Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Atakişi

18 theses · Trakya University

Master'sOpen AccessTR

Avusturya İktisat Okulu çerçevesinde girişimci ve piyasa ilişkisi

Bu çalışma, Avusturya İktisat Okulu'nun (AİO) tarihini, temsilcilerini ve temel kavramlarını ele alarak, özellikle Ludwig Mises'in Praksiyoloji kavramı üzerinden okulun benzersizliğine vurgu yapmaktadır. AİO'nun günümüzdeki etkisi, öne çıkan temsilcileri ve okulun literatüre kattığı önemli kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı, Jeffrey Herbener'ın tanımladığı girişimci olarak nitelendirdiği tüketicilerin piyasada gösterdiği tepkisellikleri 22.04.2022-22.08.2023 tarihleri arasında önerilen yeni bir model ile karşılaştırmalı olarak test etmektir. Bu test, zincir marketlerin raf ve E-Ticaret fiyatları üzerinden gerçekleştirilecek, Casual Genetic yöntemi kullanılarak modelin işlevselliği değerlendirilecektir. Çalışmanın iki bölümünde, AİO'nun tarihsel kökenleri, temsilcileri, literatüre kattığı kavramlar ve Neoklasik Okul ile farkları detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Son bölümde ise önerilen modelin temelini oluşturan piyasa, devlet, bilgi ve girişimci faktörlerine odaklanılarak modelin değişkenleri detaylandırılacak, testi gerçekleştirilecektir.

Ertuğrul Türksever
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji tüketimi ile seçili makroekonomik göstergelerin analizi: Türkiye örneği

Enerji, ülke ekonomilerinin sürdürebilirliği için temel taşıyıcılardandır. Dünyada enerji tüketimi nüfuz artımı, ülkelerin gelişimi ve diğer faktörlerden dolayı giderek artmaktadır. Artan tüketimin karşılanması için ülkeler gerekli enerji yatırımlarına önem vermelidir. Bu tezde dünyanın genel enerji sistemi, enerji politikaları ve enerji yatırımları gözden geçirilerek ekonomik büyümeği etkileyen diğer makroekonomik faktörlerle olan ilişkileri üzerine yapılan çalışmaları incelemek, bunun yanı sıra ülkemiz için bu tür bir çalışmanın uyumlu olup olmadığını test etmek amaçlanmıştır. Tezde ülkemizin enerji tüketimi, enflasyon (TÜFE) ve ekonomik büyüme göstergesi olan GSYİH gibi makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin analizi yapılmaktadır.

Enerji tüketimi
Aygun Muradova
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel Kuznets Eğrisi eğrisi hipotezinin geçerliliği: Seçilmiş OECD ülkeleri için panel veri analizi

Sanayileşme, nüfus artışı ve beraberinde kentleşme ile birlikte çevre kirliliğinin artması ve kıt kaynakların etkin bir şekilde kullanılması günümüzde dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu çalışmada sürdürülebilir kalkınmayı negatif etkileyen çevre kirliliği ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olup olmadığının test edilmesi için seçilmiş ülkeler ile panel veri analizi uygulanmıştır. Çalışmada seçilmiş 10 OECD ülkesine ait Dünya Bankasından (WDI) elde edilen veriler ile 1990-2023 dönemi için Stata 14 programı kullanılarak Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerliliği incelenmektedir. Analiz sonucunda seçilen OECD ülkelerinde Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle GSYİH'teki artış CO2 emisyonunu belirli bir miktara kadar artırıp yaklaşık 10 trilyon $ seviyesinden sonra azaltmaya başladığı tespit edilmiştir. Bu çalışma; çevre kirliliğinin gerçek boyutunu görebilmemiz ve bireysel farkındalığımızın artması için farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Ayrıca iktisadi gelişim ne kadar önemli bir konu olsa da bunun çevreye minimum zarar verilerek yapılabilmesi için etkili çevre politikalarının geliştirilip, teknolojik yeniliklerin gerekliliğinden bahsedilerek, gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakabilmek anıda literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevre Kirliliği, Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezi, Ekonomik Büyüme, Panel Veri Analizi, OECD Ülkeler

Neslihan Büber
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Para politikalarının seçili makroekonomik göstergelere etkileri: 2000 yılı sonrası Türkiye örneği

Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının seçili makroekonomik göstergeler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye ekonomisi, 2000 yılı öncesinde yaşadığı krizlerin ardından, köklü reformlar ve değişiklikler ile makroekonomik istikrarı sağlama yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı para politikalarının enflasyon, faiz oranları, büyüme oranları, döviz kurları ve işsizlik oranları gibi temel makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 sonrası dönemdeki para politikası stratejileri, özellikle enflasyon hedeflemesi rejimi, kur politikaları ve faiz oranı düzenlemeleri üzerinden ele alınmıştır. Para arzı, faiz oranları ve döviz kuru politikalarının, makroekonomik göstergelerde nasıl değişikliklere yol açtığı, ekonometrik modeller ve veri analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, TCMB'nin uyguladığı sıkı para politikalarının enflasyon oranlarında belirgin bir düşüş sağladığını, ancak yüksek faiz oranlarının ekonomik büyüme üzerinde sınırlayıcı etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, döviz kuru politikalarının ithalat ve ihracat dengesi üzerindeki etkileri incelenmiş ve döviz kurundaki dalgalanmaların makroekonomik istikrarı tehdit edici boyutlara ulaşabileceği tespit edilmiştir. Çalışma, Türkiye ekonomisinin 2000 sonrası dönemde elde ettiği makroekonomik kazanımların sürdürülebilirliği için para politikalarının dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu araştırma, Türkiye örneği üzerinden, gelişmekte olan ülkelerde para politikalarının makroekonomik dengeler üzerindeki kritik rolünü ortaya koymakta ve bu politikaların uzun vadeli etkileri hakkında önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Selami Ay
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlara geçiş etkisi: Türkiye örneği

Bu çalışmanın amacı, belirsizliklerin arttığı ve enflasyon beklentilerinin yükseldiği bir ortamda, Türkiye'de döviz kuru hareketlerinin yurt içi fiyatlar üzerindeki dinamik etkilerinin zamanla nasıl değiştiğini belirlemektir. Bu amaçla, 2013:M1-2025:M4 dönemine ait aylık veriler kullanılarak, stokastik oynaklığa sahip zamanla değişen parametreli bir vektör otoregresif (TVP-VAR-SV) model kurulmuştur. Çalışmanın bulguları, döviz kuru geçiş etkisinin (DKGE) zaman içinde sabit olmadığını ve önemli ölçüde arttığını göstermektedir. Üretici fiyatlarında DKGE katsayısı dönemin başında yaklaşık 0.4 seviyesinde iken dönemin sonunda 0.85 seviyesine yükselmiştir. Tüketici fiyatlarına geçişkenlik ise çok daha büyük bir artış sergilemiş, DKGE katsayısı yaklaşık 0.2'den 0.95 seviyesine yaklaşarak neredeyse beş kat artmış göstermiştir. Özellikle 2022 yılı sonlarından itibaren TÜFE'ye olan geçişkenliğin ÜFE'ye olan geçişkenliği aşması, fiyatlama davranışlarında beklenti kanalının ve dövize endekslemenin güçlendiğini ortaya koyan önemli bir bulgudur. Varyans ayrıştırması sonuçları ise hem ÜFE hem de TÜFE enflasyonundaki dalgalanmaların temel belirleyicisinin zamanla döviz kuru şokları haline geldiğini ve bu şokların son dönemde TÜFE oynaklığının yaklaşık %70'ini açıkladığını teyit etmektedir. Bu bulgular, Türkiye ekonomisinde enflasyon dinamiğinin maliyet itişli bir yapıdan, büyük ölçüde döviz kuruna endeksli ve beklentilerle yönlendirilen bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir.

Döviz kuruEnflasyon
Mehmet Türkşad Akın
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğuna etkisi

Enerji hayatın her alanında olduğu gibi ekonominin de temel faktörlerinden birisidir. Üretilen her mal ve hizmetin temelinde enerji yatmaktadır. Bu nedenle, enerji kullanımı ve yoğunluğu yalnızca makroekonomik göstergeler açısından değil, aynı zamanda mikro düzeyde firmaların üretim yapısı açısından da önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye imalat sanayinde firma sahiplik yapısının enerji yoğunluğu üzerindeki etkisini 2003-2015 dönemi için firma düzeyindeki mikro verilerle analiz etmektedir. Çalışma Türk imalat sanayinde faaliyet gösteren firmaları ele alarak imalat sanayinde enerji yoğunluğu belirleyicilerini tespit edip özellikle doğrudan yabancı yatırımların enerji yoğunluğuna etkisini analiz etmektedir. Sonuçlar, emek verimliliğindeki yüzde birlik bir artışın enerji yoğunluğunu yüzde 1,85, sermaye değişkeninde yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunu yüzde 0,50 ve toplam faktör verimliliği değişkenindeki yüzde birlik bir artış enerji yoğunluğunda yüzde 0,55 oranında bir düşüşe neden olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca yabancı sermayeye sahip firmaların enerji yoğunluğunu yüzde 0,11 düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Çalışmada yabancı yatırımların etkisi, yatırım yapılan firmaların ölçeğine göre incelenmiştir. Yabancı sermayenin yatırım yaptığı firmanın ölçeğine göre etkisini daha net ölçebilmek için modele küçük yabancı, orta yabancı ve büyük yabancı firma kukla değişkenleri eklenmiştir. Elde edilen bulgular, firmanın ölçeği arttıkça enerji yoğunluğunun azaldığını göstermiştir. Dolayısıyla çalışma, yabancıların bir firmaya yatırım yaptıklarında beraberlerinde enerji yoğunluğunu düşürücü ve verim artırıcı teknolojilerini getirdikleri ortaya koymaktadır. Ayrıca firmanın ölçeği artıkça bu etkinin de artığı tespit edilmiştir.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEnerji verimliliği
Davut Kazaz
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Mavi ekonomi ve ekonomik büyüme ilişkisi: OECD ülkeleri örneği

Son yıllarda, dünya genelinde artan nüfus ve kaynak ihtiyacı ile birlikte deniz ve okyanus kaynaklarının sürdürülebilir kullanımını esas alan mavi ekonomi kavramı uluslararası düzeyde önem kazanmaya başlamıştır. Mavi ekonomi çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlamakla birlikte ekonomik büyümeye de destek veren bir yaklaşım olarak önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu çalışmada, mavi ekonomi göstergeleri ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki panel vektör otoregresif (PVAR) analizi ile incelenmiştir. Çalışma, 2001 – 2021 yılları arasında denize kıyısı olan 22 OECD ülkesine ait yıllık verileri kapsamaktadır. Modelde ekonomik büyüme değişkeni olarak kişi başına düşen GSYH kullanılmıştır. Mavi ekonomi sektörlerine ilişkin temel değişkenler ise konteyner liman trafiği (KLT), turizm gelirleri (TG), toplam su ürünleri üretimi (TSU) ve yenilenebilir elektrik üretimi (YEU) olarak belirlenmiştir. Buna ek olarak, toplam ihracat (TX) ve doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) gibi değişkenler de modele kontrol değişken olarak dâhil edilmiştir. Bu değişkenlerin hem kendi aralarındaki hem de ekonomik büyüme üzerindeki etkileri nedensellik, etki-tepki ve varyans ayrıştırma analizleri aracılığıyla dinamik bir yapı içinde değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, modelde yer alan tüm değişkenlerin nedensellik ilişkileri detaylı bir biçimde analiz edilmiş ve birçok değişken arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca etki-tepki grafiklerinin değerlendirilmesi ile değişkenlerin arasında kısa vadeli önemli etkileşimlerin bulunduğu gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, mavi ekonomi sektörlerinin gelişimi, ekonomik büyüme ile birlikte desteklenmeli ve bu alanlara yönelik uzun vadeli sürdürülebilir politikalar geliştirilmelidir. Bu çalışma, hem teorik düzeyde literatüre katkı sağlamayı hem de politika geliştirme süreçlerine uygulanabilir önerilerle rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Mavi Ekonomi, Panel VAR, Ekonomik Büyüme

Mert Dereli
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Para politikalarının seçili makroekonomik göstergelere etkileri: 2000 yılı sonrası Türkiye örneği

Bu çalışma, 2000 sonrası Türkiye'de uygulanan para politikalarının seçili makroekonomik göstergeler üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Türkiye ekonomisi, 2000 yılı öncesinde yaşadığı krizlerin ardından, köklü reformlar ve değişiklikler ile makroekonomik istikrarı sağlama yolunda önemli adımlar atmıştır. Bu bağlamda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) uyguladığı para politikalarının enflasyon, faiz oranları, büyüme oranları, döviz kurları ve işsizlik oranları gibi temel makroekonomik göstergeler üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Çalışmada, Türkiye'nin 2000 sonrası dönemdeki para politikası stratejileri, özellikle enflasyon hedeflemesi rejimi, kur politikaları ve faiz oranı düzenlemeleri üzerinden ele alınmıştır. Para arzı, faiz oranları ve döviz kuru politikalarının, makroekonomik göstergelerde nasıl değişikliklere yol açtığı, ekonometrik modeller ve veri analizi yöntemleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, TCMB'nin uyguladığı sıkı para politikalarının enflasyon oranlarında belirgin bir düşüş sağladığını, ancak yüksek faiz oranlarının ekonomik büyüme üzerinde sınırlayıcı etkiler yarattığını göstermektedir. Ayrıca, döviz kuru politikalarının ithalat ve ihracat dengesi üzerindeki etkileri incelenmiş ve döviz kurundaki dalgalanmaların makroekonomik istikrarı tehdit edici boyutlara ulaşabileceği tespit edilmiştir. Çalışma, Türkiye ekonomisinin 2000 sonrası dönemde elde ettiği makroekonomik kazanımların sürdürülebilirliği için para politikalarının dikkatle yönetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu araştırma, Türkiye örneği üzerinden, gelişmekte olan ülkelerde para politikalarının makroekonomik dengeler üzerindeki kritik rolünü ortaya koymakta ve bu politikaların uzun vadeli etkileri hakkında önemli çıkarımlar sağlamaktadır.

Selami Ay
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru ilişkisi

Adaptasyon esnekliği geniş olan ayçiçeği tohumu üretimi Türkiye'de birçok bölgede kolaylıkla yapılmasına rağmen iç talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılanmasına neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru arasındaki ilişki ele alınarak, döviz kuru değişimlerinin ayçiçeği dış ticareti üzerindeki etkileri irdelenmiştir. 2004–2023 dönemi yıllık ayçiçeği ihracat ve ithalat verilerine göre, ayçiçeği tohumu ithalatı ortalama 376 milyon dolar düzeyindeyken, ihracat ortalama 98 milyon dolar civarında kalmaktadır. Ham ayçiçek yağı ithalatı ise ortalama 677 milyon dolar olup, ihracat ortalaması 8 milyon dolar civarındadır. Bu veriler, Türkiye'nin özellikle ham yağda yüksek düzeyde dışa bağımlı olduğunu ve döviz kurlarındaki değişimlere karşı hassas bir ticaret yapısı taşıdığını göstermektedir. Bu çalışmada, TÜİK ve TCMB verilerinden derlenerek hazırlanan Türkiye ayçiçeği tohumu, ham ayçiçek yağı dış ticareti ve döviz kuruna ilişkin Ocak 2017 Aralık 2023 zaman aralığına ait aylık veriler ARDL-Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre uzun dönemde döviz kurundaki %1'lik bir artış, ayçiçeği tohumu ihracatını yaklaşık %0,32 oranında artırmakta olup kısa dönemde yaşanacak bir sapmanın bir sonraki dönemde yaklaşık %92 oranında dengeye geleceği saptanmıştır. Ham yağ ithalatında ise uzun dönemde bir birimlik artışın ithalatı yaklaşık 0,70 birimlik artıracağı sonucuna varılmıştır. Kısa dönemde bir önceki dönemden sapmanın etkisinin %39 oranda bir sonraki dönemde giderildiği görülmektedir. Genel olarak, döviz kurundaki değişimlerin dış ticareti hem kısa hem uzun vadede etkilediği ve bu nedenle üretimin artırılmasının, dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesinin önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cem Senyelli
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru ilişkisi

Adaptasyon esnekliği geniş olan ayçiçeği tohumu üretimi Türkiye'de birçok bölgede kolaylıkla yapılmasına rağmen iç talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılanmasına neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru arasındaki ilişki ele alınarak, döviz kuru değişimlerinin ayçiçeği dış ticareti üzerindeki etkileri irdelenmiştir. 2004–2023 dönemi yıllık ayçiçeği ihracat ve ithalat verilerine göre, ayçiçeği tohumu ithalatı ortalama 376 milyon dolar düzeyindeyken, ihracat ortalama 98 milyon dolar civarında kalmaktadır. Ham ayçiçek yağı ithalatı ise ortalama 677 milyon dolar olup, ihracat ortalaması 8 milyon dolar civarındadır. Bu veriler, Türkiye'nin özellikle ham yağda yüksek düzeyde dışa bağımlı olduğunu ve döviz kurlarındaki değişimlere karşı hassas bir ticaret yapısı taşıdığını göstermektedir. Bu çalışmada, TÜİK ve TCMB verilerinden derlenerek hazırlanan Türkiye ayçiçeği tohumu, ham ayçiçek yağı dış ticareti ve döviz kuruna ilişkin Ocak 2017 Aralık 2023 zaman aralığına ait aylık veriler ARDL-Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre uzun dönemde döviz kurundaki %1'lik bir artış, ayçiçeği tohumu ihracatını yaklaşık %0,32 oranında artırmakta olup kısa dönemde yaşanacak bir sapmanın bir sonraki dönemde yaklaşık %92 oranında dengeye geleceği saptanmıştır. Ham yağ ithalatında ise uzun dönemde bir birimlik artışın ithalatı yaklaşık 0,70 birimlik artıracağı sonucuna varılmıştır. Kısa dönemde bir önceki dönemden sapmanın etkisinin %39 oranda bir sonraki dönemde giderildiği görülmektedir. Genel olarak, döviz kurundaki değişimlerin dış ticareti hem kısa hem uzun vadede etkilediği ve bu nedenle üretimin artırılmasının, dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesinin önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cem Senyelli
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru ilişkisi

Adaptasyon esnekliği geniş olan ayçiçeği tohumu üretimi Türkiye'de birçok bölgede kolaylıkla yapılmasına rağmen iç talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu durum, ayçiçeği tohumu ve ham yağ ihtiyacının büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılanmasına neden olmaktadır. Çalışmada, Türkiye'nin ayçiçeği dış ticareti ile döviz kuru arasındaki ilişki ele alınarak, döviz kuru değişimlerinin ayçiçeği dış ticareti üzerindeki etkileri irdelenmiştir. 2004–2023 dönemi yıllık ayçiçeği ihracat ve ithalat verilerine göre, ayçiçeği tohumu ithalatı ortalama 376 milyon dolar düzeyindeyken, ihracat ortalama 98 milyon dolar civarında kalmaktadır. Ham ayçiçek yağı ithalatı ise ortalama 677 milyon dolar olup, ihracat ortalaması 8 milyon dolar civarındadır. Bu veriler, Türkiye'nin özellikle ham yağda yüksek düzeyde dışa bağımlı olduğunu ve döviz kurlarındaki değişimlere karşı hassas bir ticaret yapısı taşıdığını göstermektedir. Bu çalışmada, TÜİK ve TCMB verilerinden derlenerek hazırlanan Türkiye ayçiçeği tohumu, ham ayçiçek yağı dış ticareti ve döviz kuruna ilişkin Ocak 2017 Aralık 2023 zaman aralığına ait aylık veriler ARDL-Sınır Testi ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre uzun dönemde döviz kurundaki %1'lik bir artış, ayçiçeği tohumu ihracatını yaklaşık %0,32 oranında artırmakta olup kısa dönemde yaşanacak bir sapmanın bir sonraki dönemde yaklaşık %92 oranında dengeye geleceği saptanmıştır. Ham yağ ithalatında ise uzun dönemde bir birimlik artışın ithalatı yaklaşık 0,70 birimlik artıracağı sonucuna varılmıştır. Kısa dönemde bir önceki dönemden sapmanın etkisinin %39 oranda bir sonraki dönemde giderildiği görülmektedir. Genel olarak, döviz kurundaki değişimlerin dış ticareti hem kısa hem uzun vadede etkilediği ve bu nedenle üretimin artırılmasının, dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik politikaların geliştirilmesinin önem arz ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Cem Senyelli
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin incelenmesinde kullanılan modeller üzerine bir deneme: Türkiye örneği

1990'lı yıllar itibariyle küresel düzeyde meydana gelen ekonomik krizlerdeki belirgin artışın gözlemlenmesi durumu söz konusu olmakla birlikte, özellikle ekonomik krizlerin temelinde yer almakta olan sebeplerin açıklanabilmesi amacıyla çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu noktada, literatürde yapılan çalışmalar, meydana gelen ekonomik krizler sonucunda finansal sektörün kırılganlığının tespit edilebilmesi veyahut makroekonomik şoklar neticesinde ekonominin etkilenme derecesinin belirlenebilmesi için çeşitli makroekonomik göstergelerin açıklanabilmesi üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla ilgili çalışmada, ekonomik krizlerin açıklanmasında literatürde yer alan kriz modellerinin metodolojik altyapılarının incelenmesinin yanı sıra ekonomik krizler için literatürde yapılan ampirik çalışmaların irdelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle, tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen ekonomik krizler için çeşitli makroekonomik ve finansal göstergelerin performanslarının literatürde yer alan çalışmaların perspektifinden sunulması açısından 'Ekonomik Krizlerin İncelenmesinde Kullanılan Modeller Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği' adlı çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Son olarak, ekonomik kriz dönemlerinin incelenmesinde standart yaklaşımlardan olan 'Sinyal Yaklaşımı' ve 'Probit Model Yöntemi' ile yapılan çalışmaların incelenmesi tercih edilmiştir. Bunun yerine ilgili modellerden farklı olarak, 'Markov Değişim Modeli' ve 'Yapay Sinir Ağları' gibi yöntemlerin 'Probit Model Yöntemi' ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesinin daha önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.

Ekonomik krizEkonomik modellerLogit modeli+2
Kaan Doğan
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin incelenmesinde kullanılan modeller üzerine bir deneme: Türkiye örneği

1990'lı yıllar itibariyle küresel düzeyde meydana gelen ekonomik krizlerdeki belirgin artışın gözlemlenmesi durumu söz konusu olmakla birlikte, özellikle ekonomik krizlerin temelinde yer almakta olan sebeplerin açıklanabilmesi amacıyla çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu noktada, literatürde yapılan çalışmalar, meydana gelen ekonomik krizler sonucunda finansal sektörün kırılganlığının tespit edilebilmesi veyahut makroekonomik şoklar neticesinde ekonominin etkilenme derecesinin belirlenebilmesi için çeşitli makroekonomik göstergelerin açıklanabilmesi üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla ilgili çalışmada, ekonomik krizlerin açıklanmasında literatürde yer alan kriz modellerinin metodolojik altyapılarının incelenmesinin yanı sıra ekonomik krizler için literatürde yapılan ampirik çalışmaların irdelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle, tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen ekonomik krizler için çeşitli makroekonomik ve finansal göstergelerin performanslarının literatürde yer alan çalışmaların perspektifinden sunulması açısından 'Ekonomik Krizlerin İncelenmesinde Kullanılan Modeller Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği' adlı çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Son olarak, ekonomik kriz dönemlerinin incelenmesinde standart yaklaşımlardan olan 'Sinyal Yaklaşımı' ve 'Probit Model Yöntemi' ile yapılan çalışmaların incelenmesi tercih edilmiştir. Bunun yerine ilgili modellerden farklı olarak, 'Markov Değişim Modeli' ve 'Yapay Sinir Ağları' gibi yöntemlerin 'Probit Model Yöntemi' ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesinin daha önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.

Ekonomik krizEkonomik modellerLogit modeli+2
Kaan Doğan
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ekonomik krizlerin incelenmesinde kullanılan modeller üzerine bir deneme: Türkiye örneği

1990'lı yıllar itibariyle küresel düzeyde meydana gelen ekonomik krizlerdeki belirgin artışın gözlemlenmesi durumu söz konusu olmakla birlikte, özellikle ekonomik krizlerin temelinde yer almakta olan sebeplerin açıklanabilmesi amacıyla çeşitli modeller geliştirilmiştir. Bu noktada, literatürde yapılan çalışmalar, meydana gelen ekonomik krizler sonucunda finansal sektörün kırılganlığının tespit edilebilmesi veyahut makroekonomik şoklar neticesinde ekonominin etkilenme derecesinin belirlenebilmesi için çeşitli makroekonomik göstergelerin açıklanabilmesi üzerine odaklanmıştır. Dolayısıyla ilgili çalışmada, ekonomik krizlerin açıklanmasında literatürde yer alan kriz modellerinin metodolojik altyapılarının incelenmesinin yanı sıra ekonomik krizler için literatürde yapılan ampirik çalışmaların irdelenmesi sağlanmıştır. Böylelikle, tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen ekonomik krizler için çeşitli makroekonomik ve finansal göstergelerin performanslarının literatürde yer alan çalışmaların perspektifinden sunulması açısından 'Ekonomik Krizlerin İncelenmesinde Kullanılan Modeller Üzerine Bir Deneme: Türkiye Örneği' adlı çalışmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Son olarak, ekonomik kriz dönemlerinin incelenmesinde standart yaklaşımlardan olan 'Sinyal Yaklaşımı' ve 'Probit Model Yöntemi' ile yapılan çalışmaların incelenmesi tercih edilmiştir. Bunun yerine ilgili modellerden farklı olarak, 'Markov Değişim Modeli' ve 'Yapay Sinir Ağları' gibi yöntemlerin 'Probit Model Yöntemi' ile karşılaştırmalı olarak analiz edilmesinin daha önemli bulgular sağlayacağı düşünülmektedir.

Ekonomik krizEkonomik modellerLogit modeli+2
Kaan Doğan
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği

Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası

Yabancı sermaye yatırımlarıYabancı yatırımlarİstihdam+2
Mükrem Şaban
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji tüketimi ile seçili makroekonomik göstergelerin analizi: Türkiye örneği

Enerji, ülke ekonomilerinin sürdürebilirliği için temel taşıyıcılardandır. Dünyada enerji tüketimi nüfuz artımı, ülkelerin gelişimi ve diğer faktörlerden dolayı giderek artmaktadır. Artan tüketimin karşılanması için ülkeler gerekli enerji yatırımlarına önem vermelidir. Bu tezde dünyanın genel enerji sistemi, enerji politikaları ve enerji yatırımları gözden geçirilerek ekonomik büyümeği etkileyen diğer makroekonomik faktörlerle olan ilişkileri üzerine yapılan çalışmaları incelemek, bunun yanı sıra ülkemiz için bu tür bir çalışmanın uyumlu olup olmadığını test etmek amaçlanmıştır. Tezde ülkemizin enerji tüketimi, enflasyon (TÜFE) ve ekonomik büyüme göstergesi olan GSYİH gibi makroekonomik göstergeler arasındaki ilişkinin analizi yapılmaktadır.

Enerji tüketimi
Aygun Muradova
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği

Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası

Yabancı sermaye yatırımlarıYabancı yatırımlarİstihdam+2
Mükrem Şaban
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği

Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası

Yabancı sermaye yatırımlarıYabancı yatırımlarİstihdam+2
Mükrem Şaban
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors