Theses supervised by Doç. Dr. Hüseyin Kahraman
10 theses · Aksaray University, İnönü University
İbn Sînâ ve Cüveynî'nin cevher anlayışlarının mukayesesi
İnsanoğlu dünyaya geldiğinden bu yana başta kendi varlığından yola çıkarak bir şekilde var olanlar üzerinden varlık hakkında düşünegelmiştir. Bu bakımdan düşünce tarihinde rasyonel ve metafizik hakikatler; tanrı, âlem ve insan ilişkilerini izah etmede önemli bir değere sahip olmuştur. Varlığı ve kaynağını kavrama, devamında da hayatı anlamlandırma gayesiyle ilk filozoflar gözlemlenebilir varlıkların ilk nedenleri hakkında bazı düşünce sistemleri oluşturmuşlardır. Bu bağlamda bir öz arayışıyla ortaya çıkan ve sonradan gelenek ve ekoller tarafından sistemleştirilen cevher düşüncesi, varlığa ilişkin ontolojik, epistemolojik, mantık, fizik ve metafizik yönleri de kapsayacak şekilde bu alanlara bütüncül cevaplar verme gayretinin bir sonucu olarak gelişmiştir. Antik çağdan gelen ve birçok aşamadan geçerek İslâm düşüncesine aktarılan bu mesele; barındırdığı problemler ve bu problemlere cevap arama derdiyle İslâm felsefesi ve kelâm geleneklerine cevherle irtibatlı olarak fizik ve kozmolojiye dair meseleleri bütüncül olarak tartışma imkânı sunmuştur. Bu hususlardan dolayı biz çalışmamızda birçok düşünce alanına hitap eden temel bir mesele olan ve ontolojik bağlamda varlığın özü (değişmeyen gerçek) olarak kabul edilen cevheri ele aldık. İbn Sînâ ve Cüveynî isimlerini ise; gelenekleri içinde mühim yerleri olduğundan ve gelenek içindeki düşünceye orijinal katkılar sağladıklarından dolayı seçmiş olduk. Dolayısıyla çalışmamızda cevherin bahsedilen iki geleneğe ve gelenek içinde de iki ayrı koldan İbn Sînâ ve Cüveynî isimlerine gelene kadarki seyrini ve bu iki ismin varlık analizlerinin yanında gerek fizik gerekse metafizik bakımdan cevhere yüklediği anlamları ele alma gayreti içinde olduk.
Peygamberlerin doğruluğu ve güvenilirliği problemi
Peygamberlerin sıfatlarının her biri, birbirini tamamlayan bir bütünün parçalarıdır. Bu kavramlar olmadan veya bu kavramlardan bir tanesi bile eksik olduğunda, peygamber kavramında da bir eksiklik meydana gelmektedir. Onun içindir ki "sıdk, emanet, tebliğ, fetanet ve ismet" peygamberlerde bulunması gereken vacip/zorunlu sıfatlardır. Peygamberlerin diğer insanlar arasında insan tabiatı ve mahiyeti yönünden bir ayrıcalıkları yoktur. Herkes gibi onlar da yer içer, hastalanır, uyur, yaşlanır ve ölürler. Ancak peygamberler yüce yaratıcı ile kulları arasında elçilik yapma liyakatini kazanmış kimselerdir. Bu durum ise, peygamberin diğer insanlardan farklı olmasını ve gönderildiği toplum için örnek teşkil etmesini gerektirir. Bu farklılık, ahlak ve faziletçe yüce olmayı ve almış olduğu vahyi tebliğ etmeyi gerektirmektedir. Bu sebeple bütün peygamberler, azami derecede Sıdk, Emanet, Fetanet, İsmet ve Tebliğ sıfatlarıyla vasıflıdırlar. Bu sıfatlar, peygamberlerin aldıkları vahyi tebliğ etme görevlerini yerine getirmelerini kolaylaştırmış fert ve toplumlar üzerinde özellikle ahlaki açıdan derin etkiler bırakmıştır.
