örneği

Sürdürülebilir veya yeşil bina, binanın iç çevresine odaklanıp, binanın dışında var olan sürdürülebilirlik imkanlardan yarar sağlayarak yapılı çevrenin artan olumsuz etkilerini ortadan kaldırmaya çalışan bir yapıdır. Bu çalışmada peyzaj ilkeleri, bitki örtüsü, alan ve bina konumu dikkate alınarak yapay çevrenin olumsuz etkilerini azaltmak için doğal yollardan bahsedilmiştir. Sağlıklı kentsel çevreleri sürdürmek için Su kalitesi ve yönetimi, Mikro iklim düzenlemesi, Kültür hizmetleri, Gürültü Azaltma, Geliştirme yoğunluğu, Yürünebilirlik, Geçiş olmak üzere yedi peyzaj ilkesi tanımlanmıştır. Ayrıca yeşil binaların bu özellikleri karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek için Uluslararası Değerlendirme Sistemleri tarafından belirlenen peyzaj ilkelerinin yedi niceliksel ölçüsü tanımlanmıştır. Bu doğrultuda Ankara (Türkiye)'da yer alan LEED sertifikalı iki yeşil bina değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda, peyzaj ilkelerinin yeşil bina tasarımında önemli bir rolünün olmadığı ortaya konmuştur. Sağlanan kriterlerin, esas olarak LEED sertifikası alma gereksinimlerinin karşılanmasıyla bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı-sıra, bazı koşulların diğerlerine göre daha ulaşılabilir ve kolay olduğu da ortaya çıkmıştır. Çalışmada, doğal ve insan yapımı sistemlerin birbiriyle entegre edilmesinin ve yeşil binalarda kapsamlı ve bütüncül tasarım süreçlerinin teşvik edilmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır.

Mustfa Najah Abed Algburı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Balıkesir ilinde bazı iklim parametreleri ve kuraklık durumunun küresel ısınmaya bağlı olarak değişimi

İklim değişikliği, insanları öldürücü ısı dalgaları, kıtlıklar, kuraklıklar, orman yangınları, seller, fırtınalar, hastalıklar gibi felaketler ile tehdit etmektedir. Değişikliklerin mümkün olabildiğince erken tahmini, alınacak tedbirlerin belirlenmesinde ve meydana gelebilecek değişikliklerin yıkıcı sonuçlar doğurmaması açısından büyük önem arz etmektedir. Konumu, özel topografyası, farklı iklim tipleri, geniş tarım arazileri, su kaynakları, yenilenebilir enerji kaynakları gibi spesifik öneme sahip olan Balıkesir ilinin küresel boyuttaki iklim değişikliğinden ve kuraklıktan nasıl etkileneceği üzerine araştırma ihtiyacı hissedilmiştir. Çalışmada 1938-2019 dönemlerine ait Meteoroloji Genel Müdürlüğü istatistik verilerinden yararlanılmıştır. İklim değişikliği senaryolarından ise SSPs-Shared Socioeconomic Pathways (Paylaşılan Sosyoekonomik Yollar) çıktılarıyla üretilmiş olan iki senaryo (SSPs4.5 ve SSPs8.5) ve günümüz (2020) ile 2040-2100 dönemlerine ait yıllık ortalama toplam yağış ve yıllık ortalama toplam sıcaklık değerleri kullanılmıştır. İklim tiplerinin belirlenmesinde ise De Martonne, Emberger ve Lang iklim indisleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda iklim parametrelerine göre sıcaklık değerlerinde önemli derecede artış görüleceği, yağış miktarlarının önemli derecede azalacağı, günümüze göre ise 2100 yılına gidildiğinde il genelinde kuraklığın ciddi boyutlara ulaşacağı beklenmektedir.

Özge Köleoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Pakistan'da yetişen bazı bitkilerde ağır metal konsantrasyonlarının ve stomatal karakterlerin trafik yoğunluğuna bağlı değişimi

Günümüzde dünya genelinde en önemli sorunların başında çevre ve özellikle hava kirliliği gelmektedir. Hava kirliliği bileşenleri arasında özellikle ağır metaller, doğada kolay kolay bozulmamaları ve yok olmamaları, insanlar için düşük konsantrasyonlarda bile toksik ve kanserojen olabilmeleri ve canlı bünyelerinde biyobirikim yapmaları sebebiyle ayrı bir önem taşımaktadır. Bundan dolayı havadaki ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi son derece önemlidir. Ancak havadaki ağır metal konsantrasyonlarının doğrudan belirlenmesi oldukça zor ve masraflı olduğundan bu amaçla sıklıkla biyomonitorler kullanılmaktadır. Bulundukları bölgede sabit olarak yaşayan ve havadaki ağır metalleri bünyelerinde birirktirebilen bitkiler, havadaki ağır metal kirliliğinin izlenmesi amacıyla kullanılabilecek uygun biyomonitorlerdir. Ancak bitkiler farklı elementleri farklı organlarında farklı düzeylerde biriktirmektedir ve bundan dolayı hangi elementin izlenmesi için hangi bitki ve organının daha uygun olduğunun ayrı ayrı belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada Pakistan'da yoğun olarak kullanılan bazı bitkilerdeki ağır metal konsantrasyonlarının trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişiminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Ficus bengalensis, Ziziphus mauritiana, Conocarpus erectus ve Azadirechta indica türlerinin yaprak ve dallarından örnekler alınmış, alınan örneklerin bir kısmında yıkama işlemi de uygulanmıştır. Böylece 4 tür, 2 organ ve 2 yıkama durumu ile birlikte 3 trafik yoğunluğu çalışma kapsamında değerlendirilmiş, elde edilen numunelerde ICP-OES cihazı yardımıyla Ba, Cr, Mn, Ni, Cu, Zn, Pb, Al, Ca, Fe, K, Na, Mg ve Sr elementlerinin değişimi belirlenmiştir. Çalışma kapsamında ayrıca yapraklardan SEM elektron mikroskobu yardımıyla alınan görüntüler üzerinde ölçümler yapılarak stoma boyu, stoma eni, por boyu ve por eni değerlerinin trafik yoğunluğuna bağlı olarak değişimi belirlenmiştir. Çalışma sonucunda stomatal karakterlerin değişimi ile trafik yoğunluğu arasında doğrusal bir bağlantı kurulamamıştır. Çalışma kapsamında değerlendirilen ağır metallerden Li, Co ve Cd bütün numunelerde belirlenebilir limitlerin altında kaldığından değerlendirmeye alınamamıştır. Diğer ağır metallerin ise hem trafik yoğunluğu hem de organ bazında değişimlerinin istatistiki olarak anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiş ve her bir ağır metalin değişiminin izlenmesi için en uygun tür ve organları ayrı ayrı belirlenmiştir.

Ağır metallerPakistanStoma+1
Asma Asghar Jawed
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00

Other supervisors