Theses supervised by Doç. Dr. Gökhan Ilgaz
15 theses · Trakya University
Türkiye'deki çocuk gelişimi lisans programlarının incelenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'deki uygulanan çocuk gelişimi lisans programlarının programın ögeleri bakımından incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için çocuk gelişimi lisans programı bulunan üniversitelerin Bologna ders bilgi paketlerine erişilerek nitel araştırma yöntemlerinden "doküman analizi" yönteminden yararlanılarak incelenmiştir. Konuyla ilgili her üniversitenin çocuk gelişimi lisans programı için Bologna ders bilgi paketlerinde bulunan program yeterlilikleri, dersler ve derslerin öğrenme çıktıları, derslerin içerikleri, önerilen strateji yöntem ya da teknikler ile ölçme ve değerlendirme yaklaşımları bir araya getirilerek analiz edilmiştir. Program yeterlilikleri ve öğrenme çıktılarının analizinde Bloom ve arkadaşları tarafından oluşturulan Bloom Taksonomisi dikkate alınmıştır. Dersler ve derslerin içerik boyutunu analiz ederken Türkiye Yükseköğretim Yeterlilikler Çerçevesinin (TYYÇ) eğitim öğretim temel alanları ve Çocuk Gelişimi Lisans Eğitimi Ulusal Çekirdek Programı (ÇUÇEP) baz alınmıştır. Önerilen strateji, yöntem ya da teknik ile ölçme değerlendirme yaklaşımlarında sıklıklarına bakılmıştır ve tüm bulgular alanyazında tartışılarak sonuca varılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; analiz edilen çocuk gelişimi lisans programlarında program yeterliliklerin üst düzey eğilimlere yönelik olduğu ancak derslerdeki öğrenme çıktılarının alt düzey eğilimlere yönelik olduğu tespit edilerek program yeterlilikleri ile öğrenme çıktıları arasında uyumun istenilen düzeyde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Derslerde zorunlu derslerin ÇUÇEP'e göre biraz fazla çıksa da istenilen düzeyde olduğu kabul edilebilir. Zorunlu derslerin dağılımı ÇUÇEP'in önerdiği zorunlu derslere uygun iken seçmeli dersler farklılık göstermiştir. Ancak ÇUÇEP'te her üniversitenin kendi ihtiyaçları doğrultusunda karar verebileceğini belirtmiştir. Ders içeriklerinin TYYÇ eğitim öğretim temel alanlarından sağlık, eğitim bilimleri ve sosyal hizmet alanında dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Önerilen strateji, öğretim yöntem ya da tekniklerden öğretmen merkezli yöntem tekniklerin ağırlıkta olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçme ve değerlendirme yaklaşımları açısından da yoğunluğun geleneksel ölçme ve değerlendirme yaklaşımlarında olduğu görülmüştür.
Türkiye'deki çağdaş Yunan dili ve edebiyatı lisans programlarının incelenmesi
Bu araştırmada, Türkiye'deki Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı lisans programlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinde durum çalışması deseninde olup doküman analizi ile verileri toplanmış ve betimsel analiz yaklaşımıyla veriler incelenmiştir. Bu kapsamda Türkiye'deki üç farklı üniversitede bulunan Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı lisans programlarının bulunan üniversitelerin Bologna ders bilgi paketlerine erişilmiştir. Bologna ders bilgi paketlerinde program yeterlilikleri, dersler ve öğrenme çıktıları, ders içeriği, önerilen strateji, yöntem veya teknikler ile ölçme ve değerlendirme yaklaşımları derlenip analiz edilmiştir. Programın yeterlilikleri ve öğrenme çıktıları analiz edilirken Bloom'un oluşturduğu taksonomi dikkate alınmıştır. Derslerin içerikleri ve maddi boyutları incelenirken Türkiye Yükseköğretim Yeterlilik Çerçevesi'nin (TYYÇ) temel eğitim alanları ele alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre program yeterliliklerin neredeyse tamamı bilişsel ve duyuşsal alandandır. Dil ve edebiyatın tarihsel gelişimle iç içe bir yapıya sahip olması, Çağdaş Yunan Dili ve Edebiyatı programlarında derslerin sıralamasını da şekillendirmiştir; bu doğrultuda önce dil, ardından tarih ve edebiyat, en son ise kültür derslerine yer verilmektedir. Bu derslerin dağılımı neredeyse yarı yarıya olacak şekilde seçmeli ve zorunlu dersler olarak dağıtılmıştır. Ders çeşitliliği oldukça yüksektir. Elde edilen sonuçlara göre en çok ifade edilen ya da kullanılan öğretim tekniği anlatım olup onu sırasıyla soru-cevap ve tartışma tekniği takip ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ders içeriklerine bakıldığında, zorunlu ve seçmeli dersler yarı yarıyadır. Seçmeli ve zorunlu ders yoğunluğu dengededir. Ölçme ve değerlendirme de sadece yazılı ara sınav ve final uygulandığı belirlenmiştir.
Doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan 3 boyutlu dokunsal ve sesli hikayelerin görme engelli bireylerin okuma becerisi üzerindeki etkililiği
Bu araştırmada, doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan, 3D yazıcı teknolojisiyle hazırlanmış üç boyutlu dokunsal ve sesli hikâyelerin, görme engelli öğrencilerin okuduğunu anlama becerileri, okuma doğruluğu ve bilginin kalıcılığı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca bu öğretim sürecinin, görme engelli öğrencilerin kişiler arası ve ortamlar arası genelleme becerilerine olan katkısı ve öğretimden sonraki 15, 30 ve 45. günlerde elde edilen izleme verileri değerlendirilmiştir. Araştırmaya İstanbul ili Üsküdar ilçesinde bulunan Türkan Sabancı Görme Engelliler İlkokulu'nda öğrenim gören üç görme engelli öğrenci katılmıştır. Araştırmanın sosyal geçerliliğine ilişkin veriler, deneklerin ebeveynlerinden, yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla öznel değerlendirme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmada, tek denekli araştırma yöntemlerinden biri olan ve denekler arası çoklu yoklama modeli şeklinde uygulanan çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma bulguları, doğrudan öğretim yöntemiyle sunulan üç boyutlu dokunsal ve sesli hikâyelerle gerçekleştirilen okuduğunu anlama öğretiminin, görme engelli öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini geliştirmede ve öğrendiklerini 15, 30 ve 45 gün sonra da korumalarında etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğrencilerin hikâyeleri farklı kişiler ve ortamlarda genelleyebildikleri, ebeveynlerin de bu yönteme ilişkin olumlu görüş bildirdikleri belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, üç boyutlu dokunsal ve sesli hikâye materyallerinin, görme engelli öğrencilerin okuma sürecine yönelik destekleyici ve sürdürülebilir bir öğretim aracı olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
Okul öncesi eğitimcileri için dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna yönelik bir eğitim programı tasarımı: Eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimcilerinin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilere yönelik yaklaşımlarını incelemek ve okul öncesi eğitimcilerine yönelik bir dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu programı geliştirmektir. Eylem araştırması deseninde hazırlanan bu çalışma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Edirne ilinde görev yapan 39 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Uygulama süresince yapılan sunumlar ve örnek vaka çalışmaları, eğitimcilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu anlama, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nedenlerini öğrenme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtilerini ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden olumlu-olumsuz durumları farketme becerileri ile sınıf içi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu durumlarında yapılması gereken müdahalelere yoğunlaşılmıştır. Katılımcılar, geliştirilen eğitim programında konu dağılımı açısından sınıf içi müdahalelerde uygulanabilir konuların yer aldığını, uygulamanın interaktif olduğunu, programda anlaşılır bir dil kullanıldığını ve içeriğin anlaşılır olduğunu belirterek memnuniyetlerini belirtmişlerdir. Katılımcılar, geliştirilen programın farklı yöntemler öğreterek eğitimcilerin yeni bilgiler edinmesine yardımcı olarak hem katılımcılara hem de katılımcıların çalıştıkları kurumlara katkısı olduğunu dile getirmişlerdir. Programın günlük etkinlik, rutin ve geçişler için planlamalara olan etkilerinin sınıf yönetim becerilerini desteklediğini ve sınıf içi düzenlemelerine katkısı olduğunun altını çizmişlerdir. Katılımcılar, programdaki teorik bilginin uygulamaya dönüştürülürken öğrenciye yaklaşımlarında değişiklikler olacağını ve planlarında düzenlemeler yapacaklarını belirtmişlerdir.
Okul öncesi eğitimcileri için dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna yönelik bir eğitim programı tasarımı: Eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimcilerinin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilere yönelik yaklaşımlarını incelemek ve okul öncesi eğitimcilerine yönelik bir dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu programı geliştirmektir. Eylem araştırması deseninde hazırlanan bu çalışma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Edirne ilinde görev yapan 39 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Uygulama süresince yapılan sunumlar ve örnek vaka çalışmaları, eğitimcilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu anlama, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nedenlerini öğrenme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtilerini ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden olumlu-olumsuz durumları farketme becerileri ile sınıf içi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu durumlarında yapılması gereken müdahalelere yoğunlaşılmıştır. Katılımcılar, geliştirilen eğitim programında konu dağılımı açısından sınıf içi müdahalelerde uygulanabilir konuların yer aldığını, uygulamanın interaktif olduğunu, programda anlaşılır bir dil kullanıldığını ve içeriğin anlaşılır olduğunu belirterek memnuniyetlerini belirtmişlerdir. Katılımcılar, geliştirilen programın farklı yöntemler öğreterek eğitimcilerin yeni bilgiler edinmesine yardımcı olarak hem katılımcılara hem de katılımcıların çalıştıkları kurumlara katkısı olduğunu dile getirmişlerdir. Programın günlük etkinlik, rutin ve geçişler için planlamalara olan etkilerinin sınıf yönetim becerilerini desteklediğini ve sınıf içi düzenlemelerine katkısı olduğunun altını çizmişlerdir. Katılımcılar, programdaki teorik bilginin uygulamaya dönüştürülürken öğrenciye yaklaşımlarında değişiklikler olacağını ve planlarında düzenlemeler yapacaklarını belirtmişlerdir.
Okul öncesi eğitimcileri için dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna yönelik bir eğitim programı tasarımı: Eylem araştırması
Bu çalışmanın amacı, okul öncesi eğitimcilerinin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan öğrencilere yönelik yaklaşımlarını incelemek ve okul öncesi eğitimcilerine yönelik bir dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu programı geliştirmektir. Eylem araştırması deseninde hazırlanan bu çalışma, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Edirne ilinde görev yapan 39 okul öncesi öğretmenine uygulanmıştır. Uygulama süresince yapılan sunumlar ve örnek vaka çalışmaları, eğitimcilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunu anlama, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun nedenlerini öğrenme, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtilerini ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna eşlik eden olumlu-olumsuz durumları farketme becerileri ile sınıf içi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu durumlarında yapılması gereken müdahalelere yoğunlaşılmıştır. Katılımcılar, geliştirilen eğitim programında konu dağılımı açısından sınıf içi müdahalelerde uygulanabilir konuların yer aldığını, uygulamanın interaktif olduğunu, programda anlaşılır bir dil kullanıldığını ve içeriğin anlaşılır olduğunu belirterek memnuniyetlerini belirtmişlerdir. Katılımcılar, geliştirilen programın farklı yöntemler öğreterek eğitimcilerin yeni bilgiler edinmesine yardımcı olarak hem katılımcılara hem de katılımcıların çalıştıkları kurumlara katkısı olduğunu dile getirmişlerdir. Programın günlük etkinlik, rutin ve geçişler için planlamalara olan etkilerinin sınıf yönetim becerilerini desteklediğini ve sınıf içi düzenlemelerine katkısı olduğunun altını çizmişlerdir. Katılımcılar, programdaki teorik bilginin uygulamaya dönüştürülürken öğrenciye yaklaşımlarında değişiklikler olacağını ve planlarında düzenlemeler yapacaklarını belirtmişlerdir.
Fiziksel aktivite programının özel gereksinimli çocukların gelişimi, erken okuryazarlık becerileri, çalışma belleği ve ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek üzerindeki etkileri
Bu araştırmada, fiziksel aktivitenin özel gereksinimli bireylerin erken okuryazarlık becerilerine, çalışma belleği performanslarına ve genel gelişim düzeylerine olan etkisi ile fiziksel aktiviteye katılan özel gereksinimli bireylerin katılımcı ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Katılımcı çocuklara Erken Okuryazarlık Testi (EROT), Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ); katılımcı ebeveynlere Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır. Araştırmada dokuz çocuk katılımcı, dokuz ebeveyn katılımcı yer almıştır. Çocuk katılımcıların özel gereksinimlilik durumları Yaygın Gelişimsel Bozukluk, Down Sendromu, Gelişimsel Dil Bozukluğu şeklindedir. Testler sonrasında bulgular istatistiksel analiz edilmiştir. Analiz sonuçları araştırmada uygulanan ebeveyn katılımlı fiziksel aktivitenin katılımcı çocukların genel gelişimine ve dil-bilişsel gelişim alanlarına; erken okuryazarlık becerilerine, sesbilgisel farkındalık düzeylerine, alıcı ve ifade edici dildeki sözcük bilgisi düzeyine; çalışma belleği, sözel bellek, sözel kısa süreli bellek, görsel bellek, görsel çalışma belleği performanslarına olumlu yönde büyük etki düzeyinde katkı sağladığını göstermiştir. Katılımcı ebeveynlerin algılanan sosyal destek düzeylerinde herhangi bir değişim saptanmamıştır. Elde edilen veriler alan yazını ışığında tartışılmıştır. Özel gereksinimli çocukların hayatına fiziksel aktivitenin erken çocukluk döneminden itibaren dahil edilmesi için çalışmaların artırılması önerilmiştir
Fiziksel aktivite programının özel gereksinimli çocukların gelişimi, erken okuryazarlık becerileri, çalışma belleği ve ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek üzerindeki etkileri
Bu araştırmada, fiziksel aktivitenin özel gereksinimli bireylerin erken okuryazarlık becerilerine, çalışma belleği performanslarına ve genel gelişim düzeylerine olan etkisi ile fiziksel aktiviteye katılan özel gereksinimli bireylerin katılımcı ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Katılımcı çocuklara Erken Okuryazarlık Testi (EROT), Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ); katılımcı ebeveynlere Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır. Araştırmada dokuz çocuk katılımcı, dokuz ebeveyn katılımcı yer almıştır. Çocuk katılımcıların özel gereksinimlilik durumları Yaygın Gelişimsel Bozukluk, Down Sendromu, Gelişimsel Dil Bozukluğu şeklindedir. Testler sonrasında bulgular istatistiksel analiz edilmiştir. Analiz sonuçları araştırmada uygulanan ebeveyn katılımlı fiziksel aktivitenin katılımcı çocukların genel gelişimine ve dil-bilişsel gelişim alanlarına; erken okuryazarlık becerilerine, sesbilgisel farkındalık düzeylerine, alıcı ve ifade edici dildeki sözcük bilgisi düzeyine; çalışma belleği, sözel bellek, sözel kısa süreli bellek, görsel bellek, görsel çalışma belleği performanslarına olumlu yönde büyük etki düzeyinde katkı sağladığını göstermiştir. Katılımcı ebeveynlerin algılanan sosyal destek düzeylerinde herhangi bir değişim saptanmamıştır. Elde edilen veriler alan yazını ışığında tartışılmıştır. Özel gereksinimli çocukların hayatına fiziksel aktivitenin erken çocukluk döneminden itibaren dahil edilmesi için çalışmaların artırılması önerilmiştir
Fiziksel aktivite programının özel gereksinimli çocukların gelişimi, erken okuryazarlık becerileri, çalışma belleği ve ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek üzerindeki etkileri
Bu araştırmada, fiziksel aktivitenin özel gereksinimli bireylerin erken okuryazarlık becerilerine, çalışma belleği performanslarına ve genel gelişim düzeylerine olan etkisi ile fiziksel aktiviteye katılan özel gereksinimli bireylerin katılımcı ebeveynlerinin algıladıkları sosyal destek düzeyi üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Katılımcı çocuklara Erken Okuryazarlık Testi (EROT), Ankara Gelişim Tarama Envanteri (AGTE), Çalışma Belleği Ölçeği (ÇBÖ); katılımcı ebeveynlere Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) uygulanmıştır. Araştırmada dokuz çocuk katılımcı, dokuz ebeveyn katılımcı yer almıştır. Çocuk katılımcıların özel gereksinimlilik durumları Yaygın Gelişimsel Bozukluk, Down Sendromu, Gelişimsel Dil Bozukluğu şeklindedir. Testler sonrasında bulgular istatistiksel analiz edilmiştir. Analiz sonuçları araştırmada uygulanan ebeveyn katılımlı fiziksel aktivitenin katılımcı çocukların genel gelişimine ve dil-bilişsel gelişim alanlarına; erken okuryazarlık becerilerine, sesbilgisel farkındalık düzeylerine, alıcı ve ifade edici dildeki sözcük bilgisi düzeyine; çalışma belleği, sözel bellek, sözel kısa süreli bellek, görsel bellek, görsel çalışma belleği performanslarına olumlu yönde büyük etki düzeyinde katkı sağladığını göstermiştir. Katılımcı ebeveynlerin algılanan sosyal destek düzeylerinde herhangi bir değişim saptanmamıştır. Elde edilen veriler alan yazını ışığında tartışılmıştır. Özel gereksinimli çocukların hayatına fiziksel aktivitenin erken çocukluk döneminden itibaren dahil edilmesi için çalışmaların artırılması önerilmiştir
2019-2023 yılları arasındaki LGS matematik sorularının TIMSS bilişsel alanlarına, Matematik Öğretim Programına ve MATH taksonomisine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2019-2023 yılları arasında Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavlarda sorulan 100 matematik sorusunu Matematik Öğretim Programı (MÖP) kazanımları, TIMSS bilişsel alanları, Matematik taksonomisi grupları ve kategorilerine göre analiz etmektir. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanmıştır. Araştırma verileri incelenirken ortaokul 5-8. sınıf matematik öğretim programı kazanımlarının yer aldığı bir tablo, TIMSS bilişsel alanlarına ve MATH taksonomisinin grup ve kategorilerine göre oluşturulan kodlama şemaları kullanılmıştır. Verileri karşılaştırmak için yüzde ve frekans değerlerine sahip bir inceleme matrisi kullanıldı. Araştırma verilerini oluşturan sorular matematik öğretim programı kazanımları, TIMSS bilişsel alanları ve MATH taksonomisine göre eğitim programları ve öğretim alanında uzman iki matematik öğretmeni tarafından kategorize edilerek analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Matematik Öğretim Programındaki beş öğrenme alanının her birinden her yıl soru sorulduğu, yalnızca 2020 LGS sınavında COVİD-19 pandemisi dolayısıyla, 2023 LGS sınavında ise Türkiye'de yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geometri ve ölçme alanından soru sorulmadığı belirlenmiştir. Sınavlarda soruların en ağırlıklı olduğu öğrenme alanlarının sayılar ve işlemler öğrenme alanı ve cebir öğrenme alanı olduğu tespit edilmiştir. LGS sınavlarındaki matematik soruları TIMMS bilişsel alanlarından en fazla uygulama bilişsel alanından soru sorulmuştur. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında üst düzey düşünme becerilerini kullanmayı gerektiren B ve C gruplarına uygun sorulara daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında en fazla A3-rutin işlemler ve B2-yeni durumlara uygulama kategorilerinden sorular yer almaktadır.
2019-2023 yılları arasındaki LGS matematik sorularının TIMSS bilişsel alanlarına, Matematik Öğretim Programına ve MATH taksonomisine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2019-2023 yılları arasında Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavlarda sorulan 100 matematik sorusunu Matematik Öğretim Programı (MÖP) kazanımları, TIMSS bilişsel alanları, Matematik taksonomisi grupları ve kategorilerine göre analiz etmektir. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanmıştır. Araştırma verileri incelenirken ortaokul 5-8. sınıf matematik öğretim programı kazanımlarının yer aldığı bir tablo, TIMSS bilişsel alanlarına ve MATH taksonomisinin grup ve kategorilerine göre oluşturulan kodlama şemaları kullanılmıştır. Verileri karşılaştırmak için yüzde ve frekans değerlerine sahip bir inceleme matrisi kullanıldı. Araştırma verilerini oluşturan sorular matematik öğretim programı kazanımları, TIMSS bilişsel alanları ve MATH taksonomisine göre eğitim programları ve öğretim alanında uzman iki matematik öğretmeni tarafından kategorize edilerek analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Matematik Öğretim Programındaki beş öğrenme alanının her birinden her yıl soru sorulduğu, yalnızca 2020 LGS sınavında COVİD-19 pandemisi dolayısıyla, 2023 LGS sınavında ise Türkiye'de yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geometri ve ölçme alanından soru sorulmadığı belirlenmiştir. Sınavlarda soruların en ağırlıklı olduğu öğrenme alanlarının sayılar ve işlemler öğrenme alanı ve cebir öğrenme alanı olduğu tespit edilmiştir. LGS sınavlarındaki matematik soruları TIMMS bilişsel alanlarından en fazla uygulama bilişsel alanından soru sorulmuştur. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında üst düzey düşünme becerilerini kullanmayı gerektiren B ve C gruplarına uygun sorulara daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında en fazla A3-rutin işlemler ve B2-yeni durumlara uygulama kategorilerinden sorular yer almaktadır.
2019-2023 yılları arasındaki LGS matematik sorularının TIMSS bilişsel alanlarına, Matematik Öğretim Programına ve MATH taksonomisine göre incelenmesi
Bu çalışmanın amacı 2019-2023 yılları arasında Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında yapılan merkezi sınavlarda sorulan 100 matematik sorusunu Matematik Öğretim Programı (MÖP) kazanımları, TIMSS bilişsel alanları, Matematik taksonomisi grupları ve kategorilerine göre analiz etmektir. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına göre tasarlanmıştır. Araştırma verileri incelenirken ortaokul 5-8. sınıf matematik öğretim programı kazanımlarının yer aldığı bir tablo, TIMSS bilişsel alanlarına ve MATH taksonomisinin grup ve kategorilerine göre oluşturulan kodlama şemaları kullanılmıştır. Verileri karşılaştırmak için yüzde ve frekans değerlerine sahip bir inceleme matrisi kullanıldı. Araştırma verilerini oluşturan sorular matematik öğretim programı kazanımları, TIMSS bilişsel alanları ve MATH taksonomisine göre eğitim programları ve öğretim alanında uzman iki matematik öğretmeni tarafından kategorize edilerek analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Matematik Öğretim Programındaki beş öğrenme alanının her birinden her yıl soru sorulduğu, yalnızca 2020 LGS sınavında COVİD-19 pandemisi dolayısıyla, 2023 LGS sınavında ise Türkiye'de yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle geometri ve ölçme alanından soru sorulmadığı belirlenmiştir. Sınavlarda soruların en ağırlıklı olduğu öğrenme alanlarının sayılar ve işlemler öğrenme alanı ve cebir öğrenme alanı olduğu tespit edilmiştir. LGS sınavlarındaki matematik soruları TIMMS bilişsel alanlarından en fazla uygulama bilişsel alanından soru sorulmuştur. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında üst düzey düşünme becerilerini kullanmayı gerektiren B ve C gruplarına uygun sorulara daha fazla yer verildiği tespit edilmiştir. MATH taksonomisine göre LGS sınavlarında en fazla A3-rutin işlemler ve B2-yeni durumlara uygulama kategorilerinden sorular yer almaktadır.
Çoklu dil konuşulan ülkelerde otizmli çocukların iletişimbecerilerinin incelenmesi: Kuzey Makedonya-Üsküp örneği
Bu araştırmada Kuzey Makedonya'daki otizmli tek, çift ve çoklu dile sahip çocukların, eğitim ortamlarında, ailede ve çevreleriyle nasıl iletişim kurdukları ve bu süreçte ortaya çıkan sorunların belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modelinde, fenomenoloji (olgu bilim) desenine uygun olarak oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri Kuzey Makedonya'da 3-10 yaş arası 9 otizmli bireyin ebeveyn ve eğitimcilerinden (9 anne 8 eğitimci) elde edilmiştir. Veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ebeveyn ve öğretmenler birden fazla dili kullanan otizmli çocuklarda konuşma bozukluklarında yaygın olduğu ve farklı dillerde konuştuklarında konuşmada zorluk yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu çocukların aile içeresindeki iletişim dili tercihinde çeşitlilik olmakla birlikte çocuklar daha çok ana dilde iletişimi tercih ederken, okulda daha çok çift dil kullanımını benimsemektedirler. Bununla birlikte birden fazla dil konuşan çocuklarda çoklu dil kullanımı daha çok tercih edilmekle birlikte ebeveyn ya da öğretmenler çocuk yabancı dilde iletişime başlasa da anadil ile ona karşılık verdiklerini ifade etmişlerdir. Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu bu çocukların anadillerinde konuşma düzeylerinde farklılık göstermesi ile birlikte konuşmada cümle içinde birden fazla dil kullanmayı tercih etmeleridir. Anadilde konuşma becerilerinde farklılık ve cümle içinde birden fazla dil tercih etmelerine rağmen ebeveyn ve eğitimciler bu çocuklarla iletişimlerinde çoğunlukla sorun yaşanmadıklarını belirtirken akademik desteğin bu öğrencilerin için faydalı olabileceğini önermişlerdir.
Çoklu dil konuşulan ülkelerde otizmli çocukların iletişimbecerilerinin incelenmesi: Kuzey Makedonya-Üsküp örneği
Bu araştırmada Kuzey Makedonya'daki otizmli tek, çift ve çoklu dile sahip çocukların, eğitim ortamlarında, ailede ve çevreleriyle nasıl iletişim kurdukları ve bu süreçte ortaya çıkan sorunların belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modelinde, fenomenoloji (olgu bilim) desenine uygun olarak oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri Kuzey Makedonya'da 3-10 yaş arası 9 otizmli bireyin ebeveyn ve eğitimcilerinden (9 anne 8 eğitimci) elde edilmiştir. Veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ebeveyn ve öğretmenler birden fazla dili kullanan otizmli çocuklarda konuşma bozukluklarında yaygın olduğu ve farklı dillerde konuştuklarında konuşmada zorluk yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu çocukların aile içeresindeki iletişim dili tercihinde çeşitlilik olmakla birlikte çocuklar daha çok ana dilde iletişimi tercih ederken, okulda daha çok çift dil kullanımını benimsemektedirler. Bununla birlikte birden fazla dil konuşan çocuklarda çoklu dil kullanımı daha çok tercih edilmekle birlikte ebeveyn ya da öğretmenler çocuk yabancı dilde iletişime başlasa da anadil ile ona karşılık verdiklerini ifade etmişlerdir. Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu bu çocukların anadillerinde konuşma düzeylerinde farklılık göstermesi ile birlikte konuşmada cümle içinde birden fazla dil kullanmayı tercih etmeleridir. Anadilde konuşma becerilerinde farklılık ve cümle içinde birden fazla dil tercih etmelerine rağmen ebeveyn ve eğitimciler bu çocuklarla iletişimlerinde çoğunlukla sorun yaşanmadıklarını belirtirken akademik desteğin bu öğrencilerin için faydalı olabileceğini önermişlerdir.
Çoklu dil konuşulan ülkelerde otizmli çocukların iletişimbecerilerinin incelenmesi: Kuzey Makedonya-Üsküp örneği
Bu araştırmada Kuzey Makedonya'daki otizmli tek, çift ve çoklu dile sahip çocukların, eğitim ortamlarında, ailede ve çevreleriyle nasıl iletişim kurdukları ve bu süreçte ortaya çıkan sorunların belirlemesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modelinde, fenomenoloji (olgu bilim) desenine uygun olarak oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri Kuzey Makedonya'da 3-10 yaş arası 9 otizmli bireyin ebeveyn ve eğitimcilerinden (9 anne 8 eğitimci) elde edilmiştir. Veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ebeveyn ve öğretmenler birden fazla dili kullanan otizmli çocuklarda konuşma bozukluklarında yaygın olduğu ve farklı dillerde konuştuklarında konuşmada zorluk yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu çocukların aile içeresindeki iletişim dili tercihinde çeşitlilik olmakla birlikte çocuklar daha çok ana dilde iletişimi tercih ederken, okulda daha çok çift dil kullanımını benimsemektedirler. Bununla birlikte birden fazla dil konuşan çocuklarda çoklu dil kullanımı daha çok tercih edilmekle birlikte ebeveyn ya da öğretmenler çocuk yabancı dilde iletişime başlasa da anadil ile ona karşılık verdiklerini ifade etmişlerdir. Araştırmanın bir diğer dikkat çeken bulgusu bu çocukların anadillerinde konuşma düzeylerinde farklılık göstermesi ile birlikte konuşmada cümle içinde birden fazla dil kullanmayı tercih etmeleridir. Anadilde konuşma becerilerinde farklılık ve cümle içinde birden fazla dil tercih etmelerine rağmen ebeveyn ve eğitimciler bu çocuklarla iletişimlerinde çoğunlukla sorun yaşanmadıklarını belirtirken akademik desteğin bu öğrencilerin için faydalı olabileceğini önermişlerdir.