Theses supervised by Doç. Dr. Semiramis Özyılmaz

12 theses · Bezmialem Vakıf University

Master'sOpen AccessTR

Adheziv kapsülitli hastalarda ağrının fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesine etkisi

Adheziv kapsülit tanısı almış ve omuz ağrısı şikayeti olan hastalarda ağrının fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi arasındaki ilişkiyi araştırmak amacıyla 50 hasta çalışmaya alındı. Ağrı şiddetleri Vizüel Analog Skala (VAS), fonksiyonellikleri Kol, Omuz ve El Sorunları Anketi (DASH), kinezyofobileri Tampa Kinezyofobi Ölçeği (TKÖ), uyku kalitesi Pittsburg Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) ve yaşam kalitesi Notthingham Sağlık Profili (NSP) ölçekleri ile değerlendirildi. Ağrı şiddeti ile TKÖ, DASH toplam skor, PUKİ'nin bazı alt başlık skorları ve NSP'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü (p<0,05). DASH skoru ile PUKİ'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişk bulundu (p<0,05). Ayrıca DASH skoru ile yaşam kalitesinin NSP Uyku alt başlığı hariç tüm başlıkları ile anlamlı ilişki saptandı (p<0,05). Kinezyofobi skoru ile NSP Ağrı alt başlığı dışındaki tüm alt başlıklar ve PUKİ'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki olduğu görüldü (p<0,05). Ayrıca, PUKİ ile NSP'nin bazı alt başlık skorları arasında anlamlı ilişki bulundu (p<0,05). Sonuç olarak, bu çalışma AK'li hastalarda sık görülen ağrı semptomunun fonksiyonellik, kinezyofobi, uyku kalitesi ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu gösterdi.

AğrıBursitHareket+5
Ceren Bilge
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ağır vasıta sürücülerinde ağrı, postür, uyku kalitesi, yorgunluk, stres ve yaşam kalitesinin değerlendirilmesi

Ülkemizde yük ve yolcu taşımacılığında büyük oranda karayolu kullanılmaktadır ve bunun bir sonucu olarak kamyon ve otobüs şoförleri yoğun bir iş yüküne sahiptir. Bu yoğun iş yükünün bir sonucu olarak sürücüler kas-iskelet sistemi problemleri, stres, yorgunluk ve uyku kalitesi açısından yüksek bir riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma şehir içi ve şehirler arası ağır vasıta araç kullanan sürücülerde ağrı düzeyi, postüral değişiklikler, uyku kalitesi, yorgunluk, stres ve yaşam kalitesi arasındaki farklılıkların araştırılması amacıyla yapıldı. Çalışmaya, en az 5 yıldır günde 5-8 saat araç kullanan, cerrahi operasyon geçirmemiş ve spinal problemleri bulunmayan, 17'si (%40) tır, 25'i (%60) otobüs olmak üzere toplamda 42 şehirler arasında; 12'si (%35) kamyon, 22'si (%65) otobüs olmak üzere toplamda 34 şehir içinde ağır vasıta araç kullanan 76 sürücü katıldı. Bireylerin McGill Melzack ağrı anketi ve Görsel Analog Skala ile ağrı değerlendirmeleri, New York postür yöntemi ile postüral değişiklikleri, manuel kas testleri ve esneklik değerlendirmeleri, Baseline Smedley Digital Hand Dynamometer® cihazı ile el kavrama kuvvetleri, Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi ile uyku kaliteleri, Epworth uykululuk ölçeği ile gün içi uykululuk düzeyleri, Yorgunluk Şiddeti Ölçeği ile yorgunluk seviyeleri, Algılanan Stres Ölçeği ile stres düzeyleri ve Notthingham Sağlık Profili ile yaşam kaliteleri değerlendirildi. Veri analizi için SPSS v.20.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. Şehirler arası ve şehir içi ağır vasıta araç kullanan sürücülerin postüral değişiklikleri, ağrı şikayetleri ve ağrı şiddetleri karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (p>0,05). Sürücülerimiz benzer uyku kalitelerine sahipken şehir içi sürücülerin şehir içi araç kullanan sürücülere göre gün içi uykululuklarının daha yüksek olduğu görüldü (p=0,034). Şehirler arası sürücülerin şehir içi sürücülere göre yorgunluğu daha şiddetli hissettiği saptandı (p<0,05). Şehir içi sürücülerin algıladıkları stres düzeyinin daha yüksek olduğu (p<0,05) bu durumun ise sigara tüketimi (p=0,010) ve besin tüketimi (p=0,015) ile ilişkili olduğu görüldü. Şehir içi ve şehirler arası sürücülerde yaşam kalitesi geneline baktığımızda bir fark bulunmazken duygusal reaksiyonda şehir içi (p<0,05), enerji alt parametresinde ise şehirler arası sürücülerin (p=0,004) daha kötü olduğu saptandı. Çalışmamızın sonucunda şehir içi ve şehirler arası ağır vasıta araç kullanan sürücülerin her ikisinde de benzer şekilde kas-iskelet sistemi problemleri oluştuğu, şehir içi araç kullanan sürücülerin daha fazla strese maruz kaldığı, şehirler arası araç kullanan sürücülerin ise yorgunluğu daha fazla hissettiği görüldü. Anahtar kelimeler; kamyon, otobüs, yaşam kalitesi, ağrı, postür, uyku, yorgunluk, stres

