Theses supervised by Doç. Dr. Bülent Gül
10 theses · Hacettepe University
Kazakistan'daki Korelilerin sosyo-kültürel yapısı
"Kazakistan'daki Korelilerin Sosyo-Kültürel Yapısı" başlığı altında hazırlanmış olan bu tezde, Kazakistan'da yaşayan Kore topluluğunun zorunlu göç tarihi ele alınarak, günümüzdeki durumu, özellikle de sosyo-kültürel yapısı irdelenmiştir. Nicel ve nitel araştırma yöntemleri kullanılarak veri toplanan bu çalışmada, Kazakistan Korelilerinin dil, din, eğitim, ekonomik durum, etnik kimlik duygusu, sosyal hayat durumu anket ve mülakat yolu ile araştırılmıştır. Kazakistan Korelilerinin kültürü, geçmişte ve günümüzde yaşadıkları coğrafya, devlet politikaları, bölgede bulunan diğer topluluklar ve bunların kültürleri ile sıkı bir etkileşim içindedir. Bu bölgedeki Koreli nüfusun azlığı, ulusal özerklik eksikliği, yüksek kentsel yerleşim oranı gibi sebeplerden dolayı ve hızlı sosyo-ekonomik gelişmeye bağlı olarak Koreliler, yoğun olarak başta Rus kültürü olmak üzere Kazak kültürüne de adapte olmuşlardır. Özellikle dil konusuna değinecek olursak, Kazakistan Korelileri anadilleri olan Koreceyi neredeyse unutmuşlardır. Din durumunun özelliklerinden biri, diğer çoğu etnik gruplar gibi bir ana din oluşturmadan halkın çeşitli dinlere dağılım göstermesidir. Eğitim ve ekonomik durumu ise aynı coğrafyada bulunan diğer milletlerden daha yüksek ve istikrarlıdır. Dil ve din durumunun aksine günlük hayatta geleneksel ritüeller ve öz kültürel unsurların bir kısmını hâlâ korudukları gözlemlenmektedir.
XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin içtimai yapısı
Bu çalışmada, temel olarak XII. yüzyıl Moğolistan cografyasındaki ulus'ların sosyal yapısını yeniden incelenmektedir. Uzun yıllardır XII. yüzyıl Moğollarının sosyal yapısına ait çalışmalara etki etmiş olan Marksist Tarih Teorisi ve Sosyal Evrim Teorisine göre her konar-göçer toplumunun sosyal yapısı şu şekildedir: "Gens (kandaş bir grup) – Fratri (birkaç genslerden oluşur) – Aşiret (birkaç fratrilerden oluşur) – Aşiret federasyonu (birkaç aşiretlerden oluşur) kurulur. Yani kan bağı üzerine dayalı akrabalık (kabilesel) düzenidir. Bu görüşün doğru ya da yanlış olduğunu değerlendirmek ve yanlış ise XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin sosyal yapısının ne şekilde olduğuna dair bir görüş ortaya koymak amacıyla bu çalışma hazırlanmıştır. XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasındaki konar-göçerlerin sosyal yapısı, devlet düzeni, idarî taksimatı, akrabalık düzeni ve sürek av düzeni ile hayvancılık düzeni dört bölüm, on iki alt başlık altında incelenmeye çalışılmıştır. Bu çalışmadan elde edilen başlıca sonuçlar; 1. XII. yüzyıl Moğollarının devlet idarî taksimatı yeniden çizilmiştir. Ulus kendi içerisinde iki büyük yönetim koluna ayrılır. Kollar ise güre'en'lere ayrılır. Kağan ya da han tarafından bir (sol) kol idare edilir ve diğer (sağ) kol ise kağanın tayin ettiği taizi unvanı taşıyan yönetici tarafından idare edilir. Bir kolu oluşturan her güre'en birer bey egemenliğindedir. Onlar beraber göç etmekte ve yeni bir yere yerleşirken birçok komşu güre'en'i de kurmaktaydılar. 2. V. Y. Vladimirtsov'dan başlayarak uzun zamandır birçok bilim adamı tarafından "Moğolca oboq kavramı, XII. yüzyıl Moğollarının devlet idarî taksimatının ana birimidir." şeklinde ileri sürülen görüşün doğru olmadığı anlaşılmıştır. Fakat, Moğolca oboq, uruq, yasun olmak üzere ana kavramlar hakkında yeniden inceleme yapılarak XII. yüzyıl Moğollarının akrabalık düzeni ortaya konulmuştur. Böylece, XII. yüzyılda Moğolistan coğrafyasında bulunan uluslardaki kol, güre'enlerden oluşan devlet idarî taksimatı ve oboq, yasun ve uruq başta olmak üzere çeşitli kavramlardan oluşan akrabalık düzeninin de aynı anda bulunduğunu ispatlamış olduk. 3. XII. yüzyıl Moğolistan coğrafyasında bulunan "konar-göçer hayvancılık düzeni"ni ve "sürek avı" düzenini ayrıca anlattık. Hayvancılık sistemi içerisinde o zamanki sosyal yapıya sıkı bir şekilde bağlı özel bir besicilik düzeni bulunduğu için o dönemdeki hayvancılık düzeni üzerine yeniden inceleme yaptık. Sonuçta, aile (ayil) usulü ile hayvancılık yapılması, oba (hot ayil düzeni) şeklinde hayvancılık yapılması ve reislere ait büyük hayvancılığın besicilik düzeni gibi konar-göçer hayvancılık içerisinde üç farklı besicilik düzeninin aynı anda birlikte bulunduğunu ispatlamış olduk.
Bir Japon Türkolog Prof. Dr. Masao Mori: Hayatı ve Türkolojiye etkisi
Bu tezin amacı 20. yüzyılda yaşamış Japon Türkolog Prof. Dr. Masao Mori'nin hayatını, akademik kariyerini, yaptığı çalışmalarını ve eserlerini biyografi araştırmaları yöntemi aracılığıyla inceleyerek Mori'nin Türkoloji literatürüne olan etkisini ve katkısını ortaya koymaktır. Prof. Dr. Masao Mori, Eski Çağ Kuzey ve Orta Asya'daki Türklerin tarihi üzerine uzman ve bu alanda dünyaca ünlü ve seçkin bir araştırmacıdır. Mori'nin eserlerinin çoğu Japonca olduğu gibi onun hakkında yapılan çalışmalar da Japoncadır. Bu nedenle Türkiye Türkolojisinde hakkında yeterince bilgi bulunmamaktadır. Bu çalışma, Japonya Türkolojisinin en önemli isimlerinden Masao Mori'yi Türkiye Türkolojisine tanıtmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla tezin birinci bölümünde Masao Mori'nin hayatı biyografik biçimde çizilmiş; akademik kariyeri ve akademik faaliyetleri anlatılmıştır. İkinci bölümde Masao Mori'nin Kuzey Asya Türkleri ve Anadolu Türkleri sahalarında yaptığı akademik çalışmaları ve çalışmalarını temsil eden eserleri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise Masao Mori'nin çalışmalarının önemi ve Türkolojiye olan etkisi ve katkısı üzerinde durulmuştur. Onun katkıları ışığında, Japonya'da Anadolu Türkleri üzerine yapılan araştırmaların başlangıcı ve gelişim süreci hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışmada, Masao Mori'nin Kuzey ve Orta Asya Türkleri tarihi üzerine başarılı çalışmalarıyla ve temelini oluşturduğu Tokyo'da bulunan Toyo Bunko'nun (the Oriental Library) Türkçe arşiv koleksiyonuyla genç araştırmacıların yetiştirilmesinde ve Japonya Türkolojisinin gelişmesinde büyük rol oynadığı, ayrıca Türkiye'deki üniversitelerde çalıştığı süre boyunca Türkiyedeki Türkolojiye ve Japonca eğitiminin temelinin kurulmasına katkıda bulunduğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Kazakistan Uygurlarının dil durumu ve kültürel özellikleri
"Kazakistan Uygurlarının Dil Durumu ve Kültürel Özellikleri" konulu bu çalışmada Kazakistan'da yaşamakta olan Uygurların göç tarihi esas alınarak günümüzdeki dil durumları ve kültürel özellikleri incelenmiştir. Mülâkat araştırma yöntemi kullanılarak veriler toplanan bu tezde Kazakistan Uygurlarının dil durumları dışında sosyo-kültürel özellik içeren gündelik yaşamları; din, eğitim ve ekonomik durumları açısından incelenmeye çalışılmıştır. Kazakistan Uygurlarının geçmiş dönemlerde ve günümüzde yaşamakta olan bölgeleri, sosyo-demografik özellikleri gibi konulara dair bilgilere de başvurulmaya çalışılmıştır. Kazakistan'ın çokkültürlü bir ülke olmasının Uygurları hangi açılardan etkilediği ve Kazakistan Uygurlarının hangi açılardan etkileşim yaşadıkları öğrenilmeye çalışılmıştır. Sovyetler döneminde yaşanan etkileşim özelliklerinin günümüzde yaşanıp yaşanmaması gibi unsurlar da önemli bulunmuştur. Çalışmamızın göç tarihi ve dil durumu bölümleri bu unsurlar esasında elde ettiğimiz bulgular ve verilerden yararlanılarak değerlendirilmiştir. Kazakistan Uygurlarının dil durumlarına değinecek olursak eğitim alanlarında problemlerin olduğu ve Rus dilinin rolünün önemli olduğu görülmektedir. Şehir yaşamında günlük konuşma dilinin Rusça olması Uygurların gündelik hayatlarındaki konuşmalarını da etkilemiştir. Kazakistan Uygurları kültürel miraslarına sahip çıkmışlardır. Gelenek ve göreneklerinin korunduğu ve gündelik yaşamlarına bu geleneklerin uygulandığı gözlemlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kazakistan Uygurları, Dil Durumu, Kültürel Özellikleri, Çokkültürlülük, Kültürlerarası Etkileşim, Göç, Sovyetler
Moğolların Türkistan fethi ve sonuçları (13-14. yüzyıllar)
Bu tezin konusu, Türkistan'ın Moğol hâkimiyetindeki dönüşümüdür. Cengiz Han liderliğinde dünya siyaset tarihine giren Moğollar, İslam kaynakları başta olmak üzere, genellikle medeniyet verilerini yok etmekle suçlandılar. Bu kaynakları değerlendiren daha yakın tarihli çalışmalarda ise Ortaçağda hemen bütün fetih hareketlerinin şiddet içerdiği gerçeği görmezden gelindi. Esasen olan biten, yüzlerce yıldır sürüp giden göçebeler ve yerleşiklerin savaşıydı. Fakat bu kez göçebeler galip geldi. Bu kez farklıydı; çünkü diğer göçebeler gibi sadece ihtiyaçları olanı alıp geri dönmediler, kurumsallaştılar. Yasaları vardı ve bu kez onları bir araya getiren tek unsur soy birliği değildi. Ortak çıkarlar için bir araya gelmişlerdi. Refah ve zenginlik istiyorlardı. Üstelik gücünü Tanrı'dan alan karizmatik bir liderleri de vardı. Onlar da atalarının yaptığı gibi, zenginliğin kaynağı olan Çin'e saldırdılar; ama bu daha önce defalarca denenmişti ve kısa vadede başarılması kolay görünmüyordu. Kaynak ele geçirilemiyorsa, onu besleyen damarları ele geçirmek daha akıllıca olabilirdi. Bu nedenle hedef bu kez Türkistan oldu. Burası Asya ve Avrupa arasındaki ticaretin kalbiydi ve burada siyaset üstü bir ekonomi ağı kuruluydu. Fakat zenginlik büyük kartellerin elinde toplanmıştı. Refah toplumun her kesimine ulaşmıyordu. Bölge, toplumsal baskılardan kaçanlar için bir sığınak haline geldiği gibi, kozmopolit birikimin yarattığı sorunlar da günden güne artmaktaydı. Batı kısımları mezhep çatışmaları ile uğraşırken, daha doğuda Karahitayların Müslümanlara yönelik başlattığı katliamlar sürüyordu. Moğollar işte böyle bir ortamda Türkistan'a girdiler. Fethin büyük kısmında direnişle karşılaşmadılar. Direniş olan ve karşılığında şiddet gören şehirlerin ise büyük ticaret kartellerinin hâkim olduğu şehirler olması dikkat çekicidir. Yıkılan şehirlerin, hemen yanı başında yeniden kurulmaları, başlarına bölgenin sosyal ve kültürel hassasiyetlerini iyi bilen yöneticilerin atanmaları, ele geçirilen tüm toprakların hızlı ve etkili bir iletişim ağı içine dâhil edilmeleri, Türkistan'daki Moğol hâkimiyetinin sıradan bir istila olmayıp, planlı bir fütuhat olduğunun işaretlerinden sadece birkaçıdır. Anahtar Sözcükler: Moğollar, Cengiz Han, Türkistan, Dönüşüm, İstila, Fütuhat, 13-14. Yüzyıllar
Moğolistan Zamaar Köyündeki Şoroon Bumbagar Mezarında bulunan köktürklere ait çince yazıtın incelenmesi
2009 yılında Moğol ve Rus araştırma ekibi tarafından Göktürklere ait bir kurganda yapılan kazıdan Çince mezar taşı ve birçok obje keşfedilmiştir. Kurganda keşfedilen ahşaptan ve kilden yapılmış heykeller kutsal sayılan hayvanlara aittir. Ayrıca, kurganda keşfedilen Tölös boyundan P'u Ku kabilesinin bir üyesi olan P'u Ku Yi Tu (僕固乙突) adlı askerin mezar taşı yazıtından, bu askerin Tutuk (都督) (Türkçe'de karşılığı askeri komutan) Çin askeri görevi üstlendiği öğrenilmişti. Çin tarih kaynaklarına göre, P'u Ku kabilesinin Tola nehrinin doğu yakasında yaşadığı kaydedilmişken çıkarılan kurgan, mezar taşı ve birçok heykel Ulan Bator'un kuzey batısında bulunnuştur. Bu durum, P'u Ku kabilesinin merkezi hakkında bilinen eski gerçekleri değiştirmektedir. Bu tez çalışmasında, mezar taşı üzerinde yazılı olan eski Çince yazıt incelenmiştiir ve Göktürklere ait olan bu Çince yazıt Türkçeye çevrilmiştir. Yazıtta geçen tarihi olayların yanı sıra kişi adları, unvanlar, yer, bölge, deniz, dağ vb. adlarla ilgili de tarihsel araştırma yapılmıştır. İlk olarak, P'u Ku kabilesinden olan P'u Ku Yi Tu (僕固乙突) adlı askerin cesur ve itaarkar olduğu kaydedilmiştir. Katıldığı savaşlar sonucu aldığı onur unvanları incelendiğinde P'u Ku kabilesi ve Çin hanedanının yakın ilişki kurduğu görülmektedir. Ardından yazıtta, Çin yönetimine bağlı askerlerin imparatora sadık kalması, anne babaya hürmet göstermesi ve yabancı uyruklu askerlerin bile Çinlileşmiş olduğu yansıtılmıştır. Göktürklere ait Çince yazıtın incelenmesi hakkında yaptığım bu tez çalışmasının Göktürklerle Çinliler arasındaki ilişkiye katkıda bulunmasını umuyorum.
Arap harfli Moğolca sözlüklerde tarım terminolojisi
Ele alınan bu tezde, Moğol İmparatorluğu'nun XIII. ve XIV. yüzyıllarını kapsayan ve dilbilimsel anlamda Orta Moğolca olarak bilinen dönemde, Arap harfleriyle yazılmış Moğolca sözlüklerde geçen tarım terimleri ve tarım faaliyetlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmada öncelikle Moğollar ve Tarım konusu üzerinde durulmuştur. Cengiz Han dönemi öncesi Moğolistan'daki tarım faaliyetleri ile –dilbilimsel süreçte- Orta Moğolca olarak bilinen Cengiz Han dönemi ve biraz sonrası Moğolcasının tarım terimleri ve faaliyetleri, önceliği Moğol kaynakları olmak üzere Moğolların etkileşime geçtikleri Türk, Arap ve Farslılara ait birçok kaynaktan yararlanılarak belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen tarım terimleri, kullanılış biçimleriyle anlambilimsel açılardan tespit edilmiş, zaman zaman kelimelere ait etimoloji denemeleri aktarılmaya çalışılmış, Moğolların ve onlarla etkileşime geçmiş kültürlerin alt yapılarına ait tarımı ve tarıma dayalı çalışmaları mukayeseli olarak gösterilmiş, kelimelerin günümüz Moğolcasındaki varlıkları ve varsa kullanımları aktarılmaya çalışılmıştır.
Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde temel düzeyde (A1-A2) konuşma izlence örneğinin hazırlanması
Bu çalışmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde temel seviye konuşma becerisi için yeni bir izlence örneğinin hazırlanması hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda Avrupa Ortak Çerçeve Metnindeki konuşma becerisi yeterlikleri ışığında kazanımlar oluşturulmuştur. Konuşma becerisi yeterlikleri "Üretken Etkinlik ve Stratejiler" ile "Etkileşimsel Etkinlikler ve Stratejiler" olarak iki ana başlık altında toplanmıştır. Başlıklara uygun olarak toplamda 41 kazanım oluşturulmuş ve tanımlayıcısı olmadığı için dört yeterlik için kazanım oluşturulmamıştır. Günümüzde yurt içinde ve yurt dışında en fazla kullanılan kitaplar arasında yer alan Yunus Emre Enstitüsü'nün Yedi İklim Türkçe, Gazi TÖMER'in Yabancılar İçin Türkçe ve Ankara TÖMER'in Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe adlı hazırlamış olduğu A1 ve A2 seviye kitaplarının konuşma becerisi bölümleri oluşturulan kazanımlar bakımından incelenerek yeterliklere uygunluğu ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Betimsel nitelikte olan araştırmanın bu bölümünde veriler tarama modeline göre toplanmıştır. Bu bağlamda Üretken Etkinlik ve Stratejileri Yedi İklim Türkçe ders kitabında % 24, Yabancılar İçin Türkçe % 41, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe'de %35 oranlarında tespit edilmiştir. Etkileşimsel Etkinlikler ve Stratejileri Yedi İklim Türkçe ders kitabında % 30, Yabancılar İçin Türkçe % 53, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe'de %17 oranlarında saptanmıştır. Bu belirtilerden hareketle ders kitaplarında Üretken Etkinlik ve Stratejilerinin Etkileşimsel Etkinlikler ve Stratejilerine oranı Yedi İklim Türkçe ders kitabında % 63'e %37, Yabancılar İçin Türkçe % 60'a % 40, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe'de % 73'e %23 oranlarında olduğu bulunmuştur. Bu bulgular ışığında da konuşma becerisi için bir izlence örneği hazırlanmıştır.
Karahanlı Türkçesinde duygu fiilleri
Duygular dış dünyada yaşanan olayların insanların iç dünyasını nasıl etkilediklerini anlatırlar. Belli bir dönemin yaşantısının anlaşılabilmesi için o dönemde yaşayan insanların duygularının da anlaşılması gerekir. Duygular başta bireyseldir; fakat duyguların çıktıları insanların diğer insanlarla olan ilişkilerini etkilediği için duygular dalga dalga yayılarak toplumun genel yaşantısını etkileyebilirler. Duygular önce düşünceyle başlar ve düşünce ile duygu birbirlerini etkileyen kavramlardır. Bir kültürün düşünce sistemini etkili bir şekilde anlayıp değerlendirebilmek için o kültürün duygu sisteminin de anlaşılması gerekir. Bu tezde 11.yy Türk insanının başta duygu, dolaylı olarak da düşünce sisteminin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayabilmek amacıyla bu dönem eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri anlam özelliklerine göre incelenmiştir. Karahanlı Türkçesi dönemi eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri taşıdıkları duygu özelliklerine göre gruplandırılarak semantik açıdan sınıflandırılmış, semantik özelliklerine göre sınıflandırılan duygu fiilleri etimolojik yönden incelenerek, bu fiilllerin anlam özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bu fiillerde görülen metaforlar da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Karahanlı Türkçesinde duygu fiilleri
Duygular dış dünyada yaşanan olayların insanların iç dünyasını nasıl etkilediklerini anlatırlar. Belli bir dönemin yaşantısının anlaşılabilmesi için o dönemde yaşayan insanların duygularının da anlaşılması gerekir. Duygular başta bireyseldir; fakat duyguların çıktıları insanların diğer insanlarla olan ilişkilerini etkilediği için duygular dalga dalga yayılarak toplumun genel yaşantısını etkileyebilirler. Duygular önce düşünceyle başlar ve düşünce ile duygu birbirlerini etkileyen kavramlardır. Bir kültürün düşünce sistemini etkili bir şekilde anlayıp değerlendirebilmek için o kültürün duygu sisteminin de anlaşılması gerekir. Bu tezde 11.yy Türk insanının başta duygu, dolaylı olarak da düşünce sisteminin ortaya çıkarılmasına katkı sağlayabilmek amacıyla bu dönem eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri anlam özelliklerine göre incelenmiştir. Karahanlı Türkçesi dönemi eserlerinde tanıklanan duygu fiilleri taşıdıkları duygu özelliklerine göre gruplandırılarak semantik açıdan sınıflandırılmış, semantik özelliklerine göre sınıflandırılan duygu fiilleri etimolojik yönden incelenerek, bu fiilllerin anlam özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca bu fiillerde görülen metaforlar da ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.