Ömer Nasuhi Bilmen ve M. Sait Şimşek'in Muhkem-Müteşâbih ve Nâsih-Mensuh problemlerine yaklaşımları: mukayeseli bir inceleme
Bu çalışmada, Ömer Nasuhi Bilmen ve Mehmet Sait Şimşek'in müteşâbih ve nesh konularına yaklaşımları mukayese edilerek incelenmiştir. Müteşâbih ve Nesih problemleri asırlardır tartışılan ve ne oldukları hususunda üzerinde uzlaşılamayan iki önemli meseledir. Kur'ân'daki mesajları doğru anlama çabasına giren her birey bu meselelerle karşılaşmıştır. Bu çalışma da Kur'ân'ı doğru anlama gayretinin bir neticesidir. Müteşâbih ve nesh hususlarını farklı pencerelerden bakarak ele almak, konuları daha da dikkat çekici hale getirmektedir. Bu sebeple, birbirine yakın dönemlerde yaşamış, biri gelenekçi diğeri çağdaş iki müfessirin görüşlerinden hareketle mevzu izah edilmiştir. Bu müfessirleri yakından tanımak için birinci bölümde hayatları ve ilmi şahsiyetleri hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın temel kavramları olan müteşâbih ve nesih kavramları hakkında tarih boyunca çeşitli tanımlar yapılmıştır. Bu tanımların bir kısmı birbirine yakın içeriklerden oluşurken bazıları da tamamen birbirinden alakasız olmuştur. Bu sebeple ikinci bölümde müteşâbih ve nesih kavramlarının neyi ifade ettiği izah edilmiş ve tarihsel süreçleri ele alınmıştır. Ayrıca müteşâbih konusunu yakından ilgilendiren muhkem ve te'vil kavramları açıklanmıştır. Nesih konusunda ise, neshi kabul edenlerin delilleri tek tek belirtilerek izah edilmiş, bunun karşılığında neshi kabul etmeyenlerin de bu delillere itirazları ayrı ayrı açıklanmıştır. Son bölümde ise, öncelikle Bilmen ve Şimşek'in müteşâbih yaklaşımları tespit edilerek mukayese edilmiştir. Bu mukayese, Kur'ân'da müteşâbih olarak kabul edilen âyetler üzerinden çeşitli örneklerle yapılmıştır. Bunun akabinde Bilmen ve Şimşek'in nesih anlayışları tespit edilmiş ve bu anlayışlarının mukayesesi yapılmıştır. Bu mukayese de, aynı şekilde Kur'ân'daki âyetler çerçevesinde yapılmıştır. Bu âyetlerden üç tanesi neshe delil olarak getirilen âyetlerdir. Bunun dışında ayrıca, mensuh olduğu iddia edilen birkaç âyet üzerinden de mukayese yapılmıştır. Sonuç kısmında ise, ele alınan problemler hakkında oluşan kanaatimiz belirtilmiştir.
Fârâbî'nin nübüvvet anlayışının kelâmın vahiy anlayışı açısından değerlendirilmesi
Bu tez çalışmamızda İslâm'ın temel prensiplerinden biri olan nübüvvet meselesini incelemeye çalıştık. Konunun çok kapsamlı oluşu gereği İslâm filozoflarından olan Muallim-i Sânî ya da Hace-i sânî (İkinci Üstat / Magister secundus) olarak bilinen Ebu Nasr Muhammed el-Fârâbî'nin nübüvvet görüşünü kelâmın vahiy görüşü açısından incelemeye çalıştık. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kelâm ve İslâm felsefesinde nübüvvet konusunu ele alarak, kelâm alanından Selef, Mu'tezile, Eş'arî ve Mâtürîdî düşüncesinde peygamberlik başlıkları altında, kelâmî mezheplerin görüşlerini derlemeye çalıştık. İslâm felsefesinde ise kronolojik hiyerarşisini göz önünde bulundurarak sadece Kindi'nin nübüvve ile ilgili görüşlerini derlemeye çalıştık. İkinci bölümde ise Fârâbî'nin nübüvvet anlayışı incelenmiştir. Başta düşünürün nübüvvet anlayışının sistematikliği ele alınarak Fârâbî'nin nübüvvet sistematiğinin merkezini oluşturan "Faal akıl", "Münfaʻil akıl", "Müstefad akıl" ve "Muhayyile" yetileri açıklanmıştır. Ardından insanın ulaşabildiği en yüksek seviye ve insanın ilahî bilgiyi edinebilecek makamı temsil eden Faal akıl üzerine durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Fârâbî'nin nübüvvet görüşünün kelâmın vahiy görüşü açısından değerlendirilmesi ele alınmış, filozoflardaki muhayyile gücü, Faal akıl (Cebrail) yorumları ile kelâmcıların bunlara karşı görüşleri derleyip değerlendirilmeye çalıştıktan sonra sonuca geçilmiştir.
Ortaöğretim öğrencilerinin güncel inanç problemleri ile ilgili soru ve sorunları: Aksaray örneği
İnancın şekillenmesinde 14-18 yaş aralığına tekabül eden ortaöğretim dönemi, gençlerin pek çok açıdan değişim ve dönüşüm geçirdiği, kendilerine ait bir hayat görüşünün ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu çalışmanın konusu tam da bu dönemi kapsayan Aksaray ilindeki ortaöğretim öğrencilerinin güncel inanç problemleri ile ilgili soru ve sorunlarının araştırılmasıdır. Toplum bireye hazır inanç ve davranış kalıpları sunar. Birey de gelişim süreci içerisinde özelliklede ergenlik döneminde bu kalıplardan uygun gördüklerini benimser ve değişim sürecine girer. Bu büyük değişim öğrencilerin inanç gelişim ve değişimini de etkiler. Ayrıca bu yaş aralığı inanç gelişimi açısından şüphe dönemidir ve zihinsel dağılma evresidir. Her dönemde insanoğlu belli sorunlarla test edilir. Bu sorunlar her bir dönemin "ateş çukurlarıdır". Ne yazık ki dönemimizin ateş çukuru da inanç yoksunluğudur. Sosyal medyanın ve akran taklidinin de çepeçevre sardığı bu dönemde gençlerimiz, inançla alakalı pek çok soruyla karşılaşmaktadır. Ne yazık ki bu sorulara tatmin edici cevabı bulamamaları veya gereken cevabı yeterince araştırmamalarından dolayı inançla alakalı akıllarındaki pek çok soru cevapsız kalmaktadır. Bu sorular gençlerimizi inanç konusunda inkâra kadar sürüklemektedir. Bu soruların cevapsız kalmaması ve tatminkâr cevaplar verilmesi gerekmektedir. Çağımızda inanç yoksunluğunun tehdit ettiği gençlerimiz bu sorularını, liselerde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve İmam Hatip Liselerinde Meslek dersleri öğretmenleri ile paylaşmaktadır. Bu sonuca dayanarak araştırmamızda gençlerin inanç sorunlarına ulaşmak için Aksaray ilinde liselerde görev yapan Din kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri ile İmam-Hatip Liselerinde görev yapan Meslek Dersleri öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirdik. Öğretmenlerle önceden belirlenen mülakat soruları ile görüşmeler yaptık. Öğretmenlerin vermiş olduğu cevapların analizi ile öğrencilerin hangi konularda soru ve sorunlarının olduğu tespit etmeye çalıştık. Çalışma giriş ve iki bölüm şeklinde düzenlenmiştir. Giriş Bölümü'nde araştırmanın konusu ve amacı, problemi, araştırmada izlenilen yol, çalışmanın kapsamı ve sınırlılıkları ile araştırmamızla ilgili literatür çalışmalarına yer verilmiştir. Birinci Bölümde ise teorik ve kavramsal bakımdan ele alınan gençlik ve gençlik dönemi gelişim ve değişimleri ile inanç kavramı ve gençlerde inanç gelişimini etkileyen etmenler üzerinde durulmuştur. Gelişimin fiziksel, bilişsel, sosyal, ahlak ve kimlik, kişilik, benlik boyutları ele alınmıştır. İnanç başlığı altında, inanç kavramı açıklanmış ve gençlerde inanç ve din gelişimi, dini konularda sorgulamaları ve kabulleri ile beraber inanç gelişimini etkileyen faktörler incelenmiştir. Araştırmanın İkinci Bölümde ise gençlerin inanç konusundaki sorun alanları ele alınmıştır. Bu bölümde alt başlık olarak Allah'ın varlığına dair şüpheler, kader, din-bilim ilişkisi, evrenin yaratılması, ecel, ateizm, deizm ve ilahi adalet konuları yer almaktadır. Yine İkinci Bölümde bulgular ve analizler, öğretmenlerle yapılan mülakatlarda ulaşılan veriler değerlendirilmiş sorular kategorize edilerek analiz yapılmıştır. Sonuç ve öneriler bölümünde; ulaşılan sonuçlar ve ortaöğretim öğrencilerinin inançla ilgili soru ve sorunlarının cevaplamasında izlenmesi gereken yol hakkında birtakım önerilerde bulunulmuştur.
İslam inancının yorumlarında sosyolojik etkiler: M. Şerafeddin Yaltkaya örneği
İnanç ve toplumsal yapı arasında karşılıklı bir ilişki vardır. İnançların yorumları İlahî vahyin yorumlanmasıyla oluşmuş olup temelinde sosyal, siyasal, ekonomik vs. birçok alt neden bulunmaktadır. Bir inancı doğru konumlandırabilmek için içinden çıktığı toplumun özelliklerini bir başka deyişle kültürünü bilmek gerekir. Zira bir inancı ortaya çıktığı toplumdan ve toplumun sosyal, siyasal, ekonomik ve daha pek çok özelliğinden bağımsız değerlendirmek bizi doğru sonuçlara ulaştırmaz. Bu bağlamda öncelikle inançların sosyolojik boyutu derinlemesine irdelenecek ve konunun çok geniş kapsamlı olmasından dolayı 20. yy' ın başlarında yaşamış ve "İctima-i İlm-i Kelam" projesiyle ses getirmiş olan M. Şerafeddin Yaltkaya' nın konu ile alakalı görüşleri irdelenecektir. Burada bahsettiğimiz Durkheimvâri bir toplum kutsaması değil aksine ilahi otoritenin kabul edildiği bununla birlikte toplumsal yapının, tarihin her alanında olaylara yön vermesi realitesinin göz önünde bulundurulduğu bir yaklaşımdır.
Metaphysical issues in Fahreddin Er-Razî: The example of El-Metâlibu'l-Âliye
This thesis, titled "Metaphysical Issues in Fakhr al-Dīn al-Rāzī: The Example of al-Matālib al-ʿĀliya," examines Fakhr al-Dīn al-Rāzī's understanding of metaphysics, with a particular focus on his work al-Matālib al-ʿĀliya. The first chapter of the study discusses Rāzī's life, the era he lived in, his scholarly personality, his influence on Islamic thought, and critiques regarding his methodology. Rāzī produced significant works in both theology (kalām) and philosophy, and he developed a metaphysical understanding that brought kalām closer to philosophy by reinforcing it with logic. Influenced by major figures such as al-Ghazālī, al-Fārābī, and Ibn Sīnā (Avicenna), Rāzī critically engaged with their metaphysical views. The second chapter investigates the concept of metaphysics within Islamic thought through the traditions of kalām and philosophy. It explains the development of kalām from its early periods, how it gradually acquired a philosophical dimension, and how key metaphysical subjects (such as existence, essence, soul, spirit, and the hereafter) were addressed. The differences between early (mutaqaddimūn) and later (mutaʾakhkhirūn) periods of kalām are highlighted. Furthermore, the metaphysical approaches of Islamic philosophers like al-Fārābī and Ibn Sīnā are summarized in detail, and their influence on Rāzī is discussed. The third chapter focuses directly on Fakhr al-Dīn al-Rāzī's metaphysical thought. His views on the concept of existence, types of being, the definition and scope of essence (māhiyya), the nature of the soul and spirit, and his perspectives on the afterlife (maʿād) are systematically presented. Special attention is given to how Rāzī discusses these topics in al-Matālib al-ʿĀliya, highlighting the methods and arguments he employs, though the detailed proofs are not deeply analyzed within the thesis. Rāzī tends to present multiple perspectives, creating a strong ground for critical discussion. In conclusion, the thesis evaluates the contributions of Rāzī's metaphysical thought to Islamic intellectual tradition. It is demonstrated that his ideas serve as a bridge between kalām and philosophy, leaving a lasting influence on later Islamic thinkers. Al-Matālib al-ʿĀliya is particularly emphasized as a product of Rāzī's mature scholarly period and a significant turning point in the development of Islamic kalām.
CaCl2 varlığında bakterilerde; LasB elastaz, amilaz, proteaz aktivitesi ve H2O2 duyarlılığının araştırılması
Bu çalışmada, Gr (-) Pseudomonas aeruginosa ve Gr (+) Bacillus cereus kullanılarak farklı konsantrasyonlardaki CaCl2 varlığında, 37 oC, statik koşullarda ve NB ortamında üretilen bakterilerin LasB Elastaz, Amilaz, Proteaz Aktivitesi ve H2O2 duyarlılığı karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır. Bakterilerin farklı konsantrasyonlardaki Ca+2 varlığında sekonder metabolit üretimleri üzerine yaptığımız bu çalışmada; B.cereus için amilaz aktivitesi ve biyofilm üretiminin maksimum artışı 0.15 M Ca+2 varlığında, elastaz aktivitesine inhibitör etki, H2O2'ye karşı duyarlılığın artması ve hemoliz aktivitesinin artması 0.1 M Ca+2 varlığında, proteaz aktivitesindeki artış ise 0.05 M Ca+2 varlığında gerçekleşmiştir. P. aeruginosa için maksimum amilaz aktivitesi, biyofilm üretimi, H2O2'ye karşı direncin artması, hemoliz aktivitesinin artması, piyorubin üretimi ve proteaz aktivitesindeki artışlar 0.1 M Ca+2 varlığında gerçekleşirken, elastaz aktivitesine karşı inhibitör etki en çok 0.15 M Ca+2 varlığında gerçekleşmiştir. Ca+2 varlığı bakterilerin sekonder metabolit üretimlerini artırmıştır. Bu yapılan çalışmaların ve elde edilen sonuçların, literatürdeki eksikliği dolduracağına ve yeni bakış açılarına katkı sağlayacağına inanıyoruz. Çünkü bu kadar yüksek Ca+2 konsantrasyonlarında metabolit üretimi ilk kez bizim tarafımızdan araştırılmıştır.
Bakterilerin farklı karbon kaynaklarının varlığında arjinin deiminaz,trehalaz ve poli hidroksi bütirat üretiminin araştırılması
Arjinin deiminaz; arjinini hidroliz ederek sitrüllin ve amonyağa dönüştüren bakteriyel antitümör enzimidir. Arjinin deiminaz enzimi, hepatoselüler karsinom ve melanomlar gibi arjinin oksotrofik tümörlerin tedavisinde antitümör ilaç olarak kullanılmaktadır. Polihidroksibütiratlar (PHB);oksijen, azot, fosfor, nitrojen gibi maddelerin sınırlı olduğu koşullarda, karbon ve enerji kaynağı olarak sentezlenir. Bu yapılar aynı zamanda depolanan granül yapılı polyesterlerdir. Biyolojik yollar ile tamamen parçalanabilen polimerlerdir. Trehalaz; trehalozun glikoza dönüşümünü katalize eden glikozit bir hidrolaz enzimidir. Pek çok prokaryotik canlı gruplarında saptanmıştır. Bunlar, birer bakteriyel metabolittir. Bu çalışmada, Gr (-) Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, Ralstonia eutropha ve Gr (+) Bacillus cereus ile Staphylococcus aureus bakterileri kullanılmıştır. Bakterilerin bu metabolitleri üretme yetenekleri; fosfat tampon içine eklenen %1 farklı karbon kaynakları varlığında 24 saat, 37 ºC, 0 ve 150 rpm çalkalamalı koşullarda karşılaştırılmalı olarak çalışılmıştır. Sonuçlar statik koşullarda Gram (+) bakterilerin Gram (-)bakterilere göre daha yüksek arjinin deiminaz aktivitesi, PHB üretimi ve trehalaz aktivitesi göstermektedir. Çalışma sonucuna göre, saf farklı karbon kaynaklarının bu metabolitlerin üretiminde de kullanılabileceği söylenebilir.
Pseudomonas aeruginosa, escherichia coli ve enterococcus faecalis'de farklı ortam koşullarında protaz, prolin ve biofilm üretimi ile kayma hareketlerinin incelenmesi
Bu çalışmada, Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli ve Enterococcus faecalis kullanıldı. Farklı ortam koşullarında ve sıcaklıklarda bu üç bakterinin biyofilm oluşturması, bakteriyel hareketleri, prolin ve proteaz aktiviteleri incelendi. Proteaz üretiminde sadece 30 oC' de normal ve çalkalamalı ortamlarında P. aeruginosa en yüksek proteaz aktiviteyi gerçekleştirebildiği gözlenirken, diğer sıcaklıklar ve koşullarda E. faecalis ve E. coli'nin daha iyi proteaz aktivitesi gösterdiği gözlendi. KCl varlığında E. faecalis ve E. coli'nin proteaz aktivitesinde az bir değişiklik göstermesine rağmen proteaz aktiviteyi gerçekleştirebilmektedir. P. aeruginosa, yaptığımız çalışmada KCl içeren ortamda E. faecalis ve E. coli'ye göre daha düşük bir Proteaz aktivite göstermektedir. Biyofilm aktivitesine en iyi P. aeruginosa'nın ve en az da E. coli'nin sahip olduğu gösterildi. KCl, P. aeruginosa'nın biyofilm aktivitesini olumsuz yönde etkilememiştir. KCl varlığı E. faecalis'in prolin aktivitesini olumsuz yönde etkilememiştir. Aynı şekilde E. faecalis KCl'li ortamda prolin aktivitesi gösterebilmektedir. P. aeruginosa KCl'li ortamda az da olsa prolin aktivitesi gözlenmiştir. Yaptığımız çalışma ile ayrıca bakteriyel hareketleri incelemenin yanı sıra hareketlerinin çapları da ölçülerek bir bakterinin ne kadar çapta hareket edebildiği hakkında fikir sahibi olunmuştur.