Theses supervised by Doç. Dr. Özden Yalçınkaya Alkar
11 theses · Ankara Yıldırım Beyazıt University, Bolu Abant İzzet Baysal University
The role of affect-related smoking outcome expectancies in relations between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence
The aim of the present study was to examine the relations between difficulties in emotion regulation/negative urgency and smoking dependence through the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies (i.e., negative affect reduction and boredom reduction expectancies). With this purpose in mind, firstly, the Brief Smoking Consequences Questionnaire – Adult (BSCQ-A; Rash &Copeland, 2008) was adapted into Turkish to measure smoking outcome expectancies of Turkish smokers. Next, two multiple mediation models between emotion dysregulation/negative urgency and smoking dependence with the mediator roles of affect-related smoking outcome expectancies were tested using multiple mediation analyses (Hayes, 2013). The results demonstrated that affect-related expectancies from smoking mediated the relationship between difficulties in emotion regulation and smoking dependence, as well as, the relationship between negative urgency and smoking dependence. In the light of the literature, findings, strengths and implications, as well as limitations and future suggestions of the present study were discussed. Keywords: Smoking Dependence, Smoking Outcome Expectancies, Negative Urgency, Emotion Dysregulation
Erken ergenlikte bilişsel duygusal düzenleme, algılanan anne baba tutumu ve algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlık arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma erken ergenlik döneminde bilişsel duygu düzenleme, algılanan anne baba tutumu, algılanan sosyal destek ile psikolojik sağlık arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Ankara'nın Emek semtinde bulunan 10 ile 15 yaş arası 250 kız ve erkek öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan bilgi toplamak için; demografik bilgi toplama formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Güçler ve Güçlükler Anketi, Algılanan Anne Baba Tutumu Ölçeği, Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bilgiler, korelasyon, çoklu varyans (MANOVA) ve Regresyon analizleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda bilişsel duygu düzenleme stratejilerinden felaketleştime kullanımı arttıkça ergenlerin yaşadıkları psikolojik belirti, davranışsal ve duygusal problemler oranınında artış meydana geldiği gözlemlenmiştir. Benzer olarak kendini suçlama stratejisinin yüksek oranda kullanan ergenlerde daha fazla psikolojik belirti düzeyi olduğu görülmüştür. Ayrıca annelerinin tutumlarını daha fazla reddedici ve babalarının tutumlarını daha fazla aşırı koruyucu olarak algılayan ergenlerin daha fazla psikolojik belirti puanına sahip oldukları ve daha fazla davranış ve duygusal problemleri yaşadıkları bulunmuştur. Algılanan aile desteğinin artmasının da düşük düzeyde psikolojik belirtilere ve davranış ve duygusal problemlerine sahip olmakla ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Duygu düzenleme, Psikolojik Sağlık, Erken ergenlik, Algılanan Anne Baba Tutumu, Algılanan Sosyal Destek
"Put yourself in her shoes, it might change your attitudes". manipulating empathy to improve attitudes toward rape victims
Victim blaming and stigmatization are significant problem for rape victims' well-being and healing. Taking others' perspective has shown to improve attitudes toward stigmatized groups. This study investigated attitudes toward rape victims after manipulating empathy to 240 young adults from Kosovo and 240 from Turkey. Attitudes toward wartime rape victims remain understudied despite being a very important and sensitive problem in the case of Kosovo. Participants responded to demographic form and Ambivalent Sexism Inventory to measure Benevolent Sexism (BS) and Hostile Sexism (HS). They were randomly assigned to the low empathy (be objective) or high empathy group (put yourself in the victim's place). Participants randomly read one of the four scenarios that were manipulated as taken place in a non-war situation (daytime vs. nighttime) and in a war situation (daytime vs. nighttime). They reported their emotions on a list with 12 emotional state adjectives including empathy. Lastly, responded to Attitudes toward Rape Victims Scale (ARVS). Kosovar participants scored higher on ARVS, as compared to Turkish participants. The High Empathy group showed significantly fewer negative attitudes toward rape victims. However, there was no significant difference among scenario groups on the ARVS score. The results showed that there was significant interaction effect between Empathy and Scenario, when age and gender were also controlled. As expected, HS and BS showed significant positive correlation, whereas self-reported empathy negative correlation with ARVS. Self-reported empathy, HS and BS were significant predictors of participants' ARVS. The main contributions of this thesis are (1)sample from a country with war-rape history(Kosovo) and one with no such history(Turkey); (2)wartime scenarios; (3)manipulation of empathy to improve attitudes. This thesis suggests that awareness programs with a focus on empathy might improve attitudes toward rape victims. Keywords: attitudes toward rape victims, rape myths, empathy, hostile and benevolent sexism
Distress in mothers of children with heart disease: Emotion regulation, self-efficacy, caregiving burden and family functioning
Having a child with heart disease is a distressful situation for families, especially for mothers. In the light of the Transactional Stress and Coping Model of Adjustment to Chronic Illness, this study aimed to investigate whether psychopathological states of the mothers whose children had heart disease were predicted by caregiving burden, stress, parenting self-efficacy, family functioning, life satisfaction, and cognitive emotion regulation strategies, with the mediation effects between these variables. With sociodemographic and illness related forms, 7 research instruments were used. Findings suggested that, caregiving burden, stress, family functioning and life satisfaction were the predictors of psychopathological symptoms. Among cognitive emotion regulation strategies, catastrophizing and other blame mediated the relation between stress and psychopathological symptoms; life satisfaction and psychopathological symptoms; and family functioning and psychopathological symptoms. Besides, catastrophizing also mediated the relation between stress and caregiving burden. The findings were generally consistent with the previous research findings. Correlational findings, group differences, predictors and mediation relationships were discussed with the strengths and the limitations of the study, future directions and clinical implications.
Algılanan anne tutumu, mükemmeliyetçilik ve psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolü: Üstün yetenekli ergenlerle bir çalışma
Bu çalışmanın amacı üstün yetenekli ergenler tarafından algılanan anne tutumu ve mükemmeliyetçilik düzeyleri ile psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolünün incelenmesidir. Psikolojik sağlık ise depresyon ve benlik saygısı değişkenleri ile değerlendirilmektedir. Çalışmaya 10-17 yaş aralığında olan ve Ankara ilindeki Bilim Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden 156 üstün yetenekli ergen katılmıştır. Katılımcılardan bilgi toplamak için, demografik bilgi formu, Frost Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği, Algılanan Ebeveyn Tutumları Ölçeği (EMBU)-Anne Formu, Ruminasyon Ölçeği Kısa Formu, Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği-Benlik Saygısı alt ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bilgiler, korelasyon, bağımsız örneklem t-testi, regresyon ve aracı değişken (mediation) analizleri ile incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda üstün yetenekli ergenlerin mükemmeliyetçilik düzeyleri ile psikolojik sağlık ilişkisinde ruminasyonun aracı rolünün anlamlı olduğu görülmüştür. Benzer şekilde üstün yetenekli ergenlerin algıladıkları anne tutumları ile psikolojik sağlık ilişkisinde de ruminasyonun aracı rolü anlamlıdır. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.
3-12 aylık bebeği olan annelerde mizaç ve karakter özellikleri, eş uyumu, duygu düzenleme stratejileri ve bebeğin mizacının postpartum depresyon ile ilişkisi
Bu çalışmada 3-12 aylık bebeği olan annelerin mizaç ve karakter özelliklerinin, algıladıkları eş uyumunun, duygu düzenleme stratejilerinin ve bebeklerinin mizacının postpartum depresyon ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin çeşitli illerinden 357 anne gönüllü olarak katılmıştır. Anneler Demografik Form, Edingburg Postpartum Depresyon Ölçeği, Yetişkin Mizaç Ölçeği, Bebek Davranış Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği ve Duygu Düzenleme Ölçeği'ni doldurmuşlardır. Öncelikli olarak araştırma kapsamında kullanılmış olan Bebek Davranış Ölçeği-Çok Kısa Form'un Türkçe uyarlama çalışması için geçerlilik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Daha sonra araştırmanın temel hipotezlerini test etmek amacıyla korelasyon analizi, çoklu regresyon analizi, t-test, varyans analizi ve aracı değişken (mediatör) analizi kullanılmıştır. Bulgular, annenin mizaç özelliklerinden negatif duygulanım, çaba kontrolü ve dışadönüklüğün, bebek mizaç özelliklerinden negatif duygulanımın, çift uyumu değişkenlerinden memnuniyet ve bağlılık değişkenlerinin ve duygu düzenleme stratejilerinden yeniden değerlendirmenin postpartum depresyonu yordadığını göstermiştir. Ayrıca annenin negatif duygulanımı, çaba kontrolü ve dışa dönüklüğü, bebeğin negatif duygulanımı ve çift uyumu değişkenlerinin postpartum depresyon üzerindeki dolaylı etkisinin bir duygu düzenleme stratejisi olarak yeniden değerlendirmenin aracı -mediatör- rolüyle olduğunu göstermiştir. Bulgular ilgili alanyazın çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Postpartum Depresyon, Yetişkin Mizacı, Bebek Mizacı, Çift Uyumu, Duygu Düzenleme.
Parayla saadet olur mu?: Kompulsif çevrimiçi satın alma davranışıyla ilgili değişkenlerin incelenmesi ve Bergen Alışveriş Bağımlılığı Ölçeği'nin Türkçe uyarlanması
Bu çalışmada internet bağımlılığı, dürtüsellik, materyalizm, yalnızlık, yaşam doyumu, depresyon-anksiyete-stres değişkenlerinin kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı ile ilişkisi araştırılmıştır. Araştırmaya Türkiye'nin farklı illerinden toplam 578 gönüllü kişi katılmıştır. Araştırmanın ilk adımında 'Bergen Shopping Addiction' ölçeğinin çevrimiçi alışverişlerde kullanılmak üzere Türkçe uyarlama çalışması için geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılmıştır. Sonraki adımda ise; kompülsif çevirimiçi satın alma davranışını çalışma değişkenlerinin ne derece yordadaığı regresyon analizi kullanılarak belirlenmiştir. Daha sonra ise kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı ve ilişkili değişkenler arasındaki olası aracı değişkenlerin rolünü belirleyebilmek amacıyla aracı değişken (mediatör) modelleri test edilmiştir (Hayes, 2013). Sonuçlar internet bağımlılığı, dürtüsellik, depresyon-anksiyete-stres ve materyalizmin kompulsif çevrimiçi satın alma davranışını yordadığını göstermiştir. Ayrıca internet bağımlılığının kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı üzerindeki dolaylı etkisinin materyalizm; depresyon-anksiyete-stresin kompulsif çevrimiçi satın alma davranışı üzerindeki dolaylı etkisinin ise internet bağımlılığı aracı rolüyle olduğu görülmüştür. Son olarak araştırmanın sonuçları, güçlü yönleri, kısıtlılıkları ve gelecek çalışmalar için öneriler literatür ışığında tartışılmıştır.
Ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde bilişsel duygu düzenleme, algılanan ebeveyn tutumu ve algılanan sosyal destek ile psikolojik belirti düzeyi ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışma bilişsel duygu düzenleme, algılanan ebeveyn tutumu, algılanan sosyal destek ile psikolojik belirti düzeyi arasındaki ilişkinin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde bulunan 14 ile 19 yaş arası ergen ve 20 ile 55 yaş arası yetişkin bireyin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılardan bilgi toplamak amacıyla demografik bilgi toplama formu, Bilişsel Duygu Düzenleme Ölçeği, Kısa Semptom Envanteri, Algılanan Ebeveyn Tutumu Ölçeği, Aile ve Arkadaştan Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği kullanılmıştır. Toplanan bilgiler, t testi, korelasyon, çoklu varyans (MANOVA) ve regresyon analizleri ile incelenmiştir. Ergenlerde ruminasyon, felaketleştirme, diğerlerini suçlama, olumlu yeniden odaklanma, plan yapmaya yeniden odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme ve olayın değerini azaltma, anne-baba reddedicilik ve koruyuculuğun, aile ve arkadaştan algılanan sosyal desteğin; yetişkinlerde kendini suçlama, ruminasyon, felaketleştirme, diğerlerini suçlama, olumlu yeniden odaklanma, plan yapmaya yeniden odaklanma, olumlu yeniden değerlendirme ve olayın değerini azaltma, anne-babadan algılanan sıcaklık, reddedicilik ve koruyuculuğun, aile, arkadaş ve özel desteğin psikolojik belirti düzeyi ile ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda yetişkinlerin ergenlere göre pozitif tekrar odaklanma, plan yapmaya yeniden odaklanma, yeniden gözden geçirme ve olayın değerini azaltma bilişsel duygu düzenleme stratejilerini daha çok kullandığı ve ergenlere göre daha fazla sosyal destek algılarken; ergenler yetişkinlere göre daha fazla anne koruyuculuk algılamaktadırlar. Yetişkinlerde anne duygusal sıcaklığının ve arkadaştan algılanan sosyal desteğin, ergenlerde ise felaketleştirme ve diğerlerini suçlamanın psikolojik sağlığı yordayan önemli değişkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bilişsel Duygu Düzenleme, Psikolojik belirti düzeyi, Ergenlik, Yetişkinlik, Algılanan Ebeveyn Tutumu, Algılanan Sosyal Destek
Autobiographical memory in depression and anxiety: Similarities and differences with the effects of early maladaptive schemas, rumination, and cognitive avoidance
The present dissertation initially aimed to investigate ABM characteristics in depression and anxiety. A second objective was to examine the relationships of EMSs, avoidance, and rumination with each other and also with depression and anxiety. Another goal was to assess the effects EMSs, avoidance, and rumination on ABM. Lastly, this research had an explorative interest for the activation of EMSs using schema vignettes, and effects of schema activation on ABM characteristics. To satisfy these aims, three studies were conducted. In Study I, schema vignettes were developed, and their manipulation abilities were tested. In Study II, data was collected from a large university student sample (N = 918) to investigate associations between EMSs and tendencies for rumination, and avoidance. Besides, Study II served a screening function for depression and anxiety. Accordingly, four groups were created (i.e., non-clinically depressed, non-clinically anxious, non-clinically comorbid, and controls) and participants of these groups were invited to Study III. In Study III, 118 participants were individually tested in laboratory setting. A cue-word type ABM test was administered in two halves with words in random order. In between two parts of the test, manipulation for schema activation was performed. The differences and similarities of the groups in the nature, content, and the perspective features of ABM; and the effects of schema activation were explored. Results yielded significant differences in the characteristics of ABMs between groups and pointed out interesting alterations in comorbidity. Schema vignettes were proved to be successful tools for activation of dominant schemas, however, schema activation had no effect on ABM. Moreover, findings revealed significant associations between certain schemas and memory features; and suggested a role for EMSs to understand individuals' tendencies for rumination and avoidance.
İşlevsel olmayan inançlar, dürtüsellik ve duygu düzenlemenin internette oyun oynama bozukluğundaki rolü
Bu çalışmanın amacı işlevsel olmayan inançlar, dürtüsellik ve duygu düzenlemenin internette oyun oynama bozukluğundaki rolü incelemektir. Araştırmanın ilk adımında çevrimiçi oyunlara yönelik işlevsel olmayan inançları ölçmek adına Çevrimiçi Oyunlar için Bilişler Ölçeği'nin Türkçe uyarlaması yapılmıştır. Bu uyarlama çalışmasına yaşları 15 ve üstü olan 235 kişiden internet aracılığıyla veri toplanmıştır. Yapılan analizler sonucunda Çevrimiçi Oyunlar için Bilişler Ölçeği'nin Türkçe uyarlamasının geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonraki aşamasında yaşları 15 ve üstü olan 175 katılımcı çalışmaya dahil olmuştur. Çalışmanın bu aşamasında internette oyun oynama bozukluğunu yordayan değişkenleri belirlemek amacıyla aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde işlevsel olmayan inançların alt faktörleri olan azalmış dürtü kontrolü, oyalanma ve genel rahatlık hissinin internette oyun oynama bozukluğunu anlamlı olarak yordadığı bulunmuştur. Bununla birlikte dürtüselliğin alt faktörü olan dikkat dürtüselliğinin yordayıcı gücünün olduğu görülmüştür. Çalışmanın bir diğer değişkeni duygu düzenlemenin alt boyutu olan planlanmaya odaklanmanın internette oyun oynama bozukluğu üzerinde anlamlı etkisinin olduğu bulunmuştur. Çalışmanın bulguları internette oyun oynama bozukluğuna yönelik geliştirilen modeller çerçevesinde tartışılmıştır.
Sosyal kaygı için kavramsallaştırma ve modelleme çalışması
Mevcut çalışma, önerilen yapısal model çerçevesinde sosyal kaygı, olumsuz değerlendirilme korkusu, olumlu değerlendirilme korkusu, benlik saygısı, kendilik algısı ve olay sonrası işlemleme arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Öncelikle, bu amaç doğrultusunda, olumsuz değerlendirilme korkusunu daha güncel bir ölçüm aracıyla belirleyebilmek için Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu-II (ODKÖK-II) ve Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu-Düz Maddeler (ODKÖK-D) Türkçe'ye çevrilerek psikometrik özellikleri incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre, ODKÖK-II ve ODKÖK-D Türkçe versiyonlarının yeterli psikometrik özelliklere sahip oldukları belirlenmiştir. Ana çalışmada ise, sosyal kaygı ile ilgili önerilen süreçler yapısal eşitlik modellemesi ile test edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre, anlamlı, on bir doğrudan ve dokuz dolaylı etki bulunmuştur. Modelde, sosyal kaygıyı doğrudan en fazla etkileyen değişkenler, sırasıyla, olumlu değerlendirilme korkusu, kendilik algısı, benlik saygısı ve olumsuz değerlendirilme korkusu olarak ön plana çıkmaktadır. Aynı zamanda, sosyal kaygının da olay sonrası işlemlemeyi anlamlı bir şekilde doğrudan etkilediği tespit edilmiştir. Dolaylı etkilere bakıldığında, kendilik algısı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide değerlendirilme korkularının sıralı aracılık etkilerinin anlamlı olduğu belirlenmiştir. Benzer şekilde, benlik saygısı ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide de değerlendirilme korkuları sıracı aracılık etkisine sahiptir. Diğer taraftan, olumlu değerlendirilme korkusu ile sosyal kaygı arasındaki ilişkide olumsuz değerlendirilme korkusunun aracı role sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Son olarak, model kapsamındaki doğrudan ve dolaylı tüm etkiler kuramsal bilgiler ışığında tartışılmış, modelin teorik ve klinik etkileri ile birlikte gelecek araştırmalar için önerilerde bulunulmuştur.