Theses supervised by Prof. Dr. Ayşehan Deniz Abik

14 theses · Çukurova University, Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Divanü Lugati't Türk'te /t-/ sesiyle başlayan kelimelerin Özbek Türkçesindeki durumu

Bu çalışmada, Divanü Lugati't-Türk'teki / t-/ sesiyle başlayan kelimeler Özbek Tilining İzahli Lugati'nde aranmış ve elde edilen ortak kelimeler şekil, yapı, anlam ve nitelik bakımından incelenmiştir. Çalışmanın amacı, Divanü Lugati't-Türk ile Özbek Tilining İzahli Lugati karşılaştırılarak, 11. yy. Türkçesi söz varlığından, çalışmanın sınırları içerisinde, ne kadarının 20. yy.a ulaştığını belirlemek; böylece Özbekçede yer alan kalıcılığı yüksek kelimeleri ve Türkçenin söz varlığının aydınlatılması çalışmalarına katkıda bulunmaktır.Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi, eser tanıtımı ile kullanılan malzeme hakkında bilgi verilmiştir.Çalışmanın asıl kısmını oluşturan bölümler, Divanü Lugati't-Türk'te /t-/ ile başlayan kelimelerin Özbek Tilining İzahli Lugati'ndeki karşılıkları; bunun yanı sıra tam karşılığını bulamadığımız ancak kök ya da türevlerini belirlediğimiz kelimeleri ve ortak olmayan kelimeleri kapsamaktadır.Değerlendirme ve sonuç bölümünde ise, Divanü Lugati't-Türk ile Sir Gerhard CLAUSON' un An Etymologycal Dictionary of Pre-thirteenthy Century Turkish (Oxford, 1972) adlı etimoloji sözlüğü ve Robert DANKOFF - James KELLY' nin Mahm?d el-K?şgar?, Türk Şiveleri Lügatı (D?v?nü Lug?ti't-Türk) (Doğu Dilleri ve Edebiyatlarının Kaynakları 7, III. cilt, 1985) adlı İngilizce eserlerinde madde başı /t-/ ile başlayan kelimelerin Özbek Tilining İzahli Lugati'ndeki durumları sayısal verilerle ortaya konulmuş, incelenen kelimelerin birbirleriyle ilişkileri değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, tablolarla beraber yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Divanü Lugati't-Türk, Karahanlı Türkçesi, Özbek Türkçesi, söz varlığı, temel kelimeler, ileri öge.

11. yüzyılDil bilgisiDivanü Lugati't-Türk+4
Mediha Sinop
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Harezm Türkçesinden Kazakçaya hayvanlarla ilgili söz varlığı

Bu çalışmada, Harezm Türkçesi metinlerinde hayvanlara ilişkin söz varlığı derlenmiş ve elde edilen veriler Kazakçanın yazı dili sözlüklerinde aranmıştır. Çalışmanın amacı, hayvan kavramından yola çıkarak Harezm Türkçesi ve Kazakçanın bu kavrama ilişkin söz varlığını ortaya çıkarmak; böylelikle hem tarihî hem de çağdaş Türk dillerinin söz varlığının aydınlatılmasına katkıda bulunmaktır.Giriş bölümünde tezin amacı, kapsamı, yöntemi, dönem ve eser tanıtımı ile söz varlığı, kavram ve kavram alanına ilişkin teorik bilgiler yer almaktadır.Çalışmanın ana kısmını oluşturan bölümler, Harezm Türkçesi metinlerinde geçen hayvan adlarını, hayvan kavramıyla ilgili sözcükleri, bu sözcüklerin tarihî ve etimolojik sözlüklerle Kazakçaya yansımalarını, Kazakçanın yazı dili sözlüklerindeki karşılıklarını ve konuyla ilgili çeşitli kaynaklardan elde edilen bilgilerin değerlendirmesini kapsamaktadır.Değerlendirme ve sonuç bölümünde, Harezm Türkçesinden elde edilen veriler ile bunların Kazakçadaki korunum düzeyleri ele alınmış, bu alandaki sayısal veriler değerlendirilmiştir. Çalışmada incelenen sözcüklerin birbirleriyle olan kavramsal ilişkileri üzerinde durulmuş, çıkarımlar tablolarla gösterilmiş ve yorumlanmıştır.Anahtar Sözcükler: Harezm Türkçesi, Kazakça, hayvan adları, söz varlığı, kavram, kavram alanı.

