Theses supervised by Doç. Dr. Süleyman Göksoy

11 theses · Düzce University

Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel bir çalışma olan araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni, Düzce ili merkez ve ilçelerinde bulunan resmi ortaokullarda görev yapan Türkçe, matematik, fen bilgisi öğretmenleri oluşturmaktadır. Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre Düzce merkez ve ilçelerde 140 Türkçe, 125 matematik, 118 fen bilgisi öğretmeni görev yapmaktadır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçekler Google Form üzerinden online ortama aktarılarak araştırma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 127 Türkçe, 111 matematik, 83 fen bilgisi öğretmeninin araştırma kapsamında görüşleri alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kovaç (2011) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetiminde Öğretim Liderliği Ölçeği", Petrides ve Furnham (2001) tarafından geliştirilen ve Deniz, Özer, Işık (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği Kısa-Formu" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmış olup, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi bulmak için Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve bu ilişkinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeylerinin demografik değişkenlere göre istatiksel olarak farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Levene's Testi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri yaş, mesleki kıdem ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Bununla birlikte katılımcıların sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeyleri yaş ve mesleki kıdem değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir.

Duygusal zekaOrtaokul öğretmenleriSınıf yönetimi+3
Muammer Gökhan Torun
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yönetici ve öğretmenlerin öğrenen örgüt algısı ve karşılaştıkları engeller (Bursa İnegöl örneği)

Bu araştırmanın amacını, Bursa İli İnegöl İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet liselerinde görev yapmakta olan öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerine göre, liselerin öğrenen örgüt olma özelliği gösterip göstermediğini ve bu durumu engelleyen örgütsel engellerin İnegöl ilçesi açısından karşılaştırmalı bir durum çalışması ile belirlenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Bursa ili İnegöl ilçesindeki 16 devlet lisesinde görev yapan 70 yönetici ve 578 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma evreni Bursa ili İnegöl ilçe Millî Eğitim Müdürlüğüne bağlı (16) devlet lisesinde görev yapan (70) yönetici ile (578) öğretmendir. Bu araştırmada tarama modeli kullanılmıştır.

Lise öğretmenleriOkul yönetici algısıOkul yöneticileri+6
İsmail Şentürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin kullandıkları güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerine yönelik görüşleri arasındaki ilişki

Bu araştırma okul müdürlerinin tercih ettikleri güç kaynaklarının öğretmenlerin okula ve yöneticilere yönelik örgütsel güven düzeylerine yönelik görüşleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmaktadır. Literatürde gücün kaynaklarının sınıflandırılmasına ilişkin birçok görüş ve sınıflandırma bulunmaktadır. Bu konudaki öncül çalışmalardan olan French ve Raven'in (1959) çalışmalarına göre güç kaynakları; yasal güç, ödül gücü, zorlayıcı güç, karizma (referans) gücü ve uzmanlık gücü olmak üzere beş boyutta incelenmektedir. Bu çalışmada da öğretmen algılarına göre okul müdürlerinin kullanmayı tercih ettiği bu beş örgütsel güç kaynağı ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerine yönelik görüşleri arasındaki ilişki belirlenerek öğretmenler üzerindeki etkililiğinin arttırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın evrenini Düzce İli Merkez İlçesinde bulunan devlet ilkokulu, ortaokulu ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan 2707 öğretmen oluşturmaktadır. Evreni temsilen araştırmanın örneklemini, tabakalama örnekleme yöntemi ile belirlenen Düzce İli Merkez İlçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim kurumlarında görev yapan 337 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek üzere bir "Kişisel Bilgiler Formu" ve iki bölümden oluşan bir ölçek kullanılmaktadır. Öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerini araştırmak üzere 37 maddelik "Örgüte ve Yöneticiye Güven Ölçeği" ve öğretmenlerin yöneticilerinin yönetsel güç türlerini kullanım düzeylerine ilişkin algılarını araştırmak üzere 59 maddelik "Güç Kaynakları Ölçeği" kullanılmaktadır. Uygulanan ölçek sonucunda öğretmen algılarına göre okul müdürleri en yüksek düzeyde yasal gücü, sonrasında sırasıyla uzmanlık gücü, ödül gücü, karizmatik güç ve en az düzeyde ise zorlayıcı gücü kullanmaktadır. Zorlayıcı güç, uzmanlık gücü ve yasal güce ilişkin öğretmen algıları arasında cinsiyet, yaş, öğrenim düzeyi, kıdem yılı ve okul türü değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Öğretmen algıları arasında ödül gücüne ilişkin okul türü değişkeni açısından, karizmatik güce ilişkin ise kıdem yılı değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri ve alt boyutları olan yöneticiye ve okula güven düzeylerinin "yüksek" düzeyde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerine yönelik görüşleri arasında sadece yaş değişkeni açısından; okula güven düzeylerine yönelik görüşleri arasında ise sadece öğrenim düzeyi değişkeni açısından anlamlı bir farklılık bulunmaktadır. Okul müdürlerinin kullandığı örgütsel güç kaynağı türleri ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasında pozitif, yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Karizmatik güç, öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri ile en yüksek düzeyde ilişkili olan güç kaynağı türü iken , zorlayıcı güç en düşük düzeyde ilişkili olan güç kaynağı türü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bu çalışmayla, okul müdürlerinin kullandığı örgütsel güç kaynakları ile öğretmenlerin örgütsel güven düzeyleri arasındaki ilişki belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda oluşan farkındalık ve bilincin, eğitim yönetimini olumlu yönde şekillendirmesi beklenmektedir.

Güç kaynaklarıOkul yöneticileriOrtaokul öğretmenleri+5
Tuğçe Özhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dil ile öğretmenlerin rol fazlası davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dil ile öğretmenlerin rol fazlası davranışları arasındaki ilişki ele alınmıştır. Bu çalışmada araştırmanın evrenini oluşturan Düzce ili ve ilçelerindeki devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre, okul yöneticilerinin kullandıkları motivasyonel dilin öğretmenlerin rol fazlası davranış göstermeleri ile olan ilişkisi çeşitli demografik değişkenler yönünden incelenmiştir. Araştırma örneklemini Düzce il merkezi ve ilçelerindeki devlet okullarında çalışan öğretmenlerden ilçelerin il genelindeki temsil oranına göre seçilen 416 öğretmen oluşturmaktadır. Örnekleme yapılırken kolay ulaşılabilir olmasından dolayı basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre okul yöneticilerinin en çok yönlendirici motivasyonel dil kullanmayı tercih ettikleri göze çarpmaktadır. Daha sonra ise sırası ile aitlik yaratıcı motivasyonel dil ve cesaret verici motivasyonel dili kullandıkları görülmektedir. Araştırmanın bulgularına göre öğretmenler en fazla destekleyici rol fazlası davranış sergilemektedir. Elde edilen bulgulara göre cinsiyet değişkeni açısından müdahaleci rol fazlası davranışta erkek öğretmenlerin kadın öğretmenlere göre görüşlerinde erkek öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmiştir. Erkek öğretmenlerin müdahaleci rol fazlası davranışlarının kadın öğretmenlerden daha yüksek olduğu göze çarpmaktadır. Okul yöneticilerinin kullandığı yönlendirici motivasyonel dil ve aitlik yaratıcı motivasyonel dil alt boyutları ile toplam motivasyonel dilde branş değişkeni açısından anlamlı fark ise branş öğretmenleri lehine çıkmıştır. Öğrenim durumu değişkeni açısından yöneticilerin kullandığı cesaret verici motivasyonel dilin öğretmenlerdeki algısına bakıldığında ise lisans mezunları lehine çıkmıştır. Mesleki kıdem değişkeni açısından değerlendirildiğinde yöneticilerin kullandığı yönlendirici motivasyonel dil ve cesaret verici motivasyonel dil alt boyutları ile toplam motivasyonel dil algıları 1-5 yıl kıdeme sahip öğretmenler ile 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenler arasında mesleğe yeni başlayanlar lehine istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Yaş değişkeni açısından yöneticilerin kullandığı motivasyonel dil ile öğretmenlerin sergilediği rol fazlası davranış arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Öğretmenlerin çalıştıkları okul türü açısından yöneticilerin kullandığı motivasyonel dil algısı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardır. Bu fark tüm alt boyutlarda liseler lehine çıkmıştır. Öğretmenlerin rol fazlası davranış sergilemeleri ile çalıştıkları okul türü arasında ise istatistiksel olarak anlamlı fark yoktur. Destekleyici rol fazlası davranış ile müdahaleci rol fazlası davranış arasında pozitif yönde düşük düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okul yöneticilerinin kullandığı motivasyonel dil, öğretmenlerin rol fazlası davranış sergilemelerini çok düşük düzeyde yordamaktadır.

Demografik değişkenlerEkstra rol davranışıMotivasyon dili+2
Şehabettin Yavuz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında akran zorbalığı ve yönetici davranışları

Bu çalışmanın temel amacı, pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrencilerin akran zorbalığı kapsamında kurban ve zorba olma düzeylerini belirlemek ve bu hususta yönetici davranışlarını ortaya çıkarıp bu sonuçlara dayanarak öneriler sunmaktır. Karma yöntem araştırma modellerinden açıklayıcı karma desene dayalı olarak yürütülen bu çalışmanın evrenini Kocaeli ilindeki pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında hem öğrenim gören hem de pansiyonda kalan 1608 öğrenci ve bu pansiyonlu 22 ortaöğretim kurumunun yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel boyutunun örneklemini, bu çalışma evreninden seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi kullanılarak amaçlı ölçüt örnekleme çeşidiyle seçilen ve pansiyonlu ortaöğretim kurumlarında eğitim gören toplam 556 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın nitel boyutunun örneklemini ise bu çalışma evreninden seçkisiz olmayan amaçlı örnekleme yöntemi ve maksimum çeşitlilik örneklemesi metoduyla seçilmiş on dört okul yöneticisidir. Bu yöneticiler Kocaeli İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı beş farklı okul türünden yedi okulda görev yapmaktadır. Verilerin toplanmasında "Akran Zorbalığı Belirleme Ölçeği Ergen Formu" ve "Akran Zorbalığına Yönelik Okul Yöneticileri Görüşme Formu" isimli ölçekler kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 23 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Öncelikle verilerin analizinde Kolmogrov-Smirnov ve Shapiro Wilk normallik testi yapılmıştır. Ayrıca tanımlayıcı istatistiksel metotlar (frekeans, yüzde, ortalama, standart sapma) ve veriler normal dağılım göstermediği için parametrik olmayan testlerden Mann Whitney U ve Kruskal Wallis kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin en fazla sözel zorbalığa ve en az cinsel zorbalığa uğradıkları tespit edilmiştir. Öğrencilerin zorba ölçeğinin alt boyutundan alınan puanların ortalamasına bakıldığında en fazla fiziksel zorbalığı ve en az söylenti çıkarma ve yayma zorbalığını gerçekleştirdikleri bulunmuştur. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin dışlama, söylenti çıkarma ve yayma ve cinsel zorbalık türlerinde kurban davranışlar sergilemelerinde sınıf düzeyine ilişkin puanlarda anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin eşyalarına zarar verme ve cinsel zorbalık türlerinde zorba davranış sergilemelerinde sınıf düzeyine ilişkin puanlarda anlamlı farklılaşma olduğu ortaya çıkmıştır. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin cinsiyete göre fiziksel, sözel, söylenti çıkarma ve yayma, eşyalara zarar verme ve cinsellik türlerinde kurban davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Öğrencilerin kurban ölçeğinin alt boyutundan aldıkları puanların ortalamasına bakıldığında erkek öğrenciler kız öğrencilere göre daha çok zorbalığa maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin cinsiyete göre fiziksel, sözel, dışlama, söylenti çıkarma ve yayma, eşyalara zarar verme ve cinsellik türlerinde zorba davranışlar sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Buna göre bütün zorbalık türlerindeki davranışlarda erkekler kızlara göre daha fazla zorba davranışlar sergilemişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul türüne göre fiziksel, sözel, dışlama, söylenti yayma ve eşyalara zarar verme türlerinde kurban davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu bulunmuştur. Fiziksel zorbalık, dışlama zorbalığı ve eşyalara zarar verme zorbalığına en çok mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencileri kurban olmuştur. Sözel zorbalık ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığına en çok anadolu lisesi öğrencileri kurban olmuştur. Pansiyonlu ortaöğretim kurumlarındaki öğrencilerin okul türüne göre fiziksel zorbalık, sözel zorbalık, dışlama zorbalığı ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığı türlerinde zorba davranışları sergilemelerinde anlamlı farklılaşma olduğu sonucuna varılmıştır. Fiziksel zorbalığı en çok anadolu lisesi öğrencileri göstermiştir. Sözel zorbalık, dışlama zorbalığı ve söylenti çıkarma ve yayma zorbalığını en çok mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencileri yapmıştır. Pansiyonlu okul yöneticileri akran zorbalığını en fazla "her türlü normal olmayan rahatsız edici davranış" olarak tanımlamışlardır. Yöneticiler çoğunluğu "el-kol şakası ve rahatsız edici davranışları" fiziksel zorbalık olarak, "hakaret, küfür, lakap takma, dalga geçme ve aşağılama" davranışlarını sözel zorbalık olarak gördüklerini ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerin yarıdan fazlası akran zorbalığını okullarında yaşanan bir sorun olarak görmektedir. Çoğu oranda okul yöneticisi akran zorbalığının "dönem başlarında çok" yaşandığını düşünmektedir. Yöneticiler akran zorbalığının en fazla bahçede ve pansiyonda gerçekleştiğini ifade etmişlerdir. Okul yöneticilerinin çoğunluğu akran zorbalığına tanık olduklarını ifade belirtmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığının sebeplerini zorbaların ve kurbanların sebepleri olarak ikiye ayırmışlardır. Yöneticilerin akran zorbalığına karşı çok çeşitli önlemler aldıkları saptanmıştır. Yöneticilerin yarısı akran zorbalığıyla ilgili disiplin olaylarının "kendilerine çok az yansıdığı veya hiç yansımadığını" ayrıca diğer yarısı ise "yılda bir veya iki kez ve yılda üç veya dört kez yansıdığını" ifade etmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığına karşı okul içi ve okul dışı çeşitli yöntem ve teknikler kullanmaktadırlar. Okul yöneticileri akran zorbalığı yaşayan öğrencilere ilişkin "dönem başında seminer vermek ve öğrencilerin kendilerine güvenmelerini sağlamak" gibi çok çeşitli düşünceleri ve bu öğrencilere yönelik yaptıkları çeşitli çalışmaların olduğunu ifade etmektedir. Yöneticiler ayrıca akran zorbalığı yaşayan öğrencilerin velilerine yönelik "velilerle görüşme" ve "ailelere dönem başında seminer verme" etkinliklerinde bulunduklarını belirtmişlerdir. Okul yöneticileri akran zorbalığı yapan öğrencilere ilişkin çeşitli düşünceleri ve bu öğrencilere yönelik yaptıkları farklı çalışmaların olduğu ifade etmişlerdir. Pansiyonlu ortaöğretim kurum yöneticileri akran zorbalığını yapan öğrencilerin ailelerine ilişkin "veli ile görüşme" yapmakta olduklarını ifade etmişlerdir. Yöneticiler akran zorbalığının önlenmesi için okul içine yönelik en fazla "Öğrencilere seminer/eğitim vermek" önerisinde bulunmuşlardır. Yöneticiler ayrıca okul dışına yönelik en fazla "ailelere eğitim vermek" önerisinde bulunmuşlardır. Elde edilen veriler ışığında akran zorbalığı kapsamında eğitim yönetimi araştırmacılarına, okul yöneticilerine ve ilgili kurum ve kuruluşlara konuyla ilgili uygulamaya yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Akran zorbalığı, Zorba, Kurban, Pansiyonlu Ortaöğretim Kurumu, Pansiyonlu Ortaöğretim Kurumu Yöneticisi

Akran zorbalığıLise öğrencileriOkul yöneticileri+3
Melih Kalafat
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin okula bağlılığı ile sınıf içi çatışma yaşama nedenleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerinin okula bağlılığı ile sınıf içi çatışma yaşama nedenleri arasındaki ilişkiyi öğrenci görüşleri doğrultusunda araştırmaktır. Bu araştırmanın çalışma evrenini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Düzce il merkezindeki sekiz resmi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin dokuz, on ve on birinci sınıflarında öğrenim gören 4070 öğrenci, örneklemini ise araştırma evreninden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş dokuz, on ve on birinci sınıfta öğrenim gören 1039 öğrenci oluşturmaktadır. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (MTAL) öğrencilerinin okula bağlılığı ile sınıf içi çatışma yaşama nedenleri arasındaki ilişkinin cinsiyet, sınıf ve alan değişkenlerinin incelenmesi amacıyla Önen (2014) tarafından uyarlaması yapılan Öğrencinin Okula Bağlılığı Ölçeği ile Argon (2009) tarafından geliştirilen Sınıf İçi Çatışma Yaşama Nedenleri Ölçeği kullanılmıştır. Betimsel istatistiklerde yüzde ve frekans analizi, cinsiyet değişkenine göre yapılan karşılaştırmalarda bağımsız gruplar için t-testi, sınıf ve alan değişkenlerine göre yapılan karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA), iki ölçek arasındaki ilişkiler incelenirken Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı ve sınıf içi çatışma nedenlerinin yordanmasında çoklu doğrusal regresyon analizi teknikleri kullanılmıştır. MTAL öğrencilerinin okula bağlılıklarının ortalamanın üstü (katılıyorum) bir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okula bağlılığın alt boyutlarda en yüksek değeri sırasıyla bilişsel bağlılık-geleceğe yönelik istekler, duygusal bağlılık-aile desteği almıştır. MTAL öğrencilerinin sınıf içi çatışma yaşama nedenlerine ilişkin algılarının çok yüksek olmadığı, orta düzeyde olduğu görülmektedir. MTAL öğrencilerinin okula bağlılığında cinsiyetin etkisi incelendiğinde bilişsel bağlılık-okul çalışmalarının kontrolü, bilişsel bağlılık-geleceğe yönelik istekler ve dışsal güdülenme alt boyutlarından elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılaştığı görülmektedir. Buna göre, kız öğrencilerin bilişsel bağlılık-okul çalışmalarının kontrolü ve bilişsel bağlılık-geleceğe yönelik istekler alt boyutlarından elde ettikleri puan ortalamaları erkek öğrencilere göre istatistiksel olarak daha yüksek iken, dışsal güdülenme alt boyutunda erkek öğrencilerin elde ettikleri puan ortalamaları kız öğrencilere göre istatistiksel olarak daha yüksektir. MTAL öğrencilerinin okula bağlılığında sınıf düzeyinin etkisi incelendiğinde toplam puan ile bilişsel bağlılık-okul çalışmalarının kontrolü, bilişsel bağlılık-öğretmen öğrenci ilişkileri, duyuşsal bağlılık-akran desteği ve dışsal güdülenme alt boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma görülmüştür. MTAL öğrencilerinin sınıf içi çatışma yaşama nedenlerine ilişkin görüşlerde cinsiyetin etkisi incelendiğinde öğrenci kişilik özellikleri alt boyutu dışında öğretmenin öğrenciye değer vermemesi, öğretmenin öğrenme öğretme ortamı becerileri, öğretmenin iletişim becerileri, öğretmenin adaletli davranmaması, öğretmenin yanlı davranması, öğretmenin sınıf kurallarına uyma davranışı, öğrenci davranışları alt boyutlarından ve ölçeğin toplamından elde ettikleri puanların cinsiyete göre istatistiksel olarak farklılaştığı görülmektedir. MTAL öğrencilerinin sınıf içi çatışma yaşama nedenleri hakkındaki düşüncelerinin sınıf düzeylerine göre anlamlı olarak istatistiksel olarak farklılaşmadığı görülmektedir. MTAL öğrencilerinin sınıf içi çatışma yaşama nedenlerine ilişkin görüşlerde alanların etkisi incelendiğinde; öğretmenin yanlı davranması, öğrenci davranışları, öğretmenin öğrenciye değer vermemesi, öğretmenin sınıf kurallarına uyma davranışı, öğretmenin öğrenme öğretme ortamı becerileri, öğrenci kişilik özellikleri, öğretmenin iletişim becerileri, öğretmenin adaletli davranmaması boyutlarında istatistiksel olarak farklılaştığı görülmektedir. MTAL öğrencilerinin okula bağlılıkları ile sınıf içi çatışma yaşama nedenleri arasında anlamlı bir ilişki söz konusudur. MTAL öğrencilerinin okula bağlılıkları ile sınıf içi çatışma yaşama nedenleri arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki vardır. Bilişsel bağlılık alanında okul çalışmalarının kontrolü, öğretmen-öğrenci ilişkisi, geleceğe yönelik istekler ve dışsal güdülenme alt boyutları sınıf içi çatışma yaşama nedenlerinde anlamlı birer yordayıcıdır. MTAL öğrencilerinin sınıf içi çatışma yaşama nedenlerini en yüksek düzeyde öğretmen öğrenci ilişkisi yordarken, en düşük düzeyde ise geleceğe yönelik istekler yordamaktadır.

Anadolu teknik liseleriBağlılıkLise öğrencileri+4
Suzan Çakır
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencilerinin okula yabancılaşmaya yönelik görüşleri ve mesleki eğitime yönelik tutumları

Bu araştırmada mesleki ve teknik anadolu lisesindeki öğrencilerin okula yabancılaşmaya yönelik görüşleri ve mesleki eğitime yönelik tutumları ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini Düzce'nin Merkez ilçesindeki mesleki ve teknik anadolu lisesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise bu okullardan ulaşılan 339 öğrenciden oluşmuş ve araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Sonuç olarak, mesleki ve teknik anadolu lisesindeki öğrencilerin okula yabancılaşma düzeyleri genel anlamda düşük çıkmıştır. Bunun yanında mesleki eğitime yönelik tutum düzeyleri ise yüksek olmasının yanında, sınıf düzeyleri arasındaki fark 12. sınıf öğrenciler lehine anlamlı bulunmuştur. Okutulan programlar açısından elde edilen bulgulara bakıldığında ise okula yabancılaşma ve anlamsızlık ile sosyal uzaklık alt boyutları açısından anlamlı bir fark bulunmamasına karşın, sağlık meslek lisesi öğrencilerinin güçsüzlük boyutunda, ticaret lisesi öğrencilerinin de kuralsızlık boyutunda daha yüksek ortalamaya sahip oldukları görülmüştür. Mesleki eğitime yönelik tutumların da okul türleri açısından farklılaştığı görülmektedir. Bu fark sağlık meslek lisesi öğrencilerinin lehinedir. Cinsiyetler açısından ise hem genel olarak okula yabancılaşma hem de mesleki eğitime yönelik tutum düzeyleri arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Bunun yanında okula yabancılaşmanın alt boyutlarından olan güçsüzlük boyutunda kız öğrenciler, kuralsızlık boyutunda ise erkek öğrenciler daha fazla yabancılaşmaktadırlar. Öğrencilerin okula yabancılaşmaya yönelik görüşleri ve mesleki eğitime yönelik tutumları arasında ise negatif yönlü ilişki mevcuttur. Öğrencilerin okula yabancılaşma ve alt boyutlarının düzeyleri arttıkça mesleki eğitime yönelik tutum düzeyleri düşmektedir.

Meslek ve teknik lise öğrencileriMesleki eğitimMesleki tutum+2
Zeynep Öztürk
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticilerinin değişime direnci yönetme yeterlilikleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm davranışları

AraĢtırmanın amacı, öğretmenlerin görüĢlerine göre, okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri ile öğretmenlerin örgütsel sinizm davranıĢlarını belirlemektir. Bu kapsamda okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri ve öğretmenlerin sinizm davranıĢları öğretmenlerin demografik değiĢkenleri açısından ele alınmıĢtır. AraĢtırma 2016- 2017 eğitim öğretim yılında Bolu ili merkez ilçedeki ilkokul ve ortaokul eğitim kademelerinde görev yapan öğretmenler üzerinden yürütülmüĢ ve tarama modeli kullanılmıĢtır. AraĢtırma örneklemini merkez ilçedeki temsil oranına göre seçilen 404 öğretmen oluĢturmaktadır. Örneklem belirlenirken kolay ulaĢılabilirlik açısından basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılmıĢtır. AraĢtırmada ki veriler, Göksoy (2010) tarafından geliĢtirilen "Okul Yöneticilerinin DeğiĢime KarĢı Direnci Azaltma Yöntemlerini Uygulayabilme Düzeyleri Ölçeği" ile Sağır ve Oğuz (2012) tarafından geliĢtirilen "Örgütsel Sinizm Ölçeği" ile toplanmıĢtır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiĢ ve hangi analizlerin yapılacağını belirlemek amacıyla Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testi uygulanmıĢtır. Normallik analizi sonucunda verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiĢtir. Bu nedenle araĢtırmada parametrik olmayan analizlerden Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis testi yapılmıĢtır. AraĢtırmada elde edilen sonuçlara göre, okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri, öğretmen algılarına göre "sıklıkla" düzeyinde, öğretmenlerin sinizm davranıĢları ise," performası düĢüren etkenler" ve "çalıĢtığı kurumdan uzaklaĢma" alt boyutlarında "katılmıyorum" düzeyinde, "okula karĢı olumsuz tutum" ve "çalıĢanların kararları uygulamalara katlımı" alt boyutlarında "kesinlikle katılmıyorum" düzeyinde bulunmuĢtur. Okul yöneticilerinin değiĢime direnci yönetme yeterlilikleri öğretmenlerin demografik değiĢkenlerine göre incelenmiĢ, cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, branĢ ve okul türü değiĢkenlerine göre anlamlı farklılık olmadığı sonucuna ulaĢılmıĢtır. Ancak örgütsel sinizm davranıĢlarının mesleki kıdem değiĢkeni ile arasında "çalıĢtığı kurumdan uzaklaĢma" alt boyutunda 6-10 yıl arası kıdeme sahip öğretmenler lehine anlamlı bir fark ortaya çıkardığı tespit edilmiĢtir. Anahtar Kavramlar: DeğiĢme, değiĢime direnci yönetme, örgütsel sinizm

Değişim yönetimiDeğişime açıklıkDeğişime direnç+7
Songül Bal Kusnacı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erasmus+ değişim programından yararlanan öğrencilerin görüşlerinin yönetimsel açıdan değerlendirilmesi

Bu çalışmada erasmus+ değişim programının programdan yararlanan öğrenciler üzerinde kişisel gelişim, mesleki gelişim ve dil becerileri açısından katkısı olup olmadığını tespit etmek ve yönetimsel açıdan eksiklikleri ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmaya 2015-2018 yılları arasında Düzce Üniversitesi'nde kayıtlı (mezun olmamış) ve erasmus+ değişim programından lisans veya yüksek lisans düzeyinde faydalanmış 30 öğrenci katılım sağlamıştır. Araştırmada derinlemesine bilgi edinmek adına nitel araştırma yöntemi kullanılmış ve veriler görüşme tekniği kullanılarak yüz yüze veya mail ortamı üzerinden elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre programa katılım sağlayan öğrenciler programa daha çok "dil geliştirmek", "yeni insan ve kültürler tanımak", "eğitim ve kariyer", "yeni yerler görmek", "farklı bir ülkenin deneyimini yaşamak", "ufku genişletmek" amacıyla katılım sağlamışlardır. Programın bu katkılarından dil gelişiminin özellikle "okuma gelişimi" "dinleme gelişimi" "konuşma gelişimi" "yazma gelişimi" yönünde olduğu ve edinilen bu dil gelişiminin öğrencilerin sosyal ilişkilerinde de fayda sağladığı belirlenmiştir. Öğrenciler edindikleri dil becerileri sayesinde "uluslararası arkadaş edinme sosyal ilişkilere katkı" "iş ağı bağlantıları kurmada katkı" "akademik alana katkı" gibi başlıklarda da ön plana çıkabildiklerini belirtmişlerdir. Erasmus+ programı ile kazanılan "dil yeterliliği", "iş bulma ", "mesleki yeterlilik ve tecrübe", "sosyal vi ilişkiler" gibi tecrübelerinin gelecek planlarında kendisini "mesleki düşünce", "yurt dışında çalışma ve yerleşme" ve "akademik alana katkı" gibi alanlarda göstermiştir. Erasmus+ Değişim Programına yönelik öğrencilerin yaşadığı zorlukların başında "yabancı bir dili etkili konuşamama", "yaşam şartları", "kültürel, sosyal ve kişisel farklılık" ve "eğitim" gelmektedir. Yaşanılan bu zorluklar öğrencilerin "öz güvende artış", "sağduyulu ve sabırlı olma", "farklı bir kültüre ve topluma bakışını değiştirme", "kendi potansiyelini keşfetme", "zorluklarla başa çıkma" ve "sorumluluk alabilme" gibi kişisel ve mesleki gelişimlerine de ayrıca katkı sağlamıştır. Erasmus+ programının özellikle "işleyişinin iyileştirilmesi", "hibe desteğinin iyileştirilmesi", "iletişimin iyileştirilmesi", "adaptasyon için eğitim desteğinin verilmesi", "ders eşleştirebilirliği" ve "olanakların yeterlilikleri" gibi alanlarında iyileştirmeye gerek olduğu belirlenmiştir.

Dil eğitimiDil gelişimiErasmus+4
Beyza Şahin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mülteci öğrencilerin uyum sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve çözüm önerileri

Araştırmanın amacı, ilkokul kademesinde mecburi sebeplerle Türkiye'ye gelen ve mülteci olarak kabul edilen öğrencilerin, eğitim ortamlarına ve sosyal ortamlara uyum sürecinde yaşadıkları tecrübeler ve yaşadıkları sorunların araştırılmasını içermektedir. Mülteci öğrencilerin yaşadıkları sorunlara okul müdürleri, öğretmenler ve veliler açısından da bakılarak çalışma grubu zenginleştirilmiş, ayrıca kapsayıcı eğitimin etkisi bu geniş yelpazeden incelenmiştir. Araştırma, Düzce Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre, il merkezinde yer alan en yüksek sayıda mülteci öğrenci barındıran üç okulda yürütülmüştür. Bir buçuk yıl süren ve tekrarlayan bir şekilde toplamda 44 kişi ile görüşme yapılmıştır. Görüşmelere 12 mülteci öğrenci, 12 mülteci veli, 12 sınıf öğretmeni, üç okul müdürü, üç rehber öğretmen, bir kapsayıcı eğitim eğitmeni ve bir milli eğitim şube müdürü katılmıştır. Nitel yaklaşım ile tasarlanan, fenomenolojik olgu ile desenlenen bu araştırma, göç olgusunun çocuklar üzerindeki etkisini farklı değişkenler açısından inceleyip, en zor aşama olan uyum süreci içerisinde neler yaşadıklarının daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. Çalışmada, ülkenin geleceği açısından mülteci çocukların eğitiminin ve uyum sorunları nedeniyle başlayıp büyümesi muhtemel sorunların yolun başındayken tespit edilmesinin önemine dikkat çekilmiştir. Sağlıklı bir uyum süreci, sağlıklı bir gelişim sürecine zemin hazırlayacağından, bu araştırmanın sadece literatüre değil, kendisini ifade etme fırsatı bulacak yeni bir nesle de katkı sağlayacağı ümit edilmektedir.

EğitimEğitim sorunlarıGöçmenler+5
Derya Aktürk Çopur
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterlilikleri

Bu araştırmada okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Düzce ili merkez ve ilçelerindeki devlet anaokulu, ilkokulu, ortaokulu, liselerde görev yapan okul müdürleri ve öğretmenlerin görüşlerine göre, okul müdürlerinin kullandıkları teknoloji liderlik yeterlilikleri çeşitli demografik değişkenler yönünden incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı, okullarda görev yapan okul müdürlerinin gelişen teknolojiyi okul yönetiminde kullanabilmeleri ve eğitim-öğretim faaliyetlerinde teknolojik bütünleşmeyi sağlamaları için sahip olmaları gereken teknoloji liderliği yeterliliklerine yönelik bir inceleme yapmak, inceleme sonucunda elde edilen bulguları yorumlamak ve elde edilen sonuçlara göre okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliliklerinin düşük olduğu boyutları tespit etmek ve gelişme sağlayacak önerilerde bulunmaktır. Araştırmada tabakalı örnekleme yöntemi kullanılarak, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Düzce ilinde görev yapan devlet anaokulu, ilkokulu, ortaokulu, lise müdürleri (149) ve öğretmenleri (373) örneklem olarak ele alınmıştır. Okul müdürlerinin ve okul müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliliklerine ilişkin algıları NETS-A standartlarını kapsayan "Eğitim Yöneticilerinin Teknoloji Liderliği Yeterlilikleri Ölçeği" ile ölçülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre okul müdürleri kendilerine olan algılarında toplam ölçekte teknoloji liderlik yeterliliklerinin büyük oranda sağladıkları görülmektedir. Müdürlerin algılarının, dijital vatandaşlık alanında en yüksek; sistematik gelişim alanında ise en düşük ortalamaya sahip oldukları tespit edilmiştir. Okul müdürlerinin cinsiyetine göre teknoloji liderliği yeterliliğine ilişkin tutumlarında anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır. Vizyoner liderlik, dijital çağ öğrenme kültürü, dijital vatandaşlık ve toplam ölçekte teknoloji liderliği yeterliliği algılarında erkek okul müdürlerinin yeterlilik algısının kadın okul müdürlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Yaş, mesleki kıdem, öğrenim durumu, yöneticilik süresi gibi demografik değişkenlerde anlamlı fark olmayıp, müdürlerin çalıştıkları kurum değişkenine göre anaokulu müdürlerinin teknoloji liderliği yeterliliği düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlere göre, müdürlerin teknoloji liderliği yeterlilikleri orta düzeyde sağlanmakta, cinsiyet değişkenine anlamlı fark bulunmamakta, 31-40 yaş grubu müdürlerin ise teknoloji liderliği yeterliliklerinin daha üst sevide olduğu söylenebilir. Mesleki kıdem, öğrenim durumu ve çalıştıkları kurum değişkenleri gibi demografik değişkenlere ilişkin anlamlı fark bulunmamaktadır.

Eğitim yönetimiLiderlikLiderlik modelleri+5
Hüseyin Dinç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors