Theses supervised by Prof. Dr. Aykut Gül
12 theses · Çukurova University
Türkiye'de limon üretim ekonomisi ve pazar yapısı
ÖZDOKTORA TEZİTÜRKİYE'DE LİMON ÜRETİM EKONOMİSİ VE PAZAR YAPISIBEKİR DEMİRTAŞÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜTARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Aykut GÜLYıl : 2005, Sayfa : 210Jüri : Prof. Dr. Aykut GÜLProf. Dr. Turgut YEŞİLOĞLUProf. Dr. Faruk EMEKSİZYrd. Doç. Dr. Erdal DAĞISTANYrd. Doç. Dr. Tuna ALEMDARBu araştırmada, Türkiye'de limon üretimi, pazarlama yapısı, depolama ve turunçgilfidancılığı incelenerek, sektörde yaşanılan sorunlar belirlenmiştir. Bu amaçla, Türkiye'ninönemli limon üretim bölgeleri olan Mersin, Antalya, Adana, Hatay ve Muğla illerinde limonüreticileri, Mersin ve Nevşehir bölgelerinde limon depo işletmeleri ile Mersin, Adana, Hatayve Antalya bölgelerinde ise turunçgil fidancılık işletmeleri ile görüşmeler yapılmıştır.İncelenen işletmelerde limon üretiminde ortalama bahçe alanı 18,49 da, verim 2.088kg/da ve 73 kg/ağaç'tır. Kütdiken en fazla yetiştirilen limon çeşididir. Uçkurutan hastalığıbüyük sorundur. Hasat kasım-şubat aylarında yoğunlaşmıştır. Limon pazarlamada tüccarlaretkilidir ve vadeli satışlar çoğunluktadır. Birim alanda işgücü ihtiyacı 103,88 saat/da EİG veçekigücü ihtiyacı da 7,27 saat/da'dır. Limondaki üretim maliyeti 242.317 TL/kg ve ortalamasatış fiyatı da 359.105 TL/kg'dır. Limon üretimindeki GSÜD 737.143.968 TL/da, üretimmasrafları toplamı 498.204.021 TL/da, değişen masraflar 205.646.088 TL/da ve brüt kar ise531.497.880 TL/da olmuştur. Birim alandaki net karlılık 238.939.947 TL/da iken nispikarlılık ise %147,96 olarak bulunmuştur.Turunçgillerde virüsten arû-sertifikalı fidancılık büyük bir ihtiyaçtır. Limondepolarında yapılacak teknik iyileştirmeler ile meyve kayıpları önemli oranda azaltılabilir.Limon üretimindeki teknik bilgi eksikliği ve ürün fiyatlarının düşüklüğü önemli sorunlarınbaşında belirtilmiştir. İşletmeciler en fazla komşuları ve ilaç-gübre bayilerinden bilgialmaktadır.Türkiye için limonda en büyük rakip ülke İspanya ve en iyi pazar Rusya ikengelişme içindeki pazarlar Romanya ve Polonya'ya aittir. Türkiye'de turunçgil üreticilerininkendi sorunlarının üstesinden gelebilmesi için üretici örgütlerine ihtiyaç vardır.Anahtar Kelimeler: Limon, üretim ekonomisi, pazar yapısı, fidancılık, depolama.I
Süt sığırcılığında kooperatifler aracılığıyla desteklemenin ekonomik ve sosyal etkileri: Adana ili örneği
Bu çalışmanın amacı, kooperatifler tarafından uygulanan süt sığırcılığı projesinin kooperatife üye işletmeler ve kooperatifler açısından genel bir değerlendirmesinin yapılması, projenin uygulanmasında yaşanan sorunların belirlenmesi ve bunlara yönelik öneriler geliştirilmesidir.Çalışmada elde edilen veriler Faktör Analizi, Veri Zarflama Analizi ve ANOVA testine tabi tutularak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, dağıtılan hayvan sayısının yetersiz ve verim düzeyinin düşük olması, yem maliyetlerinin yüksek olması, üreticilerin maliyetlerinin altında sütü satması ve kooperatiflerin yeterince etkin çalışamaması nedeniyle projeden ekonomik anlamda istenilen başarı elde edilememiştir. Diğer taraftan bu proje ile aile işgücünün etkin kullanılması, kırsal alanda yeni iş alanlarının yaratılması, köyden kente göçün önlenmesi ve üreticilerin kooperatifler aracılığıyla örgütlenmeye yönlendirilmesi konusunda sosyal boyutta kazanımlar olmuştur. Ayrıca proje ile işletmelerde ahırların yenilenmesi ve yem bitkileri üretiminin artması gibi gelişmelerde olmuştur.Projenin daha etkin hale getirilmesi için dağıtılan hayvan sayısının artırılması, verilecek olan hayvanın iyi kalitede ve yüksek verimli olmasına dikkat edilmesi, üreticilere hayvansal üretimin en önemli girdisi olan yem ihtiyaçlarını karşılamak için destekte bulunulması, üreticilerin kaliteli ve hijyenik koşullarda üretim yapabilmesini sağlamak için eğitim verilmesi, pazarlama koşullarının iyileştirilmesi ve kooperatiflerin finansal açıdan güçlendirilmesi önerilebilir.
