Theses supervised by Prof. Dr. Bahattin Aydınlı
10 theses · Kastamonu University
Okul öncesi öğretmenlerinin okul dışı öğrenme yaklaşımına ve uygulamaya ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Okul öncesi dönem; merak, keşfetme arzusu ve öğrenmenin en yoğun olduğu dönemlerden biridir. Son yıllarda bu bileşenlerin karşılanabilmesi, öğretim ortamlarının dört duvarın ötesine taşınması gerekliliğini doğurmuştur. Araştırmanın amacı okul öncesi eğitimde okul dışı öğrenme faaliyetlerinin planlanma ve uygulanması açısından var olan durumu saptamak ve okul öncesi öğretmenlerinin okul dışı öğrenme yaklaşımına yönelik tutum, davranış ve görüşlerini etkileyen faktörleri ortaya koymaktır. Bu amaçla nitel bir araştırma yöntemi olan durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Anakara ili merkez ilçelerinde görev yapan 13 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcı öğretmenler, amaçlı örnekleme türlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu ile yüz yüze yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin okul dışı öğrenme ortamlarını belirli bir amaca yönelik kavram ve kazanımlarla ilişkili olarak kullandıkları ortaya çıkmıştır. Okul dışı öğrenme ortamına karar verirken katılımcılar tarafından öncelikle ortamın çocuğa uygunluğu ve öğretim sürecine katkısı ön planda tutulmuş, hava koşulları ve ortamda rehberin bulunması da belirleyici olarak görülmüştür. Okul dışı öğrenmeye ilişkin gidilen ortamda sınıf hâkimiyetinin zorlaşması ve güvenlik riskleri en fazla karşılaşılan güçlükler olarak görülmüştür. Gelişim alanlarına yönelik çeşitli beceri ve değerlerin geliştirilmesi ile öğretim sürecine olan katkıları açısından okul dışı öğrenmeyi sıklıkla kullanan katılımcı öğretmenlerin en çok tarihi ve kültürel alanları tercih ettikleri tespit edilmiştir. Okul dışı öğrenme ortamlarına ulaşım ve giriş ücretinin ödenekle desteklenen bütçe kalemlerinden veya yerel yönetimlerce karşılanması, çocuk dostu şehirlerin daha çok ön plana çıkarılması ve resmî işlemlerde öğretmenlerin okul idarelerince desteklenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıklarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, geliştirilen doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıklarına etkisini incelemektir. Araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerini içeren karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunu durum çalışması, nicel boyutunu ise ön test- son test tek grup deneysel desen oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Tokat ilindeki bir anaokula devam eden daha önce çevre eğitimi almamış olan, 60-72 aylık 4 kız 6 erkek olmak üzere 10 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada çalışma grubuna belirlenen ormanlık alanda 9 hafta süresince haftada bir günlük eğitim planı şeklinde doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programı etkinlikleri uygulanmıştır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu ve "Çocuklar İçin Çevre Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın nitel verileri içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Ön test ve son test puanları arasındaki farklılaşma ise bağımlı örneklemeli t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çocukların doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programı öncesi ve sonrası görüşleri karşılaştırıldığında çocukların çevre, çevre kirliği, çevrenin korunması, canlılar, geri dönüşüm kavramları ile ilgili bilgi düzeylerinin ve farkındalıklarının artış gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan deneysel çalışma sonrasında öğrencilerin son test puan ortalamalarının ön test puan ortalamalarından anlamlı olarak daha yüksek çıkmıştır. Bu sonuç doğa deneyimine dayalı çevre eğitimi programının okul öncesi dönem çocuklarının çevresel farkındalıkları üzerinde olumlu etkisi olduğuna işaret etmektedir. Elde edilen mevcut araştırma sonuçları ilgili alan yazın ışığında tartışılmış, öğretmenlere ve araştırmacılara öneriler sunulmuştur.
Borikasit katkılı ayçiçek atığından elde edilen karbon bazlı malzemelerin karakterizasyonu
Bu çalışmada, Trakya bölgesinden temin edilen ayçiçeği küspesi biyokütlesi kullanılarak farklı oranlarda borik asit (BA) katkısı ile piroliz yoluyla biyokömür, biyo-yağ ve biyogaz ürünlerinin verim ve özellikleri araştırılmıştır. Hazırlanan karışımlar dört farklı BA oranı (%5,3; %6,; %7,8; %8,4) ile oluşturulmuş ve piroliz işlemi 400; 450; 500 ve 550°C sıcaklıklarda gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ürünlerin kütle verimleri, elementel içerikleri ve yapısal özellikleri detaylı olarak analiz edilmiştir. Borik asit katkısız (Saf A) numunelerde en yüksek sıvı ürün elde edilirken, BA katkısı arttıkça bu oran gerilemiş; buna karşılık katı ürün verimi sıcaklık ve borik asit katkısı arttıkça artmıştır. Elementel analizler, artan sıcaklıkla karbon oranında %64,8'den %78,6'ya yükselmiş ve hidrojen ile azot oranlarında düşüş göstermiştir. C/H, C/N ve H/C oranları ile aromatiklik ve inertlik düzeyleri değerlendirilmiş; A550 ve 0,8BA550 örnekleri yüksek aromatik karaktere sahip bulunmuştur. SEM görüntüleri, BA katkısı ve sıcaklık artışıyla gözeneklilikte önemli artışlar olduğunu; özellikle 1,3BA550 numunesinde petek benzeri, bağlantılı mikro-gözenek yapısının oluştuğunu göstermiştir. BET analizinde 1,2BA400 örneği 7,4 m²/g ile en yüksek yüzey alanına ulaşılmıştır. FT-IR ve TGA-DTA analizleri ise kimyasal bağ dönüşümleri ve termal stabiliteyi desteklemiştir. Sonuç olarak, borik asit katkısı ve piroliz sıcaklığı, ayçiçeği küspesinden elde edilen biyokömürün yapısal özelliklerini geliştirmekte ve su tutuş verimini arttırarak tarımsal sulama ve kuraklık yönetiminde, adsorban/katalizör uygulamaları için yüksek potansiyel sunmaktadır.
Çeşitli sunta ve PVC atıkların temel koprolizi
Plastiklerin çoğu suda ve doğada çözünmezler. Dolayısı ile plastik atıkları için açıkta vahşi depolama yöntemi çevreci bir yaklaşım değildir ve geri dönüşüm çalışmaları çok önem kazanmıştır. Ayrıca, büyük miktarda atık talaş oluşturan tahta ve odun işleme sanayisinin de bir çeşit çevresel problem oluşturduğu söylenebilir. Son zamanlarda termokimyasal dönüşüm ve parçalama yöntemleri plastik ve biokütle atıkların geri dönüşümünde ve değerli ürünlerin eldesinde yeni bir yöntem olarak oldukça dikkat çekmekte ve kullanılmaktadır. Biokütle ve PVC'nin birlikte termokimyasal dönüşüm tekniklerine maruz tutulduğu çalışmalarda çıkan ürünler arasında bir sinerji etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle deneysel şartlara göre artan katı, sıvı ve gaz ürün miktarları elde edilmiştir. Bu çalışmada pencere yapımında kullanılan PVC ve Odun atıkları çeşitli oranlarda- biokütle:plastik ( 1: 1), (0.6:1.4 ) ve (1.4: 0.6)- ve çeşitli sıcaklıklarda (400°C, 450 °C, 500°C, 550°C and 650°C) bir termokimysal dönüşüm olan piroliz işlemine 15 dakika süre ile maruz bırakılmıştır. Biokütle ve plastik arasında proses sayesinde etkileşim olup olmadığı deneysel ve teorik ürünlerin oranlarının karşılaştırılması ile ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çeşitli deneysel şartlarda etkileşim olduğu tespit edilmiştir. Özellikle, 1:1 oranında sıvı lehinde, 1.4:0.6 oranında katı lehinde ve 0.6:1.4 oranında ise gaz lehinde bir artış gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Piroliz, biokütle, plastik, atık.
STEM eğitim yaklaşımı ile ilişkili kavramlar hakkında akademisyen görüşleri
Günümüzün ve geleceğin dünyasında oluşan çalışma alanlarının geçmişten çok farklı olacağı düşünülmekte ve dolayısıyla üniversiteler ile üniversitelerde görev yapmakta olan akademisyenlerin bu konudaki çalışma ve fikirleri önemli görülmektedir. Bu sebeple bu çalışma ile eğitim fakültelerinde görev yapmakta olan akademisyenlerin çağdaş eğitim sürecindeki gelişmeler neticesinde ortaya çıkan yenilikçi fen eğitimi yaklaşımlarından STEM eğitim yaklaşımı hakkındaki görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. STEM eğitim yaklaşımı farklı disiplinleri bir araya getirerek bireyleri gelişim ve yeniliklere hazırlamakla birlikte eğitimsel açıdan değişen dünyaya ayak uydurmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. STEM eğitim yaklaşımının birden fazla bilimsel disiplini kapsadığı ve birleştirdiği düşünüldüğünde var olan durumun aydınlatılması için çok yönlü bir araştırmaya ihtiyaç duyulduğu anlaşıldığından farklı görüşleri bir araya getirebilmek adına çalışmamızda nitel araştırma yöntemleri tercih edilmiştir. Bu kapsamda Eğitim Fakültesinde görev yapmakta olan 72 (yetmiş iki) akademisyenle bireysel ve yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiş ve bu görüşmeler esnasında dağıtılan kelime ilişkilendirme testleri akademisyenler tarafından doldurulmuştur. Yaptığımız çalışma sonucunda elde edilen bulgularda sürdürülebilirlik, çevre ve 21.yüzyıl kavramlarının STEM eğitim yaklaşımını oluşturan fen, matematik, mühendislik ve teknoloji kavramları ile yakın ilişkili olduğu ortaya çıkarılmış ve STEM yaklaşımında kendilerine yer edinebilecekleri ön görülmektedir. Ancak Türk kültürü ile bu kavramlar arasında bağ kurulamadığı bu sebeple eğitim sistemimizin yeni düzenlemelere açık olması gerektiği düşünülmektedir.
Sürdürülebilir kalkınma konusunda yapılan eğitim araştırmalarına yönelik doküman analizi
Yapılan araştırmada, sürdürülebilir kalkınma kavramı teorik olarak incelenmiş, bu kavramın tarihsel gelişimi ele alınmıştır. Bu araştırmanın amacı, yurt içinde sürdürülebilir kalkınma üzerine hazırlanan lisansüstü tezlerin analizini yaparak bir bütünlük içinde yansıtmak ve konunun önemine dikkat çekmektir. İlk olarak ülkemizde sürdürülebilir kalkınma üzerine eğitim ve öğretim alanında hazırlanan yüksek lisans ve doktora tezlerine ulaşılmıştır. Önceden belirlenmiş tez inceleme formlarından yararlanarak tezlerin düzeyleri, hazırlandığı üniversite, enstitü, yayınlanma yılı, kullanılan anahtar kelimeler, araştırma yöntemleri, veri toplama araçları, çalışma grupları gibi kategoriler belirlenmiş ve tezler analiz edilmiştir. Toplamda 19 lisansüstü tezin doküman analizi araştırmacı tarafından, uzman görüşünden faydalanarak yapılmıştır. Tezlerde en sık "sürdürülebilir kalkınma" anahtar kavramı tercih edilmiş, en fazla "karma araştırma yöntemi" kullanılmıştır. En çok kullanılan veri toplama aracı "doküman", en sık tercih edilen çalışma grubu olarak çeşitli branşlardaki "öğretmenler" seçilmiştir. Gerek verilen açıklayıcı bilgiler gerekse analizi yapılan tezler sayesinde yeni çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Ortaöğretim öğrencilerinin eğitimde artırılmış gerçeklik kullanımına ilişkin görüşleri
Bu çalışmanın amacı, ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin eğitimde artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanılmasına ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusun Van Gürpınar İlçesinde bulunan Necip Fazıl Kısakürek Kız Anadolu imam hatip lisesinde öğrenim gören 9, 10 ,11 ve 12 sınıf olan 106 öğrenciye anket uygulanmış olup 13 öğrenciye de yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen veriler analiz edilerek yorumlanmasıyla tespit edilen bulgulara dayalı olarak araştırmanın sonuçları belirlenerek öneriler hazırlanmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaöğretimde öğrenim gören öğrencilerin artırılmış gerçeklik teknolojisiyle ilgili öğrenmeyi kolaylaştırdığı, günlük hayatta anlaşılması zor olan soyut konuların somutlaştırılmasına yardımcı olduğunu belirterek anlamlı öğrenmeler sağladığı, artırılmış gerçekliğin olduğu öğrenme ortamlarının aktif olarak öğrenebilecekleri için onların derse olan ilgi, tutumlarını olumlu etkileyerek derse olan konsantrasyonlarının dağılmasını önlediği, bilgilerin hızlıca gözden geçirilmesini kolaylaştırarak eksikliklerin kolayca giderilmesi gibi faydalarının olacağını belirterek bu teknolojinin olduğu eğitim ortamlarına ilişkin görüşlerini belirtmişlerdir.
Yenilikçi fen eğitimi yaklaşımlarında öğrenci beceri düzeylerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi
Okullarda verilen eğitim bireyi günlük hayata hazırlayan, karşılaştıkları problemleri çözmek için temel becerileri kazandıran ve bireyin davranışında kazanımlar doğrultusunda istendik değişimler oluşturan bir süreçtir. Bu süreç disiplinler arası bir yapıya sahiptir. 21. yüzyıl, gerek getirdiği yenilik ve değişikliklerle gerekse bireylerin sahip olması gereken becerilerdeki artış ve değişmelerle eğitim dünyasını etkilemektedir. Z çağı bireyleri olarak da adlandırılan bu nesil, aslında bir bilgi bombardımanı ile karşı karşıyadır. Disiplinler arası yaklaşımların ön plana çıkması ile STEM, Endüstri 4.0 ve girişimcilik gibi farklı bakış açılarını kapsayan, üst düzey zihinsel becerileri ön plana çıkaran ve teknolojiyi hayatının her alanında kullanabilen bireyler çağa ayak uydurabilecektir. Üst düzey zihinsel becerilerin ölçülmesi ve değerlendirilmesinde klasik ölçme değerlendirme yöntemlerinin kullanılması içerik ve amaç açısından yeterli değildir. Özellikle STEM eğitim yaklaşımının uygulanmaya konulması ile bu sorun daha da artmaktadır. Çalışma kapsamında inovatif eğitim yaklaşımlarıyla öğrencilere kazandırılmaya çalışılan üst düzey zihinsel beceriler, bilimsel sorgulama yöntemlerini kullanma düzeyleri, bulguları bilimsel olarak yorumlama yetenekleri ve 21. Yüzyıl becerilerini kazanma düzeylerini değerlendirecek bir araç oluşturmak amaçlanmıştır. Çalışmada karma bir model kullanılmıştır. Öncelikle 379 öğretmen ile durum analizi yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre fen bilimleri beceri testi oluşturulmuş ve 421 öğrenciye uygulanarak klasik test kuramı uygun olarak analizler yapılmıştır. Başarı testinin düzey olarak zor ve yüksek ayrıcılığa sahip olduğu tespit edilmiştir. Test sonuçları ile öğretmen gözlemleri ve öğrenci tutumları arasındaki ilişkiler de incelenmiştir. Tezin son aşamasında ise ölçek 159 öğrenciye uygulanarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Sonuç olarak fen bilimleri beceri testi sonuçları ile gözleme dayalı ölçülen bilimsel süreç becerileri, yaşam becerileri, 21. yüzyıl becerileri, üst düzey zihinsel becerileri kullanma düzeyleri, bilişsel düzeyde STEM ve uygulama düzeyinde STEM becerileri ile yüksek korelasyon tespit edilmiştir. Hazırlanan başarı testinin amacına yönelik olarak çalıştığı görülmüştür.
STEM etkinliklerinin erken çocukluk dönemi fen eğitiminde uygulanabilirliğinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
"Düşünmenin başlangıcı" olarak kabul gören erken çocukluk döneminde çocukların STEM etkinlikleri ile tanışması, STEM alanlarına ilgisi olan çocukların var olan yaratıcılık becerileri sayesinde mühendislik tasarım süreçlerini kullanarak yeni ürünler elde etmesine, varolan potansiyellerini ortaya çıkarmasına fırsat sağlar. Yapılan çalışmalar erken çocukluk döneminde uygulanan STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı STEM etkinliklerinin erken çocukluk döneminde uygulanabilirliğinin incelenmesi, okul öncesi öğretmenlerinin STEM etkinliklerine bakış açılarının betimlenmesidir. Çalışmamızın uygulama aşamasında, fen etkinliğinden uyarladığımız bir STEM etkinliği, okul öncesi öğretmenleri tarafından 4 hafta süresince sınıflarında uygulanmıştır. Çalışma grubumuzu STEM eğimi almamış 8 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizini kolaylaştırmak adına veriler tema, kod ve alt kodlar şeklinde kategorilere ayrılmıştır. Bu çalışmada, eğitim ortamının düzenlenmesi, uygulayıcının doğru ve net bilgilere sahip olması, ortaya bir ürün çıkarma kaygısının olmaması, sürenin ve malzemelerin doğru kullanılmasıyla, erken çocukluk döneminde STEM etkinliklerinin kolaylıkla uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler STEM etkinliklerine erken çocukluk döneminde yeterince yer verilmediğini, bunun en önemli nedeninin ise okul öncesi öğretmenlerinin yetersiz STEM bilgisi olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca öğretmenler STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu dile getirmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: STEM etkinlikleri, Erken Çocukluk Dönemi, 21. yy Becerileri, STEM, Bilimsel Süreç Becerileri
Okul öncesi eğitimde okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik idareci görüşlerinin belirlenmesi
Okul dışı öğrenme ortamları son yıllarda okul öncesi eğitiminde adından sıkça söz ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik yaklaşımlarını ortaya koymaktır. Araştırmada Kastamonu kent merkezinde etkinlikte bulunan beş anaokulu, beş ilk ve beş de ortaokul yöneticisinden oluşan bir çalışma gurubu oluşturulmuştur. İlgili yazın taraması ve yanıtı aranan soruların ışığında bir görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırma sorularına geçerli ve güvenilir yanıtlar bulabilmek amacıyla çalışma grubuyla yüz yüze yürütülen görüşmelerle araştırmanın verileri toplanmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile çözümlenen veriler okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik olumlu bir tutum içerisinde olduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte bağımsız anaokulu yöneticilerinin, bünyesinde anasınıfı bulunan ilk ve ortaokul yöneticilerine nazaran okul dışı öğrenme ortamları ile ilişkilendirilebilecek konulara daha çok hâkim oldukları sonucuna varılmıştır.