Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Kılınçel

12 theses · İstanbul Gelişim University

Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin perspektifinden erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımını online seslifoto (OSF) yöntemiyle anlamak

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de yaşayan yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı konusundaki algılayışları kapsayıcı ve yeni bir araştırma tekniği olan Online Seslifoto (OSF) ile incelenmiştir. Çalışma, yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımına dair bakış açısını, ortaya çıkan ana temalar aracılığıyla görmek için nitel olarak kurgulanmıştır. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri toplam 127 kişi katılmış 123 kişi onam vermiş ve bu 123 katılımcının verisi ile veri analizi yapılmıştır. Verilerin analizi için Online Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (OYFA) kullanılmıştır. Bütün katılımcıların hikayeleri incelendiğinde toplam 18 ana temaya ulaşılmıştır. En sık kullanılan ana temalar ve onların oranları şu şekildedir: ebeveyn kontrolü, kısıtlama (%20, n = 24); bağımlılık, irade, kötü alışkanlıklar (%20, n = 24); kontrolsüz kullanım, zaman kaybı (%20, n = 24); ve sosyal duygusal gelişime olumsuz etkiler, akranlarla uyumsuzluk, doyumsuz çocuklar (%15, n = 18). Çalışma sonucunda yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı denince daha çok olumsuz bir anlayış ve algılayışlarının olduğu görülmüştür. Yetişkinler erken çocukluk döneminde teknoloji deyince daha çok olumsuz duygu ifade eden kelimeler kullanmışlardır. Ancak olumlu temalara da rastlanmıştır (%14, n = 17). Katılımcıların yüklediği fotoğraflar analiz edildiğinde ise 12 ana fotoğraf teması ortaya çıkmıştır. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır. Araştırmacının bir amacı da sonuçları ilgili kuruluşlarla paylaşmaktır. Böylece erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı gibi önemli ve kritik bir meseleye dair yetişkinlerin algılayışları bilimsel açıdan daha iyi anlaşılabilir. Böylece bu konuyla ilgili problemler daha iyi ele alınabilir ve bu meselenin insanların iyilik halini artırmasına katkı sağlanabilir.

Teknoloji
Selma Tanhan Ok
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeme davranışları ile irrasyonel inanışlar arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin ve duygusal tepkiselliğin aracı rolü

Araştırmanın amacı 18-40 yaş arası genç yetişkinlerin irrasyonel inanışları ile yeme davranışları arasındaki ilişkide duygusal tepkiselliğin ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırma örneklemi Türkiye'de yaşayan 216 kadın ve 66 erkek olmak üzere toplam 282 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Google Formlar üzerinden toplanmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerinin edinilmesi amacıyla "Sosyodemografik Bilgi Formu", irrasyonel inanışları belirlemek için "Genel Tutum ve İnanışlar Ölçeği- Kısa Form", yeme davranışlarını belirlemek için "Hollanda Yeme Davranışı Anketi", duygu düzenleme stratejilerini belirlemek "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", duygusal tepkiselliği ölçmek için "Duygusal Tepkisellik Ölçeği" kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS sürüm 25.0 kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ölçek toplam ve alt boyut puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Ölçek toplam ve alt boyut puanları ile katılımcıların demografik ve çeşitli değişkenleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek üzere 2 gruplu değişkenler için parametrik testlerden Independent Samples t testi uygulanmıştır; 3 ve üzeri gruba sahip değişkenler için One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla post-hoc testilerinden Bonferroni testi tercih edilmiştir. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre irrasyonel inanışlar ile yeme davranışları arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü bulunmamıştır. İrrasyonel inanışlar ile duygusal yeme ve irrasyonel inanışlar ile dışsal yeme arasındaki ilişkilerde ise hem duygusal tepkiselliğin hem de uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü bulunmuştur. İrrasyonel inanışlar ile kısıtlayıcı yeme arasındaki ilişkide ise duygusal tepkiselliğin ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ve aracı rolü bulunmamıştır. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır.

