Theses supervised by Prof. Dr. Aylin Gürbüz
18 theses · Trakya University
Çoklu zeka kuramının ortaokul görsel sanatlar dersinde uygulanmasına yönelik öğretmen yeterliliklerinin belirlenmesi
ÖZET Bu çalışmanın amacı, ortaokullarda görsel sanatlar dersi öğretmenlerine Çoklu Zeka Kuramı'nı tanıtmak ve kuramı nasıl kullanmasıyla ilgili bilgi sağlamaktır. Aynı zamanda öğretmenlerin kurama ilişkin yeterliliklerini en üst seviyeye çıkarmak ve öğrencilerle ilgili etkinliklerde, kullanılması hedeflenen çalışmalarda yardımcı olmaktır. Araştırmanın bulgularına göre Çoklu Zeka Kuramı Temelli Öğretimin öğretmenlerin kendi alanlarına olan katkısını arttırması ve öğrencilerin akademik başarılarını, derse karşı ilgilerini ve derse devamlarını arttıracağı düşünülmektedir. Görsel sanatlar öğretmenleri Çoklu Zeka Kuramı'nı derslerinde kullanarak dersin verimli ve etkin kullanımını sağlayacaklardır. Öğretmenler görsel sanatlar eğitimi dersinde ÇZK' nı kullanırken birçok becerinin ortaya çıktığını düşünmektedirler. Bu beceriler; yaratıcı düşünme becerisi, gözlem becerisi, araştırma becerisi, sosyal ve kültürel katılım becerisi, girişimcilik becerisi, eleştirel düşünme becerisi, işbirliği vb gibi… Ortaya çıkan becerilerde bazı zeka alanları aktif bir şekilde rol almaktadır. Öğrencilerde birden fazla zeka alanı aynı anda görülmektedir. Öğretmenlerin Çoklu Zeka Kuramı ile ilgili görüşlerinin alınmasıyla elde edilen sonuçlar doğrultusunda, derslerde öğrenciler için daha etkili etkinliklerin uygulanacağı ve derslerin daha aktif geçeceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Çoklu Zeka Kuramı, Görsel Sanatlar, Görsel Sanatlar Eğitimi, Çoklu Zeka Etkinlikleri.
Orta düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin aile konulu çizimleri ve aile ilişkilerinin incelenmesi
Tezin Adı: Orta Düzey Zihinsel Yetersizliği Olan Öğrencilerin Aile Konulu Çizimleri ve Aile İlişkilerinin İncelenmesi Yazar Adı: Burak YÜKSEL ÖZET Bu araştırmada orta düzeyde zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin aile ilişkilerini, Aile Çiz Testi ve Çocuk- Anababa İlişki Ölçeği ile incelemek amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden zenginleştirilmiş desen kullanılmıştır. Çalışma grubu ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışmaya Tokat - Erbaa ilçesinde Erbaa Özel Eğitim Uygulama Okulu'nda eğitim öğretime devam eden 30 öğrenci ve velileri katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Aile Çiz Testi İnceleme Formu ve Çocuk – Anababa İlişki Ölçeği kullanılmıştır. Aile Çiz Testi 30 öğrenciye bir ay arayla iki defa uygulanmıştır. Çocuk resimlerinde yer alan detaylar incelenip Aile Çiz Testi İnceleme Formu oluşturulmuş ve bu doğrultuda kodlanmıştır. Bu süreç içerisinde çalışmaya katılan öğrencilerin ebeveynleriyle de Çocuk Anababa İlişki Ölçeği uygulanmıştır. Aile Çiz testi İnceleme Formu ve Çocuk anababa ilişki ölçeğinden elde edilen veriler IBM SPSS Statistics 25 paket programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda orta düzey zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin aile konulu çizimlerinde yer alan detaylar ile çocuk anababa ilişki ölçeğinden elde edilen veriler arasında istatistiki bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Zihinsel Yetersizlik, Aile Çizimi, Çocuk Resimleri
Yunanistan'da engelli ve/veya özel eğitim gereksinimi olan çocuğa sahip anne-babaların yaşam kalitesi ve umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi
Bu tez, Yunanistan'da engelli ve/veya özel eğitim gereksinimi olan çocuklara sahip anne ve babaların yaşam kalitesi ve umutsuzluk düzeylerini incelemektedir. Araştırmanın amacı, bu ailelerin yaşam kalitesini belirleyen faktörleri ve bu faktörlerin umutsuzluk düzeyleri ile olan ilişkisini ortaya koymaktır. Bu bağlamda araştırma nicel araştırma yöntemlerinden birisi olan genel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiş ve Yunanistan'da yaşayan 297 engelli ve/veya özel eğitim gereksinimi olan çocuğa sahip anne-babadan veri toplanmıştır. Veri toplama araçları olarak "Bireysel Bilgi Formu", "Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Ölçeği Kısa Formu" (WHOQOL-Bref) ve "Beck Umutsuzluk Ölçeği" (BUÖ) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, engelli ve/veya özel eğitim gereksinimi olan çocuğa sahip anne ve babaların yaşam kalitesi ortalamanın üzerinde, umutsuzluk düzeyleri ise hafif düzeydedir. Annelerin ve babaların yaşam kaliteleri arasında anlamlı bir fark bulunmazken, annelerin umutsuzluk düzeylerinin babalara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Yaşam kalitesi ve umutsuzluk düzeyleri, ebeveynlerin yaşı, eğitim durumu, iş durumu, gelir düzeyi ve çocuklarının engel derecesine göre değişiklik göstermektedir. Özellikle eğitim seviyesi arttıkça yaşam kalitesi artmakta ve umutsuzluk düzeyleri azalmaktadır. Bu bulgular, ebeveynlerin yaşam kalitelerini artıracak ve umutsuzluk düzeylerini azaltacak müdahalelerin önemini vurgulamaktadır. Ebeveynlerin yaşam kalitesi ile umutsuzluk düzeyleri arasında negatif bir ilişki bulunmuş, yaşam kalitesi arttıkça umutsuzluk düzeylerinin düştüğü gözlemlenmiştir. Bu nedenle, ebeveynlerin yaşam kalitesini artıracak destek programlarının geliştirilmesi önerilmektedir.
İlköğretim öğrencilerinin mekân resimlerinde yer alan geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin mekân resimlerinde kullandıkları geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisini incelemektedir. İstanbul'da gerçekleştirilen çalışmada, öğrencilere mekân resmi çizdirilmiş ve kullanılan geometrik formların ifade şekilleri analiz edilmiştir. Araştırma, öğrencilerin resimlerinde sıkça kare, dikdörtgen ve daire gibi temel geometrik şekilleri kullandığını ortaya koymuştur. Bu şekiller, çocukların mekân algılarını basitleştirip somutlaştırmakta önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, geometrik şekillerin öğrencilerin sanatsal ifade yetenekleri ve mekân algıları üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerin sanatsal gelişimini desteklemek amacıyla geometrik şekillerin kullanımını teşvik eden aktiviteler düzenlemeleri önerilmektedir. Sanat eğitiminde geometrik biçimlerin öneminin vurgulanması ve gelecekte farklı yaş grupları ile eğitim düzeylerinde daha detaylı araştırmalar yapılması gerektiği belirtilmektedir.
İlköğretim öğrencilerinin mekân resimlerinde yer alan geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin mekân resimlerinde kullandıkları geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisini incelemektedir. İstanbul'da gerçekleştirilen çalışmada, öğrencilere mekân resmi çizdirilmiş ve kullanılan geometrik formların ifade şekilleri analiz edilmiştir. Araştırma, öğrencilerin resimlerinde sıkça kare, dikdörtgen ve daire gibi temel geometrik şekilleri kullandığını ortaya koymuştur. Bu şekiller, çocukların mekân algılarını basitleştirip somutlaştırmakta önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, geometrik şekillerin öğrencilerin sanatsal ifade yetenekleri ve mekân algıları üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerin sanatsal gelişimini desteklemek amacıyla geometrik şekillerin kullanımını teşvik eden aktiviteler düzenlemeleri önerilmektedir. Sanat eğitiminde geometrik biçimlerin öneminin vurgulanması ve gelecekte farklı yaş grupları ile eğitim düzeylerinde daha detaylı araştırmalar yapılması gerektiği belirtilmektedir.
İlköğretim öğrencilerinin mekân resimlerinde yer alan geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim 4. ve 5. sınıf öğrencilerinin mekân resimlerinde kullandıkları geometrik biçimlerin ifade şekillerine etkisini incelemektedir. İstanbul'da gerçekleştirilen çalışmada, öğrencilere mekân resmi çizdirilmiş ve kullanılan geometrik formların ifade şekilleri analiz edilmiştir. Araştırma, öğrencilerin resimlerinde sıkça kare, dikdörtgen ve daire gibi temel geometrik şekilleri kullandığını ortaya koymuştur. Bu şekiller, çocukların mekân algılarını basitleştirip somutlaştırmakta önemli bir rol oynamaktadır. Sonuçlar, geometrik şekillerin öğrencilerin sanatsal ifade yetenekleri ve mekân algıları üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Eğitimcilerin, öğrencilerin sanatsal gelişimini desteklemek amacıyla geometrik şekillerin kullanımını teşvik eden aktiviteler düzenlemeleri önerilmektedir. Sanat eğitiminde geometrik biçimlerin öneminin vurgulanması ve gelecekte farklı yaş grupları ile eğitim düzeylerinde daha detaylı araştırmalar yapılması gerektiği belirtilmektedir.
Yunan Mitolojisi ve yeni çağ resim sanatındaki yeri
Bu araştırmanın amacı; Yunan Mitolojisi ana karakterlerini tanımlamak ve resim sanatında çalışmalar yapan sanatçılar için Yunan Mitolojisi ve karakterlerinin resim sanatı üzerindeki etkilerini sunmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmanın önemi ve amacından bahsedilmiş, ikinci bölümünde Yunan Mitolojisi ve Yunan mitolojisinde bulunan ana karakterler tanıtılmış üçüncü bölümünde ise Yunan Mitolojisi ve bu mitolojide var olan karakter ve hikayelerin Yeni Çağ resim sanatındaki düşüncesel ve teknik açıdan yansımaları anlatılmıştır. Sonuç olarak Yeni Çağ resim sanatında Yunan Mitolojisindeki karakterler bağlamında daha çok işlenen ve azınlıkta kalan karakter olgusu ile karşılaşılmıştır. Tanrılar arasında Zeus, Aphrodite gibi karakterler öne çıkarken, Hades gibi hikaye bakımından zengin olmayan karakterler resim sanatında diğerlerine oranla daha az işlenmiştir. Aynı durum titanlar, kahramanlar ve yaratıklarda da görülmektedir. Titanlarda Kronos ve Prometheus, kahramanlarda Pandora, Akhilleus, Herakles, yaratıklarda Medusa, Kentourlar, Satirler ön planda olup resimlerde fazlaca işlenen karakterlerdendir.
Yunan Mitolojisi ve yeni çağ resim sanatındaki yeri
Bu araştırmanın amacı; Yunan Mitolojisi ana karakterlerini tanımlamak ve resim sanatında çalışmalar yapan sanatçılar için Yunan Mitolojisi ve karakterlerinin resim sanatı üzerindeki etkilerini sunmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmanın önemi ve amacından bahsedilmiş, ikinci bölümünde Yunan Mitolojisi ve Yunan mitolojisinde bulunan ana karakterler tanıtılmış üçüncü bölümünde ise Yunan Mitolojisi ve bu mitolojide var olan karakter ve hikayelerin Yeni Çağ resim sanatındaki düşüncesel ve teknik açıdan yansımaları anlatılmıştır. Sonuç olarak Yeni Çağ resim sanatında Yunan Mitolojisindeki karakterler bağlamında daha çok işlenen ve azınlıkta kalan karakter olgusu ile karşılaşılmıştır. Tanrılar arasında Zeus, Aphrodite gibi karakterler öne çıkarken, Hades gibi hikaye bakımından zengin olmayan karakterler resim sanatında diğerlerine oranla daha az işlenmiştir. Aynı durum titanlar, kahramanlar ve yaratıklarda da görülmektedir. Titanlarda Kronos ve Prometheus, kahramanlarda Pandora, Akhilleus, Herakles, yaratıklarda Medusa, Kentourlar, Satirler ön planda olup resimlerde fazlaca işlenen karakterlerdendir.
Yunan Mitolojisi ve yeni çağ resim sanatındaki yeri
Bu araştırmanın amacı; Yunan Mitolojisi ana karakterlerini tanımlamak ve resim sanatında çalışmalar yapan sanatçılar için Yunan Mitolojisi ve karakterlerinin resim sanatı üzerindeki etkilerini sunmaktır. Araştırmanın ilk bölümünde araştırmanın önemi ve amacından bahsedilmiş, ikinci bölümünde Yunan Mitolojisi ve Yunan mitolojisinde bulunan ana karakterler tanıtılmış üçüncü bölümünde ise Yunan Mitolojisi ve bu mitolojide var olan karakter ve hikayelerin Yeni Çağ resim sanatındaki düşüncesel ve teknik açıdan yansımaları anlatılmıştır. Sonuç olarak Yeni Çağ resim sanatında Yunan Mitolojisindeki karakterler bağlamında daha çok işlenen ve azınlıkta kalan karakter olgusu ile karşılaşılmıştır. Tanrılar arasında Zeus, Aphrodite gibi karakterler öne çıkarken, Hades gibi hikaye bakımından zengin olmayan karakterler resim sanatında diğerlerine oranla daha az işlenmiştir. Aynı durum titanlar, kahramanlar ve yaratıklarda da görülmektedir. Titanlarda Kronos ve Prometheus, kahramanlarda Pandora, Akhilleus, Herakles, yaratıklarda Medusa, Kentourlar, Satirler ön planda olup resimlerde fazlaca işlenen karakterlerdendir.
Aile içi ilişkilerin modern sanatçıların resimlerine etkisi
Bu çalışma, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin sanatlarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamaktadır. Özellikle, olumsuz aile ilişkileri içinde büyümüş sanatçıların eserlerinde "bağlanma" temasının estetik yansımalarını keşfetmek hedeflenmiştir. Sanatçının kişisel bağlanma stillerinin eserlerin yapısal özelliklerine, renk ve ritim tercihlerine, nesnesel anlatımlarına ve malzeme kullanımlarına nasıl yansıdığını incelemek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, Arshile Gorky, Fikret Mualla, Jackson Pollock ve Yayoi Kusama gibi modern sanatın öncü isimlerinin yaşam öykülerini, bu sanatçıların kendi ifadelerini yansıtan yazılarını, aforizmalarını, bilimsel makalelerini ve sınırlandırılmış sanat eserlerinin görsellerini incelemiştir. Olumsuz aile ilişkilerinin sanatçıların eserlerine nasıl yansıdığını anlamak amacıyla bu sanatçıların belirli eserleri incelenmiştir. Veriler, bu sanatçıların eserlerindeki tematik öğeler, kullanılan renklerin duygusal tonu, biçimlerin form bulurken sergilediği tekniksel dinamizm ve doğaçlama gibi unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Bu araştırma, sanatçıların eserlerinde sıklıkla tekrar eden motifler, semboller veya figürler aracılığıyla çocukluk yaşantılarının ve travmatik ilişkilerinin dolaylı bir şekilde görselleştirildiğini ortaya koymuştur. Sanatçıların kişisel zorluklarını ve ben olma yolundaki adımlarını sanatsal yaratıcılıkla aştıklarını ve negatif gibi görünen problemleri olumlu bir şekilde yansıttıklarını göstermektedir. Bağlanma teorisiyle sanat eserlerinin estetik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi, sanatçıların kişisel deneyimlerinin sanatsal ifadelerine nasıl yansıdığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Araştırma sonuçları, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin eserlerine estetik olarak nasıl yansıdığını belirginleştirmiş ve bağlanma teorisinin sanatın anlaşılmasında ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermiştir.
Aile içi ilişkilerin modern sanatçıların resimlerine etkisi
Bu çalışma, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin sanatlarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamaktadır. Özellikle, olumsuz aile ilişkileri içinde büyümüş sanatçıların eserlerinde "bağlanma" temasının estetik yansımalarını keşfetmek hedeflenmiştir. Sanatçının kişisel bağlanma stillerinin eserlerin yapısal özelliklerine, renk ve ritim tercihlerine, nesnesel anlatımlarına ve malzeme kullanımlarına nasıl yansıdığını incelemek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, Arshile Gorky, Fikret Mualla, Jackson Pollock ve Yayoi Kusama gibi modern sanatın öncü isimlerinin yaşam öykülerini, bu sanatçıların kendi ifadelerini yansıtan yazılarını, aforizmalarını, bilimsel makalelerini ve sınırlandırılmış sanat eserlerinin görsellerini incelemiştir. Olumsuz aile ilişkilerinin sanatçıların eserlerine nasıl yansıdığını anlamak amacıyla bu sanatçıların belirli eserleri incelenmiştir. Veriler, bu sanatçıların eserlerindeki tematik öğeler, kullanılan renklerin duygusal tonu, biçimlerin form bulurken sergilediği tekniksel dinamizm ve doğaçlama gibi unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Bu araştırma, sanatçıların eserlerinde sıklıkla tekrar eden motifler, semboller veya figürler aracılığıyla çocukluk yaşantılarının ve travmatik ilişkilerinin dolaylı bir şekilde görselleştirildiğini ortaya koymuştur. Sanatçıların kişisel zorluklarını ve ben olma yolundaki adımlarını sanatsal yaratıcılıkla aştıklarını ve negatif gibi görünen problemleri olumlu bir şekilde yansıttıklarını göstermektedir. Bağlanma teorisiyle sanat eserlerinin estetik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi, sanatçıların kişisel deneyimlerinin sanatsal ifadelerine nasıl yansıdığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Araştırma sonuçları, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin eserlerine estetik olarak nasıl yansıdığını belirginleştirmiş ve bağlanma teorisinin sanatın anlaşılmasında ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermiştir.
Aile içi ilişkilerin modern sanatçıların resimlerine etkisi
Bu çalışma, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin sanatlarına nasıl yansıdığını araştırmayı amaçlamaktadır. Özellikle, olumsuz aile ilişkileri içinde büyümüş sanatçıların eserlerinde "bağlanma" temasının estetik yansımalarını keşfetmek hedeflenmiştir. Sanatçının kişisel bağlanma stillerinin eserlerin yapısal özelliklerine, renk ve ritim tercihlerine, nesnesel anlatımlarına ve malzeme kullanımlarına nasıl yansıdığını incelemek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, Arshile Gorky, Fikret Mualla, Jackson Pollock ve Yayoi Kusama gibi modern sanatın öncü isimlerinin yaşam öykülerini, bu sanatçıların kendi ifadelerini yansıtan yazılarını, aforizmalarını, bilimsel makalelerini ve sınırlandırılmış sanat eserlerinin görsellerini incelemiştir. Olumsuz aile ilişkilerinin sanatçıların eserlerine nasıl yansıdığını anlamak amacıyla bu sanatçıların belirli eserleri incelenmiştir. Veriler, bu sanatçıların eserlerindeki tematik öğeler, kullanılan renklerin duygusal tonu, biçimlerin form bulurken sergilediği tekniksel dinamizm ve doğaçlama gibi unsurlar üzerinden analiz edilmiştir. Bu araştırma, sanatçıların eserlerinde sıklıkla tekrar eden motifler, semboller veya figürler aracılığıyla çocukluk yaşantılarının ve travmatik ilişkilerinin dolaylı bir şekilde görselleştirildiğini ortaya koymuştur. Sanatçıların kişisel zorluklarını ve ben olma yolundaki adımlarını sanatsal yaratıcılıkla aştıklarını ve negatif gibi görünen problemleri olumlu bir şekilde yansıttıklarını göstermektedir. Bağlanma teorisiyle sanat eserlerinin estetik ve yapısal özelliklerinin analiz edilmesi, sanatçıların kişisel deneyimlerinin sanatsal ifadelerine nasıl yansıdığını anlamamıza yardımcı olmuştur. Araştırma sonuçları, modern resim sanatçılarının aile içi ilişkilerinin eserlerine estetik olarak nasıl yansıdığını belirginleştirmiş ve bağlanma teorisinin sanatın anlaşılmasında ne kadar kritik bir rol oynadığını göstermiştir.
Görsel sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş çocukların çizgisel gelişim aşamalarının incelenmesi
Çocuklar duyu organları ile algıladıkları dünyayı resimlerinde yansıtırlar. Fakat çocukların resimlerinde sadece yaşadıkları çevre yer almaz. Resim çocukların duygularında yansımasıdır. Çocuk resim analizi çocuğun dünyasına acılan bir kapı olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda çocuk resim analizi çocuğu tanımada büyük önem taşıdığı söylenebilir. Alan yazımı incelendiğinde çeşitli araştırmalar bulunmakla birlikte Görsel Sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş öğrencilerin çizgisel gelişim aşamalarının belirlenmesinin amaçlandığı bir çalışma bulunamamıştır. Bu bağlamda Görsel Sanatlar alanında üstün yetenek tanısı konulmuş çocukların yaş itibariyle içinde bulundukları çizgisel gelişim özelliklerini ne derecede gösterdiğini bulmak üzere 8-12 yaş grubu 54 öğrencinin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik çalışmanın değerlendirilmesi araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni Marmara bölgesinin batısında bir ilde bulunan Bilim Sanat Merkezi, örneklemi ise bu kurumda eğitim öğretim gören Görsel Sanatlar Alanında üstün yetenekli olarak tanılı 8-12 yaşları arasındaki 54 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilerin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik özgün çalışmaları analiz edilmiştir. Resimler Lowenfeld'ın çizgisel gelişim evreleri tablosundan yola çıkarak renk, mekân ve çizgisel gelişim evresi yönünden analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çalışmaları incelenmiş ve araştırmanın konusunu oluşturan 'Taşın Hayallerime Yansıması' isimli resimlerinin çizgisel gelişim basamağı, mekân ve renk bağlamında derinlemesine analiz edilmiştir. Yine bu bağlamda öğrencinin duygu durumu ile ilgili yorumlamalara yer verilmiştir.
Görsel sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş çocukların çizgisel gelişim aşamalarının incelenmesi
Çocuklar duyu organları ile algıladıkları dünyayı resimlerinde yansıtırlar. Fakat çocukların resimlerinde sadece yaşadıkları çevre yer almaz. Resim çocukların duygularında yansımasıdır. Çocuk resim analizi çocuğun dünyasına acılan bir kapı olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda çocuk resim analizi çocuğu tanımada büyük önem taşıdığı söylenebilir. Alan yazımı incelendiğinde çeşitli araştırmalar bulunmakla birlikte Görsel Sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş öğrencilerin çizgisel gelişim aşamalarının belirlenmesinin amaçlandığı bir çalışma bulunamamıştır. Bu bağlamda Görsel Sanatlar alanında üstün yetenek tanısı konulmuş çocukların yaş itibariyle içinde bulundukları çizgisel gelişim özelliklerini ne derecede gösterdiğini bulmak üzere 8-12 yaş grubu 54 öğrencinin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik çalışmanın değerlendirilmesi araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni Marmara bölgesinin batısında bir ilde bulunan Bilim Sanat Merkezi, örneklemi ise bu kurumda eğitim öğretim gören Görsel Sanatlar Alanında üstün yetenekli olarak tanılı 8-12 yaşları arasındaki 54 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilerin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik özgün çalışmaları analiz edilmiştir. Resimler Lowenfeld'ın çizgisel gelişim evreleri tablosundan yola çıkarak renk, mekân ve çizgisel gelişim evresi yönünden analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çalışmaları incelenmiş ve araştırmanın konusunu oluşturan 'Taşın Hayallerime Yansıması' isimli resimlerinin çizgisel gelişim basamağı, mekân ve renk bağlamında derinlemesine analiz edilmiştir. Yine bu bağlamda öğrencinin duygu durumu ile ilgili yorumlamalara yer verilmiştir.
Görsel sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş çocukların çizgisel gelişim aşamalarının incelenmesi
Çocuklar duyu organları ile algıladıkları dünyayı resimlerinde yansıtırlar. Fakat çocukların resimlerinde sadece yaşadıkları çevre yer almaz. Resim çocukların duygularında yansımasıdır. Çocuk resim analizi çocuğun dünyasına acılan bir kapı olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda çocuk resim analizi çocuğu tanımada büyük önem taşıdığı söylenebilir. Alan yazımı incelendiğinde çeşitli araştırmalar bulunmakla birlikte Görsel Sanatlar alanında üstün yetenekli tanısı konulmuş öğrencilerin çizgisel gelişim aşamalarının belirlenmesinin amaçlandığı bir çalışma bulunamamıştır. Bu bağlamda Görsel Sanatlar alanında üstün yetenek tanısı konulmuş çocukların yaş itibariyle içinde bulundukları çizgisel gelişim özelliklerini ne derecede gösterdiğini bulmak üzere 8-12 yaş grubu 54 öğrencinin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik çalışmanın değerlendirilmesi araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni Marmara bölgesinin batısında bir ilde bulunan Bilim Sanat Merkezi, örneklemi ise bu kurumda eğitim öğretim gören Görsel Sanatlar Alanında üstün yetenekli olarak tanılı 8-12 yaşları arasındaki 54 öğrenciden oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında öğrencilerin doğada buldukları taşları kullanarak oluşturdukları karışık teknik özgün çalışmaları analiz edilmiştir. Resimler Lowenfeld'ın çizgisel gelişim evreleri tablosundan yola çıkarak renk, mekân ve çizgisel gelişim evresi yönünden analiz edilmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çalışmaları incelenmiş ve araştırmanın konusunu oluşturan 'Taşın Hayallerime Yansıması' isimli resimlerinin çizgisel gelişim basamağı, mekân ve renk bağlamında derinlemesine analiz edilmiştir. Yine bu bağlamda öğrencinin duygu durumu ile ilgili yorumlamalara yer verilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan çocuklarda etkinlik çizelgesi ile oyun öğretiminin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 60 - 72 aylık Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) çocukların etkinlik çizelgesi ile oyun düzeylerini belirlemek ve çocukların davranışlarını etkileyen etmenler hakkında annelerin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada seçkisiz atama yapılmadığından yarı deneysel bir çalışma yapılmış nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Çalışmaya 2 kız 4 erkek öğrenci katılmıştır. İstanbul ilinde Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitimine devam eden 6 çocuğun anneleriyle de görüşme yapılmış, oyun davranışları açıklanmaya çalışılmıştır. Annelere göre çocukların oyun davranışları ile test sonuçları karşılaştırılmıştır. Öğrencilerde tek başına işlevsel oyun oynayamama ön koşulu aranmıştır. Bütün çocuklara uygulamanın başında seviyelerini belirlemek için Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2-TV) testi uygulanmış ardından oyun becerilerini ölçmek için Oyun Davranış Ölçeği uygulanarak ön testleri alınmıştır. 3 deney 3 kontrol grubu olarak öğrenciler ayrılmış ve deneysel çalışma yürütülmeye başlanmıştır. Oyun davranışlarında istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca çocukların etkinlik çizelgeleriyle oyun öğretiminden sonra yapılan öğretim farklı ortam ve farklı araç-gereçlerle genellemesine ve oyun öğrenimin alt basamakları olan sosyal katılım, işlevsel oyun, işbirlikçilik, liderlikleri son testlerde ölçülmüş amaçların alt başlıklarına cevap aranmıştır. Sonuç olarak etkinlik çizelgesiyle yapılan öğretimin çocukların oyun davranışlarında anlamlı farklılıklara sebep olduğu görülmüştür. Uygulama sonrası oyun başlatabildikleri, sürdürebildikleri ve iş birliği içinde oyuna devam ettikleri görülmüştür. Etkinlik çizelgesi kullanılarak oyun oynama becerisi tüm öğrencilere 25 oturumda öğretilmiştir. Çocukların oyun türlerinde (fiziksel oyun, blok oyun, manipülatif oyun ve dramatik oyun) anlamlı fark olmadığı fakat oyunları evde de oynadıkları araştırma sonucunda belirtilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan çocuklarda etkinlik çizelgesi ile oyun öğretiminin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 60 - 72 aylık Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) çocukların etkinlik çizelgesi ile oyun düzeylerini belirlemek ve çocukların davranışlarını etkileyen etmenler hakkında annelerin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada seçkisiz atama yapılmadığından yarı deneysel bir çalışma yapılmış nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Çalışmaya 2 kız 4 erkek öğrenci katılmıştır. İstanbul ilinde Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitimine devam eden 6 çocuğun anneleriyle de görüşme yapılmış, oyun davranışları açıklanmaya çalışılmıştır. Annelere göre çocukların oyun davranışları ile test sonuçları karşılaştırılmıştır. Öğrencilerde tek başına işlevsel oyun oynayamama ön koşulu aranmıştır. Bütün çocuklara uygulamanın başında seviyelerini belirlemek için Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2-TV) testi uygulanmış ardından oyun becerilerini ölçmek için Oyun Davranış Ölçeği uygulanarak ön testleri alınmıştır. 3 deney 3 kontrol grubu olarak öğrenciler ayrılmış ve deneysel çalışma yürütülmeye başlanmıştır. Oyun davranışlarında istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca çocukların etkinlik çizelgeleriyle oyun öğretiminden sonra yapılan öğretim farklı ortam ve farklı araç-gereçlerle genellemesine ve oyun öğrenimin alt basamakları olan sosyal katılım, işlevsel oyun, işbirlikçilik, liderlikleri son testlerde ölçülmüş amaçların alt başlıklarına cevap aranmıştır. Sonuç olarak etkinlik çizelgesiyle yapılan öğretimin çocukların oyun davranışlarında anlamlı farklılıklara sebep olduğu görülmüştür. Uygulama sonrası oyun başlatabildikleri, sürdürebildikleri ve iş birliği içinde oyuna devam ettikleri görülmüştür. Etkinlik çizelgesi kullanılarak oyun oynama becerisi tüm öğrencilere 25 oturumda öğretilmiştir. Çocukların oyun türlerinde (fiziksel oyun, blok oyun, manipülatif oyun ve dramatik oyun) anlamlı fark olmadığı fakat oyunları evde de oynadıkları araştırma sonucunda belirtilmiştir.
Otizm spektrum bozukluğu tanısı olan çocuklarda etkinlik çizelgesi ile oyun öğretiminin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, 60 - 72 aylık Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) çocukların etkinlik çizelgesi ile oyun düzeylerini belirlemek ve çocukların davranışlarını etkileyen etmenler hakkında annelerin görüşlerini tespit etmektir. Araştırmada seçkisiz atama yapılmadığından yarı deneysel bir çalışma yapılmış nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı desen kullanılmıştır. Çalışmaya 2 kız 4 erkek öğrenci katılmıştır. İstanbul ilinde Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde eğitimine devam eden 6 çocuğun anneleriyle de görüşme yapılmış, oyun davranışları açıklanmaya çalışılmıştır. Annelere göre çocukların oyun davranışları ile test sonuçları karşılaştırılmıştır. Öğrencilerde tek başına işlevsel oyun oynayamama ön koşulu aranmıştır. Bütün çocuklara uygulamanın başında seviyelerini belirlemek için Gilliam Otistik Bozukluk Derecelendirme Ölçeği 2 Türkçe Versiyonu (GOBDÖ-2-TV) testi uygulanmış ardından oyun becerilerini ölçmek için Oyun Davranış Ölçeği uygulanarak ön testleri alınmıştır. 3 deney 3 kontrol grubu olarak öğrenciler ayrılmış ve deneysel çalışma yürütülmeye başlanmıştır. Oyun davranışlarında istatiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Ayrıca çocukların etkinlik çizelgeleriyle oyun öğretiminden sonra yapılan öğretim farklı ortam ve farklı araç-gereçlerle genellemesine ve oyun öğrenimin alt basamakları olan sosyal katılım, işlevsel oyun, işbirlikçilik, liderlikleri son testlerde ölçülmüş amaçların alt başlıklarına cevap aranmıştır. Sonuç olarak etkinlik çizelgesiyle yapılan öğretimin çocukların oyun davranışlarında anlamlı farklılıklara sebep olduğu görülmüştür. Uygulama sonrası oyun başlatabildikleri, sürdürebildikleri ve iş birliği içinde oyuna devam ettikleri görülmüştür. Etkinlik çizelgesi kullanılarak oyun oynama becerisi tüm öğrencilere 25 oturumda öğretilmiştir. Çocukların oyun türlerinde (fiziksel oyun, blok oyun, manipülatif oyun ve dramatik oyun) anlamlı fark olmadığı fakat oyunları evde de oynadıkları araştırma sonucunda belirtilmiştir.