Theses supervised by Prof. Dr. Bülent Ulutaş
12 theses · Aydın Adnan Menderes University
Sarkoptik uyuzlu köpeklerde dermatoskopik bulgular
Amaç: Sarkoptik uyuz uzun yıllardır bilinmekte ve araştırılmaktadır. Gelişen teknoloji ile tanı ve incelemelerde kullanılan cihazların sayısı da artmaktadır. Bu çalışmada sarkoptik uyuzlu köpeklerde dermatoskopik bulguların değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın hayvan materyalini, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği'ne kaşıntı, alopesi, eritem, kepeklenme, hiperpigmentasyon ve kabuklanma gibi şikayetler ile getirilen 1-9 yaş arasındaki, farklı ırk ve cinsiyetten toplam 15 sarkoptik uyuzlu köpek oluşturdu. Sarkoptik uyuz tanısı, alınan deri kazıntılarının mikroskobik incelemesinde etkenlerin görülmesiyle konuldu. Sarkoptik uyuzlu köpeklerin dermatoskopik muayenesinde vasküler yapıların morfolojisi/düzeni, derideki pullanma paternleri, deride renk değişimleri, kıl folikülünde meydana gelen anormallikler ve diğer lezyonlar değerlendirildi. Çalışma kapsamında elde edilen dermatoskopik bulguların istatistiksel olarak popülasyon içindeki frekans (f) ve yüzde değerleri (%) bulundu. Bulgular: Yapılan dermatoskopik muayene sonucunda çalışmaya dahil edilen köpeklerin 10 (%66)'unda sarı-beyaz kabuklu alanlar, 7 (%46)'sinde zayıf ince kıllar, 7 (%46)'sinde ince sarmal kıllar, 5 (%33)'inde ağaçlaşan kırmızı çizgiler, 3 (%20)'ünde foliküler infundubulumun sarı-kahverengi materyal ile tıkanması, 3 (%20)'ünde kıl halkaları, 2 (%13)'sinde sarkoptik uyuz akarı görüldü. Sonuç: Bu çalışma köpeklerde sarkoptik uyuz tanısında, paraziter etkenin yoğunluğunun ve deri yüzeyindeki parazit sayısının dermatoskopi yönteminin duyarlılığını etkileyebildiğini ve dermatoskopinin doğruluğunu değerlendirecek prospektif çalışmalara ihtiyaç duyulduğunu gösterdi. Ayrıca dermatoloji vakalarında oynayabileceği rolün ortaya konulabilmesi için, dermatoskopinin daha geniş çalışmalar ile değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldı.
Anemili köpeklerde plazma laktat konsantrasyonunun incelenmesi
Birçok klinik durumda, laktat düzeyinin belirlenmesinin önemi vurgulanırken anemik durumlarda aneminin tipi ve şiddetinin plazma laktat konsantrasyonuna etkisi tam anlamıyla bilinmemektedir. Bu çalışmada anemili köpeklerde aneminin şiddeti ve tipinin plazma laktat konsantrasyonlarına etkisinin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmada farklı ırk, yaş ve her iki cinsiyetten 36 anemik, 12 sağlıklı, toplam 48 köpek çalışmaya dahil edildi. Anemili köpekler aneminin şiddetine ve tipine göre sınıflandırıldı. Hematolojik değerlendirmeler RBC, HGB, HCT ve MCV ölçümlerini kapsadı. Plazma laktat konsantrasyonları hasta başı analizörü ile kolorimetrik olarak test edildi. Anemili köpeklerde plazma laktat değeri sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek bulundu. Şiddetli anemili köpeklerde, plazma laktat değeri, sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek belirlendi. Rejeneratif anemili köpeklerin plazma laktat konsantrasyonları, sağlıklı köpeklere göre önemli (p<0,05) düzeyde yüksek belirlenirken, rejeneratif ve nonrejeneratif anemili gruplar arasında plazma laktat değerleri için önemli düzeyde farklılık belirlenmedi. Bu çalışma ile köpeklerde aneminin tip ve şiddetinin plazma laktat konsantrasyonu üzerine etkisinin olabileceği ve bu verilerin gelecekte köpeklerde yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmaların yürütülmesi için bir referans olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı. Anahtar kelimeler: Anemi, köpekler, laktat.
İshalli kedilerde cryptosporıdıum SPP.'nin araştırılması
Amaç: Cryptosporidium spp. insanlar ve hayvanlarda önemli gastro intestinal hastalıklara sebep olabilen protozoal bir parazittir. Ülkemizde insan ve bazı hayvan türlerinde Cryptosporidium spp. üzerine çeşitli çalışmalar bulunurken ishalli kedilerde Cryptosporidium spp.'nin varlığı üzerine çalışma bulunmamaktadır. Bu tezde özellikle zoonatik özellikte olan Cryptosporidium spp.'nin ishalli kedilerde varlığının araştırılması amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın hayvan materyalini Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi'ne ishal şikayeti ile muayene ve sağaltım amacıyla getirilen, farklı yaş, ırk ve cinsiyette 100 adet ishalli kedi dışkısı oluşturuldu. İshalli kedilerden alınan dışkı örenklerinden hazırlanan preparatlar Kinyon asit-fast boyama tekniği ile boyandı ve mikroskopta incelendi. Mikroskopta x100'lük büyütmede mavi zemin üzerinde boyutları 4,5 x 5,5μm arasında değişen yuvarlak şekilde parlak pembe-kırmızı boyanan Cryptosporidium ookistlerini gösteren yapılar pozitif olarak değerlendirildi. İshalin süresi, dışkı kıvamı, cinsiyet ve yaşa göre Cryptosporidium türlerinin dağılımları arasındaki farklar ki-kare (X2) testi ile değerlendirildi. Bulgular: İshalli kedilerden toplanan dışkı örneklerinde Cryptosporidium spp. varlığı %5 olarak saptandı. Sonuç: Bu çalışmada elde edilen verilere göre ishalli kedilerde Cryptosporidium spp.'nin dikkate almasının önemli olduğu sonucuna varıldı. Elde edilen verilerin ileride yapılacak çalışmalara referans olabileceği düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Cryptosporidium, İshal, Kediler.
Koyunlarda dehidrasyonun bazı serum akut faz protein konsantrasyonlarına etkisi
Çeşitli yangı ve hastalık durumlarında sıvı alımının azalması ve/veya kaybının artması sonucu sıvı açıkları gelişmekte ve dehidrasyon şekillenmektedir. Dehidrasyonun serum AFP konsantrasyonları üzerine etkisi bilinmemektedir. Bu çalışmada dehidrasyonun serum AFP konsantrasyonları üzerine etkisinin ortaya konması amaçlandı. Araştırmanın hayvan materyalini 20 adet, sağlıklı 6-8 aylık yaşta, her iki cinsiyette koyunlar oluşturdu. Koyunlar randomize 4 eşit gruba (n=5) ayrılarak 7 gün süreyle takip edildi. Araştırma grupları; •Sistemik Yangı (SİSY): Tek doz sağ M. serratus cervisis kası içine 5 ml FCA uygulanarak ad libitum su ve yem verildi. •Dehidrasyon (DEH): Tek doz sağ M.serratus cervisis kası içine 5 ml plasebo %0,9 NaCl uygulandı ve art arda 5 gün su kısıtlanarak ad libitum yem verildi. •Sistemik Yangı + Dehidrasyon (SİSY+DEH): Tek doz sağ M.serratus cervisis kası içine 5 ml FCA uygulanarak sistemik yangı, art arda 5 gün süreyle de su kısıtlanarak dehidrasyon oluşturuldu. Bu süreçte yem ad libitum verildi. •Kontrol (KON): Tek doz M. sağ serratus cervisis kası içine 5 ml plasebo %0,9 NaCl uygulanarak ad libitum su ve yem verildi. Çalışma gruplarındaki koyunların günlük yem tüketimi, vücut ağırlık ölçümleri ve klinik muayeneleri yapılırken, kan örnekleri araştırmanın 0., 1., 3., 5., ve 7. günlerinde alındı. SİSY ve SİSY+DEH gruplarında serum Hp, SAA, Cp ve Fb konsantrasyonlarında anlamlı artışlar belirlendi. DEH grubunda ise yalnızca Hp konsantrasyonunda anlamlı bir artış saptandı. Sonuç olarak; koyunlarda dehidrasyonda serum Hp konsantrasyonunun artması nedeniyle dehidrasyonun tanı ve izlenmesinde bu biyobelirteçten yararlanılabileceği ve elde edilen tüm verilerin gelecekte yapılacak çalışmalarda referans olarak kullanılabileceği kanısına varıldı.
Köpeklerde vücut kondüsyonu ve metabolik değişkenler arasındaki ilişkiler
Bu çalışmada köpeklerde vücut kondüsyonu ve metabolik değişkenler (parametreler) arasındaki ilişkilerin araştırılması amaçlandı. Aşı ve genel kontrol amacıyla getirilen farklı ırk ve cinsiyette 28 adet obez, 10 adet sağlıklı köpek çalışma materyalini oluşturdu. Çalışmada kullanılan köpekleri ırk, yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, kastrasyon/ovariohisterektomi operasyonu geçirip geçirmediği ve fertil veya infertil olup olmadığı kayıt edildi. Köpeklerin vücut kondüsyon skorları Laflamme'nin (2001) bildirdiği 9 puanlı skalaya göre belirlendi. Köpeklerden kan örnekleri EDTA'lı ve antikoagulantsız tüplere alındı. EDTA'lı tüplere alınan kan örneklerinde tam kan sayımları yapıldı. Üçbin devirde 10 dk. santrifüj edilerek serum örnekleri elde edilip glukoz, kolesterol, HDL, LDL, trigliserid, C-reaktif protein, demir, bakır, çinko düzeyleri ticari test kitleri ile belirlendi. Köpeklerde incelenen değişkenlerin istatistiksel değerlendirilmesi (karşılaştırma ve korelasyon) SPSS paket programında yapıldı.Obez köpeklerde, trigliserid, kolesterol, HDL değerleri normal kondüsyonlu köpeklere göre sırasıyla p<0,01, p<0,05, p<0,001 düzeyinde yüksekti. Obez köpeklere köpeklerde çinko değerinin, normal kondüsyonlu köpeklere göre p<0,05 düzeyinde düşük olduğu saptandı. Normal kondüsyonlu ve obez köpeklerin hematolojik parametreleri ile glikoz, LDL, Cu, Fe ve CRP arasında istatistiksel bir farklılık belirlenemedi. Sonuç olarak bu çalışmada obez köpeklerde hiperlipideminin oluştuğu ve bu verilerin obez köpeklerin takibi ve diyet tedavisinin izlenmesinde kullanılabileceği kanısına varıldı.Anahtar kelimeler: Köpek, vücut kondüsyonu, metabolik parametreler
Cryptosporidium parvum ile deneysel enfekte buzağılarda serum demir, bakır ve çinko konsantrasyonlarının incelenmesi
Bu çalışmada, Cryptosporidium parvum ile deneysel enfekte buzağılarda serum demir, bakır ve çinko konsantrasyonlarının incelenmesi amaçlandı. Araştırmanın hayvan materyalini 1-3 günlük yaşta, kolostrum almış, 16 adet sağlıklı erkek holştayn buzağı oluşturdu. Buzağılar 2 gruba (n=8) ayrıldı ve 1. gruptaki her buzağıya 1x107 adet C. parvum ookisti oral yolla verilerek deneysel olarak enfekte edildi. Kontrol grubu olarak tanımlanan 2. gruba ise plasebo uygulandı. Buzağılar klinik, hematolojik, biyokimyasal ve parazitolojik muayene bulguları dikkate alınarak değerlendirildi ve bir ay boyunca gözlemlendi. Serum Fe, Zn ve Cu konsantrasyonlarının ölçümü için kan örnekleri inokulasyondan bir gün önce, inokulasyon günü ve inokulasyondan sonra 1., 2., 4., 7., 14. ve 28. günlerde alındı. Yapılan analizlerde sağlıklı buzağılara göre C. parvum ile enfekte buzağılarda Fe, Zn ve Cu konsantrasyonlarının zaman ile gösterdiği değişimin sırasıyla p˂0,01; p˂0,05 p˂0,05 düzeyinde önemli olduğu belirlendi. Serum Cu ve Fe konsantrasyonları gruplar arasında sırasıyla p˂0,05 ve p˂0,01 düzeyinde farklılık gösterirken, Zn konsantrasyonun da anlamlı bir farklılık belirlenmedi. Sonuç olarak; C. parvum ile enfekte buzağılarda serum Fe, Cu ve Zn konsantrasyonlarının C. parvum'un neden olduğu fizyopatolojik değişikliklere bağlı etkilenebileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler: Cryptosporidium parvum, neonatal buzağı, ishal, demir, bakır, çinko.
Canine parvoviral enteritisli köpeklerde klinoptilolit'in sağaltım etkinliğinin araştırılması
Bu çalışmada parvoviral enteritis ile doğal enfekte köpeklerde klinoptilolit'in sağaltım etkinliğinin araştırılması amaçlandı. Kanlı ishal, kusma, depresyon genel durum bozukluğu ile getirilen ve fekal antijen testi ile parvoviral enteritis tanısı konan farklı ırk ve cinsiyette 20 köpek çalışma materyalini oluşturdu. Parvovirüs ile enfekte köpekler 2 gruba (n=10) ayrılarak, birinci gruba 7 gün süreyle sadece standart destek sağaltımı, ikinci gruba aynı sürede standart destek sağaltımı ve oral 400 mg/gün/köpek dozunda klinoptilolit uygulandı. Köpeklerden kan örnekleri uygulama öncesi ve sonrası 1, 2, 4. ve 7. günlerde alınarak tam kan sayımı, kan gazları, PT, APTT değerleri belirlendi. Serum örneklerinden, C-reaktif protein, haptoglobulin, seruloplazmin, ALT, AST, ALP, GGT, CK, BUN, CREA, TP, ALB, TBİL, İnBİL, GLU, Fe, Cu, Zn, Na, K düzeyleri belirlendi. Köpeklerde incelenen değişkenlerin istatiksel değerlendirilmesi SPSS paket programında yapıldı. Parvoviral enteritisin sağaltımında klinoptilolit'in toplam klinik skor puanında azalma sağlayarak klinik iyileşme süresini hızlandırdığı ve sağaltım sürecinde albümin ve total protein konsansantrasyonlarına olumlu yönde etkisi olduğu belirlendi. Bu veriler ışığında parvoviral enteritisli köpeklerin sağaltımında standart sağaltıma ek olarak diyete 7 gün boyunca günlük 400mg/ köpek dozunda klinoptilolit ilavesinin sağaltıma katkı sağlayabileceği ve yapılacak çalışmalara referans olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı. Anahtar Kelimeler : Köpek, parvoviral enterit, klinoptilolit, ishal
Sağlıklı ve farklı hastalıklı kedilerde serum akut faz protein konsantrasyonlarının araştırılması
Akut faz protein (AFP) düzeyleri insan ve hayvanlarda yangısal durumun belirlenmesinde kullanılan non-spesifik değişkenlerdir. Bu çalışmada, sağlıklı ve farklı hastalıklı kedilerde akut faz protein konsantrasyonlarının belirlenmesi amaçladı. Bu çalışmanın hayvan materyalini, farklı ırk, yaş ve cinsiyetten farklı hastalıklara sahip 152 kedi ve genel kontrol ve aşı amacıyla getirilen 40 sağlıklı ve 8 adet sağlıklı gebe olmak üzere toplam 200 kedi oluşturdu. Çalışmada kullanılan kedileri anemnez bilgileri, klinik muayene bulguları ve laboratuvar sonuçları değerlendirilerek sağlık durumlarına göre 19 grup altında toplandı. Ayrıca hastalıklı kedilerde akut faz proteinler hastalık sürelerine, yangısal duruma göre değerlendirildi değerlendirildi. Kedi serumlarındaki Serum Amyloid-A (SAA), serum α1-asid glikoprotein (AGP), serum haptoglobin (Hp) analizleri kedi spesifik ticari test kitleriyle ELISA reader cihazında, seruloplazmin (Cp) analizleri ise spektrofotometre ile belirlendi. Sağlıklı kediler ve hasta kedilerin serum AFP'leri karşılaştırıldığında hasta kedilerde değerlendirilen tüm AFP'lerin sağlıklılara göre yüksek olduğu, sağlıklı kedilerde cinsiyetin akut faz protein konsantrasyona etkisi bulunmazken, yaşın Cp konsantrayonunu etkilediği, gebe kedilerde Cp ve Hp konsantrasyonlarının yükseldiği ortaya konuldu. Elde edilen bu verilerin kedilerde sağlık durumunun belirlenmesi, hastalıklarda ortaya çıkan yangısal süreçlerin tanı ve tedavi etkinliğinin izlenmesinde kullanılabileceği ve gelecekte yapılacak çalışmalara referans olarak kullanılabileceği sonucuna varıldı.
Klinoptilolit içeren polimer nanopartiküllerin cryptosporidium parvum üzerine in vitro etkinliğinin araştırılması
Cryptosporidium spp, insan ve birçok hayvan türünde ishale neden olan, enterik protozoon patojenlerdir. Cryptosporidium parvum enfeksiyonunun tedavisi için birçok ilaç kullanılmış; ancak tam bir parazitolojik iyileşme sağlanamamıştır. Günümüzde C. parvum için kesin bir korunma ve tedavi protokolü bulunmamaktadır. Bu kapsamda cryptosporidiosis için yeni tedavi protokolüne ihtiyaç duyulmaktadır. Klinoptilolit üzerine yapılan tıbbi çalışmalarda klinoptilolit'in antiviral, antitümöral ve antidiyarel olarak etkinliği araştırılmış ve bu alanlarda olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Bu çalışmada, klinoptilolit içeren polimer nanopartikül C. parvum üzerine in vitro etkinliğinin ortaya konması amaçlandı. Bu araştırmada deneysel in vitro enfeksiyonu gerçekleştirmek için insan kolon adenocarcinoma (Caco-2) hücreleri kullanıldı. Doğal enfekte buzağı veya kuzu dışkılarından elde edilen Cryptosporidium ookistlerinin türünün ve tipinin belirlenmesi amacıyla DNA izolasyonu yapıldı. Cryptosporidium parvum'un tiplendirilmesi, nested PCR ve SspI, VspI ve MboII enzimleri kullanılarak RFLP analizi ile gerçekleştirildi. Deneysel in vitro enfeksiyon gerçekleştirmek için insan Caco-2 hücreleri kullanıldı. Enfeksiyon denemelerinde 12 well hücre kültürü plaklarının içine 18 mm steril yuvarlak lameller yerleştirilerek üzerlerine Caco-2 hücreleri ekildi. Hücreler lamellerin yüzeyini %80 kapladıktan sonra enkiste 1x106 C. parvum ookisti ile enfekte edildi. Cryptosporidium parvum ile enfekte enterositlere 4 farklı konsantrasyonda (250, 500, 750, 1000 µg/ml) klinoptilolit içeren polimer nanopartikül ve bir gruba da su ilave edilip kontrol grubu oluşturuldu. İnkubasyon sonrası fluoresans mikroskopta 400X büyütmede, aynı hat üzerinde 20 yan yana mikroskop sahasındaki hücreler ve hücrelerdeki ookistler sayılarak yüzde enfeksiyon oranı belirlendi. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi Statistical Package for the Social Sciences (SPSS) 19 paket programı kullanılarak gerçekleştirildi. Tüm istatistiksel değerlendirmelerde p<0.05 anlamlı kabul edildi. Bu kapsamda kontrol grubunda %23,46 olan enfeksiyon oluşma yüzdesi klinoptilolit içeren polimer nanopartikülün farklı konsantrasyonlarında (1000µg/ml, 750µg/ml, 500µg/ml, 250µg/ml) sırasıyla %15.6, %8.13, %10.33 ile %13.46 aralığında belirlendi. Klinopitilolit içeren nanopartikülün farklı konsantrasyonlarında (1000µg/ml, 750µg/ml, 500µg/ml, 250µg/ml) sırasıyla inhibisyon yüzdesinin %33.54, %65.56, %55.99, %42.66 olduğu ortaya kondu. Sonuç olarak C. parvum ile Caco-2 hücrelerinde oluşturulan in vitro enfeksiyonda klinoptilolit içeren polimer nanopartiküllerin antikriptosidal aktiviteye sahip oldukları belirlendi. Ancak bu etkinliğin dozla ilişkili olduğu ve inhibisyon yüzdesi (IC50) değerine sahip klinoptilolit içeren polimer nanopartikül konsantrasyonların 750µg/ml ve 500µg/ml olduğu saptandı. Anahtar kelimeler: Cryptosporidium parvum, klinoptilolit, nanopartikül.
Köpeklerde demodikozun tanısında fekal flotasyon yönteminin incelenmesi
Amaç: Demodikoz; Demodex spp.'nin aşırı çoğalmasından kaynaklanan, köpeklerde yaygın görülen paraziter dermatozdur. Kesin tanı, altın standart tanı yöntemi sayılan derin deri kazıntısı ile konur. Tanıda ayrıca trikogram ve asetat bant teknikleri gibi daha az travmatik yöntemler de kullanılabilmektedir. Son yıllarda köpek demodikozunun hızlı tanısı için non-invaziv, duyarlı ve kolay uygulanabilir tanı yöntemleri araştırılmaktadır. Köpeklerde demodikozun tanısında fekal flotasyon yönteminin araştırıldığı kısıtlı çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle, bu çalışmada demodikozlu köpeklerin tanısında, fekal flotasyon yönteminin kullanılabilirliği ve piyoderma varlığının buna etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi'ne getirilen dermatolojik sorunlu köpeklere derin deri kazıntısı ile demodikoz tanısı konulanlar lezyon yaygınlıklarına göre iki gruba ayrılıp piyoderma varlığına göre alt gruplarda değerlendirildi. Demodikoz tanısı konulan köpeklerden alınan taze dışkı örneklerine çinko sülfat flotasyon tekniği uygulanılarak mikroskopta Demodex spp. varlığı araştırıldı. Çalışmada elde edilen veriler SPSS 20.0 paket programı ile değerlendirildi. Gruplar arasındaki bu oranlar Ki-kare (χ 2) testi aracılığıyla saptandı. Bulgular: Demodikozlu 36 köpeğin 15'i (%41,7) lokalize demodikozlu, 21'i (%58,3) generalize demodikozlu olarak belirlendi. Demodikoz tanılı 36 köpeğin 19'unun (%52,8) dışkısında Demodex akarı belirlendi. Dışkıda Demodex akarı tespit edilen 19 köpeğin 14'ü (%73,7) komplike, 5'i (%26,3) non-komplike olarak tanılandı. Sonuç: Çalışma, köpeklerde demodikozun tanısında fekal flotasyon yönteminin tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılabileceği ortaya kondu. Anahtar Kelimeler: Demodikoz, Fekal Flotasyon, Köpek, Tanı
Kedi ve köpek sahiplerinin zoonoz hastalıklar hakkındaki bilgi düzeyinin araştırılması
Amaç: Bu araştırmada kedi ve köpek sahiplerinin zoonoz hastalıklar hakkındaki risk durumu ve bilgi düzeyinin araştırılması amaçlanmaktadır. Gereç ve Yöntem: Bu kapsamda Aydın Adnan Menderes Üniversitesi hayvan hastanesi kliniklerine getirilen kedi ve köpek sahiplerine yüz yüze 208 anket yapılarak veriler toplanmıştır. Anket çalışması gönüllülük ve gizlilik esas olarak alınmış ve anket formları isimsiz olarak hazırlanmıştır. Ankette, katılımcıların demografik özelliklerini (Yaş, cinsiyet, eğitim durumu, yaşanılan bölge, evcil hayvan türü), veteriner hekim kontrol süresini, evcil hayvan ve hane halkı davranışlarını belirleyen sorular yer almaktadır. Anket sonuçları IBM SPSS Statistics 26 (SPSS Inc., Chicago, IL) paket programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak alınmış ve değişkenler için frekans ve yüzde değerleri verilmiştir. Bulgular: Katılımcıların yaş grubunun en yüksek oranda 26-61 yaş arası grup olduğu (%75); %67,8'i kadınlardan oluştuğu; ve %72,1'nin yüksek okul mezunu olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %67,3'ünün evcil hayvanlardan insanlara geçebilecek hastalıklar hakkında bilgi sahibi oldukları ancak %61'inin, evcil hayvanlardan bir hastalık bulaşması konusunda endişe duymadıkları belirlenmiştir. Sonuç: Elde edilen verilere göre kedi ve köpek sahiplerinin büyük oranda zoonoz hastalıkları önemsemediği, kedi ve köpeklerin evin önemli bir bireyi haline getirilip zoonoz risklerin göz ardı ettiği ve insanların tek sağlık kavramı konusunda daha fazla bilgilendirilmesi gerektiği sonucuna varıldı.
Akut otitis eksternalı köpeklerde soğuk atmosferik plazma uygulamasının terapötik etkinliği
Amaç: Bu çalışmada, SAP uygulamasının köpeklerde akut otitis eksterna tedavisindeki terapötik etkinliğinin değerlendirilmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışma kapsamında klinik ve laboratuvar bulgular temelinde bilateral akut otitis eksterna tanısı konulan 22 köpek, her iki kulak için farklı iki uygulama protokolleriyle iki gruba ayrıldı. Birinci gruptaki köpeklerin bir kulağına 0. ve 5. günlerde temizlik yapılarak toplamda iki kez SAP uygulanırken (SAP1), diğer kulağına aynı günlerde temizlik yapılarak günde iki kez 10 gün boyunca antibiyotik/antifungal/kortikosteroid kombinasyonu içeren standart tedavi uygulandı (STD1). İkinci gruptaki köpeklerin bir kulağına 0., 3., 6. ve 9. günlerde temizlik yapılarak dört kez SAP uygulanırken (SAP2), diğer kulaklarına aynı günlerde temizlik yapılarak günde iki kez 10 gün boyunca antibiyotik/antifungal/kortikosteroid kombinasyonu içeren standart tedavi uygulandı (STD2). Tüm gruplarda 0., 5., 10. ve 15.günlerde Otitis İndeks Skoru (OTIS-3) ve sitolojik skor belirlenirken 5., 10. ve 15. günlerde ise araştırmacı ve hasta sahibinin tedavi etkinliğini değerlendirmesi kaydedildi. Bulgular: OTIS-3 ve sitololojik skorda SAP1 ve SAP2 gruplarında, STD1 ve STD2 ile benzer şekilde zamanla anlamlı bir düşüş gözlendi (p<0,001). SAP1 ve SAP2 gruplarında tedavi yanıtı, hem araştırmacı hem de hasta sahiplerinin neredeyse tamamı tarafından iyi ve çok iyi olarak değerlendirildi. SAP uygulamasının lokal tolere edilebilirliği oldukça yüksekti ve uygulandığı kulaklarda yan etki gözlenmedi. Sonuç: Bu çalışmada, SAP uygulandığı iki farklı protokolde de standart tedavi kadar etkili, pozitif bir terapötik etkinlik gösterdi. Anahtar kelimeler: Akut otitis eksterna, Köpek, Soğuk atmosferik plazma, Terapötik ekinlik.