Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Duygu Yalman Polatlar
14 theses · Fatih Sultan Mehmet Foundation University
Ebeveynler ve medya: Çocuk yetiştirmeye ilişkin bilgi kaynaklarının dönüşümü
Medyanın ebeveynlik uygulamalarını şekillendirmedeki rolü çağdaş toplumda giderek daha önemli hale gelmiştir. Ebeveynlerin çocuk yetiştirme kararları çeşitli medya kaynaklarından gelen bir bilgi seliyle şekillenmektedir. Özellikle sosyal medyanın yükselişi, etkileşimli özelliklere sahip alternatif bir kamusal alan yaratarak ebeveynler için yeni fırsatlar ve zorluklar ortaya çıkarmıştır. Sosyal platformlar arasında İnstagram, dijital ebeveynlik için tercih edilen bir bilgi kaynağı olarak öne çıkmaktadır. Bu tez, ebeveynlerin çocuk yetiştirme konusundaki bilgi kaynaklarının zaman içinde nasıl değiştiğini, özellikle X, Y (Milenyum) ve Z kuşağına özel bir dikkat göstererek incelemektedir. Fenomenolojik bir çalışma olan araştırma, dijital/sosyal medya gözlemi, senaryo ve video ile odak grup ve yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler yoluyla toplanan verilerden yararlanmaktadır. Bulgular, kitapların geleneksel medyada bilimsel ve güvenilir bir kaynak olarak görülmeye devam etmesine rağmen, günümüzde ebeveynlerin bilgiye kolay erişim, gerçek zamanlı etkileşim, görsel içerik, ebeveyn topluluklarına katılım ve aidiyet ve güven duygusu nedeniyle sosyal medyayı tercih edebileceğini göstermektedir. Aynı zamanda, sosyal medya içeriğinin, aşırı bilgi yükü, potansiyel gizlilik ihlalleri ve fenomen/akran baskısı tarafından yönlendirilen yetersizlik duyguları nedeniyle ebeveynlerde güvensizlik yarattığı bulunmuştur. Bu tez, çocuk yetiştirme bağlamında ebeveynler ve medya arasındaki dinamikleri daha iyi anlayarak literatüre katkıda bulunmayı amaçlamaktadır.
Erken çocukluk döneminde çocuk zihin yönelimliliğinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacın zihin yönelimliliği kavramının çocuklarda hangi düzeylerde olduğunu incelemektir. Ayrıca çocuklarda zihin yönelimli olma düzeyinin değerlendirilebileceği bağlamlar da araştırmanın alt amaçlarından birisi olmuştur. Çalışma nitel araştırma yöntemlerinden olan gömülü teori deseni kullanılarak yapılmıştır. Çalışmanın katılımcı grubu İstanbul'da ikamet eden 2023-2024 ve 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde okul öncesi ve ilkokulu birinci sınıfta eğitimlerine devam eden 60-84 aylık 25 çocuk ve 26 anne olmak üzere 51 kişiden oluşmaktadır. Araştırma grubundaki 12 çocuk okul öncesi eğitime devam ederken 13 çocuk ise ilk okul birinci sınıfa gitmektedir. Araştırmanın verileri görüşme, gözlem, gelişim testleri vb. araçlarla toplanmıştır. Katılımcı çocuklardan elde edilen veriler doğrultusunda 13'ünde annelerine yaptıkları zihinsel atıfların toplam atıfa oranı %50 ve üzerinde olduğu için zihin yönelimliliği vardır. Diğer 12 çocukta ise zihinsel atıfların toplam atıfa oranı %50'nin altında kaldığı için zihin yönelimliliği yoktur. Araştırma grubunda yer alan çocukların %52'inde zihin yönelimliliğinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca zihin yönelimli olarak değerlendirilen 13 çocuktan 5'inin annesi de zihin yönelimli oldukları tespit edilmiştir. Bu bulgular, erken çocukluk döneminde çocuklarda zihin yönelimliliğinin sınırlı düzeyde olduğunu ve ebeveynlerin zihinsel yönelimli yaklaşımının her zaman çocukta aynı oranda ortaya çıkmadığını ortaya koymuştur. Zihin yönelimli çocukların ebeveynleriyle olumsuz ilişki puanları 9 ile 14 arasında değişmektedir. Bu durum, anneleri tarafından anne-çocuk ilişkisinin olumsuz olarak değerlendirilmediği çocuklarda zihin yönelimliliği gelişimini destekleyebileceğinin düşünülmesini sağlamaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre ebeveyn-çocuk etkileşimini zenginleştirmek çalışmalar yapmak, çocukların zihin yönelimliliğini daha doğru değerlendirmek için onların dil ve sosyal becerileri desteklemek ve öğretmen ve bakım verenleri zihin yönelimliliği konusunda bilgilendirmek önerili getirilmiştir.
Dijital öyküleme ile sunulan bibliyoterapinin okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerine etkisinin incelenmesi
Araştırma, gelişimsel bibliyoterapi kapsamında okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerini desteklemeyi ve farklı hikâye anlatım yöntemlerinin etkisini karşılaştırmalı olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada deneysel bir çerçevede dijital öyküleme ve geleneksel okuma yöntemleriyle okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerini desteklemeyi amaçlayan bibliyoterapi kullanılmıştır. Araştırmada, bibliyoterapi uygulamalarının geleneksel okuma ve dijital öyküleme yöntemiyle sunulması arasındaki etkililik farkları değerlendirilmiştir. Ayrıca, herhangi bir müdahale almayan kontrol grubu ile karşılaştırılarak, bibliyoterapinin çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki genel etkisi incelenmiştir. Araştırma sürecinde yazılan ve çizilen 4 kitaplık bibliyoterapi serisi, çocuklara geleneksel okuma ve dijital öyküleme yöntemleriyle sunulmuş; duygu düzenleme becerilerindeki değişim ise "Duygu Düzenleme Ölçeği" aracılığıyla ebeveyn ve öğretmen değerlendirmeleri üzerinden ölçülmüştür. Araştırma, ön test son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiş olup, örneklemi 60-72 ay aralığında yer alan toplam 91 çocuktan oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, bibliyoterapi uygulamalarının okul öncesi dönemdeki çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişimine katkı sağladığını ortaya koymaktadır. Her iki yöntemle sunulan bibliyoterapi uygulamaları etkili bulunmakla birlikte, dijital öyküleme yöntemi özellikle uzun vadede elde edilen yüksek ortalama puanlarla dikkat çekmiştir. Çalışma, okul öncesi döneminde duygu düzenleme becerilerini destekleyen etkili müdahale yöntemlerini belirlemek ve eğitimde dijital araçların kullanımına yönelik kanıta dayalı bilgiler sunmak açısından önem taşımaktadır.
Okul öncesi dönem çocuklarının savaş ve barış kavramlarına ilişkin bakış açılarının incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının savaş ve barış kavramına bakış açılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, İstanbul'un Küçükçekmece ilçesinde, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında eğitime devam eden, 64-78 aylık yüksek sosyo-ekonomik düzeyden 30 öğrenci (16 erkek, 14 kız) ve düşük sosyo-ekonomik düzey grubunda 30 çocuk (14 erkek, 16 kız) yer almıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim deseni kullanılmıştır. Veri toplama araçları ise Çocuk Demografik Formu, Çocuk Görüşme Soruları, Resimli Hikâye Kitapları ile savaş ve barış kavramlarına ilişkin çizilen resimlerden oluşmaktadır. Araştırma süreci, hikâye kitaplarının okunması, savaş ve barış kavramları ile ilgili görüşme yapılması ve çocuklara resim çizdirilmesi ile tamamlanmıştır. Araştırmanın sonucunda, savaş kavramına ilişkin alt temalar; şiddet, savaş araç-gereçleri, ölüm, olumsuz duygular, savaş terminolojisi, savunmak, kötülük ve olumsuz olaylar; barış kavramına ilişkin alt temalar ise kardeşlik, iyi oluş, iyilik, sosyal iletişim, nezaket davranışları, içsel barış, gök cisimleri, okul, oyun, doğa sevgisi, müzik, mutluluk, uzlaşmak ve erdemli olmak olarak belirlenmiştir. Ayrıca çocuklar, savaş kavramını savaşmak, kavga etmek, kötü hissetmek ve ölüm; barış kavramını ise iyi olmak, birlikte olmak ve barışmak olarak belirtmişlerdir. Okul öncesi dönem çocukları, savaş ve barış kavramına bakış açılarını çizdikleri resimler yoluyla ifade etmişlerdir. Barış resimlerinin, savaş resimlerine göre düşüncelerini daha iyi aktardıkları belirlenmiştir. Savaş kavramı ile ilgili sorularda çocuklar, savaşın nedenlerini açıklayarak savaşın olmamasını mutlu bir yer olarak ifade etmişlerdir. Ayrıca barış kavramı ile ilgili sorularda ise barışın olması için neler yapılması gerektiğini ve barış olmasaydı dünyanın kötü bir yer olacağını belirtmişlerdir.
Rami Kütüphanesi'ndeki resimli çocuk kitaplarının karakter ve değer eğitimine ve çocuk bakış açısına göre incelenmesi
Araştırma ile çocukların ilgi, ihtiyaçları ve gelişim özellikleri dikkate alınarak hazırlanmış nitelikli çocuk kitaplarının, karakter ve değer eğitimi sürecindeki önemli etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma iki aşamalı gerçekleştirilmiştir. Bu sebeple ''nitel araştırma'' yöntemlerinden ''doküman inceleme'' ve ''tematik içerik analizi'' yöntemi araştırmada birlikte kullanılmıştır. İlk aşamada; Rami Kütüphanesi'nde yer alan okul öncesi dönem resimli çocuk kitaplarının karakter ve değer eğitimi açısından; künye, resimleme, iç ve dış yapı özellikleri, karakter ve değer eğitimi açısından sahip olduğu niteliği incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, Rami Çocuk Kütüphanesi'nin okul öncesi kategorisinde yer alan 2536 kitap oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini ise ölçüt örnekleme yolu ile seçilen 250 kitabın incelenmesi sonucunda ulaşılan 3 kitap oluşturmaktadır. Kitaplar, ''Resimli Öykü Kitaplarını Değerlendirme Ölçeği'' ve araştırmacı tarafından hazırlanan ''Resimli Çocuk Kitaplarını Karakter ve Değer Eğitimi Açısından İnceleme Formu'' ile incelenerek seçilmiş ve analiz edilmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasını ise kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile Eyüpsultan bölgesinden seçilen, 4-6 yaş aralığındaki okul öncesi dönem çocukları oluşturmaktadır. 3 kitap ilk olarak çocuklara okunmuş, yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile bu kitaplar kahramanlar, çocukların beğeni durumları, kitapta yer alan değerler ve kahramanların karakter özellikleri bakımından değerlendirilmiştir. Sonrasında çocuklardan alınan cevaplar kodlanarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda incelenen kitapların okul öncesi dönemde karakter ve değer eğitiminde kullanılabilecek bir niteliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda çocukların kitaplara yönelik değerlendirmeleri analiz edildiğinde; kitapta yer alan değerleri, kahramanların karakter özelliklerini ve kitapta yer alan temaları fark ettikleri ve ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu durum niteliği bakımından dikkat edilerek yazılan ve çizilen resimli çocuk kitaplarının, okul öncesi dönem çocukları tarafından açık bir şekilde anlaşıldığını ve beğenildiğini ortaya koymaktadır.
Okul öncesi dönem çocuklarının ekolojik okuryazarlık seviyelerinin çevresel farkındalık ve sürdürülebilirlik açısından incelemesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemdeki çocukların ekolojik okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve çevre eğitimi uygulamalarının çocukların çevresel farkındalıkları ile sürdürülebilirlik davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de yer alan bir devlet anaokuluna devam eden 5–6 yaş aralığındaki çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmada deney ve kontrol grubu olmak üzere iki ayrı grup oluşturulmuş, yalnızca deney grubuna yapılandırılmış çevre eğitimi etkinlikleri uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak Özkan, Tuğluk ve Yiğitalp (2020) tarafından geliştirilen 60–72 Aylık Çocuklar İçin Çevreye Yönelik Sürdürülebilir Davranışları Değerlendirme Ölçeği ile Büyüktaşkapu Soydan ve Öztürk Samur (2017) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Çocuklar İçin Çevre Farkındalığı ve Tutum Ölçeği kullanılmıştır.. Elde edilen bulgulara göre, çevre eğitimi uygulamaları deney grubundaki çocukların ekolojik okuryazarlık düzeylerinde anlamlı bir artış sağlamış; çevresel farkındalık ve sürdürülebilir davranışlar üzerinde olumlu etkiler yaratmıştır. Kontrol grubunda ise anlamlı bir gelişim gözlemlenmemiştir. Bu sonuçlar, okul öncesi dönemde verilen çevre eğitiminin çocukların çevreyle ilgili tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediğini ve bu yaş grubunda çevresel duyarlılığın geliştirilebileceğini ortaya koymaktadır. Araştırma bulguları, çevre eğitiminin erken yaşlarda başlamasının önemini vurgulamakta ve okul öncesi eğitim programlarına doğa temelli etkinliklerin entegre edilmesi gerektiğini önermektedir.
Reggıo Emılıa temelli proje çalışmalarının okul öncesi dönem çocuklarının problem çözme ve 21. yüzyıl becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, Reggio Emilia yaklaşımına dayalı tematik proje çalışmalarının okul öncesi dönemdeki çocukların problem çözme ve 21. yüzyıl becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada yarı deneysel desen kullanılmış olup, yalnızca nicel veri toplanmış ve analiz edilmiştir. Çalışma grubu, İstanbul'da bir belediyeye bağlı çocuk etkinlik merkezine devam eden 60 aylık çocuklardan oluşmakta; deney ve kontrol grupları 15'er çocuk olmak üzere toplam 30 çocuk ile oluşturulmuştur. Veriler, Problem Çözme Becerileri Ölçeği (PÇBÖ) ve 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği (DAY–2) aracılığıyla toplanmıştır. Deney grubuna sekiz hafta süresince dört tematik Reggio Emilia temelli proje uygulanmıştır. Uygulama süreci sonunda elde edilen sontest puanları, her iki ölçekte de deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı farklar göstermiştir. 21. Yüzyıl Becerileri Ölçeği sonuçlarına göre, deney grubunun sontest ortalaması 93,73, kontrol grubunun ise 64,53 olarak bulunmuştur. Yapılan t-testi sonucunda bu farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (t = 19,291; p < .001). İzleme testi bulguları da bu farkın sürdürülebilir olduğunu göstermektedir. Problem Çözme Becerileri Ölçeği sonuçlarına göre ise deney grubunun sontest ortalaması 38,80, kontrol grubunun ortalaması 28,53 olarak ölçülmüştür. Gruplar arasında yapılan karşılaştırma sonucunda, problem çözme becerilerinde de deney grubu lehine anlamlı fark elde edilmiştir (t = 7,115; p < .001). Ayrıca, PÇBÖ ile DAY–2 puanları arasında yüksek düzeyde pozitif korelasyon olduğu saptanmıştır (r = 0.942; p < .001). Reggio Emilia yaklaşımı, çocuğun özne oluşunu tanıyan, çoklu ifade yollarına ve sosyal inşa sürecine dayalı yapılandırmacı bir modeldir. Vygotsky'nin sosyo-kültürel öğrenme kuramıyla örtüşen bu yaklaşım, çocuğun sosyal etkileşim yoluyla anlam inşa ettiği ve öğrenmeye aktif katılım sağladığı bir öğrenme ortamı sunar. Araştırmanın bulguları, bu pedagojik modelin çocukların bilişsel, sosyal ve yaratıcı yönlerini bütüncül olarak desteklediğini; demokratik ve katılımcı öğrenme ortamlarının problem çözme becerileri üzerinde anlamlı etki yarattığını göstermektedir. Bu çalışma, Türkiye'de Reggio Emilia yaklaşımının etkilerini yarı deneysel nicel araştırma yöntemiyle sistematik biçimde belgeleyen az sayıdaki çalışmalardan biri olması bakımından okul öncesi eğitime özgün bir katkı sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Reggio Emilia yaklaşımı, yarı deneysel desen, okul öncesi eğitim, problem çözme becerisi, 21. yüzyıl becerileri, proje temelli öğrenme
Hikaye temelli eğitimin göçmen okul öncesi çocukların psikolojik iyi oluşuna etkisinin karma yöntemle incelenmesi: Nicel veriler ve resimlerin tematik analizi
Bu araştırma, zorunlu göç deneyimi yaşamış 5–6 yaş aralığındaki göçmen çocukların psikolojik iyi oluş düzeylerini, hikâye temelli bir eğitim programı aracılığıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Karma yöntem deseninin kullanıldığı çalışmada, nicel veriler 5–6 Yaş Çocuklar İçin Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ile; nitel veriler ise çocukların yönergeler doğrultusunda çizdikleri resimlerin içerik analiziyle toplanmıştır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol olmak üzere iki grup oluşturulmuş, deney grubundaki çocuklara sekiz hafta boyunca haftada iki gün hikâye temelli eğitim uygulanmıştır. Programda yer alan kitaplar ve tamamlayıcı etkinlikler, çocukların bilişsel, duygusal, sosyal ve fiziksel iyi oluş boyutlarını destekleyecek şekilde yapılandırılmıştır. Katılımcı çocukların anadillerinin Arapça olması nedeniyle uygulamalar, Arapça bilen bir öğretmen aracılığıyla yürütülmüş; böylece hikâyelerin çocuklar tarafından anadil üzerinden anlamlandırılması ve içselleştirilmesi sağlanmıştır. Nicel bulgular, deney grubunun psikolojik iyi oluş puanlarında anlamlı bir artış olduğunu; özellikle öz düzenleme, psikolojik dayanıklılık ve yaşam doyumu alt boyutlarında belirgin gelişmeler kaydedildiğini göstermektedir. Nitel bulgular ise, çocukların resimlerinde ilk haftalarda yerinden edilme, kayıp ve belirsizlik temalarının öne çıktığını; programın ilerleyen haftalarında ise güven, umut ve sosyal bağlılık gibi olumlu temaların belirginleştiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, hikâye temelli eğitimin göçmen çocukların ruhsal dayanıklılığını güçlendirdiğini ve bu yaklaşımın kültürel uyum, travma sonrası gelişim ve duygusal destek açısından önemli bir eğitim aracı olabileceğini göstermektedir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, hikâye temelli uygulamaların okul öncesi eğitim bağlamında göçmen çocukların psikososyal uyum süreçlerini destekleyecek biçimde yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Göçmen Çocuk, İyi Oluş, Hikâye Temelli Eğitim, Çocuk Çizimleri.
Okul öncesi dönem çocuklarının 21.yüzyıl becerileri ile sosyal duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, okul öncesi dönem çocuklarının 21.yüzyıl becerileri ile sosyal duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; İstanbul'un Fatih ve Başakşehir ilçelerine bağlı anasınıfı ve anaokullarına devam eden 5-6 yaş grubu 373 çocuktan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "5-6 yaş çocukları için 21.Yüzyıl Becerileri Ölçeği (DAY-2)" ve "Sosyal Duygusal İyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERİK)" kullanılmıştır. Ölçekler okul öncesi çocukları adına okul öncesi öğretmenleri doldurmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programında, bağımsız değişkenlerin kategori sayısına bağlı olarak Bağımsız Grup t- testi ve Tek Yönlü Varyans (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda çocukların yaşı, anne yaşı ve baba yaşı değişkenleri ile 21.yüzyıl becerileri ölçeği arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Çocukların yaşı, kendisi dahil kardeş sayısı, anne yaşı ve baba yaşı değişkenleri ile sosyal duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlık ölçeği (PERİK) arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Araştırmada 21.yüzyıl becerileri ölçeği ile sosyal duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlık (PERİK) arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu; 21.yüzyıl becerileri ölçeği alt boyutları olan öğrenme ve yenilik, yaşam ve kariyer, bilgi, medya ve teknoloji becerileri ile sosyal duygusal iyi oluş ve psikolojik sağlamlık ölçeği (PERİK) alt boyutları olan sosyal ilişki kurma/sosyal performans, kendini kontrol/öz düzenleme, kendine güven/atılganlık, stresle başa çıkma/duygusal dengelilik, sorumluluk bilinci/görev yönelimi ve keşfetmekten keyif alma/keşfetme arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Çocukların görsel algı becerilerinin görsel sanat eserlerinin söze dökümü (Ekfrasis) açısından incelenmesi
Araştırmanın temel amacı, çocukların görsel algı becerilerinin görsel sanat eserlerinin söze dökümü (Ekfrasis) açısından incelenmesidir. Araştırma; Nitel araştırma yöntemlerinden biri olan Fenomenoloji (Olgubilim) deseni ile yürütülmüştür. Veriler betimsel analiz tekniğinden yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ili Esenler ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi bağımsız anaokulundan amaçlı örneklem yönteminden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi ile seçilmiş okul öncesi eğitimine bağlı (6 yaş) 12 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubunu oluştururken normal gelişim gösteren çocukları ayırt etmek için görsel algı testi uygulanmıştır. Verilerin toplanmasında uzman görüşü alınarak seçilen "Ekfrasis Tabloları" ve görsel sanat eğitiminde sanat eleştiri soruları ve ekfrasis örnekleri baz alınarak "Çocuk Görüşme Soruları" oluşturulmuş ve kullanılmıştır. Verilerin analiz edilirken önce çalışma grubunu belirlemek için uygulanan "Frostig Görsel Algı Testi" sonuçları analiz edilmiştir. Test 20 çocuğa uygulanmış, uygulanan çocuklardan görsel algısı yüksek 12 çocuk seçilmiştir. Uygulama gerçekleştirilmeden önce her çocuğa Feridun Oral'ın çocuklara yönelik olan "Farklı Ama Aynı" kitabı örnek gösterilerek yapılacak Ekfrasis uygulaması için ön bilgilendirme yapılmıştır. Ekfrasis tabloları her çocuğa bireysel olarak gösterildikten sonra "Çocuk Görüşme Soruları" sorulmuştur. 12 çocuk Ekfrasis çalışmasını tamamladıktan sonra 6 çocuktan resim çizmeleri istenmiş ve çizdikleri resimleri kendileri yorumlamıştır. Daha sonra 6 resim çizmeyen çocuğa Ekfrasis uygulaması gerçekleştirilmiştir. Veri toplama araçlarından elde edilen veriler ise tema oluşturularak kategori ve kodlar ile tablolaştırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, Ekfrasis çalışmasının çocukların algı düzeylerine katkısı olduğu, sanata ve özellikle görsel sanatlara dair farkındalık kazandırdığı ve sanat eserleriyle derin bir bağ kurdurduğu gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Görsel Algı, Görsel Sanat, Ekfrasis
Okul öncesi öğretmenlerinin bilinçli farkındalık düzeyleri ile öz düzenlemeli öğrenmeyi destekleme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin bilinçli farkındalıkları ile öz düzenlemeli öğrenmeyi destekleme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırmalı model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; İzmir ili Torbalı, Gaziemir, Buca ve Bornova ilçeleri anasınıfı ve anaokullarında görev yapmakta olan 361 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Bilinçli Farkındalık Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz Düzenlemeli Öğrenmeyi Desteklemek İçin Uygulamaları Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçekler öğretmenler tarafından doldurulmuştur. Elde edilen veriler SPSS paket programında, bağımsız değişkenlerin kategori sayısına bağlı olarak Bağımsız Grup t- testi ve Tek Yönlü Varyans (ANOVA) ile analiz edilmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Korelasyon analizi ile incelenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin eğitim durumu, meslekte çalışma yılı, öz düzenleme ile ilgili eğitim alma durumu ile Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz Düzenlemeli Öğrenmeyi Desteklemek İçin Uygulamaları Değerlendirme Ölçeği arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bilinçli Farkındalık Ölçeği puanlarının sınıfta bulunan çocuk sayısına göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Araştırmada öğretmenlerin öz düzenlemeli öğrenmeyi destekleme düzeyleri ile bilinçli farkındalık düzeyleri arasında pozitif yönlü orta düzeyli bir ilişki olduğu belirlenmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık uygulamalarına yönelik görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmada okul öncesi öğretmenlerinin erken okuryazarlık uygulamalarına yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ''Ölçüt Örnekleme'' yolu ile seçilen 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Muş ilinde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi anaokulu ve anasınıfında görev yapmakta olan 25 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen ''Genel Bilgi Formu'' ve araştırmacı tarafından geliştirilen, uzman görüşleri alınarak revize edilen ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Erken Okuryazarlık Uygulamalarına Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi'' isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin görüşleri alınarak bulgulara ulaşılmıştır. MAXQDA ile kodlamalar belirlenmiştir. Daha sonra araştırmacı tarafından kategoriler, temalar oluşturulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin erken okuryazarlık bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Uygulamalarda farklı düşüncelere sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Uygulamalarını, kullandıkları materyalleri, karşılaştıkları güçlükleri, ailelerden beklentilerini, sorunları, çözüm önerilerini ve eğitim programı ile ilgili görüşlerini paylamışlardır. Erken okuryazarlık uygulamalarını engelleyen birçok faktörden bahsetmişlerdir. Öğretmenlerin erken okuryazarlık ile ilgili eğitime ve ekonomik desteğe ihtiyaçları olduğu ortaya çıkmıştır.
Annelerin ebeveyn tutumları ile duygu düzenlemelerinin çocukların iyi oluşuyla ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, annelerin ebeveyn tutumları ile duygu düzenlemelerinin okul öncesi eğitime devam eden 5 yaş grubundaki çocukların iyi oluşuyla ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu; 2022-2023 Eğitim Öğretim döneminde İstanbul Anadolu yakasındaki Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ilçelerine bağlı anasınıfı ve anaokullarında okul öncesi eğitimine devam eden 381 çocuk ve bu çocukların annelerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Sosyal Duygusal iyi Oluş ve Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (PERİK), Anne Baba Çocuk Yetiştirme Tutumları Ölçeği (ABTÖ) A Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Formları kullanılmıştır. İyi oluş değişkenine ilişkin ölçme aracı okul öncesi çocuklarının adına okul öncesi öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Araştırmanın öne sürülen problemlerini yanıtlayabilmek için Pearson Korelasyon Analizi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Korelasyon analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre; çocukların iyi oluşu ile annelerin demokratik tutumları arasında pozitif, baskıcı otoriter tutumlarıyla ise negatif ilişki bulunmaktadır. Bununla birlikte çocukların iyi oluşları ile annelerin duygu düzenleme güçlükleri arasında negatif bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca annelerin duygu düzenleme güçlükleri ile demokratik tutumları arasında negatif, baskıcı otoriter tutumları arasında ise pozitif ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Regresyon analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre; annelerin baskıcı-otoriter tutumunun çocukların iyi oluş düzeyini negatif yönlü anlamlı düzeyde yordadığı ve annelerin demokratik tutumunun ise çocukların iyi oluş düzeylerini pozitif yönlü anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Ayrıca bağımsız değişkenlerden olan annenin (yaşı, eğitim durumu, medeni durumu, çalışma durumu ve gelir durumu) ile çocukların (kardeş sayısı ve doğum sırasının) çocukların iyi oluş düzeylerini anlamlı düzeyde yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte çocukların iyi oluşunu; cinsiyetin negatif yönlü, okula devam etme süresinin ise pozitif yönlü anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir.
Erken çocukluk döneminde ebeveynlerin erken okuryazarlık uygulamarına yönelik görüş ve farkındalıkları
Bu araştırma, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul ilinde özel ya da devlet olmak üzere herhangi bir okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 36-72 aylık çocukları olan, okuryazar ve İstanbul'da ikamet eden evli 10 anne ve 10 babanın (n=20) 'Amaçlı Örnekleme' yöntemlerinden 'Ölçüt Örnekleme' ile seçilmesi doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Araştırma için uzman görüşü alınarak geliştirilen "Erken Çocukluk Döneminde Ebeveynlerin Erken Okuryazarlık Uygulamalarına Yönelik Görüşleri" başlıklı yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularına, 'Ebeveyn Demografik Bilgi Formu' anketi sorularına ve 'Çocukların Erken Okuryazarlık Ortamları Bilgi Formu' anketi sorularına verilen cevaplardan elde edilen verilerle; ebeveynlerin 'erken okuryazarlık' ve 'erken okuryazarlık becerileri' kavramlarını nasıl tanımlamadıkları, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesinin önemi hakkındaki düşünceleri, erken okuryazarlık becerilerinin desteklenmesi adına ev içinde ve ev dışında neler yaptıkları ve çocuklarının bu çalışmalara karşı motivasyonlarını nasıl yorumladıkları, erken okur yazarlık becerilerinin desteklenmesinde ebeveynlerin kendi yeterlilik düzeyleri ve eşleri arasındaki iş birlikleri hakkındaki görüşleri ve bu konuda bir desteğe ihtiyaç duyup duymadıkları, erken okuryazarlık becerilerini destekleyici kitapları seçerken nelere dikkat ettikleri, ebeveynleri okul öncesi eğitimi kurumlarından eve gönderilen erken okuryazarlık becerilerini destekleyici aile katılımı etkinlikleri hakkındaki görüşleri ile COVID-19'un çocukların erken okuryazarlık becerileri üzerindeki etkileri hakkında neler düşündükleri irdelenmiştir. Bu araştırma neticesinde erken çocukluk dönemindeki ebeveynlerin erken okuryazarlık uygulamalarına yönelik görüş ve farkındalıkları verilmiştir.