Berivan Algül Topkar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Özel gereksinimi olan ve tipik gelişen 48-69 aylık çocukların ebeveyn tutumlarının, çocukların davranışlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı özel gereksinimi olan ve tipik gelişen 48- 69 aylık çocukların ebeveyn tutumlarının, çocukların davranışlarına etkisinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modeline uygun olarak ortaya konulan araştırmanın diğer amaçları ise ebeveynin demografik özellikleri ve çocuğun özelliklerine göre ebeveynin tutumlarının ve çocukların davranışlarının farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Bu araştırmanın evreni, İstanbul ili Esenyurt ilçesinde yer alan 48- 69 aylık özel gereksinimli ve tipik gelişen çocuklar ile aileleridir. Bu araştırma işitme engelli, zihinsel engelli, ortopedik engelli, Down sendromu, yaygın gelişimsel bozukluk, dil ve konuşma güçlüğü tanısı olan özel gereksinimli bireyler ve tipik gelişen bireylerin ailelerini kapsayacaktır. Araştırmanın örneklem grubunu ise, amaçlı örnekleme yöntemi ile seçilmiş ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 302 çocuk ve ailesi oluşturmaktadır. Çocuklar ve aileleri MEB'e bağlı Rehabilitasyon Merkezleri ve Okul Öncesi Kurumlardan yararlanılarak bulunacak ölçek ve anketler uygulanacaktır. Araştırmanın verileri; bu araştırmada veri toplama aracı olarak Bilgilendirilmiş Gönüllü Onam Formu, Sosyodemografik form, Ebeveyn Tutum Ölçeği, Okul Öncesi ve Anaokulunda Davranış Ölçeği, Güç ve Güçlükler Anketi kullanılacaktır. Araştırma sürecinde, 48-69 aylık özel gereksinimi olan çocuklar ve tipik gelişen çocuklar ile ailelerine yönelik elde edilecek veriler, SPSS-25 istatistik programında analiz edilecektir. Bu bağlamda öncelikle katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin frekans ve yüzdeler hesap edilecektir. Araştırma sonunda, katılımcı çocukların demokratik, otoriter ve izin verici tutum boyutlarında anlamlı bir fark bulunamamış; aşırı koruyucu tutum puanında özel gereksinimi olan çocukların tipik gelişen çocuklardan anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu elde edilmiştir. Ayrıca, davranış problemleri ve güç güçlükler davranışlarına ait toplam puanda anlamlı sonuçlar elde edilememiştir. Katılımcı çocukların puanlarında demografik değişkenler etkisi ele alındığında; ebeveyn tutumlarının çocuk cinsiyeti, gelir düzeyi ve yaş grubuna bağlı olarak anlamlı fark göstermediği; ebeveyn eğitim durumu ile aile tipine bağlı olarak da anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Çocuk davranışlarında ise çocuk cinsiyetine göre anlamlı farklar belirlenirken gelir düzeyi, ebeveyn eğitim durumu, ebeveyn yaşı ve aile tipine göre anlamlı farklar belirlenmiştir. Son olarak, tipik gelişen çocuklarda demokratik, otoriter ve izin verici tutumun; özel gereksinimi olan çocuklarda ise demokratik, otoriter ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumlarının çocuk davranışları üzerinde yordayıcı etkisi bulunduğu belirlenmiştir.

Beril Bensu Dilekci
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimleri yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmada, koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimleri, yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeline dayalı betimsel bir desen kullanılmıştır. Örneklemi, İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı çocuk evleri ve çocuk evleri sitelerinde koruma ve bakım altında bulunan 8–9 yaş grubundaki 96 çocuk oluşturmaktadır. Veriler, Çocuk Hakkında Bilgi Formu, Zorbalık Eğilimi Ölçeği, Çocuklar İçin Yalnızlık Ölçeği ve Çocuklarda (8–14 Yaş) Fonksiyonel Olmayan Tutumlar Ölçeği kullanılarak toplanmış ve Statictical Package For Social Sciences (SPSS) 28 programı ile analiz edilmiştir. Normal dağılım koşullarının sağlanmadığı belirlenmiş; bu nedenle parametrik olmayan analiz teknikleri tercih edilmiştir. Demografik değişkenlere göre farklılıklar Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleriyle, değişkenler arası ilişkiler ise Spearman korelasyon analizi ile incelenmiştir. Yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumların zorbalık eğilimi üzerindeki etkisi çoklu regresyon analiziyle değerlendirilmiştir. Araştırmada, koruma ve bakım altında bulunan çocukların zorbalık eğilimlerinin ve yalnızlık düzeylerinin düşük, fonksiyonel olmayan tutumlarının orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Değişkenler arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuş; yalnızlık düzeyi ve fonksiyonel olmayan tutumların zorbalık eğilimini anlamlı düzeyde yordadığı saptanmıştır. Ayrıca, bazı demografik değişkenlerle çocukların zorbalık eğilimleri, yalnızlık düzeyleri ve fonksiyonel olmayan tutumları arasında anlamlı ilişkiler elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarının, koruma ve bakım altındaki çocukların sosyal-duygusal gelişim süreçlerini desteklemek amacıyla erken müdahale programlarının geliştirilmesine ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesine katkı sağlaması; ayrıca çocuk koruma alanındaki uygulamaların geliştirilmesine katkıda bulunması amaçlanmaktadır.

Fonksiyonel olmayan tutumYalnızlıkZorbalık+2
Emine Şahinbaş Çetin
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerde empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumunun incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumu düzeylerini değerlendirebilmektir. Araştırmanın alt amaçlarında ise empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumunun demografik değişkenlere dayalı karşılaştırılması yer almaktadır. Bu doğrultuda, araştırmanın modelinin kurgulanmasında ilişkisel tarama modeli temel alınmıştır. Araştırmanın evrenini, İstanbul ve Kocaeli illerinde lise kademesinde öğrenim gören üstün zekalı öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklem grubu ise amaçlı örnekleme ile seçilen ve araştırmaya katılmak için gönüllü olan 188 öğrenciden meydana gelmektedir. Araştırma verileri; Kişisel Bilgi Formu, Adolesanlarda Empati ve Sempati Kurma Ölçeği, Ergen Prososyallik Ölçeği, Yaşamda Uyum Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bu doğrultuda, araştırmada nicel tipte veriler toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde, SPSS-28 paket programı kullanılmıştır. Bu eksende frekans ve yüzde analizi, tanımlayıcı istatistikler, normallik analizleri, bağımsız gruplar t testi, ANOVA ve pearson korelasyon analizi gibi analizler yapılmıştır. Araştırma sonunda, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati ve prososyallik düzeylerinde kız öğrencilerin erkek öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir durumu, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumuna göre anlamlı bir bulgu elde edilememiştir. Ayrıca, yaşamda uyum düzeyinde cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, aile gelir durumu, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumuna göre anlamlı sonuçlara ulaşılamamıştır. Katılımcı öğrencilerin yaşam doyumu düzeylerinde, aile gelir durumu iyi olan öğrencilerin aile gelir durumu kötü ve orta olan öğrencilerden anlamlı düzeyde yüksek puan aldığı sonucu tespit edilmiştir. Fakat cinsiyet, sınıf düzeyi, kardeş sayısı, anne öğrenim durumu ve baba öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir sonuç belirlenememiştir. Buna ek olarak, lise kademesindeki üstün zekalı öğrencilerin empati, prososyallik, yaşamda uyum ve yaşam doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı düzeyde korelasyonel ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lise kademesi, üstün zekalı, empati, prososyallik, yaşamda uyum, yaşam doyumu

Serap Babaoğlu Atabay
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yeme davranışları ile irrasyonel inanışlar arasındaki ilişkide bilişsel duygu düzenlemenin ve duygusal tepkiselliğin aracı rolü

Araştırmanın amacı 18-40 yaş arası genç yetişkinlerin irrasyonel inanışları ile yeme davranışları arasındaki ilişkide duygusal tepkiselliğin ve bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolünü incelemektir. Araştırma örneklemi Türkiye'de yaşayan 216 kadın ve 66 erkek olmak üzere toplam 282 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verileri Google Formlar üzerinden toplanmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerinin edinilmesi amacıyla "Sosyodemografik Bilgi Formu", irrasyonel inanışları belirlemek için "Genel Tutum ve İnanışlar Ölçeği- Kısa Form", yeme davranışlarını belirlemek için "Hollanda Yeme Davranışı Anketi", duygu düzenleme stratejilerini belirlemek "Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği", duygusal tepkiselliği ölçmek için "Duygusal Tepkisellik Ölçeği" kullanılmıştır. Tüm istatistiksel analizler IBM SPSS sürüm 25.0 kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Ölçek toplam ve alt boyut puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek için pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Ölçek toplam ve alt boyut puanları ile katılımcıların demografik ve çeşitli değişkenleri arasında anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek üzere 2 gruplu değişkenler için parametrik testlerden Independent Samples t testi uygulanmıştır; 3 ve üzeri gruba sahip değişkenler için One-Way ANOVA testi uygulanmıştır. Gruplar arasında anlamlı fark çıkması durumunda, anlamlılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla post-hoc testilerinden Bonferroni testi tercih edilmiştir. p<0.05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre irrasyonel inanışlar ile yeme davranışları arasındaki ilişkide uyumlu bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü bulunmamıştır. İrrasyonel inanışlar ile duygusal yeme ve irrasyonel inanışlar ile dışsal yeme arasındaki ilişkilerde ise hem duygusal tepkiselliğin hem de uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin aracı rolü bulunmuştur. İrrasyonel inanışlar ile kısıtlayıcı yeme arasındaki ilişkide ise duygusal tepkiselliğin ve uyumsuz bilişsel duygu düzenleme stratejilerinin ve aracı rolü bulunmamıştır. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır.

Berivan Algül Topkar
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin perspektifinden erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımını online seslifoto (OSF) yöntemiyle anlamak

Bu tez çalışmasında, Türkiye'de yaşayan yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı konusundaki algılayışları kapsayıcı ve yeni bir araştırma tekniği olan Online Seslifoto (OSF) ile incelenmiştir. Çalışma, yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımına dair bakış açısını, ortaya çıkan ana temalar aracılığıyla görmek için nitel olarak kurgulanmıştır. Araştırmaya 18 yaş ve üzeri toplam 127 kişi katılmış 123 kişi onam vermiş ve bu 123 katılımcının verisi ile veri analizi yapılmıştır. Verilerin analizi için Online Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz (OYFA) kullanılmıştır. Bütün katılımcıların hikayeleri incelendiğinde toplam 18 ana temaya ulaşılmıştır. En sık kullanılan ana temalar ve onların oranları şu şekildedir: ebeveyn kontrolü, kısıtlama (%20, n = 24); bağımlılık, irade, kötü alışkanlıklar (%20, n = 24); kontrolsüz kullanım, zaman kaybı (%20, n = 24); ve sosyal duygusal gelişime olumsuz etkiler, akranlarla uyumsuzluk, doyumsuz çocuklar (%15, n = 18). Çalışma sonucunda yetişkinlerin erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı denince daha çok olumsuz bir anlayış ve algılayışlarının olduğu görülmüştür. Yetişkinler erken çocukluk döneminde teknoloji deyince daha çok olumsuz duygu ifade eden kelimeler kullanmışlardır. Ancak olumlu temalara da rastlanmıştır (%14, n = 17). Katılımcıların yüklediği fotoğraflar analiz edildiğinde ise 12 ana fotoğraf teması ortaya çıkmıştır. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır. Araştırmacının bir amacı da sonuçları ilgili kuruluşlarla paylaşmaktır. Böylece erken çocukluk döneminde teknoloji kullanımı gibi önemli ve kritik bir meseleye dair yetişkinlerin algılayışları bilimsel açıdan daha iyi anlaşılabilir. Böylece bu konuyla ilgili problemler daha iyi ele alınabilir ve bu meselenin insanların iyilik halini artırmasına katkı sağlanabilir.

Teknoloji
Selma Tanhan Ok
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların ebeveynlerinde özel eğitim sürecinde sosyal medya bağımlılığı ile duygu düzenleme güçlüğü, anksiyete ve bakım yükü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış çocukların ebeveynlerinin özel eğitim sürecinde yaşadıkları sosyal medya bağımlılığı ile duygu düzenleme güçlüğü, anksiyete düzeyi ve bakım yükü arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu ilişkinin istatistiksel anlamlılığını ve düzeyini değerlendirmektir. Araştırmanın katılımcılarını, Doç. Dr. Mehmet Oğuzhan Kılınçel ve Doç. Dr. Şenay Kılınçel danışmanlığında, Çocuk ve Ergen Psikiyatri Enstitüsü'ne başvuran ve 0–6 yaş arası otizm spektrum bozukluğu tanısı almış çocuklara sahip 74 ebeveynden (n=74) oluşan bir örneklem grubu oluşturmuştur. Katılımcıların sosyal medya bağımlılığı düzeyi, "Sosyal Medya Kullanım Ölçeği" ile değerlendirilmiş; duygu düzenleme becerileri, "Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği" aracılığıyla ölçülmüştür. Ayrıca, ebeveynlerin çocuklarına yönelik bakım yükü, "Zarit Bakım Yükü Ölçeği" ile; kaygı düzeyleri ise "Beck Anksiyete Ölçeği" kullanılarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde, katılımcıların gönüllülük esasına göre araştırmaya dâhil edilmesine dikkat edilmiştir. Toplanan veriler, SPSS for Windows 22.0 (SPSS Inc, Chicago, IL) programı kullanılarak analiz edilmiştir. Normal dağılıma uymayan veriler için Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis Testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman Korelasyon Analizi ile incelenmiştir. Ayrıca modelleme sürecinde, tek değişkenli ve çok değişkenli doğrusal regresyon analizleri kullanılmış; istatistiksel anlamlılık düzeyi p < 0.050 olarak kabul edilmiştir. Analiz sonuçlarında sosyodemografik veriler ile ölçek puanları karşılaştırılmıştır. Sosyal Medya Kullanım Ölçeği'nde babaların daha yüksek puan aldığı; Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği'nde ise annelerin ve gelir düzeyi düşük katılımcıların daha yüksek puanlara sahip olduğu bulunmuştur. Zarit Bakım Yükü Ölçeği sonuçlarına göre boşanmış ya da ayrı yaşayan bireyler daha yüksek bakım yükü bildirmiştir. Beck Anksiyete Ölçeği'nde ise annelerin, düşük gelirli bireylerin ve lise altı eğitim düzeyine sahip olanların daha yüksek anksiyete düzeyine sahip olduğu görülmüştür. Son olarak, sosyal medya bağımlılığı puanları ile bakım yükü, duygu düzenleme güçlüğü ve anksiyete düzeyi değişkenlerinin; yaş, eğitim düzeyi, ebeveyn cinsiyeti (anne/baba) ve gelir durumu gibi faktörlerle birlikte dâhil edildiği çok değişkenli doğrusal regresyon modeli kurulmuştur. Modelin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (R = 0,526; F = 14,509; p = 0,001). Elde edilen bulgular, ilgili literatür ışığında yorumlanmış ve tartışılmıştır.

AnksiyeteBakım verme yüküDuygudurum+2
Beyza Günaydın
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyanın lise öğrencilerinin değerler gelişimi üzerindeki etkileri

Ahlaki gelişim, bireyin değerler sistemiyle yakından ilişkilidir. Değerler, bireyin toplum içinde nasıl hareket edeceğini, hangi tutumları benimseyeceğini ve davranışlarını nasıl yönlendireceğini belirleyen temel inançlar ve ilkeler bütünüdür. Bu çalışmada, sosyal medya kullanımının, gençlerin değer sistemleri üzerinde nasıl bir etki yarattığı önemli bir araştırma konusu olarak ele alınmıştır. Sosyal medya platformları, gençlerin bireysel ve toplumsal değerlerini şekillendiren bir alan sunarken, aynı zamanda bu platformlarda popüler olan değerler ile kişisel ahlaki değerler arasında bir çatışmaya yol açabilmektedir. Özellikle ahlaki olgunluğun gelişiminde kritik bir dönemeç olan ergenlik süreci, sosyal medya üzerinden edinilen bilgi, etkileşim ve model alma davranışlarıyla doğrudan etkilenebilmektedir. Bu bağlamda, çalışmamızda lise öğrencilerinin sosyal medya alışkanlıkları ve bu alışkanlıkların ahlaki gelişim üzerindeki etkileri, değer kavramı temel alınarak incelenmiştir. Çalışmamız cinsiyet, yaş, okul türü, eğitim alanı ve gelir durumu gibi demografik özelliklere dayalı katılımcı dağılımını içermektedir. Katılımcıların sosyal medya alışkanlıkları ve ahlaki olgunlukları da değerlendirilmiştir. Çalışmamızda sosyal medya tutumları ve ahlaki olgunluk arasındaki ilişkiyi incelemek için korelasyon analizi, regresyon modelleri ve bağımsız örneklem t-testleri kullanılmıştır. Sonuçlar, ahlaki tutum ölçeği ile genel sosyal medya tutum ölçeği arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Regresyon analizi, sosyal medya tutum ölçeğinin ahlaki olgunluk üzerinde, özellikle de öğretmenlerle ilişki alt boyutunda kayda değer bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur. Cinsiyet farklılıkları gözlenmiş, kızların belirli sosyal medya tutumları ve ahlaki olgunluk düzeyleri daha yüksek çıkmıştır. Bununla birlikte, çeşitli yaş grupları arasında önemli bir farklılık kaydedilmemiştir. Çalışma, sosyal medya tutumu ile ahlaki olgunluk arasında anlamlı bir negatif korelasyon bulmuştur. Cinsiyet farklılıkları gözlenmiş, kızların daha yüksek sosyal yeterlilik ve paylaşım ihtiyacı gösterdiği görülmüştür. Yaş veya okul türüne göre anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sosyal medya kullanım sıklığı sosyal tutumları etkilemiş, haftalık kullanıcılar daha yüksek seviyeler göstermiştir. Çalışmamız, lise öğrencileri arasında sosyal medya kullanımı ve ahlaki olgunluk arasındaki karmaşık etkileşime dair değerli bilgiler sağlamıştır. Sosyal medyanın ahlaki gelişim üzerindeki etkisini ele almak için daha fazla araştırma ve potansiyel müdahale stratejilerine duyulan ihtiyacı vurgulamıştır. Bulgularımız, lise öğrencileri arasında sorumlu sosyal medya kullanımını ve ahlaki gelişimi teşvik etmede eğitimciler, politika yapıcılar ve ebeveynler için çıkarımlara sahiptir.

AhlakDeğerlerSosyal medya
Eda Aşık Erden
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

7-11 yaş otizm spektrum bozukluğu tanılı çocukların maruz kaldığı akran zorbalığı karşısında ruhsal dayanıklılığını etkileyen faktörler

Araştırmada, OSB tanılı çocukların sosyal faaliyetlere katılımının zorbalık mağduriyeti üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı, ancak sosyal beceri gelişiminde önemli rol oynadığı bulunmuştur. Fiziksel aktivitelerin ve sosyal müdahalelerin, OSB'li çocukların sosyal etkileşim ve iletişim becerilerini artırabileceği belirtilmiştir.

Sümeyye Özgül
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aşırı kilolu ve obez bireylerde kilo açısından kendini damgalama ve duygusal yeme arasındaki ilişkinin incelenmesinde yaşantısal kaçınmanın aracı rolü

Bu çalışmanın temel amacı aşırı kilolu ve obez bireylerde kilo açısından kendini damgalama ve duygusal yeme arasındaki ilişkide yaşantısal kaçınma davranışlarının aracılık rolünün olup olmadığını belirlemek ve bu ilişkinin anlamlılığı ve düzeyini değerlendirmektir. Çalışmaya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Eğitim Araştırma Hastanesi'ne ve belirlenen sağlıklı beslenme kliniklerine başvuran, 18 yaş ve üzeri, herhangi bir psikolojik rahatsızlığı ve hamilelik süreci olmayan, aşırı kilolu ve obez (BKİ≥ kg/m^2) katılımcılar (n=200) dahil edilmiştir. Katılımcıların kilo ile ilişkili kendilerini damgalama düzeyleri "Kilo Açısından Kendini Damgalama Ölçeği", duyguları ile bağlantılı olan sağlıksız yeme tutumları "Duygusal Yeme Ölçeği" kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcıların olumsuz duygu, düşünce ve içsel deneyimleri kontrol etme veya değiştirme girişimlerinin düzeyini belirlemek amacıyla "Çok Boyutlu Yaşantısal Kaçınma Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde gönüllülük esas alınmış, ölçek formları yüz yüze uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 25.0 paket programı ve yapısal eşitlik modellemesi kullanılarak çeşitli uyum indeksleri açısından analiz edilmiştir. Analizler sonucunda Duygusal Yeme Ölçeği ile Kilo Açısından Kendini Damgalama Ölçeği puanları arasında anlamlı (p<0.001) yüksek düzeyde (r=0.89) pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Başka bir ifadeyle; kilo açısından kendini damgalama arttıkça duygusal yeme davranışının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Aracılık ilişkisinin değerlendirildiği bulgulara göre genel olarak kilo ile ilişkili kendini damgalama ile duygusal yeme arasındaki ilişkide çok boyutlu yaşantısal kaçınmanın erteleme, dikkat dağıtma/bastırma ve baskılama/inkâr alt boyutlarının anlamlı aracılık etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ancak davranışsal kaçınma, sıkıntıdan hoşlanmama ve sıkıntıya katlanma alt boyutlarında anlamlı bir aracılık etkisi gözlenmemiştir. Bulgular ilgili literatür göz önüne alınarak tartışılmıştır.

DamgalamaDuygusal yemeKaçınma davranışı+4
Dilan Gülaçan
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörlerin incelenmesi

Araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörleri incelemek ve bu çerçevede okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerinin desteklenmesinde ailenin etkisini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu çalışma nicel araştırma türlerinden korelasyonel araştırma modelinde tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini İstanbul ilinin Silivri ilçesinde bulunan bir ilkokulun dört anasınıfının öğrencileri (81 öğrenci) oluşturmaktadır. Örneklem seçkisiz olmayan tabakalı amaçsal örnekleme dayalı belirlenmiştir. Araştırmada çocuklar, aileler ve öğretmenlerin demografik bilgilerini elde etmek için "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Bulut'un uyarladığı 60 maddelik "Aile Değerlendirme Ölçeği" çocukların aileleri tarafından doldurulmuştur. Ersay'ın uyarladığı "Çocukların Duygularına Verilen Cevaplar Ölçeği (Öğretmen Formu)" çocukların öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Batum ve Yağmurlu'nun uyarladığı "Duygu Düzenleme Ölçeği" aile tarafından doldurulmuştur. Normal dağılıma uygunluk için Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testi kullanılmıştır. Gruplara göre verilerin karşılaştırılmasında normal dağılıma uyan veriler için tek yönlü varyans analizi ve bağımsız örnekler t testi, normal dağılım göstermeyenler için Mann Whitney U ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Boyutlar arasındaki ilişkiler için Pearson ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında, okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerinde cinsiyete bağlı farklılık bulunmamıştır. Roller ve olumsuzluk değerleri arasında pozitif yönlü zayıf düzeyde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Genel işlevde annenin sigara kullanma durumuna göre istatiksel fark anlamlıdır. Davranış kontrolünde babanın sigara kullanma durumuna göre istatiksel fark anlamlıdır. Okul öncesi dönem çocuklarının duygu düzenleme becerilerini etkileyen faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlayarak ele aldığımız farklı değişkenlerle araştırmanın alan yazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: duygu düzenleme, okul öncesi dönem, aile işlevleri

Aile işlevleriDuygu düzenlemeDuygu düzenleme güçlüğü+2
Özgün Ezgi Yurdaışık
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors