Theses supervised by Prof. Dr. Bekir Aydın Levent
14 theses · Çukurova University, Çağ University
Konversiyon bozukluğuna eşlik eden diğer psikopatolojiler
ÖZET Konversiyon bozukluğu, herhangi bir organik nedenle açıklanamayan bir ya da daha fazla nörolojik belirtilerin varlığı ile karekterize bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Çalışmaya Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniğine sorunları nedeniyle başvuran ve DSM IV tanı ölçütlerine göre konversiyon bozukluğu tanısı konan, nörolojik muayene ve incelemeleri normal olarak belirlenen 15-48 yaşları arasında 72 hasta alındı. Hastaların 63'ü kadın 9'u erkekti ve kadın erkek oranı 7/1 olarak belirlendi. Hastalık başlama yaşı ortalaması 25.9 ± 7.5, ortalama başvuru yaşı 30.2 ± 8.3 idi. Çalışmaya alınan hastaların 70 tanesinin (%97.2) en fazla 1 1 yıl eğitim aldıkları belirlendi. Hastaların 29'u yalancı konvülziyon (%40.3), 27'si duyu-motor defisit (%37.5), 5'i globus histerikus (%6.9), 2'si afoni (%2.8) yakınması ile başvurmuşlardı. Ortalama yakınma süresi 4.2 yıl (min.1-max20) olarak belirlendi. 20 kişide (% 27.8) bir yıllık hastalık öyküsü vardı. 72 hastanın 43'ünde (%59.7) ataklardan önce belirgin stres etkeni olduğunu, 29'unda (%40.3) stres etkeni olmadığını belirledik. 72 hastanın 15'inde (%20.8) benzer hastalık öyküsü olan birinci derece yakınlar olduğunu tespit ettik. Hastalık süresi 4 yıldan fazla olan grupta diğer gruba göre eşlik eden psikopatolojilerin anlamlı bir şekilde daha fazla olduğunu belirledik. Sonuç olarak; konversiyon bozukluğunun genç erişkin yaşta başladığı, genellikle bir stres etkeninin ardından ortaya çıktığı, hastalık süresinin arttıkça eşlik eden psikopatolojinin de arttığı, en sık olarak da depresyonun tabloya eşlik ettiği belirlenmiştir. Bu nedenle hekimler, eşlik edebilecek psikopatolojileri önlemek için, konversiyon bozukluğunu olabildiğince erken tanımalı ve tedavi etmelidir. Anahtar Sözcükler: Konversiyon bozukluğu, sosyodemografik veriler, semptomlar, eşlik eden psikopatoloji, kişilik özellikleri.
Panik bozuklukta yaşam kalitesi
ÖZET Panik Bozuklukta Yaşam Kalitesi Son yıllarda yaşam kalitesi ile ilgili birçok çalışma yapılmış, panik bozukluk tanısıyla izlenen olgularda yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilendiği yönünde birçok veri elde edilmiştir. Bu çalışma ile, Panik Bozukluğun yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyip etkilemediğinin, kontrol grubu ile karşılaştırılması ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediği bilinen ve başka bir hastalık olan majör depresyon ile karşılaştırılması amaçlanmıştır. Çalışmaya Psikiyatri polikliniğine başvuran PB tanısı konan yaşlan 1 8-60 arasında (ortalama 35,4±10,8) değişen 13 erkek ve 33 kadın olgu; majör depresyon tanısı konan yaşlan 25-69 arasında (ortalama 42,7±10,9) değişen 10 erkek ve 43 kadın olgu alındı. Ayrıca herhangi bir yalanması olmayan yaşlan 18-57 arasında (ortalama 34,9±10,6) değişen 10 erkek ve 21 kadm sağlıklı denek kontrol grubu olarak çalışmaya katıldı. Çalışma toplam 130 olgudan oluşmuştur. 46 PB hastasının %50'si agorafobili, %50'si agorafobisiz olarak seçildi. Kontrol grubu mümkün olduğu kadar hastanın sosyokültürel düzeyine uygun ve yakın çevresinde yaşayan bireylerden alınmaya çalışıldı. Bu temin edilemediği durumlarda yaş eğitim düzeyi ve cinsiyet temel alınarak benzer kontrol örnekleri alındı. Tüm deneklere ilk görüşme sırasında çalışmanın amacı anlatıldı ve onaylan alındı. Yapılandınlmış bir görüşme formu (SCID-I) ile psikiyatrik görüşme yapıldı. Sosyodemografîk veri formu, Hamilton Anksiyete Ölçeği(HAM-A), Hamilton Depresyon Ölçeği(HAM-D), Kısa Form 36 Yaşam Kalitesi ölçeği (SF-36), Panik ve Agorafobi ölçeği ve Endicott İş Üretkenlik ölçeği (EWPS) uygulandı. Çalışma sonucunda, panik bozukluğun (agorafobili ya da agorafobisiz), yaşam kalitesini sağlıklı kontrol grubuna göre olumsuz etkilediğim saptadık. Agorafobili panik bozukluğun, yaşam kalitesini, agorafobisiz panik bozukluğa ve sağlıklı kontrol grubuna göre daha kötü etkilediği saptandı. Agorafobili panik bozukluğu olan olguların, depresyonu olan olgulara göre yaşam kalitesi ölçeği alt gruplarından fiziksel fonksiyon, fiziksel rol güçlüğü ve ağnda daha belirgin bozulma belirlendi. Depresyonu olan olgularda ise enerji ve ruhsal sağlık alt gruplarında daha belirgin bozulma olduğunu saptandı. Anahtar Kelimeler: Panik Bozukluk, yaşam kalitesi, SF-36. VI
Panik Bozuklukta Yaşam Kalitesi:3 Aylık İzlem Çalışması
Okul öncesi öğretmenlerinin tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, özel kurumlarda çalışan okul öncesi öğretmenlerinin mesleklerindeki tükenmişlik ve iş doyumu düzeylerinin yaş, hizmet yılı, mezun olunan okul türüne göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın örneklemini, Adana ili Çukurova ilçesinde yer alan okul öncesi kurumlarda görev yapan 150 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan grubun, tükenmişlik düzeylerinin belirlemek amacıyla 'Tükenmişlik Ölçeği' ve iş doyumu düzeylerini belirlemek için ise 'İş Doyum Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler SPSS 21 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Tükenmişlik ile iş doyumu düzeylerinin yaş, mezun olunan okul türü, hizmet yılına göre anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak için varyans analizi yapılmıştır. Katılımcıların yaş değişkeni açısından tükenmişlik alt ölçekleri ve iş doyumu düzeylerine göre anlamlı farklılıklar olmadığı, katılımcıların mezun olunan okul türü değişkeni açısından tükenmişlik alt ölçekleri ve iş doyumu düzeylerine göre anlamlı farklılıklar olmadığı görülmüştür. Katılımcıların hizmet yılı değişkeni açısından tükenmişlik alt ölçekleri düzeylerine göre anlamlı farklılık olduğu, tükenmişliğin özellikle 21-25 yıl hizmet süresi olan öğretmenlerde yoğun yaşandığı, iş doyumu düzeylerine göre anlamlı farklılıklar olmadığı görülmüştür. Araştırma sonucunda yaş ve hizmet yılı değişkeni arttıkça öğretmenlerin mesleklerindeki tükenmişlik düzeyleri arttığı ve iş doyumlarının azaldığını, mezun olunan okul türü değişkeninin tükenmişlik ve iş doyumu düzeyini etkilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi öğretmenler, Tükenmişlik, İş Doyumu
İnternet bağımlılık düzeyinin TEOG ders puanları ve bazı değişkenler açısından incelenmesi
Bu çalışmada ortaokul 8. sınıf öğrencilerinin internet bağımlılık düzeyinin TEOG ders puanları ve bazı değişkenlere (cinsiyet, anne-baba eğitim, birliktelik, öz üvey olma durumları, aile gelir düzeyi, evde bilgisayar ve internet olma, internet kullanım süresi) göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Çalışma evrenini Adana ili Seyhan ilçesi Orta Okul 8. sınıfta öğrenimlerini sürdüren öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini, uygun (elverişli) örnekleme yöntemi ile belirlenen Dede Korkut Orta Okulu 8. sınıfta eğitimlerine devam eden 187 kız, 230 erkek öğrenci olmak üzere toplam 417 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada öğrencilerin internet bağımlılık düzeylerini belirlemek için Young (1998) tarafından geliştirilen ve Bayraktar (2001) tarafından uyarlama çalışmaları yapılan "İnternet Bağımlılığı Ölçeği" ve araştırmacının çalışmanın hedefine uygun hazırladığı Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda: İnternet bağımlılığı açısından 417 öğrenciden 327'sinin (%78,4) semptom göstermediği, 90'ının (%21,6) sınırlı semptom gösterdiği ve internet bağımlısı olan öğrenci olmadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların TEOG Fen Bilimleri, Matematik, Türkçe, İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders puanları ile internet bağımlılık düzeyi arasında negatif yönlü ve zayıf bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Kişilerin internet bağımlılık düzeyi arttıkça TEOG Fen Bilimleri, Matematik, Türkçe, İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders puanlarının düşüş gösterdiği tespit edilmiştir. Öte yandan, katılımcıların cinsiyet, anne-baba birliktelik durumları, aile gelir seviyesi, anne ve babanın öz- üvey olma durumu ve anne eğitim düzeyine göre internet bağımlılık düzeyinin farklılık göstermediği ancak evlerinde bilgisayar ve internet olma, İnternet kullanım süresi ve baba eğitim durumlarına göre internet bağımlılık düzeyinin farklılaştığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ġnternet, Ġnternet Bağımlılığı, TEOG Ders Puanı
8. sınıf öğrencisinin matematik dersine karşı tutumu ile TEOG sınav sonuçları arasındaki ilişki
Çalışmanın örneklemini 2015-2016 eğitim öğretim yılında ilköğretim 8. Sınıfta okumakta olan 43 erkek, 25 kız olmak üzere toplam 68 öğrenci oluşturmaktadır. Demografik bilgiler öğrencilere uygulanan anket yoluyla elde edildikten sonra toplam 38 maddeden oluşan matematik tutum ölçeği öğrencilere uygulanarak analizi yapılmıştır. Araştırmada demografik bilgiler öğrencilere uygulanan anket yoluyla elde edildikten sonra Duatepe ve arkadaşlarının geliştirmiş olduğu matematik tutum ölçeği öğrencilere uygulanmıştır. Öğrencilerin matematik dersine ait TEOG sonuçları ile tutum puanları kıyaslanmıştır. Verilerin analizi konusunda; Tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri ile sunulmuştur. Çalışmadaki yöneticiye faktör yapısını tespit etmek amacı ile Açımlayıcı faktör analizi uygulaması yapılmıştır. Örneklem yeterlilik düzeyinin tespiti için KMO ve faktör yapılarının testi için Barlett testi uygulanmıştır. Boyutların iç tutarlılığının test edilmesi amacı ile Co. Alpha analizi kullanılmıştır. Elde edilen boyutlardaki iki grubun ölçüm değerleri arasındaki farkın analizinde t testi kullanılmıştır. Üç evre grubun karşılaştırılmasında Varyans analizi (ANOVA) testi ve ikili karşılaştırmalar (post. hoc.) için Sidak testi kullanılmıştır. Boyutlar arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacı ile korelasyon analizi uygulanmıştır. Çalışmada 0,05'den küçük p değerleri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Analizler SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre katılımcıların TEOG puanı ile Korku-Güven boyutu arasında (r=0,289,p<0,05) ve Mesleki Önem boyutu arasında (r=0,248,p<0,05) pozitif düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların TEOG puanı ile İlgi ve Sevgi boyutu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı görülmüştür (r=0,04,p>0,05). Katılımcıların TEOG puanı ile zevk boyutu arasında negatif düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir(r=-0,139,p<0,05). Anahtar Kelimeler: Matematik Tutum Ölçeği, İlköğretim, TEOG
Anadolu lisesi öğrencilerinde akademik erteleme davranışının incelenmesi
Bu çalışmada Anadolu Lisesi öğrencilerinin akademik erteleme davranışlarının cinsiyet, yaş, doğum sırası, sınıf seviyesi, anne baba eğitim durumu, hedef belirleme ve akademik başarı ile olan ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılında Adana İli Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Anadolu Liselerinde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Adana İli Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki Anadolu liselerinin 9., 10. ve 11. sınıflarında öğrenim gören öğrencilerden tesadüfü örnekleme yöntemi ile seçilen 527 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada; öğrencilerin akademik erteleme eğilimlerini belirlemek amacıyla Çakıcı (2003) tarafından geliştirilen "Akademik Erteleme Ölçeği" (AEÖ) ve araştırmacı tarafından geliştirilen değişkenlerin yer aldığı 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Araştırma sonucundan öğrencilerin akademik erteleme düzeyleri ortalamanın üzerinde çıkmıştır (x ̅=54,28). Akademik erteleme davranışı düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, doğum sırası ve anne eğitim durumu bağımsız değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık oluşturmadığı, hedef belirleme düzeyi, akademik başarı düzeyi ve baba eğitim durumu bağımsız değişkenlerine göre ise anlamlı bir farlılık oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulguların sonuçlarına göre önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Akademik Erteleme, Akademik Başarı, Cinsiyet, Doğum Sırası
Anaokuluna devam eden 48-71 ay aralığındaki çocukların yaratıcılık düzeyleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişki
Bu çalışma anaokullarındaki öğretmenlerin görüşlerine ve çocukların test sonuçlarına dayalı olarak, Anaokuluna devam eden 48-71 ay aralığı çocukların, yaratıcılık düzeyleri ile sosyal becerileri arasındaki ilişki olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada "Tarama Modeli" çerçevesinde "Anket Yöntemi" kullanılmıştır. Çalışma evrenini 2015/2016 eğitim öğretim yılında Adana ili Yüreğir ve Çukurova ilçelerindeki iki bağımsız anaokulu öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışma örneklemi 121 kız ve 125 erkek olmak üzere 246 çocuktan oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi uygun (elverişli) örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada, veriler üç bölümden oluşan kişisel bilgi formu, ölçek ve test ile toplanmıştır. Araştırmacının çalışmanın hedefine uygun hazırladığı Kişisel Bilgi Formu (Ek-1), Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği (SBDÖ) (Ek-2) ve Torrance Yaratıcı Düşünce Testi (Ek-3) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde IBM SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Araştırmada frekans (f), yüzde (%), ortalama (x), standart sapma (Ss), korelasyon katsayısı (r), t testi, ANOVA, Sidak testi ve Regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre, Çocukların Sosyal Beceri Ölçeği alt boyutları ile TYDT şekilsel toplam puan arasında alt boyutlar bazında pozitif yönde (doğru orantılı) ve anlamlı bir ilişki olduğu çocukların soysal beceri düzeylerinin yükselmesinin çocukların TYDT şekilsel toplam puanlarını yükselteceği görülmektedir. Çocukların Görev Tamamlama Becerileri, Sözel Açıklama Becerileri ve Akran Baskısı İle Başa Çıkabilme Becerileri boyutlarındaki artışların çocukların şekilsel yaratıcılık boyutları üzerinde yükseltici düzeyde etkili olduğu görülmektedir. Görev Tamamlama Becerileri, Sözel Açıklama Becerileri ve Akran Baskısı ile Başa Çıkabilme Becerileri yüksek olan çocukların yaratıcılık düzeylerinin de yüksek olduğu görülmektedir. Çocukların TYDT Şekilsel toplam puanları ile cinsiyet, anne- baba eğitim düzeyi, anne- baba yaşı, kardeş sayısı ile şekilsel toplam puan arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ancak; çocukların yaş, anne baba birliktelik durumu, aile aylık gelir düzeyi arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Yaratıcılık, Sosyal Beceri, Okul Öncesi Eğitim, Anaokulları
Okul öncesi dönem çocuğuna sahip annenin çocuk yetiştirme tutumu ile çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılan araştırmanın, annenin çocuk yetiştirme tutumunun çocuğun dinleme becerisi arasındaki ilişkiyi incelemektir. 2015-2016 eğitim-öğretim yılı Mersin ilinin Erdemli ilçesine bağlı Limonlu, Kumkuyu, Esenpınar mahallelerinde bulunan, M.E.B'e bağlı ana sınıfındaki çocuklara ve annelerine uygulanmıştır. Çocuk özellikleri: 5 yaş 6 ay, 6 yaş 6ay aralığı, anne özellikleri: lise mezunu, çiftçilik yapan, 23-34 yaş. Bu özelliklere uyan 47 çocuk ve annesiyle çalışılmıştır. Bu 47 anneye "ebeveyn tutum ölçeği" uygulanmış ve bu annelerin çocuklarına da "dinleme becerileri" testi uygulanmıştır. Uygulanan ebeveyn tutum ölçeği 46 maddeden oluşmaktadır. Bunlardan 17 tanesi demokratik tutuma, 9 tanesi izin verici tutuma, 9 tanesi aşırı koruyucu tutuma ve 11 tanesi de otoriter tutuma ait maddelerdir. Ebeveyn tutum ölçeği 5'li likert tarzındadır ve şu şekildedir: Her zaman böyledir (5), çoğunlukla böyledir (4), bazen böyledir (4), nadiren böyledir (2), hiçbir zaman böyle değildir (1) . Çocuklara uygulanan dinleme becerisi testi ise harita şeklindedir. Haritada ev, kuşlar, göl, deniz, ağaç, köpekler, çadır, ev, orman ve gemi vardır. Başlangıç ve bitiş yerleri "x" ile gösterilmektedir. Çocuğun kavramları bilip bilmediği kontrol edilir, bilmiyorsa öğretilir ve çocuktan tekrar söylemesi istenir. Kavramaları söylerken de eliyle ismini söylediği nesneyi göstermesi beklenir. Testi uygulayan kişinin elinde harita ile ilgili 9 tane yönerge vardır ve bu yönergeleri sırasıyla çocuğa söyler ve çocukta yönergeye uygun haritada bir rota oluşturur ve yönergelerle haritayı çizerek bitirir. Burada amaç söyleneni dinleme, dinlediğini anlama ve anladığını uygulamaktır. Her doğru çizilen rota için "1" puan verilir. 5 puan ve altı başarısız, 6-7 doğru orta, 8 ve üzeri ise başarılı sayılır. Araştırma sonucunda, annenin demokratik, otoriter, izin verici alt boyutları ve araştırmaya katılan çocukların dinleme becerisi arasında istatiksel olarak ilişki bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Dinleme becerisi, Okul öncesi dönem, Annenin çocuk yetiştirme tutumu
3-6 yaş grubu otizmli ve normal gelişim gösteren çocukların sözcük dağarcığı düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmada, 3-6 yaş grubu otizmli ve normal gelişim gösteren çocukların sözcük dağarcığı düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; "3-6 Yaş Grubu Otizmli ve Normal Gelişim Gösteren Çocukların Sözcük Dağarcığı Düzeylerinin İncelenmesi" ile ilgili belirlemelerde bulunulabilmesi amacıyla, "Tarama Modeli" çerçevesinde "Betimsel Yöntem" kullanılmış ve veri toplama tekniği olarak "Anket Tekniği" uygulanmıştır. Bu araştırmanın evrenini, 2015-2016 Eğitim öğretim yılında Adana İl sınırlarında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Özel eğitim merkezine devam eden, 3-6 yaş grubu otizm tanısı almış ve normal gelişim gösteren 3-6 yaş grubu çocuklar ile anne-babaları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Adana İli Seyhan ve Yüreğir İlçelerinde ikamet eden 38 kız ve 32 erkek olmak üzere 70 çocuk ile onların anne babaları oluşturmaktadır. Bu çocukların 36'sı otizmli olup, Turuncu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezinden kişisel gelişimlerine yönelik yardım almaktadırlar. Çocukların 34'sü ise, Adana İli Yüreğir İlçesi'nde Solaklı İlkokulunda okul öncesi eğitim alan ve burada yaşayan ailelerin çocukları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubu, rastgele örneklem seçimi ile Seyhan ve Yüreğir ilçelerinden seçilmiştir. Araştırmaya katılan kişilerin demografik özellikleri hakkında bilgi elde etmek için araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda oluşturulan " Kişisel Bilgi Formu " ve örnekleme alınan çocukların sözcük dağarcığını belirlemek üzere " Peabody Resim Kelime" Testi uygulanmıştır. Veriler SPSS 20.0 proğramına girilerek analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; Frekans Analizi, Bağımsız Gruplarda t – Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Çalışmada bağımsız değişkenlere verilen yanıtların dağılımına ilişkin frekans analizi yapılmıştır. Ayrıca bağımsız değişkenler ile bağımlı değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Gruplar arasında fark olup olmadığını belirlemek için ikili değişkenlerde ''t'', ikiden fazla değişkenleri belirlemek için ise ''F'' testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; normal gelişim gösteren bireyler ile otizmli bireylerin ortalamaları arasında anlamlı farklılık bulunduğu belirlenmiştir. Normal gelişim gösteren bireylerin ortalamaları, otizmli bireylerin ortalamasından anlamlı derecede büyüktür. Cinsiyete göre veriler incelendiğinde, normal gelişim gösteren bireylerde kız ve erkek çocukların puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmamaktadır. Otizmli bireylerde kız ve erkek çocukların puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılık olup (p<0,05), kızların ortalamaları erkeklerin ortalamasından anlamlı derecede daha büyüktür. Takvim yaşına göre veriler incelendiğinde, Normal gelişim gösteren bireylerde 3-4 yaş grubu çocuklar ile 5,1 – 6 yaş grubu kişilerin puan ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılık olup, 5,1 – 6 yaş grubu kişilerin ortalaması anlamlı derecede daha yüksektir. Otizmli bireylerde yaş gruplarına göre veriler incelendiğinde, puanlar anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir (p<0,05). 5,1 – 6 yaş grubu kişilerin ortalaması, 4,1 – 5 yaş kişilerin ortalamasından anlamlı derecede daha fazladır. 3-4 yaş grubunda 1 kişi olduğu için değerlendirilememiştir. Alıcı dil yaşına göre veriler incelendiğinde, normal gelişim gösteren bireylerde alıcı dil yaşı gruplarına göre puanlar anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. 6,1 – 7 alıcı dil yaş grubu kişilerin puan ortalaması, 5,1 – 6 alıcı dil yaşı grubu kişilerden anlamlı derecede daha yüksektir. 4,1 – 5 yaş grubunda 1 kişi olduğundan dolayı diğer gruplarla karşılaştırılamamıştır. Otizmli çocuklarda ise , 2-3 alıcı dil yaşı grubu ile 3,1 – 4 alıcı dil yaşı grubu kişilerin ortalamaları arasında anlamlı düzeyde farklılık bulunmakta olup, 3,1 – 4 alıcı dil yaşı grubu kişilerin ortalaması anlamlı derecede daha büyüktür. Anahtar Kelimeler:3-6 Yaş Grubu, Otizm, Normal Gelişim Gösteren Çocuklar,Peabody Kelime Testi, Sözcük Dağarcığı.
İlkokuldan ortaokula geçişe bağlı olarak çocuklarda yaşanan psikolojik sorunların duygusal gelişim açısından incelenmesi
Bu araştırma 9- 10 yaş grubunda çocukların ilkokuldan ortaokula geçişe bağlı olarak çocuklarda yaşanan psikolojik sorunların duygusal açıdan incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Araştırma 9-10 yaş grubu 140 ilkokuöğretim öğrencileriyle yürütülmüştür. Araştırmada Koppitz'in "Bir İnsan Çiz" testinin duygusal gelişim düzeyinin belirlenmesine yönelik kriterleri dikkate alınmıştır. Elde edilen verilerin analizinde " Önemlilik Testi" kullanılmıştır. Araştırma sonunda cinsiyet ve yaş bakımından dürtüsellik, yetersizlik-güvensizlik, utangaçlık-çekingenlik davranışı yönünde kız ve erkek çocukların çizimleri ile yaş açısından anlamlı bir farklılık bulunmazken. Erkek öğrencilerde kızgınlık ve saldırganlık sonucunda aldıkları puanlar yönünden anlamlı bir fark görülmüştür. Yaş bakımından kız ve erkeklerde herhangi bir fark görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Korunmaya muhtaç çocuk, çocuk resimleri, duygusal gelişim, insan figürü çizimi.
Otizmli çocuğa sahip ebeveynlerde benlik saygısı üzerine bir inceleme
Bu çalışmanın amacı otizm tanısı almış çocukların ebevenyleri ile bu tanıyı almamış çocukların ebeveynlerinin benlik saygısı açısından karşılaştırılmasıdır. Çalışmada 94 otizm tanısı almış çocuğu olan 94 ebeveyn deney grubuna, otizm tanısı almamış çocuğa sahip 94 ebeveyn ise kontrol grubuna atanmıştır. Kişilerin benlik saygısı ölçeğini belirlemek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve sosyo demografik veri formu kullanılmıştır. İlk olarak deney grubu ve kontrol grubu benlik saygısı açısından karşılaştırılmış, daha sonraki analizde ise otizm tanısı almış çocuğa sahip ebeveynler cinsiyet açısından karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 20.0 programı ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda otizmli çocuğa sahip ebeveynlerin bu tanıyı almamış ebeveynler ile karşılaştırıldıklarında daha düşük benlik saygısına sahip oldukları görülmektedir. Öte yandan otizm tanısı almış ebeveynler cinsiyet açısından karşılaştırıldığında erkeklerin kadınlara göre daha yüksek benlik algısı puanları aldıkları görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Otizm, Benlik Saygısı, Düşük Benlik Saygısı
Adana ili Çukurova ilçesi Vakıfbank ortaokulunda 11-12 yaşındaki çocuklarda yaratıcı dramanın öz-kavram üzerine etkisi
Bu çalışmanın amacı; yaratıcı dramanın 11-12 yaş grubundaki çocuklarda öz-kavram üzerine etkisini incelemektir. Araştırma Adana İli, Çukurova İlçesi'nde bulunan Vakıfbank ortaokulunda 40 kişilik bir örneklem grubu ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılar seçkisiz olarak 20 katılımcı kontrol grubuna ve 20 katılımcı ise deney grubuna atanmıştır. Çocukların öz-kavram algısının belirlenmesi amacıyla; Piers-Harris Öz-Kavram Ölçeği ve sosyo-demografik bilgi formu kullanılmıştır. Yaratıcı drama eğitimine başlamadan önce ilk olarak her iki gruba Piers-Harris Öz-Kavram Ölçeği uygulanmış, daha sonra deney grubuna 4 ay boyunca haftada 6 saat yaratıcı drama eğitimi uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir yaratıcı drama eğitimi uygulanmamıştır. 4 aylık eğitim sonunda tekrar her iki gruba Piers-Harris Öz-Kavram Ölçeği uygulanarak sonuçlar elde edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırma için Mann Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre; yaratıcı drama eğitimi alan deney grubundaki katılımcılar 4 aylık yaratıcı drama eğitimi sonucunda, yaratıcı drama eğitim almayan kontrol grubundaki katılımcılara göre öz-kavram ölçeğinden istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek puan almıştır.
Sağlık çalışanı olan ve olmayan bireylerin dental anksiyete düzeylerinin araştırılması
Bu araştırmanın amacı sağlık çalışanı olan ve olmayan bireylerin dental anksiyete düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma kapsamında 300 kişiye ulaşılmıştır. Ancak yapılan bu 300 ankette tespit edilen eksiklerden dolayı 219 adet anket geçerli bulunmuştur. 61 erkek ve 158 kadından oluşan örneklemimizin, 83 kişisi sağlık çalışanı iken 136 kişisi sağlık çalışanı değildir. Yapılan araştırmanın modeli, genel ilişkisel tarama modelidir. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak Corah Dental Anksiyete Skalası (DAS) kullanılmıştır. Bu skalada her sorunun değeri 1 (kaygılı değil) ile 5 (aşırı kaygılı) arasında değiştiğinden puanlama da 4 ile 20 arasında değişmektedir. Verilerin analizinde SPSS programı kullanılmıştır. Dental Anksiyete Ölçeği maddelerinin teker teker verilen cevapların sağlık çalışanı olma durumu ile anlamlı ilişkisi olup olmadığı ki kare analizi ile incelenmiştir. Dental anksiyete ölçeği maddelerine verilen cevaplar skorlandırılarak bir anksiyete skoru elde edilmiş ve bu skorun sağlık çalışanı olma, cinsiyet, eğitim durumu ve gelir düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediği bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi ile incelenmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; sağlık çalışanı olan ve olmayanlar arasında dental anksiyete düzeyi açısından anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Bu farklılık sonucunda sağlık çalışanı olmayanların dental anksiyete düzeyleri sağlık çalışanı olanlardan anlamlı derecede daha yüksek olduğu tespit edilmiştir.