Theses supervised by Prof. Dr. Canan Ay

12 theses · Manisa Celal Bayar University

Master'sOpen AccessTR

Marka farkındalığı oluşturmada pazarlama aracı olarak sosyal medyanın kulanımı: Zen Pırlanta örneği

Teknolojinin getirmiş olduğu değişim ve olanaklar yıllardır devam etmiş olan alışkanlıklarımız üzerinde birtakım değişiklikler yaratmıştır. Sadece birey olarak değil, kurum olarak da bu değişime ayak uydurma zorunluluğu, bugünün yoğun rekabet ortamında bir mecburiyet haline dönüşmüştür. Bu nedenle rekabetçi davranış yöntemleri işletmeler arası ilişkilerde öncelikli konuma gelmiş ve bununla beraber, işletmeler ürettikleri mal ya da hizmetlere yönelik olarak farklılık yaratabilecek alternatif yol arayışı içerisinde bulunmuşlardır. Günümüz koşullarında sosyal medya bu amaçları yerine getirmek için etkili bir araç olmuştur. Markalar sosyal medya ortamlarında tüketici zihninde; içeriği, görünümü, sunduğu çeşitli farkındalık unsurları ile diğer rakiplerinden ayrışan marka olarak ön plana çıkmaya başlamışlardır. Markaların pazar paylarını koruyarak, rekabet ortamlarında başarılı olabilmesi, doğru sosyal medya platformlarında, doğru pazarlama stratejileri sunarak, yönetilmesi ile mümkündür. Bunun için marka ve işletmenini geniş kitleler tarafından tercih edilmesi gereklidir ki buda sosyal medya mecraları ve buradaki tutundurma faaliyetleri ile gerçekleşir. Sosyal medya; hedef kitle zihnindeki markanın ve kurumun farklılaşarak konumlandırılmasını sağlayacak uygulamalar ile marka yönetim sürecinde önemli işlevlere sahiptir.

FarkındalıkMarkaMarka bilinirliği+6
Özge Kılıç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ürün paketlerinin algılanmasına yönelik bir nöropazarlama araştırması: Göz izleme çalışması

Nörobilim görüntüleme teknolojileri geleneksel katılımcı davranışı teorilerini doğrulamak, yeniden şekillendirmek veya iyileştirmek için etkin bir yöntem olarak yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Göz izleme ve EEG yöntemleri de, tüketicinin dikkatini vermesinden satın almaya, algılamadan konumlandırmaya kadar birçok bilişsel ve duygusal pazarlama sürecinin keşfi için kullanılan güçlü nöropazarlama teknikleri olarak disipline oldukça entegre olmuştur. Diğer taraftan, ürünlerin satış elemanı görevini üstlenen ve ürüne değer artışı sağlayan araçlardan biri olarak kullanılan ambalajların algısal etkilerinin bilinmesi, pazarlamanın yeni stratejiler üretme yeteneğini geliştirebilmektedir. Nitel olan bu araştırmanın temel amacı, göz izleme yöntemi kullanarak hızlı tüketim ürünlerinden olan sakız paketleri üzerinde müşterilerin nelere dikkat ettiklerini tespit etmek ve buna uygun olarak paketlerin yenilenerek mevcut pazarlama stratejilerinin geliştirilmesidir. Araştırmada 10 farklı ürün seçilmiş ve toplamda 48 kişi dahil edilmiştir. Temel amaca ek olarak bu araştırma kapsamında hem sonuçların demografik karakteristiklere göre farklılaşıp farklılaşmadığını tespit etmek hem de EEG yöntemi kullanarak paketlerin hangi özelliklerinin katılımcıları heyecanlandırdığı ve geçmişleri ile ilişkilendirdikleri de inceleme konusu olmuştur. Sonuçlara göre paketlerin müşteri algısı üzerinde oldukça önemli bir etkisi bulunmaktadır ve bu etkiler katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılaşmaktadır. Anahtar Kelimeler: Nörobilim, Nöropazarlama, Göz İzleme, EEG, Ambalaj, Tüketici Tercihleri

AmbalajlamaGöz izlemeNöropazarlama+4
Şirvan Karakış
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Çağrı merkezi uygulamalarının tüketici temelli marka değerine etkisi: Ampirik bir araştırma

Bu tezin amacı banka çağrı merkezi hizmet kalitesini ve tüketici temelli banka marka değerini oluşturan alt boyutları belirleyebilmek ve bu boyutların demografik özelliklere göre farklılıklarını araştırmaktır. Araştırma yöntemi olarak, tanımlayıcı araştırma yapılmış olup veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmada Çağrı Merkezi Hizmet Kalitesi Ölçeği ile Tüketici Temelli Banka Marka Değeri ölçekleri kullanılmıştır. Değişkenler arasında hesaplanan korelasyon katsayısında diğer değişkenlerle ilgili olan ilişkiden kaynaklanan kısımların bulabilmek için, Sewal Wright tarafından geliştirilen "Yol Analizi" kullanılmıştır. Sosyo-demografik özelliklerin dağılımı frekans analizi ile sayı ve yüzde verilerek incelenmiştir. İkili gruplar için parametrik bir test olan bağımsız örneklem t testi; ikiden fazla olan gruplarda ise F testi kullanılmıştır. İkiden fazla olan gruplarda varyansların homojenliği Levene F testi kullanılarak incelenmiştir. ANOVA analizleri sonucunda ortaya çıkan farklılıkların kaynağını saptamak için Bonferroni ikili karşılaştırma testi kullanılmıştır. Ölçeklerin ve alt boyutların arasındaki ilişkiyi analiz edebilmek için Pearson korelasyon analizi yapılmıştır. Ölçekler arası ilişkiler incelendikten sonra, banka çağrı merkezi hizmet kalitesinin tüketici temelli banka marka değeri üzerindeki etkisini açıklayabilmek için basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Hangi alt boyutun daha etkili olduğunu görebilmek için ise çoklu lineer regresyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre tüketici temelli banka marka değeri ile banka çağrı merkezi hizmet kalitesi arasında pozitif yönlü ve orta düzey bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca tüketici temelli banka marka değeri ölçeği alt boyutları ile çağrı merkezi hizmet kalitesi ölçeği alt boyutları arasında da pozitif yönlü ve orta düzey ilişkiler olduğu tespit edilmiştir.

AmpirikAmpirik analizBankacılık sektörü+4
Fikret Işık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pazarlama iletişim aracı olarak maskot kullanımının marka imajı ve marka farkındalığı yaratmadaki rolü

Üretim teknolojilerinin geliştiği, ürün çeşitliliği ve üretici sayılarının hızla arttığı günümüzde, pazarlarda rekabet koşulları artmakta ve tüketici tutumlarında sürekli değişiklikler yaşanmaktadır. Hızla değişen teknolojik, ekonomik ve kültürel koşullarda firmalar, markalarını rakiplerinden farklı kılacak bir imaj oluşturarak müşteri ile marka arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi, kalıcı hale getirmeyi ve hedef kitle ile duygusal bir bağ kurmayı en önemli pazarlama amaçları arasında saymaktadırlar. Pazarlama iletişim stratejileri kapsamında, firmalar çeşitli tutundurma elemanlarını kullanarak markalarını etkin bir şekilde yönetme çabası içerisindedirler. Hızla değişen teknolojik koşullar, tüketicilerin satın alma davranışlarını ve marka tercihlerini etkilerken firmalar, tüketici tutumlarını geliştirdikleri çeşitli stratejilerle etkileme yoluna gitmektedirler. Birçok marka, görsel tanıtım araçlarında ünlü kişilerden yararlanmaktadır. Son yıllarda ise markalar sürekli gelişen pazarlarda maskot kullanımını tercih etmektedirler. Maskot kullanımı; markanın, pazardaki rekabet gücünün artmasında ve tüketiciyle etkili iletişim kurabilmesinde önemli rol oynar, tanımlanmış bir tüketici grubunu harekete geçirir, marka imajı oluşumuna katkı sağlar ve mevcut imajı güçlendirerek marka konumlandırması ile satın alma eğiliminin oluşumuna katkıda bulunur. Ayrıca işletmeler maskot kullanımı ile hedeflenen şekilde marka sadakati sağlayarak satış hacimlerini arttırmakta ve katlanılan maliyetler, firmaya karlılık şeklinde geri dönmektedir. Bu yüksek lisans tezinde; hızla gelişmekte olan, sürekli artan, kitle iletişim araçlarında sıklıkla görülen maskotların ve stratejik pazarlamada pazarlama iletişim aracı olarak maskot kullanımının, marka imajı ve marka farkındalığı yaratmadaki rolü ortaya konulmuştur. Ülkemizde kullanılan maskotların nerelerde, ne amaçla kullanıldığı, tüketiciye ne gibi mesajlar vermek istediği incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Pazarlama, Maskot, Pazarlama İletişimi, Pazarlama İletişim Araçları, Marka, Marka Yönetimi.

Harun Emre Karadağ
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Hakla ilişkiler ve etik

Halkla ilişkiler, egemen yaklaşımlarca en genel olarak, bir örgütünkamularıyla olan iletişiminin yönetimi şeklinde tanımlanır. Halkla ilişkiler tarihselsüreç içerisinde iş yapış biçimine bağlı olarak, farklı zamanlarda farklı anlamlaragelmiştir. Eleştirel yaklaşımlar ise halkla ilişkilerin tüm fonksiyonlarını kitlelerin?bilinç yönetimine? bağlar ve halkla ilişkileri bir bilinç yönetimi faaliyeti olaraktanımlar. Halkla ilişkiler ortaya çıkışından beri bir çok etik tartışmanın konusuolmuştur. Bunlar halkla ilişkilerin üst imajına yönelik etik tartışmalar veuygulanmasına yönelik etik tartışmalar olarak özetlenebilir. Halkla ilişkilerin etiksorununun temelinde, halkla ilişkiler uygulamalarının sahte imajlar yaratma, yanıltmaaracı olma ve gerçeği üretme düşünceleri yatmaktadır. Halkla ilişkilerde etikdavranışı sağlayabilmek için halkla ilişkiler derneklerince halkla ilişkiler etik kodlarıoluşturulmuştur. Fakat bu kodlar çoğu zaman uygulamacılar tarafından dikkatealınmamaktadır. Halkla ilişkilerde etik konusunda bir çok etik yaklaşımgeliştirilmiştir. Bunlardan en öne çıkanı sosyal sorumluluk yaklaşımıdır. Ancakşirketler bu yaklaşımı da uzun dönemli kar amaçları için kullanmaktadırlar. Sosyalsorumluluk faaliyetleri aracılığıyla imaj yapılandırma çalışmalarına girişilmektedir.Bu nedenle eleştirel yaklaşım sergileyen bir çok yazar tarafından sosyal sorumlulukyaklaşımı da bir maniplasyon aracı olarak görülmekte ve halkla ilişkiler icadı olarakkabul edilmektedir.

Tolga Şentürk
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

İhracat pazar bilgisi ve ihracat performansı ilişkisi: İhracat pazar yönlülüğe ilişkin bir uygulama

Firmanın mevcut ve olası paydaşlarıyla ilgili her tür ihracatla ilgili veri olarak tanımlanabilen ihracat pazar bilgisi, ihracat performansını etkileyen önemli bir faktördür. Bu değişkenin ihracat performansına ilişkin modellere yerleştirilmesi ise zor olmaktadır. Bu çalışmada ihracat pazar bilgisi ile ihracat performansı arasındaki ilişkiyi ele alan yaklaşımlar üç grup altında toplanmaktadır. İhracat pazar bilgisinin kazanımı-kullanımı, örgütsel öğrenme ve ihracat pazar yönlülük olarak adlandırılabilecek bu gruplar çerçevesinde, konuyla ilgili bütünleştirici bir perspektif sunulduktan sonra, bu yaklaşımların ikisinden yararlanarak, Türk tekstil ve konfeksiyon sektöründe söz konusu ihracat pazar bilgisi ? ihracat performansı ilişkisi incelenmeye çalışılmıştır. Gerçekleştirilen alan araştırması sonucunda, firmaların en çok yararlandıkları ihracat pazar bilgisi türleri ve kaynakları ile bunların çeşitli yönetimsel ve firmaya özgü özelliklerle ilişkisi belirlenmektedir. Bunun yanında firmaların ihracat pazar yönlü davranışlarının, özellikle ihracat pazar bilgisi üretiminin, ihracat performansına ciddi biçimde etkide bulunduğu ve bu etkinin, çeşitli çevresel faktörlerden fazla etkilenmeden gerçekleştiği tespit edilmiştir. İhracat pazar bilgisi türleri ve kaynaklarında ise cevaplayıcı firmalara özgü çeşitli yönetimsel ve örgütsel özelliklere dayalı farklılaşmalar tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma hem ihracat pazar bilgisi literatürüne katkıda bulunmakta hem de ihracatı destekleyici kuruluşlara, firmaların bilgiye dayalı ihtiyaçlarını karşılamak üzere alacakları kararlarda yardımcı olmaktadır.

İhracat
Burak Kartal
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Nanoteknolojik ürünlerin pazarlanması ve Türkiye'den bir uygulama

Yenilik yapma ve yeni ürün geliştirme faaliyetlerinin devamlılığı, firmaların kalbini besleyen ana damarlarının hiç tıkanmadan çalışması anlamına gelmektedir. İşletmeler açısından yenilik yapmak, yönetim anlayışlarında, üretim veya pazarlama uygulamalarında, ürettikleri ürünlerde yenilik yapmak olarak değerlendirilebilir. Yeni ürünler ise iki şekilde yaratılmaktadır, bunlardan ilki daha önceden üretilmiş olan bir ürünü iyileştirmek daha da geliştirmek koşuluyla ikincisi ise tamamen yeni bir ürün geliştirmekle gerçekleşmektedir. Her iki şekilde de firma yöneticilerinin, Ar-Ge ve pazarlama faaliyetleri kapsamında değerlendirilen yeni ürün geliştirme sürecini iyi bilmeleri gerekmektedir.Nanoteknoloji, çoğunlukla çağın sanayi devrimi olarak tanımlanmaktadır. Disiplinler arası çalışmalar sonucu geliştirilen nanoteknolojinin firmalara sağladığı olanaklar, onların eşsiz yeni ürünler üretebilmesine de izin vermektedir. Ancak bu sürecin ilk evrelerinde ortaya firmalar açısından yeni sorunlar çıkmaktadır. Nanoteknolojiyi yeterince tanımıyor olmaları nedeniyle, tüketicilerin ürünlerin potansiyeli hakkında şüpheye düşmeleri ve nanoteknolojinin yarattığı risklerin henüz netleştirilmemiş olması nedeniyle toplumda oluşmaya başlayan önyargılar bu sorunların başında gelmektedir. Diğer taraftan nanoteknoloji pazarına yeni girecek olan küçük girişimcilerin üzerinde düşünmesi gereken, ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım soruları da mevcut sorunlar arasında bulunmaktadır.Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yenilik ve yeni ürün geliştirme süreciyle tüketicilerin yeni ürünlere karşı tutumları hakkında bilgiler sunulmuştur. İkinci bölümde ise nanoteknolojinin tanımı, gelişimi ve sektörel sonuçları ile nanoteknolojik ürünlerin riskleri ve tüketici yönlü değerlendirilmesi bilgilerine yer verilmiştir. Tezin ana konusu olan nanoteknolojik ürünlerin pazarlanması hakkında ikinci bölümde teorik bilgi sunularak üçüncü bölümde boya sektöründen Dyo Boya'nın nanoteknolojik ürün grubunun pazarlanma faaliyetleri üzerinden bir örnek olay uygulaması hazırlanmış ve uygulama bulguları değerlendirilerek firmalara rehberlik edecek sonuçlar aktarılmıştır.

Nanoteknoloji
Volkan Yakın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik pazarlama anlayışı çerçevesinde organik tarım ürünleri pazarlaması

Son yıllarda üretim ve ticaret faaliyetlerinin etik yönü giderek daha da fazla tartışılır hale gelmiştir. Bu durum ?etik ticaret?, ?sürdürülebilirlik? ve ?doğal kaynakların çevreye zarar vermeden kullanılması? gibi konuların önemini arttırmıştır. Günümüz dünyasının en önemli sorunları arasında yer alan açlık, tarımsal üretimin sürdürülebilirlik açısından yeniden ele alınmasıyla çözülebilecektir. Organik ürünlere ilişkin olarak yapılan tüm çalışmalarda, bu üretim şeklinin ekolojik dengenin korunması ve sürdürülebilir bir tarım sistemin oluşturulabilmesi için şart olduğu vurgulanmaktadır.Organik tarım, her ne kadar gönüllülük esasına dayalı bir sektör olsa da sahip olduğu kar marjı ile yeni girişimlere açıktır. Ancak üzerinde durulması gereken önemli nokta; organik ürün konusunda faaliyet gösteren işletmeler, bu akımın temel yapıtaşı olan çevre ve insan sağlığına ilişkin etik ilkeleri hiçbir zaman göz ardı etmemelidir. Çünkü etik pazarlama anlayışının önemi ve toplumun bu konuya ilişkin hassasiyeti her geçen gün artmaktadır.Geniş anlamda organik tarım, doğal çevrenin ve doğal yaşamın korunması için sosyal sorumluluk çerçevesinde ürünlerin üretilmesidir. Bu çalışmayla organik ürün sektöründe bulunan taraflar üzerinde yapılan anket çalışması ve analizler yardımıyla üretici, tüketici, perakendeci ve sertifikasyon kuruluşlarından oluşan bu tarafların önem verdikleri değerler, sahip oldukları etik ilkeler ve karşılaştıkları sorunlar ortaya konulmuştur.Gelinen bu noktada organik ürün tüketicilerinin organik ürünlerden temel beklentisi; organik ürünlerin sağlık açısından zararlı olmaması yani sağlıklı olmasıdır. Bu nedenle organik ürünlerin kendilerinden beklenen sağlıklı olma gerekliliğini engelleyen her türlü üretim, perakendecilik ve sertifikasyon faaliyeti, etik açıdan da problem oluşturmaktadır. Diğer taraftan organik ürünlerin üretimi, sertifikalandırılması ve perakende satışı esnasında etik ilkeleri görmezden gelmek, bu ürünlerin pazarının gelişmesi önündeki en önemli engellerden birisidir. Bu tez çalışması ile organik ürünlerin pazarlanması ve sertifikalandırılması esnasında uyulması gereken çeşitli etik ilkeler de belirlenmeye çalışılmıştır.

Sinan Nardalı
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Reklamda etik (Türkiye'de televizyon reklamlarının etik açıdan incelenmesi)

Günümüzde işletmelerinin vazgeçilmez unsurlarından birisi olan reklamın bilgilendirici, ikna edici ve eğlendirici yönü kadar neden olduğu etik sorunlar da çok sık tartışılmaktadır. Etik tartışmaların odak noktasında olan reklam pek çok açıdan sorgulanmakta ve tüketiciler üzerindeki olumsuz etkileri ortaya koyulmaya çalışılmaktadır.Bu çalışmada, kullanıcılarına sunduğu çeşitli avantajlar nedeniyle, reklam verenler tarafından çok sık tercih edilen televizyon reklamlarıyla ilgili yaşanan etik sorunlara yer verilmiştir. Söz konusu bu sorunlar on dört başlık altında toplanmış ve bu kapsamda televizyon reklamlarıyla ilgili olarak; aldatıcı-yanıltıcı, karşılaştırmalı, bilinçaltına yönelik televizyon reklamları vb. literatürde sık tartışılan sorunlar yanında, sanal reklamlar, rahatsız edici, çağrışım içeren televizyon reklamları gibi üzerinde çok fazla durulmayan etik sorunlardan da bahsedilmiştir. Böylece tüketicilerin televizyon reklamlarıyla ilgili karşılaştıkları hemen hemen tüm sorunlar, Türkiye'deki reklam örnekleri de ele alınarak etik açıdan incelenmeye çalışılmıştır.Çalışmada ayrıca televizyon reklamlarının Türkiye'deki denetimi üzerinde durulmuştur. Tüketicilerin reklamlar açısından nasıl korunması gerektiğinden bahsedilerek, reklamın özdenetim ve idari denetim olmak üzere iki tür denetim sistemi ele alınmıştır.Alan araştırmasında ise, tüketicilerin Türkiye'de yayınlanan televizyon reklamlarında karşılaştıkları etik sorunlara ilişkin tutumları, bu tüketicilerin demografik özellikleri, televizyon izleme süreleri, televizyon reklamlarını izlemeyip izlememeleri ve bu tür reklamlara ne gibi tepkiler verdikleri ele alınarak ölçülmeye çalışılmıştır. Bu çalışmayla, reklamcılara ya da reklam verenlere araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilerde bulunmak ve böylece televizyon reklamlarıyla ilgili yaşanabilecek etik sorunları azaltmak amaçlanmıştır.

Reklamlar
Pınar Aytekin
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Marka yaratma ve yönetme sürecinde halkla ilişkilerin rolü

Sanayileşme ile birlikte önem kazanmaya başlayan markalar, global Pazar yapısının etkisiyle ortaya çıkan ürün çeşitliliğindeki artış ve tüketicilerin bilinçli tüketici olma yolundaki eğilimleri sonucunda daha da önem kazanmıştır. İşletmelerin artan rekabet karşısında Pazar paylarını koruyabilmeleri, satışlarını ve karlarını arttırarak büyümeleri ve yaşamlarını sürdürebilmeleri önemli ölçüde markalarına ve markaları ile geliştirdikleri stratejilere bağlı olmaktadır.Rekabet ortamında üretici zihninde; içeriğiyle, fiyatıyla, görünümü ve sunduğu psikolojik değerleriyle farklılaşabilen markalar ön plana çıkmaya başlamıştır. Pazar payının korunması ve rekabette başarılı olabilmek; markaların oluşturulması, konumlandırılması ve yönetilmesi ile mümkündür.Firmaların pazarda başarılı olması ve beklenen getiriyi sağlanması, markanın tanıtılmasına ve alıcılar tarafından benimsenmesine bağlıdır.Firmaların amacı, piyasadaki diğer rakiplerden öne çıkıp pazardaki en büyük paya sahip olup en fazla karı sağlamaktır. Bunun için marka ve firmanın geniş kitleler tarafından tercih edilmesi gereklidir ki bu da halkla ilişkiler ve diğer tutundurma çalışmalarıyla gerçekleşir.Halkla İlişkiler; ürüne yönelik iletişimlerin tesisi ve kurumsal halkla ilişkiler uygulamaları ile hedef kitle zihninde marka ve kurumun farklılaşarak konumlandırılmasını sağlayacak uygulamalarla marka yönetim sürecinde önemli işlevlere sahiptir.

Halkla ilişkilerMarkaMarka yaratma+1
Sevi Güler
Manisa Celal Bayar University
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İnternet pazarlamasında yeni eğilimler: Çevrim içi sosyal ağların üniversite öğrencilerinin satın alma davranışlarına etkisi

Elektronik sosyal ağlar iletişimi çeşitlendirmiş ve hem ticari hem de sosyal etkileşim için kullanılmasının yolu açılmıştır. Yapılmış olan çalışma ile sadece internet üzerindeki pazarlama faaliyetleri incelenmemiş aynı zamanda yeni pazarlama trendlerine ve bunların getirmiş oldukları değişikliklerde ele alınmıştır.

Elektronik pazarlamaElektronik ticaretPazarlama+4
Kemal Yayla
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Marka vaadinin çalışanlara iletilmesi: İçsel markalaşma

Rekabetin yoğun olarak yaşandığı ve belirsizliğin giderek arttığı günümüz pazar koşullarında işletmelerin farklılaşması gerekmektedir. Fark yaratmak ve rekabetçi üstünlük kazanabilmek için markalaşma faaliyetleri önem kazanmaktadır. Markalaşmanın temelinde müşterilere birtakım özgün değerler ileterek, onları tatmin etmek yatmaktadır. Markanın vaat ettiği değer, çeşitli pazarlama araçlarıyla müşterilere iletilmektedir. Ancak vaat edilen değerin gerçeğe dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu noktada, marka elçisi olarak nitelendirilen çalışanlar ön plana çıkmaktadır. Marka vaadini arzulanan biçimde iletmeleri için çalışanların marka değerlerini anlamaları ve benimsemeleri sağlanmalıdır. İşletmeler, bu amaçlara ulaşabilmek için içsel markalaşma yaklaşımını benimsemekte ve uygulamaktadır.Bu çalışmada, içsel markalaşma kavramı, içsel markalaşmanın önemi ve uygulanması incelenmiştir. Hazırlanan tez temel olarak iki yapıdan oluşmaktadır. İlk olarak konunun daha iyi anlaşılması için dışsal markalaşma ve içsel markalaşmaya yönelik kavramlar incelenmiş ve teorik bir altyapı oluşturulmaya çalışılmıştır. Tezin uygulama bölümünde, içsel markalaşma yaklaşımının işletmeler için önemini, içsel markalaşma uygulamalarının nasıl gerçekleştirildiğini, süreçte dikkat edilmesi gereken unsurları ve ne tür zorluklarla karşılaşıldığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Bu konularda bilgi elde etmek için iki işletme ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda her iki işletmenin, markalaşma sürecinde çalışanlarının üstlendiği rolün önemini kavradıkları gözlenmiştir. İncelenen her iki işletme içsel markalaşma kavramından haberdardır ve içsel markalaşma yaklaşımını uygulamaktadır. Ancak, işletmeyle ilgili bilgilerin aktarılması sürecinde daha çok kurum kültürüne odaklanıldığı ortaya çıkmıştır. Bu noktada markanın biraz geri planda kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, içsel markalaşma faaliyetlerinin, genellikle işletmenin kurumsallaşma ve markalaşma çalışmalarına ilk kez başladığı dönemlerde, işe alma ve işe yeni başlayan çalışanların oryantasyon eğitimleri sırasında yoğunluk kazandığı bulgularına ulaşılmıştır.

KurumsallaşmaMarkaMarka değeri+8
Aysun Kahraman
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Other supervisors