Theses supervised by Prof. Dr. Ayşe Kin İşler
10 theses · Hacettepe University, Başkent University
Ampute futbol maçına verilen fizyolojik yanıtların ve hareket profillerinin incelenmesi
Bu çalışma, ampute futbol maçına verilen fizyolojik yanıtların ve hareket profillerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmaya, 9 erkek ampute futbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Öncelikle 9 ampute futbolcunun demografik özellikleri belirlenmiş ve antropometrik ölçümleri yapılmıştır. Daha sonra, ampute futbolcuların maksimal kalp atım hızı (KAHmaks) değerleri bir progresif koşu testi olan modifiye mekik koşusuyla belirlenmiştir. Ampute futbol maçına verilen fizyolojik yanıtlar ve hareket profilleri ise her bir ampute futbolcu için en az 2 ampute futbol maçı olmak üzere toplamda 22 maç ile belirlenmiştir. Her maç öncesinde ampute futbolcuların dinlenik KAH ve dinlenik kan laktat konsantrasyonları (LA) belirlenmiştir. Ampute futbol maçlarına verilen fizyolojik yanıtlar için birinci ve ikinci devre sonu LA cevapları ve algılanan zorluk derecesi (AZD) ve tüm maçlar süresince KAH yanıtları belirlenmiştir. Ampute futbol maçı sırasında, birinci ve ikinci devrede ulaşılan en yüksek KAH değerleri KAHzirve olarak, maçın birinci ve ikinci devresindeki KAH ortalamaları ise KAHort olarak kabul edilmiştir. Hareket profilleri olarak ampute futbol maçları sırasında, birinci ve ikinci devrede kat edilen toplam mesafe (Mesafetop), farklı koşu hızlarında kat edilen Mesafetop, farklı koşu hızlarında kat edilen Mesafetop yüzdeleri, ulaşılan maksimal hız (Hızmaks) ile ampute futbolcuların maçları KAHmaks'ın hangi yüzdesinde geçirdikleri belirlenmiştir. Devreler arası fizyolojik yanıtlar ve hareket profilleri arasındaki farklar Bağımlı Gruplarda t-testi ile belirlenmiştir. Devrelere göre farklı koşu hızı kategorilerinde kat edilen mesafeler, bu mesafelerin toplam mesafeye yüzde oranı 2 x 5 (Devre x Hız Kategorisi), KAHmaks'ın yüzdelerine göre geçirilen süreler arasındaki farklar ise 2 x 4 (Devre x KAHmaks kategorisi) Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü Varyans Analizi ile belirlenmiştir. Farklı koşu hızlarında kat edilen mesafeler arasındaki farklar (F) anlamlı çıktığında farkın hangi koşu hızı kategorisinden kaynaklandığının belirlenmesi için Bonferroni çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Maçlara verilen KAH yanıtları incelendiğinde, birinci devredeki KAHort, ikinci devreye göre istatistiksel olarak daha yüksek bulunmuştur (p<0,05). Buna rağmen her iki devredeki KAHzirve, KAH%, AZD ve LA yanıtlarının benzer olduğu görülmüştür (p>0,05). Maçlardaki hareket profilleri bulgularına göre, her bir devrede ulaşılan Hızzirve(km.sˉ¹) verileri istatistiksel olarak farklı olmamakla beraber (p>0,05) devreler arasında kat edilen Mesafetop istatistiksel olarak farklıdır (p<0,05). Ampute futbol maçlarında devre ve aynı zamanda koşu hızı kategorisi etkisi anlamlıdır (p<0,05). Bunlara ek olarak, Devre x hız kategorisi etkileşimi de anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Beş farklı koşu hızı kategorisinde kat edilen mesafelerin yüzde dağılımlarının devrelere göre farklılaşmadığı belirlenmiştir (p>0,05). Bununla beraber beş farklı koşu hızı kategorisinde kat edilen mesafelerin yüzde dağılım etkisi ise anlamlıdır (p<0,05). Ayrıca, Devre x koşu hızı % etkileşimi ise anlamlı değildir (p>0,05). KAHmaks'nın 4 farklı yüzdesinde geçirilen sürelerin devrelere göre farklılaşmadığı (p>0,05) belirlenirken, KAHmaks%'nın 4 farklı yüzdesinde geçirilen süreler arasında anlamlı farklılık belirlenmiş (p<0,05) ve Devre x KAHmaks% etkileşiminin de anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları ampute futbol maçına verilen fizyolojik yanıtlarda KAHort dışındaki fizyolojik yanıtların devrelere göre farklılaşmadığını göstermiştir. Hareket profillerine bakıldığında ise ampute futbol maçı sırasında Hızmaks'ın devrelere göre benzer olduğu ancak toplam kat edilen mesafenin, farklı koşu hızı yüzde dağılımının ve farklı KAHmaks%'lerinde geçirilen sürelerin farklılaştığı görülmüştür.
Genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre incelenmesidir
Bu çalışma genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmaya Spor Toto Süper Lig?de yer alan bir futbol kulübünün U15 (n=20), U16 (n=19), U17 (n=18) ve U18 (n=18) yaş kategorisine ait alt yapısındaki genç futbolcular gönüllü olarak katılmıştır. Çalışmada katılımcıların çevikliğinin belirlenmesinde 505 çeviklik testi, süratin belirlenmesinde 20 metre sürat ve hızlanmalı 20 metre sürat testleri ve gücün belirlenmesinde skuat ve aktif sıçrama testleri kullanılmıştır. Katılımcıların zirve izokinetik konsantrik diz ekstansiyon ve diz fleksiyon kuvvetleri sağ ve sol bacaktan iki farklı hareket hızında (600s-1 ve 1800s-1) belirlenmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre U15 genç futbolcularda çeviklik ile 600sn-1 sağ diz ekstansiyon kuvveti (r=-0.619; p=0.004) arasında ve U17 genç futbolcularda çeviklik ile 1800sn-1 sol diz fleksiyon kuvveti (r=0.526; p=0.028) arasında anlamlı bir ilişki vardır. U16 ve U18 genç futbolcularda ise çeviklik ile farklı hızlardaki izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Çeviklik ile sürat değişkenleri arasındaki ilişkiye bakıldığına U15, U16, U17 ve U18 genç futbolcularda bu ilişkinin anlamlı olmadığı görülmüştür (p>0.05). Bunların yanında U15, U16 ve U17 yaş kategorisindeki genç futbolcularda çeviklik ile güç değerleri arasında istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki belirlenmezken (p>0.05), U18 genç futbolcularda çeviklik ile aktif Gmaks (r=-0.509; p=0.031) ve skuat Gmaks (r=-0.474; p=0.047) değerleri arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Sürat ile kuvvet arasındaki ilişkiye bakıldığında U15 genç futbolcularda anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). U16 yaş kategorisinde ise sürat ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.664; p=0.002) ve 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.554; p=0.014) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiş, U17 genç futbolcularda sürat ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=-0.543; p=0.020) ile 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.562; p=0.015) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda ise süratin sadece 600sn-1 sağ fleksiyon kuvveti (r=-0.490; p=0.39) ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. U15 ve U18 genç futbolcuların hızlanmalı 20m süratinin hiçbir izokinetik diz kuvveti değişkeniyle ilişkili olmadığı görülmüştür (p>0.05). U16 yaş kategorisinde hızlanmalı 20m sürat ile 600sn-1 sağ diz ekstansiyon (r=-0.491; p=0.033), 600sn-1 sağ diz fleksiyon (r=-0.683; p=0.001) ve 1800sn-1 sol diz fleksiyon (r=-0.544; p=0.016) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolcularda ise hızlanmalı 20 m süratin , 600sn-1 sağ diz ekstansiyon (r=-0.802; p=.000), 600sn-1 sağ diz fleksiyon (r=-0.700; p=0.001), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.858; p=0.000), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=-0.569; p=,014), 1800sn-1 sol ekstansiyon (r=-0.669; p=0.002) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=-0.518; p=0.028) kuvveti ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. U15 ve U16 genç futbolcuların skuat ve aktif sıçrama değerlerinin 20m ve hızlanmalı 20m sürat değerleriyle ilişkili olmadığı görülmüştür (p>0.05). U17 genç futbolcularda ise skuat sıçrama ile 20m sürat (r=-0.666; p=0.003) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.781; p=0.000) arasında, aktif sıçrama ile yine 20m sürat (r=-0.702; p=0.001) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.729; p=0.001) arasında, skuat sıçrama Gmaks ile 20m sürat (r=-0.581; p=0.011) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.852; p=0.000) arasında, aktif sıçrama Gmaks ile 20m sürat (r=-0.632; p=0.005) ve hızlanmalı 20m sürat (r=-0.870; p=0.000) arasında istatistiksel yönden anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda ise sadece aktif sıçrama ve 20m sürat değerleri (r=-0.489; p=0.040) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur, U15 ve U18 genç futbolcuların izokinetik diz kuvveti ile skuat sıçrama değerleri arasında istatistiksel yönden anlamlı ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). U16 genç futbolcularda ise sadece 1800sn-1 sağ ekstansiyon kuvvet ile skuat sıçrama (r=0.475; p=0.040) arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolculara bakıldığında skuat sıçrama ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.492; p=0.040), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.570; p=0.013) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon kuvveti (r=0.513; p=0.030) arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Aktif sıçrama ile izokinetik diz kuvveti değerleri arasındaki ilişkiye bakıldığında U15 ve U16 genç futbolcularda aktif sıçrama ile izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). U17 genç futbolcularda aktif sıçrama ile sadece 1800sn-1 sağ ekstansiyon kuvveti (r=0.508; p=0.031) arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. U18 genç futbolculara bakıldığında ise aktif sıçrama ile anlamlı ilişkinin 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.557; p=0.016) kuvveti arasında olduğu görülmüştür. U15 genç futbolcularda skuat Gmaks ile izokinetik diz kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p>0.05), U16 genç futbolcularda skuat Gmaks ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.594; p=0,007), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.570; p=0.036) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.482; p=0.036) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. U17 genç futbolculara skuat Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=-0.670; p=0.002), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.649; p=0.004), 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.554; p=0.020), 600sn-1 sol fleksiyon (r=-0.559; p=0.016), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=,716; p=,001), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.627; p=0.005) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=0.429; p=0.036) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U18 genç futbolcularda skuat Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.539; p=0.021), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.537; p=0.022), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.475; p=0.046), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.503; p=0.033) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.647; p=0.004) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. U15 genç futbolcularda aktif Gmaks ile 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.520; p=0.019) ve 1800sn-1 sol ekstansiyon (r=0.486; p=0.030) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenirken, U16 genç futbolcularda aktif Gmaks değerleri ile 600sn-1 sol ekstansiyon (r=0.575; p=0.010), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.619; p=0.005) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.532; p=0.019) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. U17 genç futbolcularda aktif Gmaks ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.662; p=0.003), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.570; p=0.013), 600s-1 sol ekstansiyon (r=0.537; p=0.021), 600sn-1 sol fleksiyon (r=0.490; p=0.039), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.717; p=0.001), 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.578; p=0.012) ve 1800sn-1 sol fleksiyon (r=0.487 p=0.041) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Son olarak U18 genç futbolcularda ise aktif Gmaks değerleri ile 600sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.541; p=0.020), 600sn-1 sağ fleksiyon (r=0.582; p=0.011), 1800sn-1 sağ ekstansiyon (r=0.508; p=0.031) ve 1800sn-1 sağ fleksiyon (r=0.688; p=0.002) kuvveti arasında anlamlı bir ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak, genç futbolcularda çeviklik, sürat, güç ve kuvvet arasındaki ilişkinin yaşa göre farklılaştığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Genç futbolcu, çeviklik, sürat, güç, kuvvet, yaş
Buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışma buz hokeycilerinde çeviklik, sürat, kuvvet ve denge özellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya Türkiye Buz Hokeyi Federasyonuna bağlı Ankara'da faaliyet gösteren spor kulüplerinde oynayan 27 buz hokeyci (yaş: 18.46 ±4.41 yıl, boy: 175.96±9.34 cm, vücut ağırlığı: 71.19±12.76 kg, yağ: 13.45±7.61 %) gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcıların çeviklik düzeyi buz üzerinde "Çeviklik S-Testi" ile belirlenirken, sürat düzeyleri yine buz üzerinde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat testleri ile belirlenmiştir. Katılımcıların zirve izokinetik konsantrik diz ekstansiyon ve diz fleksiyon kuvvet düzeyi sağ ve sol bacaktan 2 farklı hareket hızında (600s-1 ve 1800s-1) belirlenirken, denge düzeyleri statik ve dinamik denge olarak belirlenmiştir. Yapılan Pearson Çarpım Momentler Korelasyon analizi sonuçları katılımıların çeviklik ile 30 metre ileri sürat (r=0.652; p=.000) ve 30 metre geri sürat (r=0.768; p=.000) değerleri arasında anlamlı bir ilişki olduğunu göstermiştir. Katılımcıların çeviklik ile izokinetik diz kuvveti değerleri arasındaki ilişkiye bakıldığında, çeviklik ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (p>0.05). Yine benzer şekilde çeviklik ile denge arasındaki ilişkiye bakıldığında çeviklik ile statik e-ve dinamik denge arasında anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Benzer şekilde 30 metre ileri ve 30 metre geri sürat değerleri ile 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvvetleri arasında ve statik ve dinamik denge değerleri arasında da anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05). Son olarak buz hokeycilerin 600s-1 ve 1800s-1hızlarda belirlenen zirve diz ekstansiyon ve fleksiyon kuvveti değerleri ile statik ve dinamik denge değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenmemiştir (p>0.05).
Futbolcu ve futsalcılarda dar alan oyunlarına verilen fizyolojik ve kinematik yanıtların incelenmesi
Bu çalışma futbolcu ve futsalcılarda farklı boyut ve oyuncu sayılarında uygulanan dar alan oyunlarına verilen fizyolojik ve kinematik cevapların incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 12 futsalcı, 12 futbolcu olmak üzere toplam 24 sporcu (Yaş:21,12±3,15 yıl, Boy:175,38±5,78 cm, Vücut Ağırlığı:71,00±6,74 kg) katılmıştır. Oyunlar öncesi sporculara ait antropometrik ölçümler ile maksimal kalp atım hızı (KAHmaks) (195,95±6,98 atım.dk-1) ve VO2maks (53,22 ± 2,17 ml.kg-1.dk-1) değerlerinin belirlenmesi için Yo-Yo 1 saha testi uygulanmıştır. 2x2, 3x3 ve 4x4 dar alan oyunları farklı süre ve oyuncu başına düşen m2 (100 m2) miktarı sabit kalacak şekilde farklı alan boyutlarında 2'şer set oynatılmıştır. Dar alan oyunları sırasında KAHmaks, ortalama kalp atım hızı (KAHort), laktik asit (LA) ve algılanan zorluk derecesi (AZD) fizyolojik değişkenleri ile, kat edilen toplam mesafe (Mesafetop), maksimum hız (Hızmaks), ortalama hız (Hızort), ve 5 faklı hız aralığında (Hızalan1, Hızalan2, Hızalan3, Hızalan4,Hızalan5) kat ettikleri mesafe ile ortalama metabolik güç (MG) değerleri hesaplanmıştır. Antropometrik özellikler, antrenman yaşı ve VO2max ortalamaları arasındaki farkların analizi Bağımsız Gruplarda t-testi ile oyunlar sırasındaki fizyolojik ve kinematik değişkenler Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü ANOVA ile değerlendirilmiştir ve anlamlılık düzeyi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Yapılan istatistiksel analiz sonucunda oyunlar sırasındaki KAHort, KAHmaks, LA ve AZD fizyolojik değişkenleri ile Mesafetop, Hızmaks, Hızort, Hızalan1, Hızalan2, Hızalan3, Hızalan4, Hızalan5 ve ortalama MG değişkenleri dar alan oyunlarına ve branşa göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar göstermiştir (p<0,05). Sonuç olarak dar alan oyunları sırasında fizyolojik yanıtlarda belirgin farklılıklar gözlemlenmemesine rağmen, futsalcıların kinematik verilerinin futbolculara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca tüm dar alan oyunları sırasında 2. setlerdeki fizyolojik yüklenmenin her iki branş için de daha yüksek olduğu görülmüştür.
Farklı tekrarlı sprint testlerinin performans ve fizyolojik yanıtlarının incelenmesi
Bu çalışma farklı tekrarlı sprint testlerinin (TST) performans ve fizyolojik yanıtlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya 19 basketbolcu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar üç ayrı günde rastgele sırayla 25 sn pasif dinlenme ile düz tekrarlı sprint (6x25m; DTST), 180° mekik tekrarlı sprint (6x(2x12,5m); MTST) ve 100° yön değiştirmeli tekrarlı sprint (6x25m; YDTST) testlerine katılmışlardır. Üç farklı TST sonrasında performans yanıtları olarak katılımcıların en iyi sprint zamanı (EİSZ), toplam sprint zamanı (TSZ) ve performans düşüş yüzdesi (PDY) değerleri belirlenmiştir. Fizyolojik yanıtların belirlenmesi içinse testler öncesi ve testler süresince katılımcıların kalp atım hızı (KAH) kaydedilmiş ve dinlenik, ısınma, ortalama ve maksimum kalp atım hızı değerleri belirlenmiştir (sırasıyla KAHdin, KAHort ve KAHmaks). Ayrıca katılımcıların dinlenik (LAdin) ve maksimal laktik asit (LAmaks) yanıtları ile maksimal algılanan zorluk derecesi (AZDmaks) değerleri de belirlenmiştir. Tekrarlı ölçümlerde ANOVA sonuçları 3 farklı TST'nden elde edilen EİSZ ile TSZ değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğunu göstermiştir (p<0.01). Bonferroni çoklu analiz sonuçları DTST'de ölçülen EİSZ değerlerinin MTST-EİSZ ve YDTST-EİSZ değerlerinden, MTST-EİSZ değerlerinin ise YDTST-EİSZ değerlerinden anlamlı derecede iyi olduğunu göstermiştir. TSZ değerlerine bakıldığında ise DTST-TSZ değerlerinin diğer iki testten elde edile TSZ değerlerinden, MTST-TSZ değerlerinin ise YDTST-TSZ değerlerinden anlamlı derecede iyi olduğu görülmüştür. Bir diğer performans değişkeni olan PDY değerleri ise benzer bulunmuştur (p>0.05). Bu bulgulara ek olarak testler sırasında ölçülen KAHmaks, KAHort, LAmaks ve AZDmaks değerlerinde anlamlı bir farklılık belirlenmemiştir (p>0.05). Sonuç olarak fizyolojik değişkenlerde bir farklılık olmamasına rağmen DTST'nin diğer iki teste göre daha iyi performans yanıtlarına neden olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tekrarlı Sprint, Yön Değiştirmeli Tekrarlı Sprint, Fizyolojik Yanıtlar
Farklı tekrarlı sprint protokollerinde enerji sistemlerinin katkısı: Cinsiyetler arası karşılaştırma
Bu çalışmanın amacı, toplam sprint süresi (60sn) aynı olan farklı tekrarlı sprint protokollerinde enerji sistemlerinin katkısı, performans değişkenleri ve fizyolojik yanıtlar üzerine protokol ve cinsiyet etkisini incelemektir. Çalışmaya düzenli antrenman yapan ve aktif olarak salon takım sporlarıyla uğraşan 16 erkek ve 14 kadın sporcu katılmıştır. Katılımcılar rastgele sıra ile 30 saniye toparlanma aralıklarıyla 10x6sn 6x10sn bisiklette tekrarlı sprint testlerine katılmışlardır. Testler sırasında katılımcıların relatif zirve güç (ZGREL), relatif ortalama güç (OGREL), performans düşüş yüzdesi PD(%) oksijen tüketimi (VO2), kan laktat değeri (LA), kalp atım hızı (KAH) ve algılanan zorluk derecesi (AZD) belirlenmiştir. Aerobik sistemin katkısı VO2 ölçümlerinden, laktik sistemin katkısı LA değerlerinden, alaktik sistemin katkısı ise toparlanma dönemindeki VO2 kinetiğinden mono-eksponansiyel formül ile hesaplanmıştır. Cinsiyet ve protokole göre performans değişkenleri, fizyolojik yanıtlar ve her bir enerji sisteminin katkısı, toplam enerji harcaması, relatif enerji harcaması ve oksijen tüketim değerleri arasındaki farklar Karışık Desen ANOVA ile test edilmiştir. Tekrarlı sprint protokollerinde ZGREL ve OGREL değerleri üzerine cinsiyet etkisi anlamlıdır (p<0.05), ZGREL değerlerine protokol etkisi benzer (p>0.05), OGREL değerlerinde anlamlıdır (p<0.05). Performans düşüş yüzdesinde ise cinsiyet etkisi benzer olup (p>0.05), protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Protokollerin maksimum KAH ve maksimum LA üzerine etkisi benzer (p>0.05), AZD üzerine etkisi ise anlamlı derecede farklıdır (p<0.05).Tekrarlı sprint testlerinde, alaktik ve laktik sistem üzerine hem cinsiyet hemde protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Aerobik sistem katkısı ise cinsiyetler arasında benzerdir (p>0.05) ancak protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Bu çalışmanın bulguları yapılan toplam sprint zamanı benzer olan farklı tekrarlı sprint protokollerinde fizyolojik yanıtların, performans çıktılarının ve enerji sistemlerinin katkısının cinsiyete ve protokole göre önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir. Bu çalışma aynı zamanda her iki cinsiyette de alaktik sistemi geliştirmek için 10x6sn protokolünün tercih edilebilir olduğunu göstermektedir.
Farklı tekrarlı sprint protokollerinde enerji sistemlerinin katkısı: Cinsiyetler arası karşılaştırma
Bu çalışmanın amacı, toplam sprint süresi (60sn) aynı olan farklı tekrarlı sprint protokollerinde enerji sistemlerinin katkısı, performans değişkenleri ve fizyolojik yanıtlar üzerine protokol ve cinsiyet etkisini incelemektir. Çalışmaya düzenli antrenman yapan ve aktif olarak salon takım sporlarıyla uğraşan 16 erkek ve 14 kadın sporcu katılmıştır. Katılımcılar rastgele sıra ile 30 saniye toparlanma aralıklarıyla 10x6sn 6x10sn bisiklette tekrarlı sprint testlerine katılmışlardır. Testler sırasında katılımcıların relatif zirve güç (ZGREL), relatif ortalama güç (OGREL), performans düşüş yüzdesi PD(%) oksijen tüketimi (VO2), kan laktat değeri (LA), kalp atım hızı (KAH) ve algılanan zorluk derecesi (AZD) belirlenmiştir. Aerobik sistemin katkısı VO2 ölçümlerinden, laktik sistemin katkısı LA değerlerinden, alaktik sistemin katkısı ise toparlanma dönemindeki VO2 kinetiğinden mono-eksponansiyel formül ile hesaplanmıştır. Cinsiyet ve protokole göre performans değişkenleri, fizyolojik yanıtlar ve her bir enerji sisteminin katkısı, toplam enerji harcaması, relatif enerji harcaması ve oksijen tüketim değerleri arasındaki farklar Karışık Desen ANOVA ile test edilmiştir. Tekrarlı sprint protokollerinde ZGREL ve OGREL değerleri üzerine cinsiyet etkisi anlamlıdır (p<0.05), ZGREL değerlerine protokol etkisi benzer (p>0.05), OGREL değerlerinde anlamlıdır (p<0.05). Performans düşüş yüzdesinde ise cinsiyet etkisi benzer olup (p>0.05), protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Protokollerin maksimum KAH ve maksimum LA üzerine etkisi benzer (p>0.05), AZD üzerine etkisi ise anlamlı derecede farklıdır (p<0.05).Tekrarlı sprint testlerinde, alaktik ve laktik sistem üzerine hem cinsiyet hemde protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Aerobik sistem katkısı ise cinsiyetler arasında benzerdir (p>0.05) ancak protokol etkisi anlamlı derecede farklıdır (p<0.05). Bu çalışmanın bulguları yapılan toplam sprint zamanı benzer olan farklı tekrarlı sprint protokollerinde fizyolojik yanıtların, performans çıktılarının ve enerji sistemlerinin katkısının cinsiyete ve protokole göre önemli ölçüde değiştiğini göstermiştir. Bu çalışma aynı zamanda her iki cinsiyette de alaktik sistemi geliştirmek için 10x6sn protokolünün tercih edilebilir olduğunu göstermektedir.
Farklı menstrüal döngü fazlarında sirkadiyen ritme göre tekrarlı sprint performans değişimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, farklı menstrüal döngü fazlarında (MDF) sirkadiyen ritme göre tekrarlı sprint performans değişimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, 12 kadın takım sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar midfoliküler faz (MF) için menstrüal döngülerinin 6. ve 10. günleri; luteal faz (LF) için ise menstrüal döngülerinin 19. ve 24. günlerinde, sabah (08:30 – 10:00) ve akşam (18:00 – 19:00) saatlerinde bisiklet ergometresinde, 30 sn pasif dinlenme aralıklı 5x6 saniye tekrarlı sprint testine (TST) katılmışlardır. TST'ler öncesinde, alınan kan örneklerinden katılımcıların östrojen, progesteron ve kortizol seviyelerinin yanı sıra, vücut ağırlıkları, vücut sıcaklıkları, dinlenik kalp atım hızları (KAHDİN) ve dinlenik laktat seviyeleri (LADİN) belirlenmiştir. TST'lerde, TST biter bitmez ve test sonu 3., 5. ve 7. dakikalarda kan laktat ölçülmüş, sprintler arasında AZD değerleri belirlenmiş ve TST'ler süresince KAH değerleri kaydedilmiştir. TST'lerdeki ve TST tekrarlarına ait mutlak zirve güç (ZGMUTLAK), relatif zirve güç (ZGREL), mutlak ortalama güç (OGMUTLAK), relatif ortalama güç (OGREL) ve performans düşüş yüzdesi (PD%), performans değişkenleri olarak kaydedilmiştir. Performans ve fizyolojik yanıtlarında MDF ve günün saati değişimleri 2x2 Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile TST'deki her bir tekrara ait performans çıktılarının MDF ve günün saati değişimleri ise 2x2x5 Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Farkın hangi tekrardan kaynakladığının belirlenmesi için Bonferroni Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Vücut sıcaklığının akşam saatlerinde (p<0,05), kortizol hormonunun MF'de (p<0,05) yüksek olduğu saptanmıştır. LADİN değerlerinin MDF ve günün saatinden etkilenmediği (p>0,05), ancak bu değerlerde Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Farklı MDF ve günün farklı saatlerinde yapılan TST'lerden elde edilen ZGMUTLAK, ZGREL, OGMUTLAK, OGREL ve PD% değerlerinde MDF ve günün saati etkisi (p>0,05) ve Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. TST'lerdeki her bir tekrardan elde edilen ZGMUTLAK, ZGREL, OGMUTLAK ve OGREL değerlerinin tekrar sayıları ilerledikçe düştüğü (p<0,05), OGMUTLAK ve OGREL değerleri için Faz x Tekrar etkileşiminin anlamlı olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Katılımcıların LAMAKS değerlerinin akşam saatlerinde (p<0,05) yüksek olduğu ancak, KAH yanıtları, vücut ağırlığı ve AZD değerlerinin MDF ve günün saatinden etkilenmediği (p>0,05) ve Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları, MDF ve günün saatinin TST performansına etkisi olmadığını, egzersize verilen fizyolojik yanıtlarda ise anaerobik metabolizmanın bir göstergesi olan LAMAKS değerlerinin günün saatinden etkilendiğini göstermiştir.
Farklı menstrüal döngü fazlarında sirkadiyen ritme göre tekrarlı sprint performans değişimlerinin incelenmesi
Bu araştırma, farklı menstrüal döngü fazlarında (MDF) sirkadiyen ritme göre tekrarlı sprint performans değişimlerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, 12 kadın takım sporcusu gönüllü olarak katılmıştır. Katılımcılar midfoliküler faz (MF) için menstrüal döngülerinin 6. ve 10. günleri; luteal faz (LF) için ise menstrüal döngülerinin 19. ve 24. günlerinde, sabah (08:30 – 10:00) ve akşam (18:00 – 19:00) saatlerinde bisiklet ergometresinde, 30 sn pasif dinlenme aralıklı 5x6 saniye tekrarlı sprint testine (TST) katılmışlardır. TST'ler öncesinde, alınan kan örneklerinden katılımcıların östrojen, progesteron ve kortizol seviyelerinin yanı sıra, vücut ağırlıkları, vücut sıcaklıkları, dinlenik kalp atım hızları (KAHDİN) ve dinlenik laktat seviyeleri (LADİN) belirlenmiştir. TST'lerde, TST biter bitmez ve test sonu 3., 5. ve 7. dakikalarda kan laktat ölçülmüş, sprintler arasında AZD değerleri belirlenmiş ve TST'ler süresince KAH değerleri kaydedilmiştir. TST'lerdeki ve TST tekrarlarına ait mutlak zirve güç (ZGMUTLAK), relatif zirve güç (ZGREL), mutlak ortalama güç (OGMUTLAK), relatif ortalama güç (OGREL) ve performans düşüş yüzdesi (PD%), performans değişkenleri olarak kaydedilmiştir. Performans ve fizyolojik yanıtlarında MDF ve günün saati değişimleri 2x2 Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile TST'deki her bir tekrara ait performans çıktılarının MDF ve günün saati değişimleri ise 2x2x5 Tekrarlı Ölçümlerde Çift Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile değerlendirilmiştir. Farkın hangi tekrardan kaynakladığının belirlenmesi için Bonferroni Çoklu Karşılaştırma Testi kullanılmıştır. Vücut sıcaklığının akşam saatlerinde (p<0,05), kortizol hormonunun MF'de (p<0,05) yüksek olduğu saptanmıştır. LADİN değerlerinin MDF ve günün saatinden etkilenmediği (p>0,05), ancak bu değerlerde Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olduğu (p<0,05) belirlenmiştir. Farklı MDF ve günün farklı saatlerinde yapılan TST'lerden elde edilen ZGMUTLAK, ZGREL, OGMUTLAK, OGREL ve PD% değerlerinde MDF ve günün saati etkisi (p>0,05) ve Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. TST'lerdeki her bir tekrardan elde edilen ZGMUTLAK, ZGREL, OGMUTLAK ve OGREL değerlerinin tekrar sayıları ilerledikçe düştüğü (p<0,05), OGMUTLAK ve OGREL değerleri için Faz x Tekrar etkileşiminin anlamlı olduğu (p<0,05) saptanmıştır. Katılımcıların LAMAKS değerlerinin akşam saatlerinde (p<0,05) yüksek olduğu ancak, KAH yanıtları, vücut ağırlığı ve AZD değerlerinin MDF ve günün saatinden etkilenmediği (p>0,05) ve Faz x Günün Saati etkileşiminin anlamlı olmadığı (p>0,05) saptanmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları, MDF ve günün saatinin TST performansına etkisi olmadığını, egzersize verilen fizyolojik yanıtlarda ise anaerobik metabolizmanın bir göstergesi olan LAMAKS değerlerinin günün saatinden etkilendiğini göstermiştir.
Farklı önyüklemeli pliometrik egzersizlerle uygulanan aktivasyon sonrası potansiyasyonunu sürat performansına etkisi
: Aktivasyon sonrası potansiyasyon, maksimal ya da maksimale yakın bir şiddette uygulanan istemli bir kasılma sonucu meydana gelen, sonraki kasılma sırasında zirve gücü ve güç gelişim oranını artırdığı gözlemlenen bir durum olarak ifade edilir (Tillin ve Bishop, 2009). Potansiyasyonun ortaya çıkmasına sebep olan iki ana fizyolojik faktör olduğu düşünülmektedir: Miyozin düzenleyici hafif zincirinin fosforilasyonu (MZF) ve harekete katılan motor ünite sayısındaki artış (Hodgson ve ark., 2005). MZF ile birlikte troponin-C sayesinde sarkoplazmik retikulumdan salgılanan Ca+2 iyonu hassasiyeti artar, Ca+2 salınması ile birlikte daha çok ATP fosforilasyona uğrar ve aktin-miyozin çapraz-köprü oluşumunda artış gözlemlenir (MacIntosh ve ark., 2012). Bu durum her bir çapraz-köprüde üretilen gücün artmasına sebep olur ve patlayıcı egzersizlerde pozitif bir etki gözlemlenir (Patikas ve ark., 2015). Aktivite kaynaklı potansiyel artışının temelinde yüksek şiddetli bir kuvvet egzersizinden sonra bu aktiviteye biyomekanik olarak benzeyen bir egzersiz içeren kompleks antrenman metodu yatmaktadır (Sparks, 2015). Ön kondisyonlanma sonrası, potansiyasyonun maksimum, yorgunluğun minimum olduğu bu avantajlı zaman periyodu fırsat penceresi olarak görülmektedir (Ebben, 2002). McBride ve ark (2017) 15 erkek futbol oyuncusunda yaptığı çalışmada 1 set 3 tekrar 1RM %90 nında skuat yaptırmış ve 4 dakika dinlenme verdikten sonra 40 metre sprint zamanının azaldığını gözlemlemişlerdir. Bir diğer çalışmada Seitz ve ark (2017) 13 elit rugby oyuncusuna 1RM %90 nında 1 set 3 tekrar skuat yaptırmış ve 20 m sprint zamanının azaldığını gözlemlemişlerdir. Aktivasyon sonrası potansiyasyon son yıllarda spor ve antrenman bilimcilerin oldukça ilgisini çeken bir konu olmuş ve bu konuda yapılan çalışmalarda artmıştır. Farklı şartlar altında PAP miktarı birçok faktörden etkilenir (Tillin & Bishop, 2009; Xenofondos ve ark , 2010). Geçmişte yapılan birçok PAP uygulamasında farklı yoğunlukta , şiddette, set sayısı ve tekrar bakımından farklı testler uygulanmıştır (Rixon, Lamont, Bemben, 2007 ). Bu çalışmalardaki sonuçlara göre ilki PAP uygulamasının şiddetidir ve maksimale yakın olmalıdır ayrıca izometrik kasılma dinamik kasılmaya göre daha iyi PAP yanıtı oluşturmaktadır (Rixon, Lamont, & Bemben, 2007 ). Tekrarlayan koşullandırma uyarıcıları uygulandığında birikmiş bir PAP etkisinin olduğu belirtilmektedir (Gossen &Sale, 2000 ; Tillin, Bishop, 2009 ). Dahası hızlı seğiren tıp2 kas fiberleri yavaş seğiren tıp1 kas fiberlerinden daha fazla miyozin hafif zincir kinazı içerir ve daha az veya antagonist miyozin hafif zincir fosfatı içerir (Moore & Stull, 1984 ). Bu nedenle daha fazla tıp2 kas fiberine sahip kaslar daha iyi PAP yanıtı oluşturur (Hamada, Sale, MacDougall, Tarnopolsky, 2000 ; Xenofondos, Patikas, Kocejas ve ark, 2014 ). PAP'ı etkileyebilecek diğer bir faktör ön kondisyonlanma uyarısından sonra değişebilecek kas mimarisidir (Reardon ve ark 2014). Maksimum gönüllü bir kasılmadan sonra 3-6 dakika içerisinde pennasyon açısı azalmaktadır (Reardon ve ark 2014). PAP uygulandıktan sonra etkisinin en iyi şekilde görülmesi için geçecek zamanda çok önemlidir. En iyi PAP yanıtı olarak literatürde 8 dakika gözlenmektedir (Matthews ve ark 2010). PAP kas seviyesinde meydana gelen bir fenomendir ve bu nedenle kas çevresi ve içindeki olayların ifadesinden sorumlu olması beklenir (Sale 2002). Bununla birlikte ön kondisyonlanma uyarısı sadece PAP etkisine neden olmamakla birlikte aynı zamanda yorgunluğu da tetiklemektedir (Sale 2002). Yorgunluk ve PAP antogonistik olarak etki eder ve bu nedenle ölçülen kas performansı hem PAP hem de yorgunluğun sonucudur (Rassier ve.Maclntosh 2000). Bu nedenle ön kondisyonlanma uyarısından sonra son performansın hem merkezi hem nöral hem de kassal (periferik) durumlardan etkilenebileceği belirtilmektedir (Sale 2002). Kevın A Tıll ve diğerlerinin (2009) erkek futbol oyuncularında aktivasyon sonrası potansiyasyonun sürat ve sıçrama performansına etkisinin incelendiği çalışmada ön kondisyonlanma egzersizi olarak 5 RM deadlıft , 5 tekrar tuck jump, 3 tekrar maximum gönüllü kasılma , control grubu kullanılmış ve 10 m, 20 m sürat performansını 4, 5, 6.dakikalarda , dikey sıçrama performansındaki değişimleri 7, 8, 9. dakikalarda incelemişlerdir.Çalışma sonucunda ne ön kondisyonlanma çeşidi ne de süre bakımından herhangi bir fark bulunmamıştır.Aynı çalışmada futbol oyuncularını 5 RM deadlift hareketindeki performansa gore güçlü ve zayıf diye ayırmış ve ayırdığı gruplarda herhangi bir fark gözlenmemiştir..Laurent B. ve diğerlerinin (2014) farklı ön kondisyonlanma egzersizlerinin yaratacağı potansiyasyon derecelerinin sürat performansı üzerine etkisinin incelendiği çalışmada skuat ve power clean egzersizi 1TM %90 ınında ön ondisyonlanma egzersizi olarak uygulanmış ve 7 saniye dinlenme aralığı verildikten sonra 20 metre sürat değerlerine bakılmıştır. Çalışma sonucunda ön kondisyonlanma egzersizi olarak kullanılan power clean egzersizinden sonra skuat egzersizine gore sürat performansında daha fazla artış gözlemlenmiştir. Anthony P Turner ve diğerlerinin (2015) önkondisyonlanma egzersizi olarak pliometrik egzersizin kullanılıp sürat performansı üzerine etkisinin incelendiği başka bir çalışmada 23 erkek sporcu 3 set 10 tekrar alternate leg bounds egzersizini her set dinlenme ile birlikte 25 saniye sürecek şekilde öncelikle vucut ağırlığında bir diğerinde vucut ağırlığına %10 eklenerek uygulamış ve 15.sn, 2, 4, 8, 12. dakikalarda ki sürat performansları incelenmiştir. Çalışma sonucunda en iyi sprint zamanı 8.dakikada ve vucut ağırlığının %10 u eklenerek yapılan uygulamada elde edilmiştir. Paul. J Byrne ve diğerlerinin (2014) sürat performansı üzerinde akut potansiyasyon etkisi olarak dept jump ın kullanıldığı başka bir çalışmada control gurubu, dinamik ısınma grubu ve dinamik ısınma+3 dept jump grubu olmak üzere üç grup oluşturulmuş ve 1 dakika sonra 20 metre sürat performans değerleri incelenmiştir.Çalışma sonucunda potansiyasyon derecesi en iyi dinamik ısınma ve dept jump yapan gurupta gözlemlenmiş ve 20 metre sürat değerleri en düşük bulunmuştur. Javier Sanchez ve diğerlerinin (2018) futbol oyuncularının tekrarlı sprint yeteneği üzerinde farklı aktivasyon sonrası potansiyon derecelerinin etkisi incelenmiş ve 1TM %60 ve 1TM %90 nında skuat egzersizi yapılmış ve sonucunda tekrarlı sprint yeteneğini artıran etkili ağırlık 1TM %90 ı olarak belirtilmiştir. Jose C. Bonfım ve diğerlerinin potansiyasyon etkisi olarak drop jump ın kullanıldığı ve sprint vre dikey sıçrama performansının incelendiği çalışmada 2x5 drop jump uygulanmış ve 5, 10, 15. dakikalarda dikey sıçrama ve 50 metre sürat değerlerine bakılmıştır. Aktivasyon sonrası potansiyasyon etkisi sürat ve dikey sıçrama üzerinde en iyi 15. dakikada gözlemlenmiştir