DilbilgisiHarezmceHayvanlar+4
Sıla Gen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Rabguzinin Kısasül-Enbiyasında olumsuzluk

Bu çalışmada Orta Türkçe döneminin Harezm Türkçesini tek başına temsil etme gücüne sahip eseri Kısasü'l-enbiya (M. 1310 - H. 710) esas alınarak bir gramer ulamı olarak olumsuzluk incelenmiştir. Kısasü'l-enbiya'da belirlenen biçim-dizimsel ve sözlüksel dört ana olumsuzluk işaretleyicisi örnek metin parçaları üzerinden tahlil edilmiş, ayrıca hangi dil bilgisel birim ve yapıların olumsuzluk anlamının ortaya çıkışında rol oynadığı da tartışılmıştır. Temel (ve açık) olumsuzluk işaretleyicileri olarak kabul ettiğimiz bağımlı biçim birimler -mA- ve +sXz ile bağımsız biçim birimler ermez/s ve yok'un yapısal özelliklerinden yola çıkılarak anlamsal özellikleri, işlevleri sorgulanmıştır. Olumsuzluk işaretleyicileriyle yüzey yapıda açıkça görülen açık olumsuzlukun yanında yapısal olarak bir olumsuzluk belirtisi göstermeyen, fakat derin yapıda olumsuzluğa işaret eden yapılar esas alınmış, ancak ilişkili olduğu ölçüde örtük olumsuzluklar da çalışmamızın kapsamına dâhil edilmiştir. Tez; Özet, Önsöz, İçindekiler, Tablolar Listesi, Şekiller Listesi, Kısaltmalar, Semboller, Yazı Çevrimi İşaretleri'ni takip eden 5 bölümden oluşur. Konu, eser tanıtımı, plan ve yöntemin ele alındığı I. Bölümün ardından gelen Olumsuzluğa Kuramsal Bir Bakış başlığını taşıyan II. Bölüm'de geniş bir kuramsal çerçeve çizilmiş, olumsuzluğa türlü disiplinlerin bakış ve yaklaşımları ele alınmıştır. Kısasü'l-enbiya'da Olumsuzluğun İşaretlenmesi, Olumsuzluğun Biçim-Dizimsel Karakteristiği adını taşıyan III. Bölüm'de Kısasü'l-enbiya'daki fiil olumsuzluğu, isim olumsuzluğu ve olumsuz kutupluluk unsurları üzerinde ayrıntılı olarak durulmuş, tümce olumsuzluğu, öge olumsuzluğu ve olumsuz kutupluluk unsurlarının tümce ve öge olumsuzluğu içindeki yeri incelenmiştir. Kısasü'l-enbiya'da Olumsuzluğun Biçim-Anlamsal Karakteristiği başlıklı IV. Bölüm?de ise II. Bölüm'de ayrıntılarıyla verdiğimiz teorik çerçeve Kısasü'l-enbiya'da pratiğe dökülmeye çalışılmıştır. Bu bölümde çoklu olumsuzluk, çift olumsuzluk, olumsuzluk uyumu ve sezdirime dayalı olumsuzluk Kısasü'l-enbiya'dan elde edilen verilerle incelenmiştir. Tez; Sonuç, Kaynaklar, Açıklamalı Kavram ve Terimler Sözlüğü ve Kısasü'l-enbiya'nın Olumsuzluk Bütüncesi'nin yer aldığı V. Bölüm ile son bulmaktadır.

DilbilgisiDilbilim
Müzeyyen Selcen Çürük
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Keşfü'l-Hüdâ Doğu Türkçesiyle yazılmış bir Kaside-i Bürde şerhi inceleme - metin - dizin

Bu çalışmada, Hüseyn-i Hârezmî'nin Keşfü'l-Hüdâ adlı eserinin bilinen iki nüshasından biri olan Berlin Şehir Kitaplığında Ms. or. oct. 1688 kayıt numarasıyla muhafaza edilen kopyasının çeviriyazısı ile Türkiye Türkçesine çevirisi yapılmış, dil bilgisi özellikleri tespit edilip metnin söz dizini oluşturulmuştur. Ayrıca, eserin diğer nüshası olan ve Süleymaniye Kütüphanesi Mahmud Paşa Koleksiyonunda 271 kayıt numarasıyla muhafaza edilen nüsha ile Berlin Şehir Kitaplığındaki nüshanın farkları saptanıp değerlendirilmiştir. Üzerinde çalışılan metnin hem Berlin Şehir Kitaplığı hem de Süleymaniye Kütüphanesindeki nüshalarının renkli taranmış birer kopyası temin edilmiş ve bunlar, tezin dördüncü bölümüne eklenmiştir. Hüseyn-i Hârezmî'nin, Bûsîrî'nin Kaside-i Bürde'sine şerh olarak yazdığı Keşfü'l-Hüdâ, çalışmada beş bölümde ele alınmıştır: Birinci bölüm, Bûsîrî ve Kaside-i Bürde hakkında genel bilgileri, eserin yazılma nedenini, hakkında anlatılagelen rivayet ve ritüelleri, onun üzerine yapılan şerhleri içermektedir. Bu bölümde ayrıca, Keşfü'l-Hüdâ'nın yazarı Hüseyn-i Hârezmî, eserin telif sebebi ve tarihi, nüshalarının istinsah tarihleri ile şerh yazma geleneği içindeki yeri, metnin yazım özellikleri ele alınmıştır. İkinci bölümde metnin -Süleymaniye nüshasındaki verilerle karşılaştırmalı olarak- Berlin nüshasının ses ve yapı özellikleri ile sözcük türleri bakımından söz varlığı ayrıntılı olarak değerlendirilmiş; elde edilen veriler, başta Hârezm Türkçesi ve Çağatayca olmak üzere Türkçenin diğer tarihî ve çağdaş kollarıyla karşılaştırılmıştır. Keşfü'l-Hüdâ'nın çeviriyazılı metni, çalışmanın üçüncü bölümünü teşkil etmektedir. Bu bölümde, Kaside-i Bürde'nin özgün metni ile bazı Arapça, Farsça beyit ve kıtalar korunmuştur. Bu bölümde ayrıca, eserin iki nüshasının karşılaştırması yapılmış ve tespit edilen farklar değerlendirilmiştir. Hüseyn-i Hârezmî'nin yazdığı şerhin Türkiye Türkçesine çevirisi olan dördüncü bölümde, bilhassa, Kaside-i Bürde'nin diğer Türkçe şerhleri de göz önünde bulundurulmuş ve bunlardan yararlanılmıştır. Tezin bu bölümünde, Kaside-i Bürde'nin ilgili beyitlerinin Türkiye Türkçesine çevirisi de verilmiştir. Keşfü'l-Hüdâ'nın çevirisi, metne sadık kalınarak manzum - mensur karışık biçimde gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın beşinci bölümü olan dizinde, bu çalışmanın üçüncü kısmını teşkil eden metnin gramatikal dizini oluşturulmuştur. Sözcüklerin metin içinde tespit edilen farklı anlamlarda kullanımları ve kullanım sıklıkları ile kökenleri belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: Bürde, Hârezmî, Bûsîrî, Keşfü'l-Hüdâ, Doğu Türkçesi.

Eski Türk edebiyatıHarezmceHarezmi+5
Bilal Erdem Dağıstanlıoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Özbekçede soru

Bu çalışmada Özbekçedeki soru sözcükleri, bu sözcüklerle kurulan soruların işlevleri ya da soru dışında işaret ettiği anlamlar, soru ekleri ve ekli soruların kazandığı işlevler incelenmiştir. Cevap isteyen sorular ve cevap istemeyen sorular olarak iki ana başlık altında toplayıp yapısal ve anlamsal boyutlarıyla değerlendirdiğimiz soruların malzemesini günümüz Özbekçesini temsil eden yazarlara ait eserler oluşturmuştur. Çalışmada kullanılan ve Özbekçeye ait dil özelliklerini büyük ölçüde yansıtan malzememiz, soru yapılarının farklı kullanım alanlarını ve sıklıklarını daha net tayin edebilmek açısından farklı türdeki edebî metinlerden seçilmiştir. Çalışma dört bölümden oluşmuştur. İlk bölüm olan Giriş'in ardından, soru türleri incelenmiş, ikinci bölümde cevap isteyen soruların tamamı, üçüncü bölümde ise cevap istemeyen soruların tamamı değerlendirilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünü ise Sonuç oluşturmuştur.Tezin Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, kapsamı ve kullanılan yöntem hakkında bilgiler verilmiş, kuramsal bir alt yapı oluşturmak amacıyla sorunun tanımı, evrensel bazı dilbilimsel görüşler ve önemli bazı dilbilimsel kuramlarla ilişkisi ve günümüz Özbek dilbilimi açısından soru yapıları üzerinde ayrıntılı olarak durulmuştur. Soru üzerine yapılan açıklama ve yaklaşımlar sıralandıktan sonra Özbekçedeki soru türleri incelenmiştir. İkinci bölümde cevap isteyen sorular başlığı altında evet/hayır soruları, soru sözcükleriyle kurulan sorular, ezgi soruları ve sorunun yardımcılarıyla kurulan sorular kullanışlarına göre tasnif edilmiştir. Sözcük türü bakımından değerlendirilen soru sözcükleri, zamir, sıfat ve zarf işlevinde kullanışlarına göre sınıflandırılmıştır. Cevap istemeyen soruların değerlendirildiği üçüncü bölümde ise soru ekleri ya da soru sözcükleriyle kurulan retorik sorular, alternatif sorular, yansıma sorular, zincirleme sorular, pratik sorular, cevap istemeyen ezgi soruları ve gömülü sorular incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca soru yardımcılarıyla kurulan sorular da yer almaktadır.Çalışmanın Sonuç bölümü olan dördüncü bölümünde, diğer bölümlerde elde edilen bilgiler göz önüne alınarak, Özbekçenin soru yapıları, soru sözcükleri, bu sözcüklerle kurulan soruların işlevleri ve kullanım sıklığı ile ilgili yorumlara yer verilmiş, Türkçeyle olan benzer ve ayrılan yönleri üzerinde durulmuştur. Ayrıca genel olarak soru konusuyla ilgili bir değerlendirme yapılarak bu konunun Özbek dilbilimi açısından önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Sözcükler: Soru, Soru Sözcükleri, Soru Yapıları, Özbekçe, Dilbilim.

DilbilgisiDilbilimSoru cümleleri+2
Tuğba Bilveren
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kaşgar'da 1923-1940 arası basılan yayınların dili: Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırma

Bu çalışmada başta Doğu Türkistan'da bulunan Uygurlar tarafından kullanılan Uygurcanın 1923-1940 yılları arasındaki dil özellikleri Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar Orta Asya İslami Türk yazı dili olan Çağatayca, mahallî şivelerin yazı dili olması ile bu bölgede yerini Yeni Uygurcaya bırakmıştır. Yeni Uygurca genel bir kanı olarak 1955 sonrası resmiyet kazanmıştır. Kimi araştırmacılar ise Yeni Uygurcanın 1930'lu yıllarda kendini göstermeye başladığı fikrindedir. Bu fikirler doğrultusunda ulaşabildiğimiz eserlerden hareket ederek Yeni Uygurcanın 1923-1940 yılları arası durumu yani Çağataycadan Yeni Uygurcaya geçiş dönemi dil özellikleri bakımından incelenmiştir. Belirlenen özellikler Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırılmıştır. Çalışmanın malzemesini, Kaşgar'da 1923 yılında İsveçlilerin matbaasında basılan Hz. Davud'un Zebur'u ve 1933-1937 yılları arasında Kaşgar'da çıkarılan Şarkȋ Türkistan Hayatı, Erkin Türkistan ve Yeni Hayat adlı gazeteler oluşturmaktadır. Öncelikle metinlerin çeviri yazısı yapılmış, metinlerin gramatikal dizini çıkarılmış, ses ve şekil bilgisi özellikleri belirlenmiş ve bunlar Çağatayca ve Yeni Uygurca ile karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgulardan hareket ederek metinlerin dilinin nasıl bir özellik gösterdiği, Çağatayca mı yoksa Yeni Uygurcaya mı daha yakın olduğu üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Çağatayca, Yeni Uygurca, Zebur, Şarki Türkistan Hayatı, Erkin Türkistan, Yeni Hayat

Dil özellikleriDoğu TürkistanGazeteler+5
Adem Yeloğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Batı Türkçesi ve Doğu Türkçesinde -sA biçimbirimi ve şart ifadesi üzerine karşılaştırmalı bir çalışma (15. ve 16. yüzyıllardan seçilen metinler örnekleminde

Bu çalışmada Batı Türkçesi ve Doğu Türkçesinde -sA biçimbirimi ve şart ifadesi, 15. ve 16. yüzyıllardan seçilen metinler örnekleminde karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma kapsamında Batı ve Doğu Türkçelerine ait beşer metin bulunmaktadır. Bunlar, 15. ve 16. yüzyıllarda Doğu Türkçesinden Batı Türkçesine çevrilmiş metinlerden Kitâb-ı Güzîde'nin (Akâid-i İslâm), Mecâlisü'n-Nefâis'in ve Tevârîh-i Mülûk-i Acem'in Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi metinleri ile Gülistan Tercümesi ve Tezkîretü'l-Evliyâ'nın Farsçadan Doğu ve Batı Türkçesine yapılmış çevirileridir. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, önemi, sayıltıları ve sınırlılıkları ile çalışmada kullanılan bazı terimler ile ilgili bilgiler verildikten sonra, ikinci bölümde kuramsal açıklamalar yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırma modeli, araştırma evreni ve veri toplamada kullanılan araçlar ile ilgiler bilgiler yer almaktadır. Dördüncü bölümde, Doğu Türkçesi metinlerindeki -sA biçimbiriminin tüm kullanımları ve bunların Batı Türkçesindeki -sA biçimbirimli olan ve olmayan karşılıkları verilmiştir. Beşinci bölümde ise yalnızca Batı Türkçesinde -sA biçimbirimli olan yapılar sınıflandırılmıştır. Altıncı bölümde, -sA biçimbirimli yapılar, söz öbeği ve cümle ögesi oluşları bakımından, yedinci bölümde ise şart anlamı içermeleri ve içermemeleri bakımından tasnif edilmiştir. Şart anlamı taşımayan yapılar içerisinde, dilek, gereklilik ve yeterlilik anlamı taşıyan -sA biçimbirimli yapılara da yer verilmiştir. Sekizinci bölümde, Batı ve Doğu Türkçesi metinlerinde -sA biçimbirimi ile birlikte kullanılan bağlaçlar belirlenip, şartın basit ve birleşik çekimleriyle kullanılışlarına göre sınıflandırılmıştır. Dokuzuncu bölümde ise -sA biçimbirimini kullanmadan, şart ifade eden birimler tespit ve tasnif edilmeye çalışılmıştır. Çalışma, bulguların yorumlanması ve elde edilen sonuçların paylaşılması ile tamamlanmıştır.

15. yüzyıl16. yüzyılBatı Türkçesi+3
Çiğdem Kalegeri
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tarihî ve çağdaş Türk yazı dillerinde +ki biçim birimi

Bu çalışmada, Türkçenin yazılı belgelerle takip edilebildiğimiz ilk dönemlerinden itibaren kullanılan ve bugün de hâlâ kullanılmaya devam eden +ki biçim birimi incelenmeye çalışılmıştır. İnceleme, hem tarihî (Orhon Türkçesi, Uygur Türkçesi, Karahanlı Türkçesi, Harezm-Altınordu Türkçesi, Çağatayca, Eski Anadolu Türkçesi) hem de çağdaş Türk yazı dillerine (Azerbaycan Türkçesi, Tatarca, Özbekçe, Tuvaca) ait metinleri içermektedir. Çalışmanın amacı, Türkçenin her döneminde kullanılmış olan bu ekin tarihî Türk yazı dillerinde hangi yapılarda, ne tür eklerle, hangi anlamlarda ve ne sıklıkta kullanıldığını saptamak ve +ki biçim biriminin tarihi dökümünü yapmaktır. Ayrıca ekin çağdaş Türk yazı dillerindeki varlığına dair örnekler sunmak çalışmanın bir diğer amacıdır. Bu çalışma toplam altı bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde ilk olarak problem, araştırmanın amacı, önemi ve sınırlılıklar belirlenmiştir. İkinci bölümde, +ki biçim birimi hakkında kuramsal bilgi ve değerlendirmelere yer verilmiş, bu ekle ilgili Türkoloji alanında var olan yaklaşımlar tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise araştırmanın yöntemi ifade edilmiştir. Tezin ana bölümünü oluşturan inceleme kısmında (dördüncü ve beşinci bölümler) +ki biçim birimli sözcükler yapı, sözcük türü ve anlam açısından incelenmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde yapı, tür ve anlam bakımından incelenen sözcüklerin elde edilen verilerle var oldukları yazı dillerine göre karşılaştırılması yapılmış ve sayısal verilere ulaşılmıştır.

BelgelerDil bilgisi-eklerDilbilgisi+5
Nevin Mazman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kitābu'l İdrāk li- Lisāni'l Etrāk'te isimler- Divānu Lügati't Türk ve Kıpçak sözlükleriyle karşılaştırma-

İsimler, insanların yaşamış oldukları evreni anlamlandırmada vazgeçilmez dilsel unsurların başında gelmektedir. İletişim esnasında varlıkları işaret etmek amacıyla onlara verilen isimler kullanılmaktadır. Varlıkların zihinde oluşan tasarılarının dile dökülmesi isimler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bu nedenle isimler, gerek ana dili konuşucuları gerekse yabancı bir dil öğrenmeye çalışanlar için önem arz etmektedir. Bu çalışmada Araplara Türkçeyi öğretmek için yazılmış olan Kitābu'l İdrāk li- Lisāni'l Etrāk isimli eserdeki isim ve isim soylu sözcükler incelenmiştir. Eserdeki bu unsurlar, kendinden önce ve kendi devrinde yazılmış olan sözlüklerle karşılaştırılmış ve böylelikle tarihî karşılaştırmalı söz varlığı listesi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın giriş bölümünde isimler, yabancılara Türkçe öğretimi, eserin yazılmış olduğu Kıpçak sahası, eser ve müellifi ile karşılaştırmaya esas olan eserler hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü oluşturan "İnceleme" kısmı ise üç bölümden oluşmaktadır. Bu bölümde metnin çevirisi ve diğer sözlüklerle karşılaştırılması yer almaktadır. Akabinde eserin isim söz varlığı tablo hâlinde diğer sözlüklerde yer alıp almamasına göre incelenmiş son bölümde ise isimler, yapı bilgisi bakımından incelenmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümü ise, sonuç bölümünden oluşmakta burada da elde edilen veriler değerlendirilmektedir.

Dil bilgisiDil bilimDivanü Lugati't-Türk+4
Adem Bulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kazak yazı dilinin kuruluşu (1870-1926)

Kazaklar on beşinci yüzyılın ikinci yarısında Altın Orda Hanlığının yıkılmasıyla beraber Cengiz Han'ın oğlu Cüci Han'ın ulusuna bağlı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. Hanlığın ilk kurulduğu dönemde müstakil bir yazı dili olan Kazakçadan söz etmek mümkün değildir. Kazaklar yirminci yüzyılın başlarına değin o dönemin müşterek yazı dili olan Çağatayca ile resmi yazışmalarını ve yazılı edebiyat faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Yirminci yüzyılın başlarından itibaren Orta Asya Türk halkları yerel lehçelerin yazı dili olarak kullanmaya başlamıştır. Kazak yazı dili de bu dönemde ortaya çıkmış yazı dillerinden biridir. Bu çalışmanın amacı Çağatay yazı dilinden ayrılarak kullanılmaya başlanan Kazak yazı dilinin ilk dönem metinlerinin gramer özelliklerinin belirlenmesidir. Ortaya çıkan bulguların 1870-1926 yılları arasında ortak bir yazı diline işaret edip etmediğinin saptanmasıdır. Metinler incelenirken öncelikle çeviri yazıları yapılmıştır. Sonrasında metinlerin gramatikal dizini çıkarılmış, ses ve şekil bilgisi özellikleri incelenmiştir. Gramer özellikleri Çağatayca ve modern Kazakça ile karşılaştırılmıştır. Sonuç kısmında ise elde edilen bulgulardan bahsedilmiştir. Bu bulgulardan hareket ederek metinlerin dilinin ortak bir yazı diline işaret edip etmediği, Çağatay yazı dili ile günümüz Kazak yazı dili arasında geçiş döneminin olup olmadığı tartışılmıştır. Çalışmanın malzemesi 1870-1926 yılları arasındaki metinleri kapsamaktadır. Eserler olabildiğince farklı konularda seçilmiştir. İncelenen metinlerin ilki Wilhelm Radloff'un hazırladığı Proben (1870) adlı eserden alınan parçadır. Kiril harfleriyle yazılmıştır. Kırgızkiy Tekst Beket Batır (1897), Ebyāt-ı Qazaqįye (1908), Ayqap (1912-1913), Tarih-i Kırgıziya (1913), Çolpan (1913) ve Caŋa Mektep (1925-1926) adlı eserlerden alınan parçalar ise Arap harfleriyle yazılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çağatayca, Kazakça, Kazak Yazı Dilinin kuruluşu, Arap Harfli Kazakça Metinler.

Arapça harflerKazakçaYazı dili+1
Mehmet Güneş Şahbaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kutadgu Bilig'deki Arapça alıntıların Kur'an tercümesi ve Kutb'un Hüsrev ü Şirin'i ile karşılaştırılması

Bu çalışmamızda üç metin vardır. Karahanlı Türkçesi metni Kutadgu Bilig ve Rylands Satırarası Kur'an Tercümesi 11. yüzyıla aittir. Üçüncü metnimiz ise 14. yüzyıla ait Hüsrev ü Şirin'dir. Harezm Altınordu sahası eseridir. Türkçenin tarihi bakımından bu üç eser önemlidir. Transkripsyonlu metinleri esas alınarak eserlerdeki Arapça unsurlar tespit edilmiştir. İncelenen eserler farklı dönemlere ait olduğu ve farklı konularla ilgili olduğu için Arapça unsurların sayısı eserlerde farklıdır. Tespit edilen Arapça unsurların hem Arapçada hem Türkçede türleri belirlenip kelimelerin Arapça vezni tespit edilmiştir. Arapça alıntıların fasih Arapçadaki şekilleri gösterilmiştir. Çalışmamızda üç eserde ortak olan ve olmayan Arapça alıntı kelimeler ele alınmıştır. Bazı Arapça unsurlar bu üç eserde çok geçmiş, bazıları ise daha az geçmiştir. Bu bakımdan çalışmamızda Arapça kelimelerin eserlerdeki sıklıkları da gösterilmiştir.

Muslam Alı Mousa Mousa
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kuruluş dönemi Başkurt yazı dili

Bu çalışmada yazı dili olarak Başkurtçayı kuruluş dönemi metinleri üzerinden betimlemek ve Başkurtçanın devrin ortak yazı dili Çağatay Türkçesiyle ayrışan veya benzeşen yönlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla Başkurtçanın Arap, Latin, Kiril harfli yazı dili dönemlerinden seçilen bölümlerden bir bütünce oluşturulmuştur. Bu bütünceye 1902 tarihli Kiril harfli Başkurtça İncil tercümesinden seçilen bölümler de dâhil edilmiştir. Giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı, önemi ve sınırlılıkları belirtilmiştir. İkinci bölümde Çağatay Türkçesi, Başkurtça, Başkurtçanın Türk dilleri/lehçeleri arasındaki yeri, Başkurt yazı dili oluşturma süreçleri ve Başkurtça için düzenlenen alfabeler hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın malzemesi tanıtılmış ve yönteminden söz edilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde metinlerde tespit edilen ses ve şekil bilgisi özellikleri, Eski Türkçe ve Çağatay Türkçesi dil özelliklerini de gösterecek biçimde, iki ana başlık altında incelenmiştir. Beşinci bölümde araştırmada ulaşılan sonuçlar paylaşılmıştır. Altıncı bölümde metinlerin çeviri yazıları yapılmış ve metinlere dönemlerini gösterecek şekilde satır numaraları verilmiştir. Yedinci bölümde çeviri yazısı yapılan metinlerin gramatikal dizini ve sözlüğü hazırlanmıştır. İncelenen metinlerin orijinal örnekleri ise ekler bölümünde gösterilmiştir. Başkurtçanın kuruluş dönemine ait eserlerin ses ve şekil bilgisi özelliklerinin incelendiği çalışmada, eldeki metinlerden hareketle Başkurtçanın bağımsız bir yazı diline sahip olduğunu söylemek mümkündür. Çalışma, Başkurt yazı dilinin kuruluş dönemine ait araştırmalara kaynaklık edecek veriler barındırmaktadır. Anahtar kelimeler: Çağdaş Türk Lehçeleri, Başkurtça, Eski Türkçe, Çağatayca.

Mustafa Aydıner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağatayca bir Maktel-i Hüseyin (İnceleme, metin, çeviri, dizin)

Bu çalışmada; Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Takhar şehrinde bulunmuş ve Doğu Türkçesiyle taş baskı tekniği kullanılarak basılmış manzum mensur karışık Çağatayca bir Maktel-i Hüseyin metni incelenmiştir. Eser 97. sayfadan başlamaktadır. Metnin ilk 96 sayfası yoktur. Elimizdeki eserin son sayfası 348. sayfa numarasıyla bitmektedir. Fakat anlatımın kesintiye uğramadan devam etmesi, kitabın tamamının bu kadar olmadığını düşündürmektedir. Elimizde okunup incelenebilir nitelikte 252 sayfalık bir metin bulunmaktadır. Eserin çeviriyazısı hazırlanıp Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmış dil bilgisi özellikleri tespit edilip incelenmiş metnin gramatikal dizini oluşturulmuştur. Eser tüm yönleriyle yedi bölümde ele alınmıştır: Birinci bölümde, Maktel-i Hüseyinler hakkında genel bilgiler, incelemesi yapılan Çağatayca Maktel-i Hüseyin hakkında bilgiler, eserin bulunduğu coğrafya ve bölgenin Türk nüfusu hakkında genel bilgiler ile metnin yazım özelliklerine yer verilmiştir. İkinci bölümde, metnin ses bilgisi ve yapı bilgisi özellikleri ile sözcük türleri bakımından söz varlığı ayrıntılı olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, başta Çağatayca ve Harezm Türkçesi olmak üzere Türkçenin diğer tarihî ve çağdaş kollarıyla karşılaştırılmıştır. Üçüncü bölümde, incelenen eser hakkında değerlendirme ve sonuç bilgileri yer almaktadır. Dördüncü bölümde, incelenen eserin çeviriyazı metni yer almıştır. Bu bölümde, eserin özgün metni içinde yer alan bazı Arapça ve Farsça beyitler ile duâlar ve âyetler korunmuştur. Beşinci bölümde, Çağatayca Bir Maktel-i Hüseyin'in Türkiye Türkçesine çevirisi yapılmış olup Arapça ve Farsça olarak alıntılanmış beyit, âyet ve duâların Türkiye Türkçesine çevirisi verilmiştir. Manzum - mensur karışık bölümlerden oluşan eserin çevirisi metne sadık kalınarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın altıncı bölümünde incelenen eserin tıpkıbasımı yer almaktadır. Çalışmanın yedinci bölümü olan dizinde, bu çalışmanın dördüncü kısmını teşkil eden metnin gramatikal dizini oluşturulmuştur. Sözcüklerin metin içinde tespit edilen kullanımlardaki anlamları ve sıklık sayıları ile kökenleri belirtilmiştir. Anahtar Sözcükler: Çağatayca Bir Maktel-i Hüseyin, Maktel-nâme, Kerbelâ, Doğu Türkçesi.

Mehmet Köyyar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kitâbu Evsâfı Mesâcidi'ş-Şerîfe'de fiillerin biçim bilgisi incelemesi

Anadolu'da 11. ve 12. yüzyılda yazıldığı bilinen Türkçe bir esere şu ana kadar rastlanamamıştır. Oğuzca ilk metinler 13.yüzyılda yazılmıştır. Oğuz Türkçesinin (Batı Türkçesi) bilinen ilk devresi Eski Anadolu Türkçesidir. Selçuklu, Osmanlı, Akkoyunlu, Karakoyunlu, İlhanlı, Anadolu Beylikleri zamanında 13. yüzyıldan 15. yüzyılın ikinci yarısına kadar Anadolu'da Eski Anadolu Türkçesi yazılıp okunmuştur. Çalışmaya konu olan eser ise 14. yüzyılda Anadolu'da yazılmıştır. Çalışmada eser, önce transkripsiyonlu metne aktarılmış, sonra da Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Eserdeki fiiller yapı bakımından incelenirken Eski Anadolu Türkçesinde 14. yüzyılda kullanılan fiilleri de dönemdeki mevcut eserlerden hareketle saptamak suretiyle literatürdeki eksiklik de kapatılmak istenmiştir. Çalışmanın birinci bölümü olan "GİRİŞ"te araştırmanın konusu, amacı, önemi, kuramsal çerçevesi, yöntemi ve sınırlılıkları üzerinde durulmuştur. İkinci bölüm olan "ARAŞTIRMANIN BÖLÜMLERİ"nde Eski Anadolu Türkçesinin öncesi ve sonrası, eserin yazıldığı sırada Anadolu'nun durumu, Ahmet Fakih ile eserleri, eserin özellikleri ile hakkında yapılan çalışmalara değinilmiştir. Üçüncü bölüm olan "İNCELEME"de önce fiillerin biçim bilgisi açısından değerlendirmesi ve sözlük-dizini, daha sonra "İlgili Yapım Ekleri"nin etimolojisi ve dizini sunulmuştur. Dördüncü bölümde ise "SONUÇ VE ÖNERİLER" yer almaktadır.

Ahmed FakihBiçimbilimDil bilgisi-ekler+3
Yılmaz Aydın
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors