Theses supervised by Doç. Dr. Zeliha Uğur Aydın

11 theses · Bolu Abant İzzet Baysal University

Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Türkiye'de diş hekimlerinin endodontik tedavi görmüş dişlerde üst restorasyon tercihlerinin ı̇ncelenmesi

Endodontik tedavili dişlerde üst restorasyonun, endodontik tedavinin sonucunu etkileyebileceği kanıtlanmış bir gerçektir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki diş hekimlerinin kök kanal tedavili dişlerde üst restorasyon tercihlerini araştırmaktır. Mevcut çalışmada, veri toplamak için oluşturulan anket 30 soru içermektedir. Anketin birinci bölümünde katılımcıların genel özelliklerine yönelik 7 demografik soru (yaş, cinsiyet, uzmanlık deneyimi, mezun olduğu program, çalıştığı kurum, bilimsel içerikli konge, seminer veya sunuma katılım), ikinci bölümünde ise çoktan seçmeli sorularla diş hekimleri tarafından endodontik tedavili dişlerin üst restorasyon tipi, zamanlaması, tercih edilen materyal ve tedavi protokolünün belirlenmesi amacıyla 15 soru, çeşitli kavite çizimleri aracılığıyla restorasyon tercihlerinin sorgulandığı 8 soruya yer verilmiştir. Anketi yanıtlayan 311 katılımcının büyük çoğunluğu üst restorasyonu kendilerinin yaptığını ve endodontik tedaviden sonra hemen tamamlamayı tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Katılımcı hekimler, en sık kor materyali olarak kompozit rezin, en sık post materyali olarak fiber post kullandıklarını ve adeziv rezin siman ile yapıştırdıklarını belirtmişlerdir. Katılımcıların çok büyük bir kısmı ferrule etkinin endodontik tedavili dişlerde kırılma direncini arttırdığını düşündüklerini bildirdi (p<0,5). Katılımcıların rubber dam kullanım oranı oldukça düşük bulunmuş; kullandıklarında en sık alt molar diş grubunda tercih ettiklerini belirtmişlerdir (p<0,5). Katılımcıların çok büyük bir kısmı endodontik tedavi sırasında büyütme cihazlarından yardım almadığını belirtirken, lup kullanımının dental operasyon mikroskobu ve endoskopa göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p<0,5). Mevcut çalışmanın sonucunda katılımcı hekimlerin endodontik tedavi sonrasında üst restorasyonun hemen yapılması noktasında farkındalığı olduğu tespit edildi. Bununla birlikte adeziv uygulamaların tercihinin gittikçe arttığı belirlendi. Bu çalışmanın limitasyonları dahilinde hekimlerin endodontik tedavili dişlerde üst restorasyon tercihlerinin değerlendirilmesinde, eksik yönlerin olduğu tespit edildi. Bu nedenle endodontik tedavili dişlerde üst restorasyonları konu alan kurs ve eğitimlerin bu eksikliğin giderilmesi adına gerekli olduğu düşünülmektedir.

Dental restorasyonDiş hekimleriDişler+2
Sena Topalan
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Kalsiyum silikat esaslı kök kanal patı kullanılarak tedavi edilen dişlerin kök kanal tedavisi yenilenmesi işleminde farklı final irrigasyon aktivasyon sistemlerinin etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, kök kanal tedavisi yenilenmesi işleminin ardından kullanılan Sİİ, PUİ, XPFR, EDDY, PIPS, SWEEPS final irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin etkinliğini konfokal lazer taramalı mikroskop (KLTM) analizi ile karşılaştırmaktır. Mevcut çalışmaya tek kök ve tek kanala sahip 90 diş dahil edildi. ProTaper Next X3 (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) ile son preparasyonu gerçekleştirilen kök kanalları %0,1 Sodyum Fluorescein (Sigma Aldrich, Steinheim, Almanya) ile işaretlenen TotalFill BC Sealer HiFlow (FKG Dentaire, La Chaux-de-Fonds, İsviçre) kök kanal patı kullanılarak tek kon tekniğine uygun olarak obture edildi. Tüm kanalların kök kanal tedavisi yenilenmesi işlemi ProTaper Universal Retreatment (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) eğeleri ile gerçekleştirildi. Kök kanal tedavisi yenilenmesi işleminin tamamlanmasının ardından final irrigasyon aktivasyon işlemlerine göre kökler rastgele 6 gruba ayrıldı (n=15); Sİİ, EDDY, PUİ, XPFR, PIPS ve SWEEPS. Tüm gruplarda aktivasyon işlemi 3 aktivasyon (1 ml irrigasyon solüsyonu / 30 sn aktivasyon) döngüsü şeklinde gerçekleştirildi. Final irrigasyon aktivasyon işleminin ardından tüm kök kanalları Rodamin B (Sigma Aldrich, Steinheim, Almanya) ile işaretlenen TotalFill BC Sealer HiFlow (FKG) kök kanal patı ile tek kon tekniğine uygun olarak yeniden obture edildi. Kök kanal patının tamamen sertleşmesi için tüm örnekler obturasyon işleminin ardından 14 gün boyunca 37 °C'de bekletildi. Her kökten apikal, orta ve koronalden olmak üzere 3 adet 1 ± 0,1 mm kalınlığında kesitler elde edildi. Elde edilen kesitler KLTM altında ikili floresan modunda görüntülendi. Elde edilen görüntüler üzerinde Image J software (LOCI, University of Wisconsin, ABD) kullanılarak dentin tübül penetrasyon derinliği ve alanı hesaplandı. Elde edilen veriler Two-Way Anova ve Post-Hoc Tukey testleriyle, p<0,05 anlamlılık seviyesinde SPSS yazılımı ile istatistiksel olarak analiz edildi. Mevcut çalışmanın sonucunda test edilen tüm final irrigasyon aktivasyon sistemlerinde kök kanal patının dentin tübüllerindeki penetrasyon derinliği ve penetrasyon alanı koronal kesitte apikal kesite kıyasla daha yüksek bulundu (p<0,05). Kök kanal patının dentin tübüllerine olan maksimum penetrasyon derinliği ve alanı koronal kesitte PIPS ve SWEEPS'te, orta kesitte EDDY ve SWEEPS'te, apikal kesitte ise SWEEPS'te Sİİ'ye kıyasla daha yüksek bulundu (p<0,05). Penetrasyon derinliği oranı tüm kesitlerde SWEEPS ve EDDY'de Sİİ'ye kıyasla, penetrasyon alanı oranı ise apikal ve orta kesitte SWEEPS'te Sİİ'ye kıyasla daha yüksek bulundu (p<0,05). Mevcut çalışmanın sınırlamaları dahilinde test edilen final irrigasyon aktivasyon sistemlerinden hiçbiri rezidüel kök kanal dolgu materyalini tamamen uzaklaştıramamıştır. Test edilen tüm parametrelerde yeni bir irrigasyon aktivasyon prosedürü olan SWEEPS rezidüel kök kanal dolgu materyalini Sİİ'ye kıyasla daha fazla uzaklaştırdı ve yeniden obturasyonda daha yüksek kök kanal patı penetrasyonu elde edildi (p<0,05). Anahtar kelimeler: Kök kanal tedavisi yenilenmesi, Final irrigasyon aktivasyon, XP Finisher R, PIPS, SWEEPS

Dental materyallerKalsiyum silikatKök kanal dolgu materyalleri+2
Mehmet Görkem Ocak
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rejeneratif endodontik tedaviye bağlı koronal renk değişikliğinin önlenmesinde farklı tedavi yaklaşımlarının etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada farklı mekanizmalarla dentin tübüllerini tıkayan Teethmate hipersensitivite ajanı, dentin bonding ajanı (DBA), Nd:YAG lazer ve ER:YAG lazerin rejeneratif endodontik tedaviye bağlı olarak oluşan renklenmeyi önlemedeki etkinliği araştırıldı. Çalışmaya tek kök ve tek kanala sahip 105 adet üst keser diş dahil edildi. Tüm dişlerin kök boyları mine sement sınırından itibaren 10±1 mm olacak şekilde elmas separe ile uzaklaştırılarak standartize edildi. Kök kanalları X1, X2, X3, X4 ve X5 ProTaper Next (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) eğeleri kullanılarak 50/0,06 boyutuna kadar prepare edildi. İmmatür kök apeksini simüle etmek amacıyla Gates Glidden (#2–4) frezleri ile kök kanalları apikal çapları 1,1±0,1 mm olacak şekilde standardize edildi. Dişler rastgele biçimde DBA grubu, Teethmate grubu, Nd:YAG grubu, Er:YAG grubu, Biodentin grubu, Kan grubu, Negatif kontrol grubu olmak üzere 7 gruba ayrıldı (n=15). DBA, Teethmate, Nd:YAG, Er:YAG gruplarına ilgili dentin tübül tıkama yöntemleri uygulandı. Kök kanallarının mine sement sınırından 4 mm kalacak şekilde kan ile doldurulmasının ardından kan pıhtısının üzerine spongostan (Cutanplast, Milano, İtalya) yerleştirildi. 3 mm kalınlığındaki Biodentin (Septodont, Saint-Maur-des-Fosses, Fransa) mine sement sınırında konumlanacak biçimde yerleştirildi. Kompozitle restore edilmesinin ardından dişler 37°C'de % 100 nemde inkübatörde saklandı. Renk ölçümü işlem öncesi, işlemden hemen sonra, 7, 30, ve 90. günlerde spektrofotometre Vita Easyshade Advance (VITA Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) ile değerlendirildi. Veriler, Commission International de I'Eclairage'in L * a * b (CIELab) renk değerlerine dönüştürüldü ve ΔE değerleri hesaplandı. Renk değişiminin klinik olarak algılanabilirlik eşiği 3,3 birim olarak kabul edildi. Elde edilen veriler iki yönlü varyans analizi ve post-hoc Tukey testi (p=0,05) kullanılarak analiz edildi. Negatif kontrol grubu dışında tüm gruplarda klinik olarak algılabilir renk değişimi gözlemlendi (ΔE˃3,3). Ancak renk değişimini önlenmede dentin tübül tıkama yöntemleri arasında anlamlı fark bulunamadı (p>0,05). Hiçbir dentin tübül tıkama yönteminin rejeneratif endodontik tedaviye bağlı renklenmeyi %100 önleyemediği tespit edildi. Anahtar kelimeler: Dentin bonding ajan, Diş renklenmesi, Nd:YAG lazer, Rejeneratif endontik tedavi, Teethmate.

Dental bondingDiş renk değişikliğiEndodonti+2
Melis Oya Ateş
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Simüle açık apekse sahip tek köklü dişlerde farklı irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin apikalden taşan irrigasyon solüsyonu miktarına etkisinin kantitatif olarak değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı, kök kanal tedavisinde final irrigasyon aktivasyon yöntemi olarak kullanılan Sİİ, PUİ, EA, EDDY yöntemlerinin açık apeksli dişlerde apikalden taşan irrigasyon solüsyonu miktarına etkisini kantitatif olarak karşılaştırmaktır. Mevcut çalışmaya tek kök ve tek kanala sahip 60 adet diş dahil edildi. Belirlenen çalışma boylarında ProTaper Next döner eğe sisteminin X1 (17.04), X2 (25.06), X3 (30.07) eğeleri kullanılarak kök kanalları prepare edildi. İşaretlenen referans noktalardan elmas diskler ile diş dokuları uzaklaştırılarak 5±1 mm kuron ve 11±1 mm kök boyları olacak şekilde tüm dişlerde standardizasyon sağlandı. Açık apekse sahip dişlerin simülasyonu için #1'den #6'ya kadar olan Peeso Reamer uçları kullanıldı ve apikal çap 1.5mm olacak şekilde standardize edildi. Kök kanalları %2,5'lik NaOCl, %17'lik EDTA ve distile su kullanılarak irrige edildi. Deney düzeneğinde dişler Eppendorf tüplerin kapaklarına açılan boşluklara sabitlendi. Sızıntı oluşmasını önlemek için Eppendorf tüpün kapağı ve diş arasında kalan boşluk siyanoakrilat ile kapatıldı. Kapağa drenaj kanülü olarak 27 G iğne; iğne ucu kök hizasında olacak şekilde yerleştirildi. Eppendorf tüpler tamamen NaOCl ile dolduruldu. Örnekler final irrigasyon aktivasyon yöntemlerine göre rastgele 4 gruba ayrıldı (n=15); Sİİ, PUİ, EA, EDDY. Tüm gruplarda toplam 6 ml %'3 'lük NaOCl kullanılarak 3 dakika boyunca final irrigasyon aktivasyon prosedürü uygulandı. Ekstrüze olan irrigasyon solüsyonu drenaj kanülünden insülin enjektörü yardımıyla toplandı ve her grup için artış miktarı ml cinsinden kaydedildi. Verilerin normalliğini değerlendirmek için Kolmogorov-Smirnov testi kullanıldı ve ekstrüze irrigant miktarı Kruskal-Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak istatistiksel olarak P<0.05 anlamlılık düzeyinde analiz edildi. En yüksek ortalama irrigant ekstrüzyonu Sİİ ve PUİ grupları ile ilişkilendirilirken, EA grubunda ise diğer gruplara göre daha az irigasyon solüsyonu ekstrüzyonu gözlemlenmiştir. Ancak test edilen tüm irrigasyon aktivasyon sistemleri arasında apikalden ekstrüze olan ortalama irrigant miktarının hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (P<0,05). Anahtar Kelimeler: Açık apeks, Final irrigasyon aktivasyon, İrrigasyon ekstrüzyonu Sİİ, PUİ, EA, EDDY

Diş apeksiDiş köküKök kanal tedavisi+2
Merve Ölmez
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Oval kanala sahip ve kalsiyum hidroksit uygulanmış dişlerde farklı irigasyon aktivasyon yöntemlerinin irigasyon solüsyonunun dentin tübüllerine penetrasyonu üzerindeki etkisinin lazer taramalı konfokal mikroskop ile incelenmesi

Bu çalışmanın amacı kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2) uygulanmış oval kanal şekline sahip dişlerde standart iğne irrigasyonu (Sİİ), pasif ultrasonik irrigasyon (PUİ), endoaktivatör (EA), XP-Endo Finisher (XPF), foton kaynaklı fotoakustik akım (PIPS) ve şok dalgası ile geliştirilmiş emisyon fotoakustik akım (SWEEPS) sistemleri ile gerçekleştirilen irrigasyon aktivasyonun ardından irrigasyon solüsyonlarının dentin tübüllerine penetrasyonunun lazer taramalı konfokal mikroskop (LTKM) ile değerlendirilmesidir. Mevcut çalışmaya oval ve tek kanala sahip 90 adet mandibular kesici diş dahil edildi. Kök kanalları Resiproc Blue R25 (VDW, Münih, Almanya) döner eğe ile şekillendirildikten sonra tüm kök kanallarına Ca(OH)2 yerleştirilerek 14 gün boyunca 37 ° C'de %100 nemli ortamda inkübe edildi. Ardından final irrigasyon aktivasyon yöntemine göre dişler rastgele 6 gruba ayrıldı (n=15); Sİİ, PUİ, EA, XPF, PIPS ve SWEEPS. Her deney grubunda ilgili aktivasyon yöntemi ile 20 sn irrigasyon ve 20 sn aktivasyon olacak şekilde 3 irrigasyon/aktivasyon döngüsü ile gerçekleştirildi. Ardından tüm kök kanalları floresin sodyum (Sigma AlldrichCo. St Louis, MO, ABD) ile doldurulup 30 saniye boyunca ilgili aktivasyon yöntemi ile aktive edildi. İrrigasyon prosedürünün tamamlanmasının ardından apikalden itibaren 2., 5. ve 8. mm'lerden 1mm ± 0.1 kalınlığında kesitler elde edildi. Kesitler LTKM ile görüntülendi ve elde edilen görüntüler üzerinde İmage J yazılımı kullanılarak maksimum penetrasyon derinliği, maksimum penetrasyon alanı ve penetrasyon yüzdesi hesaplamaları yapıldı. Veriler Two-way Anova ve post-hoc Tukey testleri kullanılarak analiz edildi. İstatistiksel olarak anlamlılık seviyesi %5 olarak belirlendi. Apikal kesitte irrigasyon solüsyonlarının maksimum penetrasyon derinliği ve maksimum penetrasyon alanı açısından test edilen aktivasyon sistemleri arasında fark bulunmadı (p>0.05). İrrigasyon solüsyonlarının penetrasyon yüzdesi apikal kesitte EA ve XPF'e kıyasla PUİ ve PIPS'te daha yüksek bulundu (p<0.05). İrrigasyon solüsyonlarının penetrasyon yüzdesi açısından tüm kesitlerde Sİİ, PUİ, PIPS ve SWEEPS'de arasında fark bulunmadı (p>0.05). EA ve XPF'te ise irrigasyon solüsyonlarının penetrasyon yüzdesi apikal kesite oranla orta ve koronal kesitlerde daha fazla bulundu (p<0.05). Anahtar kelimeler: irrigasyon aktivasyon yöntemleri, LTKM, oval kanal, PIPS, SWEEPS

Diş hastalıklarıFotoakustikKalsiyum hidroksit+3
Gamze Er Karaoğlu
Bolu Abant İzzet Baysal University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Geri dönüşümsüz pulpitise sahip dişlerde farklı materyaller ile gerçekleştirilen direkt pulpa kuafajı tedavisi sonrasında pulpal kan akımının ve post-operatif ağrının değerlendirilmesi