AğrıDuruşKamyon+5
Yavuzhan Yavuz
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozlu çocuklarda core stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge , fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Vertebraların frontal düzlemde 10° ve üzerindeki lateral fleksiyonu ile birlikte, aksiyal düzlemdeki rotasyon ve sagital düzlemdeki fizyolojik eğrideki düzleşme bileşenlerini içeren üç boyutlu deformitesi skolyoz olarak tanımlanmaktadır. Yapısal skolyozun %80'ini idiyopatik skolyoz oluşturur. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS) ise, puberte başlangıcından (10 yaş üzeri) büyüme plakları kapanana kadar olan dönemde ortaya çıkan idiyopatik skolyozun bir çeşitidir. AIS tedavisinde konservatif ve cerrahi tedavi seçenekleri bildirilmiştir. Konservatif tedavi gözlem, egzersiz ve ortez seçeneklerini içermektedir. AIS'de konservatif tedavinin primer amacı, eğrinin ilerlemesini önleyerek, sırt ağrısı, solunum problemleri, denge problemleri ve kozmetik deformasyonlar da dahil olmak üzere sekonder hasarları düzeltmek ve yaşam kalitesini iyileştirmektir. Konservatif tedavide özel egzersiz yöntemleri kullanılmaktadır. Core Stabilizasyon egzersizleri de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma ile AIS'li hastalarda Core Stabilizasyon eğitiminin solunum parametreleri, periferik kas gücü, denge, fonksiyonel kapasite ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında yaşları 10-20 yıl aralığında olan AIS tanısı almış 30 çocuk hasta randomize şekilde deney ve kontrol gruplarına ayrıldı. Tüm hastalara solunum fonksiyon testi (SFT), respiratuar ve periferik kas gücü ölçümü, 6 dk yürüme testi (6 DYT) ve Biodex Balance System® cihazı ile postural stabilite ve stabilite limitleri testleri uygulandı. Deney ve kontrol gruplarına verilen egzersizler 8 hafta boyunca haftanın 6 günü evde, 1 günü fizyoterapist gözetiminde uygulandı. Kontrol grubuna geleneksel skolyoz egzersizleri, eğitim grubuna ise geleneksel skolyoz egzersizlerine ek olarak Core Stabilizasyon egzersizlerini içeren egzersiz programı verildi. Sekiz haftanın sonunda değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS Statistics 21.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi. Sekiz haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda gövde rotasyon açısında,öne ve yana eğilme açılarında, solunum fonksiyon testi parametrelerinden %FVC ve %FEV1 değerlerinde, solunum kas kuvveti değerlerinde (MIP,MEP), denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, el kavrama ve quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede, kozmetik deformite algı skorunda, yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme görüldü. Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre öne ve yana eğilme açılarında, MIP değerinde, denge testindeki stabilite limitlerindeki bazı parametrelerde, quadriceps kas kuvvetinde, fonksiyonel kapasitede ve yaşam kalitesinin bazı alt parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı gelişme bulundu. Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında bazı solunum parametrelerinde ve kozmetik deformite algısında eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı. Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, Core Stabilizasyon egzersizlerinin AIS'li hatalara uygulanabileceği ve rutin fizyoterapi programınına eklenebileceği sonucuna varıldı. anahtar kelimeler:adölesan idiyopatik skolyoz, core stabilizasyon egzersizleri, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

ErgenlerKas kuvvetiSkolyoz+5
Sefa Yıldırım
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diabetes mellitus' lu olgularda vücut ağırlığının fiziksel aktivite düzeyi, fonksiyonel kapasite, denge ve yaşam kalitesine etkisi

Çalışmamız tip 2 diyabetli hastalarda vücut ağırlığının fiziksel aktivite düzeyi, fonksiyonel kapasite, denge ve yaşam kalitesine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Eyüp Sultan Ek Hizmet Binası iç hastalıkları ve diyet polikliniğine başvuran ve dahil edilme kriterlerimize uyan 50 gönüllü hasta (52,90±9,27 yıl) yer aldı. Bireyler prospektif ve yüzyüze görüşme yöntemi ile değerlendirildi. Hastaların vücut kompozisyonu analizi (Omron Body Composition Monitör), bel-kalça çevresi, alt ekstremite kas kuvvetleri (Muscle Hand Held dinamometre), kavrama kuvvetleri (Hand Grip), fiziksel aktivite düzeyleri (Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form), fonksiyonel kapasiteleri (6 Dakika Yürüme Testi), dengeleri (Biodex Balance System), klinik dengeleri (Berg Denge Ölçeği), yaşam kaliteleri (Nottingham Sağlık Profili) ve hastalığa özgü yaşam kaliteleri (Diyabet Yaşam Kalitesi Ölçeği) değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS Statistic 20 kullanıldı. Hastaların VKİ ile vücut yağ oranı (p 0,000), iskelet kas kitlesi oranı (p 0,000), viseral yağ oranı (p 0,000), bel çevresi (p 0,000), kalça çevresi (p 0,000), bel/kalça oranı (p 0,035), kavrama kuvveti (p 0,045), 6 dakika yürüme mesafesi (p 0,000), Berg denge skoru (p 0,012) ve Nottingham Sağlık profili genel skorunda (p 0,006), ağrı (p 0,000), uyku (p 0,041), fiziksel aktivite (p 0,000) alt grupları arasında anlamlı ilişki bulundu. Hastaların VKİ ile alt ekstremite kas kuvveti, Uluslararası Fiziksel Aktivite Ölçeği, Biodex denge skorları ve Diyabet Yaşam Kalitesi Ölçeği arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmadı. Hastalar VKİ'lerine göre gruplandırıldığında obez grubun ağrı algısının normal kilolulardan fazla olduğu belirlendi (p 0,037). Sonuç olarak bu çalışma tip 2 diyabetli hastalarda vücut ağırlığının fazla olmasının fonksiyonel kapasite, klinik denge ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini gösterdi. Anahtar kelimeler: tip 2 diabetes mellitus, vücut kitle indeksi, fiziksel aktivite düzeyi, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi

DengeDiabetes mellitusDiabetes mellitus-tip 2+6
Şule Topçu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Hemiplejik olgularda üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon üzerine etkisinin karşılaştırılması

İnme; serebral damarların tıkanması, yırtılması ya da kopması sonucu motor kayıp duygu ve denge bozukluğu, konuşma ve bilişsel fonksiyonlarda kayıpların görüldüğü bir klinik tablodur. Sağ kalımda kalıcı özürlülüğe neden olan, gün geçtikçe sosyo-ekonomik önemi artan bir hastalık olan inmenin prevelansı ve mortalitesi yüksektir. Çalışmamız akut inmeli olgularda üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon üzerine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmaya yaş ortalaması 62,33±8,92 yıl olan, akut inme tanısı almış, dahil edilme kriterlerimize uyan 40 gönüllü hasta alındı. Bireyler prospektif olarak değerlendirildi. Hastaların üst ekstremite fonksiyonları (Fugl-Meyer Değerlendirme Ölçeği), denge (Tinetti Ölçeği), fonksiyonel kapasiteleri (Time Up Go) ve depresyon durumu (Beck Depresyon Ölçeği) değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS Statistic 20 kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0.05 kabul edildi. Çalışmanın sonucunda hastaların üst ekstremite fonksiyonları ile tinetti denge (p<0.000), tinetti yürüme (p<0.000), tinetti toplam skor (p<0.000), fonksiyonel kapasite (p<0.000) ve depresyon düzeyleri (p<0.000) arasında anlamlı ilişki bulundu. Hastalar üst ekstremite fonksiyonel düzeylerine göre gruplandırıldığında denge ve fonksiyonel kapasitede gruplar arasında anlamlı farklılık vardı (p<0.05). Şiddet arttıkça denge ve fonksiyonel kapasitedeki bozulmanın da daha fazla olduğu görüldü. Sonuç olarak bu çalışma akut inmeli bireylerin üst ekstremite fonksiyonlarının denge, fonksiyonel kapasite ve depresyon düzeylerini olumsuz etkilediğini gösterdi. Anahtar Kelimeler: Hemipleji, Üst ekstremite, Denge, Depresyon, Fonksiyonel kapasite.

DengeDepresyonHemipleji+3
Sabriye Buse Sortoğlu
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların fiziksel aktivite düzeyleri

Bu araştırma, DEHB tanısı almış ilkokul ve ortaokul çocuklarının, fiziksel aktivite düzeyini incelemek amacıyla 05.02.2018-20.04.2018 tarihleri arasında Bursa/Nilüfer ilçesinde yer alan okullarda yapıldı. Araştırmaya yaşları 8-14 arasında değişen toplam 80 gönüllü öğrenci katıldı. Çalışma grubunda Cavit Çağlar Ortaokulu'ndan 3, Emir Koop İlkokulu'ndan 3, Hüsnü Züber İlkokulu'ndan 3, Koç Ortaokulu'ndan 7, Vahide Aktuğ Ortaokulu'ndan 3, Üçevler Şehit Faik Gökçen İlkokulu'ndan 3, Fethiye Ortaokulu'ndan 5, Özlüce Özel Sınav Ortaokulu'ndan 12 olmak üzere "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı almış" toplam 39 öğrenci; kontrol grubunda ise Balat Özel Sınav İlkokulu'ndan 14, Balat Özel Sınav Ortaokulu'ndan 27 olmak üzere toplam 41 sağlıklı öğrenci yer aldı. Öğrencilerin 28'i kız, 52'si erkekti. Bu çocuklara "Çocuklar için Fiziksel Aktivite Ölçeği" (PAQ-C) uygulandı, demografik bilgi olarak beslenme şekilleri, sağlık durumları ve aile gelir düzeyleri sorgulandı ve kaydedildi. Araştırmaya katılan çalışma grubu öğrencilerinde kız/erkek oranı yaklaşık 1/4 iken, kontrol grubunda 1/1'e yakın bulundu. DEHB tanılı öğrenciler kontrol grubundakilerden daha fazla sağlıklı besin tüketti (p<0,05). PAQ-C'ye göre çalışma grubu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyleri, teneffüs vakitlerinde (Soru 3), okuldan sonraki boş zamanlarında (Soru 5), hafta sonlarında (Soru 7), haftanın genelinde (Soru 8, Soru 9) kontrol grubu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyinden istatistiksel açıdan daha yüksek bulundu (p<0,05). Ayrıca çalışma grubu öğrencilerinin PAQ-C özet ortalama skoru da kontrol grubununkinden yüksekti (p<0,05). DEHB tanılı öğrenciler tiplerine göre değerlendirildiğinde, Tip-II'de fiziksel aktivite düzeyi istatiksel olarak en yüksek, Tip-I'de ise en düşük olarak tespit edildi (p<0,05). Sonuç olarak, DEHB tanısı almış çalışma grubu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyi kontrol grubu öğrencilerinin fiziksel aktivite düzeyinden istatistiksel olarak yüksek bulundu (p<0,05). Böylece DEHB tanısı alan çocuklardaki aktivite artışının fiziksel aktivite artışı olarak kabul edilebileceği, "DEHB" ile "Fiziksel Aktivite Düzeyi" arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, çocuk, fiziksel aktivite düzeyi

Fiziksel aktiviteFiziksel aktiviteHiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğu+3
Melike Karadağ
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rotator manşet sendromlu hastalarda skapular stabilizasyon egzersizlerinin omuz fonksiyonları , kinezyofobi, yaşam kalitesi, omuz ile ilgili yeti yitimi ve günlük yaşam aktivitelerine etkisi

Bu çalışma, rotator manşet sendromlu hastalarda skapular stabilizasyon egzersizlerinin omuz fonksiyonları , kinezyofobi, yaşam kalitesi , omuz ile ilgili yeti yitimi ve günlük yaşam aktivitelerine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya, Rotator Manşet Sendromu tanısı almış, 18-65 yaş arasında, en az 4 haftadır devam eden unilateral omuz ağrısı olan 30 gönüllü katılımcı; kapalı zarf yöntemiyle randomize edilerek 15'er kişiden oluşan eğitim ve kontrol grubu olarak ikiye ayrıldı. Kontrol grubuna ağrıyı azaltmaya yönelik elektoterapi uygulamaları ve glenohumeral ekleme yönelik germe ve güçlendirme egzersizleri, eğitim grubuna ise bu programa ek olarak skapular stabilizasyon egzersizleri verildi. Katılımcıların çalışma öncesinde ve 15 seans sonunda; Visual Analog Skala ile ağrı şiddetleri, manuel kas testi ile omuz kas kuvveti, gonyometre ile omuz normal eklem hareket açıklığı, el dinamometresi ile el kavrama kuvveti değerlendirildi. Ayrıca katılımcıların fonksiyonel düzeyleri Kol, Omuz El Sorunları Anketi'yle, hareket korkusu Tampa Kinezyofobi Ölçeği'yle, yaşam kalitesi Western Ontario Rotator Manşet İndeksi'yle ve günlük yaşam aktiviteleri Omuz Ağrı ve Disabilite Anketi'yle değerlendirildi.Verilerin istatistiksel analizi için SPSS V.20 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 kabul edildi. Çalışmamızın sonucunda her iki grupda da grup içi değerlendirmede ağrı, normal eklem hareket açıklığı, el kavrama kuvveti, omuz kas kuvveti, hareket etme korkusu, omuz fonksiyonları, yaşam kalitesi ve günlük yaşam aktivitelerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşme saptandı (p<0.05). Gruplar arası değerlendirmeye bakıldığında germe ve güçlendirme egzersizleriyle birlikte verilen skapular stabilizasyon egzersizlerinin (eğitim grubu) omuz fonksiyonlarının iyileştirilmesinde, omuz abduktör, ekstansör kas kuvvetini ve el kavrama kuvvetinin arttırılmasında daha etkili bir yöntem olduğu görülmüştür(p<0.05). Çalışmanın sonucunda rotator manşet sendromlu hastalarda klasik egzersiz programının ağrının azaltılmasında, normal eklem hareket açıklığının kazandırılmasında, yaşam kalitesinin arttırılmasında, hareket etme korkusunun azaltılmasında ve günlük yaşam aktivitelerinin kolaylaştırılmasında yeterli olduğu klasik egzersizlere ilave edilen skapular stabilizasyon egzersizlerinin ise omuz kas kuvvetini, el kavrama kuvvetini ve omuz fonksiyonlarını iyileştirmede daha etkili bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar sözcükler: Rotator manşet sendromu, skapular stabilizasyon egzersizleri, ağrı, omuz fonksiyonları, kinezyofobi, yaşam kalitesi

AğrıEgzersiz tedavisiFizik tedavi+6
İrem Can
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lomber bölge disk herniasyonlarında alet yardımlı yumuşak doku mobilizasyonunun etkiniği

Bu çalışma lomber bölge disk herniasyonu olan hastalarda alet yardımlı yumuşak doku mobilizasyonunun etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Çalışmaya 30-65 yaş aralığında 60 lomber disk herniasyon tanılı hasta dahil edildi. Hastalar değerlendirme sonrasında kapalı zarf yöntemiyle randömize edilerek deney (n=30) ve kontrol (n=30) grubuna ayrıldı. Her iki grubuda 4 hafta (20 seans) sıcak paket (hotpack), konvansiyonel transkutanöz elektriksel sinir stimülasyonu (TENS), terapotik ultrason uygulamalarıyla birlikte bel egzersizlerinden oluşan geleneksel fizik tedavi programı uygulandı. Deney grubuna bu programa ek olarak Alet Yardımlı Yumuşak Doku Mobilizasyonu (IASTM) haftada 3 kere 1 gün arayla toplamda 12 seans uygulandı. Bu teknik, farklı ebatlarda ve şekillerde paslanmaz çelik alet kullanılarak gerçekleştirilirdi. IASTM tedavisi aletle 45 ° açıyla her teknik (SWEEP-FAN- BRUSH-SWEEP ) 8-10 tekrarlı olmak üzere ilicostalis lumborum, priformis, gluteus medius, erektör spinalar, quadratus lumborum kaslarına, yüzeyel ve derin fasyaya uygulandı. Tedavi başlangıcında ve 4. haftanın sonunda hastaların depresyon düzeyleri Beck Depresyon Ölçeği ile ağrı şiddetleri VAS ağrı skalası ile fonksiyonel durumları Oswestry Skalası ile yaşam kalitesi Kısa Form-36 (SF-36) ile ve normal eklem hareket açıklığı gonyometre ile değerlendirildi. Elde edilen sonuçlar SPSS v.20 programı kullanılarak analiz edildi. Tüm yapılan analizlerde anlamlılık oranı p<0.05 kabul edildi. Dört haftalık tedavi programı sonunda her iki gruptada VAS ağrı şiddetinde, normal eklem hareketlerinde (fleksiyon, ekstansiyon, sağ-sol lateral fleksiyon, rotasyon) anlamlı oranda gelişmeler bulundu (p<0,05). Oswestry ve Beck Depresyon ölçeği skorlarında kontrol grubuna kıyasla sadece deney grubunda anlamlı gelişmeler görüldü (p<0,05). Gruplar arası karşılaştırmada VAS ağrı, normal eklem hareketi ve Oswestry ölçeğinde anlamlı fark görülürken SF-36 ve Beck Depresyon ölçeği anketinde anlamlı fark bulunmadı. Çalışmanın sonucunda lomber disk herniasyonlu hastalarda geleneksel fizyoterapi programına göre IASTM' in normal eklem hareket açıklığı ve fonksiyonellik üzerinde daha etkili bir yöntem olduğu, fizyoterapi ve rehabilitasyon uygulamalarında uygun hastalarda alternatif bir yöntem olarak uygulanabileceği sonucuna varılmıştır.

AğrıDepresyonFizik tedavi+5
Ali Yıldırım
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Subakromiyal sıkışma sendromunda iki farklı yöntemle yapılan skapular retraksiyon egzersizlerinin skapular diskinezi, ağrı, fonksiyon ve normal eklem hareketi üzerine etkisi

Subakromiyal sıkışma sendromu (SSS) en sık karışımıza çıkan omuz patolojilerindendir. Bu patoloji baş üstü pozisyonlarda kolun yukarı kaldırılması ile humerus ve korakoakromiyal ark arasında supraspinatus, infraspinatus, subakromiyal bursa ve biseps tendonunun sıkışması ile oluşan ağrılı bir durumdur. SSS'nda konservatif ve cerrahi tedavi yöntemleri bildirilmiştir. Konservatif tedavi; medikal tedavi (antiinflamatuar ilaçlar), fizik tedavi modaliteleri (şok dalga, ultrason, buz, TENS vs) ve egzersiz tedavisini içerirken, cerrahi tedavi; subakromiyal dekompresyon tedavisini içermektedir. SSS'nda çoğunlukla kullanılan konservatif tedavinin amacı subakromiyal enflamasyonu azaltmak, rotator kılıfın iyileşmesini sağlamak ve ağrılı durumda olan omuz eklemine yeniden fonksiyon kazandırmaktır. Bu hastaların egzersiz programında kuvvet ve fleksibilite egzersizleri temel egzersizler olarak kullanılmaktadır. Temel egzersizler ile ağrısız eklem hareket açıklığı, kuvvet ve enduransı artırmak ve günlük yaşam aktivitelerinde bağımsızlığı sağlamak hedeflenmektedir. Skapular retraksiyon egzersizleri de bu egzersizlerden biridir. Bu çalışma ile SSS'lu hastalarda iki farklı yöntemle yapılan skapular retraksiyon egzersizlerinin skapular diskinezi, ağrı, fonksiyon ve normal eklem hareketleri üzerine etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Çalışmaya yaşları 33-60 yıl aralığında olan, 29'u kadın, 16'sı erkek SSS tanılı 45 hasta dahil edilmiştir. Hastalar randomize şekilde Kontrol Grubu (Rutin Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Programı), Skapular Retraksiyon Egzersizleri Grubu (SRE) ve Elastik Bantla Dirençli Skapular Retraksiyon Egzersizleri Grubu (EDSRE) olmak üzere üç gruba ayrıldı. Kontrol grubuna; sıcak uygulama, terapatik ultrason, TENS ve mobilizasyon (anterior-posterior-inferior glenohumeral mobilizasyon) uygulandı ve anterior-posterior-inferior kapsüler germe, kodman egzersizi ve duvarda propriosepsiyonu içeren temel egzersizler verildi. SRE grubuna Kontrol grubundaki tedavi programına ek olarak üç tane dirençsiz skapular retraksiyon egzersizi, EDSRE grubuna ise Kontrol grubundaki tedavi programına ek olarak elastik bantla yapılan üç tane dirençli skapular retraksiyon egzersizi verildi. Gruplara haftada 5 gün toplamda 15 seans fizyoterapi ve rehabilitasyon programı uygulandı. Tedavi öncesinde ve sonrasında hastaların skapular diskinezi, ağrı, fonksiyon ve normal eklem hareketleri değerlendirildi. Skapular diskinezi değerlendirmesinde Lateral Skapular Kayma Testi, ağrı şiddeti değerlendirmesinde Vizüel Analog Skala, fonksiyon değerlendirmesinde DASH anketi ve eklem hareket açıklığı değerlendirmesinde universal gonyometre kullanıldı. Verilerin analizinde SPSS 21.0 programı kullanıldı. Tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak

AğrıEgzersiz tedavisiOmuz+4
Nimet Tüncel
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Adölesan idiyopatik skolyozda hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersizlerin solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisi

Skolyoz, omurga, toraks ve gövdenin pozisyon ve şeklindeki değişimleri içeren heterojen durumların tamamı için kullanılan genel bir terimdir. Adölesan İdiyopatik Skolyoz (AIS), bilinen her hangi bir neden olmaksızın, 10 yaş ve üstü sağlıklı bir bireyde koronal planda anormal spinal eğri oluşumu ve vertebraların rotasyonuyla karakterize bir deformite olarak tanımlanır. Cobb metoduyla ölçüldüğünde 10°'nin üzerinde spinal bir eğri görülmektedir. AIS'li hastalarda meydana gelen deformite; solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, yaşam kalitesi, periferik kas kuvveti ve kozmetik algı gibi birçok primer ve sekonder parametrede probleme neden olabilmektedir. AIS'de konservatif tedavi; gözlem, egzersiz eğitimi ve ortez yaklaşımlarını kapsamaktadır. Bu tedavide temel amaçlar; eğrinin progresyonunu durdurmak, mümkünse azaltmak ve AIS'in neden olduğu problemlerin önüne geçmek, var olan problemleri ise iyileştirmektir. AIS'li hastaların tedavisinde kullanılan bir çok farklı egzersiz eğitim yöntemi bulunmaktadır. Pilatestemelli egzersiz eğitimi de bu yöntemlerden biridir. Bu çalışma AIS'li hastalarda postüral düzeltmeleri ve eğri tipine-lokalizasyonuna göre belirlenen solunum paternini içeren ve hibrit telerehabilitisyon yöntemiyle uygulanan pilates-temelli egzersiz eğitiminin solunum fonksiyonu, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite ve denge üzerine etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Çalışma kapsamında 10-18 yaş aralığında olan 32 AIS tanılı hasta randomize edilerek eğitim ve kontrol grubuna ayrıldı. Tüm hastalara Cobb açısı ölçümü, gövde rotasyon açısı ölçümü, fleksibilite değerlendirmesi, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti ölçümü, fonksiyonel kapasite değerlendirmesi, postüral stabilite-denge değerlendirmesi, core kas enduransı ölçümü, periferik kas kuvveti ölçümü, yaşam kalitesi ve kozmetik deformite algısı değerlendirmeleri yapıldı. Eğitim ve kontrol grupları egzersiz eğitimi süreçlerinin ilk 2 haftasında, haftada bir gün süpervize seanslara katıldı. Hastalar bu seanslar esnasında pilatesin temelleri, eğri tip ve lokalizasyonlarına göre belirlenen postüral düzeltmeler ve solunum prensipleri hakkında bilgilendirildi. Eğitim grubu sonraki 10 hafta boyunca haftada 3 gün fizyoterapist eşliğinde senkron online seanslara alındı, 4 gün egzersizleri evde sürdürüldü. Kontrol grubu ise aynı egzersizleri haftada 7 gün, 10 hafta boyunca evtemelli olarak sürdürdü. 12 Haftanın sonunda tüm değerlendirmeler tekrarlandı. Veri analizi için SPSS v.26 programı kullanıldı ve tüm analizler için anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edildi. 12 Haftanın sonunda tedavi öncesine göre eğitim grubunda Cobb açısında, gövde rotasyon açısında, fleksibilite testlerinde, FEV1 ve PEF değerlerinde, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, EMYT yürüme seviyesinde, stabilite limitleri testinin tamamlanma süresi dışındaki tüm xiii parametrelerinde, core kas enduransında, periferik kas kuvvetinde, yaşam kalitesinin ruh sağlığı parametresi dışındaki tüm parametrelerinde ve kozmetik deformite algı skorunda istatistiksel olarak anlamlı gelişmeler görüldü (p<0,05). Kontrol grubunda ise tedavi sonrasında tedavi öncesine göre; gövde rotasyon açısında, MIP ve MEP değerlerinde, AHMYT mesafesinde, stabilite limitleri testinin bazı parametrelerinde, sağ M. Biceps kuvveti parametresi dışındaki periferik kas kuvveti değerlerinde ve yaşam kalitesinin bazı parametrelerinde istatistiksel olarak anlamlı iyileşmeler saptandı (p<0,05). Eğitim ve kontrol grubu karşılaştırıldığında Cobb açısında, yana eğilme testlerinde, PEF değerinde, MIP ve MEP değerlerinde, EMYT yürüme seviyesi değerinde, stabilite limitleri testine ait genel skor, sola ve öne/sağa parametrelerinde, core kas enduransında, sol M. Quadriceps kuvvetinde ve kozmetik deformite algı skorunda eğitim grubunda daha fazla gelişme saptandı (p<0,05). Literatür ve çalışmamızın sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, pilates-temelli egzersizlerin hibrit telerehabilitasyon yöntemiyle uygulanmasının ek gelişmeler sağlayabileceği, bu egzesizlerin ev-temelli veya telerehabilitasyon yöntemleriyle AIS'li hastalarda uygulanılabileceği ve rutin fizyoterapi programına eklenebileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: adölesan idiyopatik skolyoz, pilates egzersizleri, telerehabilitasyon, solunum fonksiyon testi, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, denge, postural stabilite, core kas enduransı, periferik kas kuvveti, kozmetik deformite algısı, yaşam kalitesi

DengeEgzersizErgenler+7
Ayşe Sena Manzak
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Pediatrik kanser hastalarında inspiratuar kas eğitiminin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı pediatrik kanser hastalarında inspiratuar kas eğitiminin solunum fonksiyonları, fonksiyonel kapasite, yorgunluk ve yaşam kalitesi üzerine etkisini araştırmaktır. Memorial Şişli Hastanesi Pediatrik Onkoloji ve Hematoloji bölümünde kanser tedavisi almış ve tedavisini tamamlamış dâhil edilme kriterlerine uyan eğitim grubuna 13 ve kontrol grubuna 14 olmak üzere toplam 27 hasta çalışmaya alınmıştır. Araştırmaya dâhil olan hastaların çalışmaya katılan hastaların yaşı, cinsiyeti, tanısı, boy ve kilo durumları kayıt edilmiştir. Hastalarda inspiratuar kas eğitimi öncesi ve sonrası solunum fonksiyonları, solunum kas kuvveti, fonksiyonel kapasite, yorgunluk ve yaşam kalitesine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada eğitim ve kontrol grubundaki hastaların solunum fonksiyon testinde yer alan FVC, % FVC, FEV1, % FEV1, FEV1/FVC, PEF ve % PEF başlangıç ve eğitim sonrası değerleri karşılaştırıldığında anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0,05). Ayrıca araştırmada eğitim grubunda FVC (lt), % FVC, FEV1 (lt) ile % FEV1 değerlerinde eğitim sonrası ölçümünde artış gösterdiği ve ilk ölçümlere göre farklılık oluşturduğu sonucuna ulaşıldı. Kontrol grubunda FVC (lt), % FVC, FEV1 (lt), % FEV1 ile % PEF değerlerinin tedavi öncesi ve sonrası ölçümler arasında artış gösterdiği bulunmuştur (p<0,05). Eğitim ve kontrol grubundaki hastaların solunum kas kuvveti testi sonrası elde edilen MİP ve MEP değerleri ile 6DYT sonrası hesaplanan SpO2, kalp hızı ve yürüme mesafesi başlangıç ve son test değerlerinin karşılaştırılmasında gruplar arasında farklılık bulunmamıştır (p>0,05). MİP, MEP ile yürüme mesafesinde eğitim grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir artış saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubunda MİP, MEP ile yürüme mesafesinde eğitim sonrası lehine istatistiksel olarak anlamı artış saptanmıştır (p<0,05). Eğitim grubundaki hastaların, inspiratuar kas eğitimi öncesi ve sonrası yorgunluk değerlerinin anlamlı olarak düşüş gösterdiği bulunmuştur. Gruplar arasında yapılan değerlendirmede pediatrik yaşam kalitesi testi sonrası elde edilen fiziksel, duygusal, sosyal ve okula ait başlangıç değerlerinin farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır (p>0,05). Eğitim grubundaki hastaların fiziksel, duygusal, sosyal ve okula yaşam kalitesi düzeylerinin eğitim sonrası sonuçlarının eğitim öncesi sonuçlarına göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşıldı. Benzer şekilde kontrol grubundaki hastaların fiziksel, duygusal ile okula ilişkin yaşam kalitesi düzeylerinde eğitim sonrası lehine istatistiksel olarak artış gösterdiği bulunmuştur(p<0.05).

Kas kuvvetiNefes egzersizleriNeoplazmlar+5
Onur Köksal
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diabetes mellitus'lu hastalarda ayak taban duyusunun periferik kas kuvveti, denge, fonksiyonel kapasite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisi

Çalışmamız, Tip 2 Diabetes Mellitus'lu bireylerde ayak taban duyusunun periferik kas kuvveti, denge, fonksiyonel kapasite ve fiziksel aktivite düzeyine etkisini incelemek amacıyla yapıldı. Çalışmada Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eyüp Ek Hizmet Binası, İç Hastalıkları Polikliniği'nde takip edilen ve dahil edilme kriterlerini karşılayan 42 gönüllü hasta (56,71±7,59 yıl) yer aldı. Bireyler prospektif ve yüzyüze görüşme yöntemi ile değerlendirildi. Hastaların ayak taban duyularını değerlendirebilmek için plantar bölgede belirlenmiş 4 farklı noktadan hafif-dokunma basınç duyusu (Semmes Weinstein Monofilaman) ve iki nokta ayrım duyusu (Baseline Two Point Aesthesiometer) değerlendirildi. Vibrasyon duyusunu değerlendirmek için 2 farklı bölgeden, 128 Hz diapozan kullanılarak ölçüm yapıldı. Hastaların vücut kompozisyonu analizi (Omron Body Composition Monitör), bel-kalça çevresi, alt ve üst ekstremite kas kuvvetleri (Muscle Hand Held dinamometre), kavrama kuvvetleri (Hand Grip), fiziksel aktivite düzeyleri (Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form), fonksiyonel kapasiteleri (6 Dakika Yürüme Testi), dengeleri (Biodex Balance System) değerlendirildi. İstatistiksel analizler için IBM SPSS Statistic 20 kullanıldı, p0,05 olan veriler anlamlı olarak kabul edildi. Hafif-dokunma basınç duyusu ile VKİ (r=-0,318; p=0,040), vücut yağ oranı (r=-0,318; p=0,040), iskelet kas kitlesi oranı (r=0,424; p=0,005), istirahat metabolizması (r=0,308; p=0,047), bel çevresi (r=-0,348; p=0,024); bel-kalça oranı (r=0,306; p=0,049), kuadriceps femoris kas kuvveti (r=0,323; p=0,037), biceps brachii kas kuvveti (r=-0,325; p=0,035), kavrama kuvveti (r=0,399; p=0,009), fonksiyonel kapasite (r=0,308; p=0,047) ve denge (r=-0,351; p=0,023) arasında anlamlı yönde ilişki saptadık. Hafif-dokunma basınç duyusu ile fiziksel aktivite düzeyi arasında anlamlı bir ilişki bulunmadı. Diskriminasyon duyusu ile istirahat metabolizması (r=-0,320; p=0,039), iskelet kas kitlesi oranı (r=-0,326; p=0,035), bel-kalça oranı (r=0,526; p=0,000), biceps brachii (r=-0,435; p=0,004), kavrama kuvveti (r=-0,394; p=0,010), fiziksel aktivite düzeyi (r=0,431; p=0,004), fonksiyonel kapasite (r=-0,348; p= 0,024) ve denge (r=0,363; p=0,018) arasında anlamlı yönde ilişki saptadık. Vibrasyon duyusu ile kuadriceps femoris kas kuvveti (r=0,337; p=0,029), biceps brachii kas kuvveti (r=0,310; p=0,046) ve denge (r=-0,324; p=0,036) anlamlı ilişki saptadık. Vibrasyon duyusu ile vücut kompozisyonu, bel-kalça oranı, kavrama kuvveti, fiziksel aktivite düzeyi ve fonksiyonel kapasite arasında anlamlı bir ilişki saptamadık. Anahtar Kelimeler: Ayak taban duyusu, denge, diyabetik ayak, fiziksel aktivite, fonksiyonel kapasite, periferik kas kuvveti, Tip 2 diabetes mellitus

AyakDengeDiabetes mellitus+6
Melis Usul
Bezmialem Vakıf University · Institute of Health Sciences
2023
00

Other supervisors