Theses supervised by Prof. Dr. Enes Kabakcı

11 theses · İstanbul University

Master'sOpen AccessTR

Tarih ve sosyoloji ilişkisi: Sınırlar, imkânlar ve Marshall Hodgson

Tarih ve sosyoloji disiplinlerinin birbirine etkisi, tarihyazımı tartışmalarının ve sosyolojik paradigmaların ortak konular üzerinden ilerlemesiyle izlenebilir. Yöntem itibariyle farklılıklar gösterseler de bu iki disiplin, sınırlılıkları bakımından birbirine ihtiyaç duyarlar. Marshall Hodgson, disiplinlerin birbirine yaklaştığı ve melez çalışma alanlarının oluşmaya başladığı bir dönemde, Chicago Üniversitesindeki disiplinlerarası bir kurum olan Committee on Social Thought'tan doktorasını alır. Aynı üniversitede görevine devam ederek hem eğitim faaliyetlerindeki dönüşüme şahit olur hem de Chicago Üniversitesi bünyesindeki disiplinlerarası diğer kurumların şekillenmesine katkı sunar. Bu tezde Hodgson'ın hayatı, eserleri ve yöntemi, disiplinlerarası yönelimleri ve dönemindeki Avrupa-merkezci tarih ve sosyal bilimler anlayışına eleştirileri incelenmektedir. Tarihçinin kişisel yazışmaları ve tanışıklıklarından hareketle literatürde kendisi hakkındaki biyografik bilgilere katkı sağlanmakta, ayrıca tarih ve sosyal bilimler anlayışı, yaşadığı dönem bağlamında ve diğer yaklaşımlarla mukayeseli bir şekilde tartışılmaktadır.

Neyyire Reyhan Erdoğan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
30
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel müdahalelerin kamusal alana etkisi: Kâğıthane örneği

Kamusal alan, zamanla değişen ve dönüşen bir kavramdır. Kamusal alanın bu canlı yapısı farklı birçok disiplinin ilgisini çekmekte ve kavram hakkında çok sayıda çalışma yapılmaktadır. Bu nedenle kamusal alan hakkındaki bir çalışma yapabilmek için disiplinlerarası bir bakış açısı önem arzatmetedir. Ayrıca iyi bir analiz için tarihsel süreçte kavramın yaşadığı dönüşüm irdelenmelidir. Bu çalışmada kamusal alan, sosyoloji ve planlama-mimarlık disiplinlerinin kesişiminde bir yaklaşım ile ele alınmıştır. Sosyolojik perspektif ile toplumsal ilişkilerde yaşanan dönüşüm, planlama yaklaşımıyla ise mekânda gerçekleşen dönüşüm bir arada incelenmiştir. Tarihsel bir okuma yapabilmek için ise kentsel müdahalelerin kamusal alana etkisi Kâğıthane ilçesi örneğinde ele alınmıştır. Kamusal alanın tarihsel süreçte geçirdiği değişimi tartışabilmek için ise "kentsel müdahale" kavramı seferber edilmiştir. Kentsel müdahale, bu çalışmada devlet eliyle ve planlama yoluyla uygulanan kentsel müdahalelerle sınırlandırılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde kamusal alanla ilgili J. Habermas, H. Arendt ve R. Sennett'in yaklaşımlarına yer verilerek bu kavram toplumsal ilişkiler ve mekân çerçevesinde ele alınmıştır. İkinci bölümde öncelikle kentsel müdahale kavramı açıklanmış sonrasında ise kentsel müdahalelerin kamusal alana yani toplumsal ilişkilere ve mekâna etkileri tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Kâğıthane'de 18. yüzyıl modernleşme, ve Cumhuriyet sonrası sanayileşme ve küreselleşme süreçlerinde uygulanan kentsel müdahalelerin kamusal alana etkisi tarihsel belge incelemeleri ve 2016-2018 yılları arasında yapılan saha araştırması ile irdelenmiştir. Böylelikle Kâğıthane'de üç farklı dönemde gerçekleşen kentsel müdahalelerin mekânda ve toplumsal ilişkilerde yani kamusal alanda yarattığı dönüşüm tartışılmıştır.

Kent sosyolojisi
Seher Kalender Çetinkaya
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal parti tipolojileri: Maurice Duverger (1917-2014) ve sonrası

Maurice Duverger siyaset bilimi disiplininin kurumsallaşması sürecinde önemli rol oynar. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra siyaset biliminin ayrı bir disiplin hâline gelmesi için teorik ve pratik düzlemde yoğun çaba gösterir. Fransa'daki çeşitli üniversitelerde siyaset bilimi enstitü ve bölüm kuruluş süreçlerinde; uluslararası bağlamda da disipline dair dergi ve derneklerin kuruluşunda yer alır. Siyaset bilimi, siyaset sosyolojisi ve hukuk alanında birçok çalışma yapar. Uluslararası akademik literatürde yayınları, eserlerinin çevirileri ve konuk öğretim üyelikleri ile tanınırlık kazanır. Duverger genel ölçüde siyaset biliminin oluşum ve gelişim süreçlerinde etkinlik gösterirken özelde siyasal partilere yönelik bilimsel incelemeleri başlatmak ve genellenebilir bulgular ortaya koymak ister. Yirminci yüzyılın başından itibaren partiler, yapısal özellikleri dikkate alınarak ve karşılaştırmalı biçimde çalışılmaya başlanır. Duverger bu çalışmaların genel ve kapsamlı ilk adımını atar. Partileri organizasyonel niteliklerine göre inceler, onları sınıflandırarak kendi parti tipolojisini oluşturur; parti sistemleri ve siyasal sistemler arasında ilişki kurar ve bunu kuramsallaştırır. Duverger'den sonra parti çalışmaları ve parti tipolojileri günümüze dek devam eder. Duverger ve siyasal parti tipolojileri etrafında şekillenen bu çalışmada ilk olarak Duverger'nin yaşamı, çalışmaları, siyaset bilimi ve sosyolojisine dair düşünceleri ve akademik dolaşımı incelenecektir. Ardından Duverger'nin parti tipolojisine ve son olarak birçok teorisyenin katkısıyla gelişerek günümüze ulaşan tipoloji çalışmalarına odaklanılacaktır. Bu şekilde Duverger'nin tipolojisinin hâlâ geçerliliğini koruyup korumadığı tartışılacak ve aynı zamanda genel olarak tipoloji çalışmalarının mevcut durumu gözlemlenecektir.

Duverger, MauriceSiyasetSiyaset bilimi+3
Emine Nergis Sinanoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir toplumsal ilişki biçimi olarak borçla satın alma: Tarihsel ve mikro-sosyolojik bir inceleme

Borçla satın alma ilişkisini kuşatan sosyo-ekonomik bağlam, yerleşik kültürel örüntüler, demografik unsurlar ve hukuki çerçeveler erken finansallaşan ülkelerde ve Türkiye'de farklılık arz etmektedir. Bu anlamda tarihsel bir okumada ilk elden bir farklılık olduğu akla gelebilecekse de satış yerinde ve satış anında veresiye alışveriş, taksitle alışveriş ve kredi kartıyla alışveriş ilişkisinin nasıl kurulduğu, borca sadakatin nasıl ölçüldüğü, kredi limitinin nasıl tayin edildiği ve muhtemel kredi yeniden yapılanması şartlarının nasıl belirlendiğinin figürasyonel ve mikro-sosyolojik incelemesi çok temel örüntülerin ortaklığına işaret edecektir. Bu benzerlikte veresiye defteri, taksitle satış formu ve kredi kartı gibi ajansmanların ilişkiye dâhil olması ve bu ajansmanların maddi nitelikleri ile kayıt, ölçüm ve tayin süreçlerinde montajladığı örüntüler dikkat çekicidir. Öyle ki bu örüntüler yakından incelendiğinde modernleşme ve finansallaşma süreçleri ile ilgili hâkim anlatının öngördüğü gibi gelenekselden moderne, enformelden formele, öznelden nesnele, güvenden güvensizliğe, kişiler arası güvenden sisteme güvene, kişisellikten anonimliğe vs. bir çizgisel ilerlemeden bahsetmenin de mümkün olmadığı anlaşılacaktır. Formelleşmeye, nesnelleşmeye, güvensizliğe, sisteme güvene, anonimliğe iten bir kuvvet olduğu kadar enformelleşmeye, öznelleşmeye, güvene, kişiler arası güvene ve kişiselleşmeye iten bir karşı kuvvet de her zaman mevcuttur. Çalışma; Elias'ın figürasyonel yaklaşımına ve ülkeler arası karşılaştırmalı tarihsel bir çözümlemeye, Goffman'ın in situ etkileşim çözümlemelerine ve fail-ağ kuramının sağladığı kavramsal araçlara yaslanarak bir toplumsal ilişki biçimi olarak borçla satın almayı ele almaktadır.

Borçla satın almaEkonomi sosyolojisiFail-ağ kuramı+3
Muhammed Fatih Karakaya
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Suriye menşeli göç sürecinin Türkiye'deki sivil topluma yansımaları

Bu tezde Türkiye'nin karşılaştığı ani, zorunlu, kitlesel ve zincirleme olarak gerçekleşen Suriye menşeli göç sürecinde geliştirmeye çalıştığı yönetişim mekanizmasının sahada öne çıkan aktörleri; STK'lar ele alınmıştır. Tezin bölümlerinde sivil toplum kavramının tarihsel serüveni ve hem Türkiye'de hem de Batı toplumlarında yarattığı tartışmalar, göç ve sivil toplumu birlikte tartışmaya imkân tanıyacak yönetişim ve mezo düzeyli kuramlar ve Suriyelilerin Türkiye'deki mevcut durumları ile ilgili mevzuatlara yer verilmiştir. Akabinde nitel araştırma geleneği kapsamında derinlemesine mülakat tekniği ile görüşülen STK'ların Suriyelilere yönelik uyguladıkları faaliyetler, STK'ların kurumsal görünümleri, karşılaştıkları zorluklar ve fırsatlara yer verilmiştir. Bu kapsamda yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak Suriyelilere yönelik faaliyetlerde bulunan İstanbul ve Şanlıurfa'daki 10 STK'dan 12 katılımcı ile derinlemesine mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analize tabi tutularak ilgili literatür ekseninde değerlendirilmiştir. Türkiye'de Suriye menşeli göç hareketlerinin başladığı 2011 yılından bu yana sivil toplum alanının gözle görülür bir biçimde canlandığını söylemek mümkündür. Yeni kurulan ve faaliyetlerini Suriyelilerin ihtiyaç ve sorunlarına yönelik şekillendiren STK'ların yanı sıra, daha önceden kurulmuş birçok STK da faaliyetlerini göç alanındaki sorunları kapsayacak şekilde genişletmiştir. Bununla birlikte yerel/ulusal/uluslararası/Suriyeli olmak üzere farklı STK türleri sivil toplum alanında varlık göstermektedir. Bu STK'lar göç yönetişimi kapsamında süreç içerisinde ilk günden itibaren kilit bir paydaş olarak aktif çalışmalar yapmış; göç sürecinin yarattığı baskıların hafifletilmesi ve Suriyelilerin Geçici Koruma Yönergesi'nde düzenlenen haklarına erişim sağlayabilmeleri için yoğun çabalar sarf etmiştir. Bu çerçevede özellikle 2011 yılından itibaren çeşitli zorluklarla karşılaşsalar da başta kamu ile yerel yönetimler olmak üzere diğer ulusal ve uluslararası toplumsal aktörlerle iş birliklerini yoğunlaştırmış, göç konusunda deneyim elde etmiş, kaynak geliştirme kapasitesini ve uzman personel istihdamını artırmış, Suriyelilere yönelik temel ihtiyaçların sağlanmasının yanı sıra sosyal uyum faaliyetlerini de hayata geçirmştir. Bu durum Türkiye'de sivil toplum kültürünün ve STK kapasitelerinin gelişmesi gibi fırsatları beraberinde getirmiştir. Tezin özgün yanı da tam da bu noktada ortaya çıkmaktadır; göçün ev sahibi ülkedeki toplumsal aktörlere yansıması ve beraberinde getirdiği fırsatlar. Anahtar Kelimeler: Göç sosyolojisi, sivil toplum, STK faaliyetleri, göç yönetişimi, Türkiye'deki Suriyeliler, sosyal sermaye, ağ kuramı, kurumsal kuram.

Geçici hukuki korumalarGöç yönetimiGöçler+7
Nursen Tekgöz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Giorgio Agamben'in Batı siyasal düşüncesine bir katkısı: "Homo Sacer"

Soğuk Savaş'ın etkileri hem siyasal hem de toplumsal açıdan bütün dünyayı etkisi altına alır. Soğuk Savaş sona erdiğinde bütün dünya türbülansa girer. SSCB'nin yıkılmasıyla birlikte, liberal demokrasinin insanların kaderi olduğu iddiaları ortaya atılır. Tarihin sonuna işaret eden bu söylemler, politik olanın emilmesi anlamına gelir. Ancak gerçeklik hiç de tarihin sonunun geldiğini göstermez. Tüm dünya bir kimlik arayışına girer. Avrupa'nın doğusunda halefiyet sorunları kendisini gösterir bu sorun aynı zamanda şiddetin yükselişine işaret eder. Bütün olumsuzluklara rağmen Avrupalı entelektüel Avrupa isminin gösterenlerini aramaya başlar. Entegrasyon tekrar düşünülmeye başlanır. Milliyetçilik tartışmaları da aynı zamanda alevlenir. Bütün bir dünya yeniden yapılanmanın yöntemini aramaktadır. Yeniden yapılanma ise düşünüldüğü kadar kolay olmaz. Şiddet dünyanın temel sorunu hâline gelir. Bu yılların en büyük sorunlarından biri de mülteciliktir. Kısacası kriz hâli söz konusudur. Bütün bunlar İtalyan düşünür Giorgio Agamben'in zihnini de meşgul eder. Bu yüzden Agamben politikanın imkânını düşünmeyi arzular. 1995'te "Homo sacer" adlı dokuz kitaptan oluşan serisinin ilk kitabını yayımlar. Çalışması Batı politikasının zemin temizleme girişimine benzer. Biyopolitika, politik teoloji, istisna hâli kuramlarını kullanarak egemenlik, şiddet, ulus-devlet, politik özne gibi kavramları ele alır. Politikayı farklı bir şekilde düşünmenin imkânını gösterir. Çalışmanın birinci bölümünde Giorgio Agamben'in hayatı ve eserleri üzerine odaklanılacaktır. Aynı zamanda düşünürün karşılaşmaları, etkileşimleri ele alınacaktır. "Homo sacer"in müellifi olarak tarihsel sosyolojik bir portresi çıkarılacaktır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise "Homo sacer"in projesi kapsamında telif edilen dokuz eseri ele alınacaktır. "Homo sacer" projesinin kavramsal haritası çıkarılarak modernite okumasına katkısı için bir zemin teşkil edilecektir. Üçüncü bölümde ilk olarak klasik sosyologlardaki kriz ufkuna dair bir kazı çalışması yapılacak ve modernitenin krizli doğası tartışmaya açılacaktır. Bu kazı çalışmasıyla birlikte, Agamben'in kriz okuması incelenecektir. Anahtar Kelimeler: sosyoloji, kriz, modernite, politik teoloji, biyopolitika, Homo sacer, Giorgio Agamben

Agamben, GiorgioBiyopolitikaHomo Sacer+5
Muhammed Emre Sütcü
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19'un sosyal etkileri: Tanı, tedavi ve taburculuk süreçlerine ilişkin toplumbilimsel değerlendirme

Çin'de 2019 yılının sonunda ortaya çıkan ve Mart 2020 tarihinde pandemi düzeyine ulaşan COVID-19 salgınının küresel bir tehdit oluşturduğuna, bireyden topluma hayatın pek çok alanını peyderpey ve farklı derecelerde etkilediğine ilişkin bilgimiz bilimsel çalışmalar sayesinde gün geçtikçe artmaktadır. Bu araştırmanın amacı, COVID-19 tanısı alan hastalarda korunma-bulaşma deneyimleriyle birlikte tıbbi konuların sosyal bileşenleri; hastanede yatış dönemi özelinde yalıtım, mahremiyet ihlali ve damgalanma-dışlanma açılarından yaşadıkları sorunlar; ekonomik etkilenmeler, insanlar arası ilişkiler bağlamında toplumbilimsel bir değerlendirme yapmaktır. Nitel tekniklerden yüz yüze yarı-yapılandırılmış görüşme yöntemi çevrimiçi olarak kullanılmıştır. Böylece, iyileşen COVID-19 hastalarının tanı, tedavi ve taburculuk dönemlerindeki toplumsal yaşamına yönelik söylem analizi yapılabilmiş, bireysel aktarımlardan topluma ilişkin çıkarımlar yapılması mümkün olmuştur. Araştırmanın özgünlüğü, pandemi sürecinde hastaların tanı ve tedavisinde görev alan bir hekimin alana dair öznel deneyim ve gözlemleri ile sosyolog gözüyle dışarıdan nesnel bir bakışla değerlendirmelerini birleştirmek üzere tasarlanmış olmasıdır. Hastalara ulaşmasında ve onların yaşadıkları süreci anlatmalarını sağlamada hekimlik pratiği, hastaların söylemlerini tartışmada toplumbilimsel kavramlaştırmalar araştırmacıya yol göstermiştir. Pandeminin sosyal eşitlik kavramı üzerine eşitsizliği yeniden üreten etkisi olabileceği, kapatma kavramı üzerinden kesin yalıtımın sosyal açıdan olumsuz etkiler yaratabileceği, damgalanmanın hastalığı geçirmiş kişileri ve yakınlarını mahremiyet ihlaline varan yaklaşımlarla dışlanmaya maruz bırakabileceği, sosyal ilişkilerde dayanışmanın öne çıkmasıyla toplumbilimsel anlamdaki olumsuz etkilerin zayıflayabileceği önermeleri test edilmektedir. Bulgular arasında yalıtımın pek çok sosyal ve psikolojik olumsuz etkilerinin olduğu, özellikle gelir düzeyi düşük kişilerin ekonomik kayıplarının fazla olması nedeniyle sosyal eşitsizliğin yeniden üretildiği, toplumsal işbölümünü güçlendiren dayanışma örneklerinin çeşitlendiği ortaya konmaktadır. Ayrıca mahremiyet ihlali kavramının sınırlarının silikleştiği, bu durumun maruz kalanlar tarafından mazur görülebildiği, kendini-dışlama tavrına sık rastlandığı, COVID-19'un damga arketipleri arasına girdiği de gözlemlenmektedir. Sağlık sosyolojisi kapsamında değerlendirilebilecek bu araştırma, pandemi özelinde sağlık-hastalık eksenindeki çalışmalara tıp bilimi dışında, ancak içeriden bir yaklaşımla katkı sunmaktadır.

COVID 19DamgalamaDışlanmışlık+7
Göksel Altınışık Ergur
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kent hakkı kavramının tarihsel serüveni, açımları ve imkânları

1960'lı yılların sonunda bütün bir öğrenci hareketleriyle çalkalanan Paris'in politik atmosferinde, Henri Lefebvre tarafından geliştirilen "kent hakkı" kavramı, kentte yaşayan bireylerin sahip olduğu yaşamsal ve kentsel hakları, gündelik hayatın tüm veçhelerini kapsayan bir haklar bütünü olarak ele alır. Lefebvre'in kenti Marksist açıdan ele alarak ileriye dönük bir kent tahayyülü kuran ve bunu mümkün kılacak farkındalığı ve mücadeleyi ön plana çıkaran yaklaşımı sonrasında kent hakkı tartışması günümüz kent çalışmaları literatüründe önemini ve güncelliğini korumaktadır. Kent hakkı kavramının geçmişini, ortaya çıkışını, teorik zenginliğini ve bugün için sahip olduğu potansiyelleri derinlemesine irdeleme amacındaki bu tez; öncelikle Weber'den itibaren şehrin bilimsel nesne olarak konumlandırılma sürecini ele alacak, sonrasında ise Fransa'nın 1960'lı yıllardaki politik atmosferini açıklayarak ortaya çıkışını dolayımlayan tüm tarihsel ve toplumsal koşullarla birlikte "kent hakkı" kavramını tartışmaya açacaktır.

Kent sosyolojisiKentsel haklarKentsel sorunlar+3
Hamdusena Eşrefoğlu
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ulus biçim ve yurttaşlık: Erken Cumhuriyet döneminde yurttaşlığın inşası (1923-1938)

Erken Cumhuriyet döneminde yurttaşlığın inşasını konu edinen bu çalışmada, evvela antik yurttaşlığın kavramsal çerçevesi; sonrasında modern yurttaşlığın, ulus devlete referansla tanım bulan, başat içerimleri ele alınmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde antik yurttaşlığın kapsam ve sınırları belirlenmekte, antik kentlerde yurttaşlık ideal ve pratiklerinin göndermede bulunduğu temel değişkenler irdelenmektedir. İkinci bölümde ise, ulus biçimin belirmesine mukabil, yurttaşlık statüsünde yaşanan değişim ve dönüşümler tartışılmaktadır. Yanı sıra farklı ulus ve yurttaşlık kavrayışlarına yaslanan ideal tipler değerlendirilmektedir. Nihayet son bölümde ise, önceki bölümlerde verilmeye çalışılan kavramsal çerçeveye referansla erken Cumhuriyet döneminde yurttaşlığın inşası konu edilmekte; ulus biçim ve yurttaşlık statüsünün başat değişkenleri incelenmektedir.

Cumhuriyet DönemiMilletModern toplum+3
Ezgi Eraslan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci Meşrutiyet Dönemi "Malumat-ı Medeniye" ders kitaplarında vatandaşlık kavramı (1908-1922)

19. ve 20. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nde vatandaşlık üzerine hukuki reformların yapıldığı zaman dilimlerini temsil etmektedir. Bu dönem, 1807 yılında Hüccet-i Şer'iyye mukavelesi ile başlar ve II. Meşrutiyet'e kadar uzanır. 19. yüzyılda sırasıyla Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ilan edilmiştir. Bunun yanı sıra Osmanlı Ceza Kanunnamesi'nin yeniden düzenlenmesi, Tabiiyet-i Osmaniye Kanunnamesi'nin çıkarılması ve Mecelle gibi vatandaşlık kavramına dair reformlar gerçekleştirilmiştir. Osmanlı Devleti'nde Meşrutiyet'in ikinci kez ilanı (1908) ile yeni sayfa açılmıştır. Bu dönem tebaadan vatandaşa geçiş süreci olarak görülmüştür. Meşrutiyet Dönemi iç ve dış siyasi tazyik altında bir yandan devleti çöküşten kurtarmak diğer yandan toplumu dönüştürmek hedeflerinin el ele yürüdüğü bir zaman dilimi olmuştur. Osmanlı Devleti'nde vatandaşı var etme ihtiyacı, modern toplumun siyasi izdüşümü olan ulus-devlete doğru gidiş güzergâhı önemli bir uğrak noktasını temsil etmektedir. Modern devletin mümeyyiz vasfı olarak öne çıkan müdahale imkânı ile çocuk geleceğin teminatı olarak devletin inşa menziline girmiş, sadece ailesine ait olmaktan çıkmıştır. Modern merkezî devletin vatandaşlar cemaatinin inşasında önem taşıyan iki müesseseden biri ordu, diğeri ise okuldur. Böylece Osmanlı Devleti modernleşme sürecine paralel olarak okul bir toplumsallaştırma aracı konumuna yükselmiştir. Yani muallim müktesebatı ve müfredat yeni insan tasavvurunun hayat bulması noktasında en kilit unsurlar arasında yer almıştır. Bu itibarla, İlân-ı Hürriyet'ten hemen sonra meşrutiyet değerleri ile donatılmış bir nesil yetiştirmek için de "Malumat-ı Medeniye" dersi müfredata konmuştur. Bu ders daha sonra Cumhuriyet dönemi boyunca yurt bilgisi, vatandaşlık bilgileri, vatandaşlık ve insan hakları eğitimi gibi isimler altında okutulan derslerin ilk dayanak noktasıdır. Bu çerçevede okutulan bu ders kitaplarının ivedi olarak hazırlanması dikkat çekicidir. Ders kitabı yazarlarının ders kitaplarını hazırlama hususunda Batı'dan, özellikle Fransa'dan ilham aldığı söylenebilir. Tezde "Malumat-ı Medeniye" dersine ait bir dizi eser incelenmiştir. İptidaiye, Rüşdiye ve Sultaniye çağındaki gençler için yazılan bu kitapların dikkate değer bilgilere ulaşmak mümkündür. Yaptığımız araştırma sonucunda, Meşrutiyet Dönemi'nin ders materyali üzerinden nasıl vatandaşlar tasavvur edildiği ortaya konulmuştur.

Ders kitaplarıEğitim tarihiKitaplar+5
Nuri Civelek
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni ekonomi sosyolojisi" perspektifinden Türkiye'de devlet-toplum ilişkileri ve kamu iktisadi kuruluşlarının rolü: Et ve Balık Kurumu örneği

Bu çalışma Türkiye'de bürokrasi ve kamu iktisadi teşebbüslerinin devlet-toplum ilişkilerindeki rolünü yeni ekonomi sosyolojisinin yeni kurumsalcı tartışmalarından hareketle açıklamaya çalışmaktadır. Yeni ekonomi sosyolojisi 1980'lerden itibaren Amerikan akademisi içindeki yükselişini sürdürmektedir. İktisadi olguları kurumlar, sosyal ağlar ve güç ilişkileri perspektifinden hareketle analiz eden yeni ekonomi sosyolojisinde kurum kavramı, iktisat ve siyaset biliminden farklı olarak, informel bir anlama sahiptir. Bu yaklaşımda iktisadi olguları biçimlendiren kurumlar sadece formel kurumlar olmamakta; politik kültür, din, ideoloji gibi informel kurumlar da analize konu edilmektedir. Yeni kurumsalcı yaklaşımın ışığında ilk olarak kamu iktisadi teşebbüslerinin devlet-toplum ilişkilerinde oynadığı role değerlendirilmiş ve informel faktörlerin çalışmanın örnek kurumu olan Et ve Balık Kurumu üzerindeki etkileri tespit edilmiştir. Ardınan politika oluşturma süreçlerinde rol alan üst düzey bürokratlarla derinlemesine mülakat yapılarak, bürokratların informel kurumların negatif iktisadi etkileri karşısında konumlarını stratejik olarak nasıl güncellediği sorusu mercek altına alınmıştır. Örnek kurum ve derinlemesine mülakatlardan elde edilen sonuçlar bürokrasinin liberal dünya düzeni, siyaset kurumu ve toplumsal talepler arasında bir arabulucu olarak konumlandığını ve pozisyonunu bu üç dinamiğin taleplerine göre güncellendiğini göstermektedir.

Devlet-halk ilişkileriEkonomi sosyolojisiEt ve Balık Kurumu+5
Emrah Yıldız
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors