Theses supervised by Doç. Dr. İsmail Ayşad Güdekli

18 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'deki Afrika odaklı sivil toplum kuruluşlarının sosyal medya kullanımı üzerine bir araştırma: İnstagram örneği

Dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte, sivil toplum kuruluşları (STK) ve hedef kitle arasındaki iletişim yöntemlerinde son yıllarda önemli dönüşümler yaşanmıştır. Özellikle Instagram gibi sosyal medya platformlarını aktif bir şekilde kullanan kuruluşlar, düşük maliyetlerle yüksek etkili içerik üreterek daha geniş kitlelere ulaşma imkânına sahip olmaktadır. Dünya genelinde en sık kullanılan ilk 10 program arasında yer alan Instagram, Türkiye'de de en popüler sosyal medya ağlarından biridir. Türk sivil toplum kuruluşları, bağış toplama çabalarını, faaliyetlerini ve genel operasyonlarını etkili bir şekilde tanıtmak için Instagram'ı giderek daha fazla kullanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Türk sivil toplum kuruluşlarının Instagram görüntülerini iletişim, savunuculuk, harekete geçirme ve özellikle "kötü" koşullarda yaşayan Afrikalı çocuklar için bağış toplama aracı olarak nasıl kullandıklarını incelemektir. Bu araştırma, yorumlayıcı bir paradigma temelinde nitel-betimleyici bir yaklaşımı izlemektedir. Araştırma, belirlenen kriterlere uygun beş Türk sivil toplum kuruluşunun analizine odaklanmaktadır: Kardeş Eli Derneği, Sadakataşı Derneği, Gönüllüler Derneği, Afrika İnsani Derneği ve Tüm Afrika'nın Dostları Derneği (TADD Afrika). Her kuruluştan üç görsel belirlenerek toplamda 15 görüntü incelenmiştir. Benzer şekilde, 15 katılımcının görüşleri alınmış ve kriter-amaçlı örnekleme tekniği kullanılarak bu katılımcılar seçilmiştir. Çalışmanın yürütülmesinde, Türk sivil toplum kuruluşları tarafından paylaşılan görüntülerin benzersiz özelliklerini belirlemek için nitel bir içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Stuart Hall'un kodlama-kodaçımlama iletişim modeli ve Douglas Eyman'ın dijital retorik teorisi, bu olguyu incelemek için teorik çerçeve ve analiz yöntemi olarak kullanılmıştır. Kodlama- kodaçımlama modeli, katılımcıların Afrikalı çocuklar için bağış toplamak amacıyla Türk sivil toplum kuruluşları tarafından Instagram'da paylaşılan görselleri nasıl yorumladıklarını ve anladıklarını araştırmak için kullanılmıştır. Katılımcılar tarafından sağlanan yorumlar daha sonra Stuart Hall tarafından ortaya konan medya mesajlarını anlamaya yönelik üç varsayımsal konuma göre sınıflandırılmıştır. Bu bağlamda, katılımcıların bakış açılarını ortaya çıkarmak için yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Kampanya görüntülerinin retorik yapısı, Douglas Eyman'ın dijital retorik teorisi ile Aristoteles'in üçlü ikna unsuru (pathos, ethos ve logos) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, Türk sivil toplum kuruluşlarının kampanya paylaşımlarının renk kullanımı, insan figürleri ve yüz ifadelerinin tasviri, görsel ve metin arasındaki uyum, kampanya odağı veya konusuna vurgu, davranışı etkileyen etmenler, diğer metinsel özellikler, bağış miktarları ve eylem çağrıları gibi çeşitli niteliklere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Benzer şekilde, bulgular, kuruluşların kampanya paylaşımlarında dijital retoriğin çeşitli unsurlarını kullandıklarını göstermektedir. Bu unsurlar arasında ethos aracılığıyla uzmanlık, güvenilirlik ve iyi niyet gösterme; pathos aracılığıyla duygulara hitap etme ve logos aracılığıyla açık, mantıklı ve iyi organize edilmiş argümanlar sunma (veya bunların eksikliği) yer almaktadır. Stuart Hall'un üç varsayımsal konumunun analizi, katılımcıların hiçbirinin Türk sivil toplum kuruluşlarının tercih ettiği okumayı veya egemen konumu benimsemediğini ortaya koymuştur. Katılımcılar ya statükoya kısmen katılmışlar (müzakereli konum) ya da egemen-hegemonik koda tamamen karşı çıkmışlardır (karşıt konum). Anahtar Kelimeler: Türk Sivil Toplum Kuruluşları, Instagram, Görsel, Kodlama-Kodaçımlama, Dijital Retorik. Daha sonra doldurulacaktır

Bılal Conteh
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Marka bağlamında koku algısı: Demografik özelliklere göre bir analizi

Markalama, insanlık tarihinde ticaretin varoluşundan beri süregelen bir eylemdir. Bu eylem, ürün veya hizmetin işaretlenmesi ile anlamsal kilitler oluşturur. Bu kilitler, ürün ya da hizmet hakkında genel kanının istikrarlı olacağına dair bir güvence niteliğindedir. Güvence kavramı, bir ürün ya da hizmetin tekrar tercih edilip edilmemesine yol açan uyarıcılardan biri haline gelebilir ve bu, kullanıcıların deneyimlerinin bir sonucudur. Günümüzde ise bu işaretler, artan rekabetle birlikte markaların birbirinden ayrılmasını sağlayan temel bir bileşen haline gelmiştir. Bu nedenle, markalar yalnızca ürünlerin ya da hizmetlerin işlevselliğine ve fonksiyonel özelliklerine değil, aynı zamanda paydaşlar ve tüketicilerle psikolojik ve duygusal bağ kurmaya da odaklanmaktadır. Bu durum ise markaların birbirinden ayrılmasını sağlamak amacıyla kullandıkları anlamsal işaretlerin çeşitlenmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Birçok marka tarafından kullanılan işaretlerin, günümüzde artık majör bir farklılık oluşturmadığı söylemek mümkündür. Markanın kendisini işaretlemek için kullandığı görsel unsurları, markanın giysisi olarak düşünebiliriz. Ancak, günümüz şartları değerlendirildiğinde, görsel unsurların markaların farklı olmasını, ayırt edilmesini, rekabet ortamında avantaj sağlamasını ve imaj oluşturmasını ne kadar başarıyla desteklediği tartışmaya açıktır. Başka bir deyişle tüm markaların giysilerinin olması giysiye sahip olmanın ayırt ediciliğini azaltsa da gerekliliği yadsınamaz bir gerçektir. Bu açıdan bakıldığında, markanın yalnızca görsel unsurlardan oluşan işaretleme sisteminin, markalamanın temel amaçlarına yeterince hizmet etmediği söylenebilir. Bu noktada pek çok marka, görsel unsurların yanında farklı duyusal alanlara hitap eden imzalar bırakma yoluna gitmiştir. Son yıllarda sıkça başvurulan duyusal markalama çalışmaları bu nedenle ön plana çıkmıştır. Bu çalışmalar çerçevesinde markalara kazandırılan koku aracılığıyla organizasyonlar, yeni ve etkisel olarak güçlü duyusal bir alan kazanmıştır. Kokusal markalama çalışmalarının, görsel markalama çalışmalarına göre birçok avantajı bulunmaktadır. Kokunun en güçlü hafıza türümüz olması, duygusal durum değişikliklerini tetikleyebilmesi ve kokuların nota ve türüne göre imaj oluşturmada etkili olması, kokuyu duyusal markalama için önemli bir unsur haline getirmektedir. Markaya kazandırılan koku aracılığıyla organizasyonlar, yeni ve etkisel olarak güçlü duyusal bir alan kazanmıştır. Bu bağlamda, markalama stratejilerinde sıklıkla kullanılan bu yeni alanın, demografik özelliklere göre grupları nasıl etkilediği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Markalama, Duyusal Markalama, Kokusal Markalama, Duyular, Algı, Demografik Gruplar

Duyusal markalamaKoku duyusuMarkaya yönelik tutum
Ökkeş Arda Dai
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında kurumsal itibar algısı ve hasta özelliklerinin etkisi

Bu araştırma, hastaların kurumsal itibar algılarını şekillendiren temel faktörleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Özellikle demografik özellikler (cinsiyet, medeni durum, yaş, sosyal güvence durumu ve eğitim düzeyi) ile sağlık hizmeti deneyimlerinin (hastaneye geliş sıklığı ve alınan sağlık hizmeti türü – yatan veya ayaktan) kurumsal itibar algısı üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Araştırmanın bulgularının, sağlık kurumlarının itibar yönetimi süreçlerine katkı sağlaması ve hasta memnuniyetini artırmaya yönelik stratejilerin geliştirilmesine bilimsel bir temel sunması hedeflenmektedir. Araştırma kapsamında veriler, Antalya Kepez bölgesindeki bir hastaneden sağlık hizmeti alan hastalara yüz yüze uygulanan anketler yoluyla toplanmıştır. Örneklem büyüklüğü, %95 güven düzeyi ve %5 hata payı ile en az 384 kişi olarak belirlenmiştir. Çalışmada likert tipi bir "Kurumsal İtibar Algı Ölçeği" kullanılarak, hastaların demografik bilgileriyle birlikte itibar algıları ölçülmüş; bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA ile istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Ölçeğin geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmış, sonuçların geçerli ve güvenilir bir şekilde temsil edilmesi sağlanmıştır. Araştırma, hastaların sağlık hizmetine dair memnuniyetleri ile kurumsal itibar algıları arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Memnuniyet düzeyi arttıkça, hizmet kalitesi, sosyal sorumluluk, iyi yönetilme, güvenilir olma ve müşteri odaklılık gibi boyutlarda algılar güçlenmektedir. Özellikle, hizmet kalitesi ve sosyal sorumluluk gibi alanlarda memnuniyeti yüksek olan gruplar, bu boyutlarda daha olumlu değerlendirmeler yapmıştır. Sosyal güvencesi olan bireyler, güvenilirlik ve müşteri odaklılık boyutlarında daha olumlu bir algıya sahipken, sosyal güvencesi olmayanlar daha düşük değerlendirmelerde bulunmuşlardır. Ayrıca, hastaneye daha sık gelen bireylerin kurumsal itibar algıları, daha az sıklıkla gelenlere kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Yaş grupları arasında özellikle "50 yaş ve üzeri" bireylerin müşteri odaklılık algılarının daha olumlu olduğu gözlemlenmiştir. Eğitim düzeyi arttıkça, kurumsal itibar algılarının daha eleştirel ve temkinli hale geldiği anlaşılmaktadır. Evli bireyler, diğer grup olan bekar bireylere göre kurumsal itibarın tüm boyutlarında daha yüksek algılar sergilemişlerdir. Bulgular, hastaların sağlık hizmetinden duyduğu memnuniyetin ve kurumla olan etkileşim sıklığının, kurumsal itibar algılarını önemli ölçüde etkilediğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kurumsal İtibar Algısı, Hasta Özellikleri, Hastane Kurumsal İtibar

Mustafa Ordu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Reklamda femvertising kavramı: Feminist bir bakışla spor reklamlarının göstergebilimsel analizi

Günümüzde teknolojinin gelişimi ile birlikte kadın mücadelesinde birtakım değişiklikler yaşanmıştır. Sokak pratiklerinden ziyade mücadelenin dijital ortama taşınmasının yanında birçok yeni mücadele alanı açılmıştır. Kültürel alana dair müdahale artmış, reklamcılık da bununla birlikte kadınlar tarafından sıkı bir denetime girmiştir. İhtiyaçlar doğrultusunda geleneksel cinsiyetçi reklamların yerini, kadınlara daha özgür bir imaj çizen reklamlar almıştır. Artık evinde çocuklarıyla birlikte resmedilen kadının yerini çalışma hayatının içinde, özgür bağımsız kadınlar almıştır. Reklamcılıkta toplumsal cinsiyet klişelerinin yerine gelen yeni reklamcılık anlayışı birçok kaynak tarafından femvertising kavramı ile açıklanmaktadır. Bu bağlamda bu kavramı araştırmak, reklam pratiklerini incelemek gereklidir. Bu çalışmada Nike markasının üçü internet biri televizyon reklamı olmak üzere toplamda dört reklam adet reklam filmi femvertising kavramı bakımından göstergebilimsel olarak incelenmiştir. Çalışmada feminist hareket dört dönemde incelenmiş ve buna bağlı olarak değişen reklamcılık anlayışı da bu dört dönem kapsamında ele alınmıştır. Sonuç olarak femvertising kapsamında oluşturulan reklam içeriklerinin yeni modern kadının inşasında oynadığı rolün incelenmesi hedeflenmiştir. Ve bu yeni reklam anlayışı ile kadınların güçlendirilmesinden ziyade feminist ideolojinin içinin boşaltıldığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Femvertising, Toplumsal Cinsiyet, Reklam

Feminist Eleştiri KuramıFeminist kuramFeminizm+5
Cezminur Baykara
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisi sürecinde markaların Twitter üzerindeki sosyal sorumluluk çalışmaları üzerine bir araştırma

Yeni tip Koronavirüs salgını (Covid-19) dünya genelinde ekonomik, sosyal ve kültürel hayatı derinden etkilemiş, milyonlarca insanın ölümüne neden olmuş, milyarlarcasının da beden ve ruh sağlığını da bozmuştur. Bu bağlamda koronavirüsün, normal olarak görülen durum ve davranışların değişmesine ve yeni normaller oluşmasına neden olduğu görülmektedir. Bu doğrultuda, tüketicilerin, satın alma davranışlarında ve markalara yönelik beklentilerinde değişimler olmuştur. Buna göre "ihtiyaç tabanlı" tüketimden "anlam temelli" tüketime geçişle birlikte, kurumların marka farkındalığı oluşturmak için kurumsal sosyal sorumluluk stratejileri oluşturmaları ile tüketiciler de markalardan sosyal konulara daha fazla duyarlı olmaları ve sorumluluk almalarını beklemektedirler. Tüm bunların yanında sosyal medya, değişen iletişim yöntemleri ile her kullanıcısının içerik üreticisi olabileceği, herhangi bir kontrol mekanizmasının olmadığı bir ortam oluşturmuştur, ki bu da onları bir noktada yanlış bilgilere maruz bırakmıştır. İçinde yaşanılan post-truth çağ ve onu pekiştiren sosyal medya dinamikleri, dezenformasyonu yaygınlaştırarak toplumu karşılaşılan olaylarla ilgili rasyonellikten uzaklaştırabilmektedir, ki bu Covid-19 sürecinde yaşanmıştır. Özellikle kriz zamanlarında markaların sosyal konulara yaklaşımı daha da kritik hale gelmektedir. Koronavirüs döneminde markaların salgına karşı tutumları ve izledikleri iletişim stratejileri, markanın geleceği için oldukça önemli hale gelmiştir. Çalışmada, Covid-19 salgını sırasında kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarının yoğunlaştığı alanlar ve markaların ağırlık verdiği kurumsal sosyal sorumluluk faaliyetleri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada "11 Mart 2020 – 11 Haziran 2020" tarihleri arasında, "Capital Dergisi" tarafından yapılan çeşitli saha araştırmalarıyla belirlenen ve KSS alanında 2020 yılı itibariyle Türkiye'nin en başarılı "20" markasının paylaştığı "891" tweet sosyal sorumluluk uygulamaları kapsamında analiz edilmiştir. Bu kuruluşların "Twitter" paylaşımlarının içerik analizleri gerçekleştirilmiş ve en sık vurgu yaptıkları alanlar gözetilerek "marka-reklam", "sağlık-pandemi" ve "özel gün ve haftalar" alt kodları oluşturulmuştur. Alt kodlarla oluşturulan başlıklarda ise yine tarama sonuçlarına göre bu alt kodların temaları oluşturulmuştur.

COVID 19Halkla ilişkilerMarka+5
Hasan Şahin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Post truth ve siyasal iletişim 2020 ABD Başkanlık Seçimleri üzerine söylem analizi

Post-truth kavramı sürekli büyüyen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Post-truth kavramının oluşmasının en büyük sebeplerinden bir tanesi medya ve siyasette değişen değerler dizisidir. Post-truth 2016 yılında gerçekleştirilen ABD başkanlık seçimleri süreci içerisinde Donad Trump ile birlikte yükselmiştir. Bu yükselişin bir anda gerçekleştiğini söylemek mümkün değildir. Gerçek ve hakikat kavramları, farklı zeminler üzerinde başka kavramlar ile harman eğilimler göstermiş ardından medya ve siyaset ilişkileri ile birleşmiş ve post-truth kavramı ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda öncelikli olarak, post-truth kavramının kökenlerine ve bağlantılı olduğu kavramlara değinilmektedir. Post-truth kavramı yanıltma haber oluşturmakla birlikte hakikat, gerçeklik ve güven olgularının yeniden şekillendiği bu dönemde medya ve haber kaynaklarının sorgulandığı görülmektedir. Haber kaynakları ile bağlantılı olarak medya işlevleri, görevleri ve yapıları gibi önemli durumlar mercek altında incelenmektedir. Haberlerdeki objektif ve tarafsızlık olgusu her geçen gün daha da kaybolmaya yüz tuttuğu gözlemlenmektedir. Özellikle haber kaynaklarının da bir ideoloji benimsediği ve bu bağlamda olayları bir süzgeçten geçirerek kamuoyu ile paylaştığı karşımıza çıkmaktadır. Post-truth, medya ve siyaset ilişkisi ışığında araştırma üç ana bölüm olacak şekilde oluşturulmaktadır. Birinci bölümde; post-truth kavramının kökenleri, yükselişi ve medya kavramı, ikinci bölümde; siyaset ve alt başlıkları incelenmektedir. Son olarak üçüncü bölümde araştırmanın analizi için 2020 ABD başkanlık seçimleri sürecinde belirlenen üç haber kaynağının seçimi etkileyebilecek düzeyde ses getiren on olay ile ilgili olarak paylaştıkları haberlerin başlık ve spot bölümleri söylem analizi yöntemi ile incelenmektedir. Araştırma, haber kaynaklarının belirlenen on olayı ideolojik bir bakış açısı ile post-truth kavramından etkilenerek veya etkilenmeyerek kamuoyu ile nasıl paylaştığını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Post-truth, hakikat, gerçeklik, yalan, medya, haber, siyaset, siyasal iletişim, ideoloji

Amerika Birleşik DevletleriGerçeklikHalkla ilişkiler yöntemleri+7
Büşra Üzalp
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet kalıplarının yeniden üretimi ve feminist mücadelenin metalaştırılması; Femvertising reklamlar üzerine eleştirel bir analiz

Son dönemde toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleme görünümünde hareket eden kadın hakları mücadelesinin yanında olduğu mesajını vermeyi hedefleyen bu markalar ataerkil toplumsal cinsiyet kalıplarını yeniden üretmekte ve marka feminizmi ile kadın hakları mücadelesinin içini boşaltarak bu mücadelenin kendisini metalaştırmaktadırlar.

Feminist kuramFeminizmFemvertising+3
Özge Deniz Fidan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Twitch platformu kullanım motivasyonu: Kullanımlar ve doyumlar yaklaşımı çerçevesinde bir araştırma

Bu çalışmada, genç kuşak internet kullanıcıları üzerinden Kullanımlar ve Doyumlar yaklaşımı perspektifinde canlı yayın içerik paylaşım platformu olan Twitch.tv'ye yönelik kullanım motivasyonlarını incelenmektedir. Çalışmanın bulgular bölümünde nitel araştırma yöntemleri arasından, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, çalışma grubunda bulunan katılımcıların Twitch.tv kullanım motivasyonları incelenmiş ve ortaya konulmuştur. Analiz bölümünde örneklem içerisinde bulunan 18-25 yaş arası katılımcılardan elde edilen bulgular betimsel analiz yöntemi ile değerlendirilerek Twitch.tv kullanımında hangi motivasyonlara sahip oldukları analiz edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde iletişim araştırmalarının tarihine değinilerek Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı, Aktif İzleyici ve Doyumlar Kavramı açıklanmış, ikinci bölümünde Yeni Medya ve Sosyal Medya hakkında bilgi verilerek Sosyal Paylaşım Siteleri ve araştırmanın ana konusu olan canlı yayın paylaşım platformu Twitch.tv hakkında detaylı bilgiler paylaşılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile elde edilen bulguların betimsel analizi ve sonuç kısmı bulunmaktadır. Çalışmanın örneklemi ölçüt örneklem yöntemi ile 18-25 yaş arasında bulunan ve Twitch.tv kullanım süreleri haftalık 30 saatten fazla olan kullanıcılar tarafından oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda, sözü edilen yoğun kullanım oranına sahip kullanıcıların Twitch kullanım alışkanlıkları ve motivasyonları ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Twitch.tv, Canlı Yayın, Sosyal Medya, Yeni Medya, Kullanımlar ve Doyumlar

Canlı yayınlarKullanımlar ve doyumlarSayısal oyunlar+4
Mehmet Arif Arık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Big data kavramı ve Türkiye reklamcılık sektöründe kullanımı ve etkileri

Son yıllarda reklamcılık sektöründe önemli bir yere sahip olan ve pazarlama stratejilerini ortaya koyma adına firmalara büyük avantaj sağlayan büyük büyük veri sisteminin sektördeki, durumu incelenmiştir. Büyük veri uygulamaları ve uzmanların büyük veri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan nitel düzeydeki bu araştırmada farklı firmalarda çalışan n=9 uzmanın görüşlerine yer verilmiştir. Görüşmelerde elde edilen görüşlere ait içerik analizi ve değerlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada büyük veri sisteminin bilinirliği, kullanım süreleri ve ülkemizdeki uygulamaları ile dünyadaki uygulamalar arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Özet olarak Büyük verinin sektördeki durumu genel olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre büyük veri sistemi sektörde kullanılan ve hakkında bilgi sahibi olunan bir sistem olarak bilindiğini ama büyük veri kavramının çok yeni olduğunu ve firmaların konudaki tecrübelerinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Reklamcılık sektörü için farklı uygulamaları olan büyük veri kavramının diğer sektörlerde ise kullanımının çok kısıtlı olduğu tespit edilmiştir. Büyük verinin sektöre sağladığı en önemli faydanın ise gerekli olan verilerin yığınlar halinde çekilmesi, hızlı şekilde analiz edilmesi ve hedef kitleye en kısa sürede en az maliyetle erişilmesi olarak belirtilmiştir. Bunun yanında büyük verinin etik yönü ile birtakım açıkların olduğu ve uygulamada yapılan birtakım hataların tüm süreçteki başarıyı düşürdüğü ifade edilmiştir. Bu sonuçlara göre özellikle ülkemizdeki büyük veri uygulamaları ve alt yapılarına ilişkin önerilerde bulunulmuştur.

Büyük veriNitel araştırmaReklam sektörü+2
Tunay Deniz Akbulut
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medya ile "haber"dar olma; Akdeniz Üniversitesi öğrencileri üzerine bir analiz

Sahip olunan iletişim araçlarının bireyler ve toplumlar üzerinde önemli ölçüde etkili olduğu bilinmektedir. Sosyal medya bugün bunlardan en önemlilerinden birini oluşturmaktadır. Sosyal medya, çok geniş kapsamlı oluşu ve kitleler üzerindeki güçlü etkisi ile kısa zamanda hayatımızın önemli bir parçası haline gelmiştir. Sosyal medya, olumlu veya olumsuz etkilerini ilk önce bireyler üzerinde göstermeye başlamıştır. Daha sonra algıları ve davranışları değişen kişiler ile birlikte toplumların da sosyolojik ve kültürel özelliklerinde değişimler ortaya çıkmıştır. Bütün bu bağlamda, haberciliğe dair pratiklerde de, hem haberlerin üretimi aşamasında hem de bireylerin haberleri anlamlandırması noktasında önemli değişimler olmuştur. Bu çalışmada, geleneksel medyadan sosyal medyaya geçişle birlikte habercilik pratiklerinde ve özellikle bireylerin haberlerle ilişkilerinde ne tür değişikliklerin olduğu gösterilmeye çalışılmıştır. Bu noktada sosyal medyayla birlikte toplumsal hayatta ortaya çıkan bir dizi pratik ve akademik literatüre giren temel kavram ve yaklaşımlara değinilmiştir. Bu kuramsal temelden sonra Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğrencileriyle yapılan anket ile değişimin ne yönde olduğu ve ne anlama geldiği bir örneklem gurubu üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır.

HaberlerMedyaSosyal medya+2
Melek Meltem Soylular
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve medya ilişkisi: Yazılı basında kadına şiddet ve kadın cinayetleri haberleri üzerine bir analiz

Kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri hem dünyanın hem Türkiye'nin en önemli toplumsal sorunlarından biridir. Toplumsal cinsiyet düzenini getirilerinden olan ataerkil sistem kadına şiddet üzerinde etkilidir. Toplumun siyasal, ekonomik ve toplumsal alanlarına hâkim olan erkek egemen sistem eşitsiz güç ilişkilerine sebep olmakta, bunun sonucunda kadınlar ikincileştirilmekte ve eril şiddete maruz kalmaktadır. Yazılı ve görsel medya her gün kadına şiddet konulu haberlere yer vermekte, toplumda kadına şiddeti görünür kılmaktadır. Dolayısıyla kadına şiddet haberlerinde medyanın dili, söylemleri, haberleri ne şekilde ele aldığı ve toplumla nasıl paylaştığı önem arz etmektedir. Bu çalışmada 11 Şubat 2015 tarihinde Mersin'de işlenen Özgecan Aslan cinayetinin Türk yazılı basınında nasıl yer aldığı incelenmiş, Özgecan Aslan cinayeti ve o dönem basında çıkan kadına şiddet haberlerindeki söylem farklılıkları ele alınmıştır. Çalışma farklı yayın politikalarına sahip olan Cumhuriyet, Akit ve Hürriyet gazetelerinin 14 Şubat 2015- 14 Mart 2015 tarihlerindeki ilgili haber metinlerini kapsamaktadır. Haber metinleri Teun Van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularının sonuçlarına göre Özgecan Aslan cinayeti ve kadına şiddet haberlerini gazeteler kendi ideolojilerine ve yakın ilişkide olduğu siyasi kanadın söylemlerine göre şekillendirmişlerdir. Kullandıkları başlıklar, fotoğraflar ve sözcükler incelendiğinde olaylar üç gazetede farklı şekilde yorumlanmıştır. Olayların toplumsal bağlamından koparılıp siyasi bir malzemeye dönüştürüldüğü, haberlerde eril söylemin bulunduğu ve tiraj kaygısı ile sansasyonelleştirildiği sonuçlar arasındadır.

CinayetCinsel kimlikGazeteler+6
Fatma Avcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bağımsızlık sonrası Azerbaycan'da yazılı basının tarihsel gelişim süreci

Basın, yüzyıllar boyunca toplumdakı sosyal, ekonomik ve kültürel değişimler ve gelişmelere her zaman yön vermiştir. Aynı zamanda tarihdeki tüm siyasal olaylar, basın üzerinde derin izler bırakmış, habercilik pratiklerini etkilemiştir. Rusya yönetimi altında yaşamak zorunda kalan diğer Türk devletleri gibi Azerbaycan`ın da başta dil, edebiyyat, tarih olmak üzere kültürel değerler açısından billi bilince ulaşmasında ve bu yolda verilen milli mücadelede basın, çok önemli rol oynamıştır. Azerbaycan basını, zorlu tarihsel süreçlerden geçerek günümüze kadar gelmiş, özellikle Sovyetler Birliği`nin çöküşünden itibaren başlayan bağımsızlık sonrası dönüşüm sürecinde, giderek siyasallaşarak farklı siyasal cephelerde konumlanmaya başlamıştır. Ulusal bağımsızlık mücadelesiyle şekillenen ve geçiş süreci mesleki pratiklerine damgasını vuran yazılı basın ve gazeteci kimliği bu çalışmanın temel ilgi odağını oluşturmuştur. Çalışmada Sovyet sisteminin temel siyasal ve ideolojik öncelikleri doğrultusunda faaliyet gösteren ve Komünizm ideolojisini yaymakla yükümlü olan Sovyet gazeteciliğinden kopuşun temel dinamikleri ele alınmıştır. Gazetecilik pratiklerinin yeni dönemini oluşturan toplumsal etkenler belirlenmiş, dolayısıyla basındaki dönüşümle, toplumsal dönüşüm arasındaki bağlantı çözümlenmiştir. Bu bakımdan ele alındığında, çalışmada, Azerbaycan`da bağımsızlık sonrası gazeteciliğin temelini oluşturan etkenler, geniş bir tarihsel analiz içerisinde, siyasal güç-iktidar mücadelesinin temel dinamikleriyle uyumlu bir şekilde değerlendilimiştir. Aynı zamanda gazetecilerin kendi tartışmalarından yola çıkarak, ulusal bağımsızlık mücadelesinin gazetecilik mesleğinde bıraktığı iz çözümlenmiş, genel bir dönüşüm sürecinin gazeteci kimliğinde oynadığı rol değerlendirilmiştir.

AzerbaycanBasınBasın tarihi+5
Narmın Baghırzade
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İletişim meslek lisesi öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeylerinin müfredat ile ilişkisi:" Elazığ örneği"

Günümüzde bilim ve teknolojinin hızla gelişmesi iletişim araçlarını ve iletişim şekillerini değiştirmiştir. Bugün medya haber ve bilgi vermenin yanı sıra bireylerin yaşam şekillerini belirleyerek duygu, düşünce ve davranışların şekillenmesinde de önemli bir etkiye sahiptir. Her geçen gün toplumsal yaşamda daha fazla yer edinen medyanın olumsuz etkilerine karşı bireylerin bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda günümüzde her bireyin kazanması gereken en önemli beceri medya okuryazarlığıdır. Medya okuryazarlığı medyadan gelen her türlü içeriğin yönlendirici özelliğini fark etme ve medya içeriklerine eleştirel bakabilme becerisidir. Bu araştırma İletişim Meslek Lisesi öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeylerinin müfredatla ilişkisini ve İletişim Meslek Lisesi eğitim müfredatının medya okuryazarı bireyler yetiştirmede ne derecede etkili olup olmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında Elazığ il merkezinde bulunan Necip Güngör Kısaparmak Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde eğitim gören 10-11-12. Sınıf; Gazetecilik, Radyo Televizyon, Halkla İlişkiler ve Organizasyon Hizmetleri bölümlerinde okuyan 153 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup veri toplamak amacıyla Karaman ve Karataş (2009) tarafından geliştirilen 17 maddeden ve üç alt boyuttan oluşan "Medya Okuryazarlık Düzey Belirleme Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 20.00 istatistik programından yararlanılmış ve araştırmada frekans, yüzde, aritmetik ortalama hesaplanmış; değişkenler arasındaki ilişkinin bulunması için Ki-Kare analizi, bağımsız iki örneklem T testi ve tek yönlü Varyans analizi (LSD) testi kullanılmıştır. Medya okuryazarlık düzey belirleme ölçeği verileri ortalamasına göre İletişim Meslek Lisesi öğrencilerinin medya okuryazarlık düzeylerinin normalin üstünde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğrencilerden görsel ve yazılı medyayı yakından takip edenlerin, sıklıkla internet kullananların medya mesajlarına karşı farkındalıklarının daha fazla olduğu saptanırken, bu mesajlara eleştirel bakabilme, içerik hakkında kendini yönlendirebilme becerilerinin de yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra medya mesajlarının içeriklerini analiz ederek tepki verme becerilerinin biraz daha yetersiz düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, İletişim Meslek Lisesi eğitim müfredatının medya okuryazarı bireyler yetiştirmede yeterli olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Medya Okuryazarlığı, İletişim Meslek Liseleri, Müfredat, Elazığ

Ders programlarıMedya okuryazarlığıMeslek ve teknik lise öğrencileri+1
Perihan Geyik
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet bağlamında turizm haberleri üzerine bir inceleme

Sosyal ilişkileri ve beraberindeki sosyal sistemleri bünyesinde barındıran toplumsal yapı denilen bütünlük, içerisinde farklı birçok unsuru barındırır. Toplumsal yapı içinde barındırdığı göreceli denge ve bütünlüğün yanında çeşitli farklılıklar, çatışmalar ile eşitsiz bir düzeni de beraberinde getirir. Toplumsal cinsiyet ayrımı ise bu düzenin en önemlilerinden biridir. Toplumsal cinsiyet dair bu düzen, içerisinde haksız tanımlama ve uygulamaları beraberinde getirir. Bu anlamda biyolojik olarak kadın cinsine karşılık toplumsal olarak üretilen 'kadınlık' cinsiyeti, başlıca örnek olarak varlığını sürdürmektedir. Kadın olmak tıpkı erkek kimliğine sahip olmak kadar doğaldır. Toplumsal rollerin kadına yüklediği sorumluluklar ise beraberinde kadınlığı getirir. Toplumsal cinsiyet ayrımı ise var olan bir sorundur ve tüm dünya ülkelerinde karşımıza çıkabilir. Bu ayrım geçmişte de var olmuş, günümüzde de var olmaya devam etmektedir. Türkiye ise toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin belirgin olarak yaşandığı ülkelerden biridir. Bu alanda yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgularda da kadın, 'toplumsal cinsiyetinden ötürü' Türkiye'de var olan onlarca öteki içerisinde yer almaktadır. Bu çalışmada 2015-2018 yılları arasında Türk yazılı basınında turizm sektöründe yer alan haberlerde kadına yönelik söylemin ne şekilde işlendiği, yapılan haberlerde kadının varlığının ne şekilde ele alındığı incelenmiştir. Çalışma farklı yayın politikalarına sahip Hürriyet, Milliyet ve Sabah gazetelerinin 2015-2018 yıllarındaki konuyla ilgili haber metinlerini kapsamaktadır. Haber metinleri Teun Van Dijk'ın eleştirel söylem çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma bulgularının sonuçlarına göre turizm haberlerinde kadına karşı kullanılan söylem, gazetelerin kendi yayın politikalarına göre şekillenmektedir. Kullandıkları başlıklar, fotoğraflar ve sözcükler incelendiğinde olaylar üç gazetede farklı şekilde yorumlanmıştır. Olayların toplumsal cinsiyet eşitsizliği gerçeğinde yorumlandığı, haberlerde eril söylemin bulunduğu ve tiraj kaygısı ile sansasyonelleştirildiği sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Kadının Metalaştırılması, Medya, Turizm Haberi, Ataerkil

GazetelerHaberlerKadınlar+3
Selen Neziroğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni medyada yer alan sağlık iletilerinin sağlık okuryazarlığı üzerinden incelenmesi

Bu çalışmada, sağlık ile medya arasındaki ilişkinin boyutu, sosyal medya yoluyla daha hızlı ve kontrolsüzce paylaşılan sağlık iletilerinin bireyler üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkisi, özelikle teknolojik gelişmeler ile birlikte değişen medyanın "yeni" imkanları dolayımıyla yayılan bilgileri, bireylerin ne düzeyde anladıkları ve algıladıkları, sağlık okuryazarlığı bağlamında değerlendirilmiştir. Sağlık algısı düşük ya da yüksek bireylerin, kaynağı belirsiz veya kötü niyetli kişiler tarafından yayılan sağlık iletisiyle karşılaştığı anda hemen uygulamaya geçip geçmediği, sağlık okuryazarlığı ile sağlıklı yaşam biçimi davranışları arasındaki ilişkinin nasıl olduğu gibi konuların araştırılması amaçlanmaktadır. Böylece, yeni medya ile dolaşıma sunulan sağlık iletilerinin bireylerde yarattığı tutum ve bunun toplumsal boyutları konusunda başlangıç sayılabilecek ufuk açıcı bilgilere ulaşmak ve medya sağlık okuryazarlığı başlığı altında çeşitli değerlendirmelerin yapılabilmesi mümkün olabilecektir. Öte yandan, kamu yararını her şeyin üzerinde tutması gereken sağlık haberciliğinde, sağlık haberlerinin içeriğinin hazırlanış ve sunuş biçimleri üzerinde durulmuştur. Çalışma kapsamında, sağlık kuruluşlarına başvuran 111 hastaya, Avrupa Sağlık Okuryazarlığı ölçeğinden yararlanılarak hazırlanmış Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Ölçeği (TSOY-32) ve demografik sorulardan oluşan 71 soruluk anket uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS veri tabanına girilerek istatistik analizleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Okuryazarlığı, Yeni Medya, Sağlık Haberciliği, Ağ Toplumu, Tsoy-32

HaberlerMedya okuryazarlığıSağlık+4
Ayşen Yalman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

15 Temmuz darbe girişiminin Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan medyasındaki yansımaları üzerine bir araştırma

Bu çalışmada Türkiye`de yaşanan 15 Temmuz darbe girişiminin Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan medyasındaki yansımaları, örnekleme dahil edilen organlarının Türkiye`deki darbe girişimi üzerine sayfalarına taşıdığı haberler bağlamında mercek altına alınmaktadır. Çalışmanın analiz bölümünde içerik ve söylem çözümlemesi yöntemleri kullanılarak örnekleme dahil edilen basın organlarının 15 Temmuz temalı haberleri incelenmektedir. Analiz bölümünde örneklem içerisinde yer alan ülkelerin basın organlarının Türkiye`deki 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gelişmeleri hangi boyutta okurlarına duyurdukları analiz edilmektedir. Çalışmanın birinci bölümünde Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki darbeler dönemi, ikinci bölümünde Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan basınlarının tarihsel gelişim süreci, üçüncü bölümünde ise 15 Temmuz darbe girişiminin ardından örnekleme dahil edilen ülkelerde bu girişim üzerine yapılan haberler ele alınmaktadır. Örnekleme Azerbaycan`dan 5, Kazakistan`dan 4, Özbekistan`dan 4 ve Kırgızistan`dan 3 olmak üzere toplam 16 basın organı dahil edilmiştir. Çalışma, bahsi geçen ülkelerin yazılı basınlarında yer alan 15 Temmuz konulu haberler üzerinden bu ülkeler ile Türkiye arasındaki ilişkilere ve tarihsel bağlara açıklık getirmeyi hedeflemektedir.

15 Temmuz 2016 müdahalesiAskeri müdahaleDarbe+2
Orkhan Juvarlı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medyada siyasi mizahın dönüşümü: Sosyal medyada yer alan capsler üzerine bir analiz

Bu çalışmada geçmişten günümüze siyasi mizahın geçirmiş olduğu süreçleri açıklarken, web 2.0 teknolojisinin gelişimi ile birlikte dijitalleşen dünyada siyasi mizahın son hali olan 'caps' iletilerinin nasıl bir anlamlandırma boyutu olduğu incelenmiştir. Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkan sosyal medya mecralarının, önemli bir görsel kültür formlarından biri haline gelen capsler, toplumsal ve sosyal açıdan bakıldığında popülerleşmiş bir mizahi anlatım formu sunmaktadır. Geleneksel medyada yer alan mizah anlayışında sadece sunulan içerikleri tüketen bireyler, sosyal medyanın kullanıcı tabanlı ve interaktif yapısı sayesinde kendi mizahi içeriklerini hızlı bir şekilde üretebilir konuma gelmiştir. Böylece geçmişte mizahin her daim siyasetle olan ilişkisi dönüşüme uğrayarak, yeni bir alanda kendini göstermiştir. Siyasi capsler, sembolik anlamların yoğun bir biçimde yer aldığı görsel mesaj formudur. Bu semboller görselin alt metnini güçlendirmek için caps üretici tarafından bilinçli bir şekilde kullanılır. Çalışmada oluşturulan görsel mesaj formlarının anlamlarının açığa çıkartılabilmesi için Roland Barthes'ın göstergebilimsel analiz yöntemi kullanılarak bulguların ortaya konulması amaçlanmıştır.

CapslerDönüşümGörsel mesaj+5
Cem Keçe
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan basını ve mizah: Molla Nasreddin dergisi çizimlerinin göstergebilimsel bir analizi

Bir milletin milli, medeni ve fikri uyanışında basın büyük bir göreve sahip olmuştur. Halkın sosyal alanda gelişimine, eğitim ve kültür seviyelerinin yükseltilmesine hizmet eden basın, aynı zamanda toplumla iletişimin temel araçlarından biri olmuştur. Azerbaycan'ın basın tarihinde Molla Nasreddin dergisi toplumsal siyasi düşüncelerin gelişiminde önemli bir rola sahip olmuştur. Dergi Azerbaycan'ın ilk Mizah dergisi olmasıyla birlikte, milli mücadelenin, toplumun genel sorunlarını ele alan değerli bir mecmua görevini üstlenmiştir. Molla Nasreddin 1906 yılında Tiflis'te yayımlanmaya başlasa da yayın hayatını üç farklı şehirde 1931 yılına kadar devam ettirmiştir. Derginin yayım hayatı 1906-1917 yılları Tiflis, 1921 yılı Tebriz ve 1922-1931 yılları Bakü olmak üzere üç dönemi kapsamaktadır. Zaman zaman Çar Rejimi tarafından kapatılsa da dergi, yirmi beş yıl yayım hayatını sürdürmeyi başarmıştır. Derginin editörlüğünü Celil Memmedkuluzade yapmış. Bu mecmuanın oluşumunda, yayıma devam etmesinde büyük çaba sarf eden yazar, Molla Nasreddin'in fikir babası olmuştur. Kara mizahı kullanarak toplumun sorunlarına değinen dergi, en çok kadının toplumdaki yeri; dil, din ve eğitimdeki aksaklıkları ele almış, bu sorunlara çözümler aramayı amaçlamış. Araştırmada Azerbaycan basınında ilk gazete çalışmaları incelenmiş, Azerbaycan'ın ilk Milli Gazetesi olan Ekinci gazetesinin yayım hayatı ve Ekinci'den Molla Nasreddin dergisine kadar yayımlanan gazete ve dergilerin faaliyetleri değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra çalışmanın gayesini kapsayan Molla Nasreddin'in oluşum süreci, derginin ele aldığı ana konulara değinilmiş, Mirze Celil ve Molla Nasreddincilerin basın mücadeleleri çözümlenmiştir.Molla Nasreddin dergisinin ciddi sansürün uygulandığı bir dönemde milli düşünceyi ve ana dilini koruması nedeniyle Azerbaycan basınında çok önemli role sahip olduğu kanatine varılmıştır. Aynı zamanda Azerbaycan basın tarihinde "Mizah" unsurunun oluşumu ele alınmış, "Kadın", "Din ve Eğitim" konularını içeren karikatürlerin Göstergebilimsel çözümlemesi yapılmıştır. Karikatürlerin göstergebilimsel çözümlenmesi sonucunda toplumda kadına "gereksiz eşya" muamelesinin yapıldığı, dönemde kadına değer verilmediği, gözlemlenmiştir. Bunun yanısıra yalancı mollaların, hocaların uydurdukları hurafelerle din altında insanların vicdanı duygularının sömürülmeye çalışıldığı, dinin çıkar uğruna kulanıldığı ve eğitimin toplum için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mizah, Karikatür, Milli Uyanış, Eğitimin Çağdaşlaştırılması, Hurafelerle Mücadele

AzerbaycanAzerbaycan basınıBasın+4
Bahar Huseynova
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors