Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Ayşe İlgün Kamanlı
14 theses · Doğuş University
The effect of service quality on customer satisfaction in mobile banking
From past to present, the amount of people who use mobile banking applications has proliferated quickly. Mobile banking spread over a wide area in a short time and reached a wide audience. Therefore, nowadays mobile banking has become important, so it has become necessary to measure service quality for mobile banking in academic studies. The concept of quality must be measurable, because it is important to understand and interpret the work of people. The quality of the tangible products is identifiable and measurable. But it is difficult to measure the quality of services because services have some unique characteristics. These characteristics are intangibility, simultaneous production and consumption, heterogeneity and lack of resistance. This study aims to examine whether the E-S Qual service quality extents affect customer satisfaction in the mobile banking of Turkey. In this study customer satisfaction is used as dependent variable, four extents of E-S Qual scale which are efficiency, system availability, fulfillment and privacy are used independent variables. The survey has been applied through social media. Convenience sampling method was used as sampling method. The size of the sample is calculated based on Morgan's sample size table. According to this table, the survey was sent to 384 individuals who use individual mobile banking applications. 350 people participated in the survey. The data of survey were analyzed by using descriptive statistics, factor analys, reliability analys and linear regression analys. The results showed that the four variables which are efficiency, system availability, fulfillment and privacy have significant positive relationship with customer satisfaction.
İşletmelerde örgütsel bağlılığın iş performansına etkileri
Örgütsel bağlılık ile iş performansı arasında yakın ilişkilerin olduğu işletme literatüründe çok sayıda araştırma ile ortaya konulmuştur. Bu tezin amacı örgütsel bağlılık ile çalışanların iş performansı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla yapılan çalışmanın evrenini Ankara ilinde görev yapan sağlık sektörü çalışanları, örneklemini ise Ankara Keçiören ilçesinde bulunan özel sağlık işletmelerinde görev yapan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 107 sağlık çalışanı oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında 9 soruluk demografik özelliklerin tespitine ilişkin sorular, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve İş Performansı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda örgütsel bağlılık ve iş performansı arasında anlamlı ilişkilerin olduğu, duygusal bağlılığın ve normatif bağlılığın, performans üzerine pozitif yönlü anlamlı bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir. Duygusal bağlılık ve normatif bağlılıktaki artışlar performans düzeyinde de bir artışa neden olmaktadır. Anahtar Kelimeler: İş Performansı, Örgütsel Bağlılık.
Aile işletmelerinin devamlılığında kurumsallaşma: Karşılaştırmalı analiz
Dünyada ve ülkemizde ekonomideki şirketlerin büyük çoğunluğunu aile şirketleri oluşturmaktadır. Aile şirketlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak ülkemizin geleceği için oldukça önemlidir. İşte bundan dolayı bu araştırma da kurumsallaşma ile birlikte, devamlılığı etkileyen ve devamlılığı sağlayan faktörler araştırılmıştır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden 'Derinlemesine Mülakat' yöntemi kullanılarak araştırma yapılacaktır. Bu araştırma yöntemi ile amaç çözüm için kesin bir sonuca ulaşmak değil aile işletmelerinde sürdürülebilirlik için kurumsallaşmanın etkisi ile birlikte diğer faktörleri de tespit edip farklı bakış açıları kazanarak daha sonra yapılacak araştırmalara temel olacak niteliktedir. Derinlemesine mülakat sonucunda elde edilen bilgiler yorumlandığında araştırmaya konu aile işletmelerinin ortak özelliğinin aile anayasası oluşturmuş ve duygusal yönetimi başarmış olmaları, bilgiyi kullanmaları bununla birlikte aidiyet duygusunu geliştirdikleri sonucuna varılmıştır. Özellikle 168 yıldır faaliyetini sürdürmeyi başarmış ve sürdürmeye devam eden araştırmaya konu aile işletmesinin bu başarısında ki en büyük etkenin aidiyet duygusunun çok güçlü olması, yeni gelecek nesile de bunu aşılamaya çalışmaları hem kendi beyanlarıyla hem de yapılan derinlemesine mülakat sonucunda ortaya çıkmıştır. Günümüzde çok kurumsal şirketlerin bile faaliyetini sürdürmekte zorlandığı düşünüldüğünde şirketlerde özellikle de aile şirketlerinde aidiyet duygusunun geliştirilmesi kurumsallaşmadan önce geldiği görülmektedir. Kurumsallaşma bir çok şirket için çok zor hatta ütopik gözükebilir. Özellikle de küçük ve orta boy aile işletmeleri için. Ülkemizde ve dünyada ekonominin büyük çoğunluğunun küçük ve orta boy aile işletmelerinden oluştuğu düşünüldüğünde onların ekonomik sistem içerisinde kalmasını sağlamak için bu tip firmalarda başta aidiyet duygusunun geliştirilmesi bununla birlikte aile anayasasının, duygusal yönetimin ve ortak kültürün oluşturulması ve bilginin kullanımının artırılması önerilir. Bunları sağlamak tam bir kurumsallaşmayı sağlamaya göre nispeten daha kolay olduğundan aile işletmelerini daha uzun nesiller boyunca ekonomik sistem içerisinde tutmak kolaylaşacaktır.
Comparing organizational project management maturity model with other project management maturity models in balanced matrix organizations
Today's competitive business environment, budget and time constraints lead organizations to use more effective business models. In order to find a solution for organization and management problems resulted from growing and complex business life at the end of 19th century, Project management model is accepted as one of the most beneficial models. The significance of Project Management concept is realized to achieve strategic targets and balance time, budget, quality aspects. Therefore, organizational structures are transformed into matrix structure and Organizational Project Management mentality is adopted. International corporations such as PMI (Project Management Institute) and PRINCE (Projects In Controlled Environments) developed some methodologies which support Organizational Project Management mentality. Continuously developing these methodologies, companies measure added value via certain performance indicators of project management maturity models (Badiru & Pulat, 1995). The objective of this study is researching effects of PMI's (Project Management Institute) Project Management Maturity Model applications, which is more regarded in Turkey and worldwide, on projects' time and budget performance in balanced matrix organizations. Hypotheses in this study are predicated on project time and budget performance criterion. In order to test the hypotheses in this model a survey was conducted among professionals having experience in project management processes and then the results were compared with literature review. This survey consists of 23 questions and was answered by 449 employees working in different sectors. The analysis shows significant results to show the relation between model elements. In the final section, discussing the results, suggestions are given to organizations using project management methodologies about improving these methodologies, on the other hand these suggestions are also beneficial to organizations not using project Management methodologies about adopting project management methodologies.
İşveren marka faaliyetlerinin çalışan memnuniyeti ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi: Eğitim sektörü örneği
Çalışan memnuniyetini etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak ve arttırmak hem organizasyon hem de çalışanlar için önemlidir. Kuruluşun, çalışanlara ait olma, motivasyon, performans ve üretkenlik hissini artırdığı belirli bir dizi yararı vardır. Bir kuruluşun başarısı, çalışanlarıyla doğrudan orantılıdır. Bugün çalışanlar kuruluşlar için en hayati sermaye olarak ifade edilmektedir. Çalışan memnun olduğunda, kuruluşun dışında iyi bir temsilci olur ve içinde yer alacak nitelikli çalışanları çekmek için kilit bir rol üstlenir. Buna göre çalışan memnuniyetinin oluşturulması hem organizasyon hem de mevcut ve gelecekteki (potansiyel) çalışanlar için çok önemli bir konu olmaktadır. Günümüzde birkaç değişken, nitelikli işgücünü kuruma çekmek temelinde ortaya koymaktadır. Bunlardan biri işveren markası diğeri ise çalışan memnuniyeti olarak ifade edilebilir. Bu noktada, işveren markası ve değerleri çalışan memnuniyetini sağlamanın temel bileşenleri olarak kabul edilebilir. Güçlü bir işveren markası, birçok kuruluşa katkıda bulunurken, mevcut çalışanları tatmin eder ve kuruluşlar için katkıda bulunabilecek ve değer yaratabilecek potansiyel çalışanları cezbeder. Bu durum çalışan işten ayrılma niyetini de etkiler. Bu çalışmada, işveren marka faaliyetlerinin çalışan memnuniyeti ve işten ayrılma niyeti üzerindeki etkisi, eğitim sektörü örneği ile araştırılmıştır. Bu amaçla Ankara da faaliyet gösteren özel eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerden anket yolu ile veriler toplanmış ve SPSS programında analiz edilmiştir.
Örgütsel bağlılığın ilaç mümessillerinin satış performansı üzerindeki etkisi
Örgütsel bağlılığın işgören performansı üzerindeki etkisinin incelendiği bu çalışmada ilaç mümessillerinin örgütsel bağlılığı ile satış performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla 2017 yılı Aralık ayında istanbul ilinde araştırmacıyla aynı kurumda veya yakın lokasyonlarda ilaç pazarlaması yapan ilaç mümessilleri araştırma örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Meyer, Allen & Smith (1993) tarafından geliştirilen ve Türkçe geçerlilik ve güvenilirliği Wasti (2000) tarafından test edilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve ilaç mümessillerinin 2016 ve 2017 yıllarına ait satış hedeflerini gerçekleştirme yüzdelerine ilişkin bilgi formu kullanılmıştır. Google anket formu üzerinden oluşturulan link katılımcılara e-posta ve sosyal medya ile ulaştırılarak katılımları sağlanmıştır. Online olarak toplanan verilerin analizinde SPSS 21.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre örgütsel bağlılığın yaş grupları ve öğrenim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği; cinsiyet, kurumdaki çalışma süresi ve sektördeki çalışma sürelerine göre kısmen farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Satış performansının cinsiyet, öğrenim düzeyi ve kurumdaki çalışma süresine göre anlamlı farklılık göstermediği; yaş grupları ve sektördeki çalışma süresine göre kısmen anlamlı farklılıklar olduğu sonuçları elde edilmiştir. Araştırmada son olarak örgütsel bağlılık ile satış performansı arasındaki ilişki incelenmiş ve duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve örgütsel bağlılık ile satış performansı arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu; buna karşın satış performansını artıran örgütsel bağlılık faktörünün yalnızca duygusal bağlılık olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler:Örgütsel bağlılık, ilaç mümessili, satış performansı.
Örgütsel bağlılık ile çalışan performansı arasındaki ilişki
Ulusal ekonomilerde en önemli niteliği olan küçük ve orta büyüklükteki işletmeler yeni gelen teknolojilere ve gelişmelere zaman içerisinde uyum sağlamak zorundadır. Modern yönetim algısına göre iş görenlerin tutum ve davranışlarını etkileyen etmenlerin araştırılması, bireysel ve örgütsel sonuçları bulundurmaktadır. Bu anlamda örgütsel bağlılığın ayrı olarak incelenmesi, parçalara bölünmesi; mesleğe bağlılık, işe bağlılık, ekip arkadaşlarına bağlılık, örgütsel sadakat şeklinde bakılması gerekmektedir. Örgütsel bağlılığı etkileyen faktörler ile bağlılığın güçlenmesi ve günümüz koşullarında örgüt içerisinde daha düzgün bir uyum sağlanması gerçekleşir. Çalışan performansı incelenmesi bakımından ise önemli olan örgüt içerisinde kişinin bireysel performansı grup performansı ve kurumsal performansının incelenmesi ve yorumlanmasıdır. İş gören ne kadar kendi performansında başarılı olursa grup performansı ve örgüt performansı da o derece artmaktadır. Bu durumda çalışan performanslarını etkileyen durumlar şu şekilde sıralanmaktadır; kişilik özellikleri, mesleki eğitim seviyesi, iş görenin yeteneği ve becerisi ve son olarak da sahip olduğu motivasyonudur. Eğer kişinin performansı yüksek seviyelerde olursa bu da örgüt açısından o kadar faydalı olma durumunda olmaktadır. Örgütsel bağlılık ve çalışan performansı açısından yapılan araştırmalardaki tüm koşulların aynı olmadığı ve aynı yöntemlerin kullanılmamasından dolayı farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmalardan bazıları şu şekildedir; bireyin yaşadığı bölge ile performans ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişkinin etkilenmesi, performansın ile örgütsel bağlılığı kuvvetli bir şekilde etkilenmesi ve örgütlerdeki yaratıcılık kavramın çalışanın performansının üzerindeki etkilerdir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel bağlılık, çalışan performansı, iş gören, işveren, grup performansı, sadakat
Beyaz yakalı Y kuşağı çalışanlarında iş motivasyonunun örgütsel bağlılık üzerindeki etkisi: Şişecam çalışanları üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, beyaz yakalı y kuşağı çalışanlarında iş motivasyonunun örgütsel bağlılık üzerine olan etkisinin tespit edilerek, kişisel özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Tarama modeli niteliğinde olan bu araştırmanın örneklemi 260 kişiden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, çalışanların motivasyon düzeylerini ölçmek için Mottaz (1985) tarafından geliştirilen ve 2012 yılında Ersarı ve Naktiyok tarafından Türkçe'ye uyarlanan İş Motivasyonu Ölçeği ve çalışanların Örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek için Allen ve Meyer (1990) tarafından geliştirilen ve Wasti (2000) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 26 paket programı kullanılmıştır. Anket uygulaması sonucunda, iş motivasyonu ve alt boyutları ile örgütsel bağlılık ve alt boyutları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca, iş motivasyonunun örgütsel bağlılık ve duygusal, devam ve normatif bağlılık anlamlı düzeyde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim düzeyi, yaş ve kurumdaki çalışma süresi arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Son olarak, erkeklerin iş motivasyonu düzeylerinin kadınlardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
Çalışan verimliliğinin demografik özelliklere göre incelenmesi
Verimliliğin demografiklere göre incelenmesi çalışanlar ve işletmeler açısından önemli bir konudur. Konunun önemi çalışma ekonomisinin diğer paydaşlarını da yakından etkilemesi açısından önemlidir. Çalışanların verimliliğini, psiko sosyol anlamda değerlendirilmesi ve çalışana aidiyet kazandırmak iş performansını arttırmak için önemli olacaktır. Burada iş verimliliğini arttırmak için hangi motive edici durumlar oluşturulabileceği üzerinde durulmuştur. Bu durumlar incelenirken değer, statü, çevre ve iş tatmini gibi konulardan yararlanılarak konu genişletilmiş ve motivasyon unsurları açıklanmaya çalışılmıştır. Motivasyon kaynakları değerlendirilmiş, verimlilik ile bağlantısı saptanmaya çalışılmıştır. İş görenin iş hayatında aktif rol alabilmesi için nasıl bir çalışma ortamı hazırlanılması gerektiği üzerinde durulmuştur. Çalışanların kişisel ve fizyolojik özelliklerinin verimlilik üzerinde nasıl bir etkisi olduğu açıklanmaya çalışılmış, bu verimliliğin şirket kültürü içerisindeki payını saptamak amaçlanmıştır. Performansı arttırmak için nasıl yollara başvurulabileceği üzerinde durulmuş, işveren ile çalışan arasındaki iletişimin en sağlıklı şekilde oluşması için yapılması gerekenler saptanmıştır. Çalışanların şirket kültürüne adapte olabilmeleri ve sürece dahil olabilmeleri için nasıl bir yol izlemeleri açıklanmaya çalışılmıştır. İş görenin çalıştığı ortamda sahip olduğu değer ve statünün oluşumunun işletmeye sağladığı fayda ile olan bağlantısı üzerinde açıklamalar yapılmıştır. Motive olmanın ve verimliliğe katkı sağlayabilmesi için çalışanın nasıl bir ruhsal denge taşıması gerektiği saptanmaya çalışılmıştır. İşte bir devamlılık ve gelecek görmeyen çalışanların bu belirsizliği iş hayatlarına nasıl yansıttıkları üzerinde durulmuştur. Temel olarak varılmaya çalışılan nokta şudur ki işveren ile çalışanların nasıl bir iş disiplini içerisinde çalışması gerektiği üzerinde saptamalar yapılırken bu disiplin halinden maksimum çıktı almak üzerine yollar aramaktır. Çalışana kişisel becerilerini sergileyebileceği ve aidiyet duygusunu arttırıp, verimliliğe sağlayacağı katkıyı saptamaktır. Gerekli motivasyon kaynağını elde eden çalışanların verimliliğinin ne denli değiştiği ve bu motivasyon kaynaklarını nasıl elde edildiği üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada iş verenin ve çalışanların açısından verimliliğin arttırılması için neler yapılabileceği üzerine durulmuştur. Verimliliği arttıracak demografik kaynaklar saptanmaya çalışılmıştır. Motivasyon kaynaklarının yöneticiler tarafından nasıl yönlendirildiği, iş verenlerin motivasyonun oluşumunda ki etkileri açıklanmaya çalışılmıştır. Verimliliğin etkilendiği durumlar, çalışanların maksimum verimlilik seviyesine ulaşabilmesi için nasıl bir çalışma ortamı oluşturulması gerektiği üzerinde durulmuştur. Tüm bu demografik kaynaklar aracılığı ile verimlilik incelenmeye çalışılmıştır.
İstanbul'daki devlet ve vakıf üniversitelerinde hizmet kalitesinin ölçülmesi
Çağımızda yükseköğretim hizmetlerinde kalite konusuna verilen önem giderek artmaktadır. Kaliteli bir eğitim için eğitim hizmetlerinin müşterisi konumunda bulunan öğrencilerin beklentilerini ve algılamalarının yükseköğretim kurumları tarafından doğru bir şekilde anlaşılması gereklidir. Bu çalışmanın amacı, İstanbul'daki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören ve eğitim hizmetinin müşterisi konumunda bulunan öğrencilerin hizmet kalitesi konusundaki algılarını belirlemektir. Bu amaçla İstanbul'daki devlet ve vakıf üniversitelerinde öğrenim gören öğrencilerle tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak online anket çalışması yapılmıştır. Anket çalışmasında hizmet kalitesi değişkenlerinin eğitim hizmetlerine uyarlanmış ve öğrencilerin eğitim hizmetini nasıl algıladıkları ölçülerek, beklentileri ile algılamaları arasında farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca, öğrencilerin sosyo-demografik özelliklerinin hizmet kalitesi algılarında etkili olup olmadıkları da incelenmiştir. Uygulanan anket çalışması neticesinde SERVQUAL yöntemi ile hesaplanan algılanan hizmet kalitesi puanının pozitif olması öğrencilerin beklentilerinin büyük ölçüde karşılandığını göstermektedir. Ayrıca devlet ve vakıf üniversiteleri arasındaki hizmet kalitesi algısının vakıf üniversiteleri lehine daha olumlu olduğu ve algılanan hizmet kalitesinde öğrencilerin öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılıkların olduğu anlaşılmıştır. Araştırmanın literatür çalışması sonucunda literatürde kalite ve hizmet kalitesi konusunda çok sayıda araştırma olduğu görülmüştür. Ancak, yüksek öğretim kurumlarında kalite, hizmet kalitesi ve kalite algısı konularına dair çalışmaların sayısının daha az olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmada elde edilen sonuçların, yükseköğretim kurumlarının kalite süreçlerinin geliştirilmesinde ve pazarlama stratejilerinin geliştirilmesinde yararlı olması amaçlanmıştır.
Online alışverişte müşteri deyenimi Hepsiburada-Trendyol pazaryeri incelemesi
Zorlu rekabet koşullarında, teknolojik gelişmelerle birlikte, firmaların birbirinden farklılaşmasını sağlamak için müşteri nezdinde taklit edilemeyecek deneyimler oluşturmaya ihtiyaç vardır. E-ticaret siteleri teknolojik gelişmelerden etkilenen sektörlerden biridir. Özellikle internet alanındaki teknolojik gelişmeler ve müşteri davranışındaki değişimler, online alışverişlerde müşteri deneyimi yaratma ve geliştirme çabalarını hızlandırmıştır. Bu çalışmada online alışverişte müşteri deneyimi Hepsiburada ve Trendyol alışveriş siteleri örneğinde incelenmiştir. Araştırma tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini online alışveriş yapan ve pazaryerlerinde alışveriş yapan ve Türkiye Sınırları içerisinde ikamet eden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bireylerden oluşmaktadır. Örneklemini ise Türkiye'de yaşayan 18 yaş üstü 370 birey oluşturmuştur. Araştırmanın verilerinin toplanmasında Özçelik (2020)'nin "Digital Customer Experiences of White Goods Industries" adlı yüksek lisans tezinde kullanmış olduğu anket Türkçeye çevrilerek kullanılmıştır. Ölçek Kullanım Kolaylığı, Elektronik Ağızdan Ağıza İletişim, Pazar Yeri Güvenilirliği, Gönderim, Ulaşan Ürün, İade ve Değişim, Müşteri Memnuniyeti ve Tekrar Satın Alma İsteği olmak üzere 8 alt boyuttan ve 37 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizi SPSS paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda kadın katılımcıların tekrar satın alma ve kullanım kolaylığı düzeylerinin daha yüksek olduğu, 36-45 yaş grubunun 18-25 ve 26-35 yaş grubuna göre elektronik ağızdan ağıza iletişim düzeyleri daha düşük olduğu, 26-35 yaş grubunun tekrar satın alma düzeylerinin 18-25 yaş grubuna, 46 yaş ve üzeri grubuna ve 36-45 yaş grubuna göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Lise mezunu olan grubun ilköğretim mezunu olanlara göre pazar yeri güvenliğinin daha yüksek olduğu, 12.001 TL ve üzeri gelir grubunun elektronik ağızdan ağıza iletişim düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca elektronik ağızdan ağıza iletişim ve kullanım kolaylığı alt boyutlarında Trendyol'u daha fazla kullanan katılımcıların ortalamasının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.
İnsan kaynakları uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisi: Beyaz yakalılar üzerine bir araştırma
ETKİSİ: BEYAZ YAKALILAR ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA Son yıllarda insan kaynakları örgütler için ayırt edici bir unsur olduğu gözlemlenmektedir. İnsan kaynakları yönetimi uzun yıllardır birçok ülkede araştırılmakta ve uygulanmaktadır, ülkemizde ise adını ve uygulamalarını yeni yeni duyuyoruz. Eğer insan kaynakları uygulamaları doğru bir şekilde uygulanırsa örgütsel bağlılığa katkısı bir o kadar fazla olmaktadır. İnsan kaynakları uygulamaları bireysel bağlılığı güçlendirip, diğer kişiler ile uyumlu şekilde olarak örgütün hedeflerine ulaşmada etkili rol oynamaktadır. Burada asıl bilmemiz gereken konu ise bu uygulamalar örgüt çalışanları tarafından nasıl karşılanıyor, elde edilen veriler örgütün verimli ve başarılı olmasına nasıl katkı sağlıyor, bunun ne kadar doğru ve objektif olduğunu düşünüyorlar ve yanı sıra çalışanlar tarafından bağlılığa etkisinin ne kadar olduğunu düşünmeleridir. Kısaca, bu tezde insan kaynakları uygulamalarının örgütsel bağlılığa etkisi araştırılmış olup, bu tezin beyaz yakalılar üzerinde uygulaması yapılmıştır. Sonuç olarak ise insan kaynakları uygulamalarının beyaz yakalılar üzerinde örgütsel bağlılığa etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Girişimciliğin ekonomik büyüme üzerine etkisi ve Avrupa Birliği ülkeleri üzerine panel veri analizi
Girişimci ve girişimcilik kavramı sanayi devriminden sonra ekonomide ve giderek ondan bağımsız bir bilim halini alan işletmede oldukça önemli yer tutan bir kavramdır. Girişimcilik, Schumpeter'in çalışmalarını takiben özellikle yirminci yüzyılda akademik yazın içinde farklı disiplinlerde tartışılan bir konu olmuştur. Bunda girişimci ve girişimcilik kavramına farklı bakışların olması oldukça önemlidir. Girişimci bir üretim faktörü olarak değerlendirilebildiği gibi, piyasa ekonomisi mekanizmasının önemli bir parçası olarak da görülmektedir. Yeni firmaların kurulması, yeni istihdam olanaklarının meydana gelmesi ve bunun sonucunda hem toplumun hem de devletin gelir düzeyini etkilemesi açısından girişimcilik ile ilgili tartışmalar önemini korumaktadır. Girişimcilik bu yönüyle toplumsal ağlık ve refahın önemli bir itici gücü de olmaktadır. Bir girişimcilik faaliyetinin başarılı olması ekonomik yönden olduğu kadar psikolojik ve sosyolojik açılardan da oldukça önemlidir. Bu çalışmada ekonomik büyüme ve girişimcilik arasındaki ilişki Avrupa Birliği'ne dahil ülkeler arasından tam verisetinesahip 20 ülke için 2001-2023 döneminde panel zaman serisi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada eşbütünleşmeve nedensellik testleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgular iki değişken arasında uzun dönemli ve pozitif anlamlı ilişki olduğunu, girişimcikten ekonomik büyümeye doğru tek yönlü bir nedensellik olduğunu göstermektedir. Elbette ülkelerin gelir düzeyinin artmasında tek başına bir etkisi olmamakla birlikte, AB bünyesinde uygulanacak girişimciliği özendirici ve destekleyici politikaların, birliğin gelir seviyesini yükseltici etkilerinin olduğunu göstermektedir. Bu kapsamda dezavantajlı bölgelerin ya da toplulukların önceliklendirilmesi, kadın ve gençlere yönelik eğitim ve teşvik politikaları uygulanması, kredi imkanlarının ve iş kurmaya yönelik yasal mevzuatların kolaylaştırılması, girişimcilik faaliyetlerinin artmasını sağlayacak politika önerileri kapsamında düşünülebilmektedir.
Yapay zeka destekli dijital pazarlama stratejilerinin etkinliği: Y ve Z kuşaklarının farklılaşan tutumları
Yapay zeka destekli dijital pazarlama stratejileri, müşteri etkileşimlerini veri temelli sistemlerle şekillendirerek işletmelere rekabet avantajı sağlamaktadır. Bu çalışma, dijitalleşmenin tüketici davranışları üzerindeki etkisini kuşak farkları temelinde incelemekte; Y ve Z kuşaklarının YZ destekli pazarlama uygulamalarına yönelik tutumları ile satın alma niyetlerini karşılaştırmaktadır. Araştırmanın amacı, çevrim içi alışverişlerde öznel norm, tutum, hedonik değer, algılanan faydacı değer ve YZ kullanımının satın alma niyeti üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini dijital ortamda alışveriş yapan bireyler; örneklemini ise amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen Y ve Z kuşağı katılımcılar (n=403) oluşturmaktadır. Veriler 29 Nisan–14 Mayıs 2025 tarihleri arasında çevrim içi anket yoluyla toplanmış, SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, Y ve Z kuşaklarının YZ uygulamalarına yönelik algılarında anlamlı farklılıklar bulunduğunu göstermektedir. Y kuşağı teknolojiyi işlevsellik ve kullanım kolaylığı açısından değerlendirirken, Z kuşağı güven, deneyim ve sosyal etkileşime odaklanmaktadır. H3.2 hipotezinin desteklenmesi, satın alma niyetinin kuşaklar arasında anlamlı biçimde farklılaştığını ortaya koymuştur. Regresyon analizi (Tablo 51), öznel norm, tutum ve YZ kullanımının satın alma niyeti üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığını; özellikle YZ kullanımının en güçlü yordayıcı değişken olduğunu göstermektedir (β = ,774, p < ,001). Sonuç olarak, dijital pazarlamanın kişiselleştirilmiş, etik değerlere dayalı ve şeffaf yapılar üzerine inşa edilmesi önerilmektedir. Hibrit temas noktalarının artırılması, kullanıcı deneyimini merkeze alan tasarım yaklaşımlarının benimsenmesi ve geri bildirim mekanizmalarının güçlendirilmesi anlık memnuniyeti değil, uzun vadeli marka bağlılığını da destekleyecektir. Bu çalışma, yapay zeka teknolojilerinin kuşaklar arası etkisini ortaya koyarak literatüre katkı sunmakta ve ileride yapılacak nitel araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır.