Theses supervised by Prof. Dr. Fahrettin Tızlak

10 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde Tahtacılar ve Tahtacılık (19. ve 20. yüzyılda)

Bu çalışmanın amacı, Osmanlı Arşiv kayıtlarında Tahtacıların sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin veriler aramak ve bu verileri kronolojik olarak sunmaktır. Araştırılmak istenen konu dahilinde Osmanlı Devlet Arşivinden istifade edilmiş, konuya ilişkin ikinci el kaynaklar kullanılmıştır. Osmanlı vesikalarından yararlanarak Osmanlı Devleti'nde genel bir Tahtacı portresi çıkarılmaya çalışılmıştır. Tahtacıların yaşam tarzları, ekonomik yapıları incelenmiş, mesleki durumları hakkındaki veriler sunulmuştur. Çalışmamız Tahtacıların sosyal yapıları üzerinde dururken son bölümde arşiv kayıtlarındaki bulgular dahilinde Tahtacı inanç sistemi ve Tahtacı gelenek görenekleri üzerinde durulmuştur. İncelemiş olduğumuz önemli kaynakların başında gelen Adana vilayeti mufassal cetveli bu konu hakkında önemli veriler sunmaktadır. Önemli fonlardan yararlanmış olduğumuz çalışmamızda temettuat defterine başvurulmuş, 1812 numaralı defter incelenmiştir. Buradan elde etmiş olduğumuz veriler hem metin içerisinde hem de çalışmamızın sonunda tablo şeklinde sunulmuştur. Gayemiz, okumuş olduğumuz vesikalardan yola çıkarak etno-dinsel bir grup olan Tahtacıların Osmanlı toplumundaki yerleri, devlet ile ilişkileri, sosyal yaşantıları, yapmış oldukları meslekleri tarihsel bağlamda incelemiş ve sunmuş olabilmektir. Arşiv kayıtlarında Tahtacıların sosyal yaşantıları yanında işlemiş oldukları suçlar, bu suçlardan hangi cezaları almış olduklarına dair bulgulara saptanmış, mesleklerini icra ederken devlet adamları tarafından ve aşiret beyleri tarafından hangi konularda zorluk yaşadıkları incelenmiş, sosyal yaşantılarında göç hareketleri ve yerleşmiş oldukları bölgeler ele alınmıştır.

Nur Nihal Doğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

18. ve 19. yüzyıllarda Antalya vakıfları (Evkaf ve hurufat defterlerine göre)

Bu çalışmada, Antalya'ya ait evkaf ve hurufat defterleri temel alınarak, Antalya merkez mahallelerinde bulunan vakıflar incelenmiştir. Antalya şehir merkezindeki vakıfların ele alındığı bu araştırmada, öncelikli olarak hayır kurumlarınında istihdam edilen kadroların, devamında da bu müesseselerin gelir ve giderlerinin 18. ve 19.yüzyıllardaki seyri bütüncül bir yaklaşımla ele alınmıştır. Bunun için Antalya'daki vakıflara ait olan 6 adet vakfiye, 16 adet evkaf defteri, 21 adet hurufat defteri ve 26 adet şeriyye sicil defterinin her biri teker teker taranmış, vakıf eserler ve bu vakıf eserlerin bulundukları mahalleler tespit edilip, kayıt tarihleri esas alınarak bu vakıf kurumlarına yapılan atamalar ile vakıfların gelir ve giderleri ortaya konulmuştur. Ağırlıklı olarak Antalya'ya ait evkaf ve hurufat defterleri esas alınarak hazırlanan bu çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Antalya'nın kısa bir tarihçesi, vakıf kavramı hakkında bilgiler verildikten sonra tezin amacı, konusu, çerçevesi ve tezde kullanılan kaynaklar hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde cami, mescit kavramları ele alınarak, bu vakıf kurumlarına yapılan atamalar ile bu vakıfların gelir ve giderleri göz önünde bulundurularak, tarihsel süreçte Antalya camileri ve mescitleri araştırılmıştır. Her cami ve mescit hakkında evkaf ve hurufat defterlerindeki bilgiler, basılı eserler ile desteklenerek bu vakıf eserler hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde Antalya'nın eğitim kurumları araştırılmıştır. Bu bölümde ilk önce medrese ve sıbyan mektebi kavramları açıklanmış, ardından bu eğitim kurumlarına yapılan atamalar hakkında bilgiler verilerek söz konusu bu eğitim kurumlarının gelir ve giderleri tespit edilmiştir. Üçüncü bölümde sosyal amaçlara hizmet eden imaret, çeşme, kuyu, kanal, han, bedesten vb. vakıf kurumları incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümünde ise Antalya'da kurulmuş olan avarız vakıfları ile çeşitli amaçlara hizmet etmek için kurulmuş olan vakıflar araştırılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler esas alınarak, yaklaşık iki yüz yıllık zaman diliminde Antalya merkez mahallelerinde bulunan vakıf eserlerin isimleri, vakıf kurucuları, faal oldukları tarihler, söz konusu bu vakıf eserlerin gelir ve giderleri, bu dönemde tespit edilen vakıfların vakfiyeleri, bu vakıflara yapılan atamalar, atamaların hangi görevlere kimlerin arzı üzerine yapıldığı, vakıf görevlilerinin ne kadar süre ile görev yaptığı, vakıf görevlilerinin akrabalık ilişkileri, yine vakıf görevlilerinin almış oldukları ücretler ve atanma şartları gibi konularda detaylı bilgilere ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan diğer önemli bir sonuç ise, günümüzde mevcut olmayan ve başka kaynaklarda da haklarında pek fazla bilgiye ulaşılamayan çok sayıda vakıf eserle ilgili olarak yeni bilgilere ulaşılmış olmasıdır. Sonuç olarak mevcudiyetleri pek fazla bilinmeyen vakıf eserler bu çalışma sayesinde toplu halde ortaya çıkarılarak, şehirlerin büyüyüp gelişmesinde vakıflar ve vakıf eserlerin önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antalya, Camii, Çeşme, Mahalle, Mescit, Tekke, Vakıf, Zaviye

Şinasi Erol
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde sabun üretimi ve İstanbul'un sabun ihtiyacının karşılanması (1760-1840).

Sabun, günümüzde olduğu gibi Osmanlı döneminde de önemli bir temizlik aracıydı. Araştırmamızın konusu olarak sabunu seçmemizin nedeni, sıradan bir tüketim maddesi olarak görülen sabunun arkasında ne kadar büyük bir üretim, dağıtım ve ticaret ağı olduğunu göstermektir. İstanbul gibi nüfus yoğunluğu yüksek bir merkezde sabun ihtiyacının karşılanması, üretim merkezleriyle başkent arasındaki ticaret ağını, esnaf yapılanmasını ve devletin piyasa düzenlemelerine yönelik hassasiyetini anlamak çalışmamızın temel hedefidir. Çalışmamızda sabun üretim merkezleri, sabun üzerindeki vergi ve fiyat politikaları, esnaf-devlet ilişkileri ve devletin sabun üzerindeki denetimi üzerinden Osmanlı ekonomik ve toplumsal düzenine ışık tutmak amaçlanmıştır. Osmanlı toplumunda sabun, temel temizlik maddesi olduğundan sürekli olarak üretilmesi, istenilen zamanda gereken yerlere gönderilmesi, dağıtımının adil ve kurallara uygun yapılması gerekliydi. Bu sebeple yönetim sabunun, üretiminden dağıtımına kadar olan uzun süreci ayrıntılarıyla kaydediyordu. Bu sayede Osmanlı arşivinde sabuna dair ayrıntılı bilgiler içeren belgeler bulunmaktadır. Bu kıymetli belgeler araştırmamızın ana kaynağını oluşturmaktadır. Arşiv belgelerinden elde ettiğimiz bilgiler literatürdeki yerli ve yabancı araştırma kaynakları ile desteklenmiştir. Çalışmamızın ilk bölümünde, Girit, İzmir, Midilli, Edremit, Ayvalık gibi Osmanlı'nın zeytinyağı deposu olan ve büyük miktarlarda sabun üretilen merkezlerden bahsedilmiştir. Çalışmamızı bu şehirler ile sınırlamamızın nedeni İstanbul'un sabun ihtiyacının en çok buralardan karşılanmasıdır. Ayrıca bölümde sabuncu esnafı ve esnaf-devlet arasındaki ilişkilerde ele alınmıştır. Sabun üzerinde uygulanan vergi rejimleri ve fiyatları konu ettiğimiz ikinci bölümde, arşiv kaynaklarından faydalanarak sabun konusu üzerinden dönemin ekonomik durumu anlatılmıştır. Son bölümde ise İstanbul ve Topkapı Sarayı'nın sabun ihtiyacının karşılanması konusu ele alınmıştır.

Merve Gençarslan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl ortalarında Kaş Kazası'nın sosyal ve ekonomik yapısı

Akdeniz'in liman kentlerinden olan Antalya'nın Kaş ilçesi, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, kadim bir bölgedir. Bu araştırmada Kaş ilçesinin, 19. yüzyılın ortalarındaki sosyal ve ekonomik yapısı ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda Osmanlı arşivinde yer alan defterler ve vesikalar kaynak olarak kullanılmıştır. Araştırmada Kaş'ın 19. yüzyıldaki yerleşim yerleri ve nüfusu tespit edilmiş, bölge ahalisinin sosyal yaşamları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre Kaş'ta 1831/H.1246 yılı nüfus defterine göre; 2 mahalle, 39 köy ve 7 yörük cemaati; 1840/H.1256 yılı nüfus defterine göre 2 mahalle, 44 köy; 1844-45/H.1261 yılı temettuat defterine göre 2 mahalle ve 42 köy yer almaktadır. Bölgenin nüfusu ise 1831/H.1246 yılı nüfus sayımından, 1844-45/H.1261 yılı temettuat sayımlarına kadar yapılan hesaplamalara göre 7620'den, 10769'a yükselmiştir. Elde edilen bulgular; Kaş ahalisinin bir bölümünün 19. yüzyılın ortalarında göçebe yaşamdan, yerleşik bir yaşama geçtiğini göstermektedir. Bölge ahalisinin ekonomik faaliyetleri de Osmanlı arşivinde yer alan temettuat defterleri ışığında çalışmada yer almıştır. Elde edilen veriler; bölge ahalisinin genel olarak tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı göstermektedir. Özellikle yörük gruplarının hayvancılık alanındaki faaliyetleri ve bunun yanında Osmanlı Devleti ile zaman zaman yaşadığı sıkıntılar bu çalışmada dikkat çeken önemli bulgulardır. Günümüzde bir turizm kenti haline gelen Kaş'ın bu çalışma ile tarihsel süreçteki kimliği hatırlatılmak istenmiştir.

19. yüzyılAntalya-KaşEkonomik yapı+7
Oğuz Özmen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

19. yüzyılın ilk yarısında Selanik şehri

Osmanlı Devleti'nin Rumeli bölgesinde önemli bir ticari ve kültürel merkez olan Selanik şehri, 19. yüzyılın ilk yarısında tam bir Osmanlı şehri görünümündeydi. Bu görünümü somut hale getirerek okuyucunun zihninde canlandırma gayesi güttüğümüz bu çalışmada, askerî, idarî, sosyal, ekonomik ve kültürel hayata tuttuğumuz farklı projeksiyonlarla şehrin dinamikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Selanik'in bir Osmanlı şehri olması sebebiyle farklı arşivlerde muhafaza edilen Osmanlı evrakı ana kaynak olarak kullanılmıştır. Döneme ait şehir şeriyye sicillerinden de önemli ölçüde istifade edilmiştir. Ana kaynaklardan elde edilen bilgiler, gezgin notları, yerli ve yabancı literatürdeki araştırma eserleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Şehrin askerî statüsüne dair ilk bölümde askeri birimlerin mekânsal tarifleri ve kalede muvazzaf askerlerden kullanılan mühimmata kadar ayrıntılı değerlendirmeler yapılmıştır. Devamında, şehirdeki sosyal hayatın dinamikleri ve mekân tanımları üzerinde durulmuş, şehrin tarihi topografyası, günümüz Selanik'ine yapılan atıflarla anlamlandırılmıştır. Şehrin sakinleri olan Yahudi, Müslüman ve Rum cemaatlerinin nüfus yapılarının değerlendirmesi, bilhassa sahip oldukları nüfusun şehir hayatındaki nüfuzu üzerinde tespitler yapılmış, bu büyük gruplar haricinde şehrin Frenklerinden müstemenlerine, Bulgar, Ulah, Arnavut azınlıklarından ünlü Dönmelerine kadar toplumsal yapı içerisinde yer sahibi olan tüm unsurların varlığına işaret edilmiştir. Tarih boyunca ticari potansiyeliyle ön plana çıkan Selanik'in hem yerel hem de uluslararası ticaretteki rolü, şehir ekonomisinin üretim, pazar ve tüketim ilişkileri çerçevesinde şekillenen çok kültürlü dokusu "şehir ve ekonomi" başlığı altında incelenmiştir. Ekonomik hayatın kontrol mekanizmaları ve çok renkli manzarası ortaya konmaya çalışılmıştır. Son olarak, Tanzimat öncesinde ve sonrasında, şehirdeki değişim-reform çabaları ile şehir idaresi ve sakinlerinin şehrin farklı problemleri üzerinde kurmaya çalıştıkları hakimiyet değerlendirilmiştir. Şehir sakinlerinin "Selaniklilik" bilinci çerçevesinde ortaya koyduğu kamusal irade örneklerine yer verilmiştir. Şehrin sorunlarına karşı literatürde yer alan tek taraflı anlatımlara Osmanlı evrakı sayesinde eleştirel bir bakış da geliştirilmeye çalışılmıştır. Kullanılan kaynakların özgünlüğü sayesinde, Selanik'in tarihi için yeni bir anlatım ortaya konmuş, şehrin Osmanlı kimliğine dikkat çekilmiştir.

19. yüzyılKent tarihiOsmanlı Devleti+5
Diren Çakılcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nde orman yangınları (1850-1918)

Osmanlı Devleti nazarında ormanların nasıl bir yere sahip olduğunu meydana çıkarmak amacıyla 1850-1918 tarihleri arasındaki orman yangınlarına dair veriler incelenmiştir. Bu amaçla çalışma Osmanlı arşivinden ulaşılan belgelere dayanılarak ele alınmıştır. İncelenen konu, Osmanlı Devleti'nin ve toplumunun ormanlar ile kuruduğu bağ, orman yangınlarının çıkış nedenlerinin incelenmesi, orman yangınlarının söndürülmesi sürecinin araştırılması ve orman yangınlarını önlemek için yapılan işlemlerin araştırılması ve orman yangınlarının sonucunu içerecek şekilde dört ana başlığa ayrılmıştır. Birinci bölüm Osmanlı Devleti ve orman arasındaki ilişkinin incelenmesine ayrılmıştır. Bu doğrultuda ormanların mülkiyeti incelenmiş, Tanzimat Dönemi ile birlikte ormancılık alanında yaşanan değişimler ele alınmış ve ormancılık ile ilgili nezaretlerin değişimi ve orman memurluğunun değişimi kaleme alınmıştır. İkinci bölümde ormanlık arazide yer açmak, kömür üretmek ve eşkıyalık gibi amaçlarla çıkarılan yangınlar ayrıca dikkatsizlik sonucunda meydana gelen yangınlar ve son olarak doğal afet olarak gerçekleşen yangınlar incelenmiştir. Üçüncü bölüm orman yangınlarının söndürülmesi sürecini ele almaktadır. Bu bölümde orman memurları, ordu ve ahalinin orman yangınlarını söndürme çalışmalarındaki etkileri ve görevleri incelenmiştir. Orman yangınlarının söndürülme süreçlerinin birçoğunda birlikte hareket etmiş olan bu üç kesim hakkında detaylı bilgilere ulaşabilmek için üçüncü bölüm; ahali le birlikte orman yangınlarının söndürülmesi, ordunun yardımı ile orman yangınlarının söndürülmesi ve orman memurları ve amelelerin yangınların söndürülmesindeki rolü olarak üç ayrı başlığa ayrılmıştır. Dördüncü bölümünde orman yangınları ile ilgili veriler ve sonrasında yaşanan gelişmeler ele alınmış ayrıca orman yangınlarına karşı alınan önlemler incelenmiştir. Bu bölümde orman yangınlarının incelenen verilere göre nerelerde meydana geldiği ve etkili olduğu alanların boyutu, orman yangınından sonra arazide meydana gelen gelişmeler ve yeniden orman yetiştirme çalışmaları gibi konular ele alınmıştır. Ayrıca ormanların korunması amacıyla gerçekleştirilen çeşitli uygulamalar ve yasal düzenlemeler dördüncü bölümde ele alınmıştır.

Orman korumaOrman yangınlarıOrmancılık+5
Sinan Hüseyin Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

5 numaralı Antalya Şer'iyye Sicili'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi (H. 1247-1251/M. 1832-1835)

Şer'iyye Sicilleri, Osmanlı Devleti tarihinin incelenmesinde en önemli ve birinci elden kaynaklardır. Siciller, yazıldığı dönemin idarî, sosyal ve kültürel yapısı hakkında araştırmacılara önemli bilgiler ihtiva eder. Siciller, ait oldukları yerleşim yerlerinin idarî yapısı, ekonomisi, sosyal yapısı ve kültürel durumuna dair zengin materyaller içerir. Bu yönüyle Osmanlı tarihini aydınlatan en önemli kaynak eserlerdendir. Tez konumuz 5 Numaralı Antalya Şer'iyye Sicili'dir. İncelediğimiz sicil, H.1247-1251/M. 1832-1835 yıllarını kapsamaktadır. Tez, giriş bölümünde şer'iyye sicilleri hakkında genişçe bir tafsilâttan sonra dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Antalya şer'iyye sicilleri hakkında bilgi verilerek, 5 numaralı sicilin özellikleri anlatılmıştır. İkinci bölüm 5 numaralı şer'iyye siciline göre Teke Sancağı'nın idarî taksimatı ve teşkilatı hakkındadır. Üçüncü bölümde, 5 numaralı şer'iyye siciline göre Antalya'nın sosya-ekonomik durumu hakkında değerlendirme yer almaktadır. Dördüncü bölümde ise, 5 Numaralı Antalya Şer'iyye Sicili belgelerinin fihristi ve transkribe metni yer almaktadır. Bu tezde H.1247-1251/M. 1832-1835 yılları arasında tutulan 5 Numaralı Antalya Şer'iyye Sicili ışığında Antalya'nın idarî, adlî, askerî ve sosyo-ekonomik durumu ortaya konulmaya çalışılmıştır. İncelediğimiz dönem, Osmanlı tarihinde büyük değişimlerin yaşandığı II. Mahmut dönemini kısmen ihtiva etmektedir. Tezimize konu olan belgelerde, II. Mahmut döneminde ortaya konan idarî, adlî, askerî, ekonomik ve sosyal değişimlerin Antalya'ya yansıdığı görülmektedir.

AntalyaAskeri yapıOsmanlı Devleti+6
Hakan Tufan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

II. Abdülhamid Dönemi siyasi sürgünler

II. Abdülhamid, Kanun-i Esasi'yi kabul şartıyla tahta çıkmasının ardından kısa süre sonra meşrutiyet taraftarı güçlü bürokratları İstanbul'dan uzaklaştırmış, ardından Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etmiştir. 113. maddeye dayanarak ilan ettiği örfi idare ile uyguladığı sansür, oluşturduğu hafiye ve jurnal ağı mektep öğrencileri başta olmak üzere kendisine muhalif bir oluşuma neden olacaktır. İstanbul'da Meclis'in yeniden açılmasını isteyen mektep hocaları, öğrenciler, bürokratlar, gazeteciler II. Abdülhamid tarafından sürgün edilerek etkisiz hale getirilmek istenmiştir. II. Abdülhamid rejimine karşı olan ve temelde farklı ideolojilere sahip olmalarına rağmen meşruti yönetimi isteyen muhalifler "Jön Türk" olarak anılırken içlerinden örgütlü, güçlü bir teşkilat olarak 'İttihat ve Terakki Cemiyeti' ortaya çıkmıştır. Yurt içinde II. Abdülhamid'e karşı muhalefet gerçekleştirme imkanı bulamayan muhalifler yurt dışına firar ederek "gönüllü sürgün" olma yolunu tercih ediyordu. Yurt içinde faaliyette bulunanlar ise yakalandıkları zaman çoğu zaman doğal bir tecrit alanı olan Fizan'a sürgün ediliyordu. Sürgünler bulundukları topraklarda, çıkardıkları yayın organları, kurdukları cemiyetler ve halkla temaslarıyla muhalefeti geniş bir coğrafyaya yaymıştır. XX. yüzyıl başından itibaren vergilerin arttırılması üzerine sürgünler yerli halkı kışkırtmış Anadolu'da isyanlar çıkarılmış, halkın talebiyle valiler padişah tarafından görevden alınmıştır. Avrupa'daki sürgünler ise 1907 Kongresi'nde vergil verilmemesi ve askeri darbe yapma konusunda karara varmıştı. Son olarak Makedonya Bölgesi'nde meydana gelen siyasi gelişmeler ve örgütlenmeler neticesinde meşrutiyet yeniden ilan edilmiştir. İstanbul'a dönen sürgünler kaybettikleri memurluklarını, eğitim haklarını yeniden elde edemeyince muhalefete geçmişlerdir. Meşrutiyetin ilanının ardından 31 Mart Ayaklanması yaşanmış ve II. Abdülhamid tahttan indirilerek Selanik'e sürgün olarak gönderilmiştir.

Abdülhamid IIJön TürklerOsmanlı Devleti+3
Gülsüm Şimşek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

1839-1917 arası Istanos (Korkuteli)'un idari, sosyal ve ekonomik durumu

Şehir tarihi araştırmaları, bir bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel varlığının ortaya konulmasında büyük önem taşımaktadır. Tarih boyunca önemli bir yerleşim yeri olan Istanos, Teke Sancağı'na bağlı Antalya kazasının bir nahiyesi olarak bu statüsünü XX. yüzyıl başlarına kadar sürdürmüştür. Tanzimat döneminden itibaren yaşanan gelişmelerin bir neticesi olarak, 1914'te başlayan bürokratik girişimlerin 1917'de sonuç vermesiyle kaza haline getirilmiş ve Korkuteli adını almıştır. Çalışmamızın amacı, Antalya kazasının bir nahiyesi ve yaylağı olan Istanos'un 1839-1917 arasındaki resmini ortaya koymaya çalışmaktır. Bu çalışmada şehir tarihçiliği açısından önem taşıyan Antalya Şer'iyye Sicilleri, Istanos Temettuat Defterleri, Teke Nüfus Defterleri, Konya Vilayeti Salnameleri ve Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nin çeşitli fonlarındaki arşiv belgeleri kullanılmış; Istanos'un idari, sosyal, ekonomik durumu, bu üç ana başlık altında derinleştirilerek incelenmeye çalışılmıştır. Çalışmamız sırasında, Istanos'un aile yapısı, kültürel varlıkları, eğitim yapısı, toprağın ve tarımın durumu ve nahiyenin ekonomik faaliyetleri araştırılmış ve tesbit edilmiştir. Bunun yanı sıra Istanos'un Antalya için önemli bir sayfiye yeri olduğu, Antalyalı ahalinin çeşitli açılardan Istanos'u yatırım alanı olarak gördüğü anlaşılmıştır. Istanos'un yerli ahalisi yanında, Yörük-Türkmen cemaatlerinin Istanos'daki varlığı ve sosyo-ekonomik durumları anlatılan konular arasındadır. Istanos'da yapılan tarım ve hayvancılık ile el sanatları ve küçük üretim faaliyetlerinin ülkenin iktisadi birikimine sağladığı katkı ortaya konmuştur.

Antalya-KorkuteliEkonomik durumKent tarihi+5
Tuba Meryem Yıldız
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında Teke Sancağı'nda hapishaneler

İnsanlık ile yakın geçmişe sahip olan suç, yine insanlık tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. Bu anlamda suçluya karşı farklı tavırlar alınmış ve suçlunun suça yönelik davranışına karşı savaş açılmıştır. Bu savaş suçu yok etmek ve suçluyu da cezalandırarak suça yönelik davranışından uzaklaştırmak yönlü olmuştur. Böylelikle suç ile birlikte cezalandırma yöntemleri de gelişmiştir. İlk başta bu yöntemler sonraya oranla daha sert ve vahşi düzeyde olmuş ve zamanla bu durum olumsuz karşılanmıştır. Bu sebeple de cezalandırma yöntemleri yumuşatılmış ve bundan dolayı yeni yöntemler gelişmiştir. Bu yöntemler arasında en fazla rağbet göreni de hapis cezası olmuştur. Hapis Cezası Avrupa merkezli olarak 16. yüzyılda ortaya çıkmış ve 17. ve 18. yüzyılda gelişmeler göstererek Avrupa'da yayılmıştır. Osmanlı Devleti ise hapis ve hapishane olgusu ile 19. yüzyılda tanışmış ve bu yüzyılda bütün Osmanlı coğrafyasında yaygınlık göstermiştir. Gülhane Hatt-ı Hümayunu ile birlikte Osmanlı Devleti'ne giren hapis cezası, 1841, 1851 ve 1858 tarihlerinde çıkarılan ceza kanunnameleri ile yasal olarak devlete yerleşmiştir. 1846 yılı itibariyle de Osmanlı'nın her vilayet ve kaza merkezinde birer hapishane inşa edilmeye başlanmıştır. Her vilayet ve kaza merkezinde inşa edilmeye başlayan hapishaneler, Teke Sancağı'nda da aynı zamanda görülmeye başlamıştır. Sancağın merkez kazası olan Antalya'da ilk başlarda hapishane olarak, hükümet konağı içerisindeki iki oda kullanılmıştır. Daha sonra 1873 yılında yeni bir hapishane inşa edilmiştir. Ancak yeni hapishanenin harabe haline gelmesi ve mahkûmlara yeterli gelmemesi sebebiyle zaruri olarak 20. yüzyılın başında yeni bir hapishane inşa edilmiştir. Gerek eski hapishanelerde gerekse de yeni hapishanede pek çok sağlık ve ekonomik sorunları yaşanmıştır. Bu sıkıntılar pek çok zaman da mahkûm ve memurlara yansımıştır. Teke Sancağı'nın bütün kazalarındaki kadın hapishaneleri ise genellikle kiralanan haneler olmuştur. Sadece Antalya Hapishanesi'nin inşası sırasında hapishane içerisine kadınlar için de iki odalı bir hapishane tahsis edilmiş olması sebebiyle, 20. yüzyıldan itibaren merkez kazasının bir kadın hapishanesi olmuştur. Teke Sancağı'nın diğer kazaları olan Akseki, Alanya, Elmalı ve Kaş kazalarında hapishane olarak sadece hükümet konaklarının bodrum katları kullanılmıştır. Hiçbir zaman müstakil hapishanesi olmayan bu kazaların hapishanelerindeki durum ise yine Antalya Hapishanesi ile farklı olmamıştır. Hapishanelerin düzeni, sıhhi şartları ve mahkûmların sorunlarına dair konularda sürekli sıkıntılar yaşanmıştır. Hükümet konaklarının bodrum katındaki bu hapishaneler, arşiv belgelerinde havasız, dar, rutubetli, karanlık ve hastalık yayıcı olarak ifade edilmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerinde Teke Sancağı'nın kazası haline gelen Korkuteli, Finike ve Manavgat kazalarında da hapishane olarak yine hükümet konaklarının bodrum katları kullanılmıştır. Devletin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar hapishanelere de yansımıştır. Bu sebeple ilk başta Teke Sancağı'nda, sağlık koşullarına uygun hapishane inşa edilememiştir. İlerleyen süreçte sadece merkezde bir hapishane yapılsa da yine ekonomik sebeplerle diğer kazalarda hapishane inşa etmek mümkün olmamıştır. Sağlıklı hapishanelerin inşa edilemeyişi doğal olarak mahkûmlara yansımıştır. Teke hapishanelerinde bulunan mahkûmların pek çok zaman sağlıklarının bozuk olduğu görülmüş ve hatta bu hastalıklar nedeniyle ölümler dahi gerçekleşmiştir. Ekonomik sıkıntılar ayrıca hapishane memurlarına da yansımıştır. Düşük maaşlar nedeniyle görevlerini yerine getirmeyen memurlar, hapishane ile ilgilenme konusundan mahkûmların ihtiyaç ve sağlıklarına kadar pek çok konuya ilgisiz ve kayıtsız kalmışlardır. Düşük maaşlar aynı zamanda memurları yolsuzluk olaylarına yöneltmiş ve bu sebeple görevlerinden alınan memurlar olmuştur. Memurların kayıtsızlıkları ayrıca firar olaylarına da zemin hazırlamıştır. Teke hapishanelerinden pek çok mahkûm firara kalkışmış, firarlar gerçekleşmiş, firar esnasında ölümler meydana gelmiş ve hatta firar ettikten sonra hiç yakalanamayan suçlular olmuştur. Mahkûmlar, memurlar ve hapishaneler devamlı olarak Osmanlı Devleti'ne sıkıntılar çıkarmıştır. Osmanlı Devleti'nin son döneminde devletin ekonomik, siyasi ve sosyal sıkıntılarının üzerine hapishane ve hapishaneye dair diğer sıkıntılar eklenmiştir. En önemlisi hapishanelerin giderleri devlet için daha da büyük sıkıntılara neden olmuştur.

AntalyaAntalya-AksekiAntalya-Elmalı+7
Yahya Sülek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors