Theses supervised by Prof. Dr. Abdulkadir Bilen
27 theses · Dicle University
Bağımsız denetçi niteliklerinin bağımsız denetim kalitesi üzerindeki etkileri: Diyarbakır ilinde bir araştırma
Küresel dünyada bağımsız denetimin önemi her geçen gün artmaktadır. Finansal tablo kullanıcıları için son derece önemli olan bağımsız denetimin temel amacı, mali tablolarının güvenilir olup olmadığını ortaya çıkarmak, hile ve hataların ortaya çıkarılması, işletmenin hayatının süreklilik gösterip göstermediğini tespit etmek, işletmenin mali durumunu belirlemek ve son olarak işletme yönetimine önerilerde bulunmak gibi temel amaçları vardır. Bu çalışmamızın amacı; bağımsız denetçi niteliklerinin bağımsız denetim kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu doğrultuda Diyarbakır'da bulunan denetçilere anket uygulanmıştır. Çalışmamızın ilk bölümünde denetim kavramı ve bağımsız denetim kavramı ile ilgili genel bilgilere yer verilirken, ikinci bölümde bağımsız denetim kalitesini etkileyen etmenlere yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise; bağımsız denetçi niteliklerinin denetim kalitesine etkileri anlatılırken, dördüncü bölümünde çalışmamızın temel konusunu oluşturan denetçinin niteliklerinin bağımsız denetim kalitesi üzerindeki etkileri: Diyarbakır ilinde bir araştırma ile denetçilere yapılan anket verileri yer almaktadır. Son olarak çalışmamızın sonuç kısmında denetçilere yapılan anket verilerine göre elde edilen sonuçlar yer almaktadır. Araştırmada Diyarbakır'da bulunan 103 bağımsız denetçiye ulaşılmış, ancak sadece 59 denetçiden geri dönüş sağlanmıştır. Denetçilere yapılan anket verilerine göre denetçi nitelikleri olan denetçinin demografik, karakteristik ve denetim sırasında gösterdiği davranış ve tutumları diye üç ana başlık altında topladığımız denetçi niteliklerinin yapılan denetim kalitesi üzerinde kesinlikle önemli bir etkiye sahip olduğu saptanmıştır.
Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme uygulamalarının özel sektör işletmelerinde genel kabul seviyesi: Diyarbakır ili alan araştırması
Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yaklaşımı son yıllarda ekonomik anlamda toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama da bir araç olarak benimsenmektedir. İktisadi bağlam da toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmaları sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın temel parametrelerinden de biridir. Ayrıca Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yaklaşımı yoksulluğun feminizasyonunu önleme ve ortadan kaldırma da yetkili otoritelerin uygulayabileceği bir araçtır. Bu tez sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın yönetişim boyutunun farkındalığıyla bir Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme değerlendirmesi yapar. Bu temelde bütçe yapım sürecinin aktörlerinden olması gereken özel sektör işletmelerinin konuya bakışını irdeler. Buradan hareketle öncelikli olarak Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yaklaşımının kavramsal bir çerçevesi ortaya konulmuştur. İkincil olarak ise Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme kavramsallaştırmasının dayanakları ve iyi uygulama örneklerine yer verilmiştir. Üçüncü olarak özel sektör işletmelerinin konuya olan ilgileri uluslararası finansal piyasalar ve borsalardaki sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliği endeksleri ile beraber irdelenmiştir. Devamında Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme uygulamalarının odaklandığı temel politika alanlarını temel alanlar konular incelenmiştir. Son olarak ise Diyarbakır ilinde faaliyet göstermekte olan özel sektör işletmelerinin katılımıyla gerçekleştirilen nicel bir araştırmanın verilerine yer verilmiştir. Bu tez katılımcı bir Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yaklaşımının yanında kadınların dirliğini esas alan bir yaklaşımla da ilerlemiştir. Bu tezin amacı ülkemizde henüz merkezi yönetim bazında uygulanmayan Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme uygulamalarının özel sektör işletmeleri açısından genel kabul seviyesini tespit etmektir. Bu çalışma kadınların toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında dezavantajlı konumlarının ortadan kaldırılması için Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme yapılmasının temel uygulamalardan olduğu düşüncesinden hareketle şekillenmiştir. Sürdürülebilir ekonomik kalkınma, iyi yönetişimle dolayısıyla katılımcı bir bütçe yaklaşımı çerçevesinde gelişebilir. Sonuç olarak Türkiye'de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme uygulamalarının kamu aracılığıyla hayata geçirilmesi ve bu konuda bütçe yapım sürecinin tüm aktörleriyle bir arada hareket edilmesi sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada önemlidir.
KOBİ'lerin ihracat davranışlarını etkileyen faktörler ve ihracat etkinliğinin arttırılmasına yönelik çözüm önerileri Diyarbakır ili örneği
İhracat; büyüme, kalkınma, istihdam gibi alanlarda çok büyük katkılar sağladığından, üzerinde durulması gereken ve etkinliğinin arttırılması için çaba ve gelişim gösterilmesi gereken bir işlemdir. İhracat uluslararası pazarlamanın temel formlarından birisidir. İşletmeler içinde bulundukları ortamın ve işletme özelliklerinin farklılık göstermesi sebebi ile farklı ihracat davranışları göstermektedir. Bu çalışma KOBİ'lerin ihracat davranışında etkili olabilecek çeşitli faktörleri ortaya koymak ve ihracat etkinliğinin arttırılmasına yönelik çözüm önerileri sunmak amacıyla Diyarbakır'da bulunan ve ihracat yapan KOBİ'lere yönelik yapılmıştır. Çalışmamızda veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmıştır. Örneklemimizi Diyarbakır'da ihracat yapan 91 KOBİ oluşturmuştur. Bulguların analizi SPSS program ile yapılmıştır. Çalışmamızda dört ayrı hipotez ve alt hipotezler üzerinden incelemeler yapılmıştır. İşletmelerin tanımlayıcı özellikleri ile ihracat davranışının ve ihracat şeklinin, işletmelerin ihracat yoğunluğu ile çalışanların demografik özelliklerinin ve ihracat davranışlarını etkileyen faktörlerin birbirinden bağımsız olup olmadıkları araştırılmıştır. Analiz sonuçları benzer çalışmalarla paralellik göstermiştir. Örneklemimizde yer alan KOBİ'lerin ihracat davranışlarını etkileyen en önemli beş faktör; kur oranları, nitelikli personel, nakliye süresi ve maliyeti, hammadde etkisi ve pazar büyüklüğü olarak tespit edilmiştir. Ayrıca KOBİ'lerin ihracat yoğunluğu ile yatırımın büyüklüğü, nitelikli personel, nakliye süresi ve maliyeti, ihracatın gerektirdiği yatırım maliyeti, çalışma sermayesi, bürokratik engeller ve kur oranları arasındaki ilişki anlamlı çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İhracat, İhracat Davranışı, İhracat Yoğunluğu
İslam ve diğer semavi dinlerde muhasebe izleri
Bu çalışmada teorik bir çerçevede kutsal kitapları işletme, ticaret ve muhasebe biliminin üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Kutsal kitapların işletme, ticaret ve muhasebeye bakış açısı açıklanmıştır. Ayrıca kutsal kitaplardaki muhasebeye dair kavramların kullanım şekli ve öneminin belirlenmesi hedeflenmektedir. Kutsal kitaplarda muhasebe biliminin izleri araştırılmıştır. Bulunduğumuz bu topraklarda yaşayan insanlar, farklı dinlerin ve kültürlerin etkisi altında gelişmiş olan bir medeniyetin mensuplarıdır. Bu sebeple bu topraklarda yaşayan insanların oluşturduğu kültür de aynı kaynaklardan beslenmektedir. İnsanların farklı zamanlarda ve yerlerde bütün faaliyetleri dinlerden etkilenmiştir. Hatta bazı yerlerde insanların hayatı tamamen dinin kurallarına göre şekillenmektedir. Dinin, bireylerin günlük ekonomik yaşantısı üzerindeki etkileri, din ve ekonomi arasındaki ilişkinin incelenmesinde önemli bir etken olmuştur. Birinci bölümde fazla ayrıntılara girmeden işletme tanımı, fonksiyonları, muhasebe tanımı, önemi, tarihsel gelişimi ve temel kavramlarına kısaca değinilmektedir. İkinci bölümde kültür ve kültürün bir parçası olan din ile ticaret arasındaki ilişki incelenmiştir. Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an'ı Kerim hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Kutsal kitaplar ile ticaret arasındaki ilişki incelenmiştir. Üçüncü bölümde kutsal kitaplarda muhasebe bilmi ile ilgili ayetlere yer verilerek, konu ile ilgili öne çıkan kavramlar, bazen doğrudan alıntılar ile desteklenerek bazen de dolaylı bir şekilde açıklanmıştır.
Paya dayalı kitle fonlaması faaliyetlerine katılımın belirleyici unsurları: Türkiye örneği
Bu çalışmanın amacı, yatırımcıların paya dayalı kitle fonlamasına katılım niyetleri üzerine etkili olan unsurların belirlenmesidir. Gelişmekte olan ekonomilerde oldukça yakın tarihi bulunan kitle fonlamasının sürdürülebilirliği için yatırımcıların motivasyon kaynaklarını anlamak oldukça önemlidir. Bu çerçevede paya dayalı kitle fonlaması yatırımcılarının, finansal ve finansal olmayan motivasyon kaynakları incelenmiştir. Kitle fonlamasına katılma niyetinde cinsiyet, gelir düzeyi ve yatırımcı türü gibi demografik değişkenlerin de etkisi araştırılmıştır. Yatırımcılarının kitle fonlamasına katılma niyetinin belirleyicileri araştırmanın ana teması olup, girişimciliğin doğası ve kitle fonlaması yönteminin detayları genel olarak sergilenmiştir. Belirlenen çerçeve kapsamında çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Girişimciliğin finansmanında kullanılan modellerin açıklanmasının ardından ulusal ve küresel olarak kitle fonlaması yöntemine ilişkin teorik bilgiler açıklanmıştır. Araştırma yöntemi kapsamında paya dayalı kitle fonlaması yatırımcıları evren olarak belirlenmiş ve anket çalışması 01 Temmuz-30 Ağustos 2024 tarihleri arasında uygulanmıştır. Yatırımcılardan elde edilen 488 yanıtı içeren veri seti ile ön test ve analizler yapılarak varsayımlar sınanmıştır. Paya dayalı kitle fonlaması faaliyetlerinde; yatırımcıların öz yeterliliği, yenilikçi düzeyleri ve duygusal motivasyonları yüksek olduğunda katılım niyetlerinin de pozitif olduğu tespit edilmiştir. Kampanyalara ilişkin değerlendirmeler incelendiğinde; kampanya özelliklerinin tatmin edici olması ve platformların efektif rol alması katılımı pozitif olarak etkilemektedir. Girişim ekibine fonların kullanılmasında duyulan güven düzeyi ile girişimin finansal ve ticari avantajlarının, katılma niyeti üzerinde en etkili faktörler olduğu görülmüştür. Kitle fonlamasının parasal faydası ile topluluğa ait olma duygusunun ise herhangi bir etkisi bulunamamıştır. Katılma niyetinde cinsiyetin düzenleyici etkisi görülmezken gelir düzeyinin; duygusal motivasyon, güven düzeyi, kampanya özelliklerinde; yatırımcı türünün ise platformların rolünde düzenleyici etkisi bulunmuştur.
Dijital dönüşümün işletmelerin temel fonksiyonları üzerindeki etkilerinin incelenmesi: TRC2 bölgesindeki işletmeler üzerine bir araştırma
Bu çalışma, dijital dönüşümün işletmelerin temel fonksiyonları üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Küreselleşme ve teknolojik ilerlemeler, işletmelerin rekabet gücünü koruyabilmeleri için dijital dönüşümü kaçınılmaz hâle getirmiştir Dijital teknolojilerin benimsenmesi; işletmelerin sürdürülebilirliğini sağlamak, operasyonel verimliliği artırmak ve müşteri beklentilerine hızlı şekilde yanıt verebilmek açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, TRC2 bölgesinde faaliyet gösteren işletmelerin dijital dönüşüm süreçleri kapsamlı şekilde ele alınmış ve bu süreçlerin temel işletme fonksiyonları üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Araştırmada, işletmelerin dijital dönüşüme uyum düzeyleri ve bu süreçlerin işyeri faaliyetlerine etkilerini değerlendirmek amacıyla anket yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen veriler, güncel SPSS sürümü ile istatistiksel olarak analiz edilmiş ve işletme fonksiyonları üzerindeki etkileri ayrıntılı biçimde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, dijital dönüşüm stratejilerini etkin şekilde uygulayan işletmelerin, karar alma süreçlerini hızlandırdığı, maliyetleri optimize ettiği, operasyonel hataları azalttığı ve müşteri memnuniyetini artırdığı yönündedir. Buna karşılık, dijital dönüşümü tam anlamıyla benimseyemeyen işletmelerin rekabet avantajını kaybetme riski taşıdığı gözlemlenmiştir. Araştırma sonuçları, dijital dönüşümün işletmeler açısından bir zorunluluk olduğunu ve bu sürecin etkin şekilde yönetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, araştırma bulguları işletmelerin bilgi eksikliği ve finansal yetersizlikler nedeniyle dijital dönüşüm sürecini tam olarak entegre etmekte zorluk yaşadığını da ortaya koymaktadır. Bu bağlamda; dijital altyapı yatırımlarının artırılması, çalışanların dijital yetkinliklerinin geliştirilmesi, devlet desteklerinin genişletilmesi ve dijital güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Ayrıca stratejik planlamada dijital dönüşümün önceliklendirilmesi, sektöre özel dijitalleşme politikalarının benimsenmesi ve akademik-kamusal iş birliklerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak, dijital dönüşüm işletmelerin gelecekteki rekabet gücünü şekillendiren en önemli unsurlardan biri hâline gelmiştir. Bu nedenle işletmelerin dijital dönüşüm stratejilerini etkili bir şekilde planlaması, teknolojiye yönelik yatırımlarını stratejik hedeflerle uyumlu hâle getirmesi ve değişen iş dünyası dinamiklerine hızlıca adapte olması büyük önem taşımaktadır.
TRC2 bölgesindeki KOBİ'lerin kurumsallaşma düzeylerinin belirlenmesi ve insan kaynakları yönetimine etkisinin araştırılması
İşletmeler; toplumsal ihtiyaçları karşılamak üzere kurulmuş ekonomik birimlerdir. Ayrıca kâr elde ederek yaşamlarını devam ettirmek isterler. Kurumsallaşma ise, işletmelerin sürekliliklerinin sağlanmasında önemli bir faktördür. Bunun yanında, rekabet avantajı elde etmelerini sağlayacak en önemli unsur insan kaynaklarıdır. Kurumsallaşma boyutlarına baktığımızda karşımıza; formalleşme, kültürel güç, profesyonelleşme, şeffaflık, tutarlılık ve sosyal sorumluluk gibi kavramlar çıkmaktadır. Bunlar da işletmelerde insan kaynakları ile yakından ilgili kavramlardır. KOBİ'ler ise bazı kriterlere göre büyüklükleri belirlenmiş işletmelerdir. KOBİ'ler ekonomilerin lokomotifi olmaları dolayısıyla ülkeler ve bölgeler açısından oldukça önem arz etmektedirler. KOBİ'lerde kurumsallaşma ihtiyacı özellikle belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra ortaya çıkmaktadır. İnsan kaynağı, tüm işletmelerde olduğu gibi KOBİ'lerde de rekabet avantajı sağlayacak en önemli unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu avantajı en üst düzeye çıkarabilmek için insan kaynakları yönetiminin işletmelerde kurallara bağlı bir şekilde yürütülmesi faydalı olacaktır. İşletmelerde kurumsallaşma ve insan kaynakları yönetimi arasında bir etkileşim söz konusu olmaktadır. Özellikle, KOBİ'lerde insan kaynakları yönetiminin başarılı olabilmesi için kurumsallaşma düzeylerinin artmasının katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu kapsamda, çalışmamızda İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflandırmasına göre oluşturulmuş, Şanlıurfa ve Diyarbakır illerinden oluşan Düzey 2 bölgelerinden TRC2 Bölgesindeki KOBİ'lerde kurumsallaşmanın insan kaynakları yönetimine etkisini araştırmak üzere, tabakalı örnekleme yöntemi ile kurumsallaşma ve insan kaynakları yönetimi ölçekleri işletmelerin sahip ya da yöneticilerine uygulanmıştır. Elde edilen verilerle, bazı demografik değişkenlere göre kurumsallaşma durumları karşılaştırılmış, insan kaynakları yönetimi ile kurumsallaşma arasındaki ilişki ve kurumsallaşmanın insan kaynakları yönetimi üzerindeki etkisi dikkate alınarak t testi, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmıştır. Sonuç olarak; TRC2 Bölgesindeki işletmelerin kurumsallaşma algı düzeyleri yüksek çıkmıştır. İllere göre kurumsallaşma düzeyleri incelendiğinde, Diyarbakır ilindeki araştırmaya katılan işletmelerin kurumsallaşma algı düzeylerinin, Şanlıurfa ilindeki işletmelerden daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca, araştırmaya katılan işletmelerde kurumsallaşma faktörlerinin, insan kaynakları yönetimi uygulamaları üzerinde önemli ölçüde pozitif ve anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir.
Kurumsal sosyal sorumluluk ve çevre muhasebesi: Tekstil sektöründe bir uygulama
Firmalar ekonomik ve finansal hedeflere ulaşmaya çalışırken sosyal beklentileri de dikkate almalıdır. Kurumsal sosyal sorumluluk bu beklentilerin karşılanması sürecinde önemli bir rol üstlenmektedir. Kurumsal sosyal sorumluluğun çevresel yönlerinden birini ise firma bazında çevresel yapının korunmasına hizmet eden çevre muhasebesi uygulaması oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, firmaların kurumsal sosyal sorumluluk anlayışları ile boyutsal düzlemdeki çevre muhasebesi algıları arasındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Gaziantep Organize Sanayi Bölgelerinde yer alan 155 tekstil firması oluşturmaktadır. Basit rassal örnekleme tekniğinin kullanıldığı araştırmada yüz yüze anket yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında ulaşılan verilerin analizinde çok değişkenli istatistiksel analiz teknikleri kullanılmıştır. Çalışma sonucunda araştırmaya katılan firmaların boyutsal açıdan kurumsal sosyal sorumluluk anlayışları ile çevre muhasebesine yönelik algıları arasında çeşitli düzeylerde pozitif yönlü anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Söz konusu firmaların kurumsal sosyal sorumluluk anlayışlarının çevre muhasebesi algılarını etkilediği tespit edilmiştir. Ayrıca bazı demografik değişkenler açısından firmaların kurumsal sosyal sorumluluk anlayışları ile çevre muhasebesi algılarının da farklılaşma sergilediği görülmüştür. Anahtar Sözcükler Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Çevre, Çevre Muhasebesi
Adli muhasebe kapsamında hilelerin incelenmesi üzerine bir araştırma
Yeni yöntemlerle işlenen ekonomik suçların ve ortaya çıkan anlaşmazlıkların artmasıyla birlikte, özellikle hile ve yolsuzlukların önlenmesinde önemli bir role sahip olan adli muhasebe' ye duyulan ihtiyaç artmaktadır. Adli muhasebe, hukuk ve muhasebe bilimleri arasında bir köprü görevi görerek daha çok mali nitelikli işlemlerde yaşanan hile ve yolsuzlukların belirlenmesi ve önlenmesine ilişkin başlatılan yargı sürecinde etkin bir rol üstlenmektedir. Geleneksel muhasebeden farklı olarak sadece rakamları değil, rakamların ötesini de irdeleyerek muhasebe hilelerini öngörme temeline dayanan adli muhasebecilik mesleği, muhasebe teori ve uygulamalarının yanında denetim, hukuk, istatistik, kriminoloji, psikoloji gibi birçok disiplini bünyesinde barındıran geniş kapsamlı bir uzmanlık alanıdır. Bu çalışmada adli muhasebe kapsamında hilelerin incelenmesi üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda çalışmada hâkim ve avukatlar, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler ile akademisyenlere yönelik anket yapılmıştır. Anket verilerinin analizinde SPSS 24 paket programı kullanılmış, frekans, t testi, anova ve korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucuna göre, muhasebe hilelerinin önlenmesinde Türkiye'de adli muhasebe mesleğine önemli düzeyde ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca adli muhasebe için gerekli altyapı ve eğitim olanaklarının istenilen yeterlilikte olmadığı ve mesleğin gelişimi için yasal anlamda düzenlemelerin yapılması sonucuna ulaşılmıştır.
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu kararlarının sektörel bazda işletmelere etkisinin karşılaştırmalı analizi
Merkez bankalarının temel amacı, para biriminin iç ve dış değerini korumaktır. Bu amacını yerine getirirken araçları sürekli değişmiş ve yeni araçlar edinmiş olmasına karşın para biriminin değerinin korunması, tarihsel olarak genellikle aynı araçla, merkez bankasının faiz oranını değiştirmesi ile başarılmıştır. Merkez bankasının amaçlarına fiyat istikrarının yanında finansal istikrar da eklenmiştir. Teknolojinin gelişimiyle birlikte para transferleri hızlanmış ve bu transferleri güvenli ve sağlıklı yapma yükümlülüğü de merkez bankalarına verilmiştir. Zaman içerisinde ekonomide istikrar sağlamada merkez bankalarının para politikası kararları önem kazanmış, herkes tarafından takip edilen ve yatırımcılar için en güvenilir gösterge niteliği taşımıştır. Merkez bankaları para politikası kararlarını alırken ekonomik istikrar ve fiyat istikrarını sağlamak amacıyla kararlar almaktadır. Bu kararlarından faiz kararları fiyat istikrarını sağlamada çok önemli bir araçtır. Faiz oranları artırıldığında ülkeye döviz cinsi kaynak girişi sayesinde döviz kurları istenen sevilerde tutulmakta, piyasadaki faiz oranı da politika faizine yakın gerçekleşeceği için piyasaların istikrar kazanmasında önem arz etmektedir. Ayrıca zorunlu karşılık oranlarında yapılacak değişiklikle kredi arzını etkileyebilmekte ve sektörlerin ihtiyacı olan finansmanı daha az maliyetle elde etmesine olanak sağlamaktadır. Son dönemde merkez bankalarının parasal aktarım mekanizmaları önem kazanmış ve aktarım kanallarının iyi işlemesi ekonominin aktörleri için olmazsa olmaz bir durum arz etmiştir. Özellikle kredi kanalı ekonomik büyüme adına önemli bir gösterge haline gelmiştir. Kredi maliyetlerinin düşmesi sektörlere pozitif yönde yansımakta ve ekonominin paydaşlarının yatırımlarını artırmasına ve ekonomik büyüklüklerinin artmasına yol açmaktadır. İşletmelerin yerel nitelikten çıkıp uluslararası alanda çalışabilir olması ve her ülkenin parasının dolaylı da olsa diğer ülkelerin tedavülüne girmesi merkez bankalarının önemini bir kat daha artırmış ve yatırımları yönlendirmede çok etkili kurumlar halini almışlardır. Bu çalışmada Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın piyasayı yönetmek ve istikrarı sağlamak için kullandığı para politikası araçlarından faiz oranlarının ve zorunlu karşılık oranlarının sektörel bazda işletmelere etkisi ve hangi sektörler için hangi faiz oranının ve zorunlu karşılık oranlarının sektörler açısından daha faydalı olduğu incelenmiştir. Ayrıca sektörlerin entelektüel sermaye yapısına etkisi incelenmiş ve yorumlanmıştır. Bu bağlamda önce teorik çerçeve oluşturulup merkez bankalarının kuruluşu, amaçları ve fiyat ve finansal istikrarı sağlama adına kullandıkları araçlarının neler olduğu detaylı anlatılmıştır. Para Politikası Kurulu faiz ve zorunlu karşılık oranı kararlarının sektörleri doğrudan etkilemesi mümkün değildir. Ancak sektörleri parasal aktarım mekanizması aracılığı ile etkilemektedir. Bu araçlar aracılığı ile sektörleri nasıl etkiledikleri, parasal aktarım mekanizmasının kanalları bölümünde anlatılmıştır. Araştırmanın son bölümünde ise Para Politikası Kurulu faiz ve zorunlu karşılık oranı kararları ile Kamu Aydınlatma Platformu'ndan alınan sektörel bazlı işletmelere ait Borsa İstanbul hisse senedi kapanış değerleri arasındaki ilişkiler tek yönlü varyans analizi (t testi), ANOVA, Korelasyon ve Regresyon teknikleri yardımı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucu ortaya çıkan verilere faiz ve zorunlu karşılık oranlarının her sektöre farklı etki ettiği bulunmuştur. Yine sektörlerin entelektüel sermayelerinin de Para Politikası Kurulu kararlarından etkilendikleri tespit edilmiştir. Sonuçlar kısmında her bir sektör için ideal faiz ve zorunlu karşılık oranları tablo halinde verilmiş ve önerilerde bulunulmuştur.
Firmaların finansal ve faaliyet kaldıracının karlılığa etkisi: BIST'ta ampirik bir çalışma
Bu çalışma, 2008-2017 yılları arasında Borsa İstanbul'da (BIST) hisse senetleri işlem gören 200 firması verileri ele alınarak faaliyet kaldıracının firma karlılığı üzerindeki etkisi ve bu etkide satışlar büyümesinin rolünü incelenmiştir. Ayrıca faaliyet ve iflas riskinin finansal kaldıraç ile firma karlılığı arasındaki ilişki üzerinde etkisi analiz edilmiştir. Araştırmada sunulan hipotezleri test etmek için T-testi, Mann- Whitney U testi, Havuzlanmış En Küçük Kareler ve Sabit Etkiler Regresyonları ve Yapısal Eşitlik modelleri uygulanmıştır. Yapılan analiz sonucunda faaliyet kaldıracının firma karlılığı üzerindeki etkisinin olumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Üstelik yüksek / düşük satışlar büyümesine sahip olan firmalar için faaliyet kaldıracının negatif etkisinin daha zayıf / daha güçlü olduğu gösterilmiştir. Finansal kaldıraç ile ilgili sonuçlar ise borç oranı arttıkça firma karlılığının azaldığı, borç oranının firma karlılığı üzerindeki negatif etkisinin faaliyet ve iflas riski ile yükseldiği gözlemlenmiştir. Düşük faaliyet ve iflas riskine sahip firmalara kıyasla, yüksek faaliyet ve iflas riskine sahip firmaların borç oranı artışının karlılık oranları üzerindeki negatif etkisi daha yüksektir. Sonuç olarak, satışların büyüme oranı düşük olan firmaların kârları, faaliyet kaldıracı düşürülerek artırılabilir. Diğer taraftan, yüksek faaliyet ve iflas riskine sahip firmaların karlılığını arttırmak için sermaye yapısında borç kullanımı düşürülmelidir.
İşletmelerin vergiden kaçınma ve vergi kaçırma eğilimleri üzerine bir araştırma: Diyarbakır ili örneği
Bu çalışmanın amacı, vergiden kaçınma ve vergi kaçırma arasındaki ince çizgiyi yasal mevzuat çerçevesinde değerlendirerek vergi mükelleflerinin ve kurumsal firmaların ne tür avantaj ve dezavantaja sahip olduklarını tespit etmektir. Ayrıca bu iki kavram temelinde vergiye bakış açıları, vergiden kaçınma ve vergi kaçırma kavramının mükelleflerin zihninde nasıl bir yer bulduğu, salgın (pandemi) döneminde olan tutum ve davranışları arasındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Diyarbakır ilinde yer alan 385 küçük, orta ve büyük ölçekli işletmeler oluşturmaktadır. Basit rassal örnekleme tekniğinin kullanıldığı araştırmada yüz yüze anket tekniği kullanılmıştır. Söz konusu araştırma kapsamında ulaşılan verilerin analizinde çok değişkenli istatistiksel analiz teknikleri (frekans dağılımı, t testi, anova, regresyon, korelasyon vs.) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan işletmelerin boyutsal açıdan vergiden kaçınma ve vergi kaçırma kavramına yönelik algıları arasında çeşitli düzeylerde pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bazı demografik özelliklerin söz konusu firmaların vergiden kaçınma algısını bazı noktalarda etkilediği gözlemlenmiştir. Buna ek olarak her iki kavramında mükellef zihninde suç olarak nitelendirildiği ve kavram karmaşası yaşandığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe, Vergiden Kaçınma, Vergi Kaçırma, Vergi Yükü, Vergi Algısı.
Covid 19 pandemisinin hastanelerin maliyet yapıları üzerine etkilerinin araştırılması: Diyarbakır özel bir hastane örneği
Hastanelerde oluşan maliyetlerin belirlenmesi, sağlık hizmetinin ve sağlık işletmesinin devamlılığı açısından önemlidir. Karmaşık bir hizmet üretimi gerçekleştiren hastanelerde, maliyetlerin hesaplanması ve tedavi için gelen bir hastanın tedavi maliyetini bilmek hastane yöneticileri açısından oldukça önemlidir. Hastane yöneticilerinin, tedavi olmaya gelen bir hastanın tedavi maliyetini bilmeleri doğru yönetsel kararlar almalarına yardımcı olacaktır. Pandemi döneminde özel hastanelerin birim maliyetlerinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı bu araştırma kapsamında incelenmiş olup farklılıklar tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda pandemi öncesi dönemi kapsayan 2019 yılı pandemi dönemini kapsayan 2020 yıllarının birim hasta maliyetleri kapsamında karşılaştırılması sağlanmıştır. Bu çalışmada doktor, hemşire ve diğer personel ücretlerinden bir hastaya düşen payın hesaplanması, hasta başına tüketilen pamuk, sargı bezi, şırınga benzeri sarf maliyetlerinin belirlenmesi gibi hastane maliyetlerinin ortaya konulması amaçlanmış ve bu durumun önceki dönemlere göre farklılıkları pandemi özelinde ortaya konulması amaçlanmıştır. Bir hastanede ortaya çıkabilecek çeşitli maliyetler baz alınarak her bir tedavi servisinin, bir hastanın tedavisi için katlanması gereken maliyetin ne kadar olduğu ayrıntılı olarak incelenmiş ve hesaplanmıştır. Pandemi döneminde hastane birim maliyetlerini etkileyen unsurlar değerlendirildiğinde en çok farklılık yaratan kalemlerin; temizlik, sarf malzeme ve personel giderleri olduğu görülmüştür. Bunun nedeni ise pandemi döneminde bu kalemlerde yaşanan artışın birim maliyetleri yükseltmesidir. Ayrıca pandemi döneminde bazı ameliyatların ertelenmesi gider yerlerine düşen maliyetlerin artmasına neden olarak bazı bölümlerin zarar etmesine neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Pandemi, Hastane, Maliyet Muhasebesi
Toplam kalite yönetiminin iş tatmini ve hasta memnuniyetine etkisi Gaziantep ve Halep örneği
Araştırma, TKY boyutlarının iş tatmini ve hasta memnuniyeti üzerindeki etkisi araştırılmış ve iş tatmininin hasta memnuniyeti üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu araştırma, Türkiye'nin Gaziantep ilindeki iki hastanesinde (Dr. Ersin Arslan ve Gaziantep Üniversitesi) ve Suriye'nin Halep ilindeki Türk Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelerinde (Afrin, Azez Vatan, Cerablus ve Çobanbey) uygulanmıştır. Hasta memnuniyeti araştırmasının sonucu, Gaziantep ve Halep hastaneleri çalışanlara göre TKY'nin boyutları hasta odaklılık ile hasta memnuniyeti arasında anlamlı ilişki vardır. Ayrıca Gaziantep hastaneleri çalışanlara göre TKY'nin boyutları tüm çalışanların katılımı, sürekli gelişme ve sosyal sorumluluk ile iş tatmini arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Halep hastanelerindeki çalışanlara göre TKY'nin boyutları üst yönetimin liderliği ve hizmet ortamı ile iş tatmini arasında etki ilişkisi vardır. İş tatmini araştırmasının sonucunda ise Gaziantep ve Halep hastaneleri çalışanlara göre TKY'nin boyutları üst yönetimin liderliği, sürekli gelişme ve hizmet ortamı ile iş tatmini arasında anlamlı ilişki gözlenmiştir. Ayrıca Gaziantep hastaneleri çalışanlara göre TKY'nin boyutları hasta odaklılık ve sosyal sorumluluk ile iş tatmini arasında etki ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca, Gaziantep ve Halep hastanelerindeki hastalara göre hasta memnuniyeti değişkeninin sorularına verilen en yüksek cevap, hastane yerine verilen cevaptır. Bu da hastanenin araştırma örneğindeki konumunun hastalar açısından uygun olduğu anlamına gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplam Kalite Yönetimi, İş Tatmini, Hasta Memnuniyeti, Hizmet Ortamı, Hizmet Kültürü, Sosyal Sorumluluk.
Sanayi sektöründe çevre muhasebesi üzerine bir araştırma: Diyarbakir ili örneği
Çevre muhasebesi artan çevresel sorunlar karşısında, sosyal sorumluluk ilkesi gereğince işletmelerin muhasebe sürecinde çevresel etkenleri gözetebileceği bir çözüm yolu olarak sunulmuştur. Çevre muhasebesinin benimsenilmesi ile birlikte, işletmelerin hem çevresel sorunlarını azaltabilmesi hem de yoğun rekabetin hüküm sürdüğü iş dünyasında tutunabilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışma, Diyarbakır sanayi sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin çevresel konulara ve çevre muhasebesine ilişkin yaklaşımlarını ankete dayalı bir uygulama ekseninde sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda çeşitli istatistik metot ve test teknikleri (frekans dağılımı, ortalama, tanımlayıcı faktör analizi, t - testi, Anova, korelasyon) kullanılarak SPSS 18.0 istatistik paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Araştırmada ölçeğe yönelik yapılan tanımlayıcı faktör analizi kapsamında, çevresel konulara ilişkin "Değerleme – Önleme; Şeffaflık - Hesap verebilirlik; Sorunların algılanması" olmak üzere 3 faktör, çevre muhasebesine ilişkin "Sorumluluk – İmaj; Planlama – Maliyetleme; Sürdürülebilirlik; Belgeleme – Kayıtlama; Çevresel Duyarlılık" olmak üzere 5 faktör bulunmuştur. Araştırmada çevresel konular ve çevre muhasebesine yönelik işletme yaklaşımları ile ilgili alt faktörler arasında anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı işletmelerin çevresel konular ve çevre muhasebesi alt faktörlerine yönelik yaklaşımlarının; sektör, çalışan sayısı, kurumsal yapı ve çevresel yatırımların olup olmaması değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler Çevresel sorunlar, Sosyal sorumluluk, Çevre muhasebesi
Bankacılıkta riskten korunma amaçlı finans mühendisliği tekniklerinin kullanımı
Hayatın hemen her alanında var olan risk ve risk yönetimi finans sektörünün lokomotifi bankalar açısından son derece önemlidir. Finans sektöründe iyi yönetilmeyen riskler sonucunda ortaya çıkan krizler çok kısa sürede diğer sektörlere de yayılmakta hatta tüm dünya ülkelerinin ekonomilerine zarar verebilmektedir. Bu zamana kadar meydana gelen bütün bankacılık krizlerinin temel nedeni risklerin iyi yönetilmemiş olmasındandır. Son yıllarda mali piyasaların küreselleşmesi sonucu artan rekabetin yanı sıra ekonomik, sosyal ve teknolojik değişimler, finans sektörlerinde belirsizliğe ve istikrarsızlığa yol açmıştır. Bu durum firma ve kuruluşların çalışması için finansal yönetimde yeni bir rol ortaya çıkartırken, finansal kararların karmaşıklığı ve yeni finansal ürünlerin ortaya çıkması mali yönetimin önemini artırmıştır. Finans mühendisliği tasarım, geliştirme ve yenilikçi finansal araçların ve süreçlerin uygulanması ile finansal karar verme problemlerine yenilikçi çözümler formülasyonunu ifade eder. Finans mühendisliği yaygın olarak vadeli finansman başvuruları için kullanılmaktadır. Finans mühendisliği bankacılık kurumları için özel bir ilgi alanıdır. Yeni mali finansman ve yatırım ürünlerinin yanı sıra etkin risk yönetimi prosedürlerinin tasarımı son derece rekabetçi küresel pazarda faaliyet gösteren bankaların canlılığı için çok önemlidir. Böylece, günümüzde bankaların düzenleyici çerçeve olarak risk değerlendirmesi, aktif-pasif yönetimi, finansal planlama, portföy optimizasyonu vb konularda faaliyet gösterirken bankacılık yönetimi, denetim ve kontrol, verimlilik ve etkinlik analizi, birleşme ve satın almalar, müşteri ilişkileri yönetimi gibi bir dizi diğer konulara da özel bir ilgi göstermeleri gerekmektedir. Bu nedenle temel ilke ve stratejileri ile finans mühendisliği tekniklerinin birleştirilip hayata geçirilmesi, küresel bankacılık sektöründe istikrarlı büyümenin sağlanması için gereklidir. Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Risk, Finans Mühendisliği, Forward, Future, Swap, Opsiyon
Türk vergi mevzuatı ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından değerleme yöntemlerinin incelenmesi: Kullanım değeri üzerine bir uygulama
Tek Düzen Muhasebe Sistemi'nden, Muhasebe Standartlarına geçiş sürecinde, verginin tespit edilmesi amacını merkeze alan klasik muhasebe anlayışı, yerini işletmelerin gerçeğe uygun değeriyle takip edilmesini amaçlayan, şekilden çok öze odaklanan, şeffaf bir muhasebe anlayışına bırakmaktadır. Bu değişim; muhasebe sistemi içinde önemli bir yere sahip "değerleme" konusu başta olmak üzere, muhasebe uygulamalarının hemen hepsinde kendini hissettirmektedir. Değerleme yöntemlerinin Muhasebe Standartları ve Türk vergi mevzuatı açısından karşılaştırmalı olarak incelendiği bu çalışmada, her bir varlık kalemi üzerinden benzerlik gösteren veya çelişen değerleme uygulamalarının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde, Muhasebe Standartları ile muhasebe sistemimize giren, alternatif değerleme yöntemlerinden "Kullanım Değeri", ilgili standartlar ve uygulayıcı yorumları çerçevesinde incelenerek, kullanım değerinin hesaplanması ve buna bağlı olarak oluşabilecek değer düşüklüğü zararının muhasebeleştirilmesine yönelik uygulamalara yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler Türkiye Muhasebe Standartları, Türk Vergi Mevzuatı, Değerleme, Kullanım Değeri
Lider-üye etkileşiminin, yetenek yönetimi ve işgören performansına etkileri üzerine bir araştırma: Ankara örneği
Bu çalışmada; lider-üye etkileşiminin, yetenek yönetimi ve işgören performansı üzerindeki etkilerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda, Ankara ilinde bulunan, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Gençlik ve Spor Müdürlüğü, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ve İl İşkur Müdürlüğünde çalışanlar üzerinde araştırma yapılmıştır. Bu kurumlarda çalışan ve farklı konumlarda bulunan kişilere uygulanan çalışmanın örneklem grubunu; 406 kişi oluşturmaktadır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda, lider-üye etkileşiminin ve alt boyutlarının, yetenek Yönetimi ve işgören performansı arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca lider-üye etkileşiminin ve alt boyutlarının yetenek yönetimini ve işgören performansını etkilediği sonucuna varılmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, kaliteli bir lider-üye etkileşimi gerçekleştirilmesinin; çalışanlar üzerinde olumlu sonuçlara neden olacağı tespit edilmiştir. Bununla birlikte elde edilen sonucun işletmeler ve kurumlar açısından büyük bir önem arz eden ve özellikle son dönemde adından daha fazla söz ettiren yetenek yönetimi anlayışı ve kurumun başarısında en önemli unsurlardan birisi olan işgören performansını artıracağı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Lider-üye etkileşimi, yetenek yönetimi, işgören performansı.
Çalışanların dönüşümcü liderlik algılarının örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkileri: Tekstil sektöründe bir araştırma
Genelde özel sektörde yer alan endüstriyel kuruluşlardaki yöneticilerin modern işletme yönetim tekniklerini kullanıp kullanmadıkları ile çalışanlarının bu vesileyle kuruma ve örgüte olan bağlılıklarına etkisinin ortaya çıkarılması son derece önemlidir. Böylece gerek yöneticilerin davranış boyutları gerekse de çalışanların yöneticilere ve kurumlarına olan bağlılıklarının ölçülmesi bu tez kapsamında hedeflenmiştir. Bu amaçla öncellikle literatürde yer alan liderlik ve yöneticilik teorilerinin irdelenmesi ve işletme yönetiminde meydana gelen değişikliklerin ortaya konulması önemli hale gelmiştir. Bu amaçla yerli ve yabancı bilim adamlarının araştırmalarının yanında tarihsel süreçte yönetim biliminin özellikle de işletme biliminde gelişen teoriler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Son yıllarda gelişen liderlik ve işletme yöneticiliği alanındaki teoriler yönetim ve yönetici fonksiyonunu da değiştirerek yeni bir boyut kazandırmıştır. Klasik yönetim biçimlerinden sonra gelişen teorilerden sonra gelişen neo-klasik teoriler ve nihayetinde işletme yönetiminde gelişen modern teoriler işletmeleri ve yönetim fonksiyonunu başka bir boyuta taşımıştır. Etkinlik, verimlilik ve karlılık hedefleri doğrultusunda şekillenen işletme yöneticilerinin yönetim tarzları çalışanların işletmelerine olan bağlılığını etkilediği gibi belirlenen hedeflere ulaşmada en etkili silah olduğu kabul edilmektedir. Modern liderlik teorilerinin son yıllarda önem kazandığı işletme yönetiminde özellikle stratejik Liderlik, Etkileşimsel liderlik ile Dönüşümsel Liderlik teorileri ön plana çıkmıştır. Bu ve benzeri uygulanan liderlik tarzlarının çalışanlara ilham verme, örnek olma, motive etme gibi fonksiyonlarıyla kurumsal bir kültür oluşturarak çalışanların örgütsel bağlılığı arttırdığı literatürde yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur. Birçok modern ülke ve bu ülkelerdeki işletmelerde literatürde çalışılan liderlik tarzları ve bu tarzların çalışanlar üzerindeki etkileri ile örgüte bağlılık oluşturma düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Ülkemizde özellikle son yıllarda gelişmeye başlayan Anadolu şehirlerinden olan Malatya ilinin sanayi sektöründe yer alan büyük işletmelerindeki dönüşümsel liderlik boyutu ile bu tarzın çalışanların işletmelerine olan bağlıkları arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Bu kapsamda Türkiye'de işletme yönetiminin bir örneğini incelemek üzere Malatya I. ve II. Organize Sanayi Bölgelerindeki büyük ölçekli tekstil işletmeleri seçilmiştir. Bu işletmelerdeki yöneticilerin dönüşümcü liderlik davranışlarının çalışanlarca algısının incelenmesi ve yöneticilerin dönüşümcü liderlik özelliklerinin çalışanların örgütsel bağlılığına etkisinin ortaya konulması araştırmanın amacı ve önemini vurgulamaktadır.
Türkiye'deki üniversitelerde muhasebe eğitiminin etkinliği üzerine bir araştırma
Araştırmanın amacı, öğrencilerin, akademisyenlerin ve meslek mensuplarının muhasebe eğitimine yönelik yönlendirilen ortak ifadelere bakış açılarındaki benzerliklerin ve farklılıkların tespitini yapabilmek ve çıkan bulgular doğrultusunda da tespitler ve öneriler getirmektir. Uygulama sonucunda elde edilen veriler üzerinde hipotezlerin tespiti açısından SPSS programı ile t-testi ve Anova analizleri yapılmıştır. Bu araştırmada literatür taramasının yanında, üç ayrı alan araştırması yapılmıştır. Öğrenciler, akademisyenler ve meslek mensuplarının her birine muhasebe eğitiminin etkinliğine yönelik farklı anket çalışmaları uygulanmıştır. Her üç anket çalışmasında da ortak ifadeler belirlenmiş olup, bu doğrultuda hipotezler geliştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda anlamlı bulgular elde edilmiştir. Bu bulgulara göre muhasebe eğitiminde teorik eğitim, ders içeriklerinin güncel mevzuata uygunluğu, müfredat, öğrencilerin belge düzenleyebilmeleri, bilgisayarlı paket programlarının kullanılabilirliği, mentorla eğitim konusunda akademisyenler, öğrenciler ve meslek mensuplarının görüşleri arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda muhasebe eğitiminin etkinliği konusunda eksik uygulamaların varlığından söz edebiliriz. Araştırma kapsamında elde edilen verilerle çalışmada ortaya konulan hipotezler destekler niteliktedir. Ayrıca literatür de yapılan benzer araştırmalarla sonuçların paralellik gösterdiği görülmektedir.
Örgüt kültürü ve örgüt ikliminin örgütsel sessizlik üzerindeki etkisinin analizi: Sağlık sektöründe bir uygulama
Toplum hayatında önemli bir rolü olan sağlık sektörü çalışanlarının bilgi, fikir ve düşüncelerini ifade edebilecekleri örgüt kültürü ve örgüt ikliminin oluşturulması ile örgütsel sessizliğin kırılması gerekmektedir. İşgörenlerin örgütsel kararlara dahil edilmeleri, işgörenlerin konuşmaya teşvik edilmeleri, iyi yapılandırılmış bir iletişim sistemi kurulması örgütsel sessizliğin oluşmasını engelleyecektir. Örgütsel sessizliğin olmadığı ve işgörenlerin bilgi, fikir ve düşüncelerini rahatça ifade edebildiği bir sağlık örgütünde çalışanlar mevcut tedavi ve bakım yöntemlerinin iyileştirilmesine ve yeni tekniklerin geliştirilmesine katkı sağlayabilirler. Bu çalışmanın amacı, sağlık sektörü çalışanlarının örgüt kültürü ve örgüt iklimi algılarının örgütsel sessizlik algıları üzerinde etkisi olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın örneklemini Adana ilinde görev yapan sağlık sektörü çalışanı 411 personel oluşturmaktadır. Araştırmada elde edilen veriler, araştırmanın amacı doğrultusunda çeşitli istatistik metot ve test teknikleri (frekans dağılımı, ortalama, t-testi, ANOVA, regresyon, korelasyon) kullanılarak PSPP 0.10.2 istatistik paket programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmada çalışanların örgüt kültürü ve örgüt iklimi algıları ile örgütsel sessizlik algıları arasında pozitif yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca örgüt kültürünün örgütsel sessizlik üzerinde zayıf da olsa bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Bağımsız dış denetim kalitesinin kar yönetimi üzerine etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören işletmeler üzerine bir araştırma
2000'li yılların başında yaşanan muhasebe skandalları bağımsız dış denetim kalitesinin sorgulanmasına neden olmuştur. Yöneticilerin karlarını artırmak veya azaltmak amacıyla gerçekleştirdiği kar yönetimi uygulamaları firmaların finansal tablolarına olan güveni azaltmıştır. Bağımsız dış denetimin amacı finansal tabloların Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (GKGMİ)'ne uygun bir şekilde hazırlanmasını ve bu tabloların gerçek ve güvenilir bilgileri yansıtmasını sağlamaktır. Bunun sağlanması da denetimin kaliteli bir şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Bu çalışmanın temel amacı denetim kalitesi ve kar yönetimi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere 2009-2015 yıllarını kapsayan ve Borsa İstanbul (BİST)'a kayıtlı farklı sektörlere ait 1525 firma yılı gözleminden yararlanılmıştır. Çalışmada denetim kalitesi göstergesi olarak denetim firması büyüklüğü ve denetim ücreti kullanılmıştır. Kar yönetiminin ölçümünde ise isteğe bağlı tahakkuklar kullanılmıştır. Ampirik analizlerde regresyon analizi yönteminden yararlanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda kar yönetimi ile denetim kalitesi göstergesi olarak kullanılan denetim firması büyüklüğü arasında negatif ve istatiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Buna karşın kar yönetimi ile denetim kalitesinin bir diğer göstergesi olan denetim ücreti arasında pozitif bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada kontrol değişkeni olarak kullanılan firma büyüklüğü, borçlanma oranı ve karlılık oranı ile kar yönetimi arasında ilişki olduğu ortaya konmuştur.
Mülki idare amirlerinin kamu performans yönetimine ilişkin tutumlarının belirlenmesine yönelik bir araştırma
Yönetimin var olduğu her yerde yönetimin ve çalışanların performansından söz edilebilir. Türkiye'de bazı kurumlarda uygulanmaya çalışılan ancak yapılan ek ödemeye esas olmanın ötesine henüz geçemeyen performans uygulamaları, geleneksel bürokratik yapının açmazlarını gidermekten ve kamu performans yönetimi yaklaşımından uzaktır. Bu çalışma; merkezi yönetimin taşradaki en üst temsilcileri olan mülki idare amirlerinin kamu performans yönetimine ilişkin tutumlarının tespitine yönelik, farklı pozisyonlarda görev yapan 241 mülki idare amiri ile yapılan anket için geliştirilen beşli tutum ölçeği sonuçlarını içermektedir. Çalışmada kavramsal çerçeve, araştırmanın amacı, önemi, hipotezleri, yöntemi ile örnek çapının belirlenmesi, analiz yöntemi ve metod, araştırmanın pilot uygulaması ile güvenirlik ve geçerlilik analizi, ankete katılan mülki idare amirlerinin demografik bilgileri, tutum ölçeği maddelerinin yapısal eşitlik modeli bulguları bakımından incelenmesi hususları yer almaktadır. Araştırma sonucunda mülki idare amirlerinin kamuda performans yönetimine ilişkin algılarının pozitif olduğu ve çalışmanın kamu hizmet kalitesinin yükseltilmesi ihtiyacı konusunda çözüme işaret eden bir tespiti vurguladığı değerlendirilmiştir. Araştırma sonucuna göre; mülki idare amirleri, en çok da performans yönetimi sistemi ile bürokratik sorunlara çözüm sağlama beklentisini özdeşleştirmişler ve performans yönetim sisteminin geleneksel bürokratik yapılanmanın açmazlarını ortadan kaldırabileceğini düşündüklerini belirtmişlerdir.
İnsan kaynakları muhasebesi çerçevesinde Türkiye muhasebe standartlarının incelenmesi ve insan kaynakları muhasebesi uygulama alanı
Entelektüel sermaye kâra dönüştürülebilen bilgidir. Entelektüel sermayenin bileşenleri yapısal sermaye, müşteri sermayesi ve insan sermayesidir. İnsan sermayesi, çalışanların bilgisi, yetenekleri, kapasitesi ve uzmanlıklarını içerir. Entelektüel sermayenin bileşenlerinden kabul edilen insan sermayesi, insan kaynakları muhasebesinin merkezinde yer alır. Günümüzde birçok işletmede, işletmelerin defter değeri ile piyasa değeri arasında önemli derecede farklar ortaya çıkmaya başlamıştır. Geleneksel muhasebe yaklaşımına göre çalışan için katlanılan tüm maliyetler gider olarak değerlendirilir. Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak işletmenin etkinliği ve kârlılığı finansal tablolara doğru bir şekilde yansıtılmaz. İnsan kaynakları muhasebesi geleneksel muhasebeden farklı olarak işletmenin net gelirini daha doğru ölçmekte ve yönetimin etkinliğinin daha gerçekçi ölçülmesini sağlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümü insan kaynakları muhasebe kavramının gelişimi, insan kaynakları muhasebesinin tanımları, tarihsel gelişimi, önemi, ana hedefleri ve insan kaynakları muhasebesinde sınırlamaları, dünyada insan kaynakları muhasebesi uygulamalarını içermektedir. Sonraki bölümlerde, insan kaynaklarının maliyet ve değerleme yöntemleri incelenmiştir. Ayrıca insan kaynağı ile ilgili Türkiye Muhasebe Standartları ( TMS ) incelenmiş, her bir standartın insan kaynakları muhasebesi kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmamızın son bölümünde insan kaynakları muhasebesi için bir model denemesi ve örnek bir uygulama yer almaktadır.