Theses supervised by Prof. Dr. Ayşe Okur
11 theses · Dokuz Eylül University
Tekstil ürünlerindeki elektrostatik yüklenmenin kullanım performansına ve konfor algısına etkileri
Bu çalışmada giysilerin kullanımı sırasında meydana gelen statik elektriklenmenin kullanım performansına ve konfor algısına etkileri değerlendirilmiştir. Giysilik kumaşların statik elektriklenme özelliklerini belirleyebilmek için kumaşlar üzerinde sürtünme ile elektriklenme meydana getiren bir düzenek üretilmiş ve kumaşlar üzerinde meydana gelen elektrostatik gerilim değerleri ölçülmüştür. Ölçüm düzeneğinden tekrarlanabilir sonuçlar elde edildiği yapılan varyans analizleri ile ortaya konulmuştur.Çalışma kapsamında sistematik olarak üretilmiş hammaddesi poliester ve pamuk olan dokuma kumaşların yapısal parametrelerinin statik elektriklenmeye etkisi incelenmiş ve ayrıca farklı hammaddelere sahip, ticari olarak giysi üretiminde kullanılan bir grup kumaşın sürtünme ile statik elektriklenme özellikleri belirlenmiştir. Ticari olarak kullanılan test kumaşları arasından astarlık kumaşlar seçilmiş ve en düşük elektrostatik gerilim sonuçlarına göre en iyi astar-kumaş kombinasyonunu belirlemek için astar kumaşının test kumaşının sürtünme ile elektriklenmesine etkisi test edilmiştir. Sürtünme ile statik elektriklenme özellikleri belirlenen giysilik kumaşların triboelektrik dizinleri oluşturulmuştur.
Kumaşların geçirgenlik özellikleri ile yapısal ve geometrik özellikleri arasındaki ilişkiler
Kumaşın geçirgenlik özelliği farklı alanlarda kullanılan tekstil yapılarının beklenen bir performans özelliğidir. Kumaşın geçirgenlik özellikleri başta kumaşın yapısal özelliklerinin oluşturduğu gözenek özellikleri olmak üzere çevresel faktörlerin ve akışkan maddenin özelliklerinin bir fonksiyonu olarak oluşur. Bu nedenle belli bir kullanım alanı için ürün tasarlarken kumaşın gözenek yapısını belirleyen yapısal faktörler en uygun şekilde seçilmelidir. Bu çalışmada giyimden teknik tekstillere birçok kullanım alanına sahip dokuma kumaşların geçirgenlik özellikleri ile yapısal özellikleri arasındaki ilişkiler aynı numara çözgü ve atkı iplikleriyle üretilmiş farklı örgü tiplerine ve sıklıklara sahip bir grup test kumaşından elde edilen verilerin de yardımıyla incelenmiştir.Çalışmada kumaşın gözenek özellikleri öncelikle iplikler arası gözenek bölgeleri ve lifler arası gözenek bölgeleri olmak üzere iki bölgeye ayrılarak incelenmiştir. İplikler arası gözenek özelliklerini tanımlamak amacıyla sıklık, iplik numarası, kumaş kalınlığı gibi yapısal özelliklerden yararlanarak iki boyutlu (2-D) ve üç boyutlu (3-D) birim gözenek hücre modelleri ile 3-D örgü birim modelleri teorik olarak tanımlanmıştır. Ayrıca elde edilen düzlemsel ve enine kesit kumaş görüntülerinden görüntü analizi yöntemiyle gözenek özellikleri belirlenmiştir. İplikler arası gözenek özelliklerinin kumaşın yapısal özellikleri ve geçirgenlik özellikleri ile ilişkisi incelenerek farklı kumaş yapıları için aradaki ilişkiyi en iyi tanımlayan yaklaşım analiz edilmiştir. İplik içi gözenek özellikleri ise hem enine kesit görüntülerinden ölçülerek tanımlanmış, hem iplik ve lif özelliklerine kullanılarak faklı yaklaşımlara göre teorik olarak tanımlanmış, hem de hızlı ve objektif bir yöntem olan görüntü analizi yöntemi ile belirlenmiştir. Her iki bölge için kumaşın yapısal ve geometrik özelliklerinin belirlediği gözenek özellikleri faklı yaklaşımlara göre tanımlandıktan sonra, elde edilen gözenek özellikleri akış eşitliklerinde kullanılarak kumaşın hem düzleme dik yönde hem de düzlemsel yönde gerçekleşen geçirgenlik sonuçları teorik olarak tahminlenmiştir. Sonuç olarak, 2-D yaklaşımlardan elde edilen sonuçların farklı örgü yapıları arasındaki farkı ortaya koymada yetersiz olduğu; geçirgenlik özellikleri gözenek parametreleri ile tahminlenirken kumaşın 3-D yapısının her zaman dikkate alınması gerektiği bulunmuştur.Anahtar sözcükler: geçirgenlik, gözeneklilik, gözenek boyutu, görüntü analizi yöntemi
Çeşitli liflerden üretilen kumaşlardan yapılan spor giysilerinin termal konforunun değerlendirilmesi ve geliştirilmesi
Bu doktora tezi çalışmasında, termal konforu etkileyebilecek üretim parametrelerini dikkate alarak geliştirilen kumaş örneklerinin objektif yöntemlerle değerlendirilmesi ve farklı aktivite seviyelerinde ve çeşitli çevre koşullarında aktif spor yapan kişilerin kullanabileceği termofizyolojik konforu mevcutlara göre iyileştirilmiş spor giysisi olarak kullanılabilecek tişörtlerin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Doğal, rejenere, sentetik ve fonksiyonel liflerden seçilmiş iplik tipleri ve ilmek, askı ve atlama kombinasyonlarıyla kumaş konstrüksiyonlarının etkilerinin incelendiği kumaş tasarım ve test çalışmaları yapılmıştır. Bu testlerin sonuçları dikkate alınarak incelenen grup içerisinde termofizyolojik konfor açısından avantajlı hammadde ve kumaş tipleri bir araya getirilmiş ve insan vücudunun termofizyolojisine ilişkin bilgilerden de yararlanılarak fonksiyonel kadın ve erkek tişört tasarımları yapılmıştır. Yapılan fonksiyonel tasarımlar arasından seçilen bir erkek tişörtü ve ayrıca önceki aşamalarda avantajlı bulunan kumaş tiplerinin ayrı ayrı etkisinin ve fonksiyonel tasarımın etkisinin görülmesi açısından sadece bu kumaşlardan oluşan klasik tasarımdaki tişörtlerin üretimi yapılmıştır. Üretilen tişörtlerin termofizyolojik konfor özellikleri belirlenen test prosedürüne uygun olarak sıcaklığı ve bağıl nemi kontrol altında tutulan laboratuvar koşullarında seçilen gönüllülerin katılımıyla giyim denemeleri ile test edilmiş ve kumaşlarda yapılan objektif ölçüm sonuçları ile karşılaştırılmıştır. Spor giysilerinde hammadde, kumaş konstrüksiyonu ve fonksiyonel tasarım parametrelerinin termal konfora etkilerinin ayrıntılı bir şekilde ele alındığı bu çalışmanın sonuçlarında incelenen hammadde tipleri arasında Tencel LF, viskon, poliester ve Coolmax'ın, askılı ve atlamalı örme kumaş konstrüksiyonlarının ve belirlenen fonksiyonel tasarımın sıcak havalarda kullanılacak spor giysilerin konforu açısından ön plana çıktıkları görülmüştür. Çalışmanın tüm bulguları birlikte dikkate alındığında spor giysisi olarak kullanılabilecek tişörtlerin termofizyolojik konforunda vücut fizyolojisini dikkate alan fonksiyonel tasarımın, kumaş üretiminde kullanılan hammaddenin ve kumaş tasarımının birlikte etkili oldukları ve giysi üretim süreçlerinde her üçünün de ele alınarak uygun seçimlerin yapılması gerektiği, içlerinden birinin bile göz ardı edildiğinde beklenen avantajların elde edilmesinin olası olmadığı anlaşılmıştır. Elde edilen bulguların, araştırmacıların ve sektördeki üreticilerin ilgi duyduğu, araştırma ve geliştirmeye açık, yenilikçi bir alan olan spor giysilerinin termofizyolojik konforunun geliştirilmesi çalışmalarına önemli katkılar sağlayacağı beklenmektedir.
Kumaşların ıslanma ve nem/sıvı emme davranışları ve giyim konforu
Bu tez çalışmasında üç farklı hammadde, örgü tipi ve atkı sıklığına sahip olan gömleklik kumaşlar ve üç farklı hammaddeden üretilen iç giysi kumaşları, kumaş kombinasyonları ve bu kumaşlardan dikilen gömlek ve iç giysilerden oluşturulan giysi çiftlerinin ısı ve su buharı/sıvı transfer özelliklerine çeşitli kumaş ve giysi özelliklerinin etkisinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla önce tek katlı kumaşlarda, daha sonra da seçilmiş iç giysi-gömleklik kumaş çiftleri ve giysi çiftlerinde ısı ve su buharı/sıvı transferine ilişkin ölçümler yapılarak elde edilen bulgular istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir. Pamuk, pamuk/poliester ve rejenere bambu gömleklik kumaşlar ve pamuk, poliester ve pamuk/poliester iç giysilik kumaşlar kullanılarak yapılan kapsamlı deneysel çalışma ve değerlendirmeler sonucunda terleme sırasında ölçülen soğuma hızı değerlerinin düşük olması ve kuruma süresinin kısa olması nedeniyle hammadde olarak poliester iç giysi ve pamuk/poliester gömleklik kumaş kombinasyonu, gömleklik kumaş yapısı olarak ise dimi örgü tipi ve gevşek atkı sıklık seviyesi termofizyolojik konfor açısından diğerlerine göre ön plana çıkmıştır. Giysi kombinasyonları için yapılan termal manken testleri ile gömlek kumaşı vücut ile doğrudan temas ettiğinde gömleklik kumaş özelliklerinin ısı ve su buharı transferi üzerinde etkili olduğu ancak, katlı giysi sistemlerinde büyük ölçüde iç giysi özelliklerinin gömlekten daha önemli olduğu görülmüştür. İç giysinin kesiminin giysi kombinasyonlarının hem termal direnç hem de buharlaşma ısı kaybı değerlerini, iç giysi kumaşının hammaddesinin ise yalnızca buharlaşma ısı kaybı değerlerini etkilediği ortaya konulmuştur. Söz konusu testlerin tüm bulguları birlikte değerlendirildiğinde giysi kombinasyonlarının ısı ve su buharı transfer özellikleri üzerinde giysi katmanları arasındaki hava tabakası kalınlığının/boyutlarının giysi kumaşının örgü tipi ve sıklığından daha büyük bir etkiye sahip olduğunu söylemek mümkündür. Elde edilen bu sonuçların giysi tasarımcılarının termofizyolojik konfor açısından avantajlı iç giysi-gömlek kombinasyonları geliştirebilmesine önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Subjektif konfor değerlendirmeleri ile laboratuvar testleri arasındaki ilişkiler
Bu tez çalışması, subjektif konfor değerlendirmeleri ve objektif olarak ölçülebilen kumaş özellikleri arasındaki ilişkileri incelemek ve farklı materyal ve yapısal özelliklere sahip kumaşların konforla ilişkili özelliklerini ölçerek değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.Bu amaçla farklı fiziksel ve yapısal özelliklere sahip örme ve dokuma kumaşlar kullanılmış, kumaşların sıklık, kalınlık, metrekare ağırlığı gibi yapısal özellikleri ve hava geçirgenliği, termal direnç, su buharı direnci ile sıvı nem miktarının tayin ve transfer kapasitesini belirleyen özelliklerinin ölçümü gerçekleştirilmiştir. Subjektif değerlendirme metotlarından olan önkol testi ile ise, kişilerin subjektif ıslaklık ve soğukluk değerlendirmeleri ve deri yüzey sıcaklık düşüşleri elde edilmiştir.Çalışma sonucunda, objektif olarak ölçümü gerçekleştirilen tüm kumaş özelliklerinin birbirleriyle ve subjektif konfor değerlendirmeleri sonucunda elde edilen veriler ile ilişkileri grafiksel ve istatistiksel yöntemlerle incelenmiştir.Yapılan subjektif değerlendirme sonuçlarına göre kişilerin ıslaklık ve soğukluk algılarının kumaş tipine göre değiştiği ve %100 bambu kumaşın, deneme kumaşları arasındaki, en yüksek soğukluk ve ıslaklık algısına yol açtığı gözlenmiştir. Diğer önemli bir bulgu ise, termal direnç ve su buharı direnci ölçümlerinin gerçekleştirildiği dinamik terleyen levha sisteminden elde edilen ölçüm sonuçları ile MMT'de ölçülen birçok özellik arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler elde edilmesidir.
Karışım ipliklerinde düzgünsüzlük ve tüylülük analizleri
Bu tez kapsamında, son yıllarda kullanımları oldukça artan rejenere selülozik liflerden Tencel, Modal ve Promodal'ın pamukla karışımı sonucunda elde edilen ipliklerin düzgünsüzlük ve tüylülükleri üzerinde durulmuştur.Çalışmanın amacı, eğirme sistemi, karışım tipi ve karışım oranı ile iplik doğrusal yoğunluğu ve büküm seviyesi farklılıklarının karışım ipliklerinin düzgünsüzlük ve tüylülük değerleri üzerindeki etkilerinin incelenmesidir.Eğirme sistemi farklılıklarının iplik özellikleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amacıyla ring, kompakt ve vortex eğirme sistemlerinde üretilmiş farklı karışım oranlarındaki pamuk-Tencel ve pamuk-Promodal ipliklerinin yapısal, fiziksel ve mekanik özellikleri karşılaştırılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, ring ipliklerinin tüylülük değerlerinin en yüksek, vortex ipliklerinin en düşük olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, vortex ipliklerinin düzgünsüzlük değerleri en yüksek, kompakt ipliklerin ise en düşüktür. Çalışmada, karışım oranının ipliklerin yapısal, fiziksel ve mekanik özellikleri üzerindeki etkisi de incelenmiştir.Çalışma kapsamında, farklı tüylülük ölçüm cihazlarından elde edilen sonuçların karşılaştırılması amacıyla Zweigle G566, Uster Zweigle Hairiness Tester 5 (UZHT5) ve Uster Tester 5 cihazlarından elde edilen tüylülük değerleri incelenmiştir. Genel olarak, aynı ölçüm prensibiyle çalışan Zweigle G566 ve UZHT5 cihazlarından elde edilen sonuçlar arasındaki korelasyon katsayıları istatistiksel olarak önemli bulunmuştur.Son olarak, karışım ipliklerinden düz örme kumaşlar üretilerek eğirme sistemi ve karışım tipi farklılıklarının kumaş görünümüne ve performansına etkileri incelenmiştir. Bu amaçla, kumaşlara boncuklanma ve aşınma direnci testleri yapılmıştır.
Dokuma tezgahında kumaş oluşumu
Dokuma yöntemi ile kumaş oluşturma çok eski bir yöntemdir. Eski çağlardan bu yana temel dokuma yönteminde değişim olmamıştır. Dokuma kumaş yapıları yalnızca günlük kullanımda değil aynı zamanda teknik uygulamalarda da kullanımı gittikçe arttığı için önceden belirlenen özelliklerde kumaş üretimi günümüzde çok daha önemli bir mühendislik araştırma alanını oluşturmaktadır.Bu tezin amacı, tezgah üzerinde kumaş oluşumunu anlamak ve tefe vuruş kuvvetinin dokuma makinesi ayarları, kumaş parametreleri ve iplik özelliklerinin etkileşiminin analizi ile teorik olarak tahminlenebilmesidir.Bu tez çalışmasında, dokuma makinesinde kumaş oluşumunun teorik analizi geometrik ilişkiler ve ilgili statik denge denklemleri ile tanımlanan aşamalara bölünmüştür. Her bir aşamada sınır şartları gerçek durumdaki geçiş şartlarıdır. Dolayısıyla bütün aşamaların matematik tanımlaması dokuma prosesinin tam görünümünü oluşturmaktadır. Bu teorik çalışmanın bir sonucu olarak, tefe vuruş kuvveti dokuma makinesi geometrisi, ayar parametreleri, iplik ve kumaş özelliklerine bağlı olarak dokuma çevriminin her bir aşaması için tanımlanabilmektedir. Nümerik analiz belirlenen denklemlerin hazırlanan bilgisayar programı ile çözülmesi sonucu elde edilmektedir. Kumaş oluşum çizgisinin konumu, çözgü gerginliği ve atkı sıklıkları statik koşullarda ölçülmektedir. Dokuma makinesi üzerinde kumaş oluşum çizgisi konumu ve atkı sıklık ölçümleri görüntü işleme metodu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. İplik özellikleri ham kumaştan çıkarılan iplikler üzerinde yapılan ölçümlerden elde edilmiştir.
Elastan iplik kullanımının kumaş özelliklerine etkileri
Bu çalışmada, elastan iplik kullanımının kumaş patlama mukavemetine, kopma mukavemetine ve uzama özelliklerine etkisi incelenmiştir. Bunun için diğer tüm özellikleri aynı, sadece elastan oranı farklı olacak şekilde kontrollü koşullarda üretilmiş poliamid kumaşlar ve piyasada bulunan ticari kumaşlar arasından seçilen kumaş örnekleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgular varyans ve korelasyon analizleri yapılarak değerlendirilmiş ve kumaş kopma mukavemeti ile patlama mukavemeti testleri sonuçları arasında istatiksel açıdan önemli korelasyon katsayıları belirlenmiştir. Ayrıca çalışmada uzama testi sonuçları ile patlama ve kopma testleri sonuçları arasındaki ilişkiyi gösteren korelasyon katsayıları da tespit edilmiştir.
Kumaşların mekanik özelliklerinden ve geçirgenlik özelliklerinden yararlanılarak giysi konforunun tahminlenmesi
Bu tez kapsamında, kişilerin giysi seçimlerinde giderek daha önemli hale gelen konforun temel bileşenlerinden termal konforun değerlendirilmesi için objektif ve subjektif ölçümlere dayalı bir yöntem geliştirilmesine temel oluşturacak çalışmalar yapılmıştır.Çalışmanın amacı, termal konforun mümkün olduğunca kolay uygulanabilir objektif yöntemlerle belirlenebilmesini sağlayan bir yöntemin geliştirilmesidir. Bu amaçla öncelikle objektif ölçümler için gerekli test olanaklarının oluşturulması için çalışmalar yapılmış, dünyada termal konfor ölçümleri konusunda kullanılan en gelişmiş objektif ölçüm sistemlerinden olan dinamik terleyen levha sistemi tasarlanıp üretilmiş ve terleyen termal manken sistemi de mevcut bir sistem üzerinde yapılan değişikliklerle elde edilmiştir.Objektif ölçümlerin gerçeği hangi oranda yansıttığının belirlenebilmesi için de incelenen kumaş grubunun bir kısmından üretilen giysilerle profesyonel sporcuların katıldığı subjektif giyim denemeleri gerçekleştirilmiştir. Subjektif giyim denemelerinden önce, seçilen bir grup kumaşın deriyle temas sırasında verdiği sıcaklık ve ıslaklık hislerinin bağlı olduğu kumaş özelliklerinin belirlenebilmesi amacıyla önkol testi uygulanmıştır. Bu test sonucu tutarlı ve tekrarlanabilir sonuçlar veren gönüllülerle subjektif giyim denemelerine devam edilmiştir. İncelenen kumaşlar piyasada sportif giysi üretiminde kullanılan, termal konfor açısından avantajlı hammadde veya yapılara sahip olduğu belirtilen kumaşlar ve standart kumaşlardan oluşan bir gruptur.Objektif ölçüm yöntemleri ile kumaş ve giysi sistemleri için tespit edilen termal ve su buharı direnç değerleri ile subjektif giyim denemeleri ile elde edilen fizyolojik ve psikolojik veriler arasındaki ilişkiler incelenerek farklı ölçüm sistemleri ile elde edilen parametreler arasındaki ilişkilerle ilgili sonuçlar ortaya konmuştur. Ayrıca, kumaşların fiziksel/yapısal ve geçirgenlik özellikleri de standart yöntemlerle tespit edilerek bu özelliklerin termal konfor performansı üzerindeki etkileri incelenmiştir.
Üç boyutlu dokuma kumaşların modellenmesi ve analizi
Üç boyutlu (3B) kumaşlar, iplik ya da liflerin birbirine dik üç düzlemin tümünde yer aldığı tek bir kumaş sistemi olarak tanımlanmaktadır. 3B dokuma kumaşlar entegre ve mukavim yapıları ile bu kumaş türleri içerisinde ayrı bir öneme sahiptir. 3B dokuma kumaşlar ve kompozitleri düzlem ve kalınlıkları yönündeki üstün özellikleri sayesinde havacılık, savunma, medikal ve otomotiv gibi farklı sektörlerde kullanılabilmektedir. Doktora tez çalışması kapsamında farklı yapısal özelliklere sahip 3B çözgü interlok karbon dokuma kumaşların üretilmesi ve çeşitli yükler altındaki davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Eksenel çözgü ipliğinin kumaştaki mevcudiyeti, bağlayıcı çözgü ipliğinin açı ve derinlik parametreleri ve kumaş örgü raporuna göre farklılaştırılan kumaşlara uzama, eğilme, kayma ve şekil alabilirlik testleri uygulanmıştır. Kumaşların karmaşık şekil alabilirlik davranışlarının aydınlatılabilmesi için maksimum şekil alabilirlik yükü, çekilme miktarları, bölgesel kayma açısı ve kilitlenme açısı değerleri analiz edilmiş ve şekil alabilirlik açısından en uygun kumaş yapısı belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca istatistiksel yöntemler kullanılarak 3B çözgü interlok karbon dokuma kumaşların mekanik özelliklerinin detaylı olarak analiz edilebilmesi sağlanmış ve şekil alabilirlik özelliklerinin tahminlenebilmesi için modeller geliştirilmiştir.
Denim kumaşların dokunsal konforunun analizi ve geliştirilmesi
Bu tez kapsamında, Türkiye'nin tekstil ihracatında büyük bir paya sahip olan denim kumaşların dokunsal konforu nesnel ve duyusal testler ile analiz edilmiş, dokunsal konforun geliştirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın amacı, denim kumaşların dokunsal konforunun geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulması ve önerilen işlemlerin etkinliğinin, nesnel ve duyusal testler ile değerlendirilmesidir. Bu amaçla pazarda mevcut çeşitli denim kumaşlar temin edilmiş ve seçilen kumaş tiplerine iki farklı yıkama işlemi uygulanmıştır. Çalışmada, dokunsal konforu geliştirilmiş sistematik denim kumaşlar üretilmiş; hammadde, örgü raporu, sıklık ve yıkama işlemlerinin etkisi değerlendirilmiştir. Kumaşların; kalınlık, sıkıştırılabilme oranı, uzama yeteneği, eğilme direnci, kayma direnci, sürtünme katsayıları ve yüzey profili değerleri ölçülmüştür. Kayma direnci testleri için yeni bir kayma çerçevesi test aparatı tasarlanmış ve kullanılmıştır. Duyusal değerlendirmeler ile kumaşların; sertlik-yumuşaklık puanı, pürüzlü yüzey-düzgün yüzey puanı, sıcak-soğuk hissi puanı ve tutum skoru belirlenmiştir. Duyusal test bulgularının; eğilme direnci, kayma direnci ve halkadan çekme testi sonuçları başta olmak üzere; nesnel test sonuçları ile yüksek korelasyon gösterdiği belirlenmiştir. En yüksek dokunsal konfor skorları; viskon, viskon-ipek veya viskon-yün karışımı atkı ipliğine sahip ve taş yıkama işlemine tabi tutulmuş sistematik denim kumaşlar için elde edilmiştir. Ticari denim kumaşlar içerisinde ise, taş yıkama işlemine tabi tutulmuş kumaş tipi başta olmak üzere, pamuk-poliester karışımı özlü iplik içeren kumaşların yüksek tutum skoruna sahip olduğu görülmüştür. Bulgular bir arada değerlendirildiğinde, taş yıkama işleminin dokunsal konforun iyileştirilmesinde en etkili yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Enzim yıkama işlemi, dokuma parametrelerinin değiştirilmesi ve poliester-viskon karışımı atkı ipliklerinde viskon oranının arttırılması da, dokunsal konforda belirgin bir iyileşme sağlamıştır. Bununla birlikte, viskon ile karışım halinde kullanılan hayvansal liflerin etkisi nispeten düşük bulunmuştur.