Theses supervised by Doç. Dr. Arif Şanlı
15 theses · Isparta University of Applied Sciences
Hasat öncesi uygulanan doğal ve sentetik sürgün gelişimi engelleyicilerinin patates (Solanum tuberosum L.)'in verim ve depo kalitesine etkileri
Bu çalışma patates yumrularında dormansi süresini uzatmak amacıyla kullanılan doğal ve sentetik inhibitörlerin hasat öncesi uygulamalarının Alegria ve Desiree çeşitlerinde yumru verimi ile yumruların depolama devresinde dormansi süresi ve bazı kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada farklı dozlarda dereotu (Anethum graveolens L.), kimyon (Carum carvi L.), karanfil (Syzygium aromaticum L.) ve nane (Mentha spicata L.) uçucu yağları ile chlorpropham (CIPC) ve maleik hidrazit (MH) hasattan 30 gün önce bitki yapraklarına uygulanmıştır. Hasat edilen yumrulardan ortalama 80-120 g ağırlığında 100'er adet yumru kontrollü şartlarda 5 ay süre ile depolanmış ve 30 gün aralıklarla dormansi süresi, sürgün uzunluğu, ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde miktarı, yumru sertlik derecesi, parmak patates verimi ve parmak patates rengi (L* a*, b*) parametreleri incelenmiştir. Araştırmada vejetasyon süreleri Alegria çeşidinde 108-131 gün, Desiree çeşidinde 132-157 gün, yumru verimleri ise Alegria çeşidinde 2432-4240 kg/da, Desiree çeşidinde 1980-4249 kg/da arasında değişim göstermiştir. Her iki çeşitde de en uzun dormansi süreleri MH ile 1000 ppm karanfil ve 2500 ppm dereotu uçucu yağı uygulamalarında belirlenmiştir. Depolama devresi sonunda uygulamalara bağlı olarak ağırlık kayıpları % 5.32-6.53 arasında değişmiştir. Yumruların depolama süresi boyunca sürgün uzunlukları, parmak patates verimleri ve nişasta oranları artış gösterirken, indirgen şeker içerikleri, sertlik dereceleri ve parmak patateslerin renk değerleri değişkenlik göstermekle birlikte genellikle azalmıştır. Yumruların dormansi sürelerini uzatan ve depo devresinde ağırlık ve kalite kayıplarını azlatıcı etki gösteren dereotu ve karanfil uçucu yağlarının sentetik inhibitörlere alternatif olarak kullanılabileceği, bununla birlikte bu uçucu yağların farklı dönem ve dozlarda tekrar denenmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hasat öncesi uygulanan doğal ve sentetik sürgün gelişimi engelleyicilerinin patates (Solanum tuberosum L.)'in verim ve depo kalitesine etkileri
Bu çalışma patates yumrularında dormansi süresini uzatmak amacıyla kullanılan doğal ve sentetik inhibitörlerin hasat öncesi uygulamalarının Alegria ve Desiree çeşitlerinde yumru verimi ile yumruların depolama devresinde dormansi süresi ve bazı kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada farklı dozlarda dereotu (Anethum graveolens L.), kimyon (Carum carvi L.), karanfil (Syzygium aromaticum L.) ve nane (Mentha spicata L.) uçucu yağları ile chlorpropham (CIPC) ve maleik hidrazit (MH) hasattan 30 gün önce bitki yapraklarına uygulanmıştır. Hasat edilen yumrulardan ortalama 80-120 g ağırlığında 100'er adet yumru kontrollü şartlarda 5 ay süre ile depolanmış ve 30 gün aralıklarla dormansi süresi, sürgün uzunluğu, ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde miktarı, yumru sertlik derecesi, parmak patates verimi ve parmak patates rengi (L* a*, b*) parametreleri incelenmiştir. Araştırmada vejetasyon süreleri Alegria çeşidinde 108-131 gün, Desiree çeşidinde 132-157 gün, yumru verimleri ise Alegria çeşidinde 2432-4240 kg/da, Desiree çeşidinde 1980-4249 kg/da arasında değişim göstermiştir. Her iki çeşitde de en uzun dormansi süreleri MH ile 1000 ppm karanfil ve 2500 ppm dereotu uçucu yağı uygulamalarında belirlenmiştir. Depolama devresi sonunda uygulamalara bağlı olarak ağırlık kayıpları % 5.32-6.53 arasında değişmiştir. Yumruların depolama süresi boyunca sürgün uzunlukları, parmak patates verimleri ve nişasta oranları artış gösterirken, indirgen şeker içerikleri, sertlik dereceleri ve parmak patateslerin renk değerleri değişkenlik göstermekle birlikte genellikle azalmıştır. Yumruların dormansi sürelerini uzatan ve depo devresinde ağırlık ve kalite kayıplarını azlatıcı etki gösteren dereotu ve karanfil uçucu yağlarının sentetik inhibitörlere alternatif olarak kullanılabileceği, bununla birlikte bu uçucu yağların farklı dönem ve dozlarda tekrar denenmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.
Hasat öncesi uygulanan doğal ve sentetik sürgün gelişimi engelleyicilerinin patates (Solanum tuberosum L.)'in verim ve depo kalitesine etkileri
Bu çalışma patates yumrularında dormansi süresini uzatmak amacıyla kullanılan doğal ve sentetik inhibitörlerin hasat öncesi uygulamalarının Alegria ve Desiree çeşitlerinde yumru verimi ile yumruların depolama devresinde dormansi süresi ve bazı kalite özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla 2018-2019 yıllarında yürütülmüştür. Çalışmada farklı dozlarda dereotu (Anethum graveolens L.), kimyon (Carum carvi L.), karanfil (Syzygium aromaticum L.) ve nane (Mentha spicata L.) uçucu yağları ile chlorpropham (CIPC) ve maleik hidrazit (MH) hasattan 30 gün önce bitki yapraklarına uygulanmıştır. Hasat edilen yumrulardan ortalama 80-120 g ağırlığında 100'er adet yumru kontrollü şartlarda 5 ay süre ile depolanmış ve 30 gün aralıklarla dormansi süresi, sürgün uzunluğu, ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde miktarı, yumru sertlik derecesi, parmak patates verimi ve parmak patates rengi (L* a*, b*) parametreleri incelenmiştir. Araştırmada vejetasyon süreleri Alegria çeşidinde 108-131 gün, Desiree çeşidinde 132-157 gün, yumru verimleri ise Alegria çeşidinde 2432-4240 kg/da, Desiree çeşidinde 1980-4249 kg/da arasında değişim göstermiştir. Her iki çeşitde de en uzun dormansi süreleri MH ile 1000 ppm karanfil ve 2500 ppm dereotu uçucu yağı uygulamalarında belirlenmiştir. Depolama devresi sonunda uygulamalara bağlı olarak ağırlık kayıpları % 5.32-6.53 arasında değişmiştir. Yumruların depolama süresi boyunca sürgün uzunlukları, parmak patates verimleri ve nişasta oranları artış gösterirken, indirgen şeker içerikleri, sertlik dereceleri ve parmak patateslerin renk değerleri değişkenlik göstermekle birlikte genellikle azalmıştır. Yumruların dormansi sürelerini uzatan ve depo devresinde ağırlık ve kalite kayıplarını azlatıcı etki gösteren dereotu ve karanfil uçucu yağlarının sentetik inhibitörlere alternatif olarak kullanılabileceği, bununla birlikte bu uçucu yağların farklı dönem ve dozlarda tekrar denenmeleri gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bazı uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. Saccharifera L.)'nın arazi performansı ile şeker enzim aktivitelerine etkileri
Bu çalıĢma, kimyon (Cuminum cyminum L.), dereotu (Anethum graveolens L.), kekik (Origanum onites L.) ve biberiye (Rosmarinus officinalis L.) uçucu yağlarının Ģeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ve kalitesi ile sukroz sentez enzimlerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Eğitim, AraĢtırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüĢtür. ÇalıĢmada farklı konsantrasyonlardaki (0, 100, 500 ve 1000 ppm) uçucu yağlar çıkıĢtan 2.5 ay sonra baĢlanılarak 20 gün aralıklar ile 2 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıĢtır. ÇalıĢmada kök gövde verimi, yaprak lekesi enfeksiyon Ģiddeti, enfeksiyona karĢı biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, briks değeri, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, safiyet, sukroz fosfat sentez, sukroz sentez ve invertaz enzim aktiviteleri incelenmiĢtir. AraĢtırma sonuçlarına göre çalıĢmada yapılan uçucu yağ uygulamaları incelenen tüm parametreler üzerine de istatistiki anlamda önemli derecede etki göstermiĢtir. Uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, safiyet oranı ve glycine betain içeriği ile sukroz fosfat sentez ve sukroz sentez aktivitesi kontrole göre önemli derecede artmıĢtır. ÇalıĢmada en yüksek kök gövde verimleri 100 ppm kekik (8565 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 8455 ve 8492 kg/da) uygulamalrından elde edilmiĢtir. AraĢtırmada 500 ppm kimyon (% 19.2) uygulamaları en yüksek polar Ģeker oranına, 500 ppm kimyon (1557 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 1552 ve 1560 kg/da) uygulamaları ise en yüksek ham Ģeker verimlerine sahip olmuĢtur Genel olarak değerlendirildiğinde Ģeker pancarında uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde veriminde yaklaĢık % 20, polar Ģeker oranında % 11, ham Ģeker veriminde ise % 28'e varan artıĢ sağlandığı, uygulamaların yaprak lekesi enfeksiyonuna karĢı % 39'a varan biyolojik etkinlik gösterdiği belirlenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Polar Ģeker, ġeker enzimleri, ġeker pancarı, Uçucu yağ
Bazı uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. Saccharifera L.)'nın arazi performansı ile şeker enzim aktivitelerine etkileri
Bu çalıĢma, kimyon (Cuminum cyminum L.), dereotu (Anethum graveolens L.), kekik (Origanum onites L.) ve biberiye (Rosmarinus officinalis L.) uçucu yağlarının Ģeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ve kalitesi ile sukroz sentez enzimlerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Eğitim, AraĢtırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüĢtür. ÇalıĢmada farklı konsantrasyonlardaki (0, 100, 500 ve 1000 ppm) uçucu yağlar çıkıĢtan 2.5 ay sonra baĢlanılarak 20 gün aralıklar ile 2 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıĢtır. ÇalıĢmada kök gövde verimi, yaprak lekesi enfeksiyon Ģiddeti, enfeksiyona karĢı biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, briks değeri, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, safiyet, sukroz fosfat sentez, sukroz sentez ve invertaz enzim aktiviteleri incelenmiĢtir. AraĢtırma sonuçlarına göre çalıĢmada yapılan uçucu yağ uygulamaları incelenen tüm parametreler üzerine de istatistiki anlamda önemli derecede etki göstermiĢtir. Uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, safiyet oranı ve glycine betain içeriği ile sukroz fosfat sentez ve sukroz sentez aktivitesi kontrole göre önemli derecede artmıĢtır. ÇalıĢmada en yüksek kök gövde verimleri 100 ppm kekik (8565 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 8455 ve 8492 kg/da) uygulamalrından elde edilmiĢtir. AraĢtırmada 500 ppm kimyon (% 19.2) uygulamaları en yüksek polar Ģeker oranına, 500 ppm kimyon (1557 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 1552 ve 1560 kg/da) uygulamaları ise en yüksek ham Ģeker verimlerine sahip olmuĢtur Genel olarak değerlendirildiğinde Ģeker pancarında uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde veriminde yaklaĢık % 20, polar Ģeker oranında % 11, ham Ģeker veriminde ise % 28'e varan artıĢ sağlandığı, uygulamaların yaprak lekesi enfeksiyonuna karĢı % 39'a varan biyolojik etkinlik gösterdiği belirlenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Polar Ģeker, ġeker enzimleri, ġeker pancarı, Uçucu yağ
Bazı uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. Saccharifera L.)'nın arazi performansı ile şeker enzim aktivitelerine etkileri
Bu çalıĢma, kimyon (Cuminum cyminum L.), dereotu (Anethum graveolens L.), kekik (Origanum onites L.) ve biberiye (Rosmarinus officinalis L.) uçucu yağlarının Ģeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ve kalitesi ile sukroz sentez enzimlerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Eğitim, AraĢtırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüĢtür. ÇalıĢmada farklı konsantrasyonlardaki (0, 100, 500 ve 1000 ppm) uçucu yağlar çıkıĢtan 2.5 ay sonra baĢlanılarak 20 gün aralıklar ile 2 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıĢtır. ÇalıĢmada kök gövde verimi, yaprak lekesi enfeksiyon Ģiddeti, enfeksiyona karĢı biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, briks değeri, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, safiyet, sukroz fosfat sentez, sukroz sentez ve invertaz enzim aktiviteleri incelenmiĢtir. AraĢtırma sonuçlarına göre çalıĢmada yapılan uçucu yağ uygulamaları incelenen tüm parametreler üzerine de istatistiki anlamda önemli derecede etki göstermiĢtir. Uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, polar Ģeker oranı, ham Ģeker verimi, safiyet oranı ve glycine betain içeriği ile sukroz fosfat sentez ve sukroz sentez aktivitesi kontrole göre önemli derecede artmıĢtır. ÇalıĢmada en yüksek kök gövde verimleri 100 ppm kekik (8565 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 8455 ve 8492 kg/da) uygulamalrından elde edilmiĢtir. AraĢtırmada 500 ppm kimyon (% 19.2) uygulamaları en yüksek polar Ģeker oranına, 500 ppm kimyon (1557 kg/da) ile 500 ve 1000 ppm dereotu (sırası ile 1552 ve 1560 kg/da) uygulamaları ise en yüksek ham Ģeker verimlerine sahip olmuĢtur Genel olarak değerlendirildiğinde Ģeker pancarında uçucu yağ uygulamaları ile kök gövde veriminde yaklaĢık % 20, polar Ģeker oranında % 11, ham Ģeker veriminde ise % 28'e varan artıĢ sağlandığı, uygulamaların yaprak lekesi enfeksiyonuna karĢı % 39'a varan biyolojik etkinlik gösterdiği belirlenmiĢtir. Anahtar Kelimeler: Polar Ģeker, ġeker enzimleri, ġeker pancarı, Uçucu yağ
Bazı patates (Solanum tuberosum l.) çeşitlerinin depolama davranışları ile depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı olgunlaşma sürelerine sahip bazı patates çeşitlerinin Isparta koşullarında verim performansları ile hasat sonrası depo davranışları ve depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi deneme alanları ve soğuk hava depolarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada ülkemizde yaygın olarak tarımı yapılan Agria, Agata, Alegria, Desiree, Granola, Hermes, Lady Anna, Marabel, Morfona ve Russet Burbank patates çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmada çeşitlerin arazi koşullarında verim performansları belirlendikten sonra her çeşitten alınan yumru örnekleri 6-8 oC sıcaklıkta 6 ay süreyle depolanmıştır. Depolama sürecinde her 10 günde dormansi süresi, 30 gün aralıklarla ise ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde içeriği, yumru sertlik derecesi, cips verimi ve cips rengi özellikleri incelenmiştir. Çeşitlerin yumru verimleri 2860-5331 kg/da, vejetasyon süreleri ise 97.7-146.6 gün arasında değişmiştir. Depolama sürecinde yumruların % 50‟sinde dormansinin kırılması için geçen süreler 23.3-111.6 gün arasında değişmiş, erkenci çeşitlerde dormansi daha erken kırılmıştır. Çalışmada 6 aylık depolama devresi sonunda çeşitlerin % 4.13 ile % 6.48 oranında ağırlık kaybettikleri saptanmıştır. Çeşitlerin depolama süresine bağlı olarak nişasta oranları, indirgen şeker içerikleri, brix değerleri ve parmak patates verimleri değişkenlik göstermekle birlikte depolama süresi boyunca genellikle azalma göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan patates çeşitlerinin depolama sürecinde parmak patates ve sofralık kalitelerinde önemli değişimlerin olduğu, cips sanayisine uygun olmayan, düşük kuru madde oranına sahip çeşitler ile erkenci özellikteki çeşitlerin depoda ağırlık ve kalite kayıplarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmada patates çeşitlerinin dormansi süreleri ile olgunlaşma özelliklerinin depo kalitesine önemli derecede etki gösterdiği ve bu nedenle patates depolamasında çeşit özelliklerinin dikkate alınarak depo süresinin belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çeşit, Depolama, Kalite değişimi, Patates
Bazı patates (Solanum tuberosum l.) çeşitlerinin depolama davranışları ile depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı olgunlaşma sürelerine sahip bazı patates çeşitlerinin Isparta koşullarında verim performansları ile hasat sonrası depo davranışları ve depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi deneme alanları ve soğuk hava depolarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada ülkemizde yaygın olarak tarımı yapılan Agria, Agata, Alegria, Desiree, Granola, Hermes, Lady Anna, Marabel, Morfona ve Russet Burbank patates çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmada çeşitlerin arazi koşullarında verim performansları belirlendikten sonra her çeşitten alınan yumru örnekleri 6-8 oC sıcaklıkta 6 ay süreyle depolanmıştır. Depolama sürecinde her 10 günde dormansi süresi, 30 gün aralıklarla ise ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde içeriği, yumru sertlik derecesi, cips verimi ve cips rengi özellikleri incelenmiştir. Çeşitlerin yumru verimleri 2860-5331 kg/da, vejetasyon süreleri ise 97.7-146.6 gün arasında değişmiştir. Depolama sürecinde yumruların % 50‟sinde dormansinin kırılması için geçen süreler 23.3-111.6 gün arasında değişmiş, erkenci çeşitlerde dormansi daha erken kırılmıştır. Çalışmada 6 aylık depolama devresi sonunda çeşitlerin % 4.13 ile % 6.48 oranında ağırlık kaybettikleri saptanmıştır. Çeşitlerin depolama süresine bağlı olarak nişasta oranları, indirgen şeker içerikleri, brix değerleri ve parmak patates verimleri değişkenlik göstermekle birlikte depolama süresi boyunca genellikle azalma göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan patates çeşitlerinin depolama sürecinde parmak patates ve sofralık kalitelerinde önemli değişimlerin olduğu, cips sanayisine uygun olmayan, düşük kuru madde oranına sahip çeşitler ile erkenci özellikteki çeşitlerin depoda ağırlık ve kalite kayıplarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmada patates çeşitlerinin dormansi süreleri ile olgunlaşma özelliklerinin depo kalitesine önemli derecede etki gösterdiği ve bu nedenle patates depolamasında çeşit özelliklerinin dikkate alınarak depo süresinin belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çeşit, Depolama, Kalite değişimi, Patates
Bazı patates (Solanum tuberosum l.) çeşitlerinin depolama davranışları ile depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, farklı olgunlaşma sürelerine sahip bazı patates çeşitlerinin Isparta koşullarında verim performansları ile hasat sonrası depo davranışları ve depoda kalite değişimlerinin belirlenmesi amacıyla ISUBÜ Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi deneme alanları ve soğuk hava depolarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada ülkemizde yaygın olarak tarımı yapılan Agria, Agata, Alegria, Desiree, Granola, Hermes, Lady Anna, Marabel, Morfona ve Russet Burbank patates çeşitleri kullanılmıştır. Araştırmada çeşitlerin arazi koşullarında verim performansları belirlendikten sonra her çeşitten alınan yumru örnekleri 6-8 oC sıcaklıkta 6 ay süreyle depolanmıştır. Depolama sürecinde her 10 günde dormansi süresi, 30 gün aralıklarla ise ağırlık kaybı, nişasta oranı, indirgen şeker miktarı, toplam çözülebilir kuru madde içeriği, yumru sertlik derecesi, cips verimi ve cips rengi özellikleri incelenmiştir. Çeşitlerin yumru verimleri 2860-5331 kg/da, vejetasyon süreleri ise 97.7-146.6 gün arasında değişmiştir. Depolama sürecinde yumruların % 50‟sinde dormansinin kırılması için geçen süreler 23.3-111.6 gün arasında değişmiş, erkenci çeşitlerde dormansi daha erken kırılmıştır. Çalışmada 6 aylık depolama devresi sonunda çeşitlerin % 4.13 ile % 6.48 oranında ağırlık kaybettikleri saptanmıştır. Çeşitlerin depolama süresine bağlı olarak nişasta oranları, indirgen şeker içerikleri, brix değerleri ve parmak patates verimleri değişkenlik göstermekle birlikte depolama süresi boyunca genellikle azalma göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan patates çeşitlerinin depolama sürecinde parmak patates ve sofralık kalitelerinde önemli değişimlerin olduğu, cips sanayisine uygun olmayan, düşük kuru madde oranına sahip çeşitler ile erkenci özellikteki çeşitlerin depoda ağırlık ve kalite kayıplarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Çalışmada patates çeşitlerinin dormansi süreleri ile olgunlaşma özelliklerinin depo kalitesine önemli derecede etki gösterdiği ve bu nedenle patates depolamasında çeşit özelliklerinin dikkate alınarak depo süresinin belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çeşit, Depolama, Kalite değişimi, Patates
Bazı bitki büyüme düzenleyicilerinin dereotu (Anethum graveolens l.)'nda bazı tarımsal özellikler ile uçucu yağ biyosentezi üzerine etkileri
Bu çalışma, dereotu bitkisinde Gibberellik asit (GA3), Metil Jasmonat (MJ), Kinetin ve İndol asetik asit (IAA) uygulamalarının bazı bitkisel parametreler ile meyve verimi ve uçucu yağ biyosentezi üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada farklı konsantantrasyonlarda hazırlanan GA3 (100, 200 ppm), MJ (0.25, 0.5 mM), Kinetin (25, 50 ppm) ve IAA (100, 200 ppm) ilk çiçeklenme dönemi başında dereotu bitkisi üst aksamına uygulanmıştır. Araştırmada vejtasyon süresi, bitki boyu, ana dal sayısı, şemsiye sayısı, meyve veren şemsiye sayısı, ana şemsiye çapı, ana şemsiyede şemsiyecik sayısı, meyve sayısı, meyve ağırlığı, bin dane ağırlığı, meyve verimi, uçucu yağ oranı ve bileşenleri belirlenmiştir. Bitki büyüme düzenleyicilerinin araştırmada incelenen tüm parametreler üzerine de etkileri istatistiki açıdan önemli olmuştur. Bitkide ana dal sayısı ve şemsiye sayısı MJ ve IAA uygulamaları ile önemli derecede artmıştır. MJ ve kinetin uygulamaları ana şemsiye çapını, ana şemsiyede şemsiyecik ve meyve sayısını ve ana şemsiyede meyve verimini kontrole göre önemli derecede arttırmıştır. Çalışmada en yüksek meyve verimi kontrole göre %30 artış sağlanan 0.50 mM MJ uygulamalarından elde edilmiş, 200 ppm IAA uygulamaları verimin %21 azalmasına neden olmuştur. Meyve uçucu yağ oranı 100 ppm GA3 ve 0.25 mM MJ uygulamaları ile kontrole göre artarken, 50 ppm kinetin ve 200 ppm IAA uygulamaları ile azalmıştır. Uçucu yağı oluşturan bileşenler tüm uygulamalarda da benzer olurken, bileşenlerin oranları uygulamalara bağlı olarak önemli varyasyon göstermiştir. Büyüme düzenleyicileri uçucu yağda carvone oranını azaltırken, limonene içeriğini arttırmıştır. Çalışmada özellikle MJ uygulamaları ile dereotunda meyve verimi ile uçucu yağ üretiminin arttırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Bazı bitki büyüme düzenleyicilerinin dereotu (Anethum graveolens l.)'nda bazı tarımsal özellikler ile uçucu yağ biyosentezi üzerine etkileri
Bu çalışma, dereotu bitkisinde Gibberellik asit (GA3), Metil Jasmonat (MJ), Kinetin ve İndol asetik asit (IAA) uygulamalarının bazı bitkisel parametreler ile meyve verimi ve uçucu yağ biyosentezi üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada farklı konsantantrasyonlarda hazırlanan GA3 (100, 200 ppm), MJ (0.25, 0.5 mM), Kinetin (25, 50 ppm) ve IAA (100, 200 ppm) ilk çiçeklenme dönemi başında dereotu bitkisi üst aksamına uygulanmıştır. Araştırmada vejtasyon süresi, bitki boyu, ana dal sayısı, şemsiye sayısı, meyve veren şemsiye sayısı, ana şemsiye çapı, ana şemsiyede şemsiyecik sayısı, meyve sayısı, meyve ağırlığı, bin dane ağırlığı, meyve verimi, uçucu yağ oranı ve bileşenleri belirlenmiştir. Bitki büyüme düzenleyicilerinin araştırmada incelenen tüm parametreler üzerine de etkileri istatistiki açıdan önemli olmuştur. Bitkide ana dal sayısı ve şemsiye sayısı MJ ve IAA uygulamaları ile önemli derecede artmıştır. MJ ve kinetin uygulamaları ana şemsiye çapını, ana şemsiyede şemsiyecik ve meyve sayısını ve ana şemsiyede meyve verimini kontrole göre önemli derecede arttırmıştır. Çalışmada en yüksek meyve verimi kontrole göre %30 artış sağlanan 0.50 mM MJ uygulamalarından elde edilmiş, 200 ppm IAA uygulamaları verimin %21 azalmasına neden olmuştur. Meyve uçucu yağ oranı 100 ppm GA3 ve 0.25 mM MJ uygulamaları ile kontrole göre artarken, 50 ppm kinetin ve 200 ppm IAA uygulamaları ile azalmıştır. Uçucu yağı oluşturan bileşenler tüm uygulamalarda da benzer olurken, bileşenlerin oranları uygulamalara bağlı olarak önemli varyasyon göstermiştir. Büyüme düzenleyicileri uçucu yağda carvone oranını azaltırken, limonene içeriğini arttırmıştır. Çalışmada özellikle MJ uygulamaları ile dereotunda meyve verimi ile uçucu yağ üretiminin arttırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Bazı bitki büyüme düzenleyicilerinin dereotu (Anethum graveolens l.)'nda bazı tarımsal özellikler ile uçucu yağ biyosentezi üzerine etkileri
Bu çalışma, dereotu bitkisinde Gibberellik asit (GA3), Metil Jasmonat (MJ), Kinetin ve İndol asetik asit (IAA) uygulamalarının bazı bitkisel parametreler ile meyve verimi ve uçucu yağ biyosentezi üzerine etkilerinin belirlenmesi amacıyla Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğitim, Araştırma ve Uygulama Çiftliği deneme alanlarında 2018 yılında yürütülmüştür. Çalışmada farklı konsantantrasyonlarda hazırlanan GA3 (100, 200 ppm), MJ (0.25, 0.5 mM), Kinetin (25, 50 ppm) ve IAA (100, 200 ppm) ilk çiçeklenme dönemi başında dereotu bitkisi üst aksamına uygulanmıştır. Araştırmada vejtasyon süresi, bitki boyu, ana dal sayısı, şemsiye sayısı, meyve veren şemsiye sayısı, ana şemsiye çapı, ana şemsiyede şemsiyecik sayısı, meyve sayısı, meyve ağırlığı, bin dane ağırlığı, meyve verimi, uçucu yağ oranı ve bileşenleri belirlenmiştir. Bitki büyüme düzenleyicilerinin araştırmada incelenen tüm parametreler üzerine de etkileri istatistiki açıdan önemli olmuştur. Bitkide ana dal sayısı ve şemsiye sayısı MJ ve IAA uygulamaları ile önemli derecede artmıştır. MJ ve kinetin uygulamaları ana şemsiye çapını, ana şemsiyede şemsiyecik ve meyve sayısını ve ana şemsiyede meyve verimini kontrole göre önemli derecede arttırmıştır. Çalışmada en yüksek meyve verimi kontrole göre %30 artış sağlanan 0.50 mM MJ uygulamalarından elde edilmiş, 200 ppm IAA uygulamaları verimin %21 azalmasına neden olmuştur. Meyve uçucu yağ oranı 100 ppm GA3 ve 0.25 mM MJ uygulamaları ile kontrole göre artarken, 50 ppm kinetin ve 200 ppm IAA uygulamaları ile azalmıştır. Uçucu yağı oluşturan bileşenler tüm uygulamalarda da benzer olurken, bileşenlerin oranları uygulamalara bağlı olarak önemli varyasyon göstermiştir. Büyüme düzenleyicileri uçucu yağda carvone oranını azaltırken, limonene içeriğini arttırmıştır. Çalışmada özellikle MJ uygulamaları ile dereotunda meyve verimi ile uçucu yağ üretiminin arttırılabileceği sonucuna varılmıştır.
Apiacea familyasına dahil bazı türlerin uçucu yağlarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera l.)'nda verim ve şeker metabolizmasına etkileri
Bu çalışma, Apiaceae familyasına dahil olan ve doğal florada yetişen Hippomarathrum microcarpum, Heracleum platytaenium Boiss., Ferulago cassia Boiss., Echinophera tenuifolia, Daucus carota L., Charerophyllum byzantinum Boiss., Smyrnium connatum, Angelica sylvestris L., ve kültürü yapılan Anethum graveolens L. ve Cuminum cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ile sukroz sentezine etkilerinin belirlenmesi amacıyla SDÜ Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanlarında 2016 yılında yürütülmüştür. Çalışmada 1000 ppm konsantrasyonda hazırlanan uçucu yağlar çıkışların tamamlanmasından yaklaşık 2 ay sonra başlanılarak 20'şer gün aralıklarla toplam 3 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıştır. Araştırmada kök gövde uzunluğu, çapı ve verimi, yaprak lekesi enfeksiyon şiddeti ve biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, kök gövdede kuru madde oranı, briks değeri, polar şeker oranı, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, ham şeker verimi ve safiyet parametreleri incelenmiştir. Uçucu yağ uygulamaları kök gövde uzunluğu hariç diğer tüm özellikler üzerine de istatistiki açıdan önemli derecede etki göstermiştir. Çalışmada en yüsek kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, ham şeker verimi ve safiyet oranları A. graveolens L. ve E. tenuifolia uygulamalarından, en yüksek polar şeker oranları ise C. cyminum (%18.87) ve E. tenuifolia (%18.53) uygulamalarından elde edilmiştir. D. carota uçucu yağı uygulamaları polar şeker oranının kontrole göre azalmasına neden olmuştur. A. graveolens L., C. cyminum L. ve E. tenuifolia uygulamaları Cercospora yaprak lekesi enfeksiyonuna karşı yüksek antifungal aktivite göstermiş ve enfeksiyon şiddeti bu uygulamalar ile birlikte önemli derecede azalmıştır. Uçucu yağ uygulamaları ile şeker pancarı kök gövde veriminde %15.6, polar şeker oranında %9.2 ve dekara ham şeker veriminde % 25.6'ya kadar artış sağlanmıştır. Uçucu yağ uygulamaları kontrole göre glycine betaine miktarını arttırırken, alfa amino azot içeriğini azaltıcı etki göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarında kök gövde verimi ve kalitesi üzerine genellikle olumlu etki gösterdiği, özellikle E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının hem verim ve kalite hem de antifungal aktivite bakımından diğer uygulamalardan daha etkili olduğu anlaşılmıştır. Çalışmada E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarı tarımında kullanılması ile birim alan kök gövde ve şeker üretiminin arttırılabileceği, bununla birlikte uygulamaların ekinliklerinin kesin olarak belirlenebilmesi için uçucu yağların farklı ekolojilerde ve değişik dozlarda tekrar denenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Apiacea familyasına dahil bazı türlerin uçucu yağlarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera l.)'nda verim ve şeker metabolizmasına etkileri
Bu çalışma, Apiaceae familyasına dahil olan ve doğal florada yetişen Hippomarathrum microcarpum, Heracleum platytaenium Boiss., Ferulago cassia Boiss., Echinophera tenuifolia, Daucus carota L., Charerophyllum byzantinum Boiss., Smyrnium connatum, Angelica sylvestris L., ve kültürü yapılan Anethum graveolens L. ve Cuminum cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ile sukroz sentezine etkilerinin belirlenmesi amacıyla SDÜ Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanlarında 2016 yılında yürütülmüştür. Çalışmada 1000 ppm konsantrasyonda hazırlanan uçucu yağlar çıkışların tamamlanmasından yaklaşık 2 ay sonra başlanılarak 20'şer gün aralıklarla toplam 3 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıştır. Araştırmada kök gövde uzunluğu, çapı ve verimi, yaprak lekesi enfeksiyon şiddeti ve biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, kök gövdede kuru madde oranı, briks değeri, polar şeker oranı, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, ham şeker verimi ve safiyet parametreleri incelenmiştir. Uçucu yağ uygulamaları kök gövde uzunluğu hariç diğer tüm özellikler üzerine de istatistiki açıdan önemli derecede etki göstermiştir. Çalışmada en yüsek kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, ham şeker verimi ve safiyet oranları A. graveolens L. ve E. tenuifolia uygulamalarından, en yüksek polar şeker oranları ise C. cyminum (%18.87) ve E. tenuifolia (%18.53) uygulamalarından elde edilmiştir. D. carota uçucu yağı uygulamaları polar şeker oranının kontrole göre azalmasına neden olmuştur. A. graveolens L., C. cyminum L. ve E. tenuifolia uygulamaları Cercospora yaprak lekesi enfeksiyonuna karşı yüksek antifungal aktivite göstermiş ve enfeksiyon şiddeti bu uygulamalar ile birlikte önemli derecede azalmıştır. Uçucu yağ uygulamaları ile şeker pancarı kök gövde veriminde %15.6, polar şeker oranında %9.2 ve dekara ham şeker veriminde % 25.6'ya kadar artış sağlanmıştır. Uçucu yağ uygulamaları kontrole göre glycine betaine miktarını arttırırken, alfa amino azot içeriğini azaltıcı etki göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarında kök gövde verimi ve kalitesi üzerine genellikle olumlu etki gösterdiği, özellikle E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının hem verim ve kalite hem de antifungal aktivite bakımından diğer uygulamalardan daha etkili olduğu anlaşılmıştır. Çalışmada E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarı tarımında kullanılması ile birim alan kök gövde ve şeker üretiminin arttırılabileceği, bununla birlikte uygulamaların ekinliklerinin kesin olarak belirlenebilmesi için uçucu yağların farklı ekolojilerde ve değişik dozlarda tekrar denenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Apiacea familyasına dahil bazı türlerin uçucu yağlarının şeker pancarı (Beta vulgaris var. saccharifera l.)'nda verim ve şeker metabolizmasına etkileri
Bu çalışma, Apiaceae familyasına dahil olan ve doğal florada yetişen Hippomarathrum microcarpum, Heracleum platytaenium Boiss., Ferulago cassia Boiss., Echinophera tenuifolia, Daucus carota L., Charerophyllum byzantinum Boiss., Smyrnium connatum, Angelica sylvestris L., ve kültürü yapılan Anethum graveolens L. ve Cuminum cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarında (Beta vulgaris var. saccharifera L.) kök gövde verimi ile sukroz sentezine etkilerinin belirlenmesi amacıyla SDÜ Tarımsal Araştırma ve Uygulama Merkezi deneme alanlarında 2016 yılında yürütülmüştür. Çalışmada 1000 ppm konsantrasyonda hazırlanan uçucu yağlar çıkışların tamamlanmasından yaklaşık 2 ay sonra başlanılarak 20'şer gün aralıklarla toplam 3 kez bitki yapraklarına püskürtülerek uygulanmıştır. Araştırmada kök gövde uzunluğu, çapı ve verimi, yaprak lekesi enfeksiyon şiddeti ve biyolojik etkinlik, yaprak klorofil içeriği, kök gövdede kuru madde oranı, briks değeri, polar şeker oranı, glycine betaine miktarı, alfa amino azot içeriği, ham şeker verimi ve safiyet parametreleri incelenmiştir. Uçucu yağ uygulamaları kök gövde uzunluğu hariç diğer tüm özellikler üzerine de istatistiki açıdan önemli derecede etki göstermiştir. Çalışmada en yüsek kök gövde verimi, yaprak klorofil içeriği, ham şeker verimi ve safiyet oranları A. graveolens L. ve E. tenuifolia uygulamalarından, en yüksek polar şeker oranları ise C. cyminum (%18.87) ve E. tenuifolia (%18.53) uygulamalarından elde edilmiştir. D. carota uçucu yağı uygulamaları polar şeker oranının kontrole göre azalmasına neden olmuştur. A. graveolens L., C. cyminum L. ve E. tenuifolia uygulamaları Cercospora yaprak lekesi enfeksiyonuna karşı yüksek antifungal aktivite göstermiş ve enfeksiyon şiddeti bu uygulamalar ile birlikte önemli derecede azalmıştır. Uçucu yağ uygulamaları ile şeker pancarı kök gövde veriminde %15.6, polar şeker oranında %9.2 ve dekara ham şeker veriminde % 25.6'ya kadar artış sağlanmıştır. Uçucu yağ uygulamaları kontrole göre glycine betaine miktarını arttırırken, alfa amino azot içeriğini azaltıcı etki göstermiştir. Genel olarak değerlendirildiğinde, araştırmada kullanılan uçucu yağ uygulamalarının şeker pancarında kök gövde verimi ve kalitesi üzerine genellikle olumlu etki gösterdiği, özellikle E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının hem verim ve kalite hem de antifungal aktivite bakımından diğer uygulamalardan daha etkili olduğu anlaşılmıştır. Çalışmada E. tenuifolia, A. graveolens L. ve C. cyminum L. uçucu yağlarının şeker pancarı tarımında kullanılması ile birim alan kök gövde ve şeker üretiminin arttırılabileceği, bununla birlikte uygulamaların ekinliklerinin kesin olarak belirlenebilmesi için uçucu yağların farklı ekolojilerde ve değişik dozlarda tekrar denenmesinin gerektiği sonucuna varılmıştır.