Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yıldırım
18 theses · Çankırı Karatekin Üniversitesi, Alanya Alaaddin Keykubat University, Sakarya University, Aksaray University
Gilbert Ryle ve John R. Searle'ün zihin felsefelerinin karşılaştırılması
Tarih boyunca en çok merak edilen ve tartışılan konuların başında insanın kendi varlığına dair merakı gelmiştir. İnsanın varoluşunu anlama çabası, yine insanın kendi zihnindedir. Bu bağlamda en çok karşılaştığımız problem ise zihin-beden problemidir. Zihin ve beden, düalizmin iddia ettiği gibi iki farklı tözden mi meydana gelir yoksa materyalizmin iddia ettiği gibi tek bir töze indirgenebilir mi? Bu sorular geçmişten günümüze kadar tartışılan ve günümüze tartışılagelen cevabı bulanamamış önemli sorulardır. Bu probleme çözüm bulmak isteyen önemli filozoflar vardır. Bu önemli filozoflardan ikisi Gilbert Ryle ve John R. Searle'dür. Bu çalışmada temel amaç; çağdaş zihin felsefesinde, İngiliz filozof Gilbert Ryle ve Amerikan filozof John Searle'ün zihin felsefesindeki görüşlerini ele alarak, iki filozofun görüşlerini karşılaştırmaktır. Bunu yaparken de Ryle ve Searle'ün bilinç üzerine görüşlerini, bilinç için yapmış oldukları tanımlamaları, zihin-beden problemine bakış açılarını ve bu probleme bulmuş oldukları çözüm önerilerini ele alınacaktır. Dahası, onların dil üzerine görüşlerini, düalizm ve materyalizm yaklaşımlarına karşı bakış açılarını, bu yaklaşımlara yapmış oldukları eleştirileri ele alıp tüm bu değerlendirmeler ışığında iki filozof arasındaki benzerlikler ve farlılıklar üzerinde durulacaktır.
Geleneksel mantıktan puslu mantığa doğruluk değeri
"Doğruluk Değeri" mantık ilkeleri üzerine açılan tartışmalar sonucunda ortaya çıkmıştır. Bununla beraber ortaya mantık ilkelerini dışlayan mantık sistemleri gelişme göstermiştir. Bu tez çalışmasının mantığın ana ilkelerinden biri olan "Üçüncü Halin İmkansızlığı" ilkesine getirilen eleştiriler sonucunda ortaya çıkan mantık sistemlerinin doğruluk değerlerini; mantığın başlangıcında, gelişiminde ve bugününde nasıl ele alınıp inceleneceği ve mantık sistemleri arasındaki benzerliği ve farklılığı olabildiğince açık, anlaşılır kılma hedeflenmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde geleneksel mantığın ve mantık ilkelerinin neliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. İkinci bölüm modern mantığa ayrılmıştır. Bu bölümde geleneksel mantığın sembolleştirilmesiyle oluşan modern mantığın temelleri, iki değerli ve çok değerli mantıkta doğruluk değeri ve denetleme yöntemi ele alınmıştır. Son bölüm de ise, 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmış puslu mantığın gelişimi, doğruluk değerleri ve günümüzde kullanım alanları ele alınmıştır.
Wittgenstein'in renkler konusundaki düşünceleri
Wittgenstein erken ve geç dönem olarak iki döneme ayrılan düşünceleriyle 20. yüzyıla damgasını vurmuş en önemli filozoflardan birisidir. Onun görüşleri, başta dil felsefesi olmak üzere, mantık, matematik felsefesi, zihin felsefesi, etik, din felsefesi, estetik gibi alanlarda etkili olmuştur. Çalışmamızda öncelikle Wittgenstein'ın erken ve geç dönem düşünceleri ele alındıktan sonra, felsefe ve bilim tarihinde renkler konusunda öne sürülen görüşler ve teoriler irdelenmiştir. Daha sonra ise Wittgenstein'ın erken ve geç dönemlerinde renkler konusunda öne sürdüğü düşünceler incelenmiştir. Sonrasında ise, Wittgenstein'ın, renkler konusundaki görüşlerini dile getirirken özellikle renklerin gösterilerek anlatılabileceği düşüncesinin, renk illüzyonu, ters spektrum ve renk körlüğü gibi durumların anlaşılmasında bize yardımcı olamayacağı örneklerle gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızın sonuç bölümünde ise, Wittgenstein'ın renkler konusundaki görüşlerine ilişkin bir genel değerlendirme yapılmış ve tezde edilen bulgulara yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Wittgenstein, Renkler, Renk İllüzyonu, Dil Felsefesi, Renkler Teorisi.
Kartezyen düalizm ile fonksiyonalizmin karşılaştırılması
İnsan türü var olduğundan bu yana düşünsel dünyasında kendisini sürekli keşfetmeye çalışmış ve bu uğraşa dair kaynağın, zihin ve zihne dair her şey olduğu kanısına varmıştır. Düşünce dünyasında zihin, araştırılmaya değer en önemli hususların başında gelmektedir. Ancak zihin felsefesi alanının, felsefe içerisinde özel bir konuma sahip olması, Descartes'ın Kartezyen düalizm anlayışı ile gerçekleşmiştir. Kartezyen düalizm anlayışı, zihin ve bedenin birbirine indirgenemeyen, birbirinden bağımsız iki ayrı töz olduklarını iddia etmektedir. Descartes'ın zihin ve beden ayrımı, felsefe dünyasında birbirine indirgenemeyen bu iki ayrı tözün nasıl ve ne türden bir etkileşim içerisinde olduklarının araştırılması ve sorgulanması faaliyetini başlatmıştır. Descartes'tan sonra zihne dair problemler, halen güncel olarak varlığını korumaktadır. Bu tezin amacı, Kartezyen düalizm ile fonksiyonalizmi karşılaştırarak, zihne dair mevcut problemlerin, zihnin muhtevasına dair etkilerinin araştırılarak bulgular ortaya koymaktır. Çalışmada Descartes'ın bütün ana eserleri ve Descartes sonrası zihin problemlerine karşı temel olarak fonksiyonalizme dair eserler incelenerek, Hilary Putnam, Gilbert Ryle, John Searle, Jerry Fodor, Paul Churchland gibi felsefecilerin zihne karşı yaklaşımları üzerinden bir analiz oluşturulmaya çalışılmıştır. Oluşturulacak bu analiz ile zihin dünyamıza dair yeni bilgilerin elde edilmesi umulmaktadır. Descartes tarafından ortaya konulan düalizm ile beraber zihin felsefesi alanı özel bir konuma sahip olmuştur. Kartezyen düalizme karşı çok fazla karşı görüş ve eleştiri oluşturulmuştur. Kartezyen düalizm ile fonksiyonalizmin karşılaştırması sonucu elde ettiğimiz bulgular, bize zihnin muhteviyatına dair bir argüman sunmasa da, zihin alanında yapılabilecek bilimsel ve felsefi çalışmalara yol gösterecek, var olan literatüre katkı sağlayacaktır.
Zihin felsefesinin tarihsel gelişimi
Zihin felsefesinin kökleri Antik Yunan'a kadar dayanmaktadır. Ruh düşüncesi, insanın düşünen canlı olarak bilinmesi, insanı diğer tüm şeylerden ayırmaktadır. İnsan-ruh-beden tartışmalarında genel olarak ruhun bedeni kontrol eden güç olarak düşünülmektedir. Platon ise ruh ve beden konusunda ruhu özne olarak görmektedir. Modern dönemde, Descartes'te de görülen düalist yaklaşım Çağdaş döneme kadar etkinliğini korumaktadır. Dil felsefesinde Wittgeinstein'in dil oyunu ve nörolojinin etkisiyle zihin felsefesi beyinsel etkileşim ve yapay zekâlar üzerinden tartışılmaya başlanmaktadır. Ruh kavramı yerini bilinç kavramına bırakmıştır. Searle bilinç, algı kavramlarını beyinsel faktörler üzerinden incelerken, Turing Testine karşı yapay zekânın insan gibi düşünemeyeceği konusunda Çin Odası Argümanını geliştirmektedir.
Hasan Ali Yücel ve Nurettin Topçu'nun eğitim felsefelerinin karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı, Hasan Ali Yücel ve Nurettin Topçu'nun eğitim felsefelerini karşılaştırıp benzer ve farklı yönlerini ortaya koyarak günümüz eğitim felsefesine olan etkilerini incelemektir. Çünkü eğitim felsefesi değişen, gelişen ve dönüşen bir yapıya sahiptir. Günümüz eğitim felsefesi temelini geçmiş dönemde oluşturulmuş uygulanmış eğitim felsefesinden alır. Bu düşünceden hareketle araştırmada bir dönemin eğitim felsefesinin en temel unsurlarının oluşmasında etkili olduğu düşünülen Hasan Ali Yücel ve Nurettin Topçu'nun eğitim anlayışları, eğitim felsefeleri onların kaleme aldığı eserler ve kendileri hakkında yapılmış araştırmalardan faydalanarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmada yaşadığı dönemin Milli Eğitim Bakanlığı görevini de yapan Hasan Ali Yücel ve eğitim konusunda birçok değerli eseri ve araştırmaları bulunan Nurettin Topçu'nun hayatı, kişilik özellikleri, eserleri, eğitim felsefeleri, Türk eğitim ve kültürüne etkileri ayrıntılı bir şekilde incelenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada Hasan Ali Yücel ve Nurettin Topçu'nun eğitim felsefesine yönelik yaptıkları çalışmaların Türk eğitim felsefesinin oluşmasında etkili olduğu görülmüştür. Hasan Ali Yücel'in kırsal kesimde yaşayan toplumların eğitimine verdiği önem ile Nurettin Topçu'nun öğretmenlerin yetiştirilmesi konusundaki görüşleri günümüzün eğitim felsefesi ile benzerlik gösterdiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Eğitim Felsefesi, Hasan Ali Yücel, Nurettin Topçu
Kişilik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi: Beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Bu araştırmada, beş yıldızlı otellerde çalışan bireylerin kişilik özelliklerinin örgütsel vatandaşlık davranışı (ÖVD) üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş, 2017 yılının Haziran-Ekim ayları arasında Antalya ili'nin Manavgat/Side, Manavgat/Kumköy ve Alanya/Okurcalar turizm bölgelerindeki otel işletmelerine ait personel lojmanlarında alan araştırması yapılmıştır. Araştırma verileri, söz konusu bölgelerdeki personel lojmanlarında yüzyüze anket yöntemi kullanılarak, çalışanlara yöneltilen soruların cevaplanması yoluyla elde edilmiştir. Alan araştırmasından elde edilen 397 kişilik veri seti IBM SPSS 21 paket yazılımı ile değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ilk olarak faktör analizi uygulanmış, ölçeklerin geçerlilik ve güvenirliği belirlenmiştir. Faktör analizinin ardından araştırmadan elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Bu bulgulara göre araştırmaya katılım gösteren çalışanların %26,4'ü kadın, %73,6'sı erkektir. Ayrıca araştırmaya katılım gösteren çalışanların çoğunluğu 0-6 yıl aralığında sektör deneyimine sahiptir (%66,8). Elde edilen söz konusu bulguların ardından araştırma değişkenlerinin birbirleri ile olan ilişkilerini belirlemek adına korelasyon analizigerçekleştirilmiştir. Bu analiz sonucunda dışadönüklük kişilik özelliğinin ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem, nezaket ve özgecilik boyutları ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişkisinin olduğu belirlenmiştir. Kişilik özelliklerinden geçimliliğin ise tüm ÖVD boyutları ile anlamlı ilişkisinin olduğugörülmüştür. Bir diğer kişilik özelliği olan nevrotiklik (duygusal denge) isecentilmenlik ve sivil erdem olarak bilinen ÖVD boyutları ile negatif yönde anlamlı ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Bu durum otel çalışanlarının nevrotiklik (duygusal denge) düzeylerinin azaldıkça ÖVD sergileme düzeylerinin artacağı şeklinde yorumlanabilmektedir. Kişilik özelliklerinin özdisiplin ve gelişimeaçıklık boyutlarının ÖVD ile ilişkisi incelendiğinde; çalışanların özdisiplin düzeylerinin ÖVD'nın vicdanlılık, centilmenlik, sivil erdem, nezaket ve özgecilik boyutları ile anlamlı ilişkisininin olduğu, gelişimeaçıklık düzeyinin ise ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem, nezaket ve özgecilikle ilişkili olduğu görülmüştür. Korelasyon analizinin ardından araştırma hipotezlerini test etmek amacıyla çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Bu analizlerden elde edilen bulgulara göre dışa dönüklük kişilik özelliğinin ÖVD'nin sivil erdem ve nezaket boyutu üzerinde etkili olduğu görülürken, uyumluluk kişilik özelliğinin nezaket boyutu haricindeki tüm ÖVD boyutları üzerinde anlamlı etkisinin olduğu saptanmıştır. Ayrıca kişilik özelliklerinin nevrotiklik (duygusal denge) boyutunun ÖVD'nın sadece centilmenlik ve özgecilik boyutu üzerinde anlamlı etkisinin olduğu, diğer boyutlar üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmadığı regresyon analizi sonuçları arasında yer almaktadır. Bu durum korelasyon analizinde elde edilen bulgularla da benzerlik göstermektedir. Kişilik özelliklerinin özdisiplin ve gelişimeaçıklık boyutlarının ÖVD'na etkisine yönelik regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise özdisiplin kişilik özelliğinin ÖVD'nın tüm boyutları üzerinde etkisinin olduğu, gelişime açıklık kişilik özelliğinin ÖVD'nın vicdanlılık, sivil erdem ve özgecilik boyutları üzerinde istatiksel olarak anlamlı etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar dikkate alındığında beş yıldızlı otel çalışanlarının sahip olduğu kişilik özelliklerinin ÖVD sergileme düzeyinde etkili olduğu görülmektedir. Dolayısıyla bu araştırma sonucunda elde edilen bulguların hem kişilik özellikleri literatürüne hem de ÖVD literatürüne ve söz konusu konuların otel işletmeleri üzerine yapılacak olan çalışmalara katkı sağlayacağı nitelik taşıdığı düşünülmektedir.
Örgütsel sosyalleşmenin psikolojik sözleşme ve örgütsel bağlılıkla ilişkisi: Bir kamu kurumunda araştırma
Bu araştırmada çalışanların örgütsel sosyalleşmelerinin ve işe başlarken oluşturdukları psikolojik sözleşmelerinin örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ayrıca örgütsel sosyalleşmenin psikolojik sözleşme boyutları üzerindeki etkisi de çalışma kapsamında araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, Alanya Belediyesi'nde çalışan personelin örgütsel sosyalleşmeleri, psikolojik sözleşmeleri ve örgütsel bağlılıkları arasındaki yordayıcı ilişkileri tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde örgütsel sosyalleşme kavramı, örgütsel sosyalleşmenin amacı ve özellikleri, örgütsel sosyalleşme süreci, örgütsel sosyalleşme modelleri, örgütsel sosyalleşmenin öncülleri, örgütsel sosyalleşmenin sonuçları ve literatürde örgütsel sosyalleşmeyle ilgili yapılan çalışmalar ele alınmıştır. İkinci bölümde, psikolojik sözleşme kavramı, psikolojik sözleşmenin özellikleri, psikolojik sözleşmenin türleri, psikolojik sözleşmelerin oluşumu, psikolojik sözleşme kavramına ilişkin kuramlar, psikolojik sözleşme ihlal algısı, psikolojik sözleşmenin öncülleri ve sonuçları, psikolojik sözleşmeyle ilgili yapılan çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde örgütsel bağlılık kavramı, örgütsel bağlılığın önemi, örgütsel bağlılık kavramının çeşitli yazarlar tarafından yapılmış sınıflandırmaları, örgütsel bağlılığın öncülleri, örgütsel bağlılığın sonuçları, örgütsel bağlılık ile ilgili yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Dördüncü bölümde araştırmanın problemi, araştırmanın amacı ve önemi, araştırmanın hipotezleri, örgütsel sosyalleşme ve psikolojik sözleşme ilişkisi; örgütsel sosyalleşme ve örgütsel bağlılık ilişkisi, araştırmanın modeli, araştırmanın varsayımları, sınırlılıkları, araştırmanın evreni ve örneklemi, araştırma verilerinin toplanması ve analizi, veri toplama araçları, anketlerin güvenirlik analizi, araştırmanın bulguları, sonuç ve öneriler kısmına yer verilmiştir. Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş, Alanya Belediyesi'nde alan araştırması yapılmıştır. Elde edilen veriler, istatistik paket programı ile analiz edilmiş ve öncelikli olarak katılımcı profili ortaya konmuştur. Daha sonra veriler, frekans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analiziyle incelenmiştir. Alanya Belediyesi personeline uygulanan bu çalışmada, örgütsel sosyalleşmenin ilişkisel sözleşme üzerinde etkisi olduğu; örgütsel sosyalleşmenin örgütsel bağlılık üzerinde etkisi olduğu; psikolojik sözleşme boyutlarının örgütsel bağlılık üzerinde etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Örgütsel adaletin örgütsel güven üzerine etkisi: Alanya'daki ilk ve ortaöğretim kurumları üzerine bir araştırma
Bu araştırmada,Antalya ilinin Alanya ilçesinde görev yapan İlk ve Ortaöğretim öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının örgütsel güven üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş olup 2018 yılının şubat ve mart ayları arasında alan araştırması yapılmıştır.Araştırma verileri,bahsi geçen bölgedeki ilk ve ortaöğretim kurumlarında anket yöntemi kullanılarak elde edilmiştir.Bunun sonucunda elde edilen 385 kişilik veri seti incelemeye alınmıştır.Verilerin incelenmesinde ilk olarak demografik bilgiler çözümlenmiştir.Elde edilenbulguların ardından araştırma değişkenlerinin geçerlilik ve güvenirliğini belirlemek adına faktör analizleri yapılmıştır.Bu faktör analizinin ardından örgütsel adalet algısının alt boyutları ile örgütsel güven algısının alt boyutları arasında korelasyon analizi gerçekleştirilmiştir.Söz konusu korelasyon analizine göre "işlemsel adalet" boyutu ile "yöneticiye güven" boyutu arasında %99 anlamlılık düzeyinde, pozitif yönlü ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca araştırma sorunsalına yanıt aramak amacıyla regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir.Bu analizlerde örgütsel adalet algısının örgütsel güven algısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Etkinin düzeyi incelendiğinde örgütsel adaletin örgütsel güveni yaklaşık %64 düzeyinde yordadığı belirlenmiştir. Çalışma arkadaşlarına güven boyutu ile örgütsel adaletin alt boyutları arasında gerçekleştirilen regresyon analizlerine ilişkin bulgular incelendiğinde ise çalışma arkadaşlarına güven boyutunun açıklanmasında "işlemsel adalet", "bilgisel adalet" ve "dağıtımsal adalet" boyutlarının anlamlı düzeyde etkili olduğu saptanırken "kişilerarası adalet" boyutunun herhangi bir etkiye sahip olmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda elde edilen araştırma sonuçları hem örgütsel adalet algısı literatürüne hem de örgütsel güven algısı literatürüne ve söz konusu konuların öğretmenler üzerine yapılacak olan diğer çalışmalara katkı sağlayıcı özellik taşıdığı düşünülmektedir.