İzmir ili Kınık ilçesinde sözleşmeli mısır tohumluğu üretiminin mevcut durumu ve ekonomik açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışma, 2005 yılında bölgede yapılan mısır tohumluğu üretiminin mevcut durumunu, sistemin işleyişini ortaya koymak, sözleşmeli mısır tohumluğu üretimi uygulamalarını incelemek, mısır tohumluğu üretimi uygulamalarında karşılaşılan izolasyon, fiyat politikaları gibi sorunları belirlemek ve çözüm önerilerinde bulunmak, bu üretim dalını ekonomik olarak değerlendirmek ve bölgede üretimi yapılan diğer ürünlerle karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada sözleşmeli üretimin faydalı yönleri belirlenmiş, sözleşmeli üretimdeki bazı aksaklıklar ortaya konmuş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Yapılan çalışmaya göre çiftçinin mağdur olduğu konulardan üreticinin hakkı olan ıskartaların üretici hak edişi olarak geri ödenmesi gerektiği ve bu konuda ilgili bakanlıkların devreye girmesi gerektiği belirlenmiştir. Diğer yandan fiyat uygulamaları konusunda çözüm önerisi getirilmiştirÜretici açısından karşılaşılan genel sorunlar arasında fiyat uygulamaları, hak edişlerdeki yapılması gereken düzenlemeler, uygulanacak devlet primi konusunda farklı bir sistemin getirilmesi gerektiği dikkat çekmiştir. Ekonomik olarak incelendiğinde ise diğer ürünlere göre daha avantajsız olduğu belirlenmiştir.Tohumluk tarım en karlı sektörlerindendir ve Türkiye AB bünyesinde ağırlığı tarım olan bir ülkedir. Ülkemiz yeterli araştırıcı sayısı ve ekolojik olanakları itibariyle AB ülkelerinin ve komşu ülkelerin tohumluk ihtiyacını karşılayan tohumluk merkezi olmaya hazırdır. Bu konuda bu şekilde bölgeler itibariyle tohumluk dallarının önemini belirleyen çalışmaların yaygınlaşması gerekmektedir.
Süt sığırcılığında risk kaynakları ve yönetim stratejileri: Adana ili örneği
Bu tez süt sığırcılığında çiftçilerin risk algıları ve risk yönetim stratejilerini analiz etmeyi ve belirlemeyi amaçlamıştır. Veriler Türkiye'nin Adana İlinin Yüreğir ve Sarıçan İlçelerinde rastgele belirlenen 96 süt sığırı yetiştiricisinden 2014 (Aralık) ve 2015 (Şubat ve Mart) yıllarında yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Risk kaynakları ve stratejilerini daha az sayıda değişkene indirgemek için faktör analizi kullanılmıştır. Ardından, sosyoekonomik değişkenler ve haberleşme davranışlarının çiftçilerin risk algıları ve yönetim stratejilerine etkilerini değerlendirmek için faktör yüklerinin bağımlı değişken olarak kullanıldığı çoklu regresyon modeli kullanılmıştır. Çalışma sonuçları göstermiştir ki, çiftçi algılarına göre en önemli risk kaynağı yem fiyatlarındaki değişkenlik, en önemli risk yönetim stratejisi de hastalıklara karşı önceden önlem almaktır. Faktör analizi sonuçlarına göre risk kaynakları ölçeği toplam varyansın % 70,24'ünü açıklayan 8 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,808 ve KMO örneklem yeterlik ölçüsü 0,732 olarak hesaplanmıştır. Risk yönetim stratejileri ölçeği toplam varyansın % 67,78'ini açıklayan 6 faktörden oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alfa değeri 0,775 ve KMO örneklem yeterlik ölçüsü 0,775 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre algılar çiftçilere özeldir, bir kısım sosyoekonomik değişkenler ve haberleşme davranışları risk ve risk yönetimi ile ilgili bulunmuştur. Risk yönetim stratejilerinin geliştirilmesi çiftçiler için faydalı olabilir ve bir kısım risklerden ve kayıplardan korunmalarını sağlayabilir.
Atık su ile sulama yapılmasının sosyal ve ekonomik yönden incelenmesi ve alternatif yaklaşımlar: Gaziantep ili örneği
Bu çalışmada; atık sularla sulama yapılmasının çiftçi gelirine etkisi, çiftçilerin ve tüketicilerin konuya yaklaşımları, bilinç düzeyleri, atık suyun tarımda kullanımının toplum sağlığına olası etkileri, sorunlar ile ve çözüm önerileri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında; Gaziantep ilinde atık sulardan sulama yapan 46 çiftçi ve Gaziantep il merkezinde 384 hanehalkı ile anket uygulaması yapılmış, ilgili Kurumlarda "Derinlemesine Mülakat Tekniği" uygulanmıştır. Araştırma sonucunda; atık su ile sulama yapan çiftçilerin ve pişirilmeden yenen sebzeleri tüketen tüketicilerin sağlıklarının risk altında olduğu, atık suyun ileri derecede arıtılması ve dezenfeksiyon yapılması gerektiği, bu maliyete üretici ve tüketicilerin belirli oranda katkı sağlayabilecekleri görülmüştür. Kuru koşullara göre; mevcut durumda atık su ile sulanan alanlarda 928 TL/da net gelir artışı sağlandığı, ileri derecede arıtılmış atık su ile sulama yapılması durumunda 1457 TL/da net gelir artışı sağlanacağı ve toplum sağlık masraflarının 923 303 TL/yıl azalacağı ortaya çıkmıştır. Atık sularla sulamanın yasaklanması pratikte uygulanabilir görülmemektedir. Ancak, üretici ve tüketicilerin konu hakkındaki bilinç düzeylerinin geliştirilmesi, atık suların ileri derecede arıtılarak ve dezenfekte edilerek sulamada kullanılması sürdürülebilir bir yaklaşım ve zorunluluktur.
Hatay ilinde tıbbi ve aromatik bitkiler piyasası ve geliştirilmesi imkanları
Bu çalışmada, Hatay yöresinde yaygın olarak ticareti yapılan tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi ve pazarlama şekillerinin ortaya konulması, sektörün mevcut sorunlarının belirlenmesi ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin getirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın ana materyali, Hatay yöresinde faaliyet gösteren üretici, doğadan toplayıcı ve ürünleri işleyen işletmelerden anket yolu ile toplanan birincil verilerden oluşmaktadır. Çalışmada ayrıca, pazarlama, örgütlenme ve AR-GE gibi konularda, Hatay yöresine yönelik somut ve uygulanabilir öneriler getirilmesi amacı ile tıbbi ve aromatik bitkiler sektörünün en gelişmiş olduğu Batı Akdeniz ve Ege Bölgelerinde çeşitli kurum ve kuruluşlardan derinlemesine görüşme yolu ile elde edilen birincil verilerden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, Hatay yöresinde tıbbi ve aromatik bitkilerin çoğunlukla doğadan toplanarak elde edildikleri, pazarlama organizasyonunun genel olarak etkin olmadığı, ürünleri işleyen firmaların kaliteli ve yeterli miktarda hammadde temin etme konusunda sorunlar yaşadıkları, baharat amaçlı bitkilerin yarı mamul olarak yöre dışına pazarlandıkları belirlenmiştir. Ayrıca yörede tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda örgütlenme ve koordinasyonun oldukça zayıf olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yörede katma değeri yüksek türlerde kültürel üretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalara ağırlık verilmesi, bütün paydaşların tek bir çatı altında temsil edildiği ve ortak kararların alındığı merkezi bir yönetim yapısının oluşturulması, üretici ve işleyen firmalara yönelik teşvik ve desteklerin artırılması, hedef pazarlara yönelik etkili pazarlama ve tanıtım stratejilerinin geliştirilmesi ve bir tıbbi ve aromatik bitkiler araştırma merkezinin kurulması, sektörün yöredeki gelişimi için önem taşımaktadır. Anahtar Kelimeler: Tıbbi ve aromatik bitki, üretim, işleme, pazarlama organizasyonu, Hatay.
Plastik serada sivri biber üretiminde etkinlik analizi: Mersin ili örneği
Bu tezde plastik serada sivri biber üretiminin ekonomik analizinin yapılması, teknik etkinliğinin ve etkinsizlik bileşenlerinin tahmin edilmesi, plastik sera kurulum maliyetlerinin belirlenmesi ve sera yatırımının yapılabilirliğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre plastik serada sivri biber üretiminin gayri safi üretim değeri 13.140,55 TL/da, brüt karı 3.111,96 TL/da, mutlak karı 1077,36 TL/da ve nisbi karı 1,09 olarak hesaplanmıştır. Ortalama teknik etkinlik veri zarflama analizi ile 0,905, stokastik sınır analizi ile 0,915 olarak tahmin edilmiştir. İki farklı yöntem ile tahmin edilen teknik etkinlik skorlarının benzerlik ve farklılıkları incelenmiş ve iki yöntem ile tahmin edilen teknik etkinlik skorlarının genel olarak tutarlılık gösterdiği belirlenmiştir. Tobit regresyon analizi sonuçlarına göre arazi genişliği, yayım, tarım dışı gelir, kooperatif ortaklığı, kredi kullanımı, mali ve fiziki kayıt tutma ve toprak analizi yaptırma değişkenlerinin işletmelerin teknik etkinlik skorları üzerine anlamlı bir etkiye sahip oldukları belirlenmiştir. Teknik etkinsizlik bileşenlerinin katsayıları beklentiye uygun işarete sahiptir. Araştırma bölgesinde plastik sera kurulum maliyeti ortalama 23.500,00 TL/da olarak saptanmış ve sera yatırımının geri ödemesi süresi 7,42 yıl, başabaş noktası üretim miktarı 6.050,25 kg/da, fayda/masraf oranı 1,097, net bugünkü değeri 1.161,26 TL/da ve iç karlılık oranı 0,21 olarak hesaplanmıştır.
Arazi kullanım planlamasının işletmelerin bitkisel üretim faaliyet gelirine etkileri: Şanlıurfa ili Hilvan ilçesi örneği
Tarım arazilerinin korunması ve yapısını bozabilecek uygulamalardan kaçınılması, artırılamaz bir kaynak olan arazinin etkin kullanımı açısından önemlidir. Arazi kullanım planlaması arazide hangi ürünün yetiştirileceğini belirlemek ve toprağın yapısını korumak için yapılmaktadır. Arazi kullanım planlaması çalışmalarından elde edilen sonuçlar, kaynakların etkin kullanımının sağlanarak en yüksek karı veren ürün kombinasyonu belirlemek amacıyla yapılan üretim planlaması çalışmalarında da çok önemlidir. Arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerin kısıtlayıcı bir faktör olarak üretim planlamasına dahil edilmesiyle karlılığın artmasının yanında toprağın yapısının da korunmasına katkı sağlanabilir. Bu çalışmanın amacı, arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerle bir üretim planlaması yapıldığı takdirde elde edilecek brüt kar ile mevcut durumda elde edilen brüt karı ve çiftçilerin bölgede sürekli üretimini yaptığı veya yapabileceği ürünlerle yapılacak olan planlama sonucunda elde edebileceği brüt karı karşılaştırarak, arazi kullanım planlamasının etkinliğini ortaya koymaktır. Toprağı koruyarak sürdürülebilir bir tarım yapabilmek ve Türkiye'de uygulanan Havza Bazlı Destekleme Modelinin tam olarak amacına ulaşabilmesi için lokal bazda yapılan arazi kullanım planlaması çalışmalarının bütün ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi, elde edilen sonuçların ise, bu modele entegre edilmesi gerektiği, arazi kullanım planlamasına göre yetiştirilmesi uygun olan bitkilerle üretim planlaması yapıldığı takdirde Hilvan'da bitkisel üretim faaliyetinden elde edilecek brüt karın mevcut durumda elde edilen brüt kara göre artacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Çukurova bölgesinde gıda sanayinde dış ticaret teşviklerinin değerlendirilmesi
Bu tezde, gıda sanayinde uygulanan dış ticaret teşviklerinin Çukurova Bölgesi'nde bulunan Mersin, Adana ve Hatay illerinde faaliyet gösteren ve ihracat yapan işletmelere etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre ankete katılan işletmelerin çoğunluğu (n=43) limanın uluslararası ticarette getirdiği avantajdan dolayı dolayı Mersin ilinde faaliyet göstermektedir. İşletmeler ticari unvan olarak limited ağırlıklı olup, sermaye ortalaması 29.826.674 ₺ ve makine teçhizat değeri ortalaması ise 17.946.980 ₺ olmuştur. Araştırma evreninde işletmelerin ortalama ihracat değeri 12.596.120 USD, ihracat deneyim süresi ise 12 yıl iken, işletmelerin %75,56'sı (n=49) satış gelirini artırmanın ihracat yapma amaçlarından biri olduğunu belirtmiştir. İşletmeler en çok yararlandıkları teşvik sistemi dahilde işleme rejimi olurken, en az yararlanılan patent faydalı model belgesi ve endüstriyel tasarım desteği, en etkili teşvik sistemi ise yurtdışı fuar desteği olmuştur. Genel olarak ihracat teşviklerinden haberdar olma ihracat değerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşırken (p≤0,05), yararlanma ve etki düzeyi ihracat değerine göre farklılaşmadığı (p≥0,05) gözlenmiştir. İşletmelerin %64,06'sı (n=41) dış ticaret teşviklerinin yetersiz olduğunu belirtmiş olup, işletmelerin yarısından fazlası (n=34) teşviklerden bilgi sahibi olmada İhracatçı Birliklerinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Faktör analizi sonuçlarına göre işletmeler ihracatın firma büyüme hızı, istihdam ve kapasite verimli çalışmasına etki ettiğini, teşviklerin yeni pazar oluşumuna katkı sağlarken, ihracatta en çok kur riskinin yüksek olmasının sorun olduğu tespit edilmiştir.
Örtü altı sebzeciliğinde risk kaynakları ve yönetim stratejileri: Mersin ili örneği
Ülkemizde tarım sektöründe seracılık önemli bir ekonomik paya sahiptir. Mersin Bölgesi de ikliminin elverişli olmasından dolayı seracılığa ekonomik açıdan büyük katkı sağlamaktadır. Bu tez, Mersin ilinde örtü altı sebze yetiştiriciliği yapan çiftçilerin risk algıları ve risk yönetim stratejilerini belirlemeyi ve analiz etmeyi amaçlamıştır. Mersin'de örtü altı sebze yetiştiriciliği yapan 2.432 üretici bulunmaktadır. Veriler, Türkiye'nin Mersin İlinin Akdeniz, Erdemli ve Silifke İlçelerinde rastgele belirlenen 75 örtü altı sebze yetiştiricisinden 2019 yılının Haziran ve Temmuz aylarında yüz yüze görüşme ile toplanmıştır. Risk kaynaklarını az sayıdaki değişkene indirgemede faktör analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre en önemli risk kaynağı ilaç ve gübre fiyatlarındaki değişkenlik, en önemli risk yönetim stratejisi olarak da hastalıklara karşı önceden önlem alınması tespit edilmiştir. Faktör analizi sonuçlarına göre risk kaynakları 7 faktörden oluşmaktadır ve ölçeğin toplam varyansın %70,81'ini açıklamaktadır. Risk kaynakları ölçeğinin Cronbach Alfa değeri 0,69 ve KMO örneklem yeterlik ölçüsü 0,551'dir. 11 faktörden oluşan risk yönetim stratejileri ölçeği toplam varyansın %76,86'sını açıklamaktadır. Yapılan Regresyon analiz sonuçlarına göre bağımsız değişkenler ile bağımlı değişken olarak kabul edilen risk kaynaklarından uygulama eksikliği, doğa koşulları ve çevre faktörü için kurulan regresyon modelleri %5 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Risk kaynaklarının ve risk yönetim stratejilerinin belirlenmesi çiftçilerin belirli risklerden kaçınarak daha etkin bir üretim yapmalarında faydalı olabilecektir.
Türkiye'de piliç eti güvenilirliği; riskler, algılar ve gerçekler
Piliç etinin üretim süreçlerinden kaynaklı insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu şeklinde kamuoyunda çok fazla yanlış bilgiler bulunmaktadır. Bu amaçla mevcut tezde, Türkiye'de piliç etine olan güvenle ilgili risklerin, algıların ve gerçeklerin uzmanların nezdinde değerlendirilerek bazı önerilerin ortaya konması hedeflenmiştir. Tezde nicel verilerin toplanması amacıyla; hızlı büyüme-erken kesim yaşı, yeminde genetiği değiştirilmiş hammadde kullanılan, katkı maddesi-ilaç, refah-etik, kesim tekniği, haşlama ve tüy yolumu tekniği ile piliç etinin zehirleme riski görüşme gruplarından oluşan 7 farklı alanda anket formu oluşturulmuştur. Her grubunun ilk 20 sorusu ortak olup, katılımcıların konu uzmanlıkları hakkında bilgi alınabilmesi amacıyla her gruba farklı sayılarda başlığa özel soru yöneltilmiştir. Uzmanlar, et tüketim tercihlerinde ilk sırayı kırmızı et, ikinci sırayı beyaz et alırken, piliç etini besin değerinden dolayı but olarak tercih etmişlerdir. Endüstriyel üretimin sürekli denetimlerden geçmesi tercih sebeplerini oluşturmaktadır. Tüketicilerin, beyaz eti tercih etmelerinin en önemli sebebini ise ucuz olmasına bağlamışlardır. Piliç eti ile ilgili üniversite ve araştırma kurumlarında yer alan konu uzmanlarının söylediklerine itibar edilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Uzmanlar, etlik piliçlerin gelişim hızında en önemli faktörün genetik ve çevre koşulları olduğunu, hayvanların yapısında herhangi bir genetik modifikasyonun olmadığını, yem hammaddelerinde bulunan genetik modifikasyonların hayvan sağlığına olumsuz bir etkisinin olmadığını, hayvanların beslenmesi sırasında hormon ve antibiyotik kullanılmadığını ve bunun yasak olduğunu, hayvan refahının ne şekilde ve nasıl uygulanacağı ile ilgili bir yasal direktifin olmadığını, helal kavramının kesimden öte yumurtadan son tüketiciye gelene kadarki süreçte olması gerektiğini, tüy yolumu sırasında bir haşlanma yapılamadığı gibi tüy yolum yöntemlerinin birbirine yakın yöntemler olduğunu ve piliç etinde insan sağlığını bozacak veya insanı zehirleyecek herhangi bir madde veya bileşik kullanılmadığını sadece soğuk zincir şartlarının bozulmasından kaynaklanacağını ifade etmişlerdir. Bu sebeple konu alt başlıkları hakkında özellikle kanun yapıcı kimliğe sahip kurumlarda bilim kurulları kurularak tüketicilerin endişelerine cevap verecek soruların detaylı araştırılması önerilmektedir. Tüm görüş ve önerilerin uzmanlık kimliğine sahip kişiler tarafından yapılması tüketicilerin konu hakkında daha doğru bilgilere sahip olmasını sağlayacaktır.
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde organik ve fonksiyonel gıdalara yönelik tüketici yaklaşımları
Bu tezde, Doğu Akdeniz Bölgesindeki tüketicilerin organik ve fonksiyonel gıdalara yönelik bilgi düzeyleri ve yaklaşımlarının belirlenmesi, tüketicilerin demografik özellikleri ile organik ve fonksiyonel gıdalara yönelik yaklaşımları arasında ilişki olup olmadığının tespit edilmesi ve satın alma davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş ve Hatay illerinden 384 kişiyle online anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen birincil verilerle SPSS programından yararlanılarak çeşitli istatistiksel analizler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, fonksiyonel gıdalardan haberdar olduğunu belirten tüketicilerin en çok tercih ettikleri haber kaynağı internet ve sosyal medya'dır. Ayrıca, katılımcıların en fazla tükettiği organik gıda ürünlerinin organik salçalar ve organik zeytinyağı, fonksiyonel gıdaların ise Türk kahvesi, turşular ve maden suyu olduğu bulgusu elde edilmiştir. Tüketicilerin organik gıdalara yönelik yaklaşımlarına ilişkin ölçek içerisindeki ifadeler arasında en yüksek ortalama değeri, "Ekolojik Farkındalık" faktörü altında yer alan "Organik gıdalar çevre dostu yöntemlerle üretilirler" ifadesi almıştır. Diğer taraftan tüketicilerin fonksiyonel gıdalara yönelik yaklaşımlarına ilişkin ölçekte en yüksek ortalama değer, "Fayda" faktörü içerisinde yer alan "Fonksiyonel gıdaları tüketerek sağlığımı koruyabilirim" ifadesine aittir. Tüketicilerin fonksiyonel gıdalara yönelik bilgi düzeyinin artırılması ve aşırı tüketim halinde olası sağlık risklerinin olabileceği yönünde uyarılması için çeşitli kurumlar tarafından bilgilendirilme yapılması önem arz etmektedir. Ayrıca, Tüketicilerin organik tarım ve organik gıdalar hakkında ilgili bakanlık ve üniversiteler tarafından çeşitli faaliyetlerle detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi, tüketicilerin bu konuda farkındalığını artırma anlamında oldukça faydalı olacaktır.