Bu çalışmanın amacı geri dönüşümsüz pulpitise sahip dişlerde kalsiyum hidroksit, MTA ve Biodentine içerikli kuafaj materyaleri kullanılarak gerçekleştirilen direkt pulpa kuafajı sonrasında laser doppler flowmetre ile pulpal kan akımının ve post-operatif ağrının değerlendirilmesidir. Mevcut çalışmaya sistemik olarak sağlıklı 39 hastaya ait (yaş ortalaması 21 ± 8.21) geri dönüşümsüz pulpitisli 47 mandibular molar diş dahil edildi. İlgili dişlerde çürük dokusunun uzaklaştırılması esnasında pulpa ekspoz olduğunda ekspoze alan %2,5'lik NaOCl (Wizard, Rehber Kimya, İstanbul, Türkiye) ile nemlendirilmiş steril pamuk pelet ile dezenfekte edildi. Hemostaz, 1-10 dakikaya kadar steril fizyolojik salin çözeltisi ile nemlendirilmiş pamuk peletlerle ekspoze pulpa üzerine hafif basınç uygulanarak sağlandı. Kuafaj materyaline göre dişler rastgele 3 gruba ayrıldı (n=15); Kalsiyum hidroksit, Mineral Trioksit Agregat ve Biodentine. Her grupta ekspoze pulpa üzeri ilgili kuafaj materyali ile örtülerek üzerine rezin modifiye cam iyonomer siman uygulandı. Tüm gruplarda daimi restorasyon kompozit rezin (Estelite Sigma Quick Posterıor; Tokuyama, Tokyo, Japonya) kullanılarak tek seansta tamamlandı. Tüm vakalarda kuafaj işlemi öncesinde ve kuafaj işlemi tamamlandıktan 1 gün, 1 hafta ve 1 ay sonra "Sayısal Ağrı Değerlendirme Ölçeği" (NRS) kullanılarak post-operatif ağrı değerlendirildi. Tüm vakalarda kuafaj işlemi öncesinde ve kuafaj işlemi tamamlandıktan 1 gün, 1 hafta ve 1 ay sonra lazer doppler flowmetre (PeriFlux 4001, Perimed Instruments, Stokholm, İsveç, 780 nm λ) cihazıyla pulpal kan akımı ölçüldü. Elde edilen veriler istatistiksel olarak (IBM, Armonk, NY, ABD) değerlendirildi. P değerinin 0,05'ten küçük olması istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. MTA, Dycal ve Biodentine ile gerçekleştirilen DPK sonrasında post-operatif ağrı açısından değerlendirilen tüm zaman aralıklarında anlamlı bir fark bulunmadı (p˃0.05). Benzer şekilde MTA, Dycal ve Biodentine arasında pulpal kan akımının zamana bağlı değişimi açısından tüm zaman aralıklarında anlamlı fark bulunmadı (p˃0.05). Mevcut çalışmanın limitasyonları dahilinde geri dönüşümsüz pulpitise sahip dişlerde gerçekleştirilen DPK'de kullanılan MTA, Dycal ve Biodentine post-operatif ağrı ve pulpal kan akımındaki değişim açısından benzerlik göstermiştir.

BiodentinDental pulpa hastalıklarıDental pulpaya başlık geçirmek+7
Rabia Hacer Altuntaş
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Fotodinamik terapide kullanılan fotosensitizerlerin neden olduğu renklenmeyi önlemede farklı dentin tübül tıkama tekniklerinin etkinliğinin spektrofotometrik analizi

Bu çalışmada fotodinamik terapide (FDT) kullanılan Metilen mavisi (MM) ve ftalosiyaninin neden olduğu istenmeyen renklenmeyi önlemek amacıyla farklı mekanizmalarla dentin tübüllerini tıkayan Copal Varnish (CV), dentin bonding ajan (DBA), Nd: YAG lazer ve Er: YAG lazerin etkinlikleri araştırıldı. Çalışmaya tek kök ve tek kanala sahip 165 adet üst keser diş dahil edildi. Bütün dişlerde standart giriş kavitesi açıldıktan sonra Protaper Next (Dentsply Maillefer, Ballaigues, İsviçre) döner eğeleri kullanılarak kök kanalları 30/0.6 boyutuna kadar prepare edildi. Ardından dişler rastgele 2 ana gruba ayrıldı (n=60); MM ve ftalosiyanin. Her ana grup dentin tübül tıkama tekniğine göre rastgele 4 alt gruba ayrıldı (n=15); Pozitif kontrol, DBA, CV, Er: YAG ve Nd: YAG. Tüm dişlere ilgili dentin tübül tıkama yöntemi uygulandıktan sonra kök kanalları fotosensitizerler (FS) ile doldurulup 5 dk preirradyasyon süresi uygulandı ve LED (CMS Dental, Danimarka, Kore) ile 1 dk boyunca aktive edildi. Daha sonra %2.5 Sodyum hipoklorit (NaOCl; Wizard, Rehber Kimya, İstanbul, Türkiye) ile irrigasyon yapılarak rezidüel FS'ler uzaklaştırıldı. Tüm prosedürel işlemlerden sonra çalışmadaki örneklerin renk ölçümleri Commission International de I‟Eclairage‟in (CIELab) standartlarına uygun bir biçimde işlem öncesi, işlemden sonra, boyalar uzaklaştırıldıktan sonra, 30. Gün ve 90. Gün olacak şekilde 5 farklı zaman diliminde Vita Easyshade Advance (VITA Zahnfabrik, Bad Sackingen, Almanya) spektrofotometre cihazı kullanılarak gerçekleştirildi. Renk ölçümleri beyaz ışık altında spektrofotometrenin ucu dişlerin labial yüzlerindeki çerçeveye yerleştirilerek aynı noktadan üç kez tekrarlandı. Her ölçümde elde edilen L*, a* ve b* değerlerinin ortalaması alınarak ΔE değerleri hesaplandı. Renk değişiminin klinik olarak algılanabilirlik eşiği 3,3 birim olarak kabul edildi. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edildi. Negatif kontrol grubu dışında tüm gruplarda klinik olarak algılanabilir renk değişimi gözlendi (ΔE>3,3). MM'nin ftalosiyanine göre pozitif kontrol grubunda 30. Gün ve 90. Günde CV grubunda ise 90. Günde daha fazla istenmeyen renklenmeye neden olduğu tespit edildi (p<0,05). Ftalosiyaninin neden olduğu istenmeyen renklenmeyi önlemede dentin tübül tıkama yöntemlerinin hiçbiri birbirine kıyasla üstünlük sağlamazken MM'nin neden olduğu istenmeyen renklenmeyi önlemede sadece 90. Günde Er: YAG CV'ye göre daha az istenmeyen renklenmeye neden oldu (p<0,05). Mevcut çalışmada kullanılan tüm dentin tübül tıkama yöntemleri belirli derecelerde istenmeyen renklenmeyi önlemede etkili oldu. Bununla birlikte hiçbir tekniğin istenmeyen renklenmeyi tamamen önleyemediği tespit edildi.

Dental bondingDiş renk değişikliğiFotodinamik tedavi+4
Anıl Berker Cengiz
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Aşırı kurvatüre sahip kök kanallarında farklı irrigasyon aktivasyon sistemlerinin apikalden ekstrüze olan irrigasyon solüsyonu miktarına etkisinin karşılaştırılması

Bu çalışmanın amacı, aşırı kurvatüre sahip kök kanallarında Sİİ, PUİ, EDDY, PIPS ve SWEEPS irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin apikalden ekstrüze olan irrigasyon solüsyonu miktarına etkisini kantitatif olarak karşılaştırmaktır. Mevcut çalışmaya 75 adet tek kök ve tek kanala sahip kurvatür derecesi 20-40⁰ arası olan dişler dahil edildi. Kök kanal kurvatürleri bukkolingual ve mesiodistal açıdan alınan radyografiler yardımıyla ImageJ (ImageJ 1.48v; National Institutes of Health, Bethesda, MD, ABD) programı kullanılarak belirlendi. Tüm örneklerin Resiproc Blue R25 eğesi (VDW, Münih, Almanya) ile kök kanalı preparasyonu tamamlandı. Örnekler irrigasyon aktivasyon yöntemlerine göre rastgele 5 gruba ayrıldı (n=15); Sİİ, PUİ, EDDY,PIPS VE SWEEPS. Tüm örneklerde toplam 6 ml % 2,5'lik NaOCl (Wizard) kullanılarak 90 sn boyunca irrigasyon aktivasyon prosedürü uygulandı. Apikalden ekstrüze olan irrigasyon solüsyonu Myers Montgomery yöntemi kullanılarak toplandı. Apikalden ekstrüze irrigasyon solüsyonu miktarına ait veriler Kruskal-Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılarak istatistiksel olarak P<0.05 anlamlılık düzeyinde analiz edildi. En yüksek ortalama irrigasyon solüsyonu ekstrüzyonu Sİİ ve PUİ grupları ile ilişkilendirilirken, PIPS grubunda diğer gruplara kıyasla daha az irrigasyon solüsyonu ekstrüzyonu gözlemlendi. Ancak test edilen tüm irrigasyon aktivasyon yöntemleri arasında apikalden ekstrüze olan ortalama solüsyon miktarı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (P>0,05). ANAHTAR KELİMELER: İrrigasyon solüsyonu ekstrüzyonu, EDDY, PIPS, SWEEPS

Kök kanal tedavisiKök kanalı irrigantları
Mümine Karadağlı
Bolu Abant İzzet Baysal University
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Apikal periodontitisli tek köklü daimi dişlerde kanal tedavisinin yenilenmesinde uygulanan farklı dolum tekniklerinin postoperatif ağrı ve radyografik iyileşme üzerine etkilerinin değerlendirilmesi

APİKAL PERİODONTİTİSLİ TEK KÖKLÜ DAİMİ DİŞLERDE KANAL TEDAVİSİNİN YENİLENMESİNDE UYGULANAN FARKLI DOLUM TEKNİKLERİNİN POSTOPERATİF AĞRI ve RADYOGRAFİK İYILEŞME ÜZERINE ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Bu çalışmanın amacı, apikal periododontitise sahip tek köklü ve tek kanallı dişlerde tek seansta kök kanal tedavisi yenilemesinde farklı dolum tekniklerinin postoperatif ağrı düzeyine ve radyografik olarak iyileşmeye etkisinin değerlendirilmesidir. Mevcut çalışmaya sistemik olarak sağlıklı 48 hastaya (ort. Yaş 34,19+9,75) ait başarısız kök kanal tedavisine sahip 63 adet (tek köklü tek kanallı ) diş dahil edildi. Rezidüel kök kanal dolgu materyalleri Protaper Universal Retreatment döner eğeleri (Dentsply, York, PA) ile uzaklaştırıldı. Tüm dişler Protaper Next döner eğeleri (Dentsply, York, PA) kullanılarak prepare edildi. Ardından uygulanan kök kanal dolgusu tekniğine göre dişler rastgele 3 gruba ayrıldı (n=21) ; Soğuk lateral kompaksiyon (SLK), Devamlı ısı ile kompasksiyon (DIK) ve Termoplastize güta-kor (TGK) teknikler kullanılarak kök kanal dolguları tek seansta tamamlandı. Daimi restorasyonlar aynı seansta direkt kompoit rezin kullanılarak gerçekleştirildi. Tüm vakalarda preoperatif, postoperatif, 3.saat, 24.saat, 48.saat ve 7.günde 'Sayısal Ağrı Değerlendirme Ölçeği (NRS)' kullanılarak ağrı düzeyleri değerlendirildi. Tüm vakalarda preoperatif ve postoperatif 6.aydaki periapikal radyografileri üzerinde PAI skorları kaydedildi. Elde edilen veriler istatistiksel(IBM, Armonk, NY, ABD) olarak analiz edildi. İstatistiksel olarak anlamlılık derecesi %5 olarak belirlendi. Mevcut çalışmanın sonucunda SLK ardından 3.saat aralığında 7.gün aralığına kıyasla anlamlı derecede daha fazla postoperatif ağrı oluştuğu bulundu (p<0.05). DIK ardından hem preoperatif hem de 3.saat zaman aralığında 7. güne kıyasla anlamlı derecede daha fazla postoperatif ağrı varlığı bulundu (p<0.05). Dolum teknikleri arasında değerlendirilen tüm zaman aralıklarında postoperatif ağrı açısından anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0.05). Mevcut çalışmada test edilen tüm zaman dilimlerinde uygulanan tüm kök kanal dolgusu tekniklerinden sonra çalışmaya dahil edilen dişlerin postoperatif 6.ayda kaydedilen PAI skorları arasında bir farklılık bulunmadı (p>0.05). Mevcut çalışmanın sonucunda 6.ayda elde edilen radyografik iyileşme ve postoperatif ağrı açısından SLK, DIK veTGK kök kanal dolgusu tekniklerinin benzer etkinliğe sahip bulundu.

AğrıAğrı-postoperatifDiş apeksi+6
Merve Işık
Bolu Abant İzzet Baysal University
2023
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı ı̇çeriğe sahip ı̇rrigasyon solüsyonları ve çeşitli enzimlerin kombine kullanımının Enterococcus faecalis biyofilmi üzerindeki antimikrobiyal etkinliğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada Enterococcus Faecalis (E. faecalis) ile kontamine edilmiş dentin bloklarında final irrigasyon solüsyonu olarak %2,5 sodyum hipoklorit (NaOCl), %2 klorheksidin (CHX), irritrol ve gümüş kitosan nanopartikülü (AgCNP)'nün hem tek başına hem de deoksirübonükleaz 1 (DNase 1) ve tripsin ön enzim uygulamaları ile kombine kullanımının antibakteriyel etkinliğininin konfokal lazer taramalı mikroskop (KLTM) ile araştırılması amaçlandı. Çalışmaya 76 adet tek kök ve tek kanala sahip mandibular dişten elde edilen 4 mm x 4 mm x 0,7 mm boyutlarında 152 adet yarım silindirik dentin bloğu dahil edildi. Tüm dentin blokları otovlavda steril edildi. Smear tabakasının uzaklaştırıldığı ve önceden var olan mikrobiyal kolonizasyonun sterilizasyon işlemi sonrasında elimine edildiği rastgele seçilen 4 örnekte tarama elektron mikroskobu (SEM) ile doğrulandı. 148 adet dentin bloğuna 21 gün boyunca E. faecalis inokülasyonu gerçekleştirildi. E. Faecalis'in dentin bloklarında inoküle olduğunu ve biyofilm formasyonu oluşturduğunu doğrulamak için 4 adet dentin bloğu pozitif kontrol grubu olarak ayrıldı ve SEM ile incelendi. İnokülasyonun doğrulanmasını takiben 144 dentin bloğu test edilecek final irrigasyon protokollerine göre 12 gruba ayrıldı (n= 12); NaOCl, CHX, İrritrol, AgCNP, Tripsin/ NaOCl, Tripsin/ CHX, Tripsin/ İrritrol, Tripsin/ AgCNP, DNase 1/ NaOCl, DNase 1/ CHX, DNase 1/ İrritrol ve DNase 1/ AgCNP. Final irrigasyon protokolleri uygulamalarının ardından dentin blokları üretici talimatları doğrultusunda Live/ Dead BacLight Bakteriyel Canlılık Kiti kullanılarak boyandı. Boyama işleminin ardından dentin blokları KLTM ile görüntülendi. KLTM görüntüleri üzerinde ImageJ yazılımı kullanılarak ölü ve canlı bakterilerin yüzdesi hesaplandı. Elde edilen veriler One-Way Anova ve Post-Hoc Tukey testleriyle, p<0,05 anlamlılık seviyesinde SPSS yazılımı ile istatistiksel olarak analiz edildi. Ön enzim uygulaması yapılmayan ve ön enzim olarak DNase 1 uygulanan gruplarda CHX'de NaOCl'ye kıyasla daha fazla ölü bakteri yüzdesi elde edildi (p<0,05) ve diğer final irrigasyon solüsyonları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu (p>0,05). Ön enzim olarak tripsin uygulanan gruplarda ise ölü bakteri yüzdesi açısından istatistiksel olarak fark bulunmadı (p>0,05). NaOCl, CHX ve irritrol'ün yer aldığı gruplarda ön enzim uygulanıp uygulanmaması istatistiksel bir fark oluşturmazken (p>0,05), AgCNP ön enzim olarak tripsin uygulaması ile diğer final irrigasyon solüsyonlarına göre daha fazla ölü bakteri yüzdesi gösterdi (p<0,05). Mevcut çalışmanın sınırlamaları dahilinde test edilen final irrigasyon protokollerinden hiçbiri E. faecalis biyofilmini %100 elimine edememiştir. Ön enzim uygulaması yapılmayan ve ön enzim olarak DNase 1 uygulanan gruplarda CHX, NaOCl'ye göre daha iyi antibakteriyel aktivite göstermiştir. Ön enzim olarak DNase 1 uygulanması hiçbir irrigasyon solüsyonunun antimikrobiyal aktivitesinde artış sağlamamıştır. Ön enzim olarak tripsinin uygulanması AgCNP'ün antimikrobiyal aktivitesini geliştirirken, diğer irrigasyon solüsyonları üzerinde herhangi bir fark oluşturmamıştır. Anahtar kelimeler: DNase 1, E. faecalis, Gümüş kitosan nanopartikülü, İrritrol, Tripsin.

Antienfektif ajanlarBiyofilmlerEnterococcus faecalis+7
Tülin Doğan
Bolu Abant İzzet Baysal University
2020
10
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Deneysel iç kök rezorpsiyonu oluşturulmuş ve enterococcus faecalis ile kontamine edilmiş dişlerde farklı irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin etkinliğinin karşılaştırılması

İç kök rezorpsiyonuna sahip dişlerde kök kanal dezenfeksiyonun etkinliğinin artırılması amacıyla farklı irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Mevcut çalışmada endodontik başarısızlığa sahip dişlerde en sık rastlanan mikroorganizma türü olan Enterococcus Faecalis (E. faecalis) ile kontamine edilen yapay iç kök rezorpsiyonuna sahip dişlerde farklı irrigasyon aktivasyon tekniklerinin antimikrobiyal etkinliği, konfokal lazer taramalı mikroskop (KLTM) analizi kullanılarak araştırıldı. Çalışmaya tek köklü 109 adet üst anterior diş dahil edildi. Kökler ikiye ayrılarak iç yüzeylerinde standart yapay iç rezorpsiyon kaviteleri oluşturuldu ve tüm örnekler sterilize edildi. Ardından E. Faecalis ile 21 gün süresince kontamine edildi. ProTaper Next döner alet sistemi kullanılarak kök kanalları 50.06 boyutuna kadar preperare edildi. Daha sonra örnekler Standart iğne irrigasyonu, EDDY, Endoactivator, PUI, XP-Endo Finisher, PIPS, SWEEPS olmak üzere 7 deney grubuna (n=15) ayrıldı. Test edilen tüm irrigasyon aktivasyon yöntemleri toplamda 6 ml % 2,5 NaOCl kullanılarak 30 saniyelik 3 döngü şeklinde uygulandı. İrrigasyon aktivasyon prosedürlerinin ardından kökler KLTM ile incelendi ve dentin tübüllerindeki ölü bakteri yüzdeleri hesaplandı. Mevcut çalışmanın sonuçlarında test edilen irrigasyon aktivasyon yöntemlerinin hiç biri % 100 bakteriyel eliminasyon sağlamadı. Test edilen irrigasyon yöntemleri arasında dentin tübüllerindeki ölü bakteri yüzdesi açısından anlamlı fark bulunmadı (p>0.05). PIPS haricindeki yöntemlerde köklerin koronal, iç kök rezorpsiyonu oluşturulan orta ve apikal bölgeleri arasında ölü bakteri yüzdesi açısından anlamlı fark yoktu (p>0.05). PIPS grubunda ise orta bölgede apikal bölgeye kıyasla daha fazla ölü bakteri yüzdesi tespit edildi (p<0,05).

DişlerEnterococcus faecalisKök kanal tedavisi+4
Sevim Koşumcu
Bolu Abant İzzet Baysal University
2020
00

Other supervisors