Dönüşümcü liderliğin örgütsel vatandaşlık davranışına etkisi: İlköğretim ve ortaöğretim okullarında bir araştırma
Bu araştırmanın amacı; okul yöneticilerinin dönüşümcü liderlik stilleriyle öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın verileri 2018-2019 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde, Antalya ili, Gazipaşa ilçesindeki ilköğretim ve ortaöğretim devlet okullarında çalışan 159 öğretmenden anket yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen araştırma verileri; frekans, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri ile çözümlenmiştir. Elde edilen analiz sonuçlarına göre; yöneticilerin dönüşümcü liderlik özelliklerinin öğretmenlerin örgütsel vatandaşlık davranışları üzerinde pozitif yönlü ve anlamı bir etkisi vardır. Dönüşümcü liderlik alt boyutları bağlamında bakıldığında; dönüşümcü liderliğin ilham verici motivasyon ve bireysel ilgi boyutlarının, örgütsel vatandaşlık davranışına pozitif yönlü ve anlamlı bir katkısı varken; karizma ve entelektüel özendirme boyutlarının anlamlı bir katkısının bulunmadığı görülmektedir. Örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları kapsamında incelendiğinde ise dönüşümcü liderliğin; örgütsel vatandaşlık davranışının yardımlaşma, centilmenlik, vicdanlılık ve sivil erdem boyutları üzerinde anlamlı ve pozitif yönlü bir etkisi olduğu görülmektedir.
Yönetici desteği ile pozitif psikolojik sermaye ilişkisi: Beş yıldızlı otel işletmelerinde bir araştırma
Bu çalışma, yönetici desteği ve pozitif psikolojik sermaye arasındaki ilişkiyi ölçmek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç çerçevesinde çalışma, Alanya ilçesindeki beş yıldızlı otel çalışanlarından 559 kişiye uygulanmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden anket tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS 22 programı ile analiz edilmiştir. Frekans, basit regresyon ve basit korelasyon analizleri ile birlikte farklılaşmaları görmek maksadıyla t testi, ve anova testleri yapılmıştır. Çalışmanın sonucuna göre yönetici desteği ile pozitif psikolojik sermaye arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Yönetici desteği düzeyinin, çalışanların pozitif psikolojik sermayelerini düşük düzeyde etkilediği görülmüştür. Yönetici desteğinin; özyeterlilik, umut, iyimserlik ve dayanıklılık boyutları ile pozitif yönlü ve anlamlı ilişki içerisinde oldukları sonucuna ulaşılmıştır.
Ulusal kültürün örgütsel muhalefet üzerine etkisi: Bir kamu kurumunda saha çalışması
Bireylerin davranışlarını şekillendiren başlıca unsurlardan biri olan kültür, örgüt üyelerinin çeşitli durumlardaki düşünce ve tutumlarını da şekillendirmektedir. Dolayısıyla üyeler örgüt politikaları ve uygulamaları hakkında farklı görüşler belirtebilmektedirler. Bu farklılıklardan istifade edilmesi ve oluşabilecek zararların önüne geçilmesi adına sürecin doğru yönetilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede araştırmada işgörenlerin ulusal kültür boyutlarına dair algılarının örgütsel muhalefet tutumları üzerine etki düzeyinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda nicel araştırma yöntemi tercih edilmiş ve saha araştırması Alanya Belediyesi'nde yapılmıştır. 353 belediye personelinden elde edilen verilerin istatistik paket programı ile frekans analizi, korelasyon analizi ve regresyon analizi yapılarak değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda erillik, güç mesafesi ve toplumculuk boyutlarının açık muhalefet üzerinde; erillik ve toplumculuk boyutunun örtük muhalefet üzerinde; belirsizlikten kaçınma boyutunun dışsal muhalefet üzerinde negatif yönlü etkisi olduğu gözlemlenmiştir. Bunun yanında belirsizlikten kaçınma boyutunun açık muhalefet üzerinde ve erillik boyutunun dışsal muhalefet üzerinde pozitif yönlü bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Uzun zaman odaklılık boyutunun ise muhalefetin alt boyutlarıyla arasında bir ilişki tespit edilememiştir.
360 derece performans değerlendirme sisteminin hastanelerde uygulanabilirliği: Bingöl Devlet Hastanesi örneği
Bu çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının 360 derece performans sistemine karşı tutumlarının bir kamu hastanesi çerçevesinde incelenmesidir. Çalışmanın evrenini, Bingöl Devlet Hastanesinde çalışan yönetici, hekim ve hemşireler oluşturmaktadır. Çalışmada kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş 309 yönetici, hekim ve hemşireye yüz yüze anket uygulanmıştır. Çalışmada kullanılan anket iki bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde katılımcıların sosyo-demografik özelliklerine ilişkin sorular yer almaktadır. İkinci bölümde ise Şimşek (2016) tarafından geliştirilen "Çalışan Tutumu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, bağımsız örneklerde t testi ve tek yönlü varyans analizinden yararlanılmıştır. Veriler %95 güven aralığında analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, katılımcıların % 79,9'luk kısmı 360 derece performans sisteminin uygulandığı bir hastanede çalışmak istemektedir. Çalışanların tutumları cinsiyet ve pozisyon durumu faktörüne göre değişmekte olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca çalışanların eğitim ve yaş durumu değişkenine göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışanların iş akdinin feshedilmesi durumunda 360 derece performans değerlendirme çıktılarının kullanılmasını istemezken, terfi kararlarının alınmasında kullanılmasını destekledikleri sonucu elde edilmiştir. Bu bulgular sonucunda sağlık çalışanın 360 derece performans değerlendirme sistemine karşı olumlu bir tutuma sahip olduğu görülmektedir. Çalışanlar tarafından destek gören bu sistemden yararlanabilmek için gerekli alt yapının oluşturulması gerekmektedir.
Hastanelerde rekabet istihbaratı toplanması üzerine bir alan çalışması
Artan rekabetçi baskılar kurumları başarılı olmak için rekabet üstünlüğü elde etmeye zorlamaktadır. Rekabet üstünlüğünün elde edilmesi ise büyük oranda rakiplerin stratejik hareketlerinin ve sektörel gelişmelerin önceden fark edilebilmesine bağlıdır. Dolayısıyla, rakipleri anlamadan rekabet üstünlüğünün elde edilmesi mümkün değildir. Rakiplerin hamlelerini önceden fark edebilmek için gereken istihbarata, doğrudan ulaşmak genellikle zordur. Bu istihbarata çoğunlukla çeşitli kaynaklardan toplanan verilerin işlenmesi yoluyla ulaşılır. Çalışmanın özünü de bu kaynakların araştırılması oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı, hastanelerde rekabet istihbaratının hangi kaynaklardan ne şekilde toplandığına, rekabet istihbaratı faaliyetlerini etkileyen çevresel faktörlerin hangileri olduğuna, sağlık yöneticilerinin rekabet istihbaratı hakkında neler düşündüklerine, hastanelerin rekabet istihbaratını hangi amaca yönelik kullandığına ve rekabet istihbaratı uygulamalarının hastaneler açısından ne kadar önemli olduğuna dair bilgileri ortaya koymaktır. Özellikle, hastanelerde rekabet istihbaratı konusunun araştırılması üzerine daha önce yapılmış olan bir araştırmaya rastlanılmamış olması nedeniyle bu çalışmanın literatürdeki önemli bir boşluğu kapatacağı düşünülmektedir. Böylelikle bundan sonra bu konuyu çalışacak araştırmacılar için gereken kaynak ihtiyacında da destek sağlamış olacaktır. Çalışmada amaçlı örnekleme yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışmanın amacı doğrultusunda, Sağlık Bakanlığının 2017 yılında yayınlamış olduğu sağlık istatistiği yıllığının verilerine göre nüfusun ve hastane sayısının en yoğun olduğu Marmara Bölgesi araştırmanın örneklemi olarak seçilmiştir. Bu bölgedeki kurumlardan yedi tanesine ulaşılmış ve sekiz yöneticiyle nitel araştırma yöntemi kullanılarak yarı yapılandırılmış bir çerçevede mülakatlar yapılmıştır. Sorular, hastanelerin rekabet istihbaratı faaliyetlerini sorgular nitelikte belirlenmiş olan odak noktalarına göre dizayn edilmiştir. Bu doğrultuda oluşturulan faktörler ve bu faktörlerin birbiriyle olan ilişkileri tematik analiz yöntemiyle ortaya konmuştur. Araştırmanın sonucunda, hastanelerde özel bir rekabet istihbaratı biriminin olmadığı ve bu sürecin informal şekilde gerçekleştiği, istihbarat faaliyetlerinde çevresel faktörlerin etkili olduğu, rekabet istihbaratının genellikle taktiksel karar almada kullanıldığı, hastanelerin uygulamalarında dikkat etmeleri gereken sektöre özel rekabet şartlarının bulunduğu ve elde edilen istihbaratın hastaneler için çok önemli olduğu bilgilerine ulaşılmıştır.
Sağlık kurumları yöneticilerinin stratejik yönetim anlayışları:özelhastane yöneticileri üzerine bir araştırma
Günümüzde sağlık sektörünün sürekli değişen bir sektörel çevreye sahip olması ve bu değişimle birlikte ortaya çıkan belirsizlik, sağlık kurumları için stratejiyi ve stratejik yönetimi önemli kılmaktadır. Sektörel düzeyde yaşanan değişim ve ortaya çıkan belirsizliklerden dolayı rekabet avantajı elde etmek ve bunu sürdürülebilir kılmak, kurumlar için gittikçe daha da önemli bir hâl almaktadır. Ayrıca sağlık kurumları, insan hayatını doğrudan etkileyen kurumlar olmasından dolayı bu kurumlarda uygulanan yönetim tarzlarının dikkatli ve özenle seçilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, sağlık hizmetlerinin nasıl verildiği ile ilgilenen, kurumlarını bu sektörel değişim ve belirsizlikler içerisinde ayırt edilebilir bir konuma sahip kılabilen, rekabet avantajını elde etme ve bunu sürdürülebilir kılmada kilit bir role sahip olan yöneticilerin, geleceği öngörme ve şekillendirmesinde strateji ve stratejik yönetim anlayışı büyük önem kazanmıştır. Bu bağlamda dinamik bir yapıya bürünen sağlık sektörü içerisinde faaliyette bulunan özel hastane yöneticilerinin stratejik uygulama ve yönelimlerinin nasıl olduğu ve bu uygulama ve yönelimlerin ardındaki mekanizma, çalışmanın odak noktasını oluşturmaktadır. Araştırma verileri birincil veri elde etme yöntemi olan yapılandırılmış mülakat tekniği kullanılarak elde edilmiştir. Elde edilen veriler doğrultusunda oluşturulan kodlar ve kodlar arası ilişkiler yorumsamacı yaklaşım ile değerlendirilmiştir. Çalışmadan elde edilen verilere göre; özel hastane yöneticileri, kurumlarının rekabet avantajının ve bunun sürdürülebilir olmasının kaynağını, performans ve kar farklılarının nedenini ve analiz biriminin temelini temel yetkinliklere dayandırarak Kaynaklara Dayalı Okul'a referansta bulunmuşlardır. Bununla birlikte söz konusu yöneticiler, stratejik karar sürecinin daha çok hiyerarşik bir düzen ve planlamacı bir yaklaşım ile gerçekleştiğini belirtmişlerdir. Bu yönü ile strateji oluşturma ve uygulama süreci Pozisyon Okulu anlayışı çerçevesindedir.
Güç mesafesinin işe yabancılaşmaya etkisi: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı algılanan güç mesafesinin işe yabancılaşma üzerine etkisini sağlık çalışanları üzerinden belirlemektedir. Çalışma nicel araştırma olarak kurgulanmış olup, veri toplama aracı olarak üç bölümden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Formun ilk bölümünde katılımcıların demografik özellikleri ile ilgili sorulara yer verilmiştir. İkinci bölümünde Mottaz (1981)'in geliştirdiği "İşe Yabancılaşma Ölçeği" kullanılmıştır. Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği Yumuk (2011) tarafından yapılmıştır. Ölçek güçsüzleşme, anlamsızlaşma, kendine yabancılaşma olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Her boyutta 7 soru yer almakta ve toplam 21 sorudan oluşmaktadır. Formun üçüncü bölümünde Yoo, Donthu ve Lenartowicz (2011:201) tarafından geliştirilen, Saylık (2019) tarafından Türkçeye uyarlanan, Hofstede'nin ileri sürdüğü kültürel boyutları bireysel seviyede ölçen Bireysel Kültürel Değerler Ölçeği'nin güç mesafesi boyutu kullanıldı. Yapılan analiz sonuçlarına göre güç mesafesi ve işe yabancılaşma arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Katılımcıların güç mesafesi algılarının işe yabancılaşma düzeylerine etkisini belirlemek için yapılan regresyon analizi sonucunda; güç mesafesi algısı işe yabancılaşmayı pozitif yönlü ve anlamlı etkilemektedir. Bulunan sonuçlardan yola çıkarak sağlık çalışanlarının güç mesafesi algısı arttıkça işe karşı da yabancılaşma düzeylerinin arttığı bulunmuştur. Buna göre hastane içerisindeki üst pozisyonda bulunan kişiler çalışanlara karşı mesafe durumunu ayarlamaları önemli bir rol oynamaktadır. Aksi takdirde sağlık hizmetleri gibi insan hayatının söz konusu olduğu kuruluşlarda, çalışanların işe yabancılaşmaları kaçınılmaz olacaktır. Yöneticiler, hastane gibi çalışma ortamının çok yoğun olduğu bir ortamda çalışanları teşvik edecek aktivite vb. uygulamalar ile motive edebilir ve böylelikle çalışanların işe yabancılaşmalarının önüne geçebilir.
Lider yetkinliğinin takım performansına etkisi: Sağlık çalışanları üzerine bir araştırma
Çalışmanın amacı sağlık çalışanlarının lider yetkinlik algılarının takım performanslarına olan etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın evrenini Ankara ilinde faaliyette bulunan Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmakta olan 3051 sağlık personeli oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi aracılığıyla 341 kişiden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak Erigüç vd. (2014)'nin Türkçeye uyarladığı ACHE Lider Yetkinlik Ölçeği; Akyazılı (2017)'nin Türkçe uyarlamasını yaptığı Takım Performans Ölçeği (Thompson, Levine, Kennedy vd. 2009) ve katılımcıların sosyo demografik özelliklerinden oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Veriler analiz edilirken, tanımlayıcı istatistiksel yöntemler, korelasyon analizi, regresyon analizi, bağımsız örneklerde t testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Veriler %95 güven aralığında (p=0,05) analiz edilmiştir. Çalışmanın bulgularına göre çalışanların lider yetkinlik (3,90±0,954) ve takım performans algıları (3,84±0,815) orta seviyededir. Lider yetkinlik ve takım performansı arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki bulunmaktadır. Lider yetkinliğinin takım performansı üzerinde anlamlı etkisi bulunmakta olup, lider yetkinliği takım performansının %23,5'ini açıklamaktadır. Araştırmada katılımcıların sosyo demografik özelliklerine bağlı olarak katılımcıların kurumda çalışma sürelerine göre lider yetkinlik algılamalarında anlamlı fark görülürken; eğitim durumlarına göre takım performanslarında anlamlı fark bulunmaktadır. Çalışmanın sonucuna göre lider yetkinliğinin takım performansını etkilediği görülmüştür. Bu bağlamda sağlık kurumlarına, daha yüksek takım performansına sahip olabilmeleri için; lider tercihlerinde seçici olmaları, alanın etik ve yasal standartlarını bilen, örgütün değişim ve gelişimine katkı sağlayabilecek, takım performansını önceleyecek liderleri tercih etmeleri önerilmektedir.
Genelleştirilmiş Tanaka-Webster konneksiyonuna sahip kenmotsu manifoldlarda bazı eğrilik koşulları
Bu tezin amacı, genelleştirilmiş Tanaka-Webster konneksiyonuna sahip Kenmotsu manifoldlarda bazı eğrilik koşullarını incelemektir. Tez beş ana bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci bölümü giriş kısmına ayrılmıştır. Bu bölümde, konuyla ilgili literatürde yapılan çalışmalardan ve tarihsel gelişmelerden bahsedilmiştir. İkinci bölüm temel kavram ve teoremlere ayrılmıştır. Üçüncü bölümde tezin orijinal kısmı için temel teşkil eden genelleştirilmiş Tanaka-Webster konneksiyonuna sahip Kenmotsu manifoldlarla bazı sonuçlara yer verilmiştir. Dördüncü bölüm, orijinal sonuçlar içerir. Bu bölümde, genelleştirilmiş Tanaka-Webster konneksiyonuna sahip Kenmotsu manifoldlarda bazı flat olma koşulları ve bazı özel eğrilik tensörlerinin birbiri üzerine etkisi incelenmiştir. Son bölüm ise sonuç ve önerilere ayrılmıştır.